‹ 2026-04-03 debe listesi

tünel

AI Özet: yazar, tünel'de oturduğu zamanları anlatıyor. kumbaracı yokuşu'nda bir çatı katında yaşadığı bu dönemin hayatının en "romanesk şıklığa" sahip zamanları olduğunu belirtiyor. dünyanın londra'dan sonra en eski metrosu olan, 17 ocak 1875'te kurulan ve 555 metre uzunluğundaki tünel'e binmek, onun için keyifli bir ritüelmiş. yazar, karaköy ve beyoğlu arasında tramvaya binmek zorunda kalanların, aslında 151 yıllık bir geleneğin yükünü omuzlarında taşıdığını düşünüyor. eğer 1867 yazının o "cehennem gibi sıcak" günlerine gidebilselerdi, "yüksek kaldırımın çok dik ve bakımsız yokuşlarında paçalarından ter damlayarak" çıkan insanların yaşadığı eziyeti anlayıp, bu duruma son veren fransız mühendis eugene henri gavand'a ve nafia nazırı davut paşa'ya bir rahmet okumadan tünel'e binmezlerdi diyor. ona göre bu bir buçuk dakikalık yolculuk, aslında bir zaman tüneli deneyimi sunuyor. ancak yazar, geçmiş, bugün ve gelecekten oluşan zamanı içselleştiremediğini, hayatının koşuşturmacasında sadece ortasından geçip gittiğini fark ettiğini söylüyor. mesela, semtlerindeki elektrik malzemeleri satan dükkanın çalışanı ahmet'in yaşadığı bir olayı örnek veriyor. ahmet'in, karşılığı olmayan bir çek yüzünden sinirlenip saray muhallebicisi'nde kazandibi yediğini ve bu durumun tüm ödeme dengesini alt üst ettiğini anlatıyor. ahmet'in tünel'e binerken "ayakta uyur bir halde camdan dışarı baktığını" ve ne davut paşa'nın ne de 6 temmuz 1943'te kopan kayış yüzünden ölen kontrol memurunun ruhlarının ahmet'in içinden geçen bir dua ile şad olmadığını belirtiyor. yazar, ölen kontrol memurunun ilginç bir hikayesini de paylaşıyor: hüseyin rahmi gürpınar'ın tünel'de unuttuğu, "kesik başın esrarını" yazdığı roman taslaklarının olduğu defteri saklamış ve uzun süre almaya gelmeyince bizzat heybeliada'daki evine götürmüş. yazar, bu "kırmızı, kısa ama nedense ruhu kilometrelerce uzunluğundaki" tünelin, karaköy'den binenleri "olağanüstü güzellikte bir meydana" çıkardığını söylüyor. bu meydanı, "paris'in üzerinden spatulayla alınmış bir parça kremanın, paris'e ait ancak istanbul'a sürülmüş bir katmanı" gibi "ihtişamlı ve leziz bir pasta"ya benzetiyor. (bkz: tünel meydanı) (bkz: kumbaracı yokuşu)
Bu tünelin aslında bir zaman tüneli de olduğunun farkında olabilirdik.

bir zamanlar tünel’de oturuyordum. tünel meydanına varmadan, istiklal’de soldaki son sapak olan kumbaracı yokuşu’nda bir çatı katında yaşardım. hayatımın mekânsal fon olarak en romanesk şıklığa sahip dönemleri olduğunu söyleyebilirim. 17 ocak 1875’te kurulan ve dünyanın londra’dan sonra en eski metrosu olan 555 metre uzunluğundaki tünel’e binmek semtin bir sakini olarak arada bir gerçekleştirdiğim keyifli bir ritüeldi. karaköy ve beyoğlu arasında her ne sebeple olursa olsun tramvaya binmek durumunda kalan bizler, bugün yüz elli bir yıla varmış bir geleneğin farkında olmadığımız yükü omuzlarımızda, gözlerimizi kapatarak günde on binlerce kişinin yüksek kaldırımın çok dik ve bakımsız yoku...

okumaya eksisozluk.com'da devam et ↗
#tünel #istiklal #metro #karaköy #beyoğlu

AI araçları

⚠️ AI tarafından üretilen içerikler tamamen otomatiktir, eksidebe.com'un veya orijinal yazarların görüşlerini yansıtmaz. bu araçlar yalnızca eğlence ve araştırma amaçlıdır.

farklı anlatılırsa

🎭 ruh haline göre yaz

bu entry'i farklı bir ruh halinde okumak istersen, nasıl hissettiğini yaz (ör: kızgın, taraflı, diktatör vb.)

⚔️ kapışmalı rewrite

iki stil seç, yan yana gör, hangisi daha iyi oy ver

karşıt görüş

💬 tartışma modu

bu içerik eksisozluk.com'da yayınlanan orijinal entry'nin AI tarafından üretilmiş özetidir. tam metin için orijinal kaynağı ziyaret edin.

orijinal entry → eksisozluk.com

benzer entry'ler

tu***'in diğer debe'leri

bunu da beğenebilirsin