‹ 2026-04-05 debe listesi

çaydanlıktan çıkan buharla gelen hatıralar

AI Özet: yazar, bir ikindi çayının iyi gideceğini düşünürken aklına ankara'ya taşındığı ilk günler geliyor. yazın bitip kışın geldiği, istanbul'un kenar mahallesinden ankara'nınkine transfer olduğu o zamanları yüzlerce yıl öncesi gibi anımsıyor. ilkbaharda papatya denizinden, kışın çimen ve çamurdan geçtiği okul yolunun betona dönüştüğünü belirtiyor. o zamanlar mutsuz, ürkek ve cılız bir çocuk olduğunu, gördüğü her şeyi hayal dünyasında bir hikâyeye dönüştürmekte usta olduğunu anlatıyor. yazın asfalttan yansıyan sıcakla kavrulan hassas teninin ve güneş görmeyen zemin kat dairesinden çıkınca kamaşan gözlerinin iç anadolu ayazıyla tanıştığı o ilk günlerden bahsediyor. okula giderken sokakları arşınladığını ve muhayyilesini tahrik edecek bir şeyler aradığını söylüyor. tam da o anda aradığını bulduğunu belirtiyor: paslı zincirlerinden tutunduğu eski bir salıncakta dalgınca sallanan kısa saçlı bir kız. yeşil olduğunu ancak görebildiği gözlerine dökülen kaküllerinin o kendine has savrukluğuyla bir aşk girdabına kapıldığını ve ruhunun çaydanlıktan çıkan yoğun buharlar gibi savrulduğunu ifade ediyor. ilk anda onun güzel yüzünde ışıldayan yeşil gözlerine, dalgınca öne eğilmiş başındaki kısa kesilmiş saçlarının gözlerine düşen kaküllerine, hüzün dolu tek başına oluşuna ve paslı zincirlere tutunan ellerine aşık olduğunu dile getiriyor. ankara'nın o asfalt çölünden, istanbul'dan geldiği çimenlere benzeyen vahaları olan banliyösüne taşınana kadar onu uzaktan aşkla sevdiğini anlatıyor. kendisinden büyük olduğunu, okula geliş gidişlerinde muhayyilesinin türlü filmlerle dolu yazlık bir sinemaya dönüşmesinin sebebi olmasına rağmen varlığının farkına varmadığını belirtiyor. onu uzaktan gördüğünde karşılıklı geçiş anında aynı kaldırımda olmamak için az tehlike atlatmadığını söylüyor. şimdi düşünüyor da var olduğunu hiç bilmemiş ve hiç bilmeyecek birine, bunca yıl sonra hatıralarında neden yer verdiğini sorguluyor. ancak hemen cevabını da veriyor: servilerin gece rüzgarında usul usul salındığı bu yazlık sinemada duygularının ve yalnızlığının yönettiği filmin başrol oyuncusunun kendisi olduğunu, yani aşkın da hayalin de kendisi olduğunu ekliyor.
yeşil olduğunu ancak görebildiğim gözlerine dökülen kaküllerinin o kendine has savrukluğuyla bir aşk girdabına kapılan ruhum da tıpkı çaydanlıktan çıkan yoğun buharlar gibi sağa sola savruldu şiddetle dönerek.

bir ikindi çayı iyi giderdi şimdi.ankara'ya taşınalı birkaç ay olmuş, yaz bitmiş, sonbahar geçmiş, kış gelmişti. yüzlerce yıl önceydi. istanbul'un kenar mahallesinden ankara'nınkine transfer olmuş; ilkbaharda bir papatya denizinden, kışın ise kâh çimen kâh çamurdan geçerek gittiğim okul yolu betonla çevrili bir asfalta dönüşmüştü. mutsuz, ürkek ve cılız bir çocuktum. hülyalı karakterim gördüğüm her şeyi hayal dünyamda bir hikâyeye dönüştürmekte pek mahirdi. yazın asfalttan yansıyan sıcakla kavrulan beyaz ve hassas tenimin ve güneş almayan bir zemin kat dairesinden çıkınca güneşten kamaşan gözlerimin iç anadolu ayazıyla tanışmasının ilk günleriydi. okula gidiyor, muhayyilemi tahrik edece...

okumaya eksisozluk.com'da devam et ↗
#ankara #çocuk #aşk #salıncak #hatıralar

AI araçları

⚠️ AI tarafından üretilen içerikler tamamen otomatiktir, eksidebe.com'un veya orijinal yazarların görüşlerini yansıtmaz. bu araçlar yalnızca eğlence ve araştırma amaçlıdır.

farklı anlatılırsa

🎭 ruh haline göre yaz

bu entry'i farklı bir ruh halinde okumak istersen, nasıl hissettiğini yaz (ör: kızgın, taraflı, diktatör vb.)

⚔️ kapışmalı rewrite

iki stil seç, yan yana gör, hangisi daha iyi oy ver

karşıt görüş

💬 tartışma modu

bu içerik eksisozluk.com'da yayınlanan orijinal entry'nin AI tarafından üretilmiş özetidir. tam metin için orijinal kaynağı ziyaret edin.

orijinal entry → eksisozluk.com

benzer entry'ler

bunu da beğenebilirsin