AI Özet: yazar, şantaj durumuna düşenlere önce geçmiş olsun diyor ve panel belası yüzünden herkesin başına gelebileceğini belirtiyor. çözüm olarak engelle geçmeyi ve yapay zeka bahanesini kullanmayı öneriyor. (bkz: şantaj) arkadaşının başına gelen absürt olaylar üzerinden konuyu tiye alarak, zamanla her şeyin geçeceğini ve moral bozmamak gerektiğini söylüyor.
öncelikle zor bir durum, çok geçmiş olsun. şu sıralar çok fazla insanın da başına gelen bir durum. ne yazık ki panel belası yüzünden tüm çevrenin iletişim bilgilerine de ulaşıyorlar. bana kalırsa...
AI Özet: yazar (bkz:akıt) uydurması diyor.
gerizekali akitlerin oldugunu uydurdugu veya zannettigi solcudur.
AI Özet: yazar, işine geldiğinde gelenekçi, geldiğinde modern, boşanırken ise şeriat kurallarını hatırlatan kadın tipinin en tehlikelisi olduğunu savunuyor. başlangıçta gözü tok takılanların zamanla lüks tutkununa dönüştüğünü, düğün basit olsun deyip en pahalı salonları seçtirdiklerini anlatıyor. (bkz: mal paylaşımı) mevzu boşanmaya geldiğinde ise tüm birikimlerin ve eşyaların karşı tarafa kaldığını, hatta mehir gibi detayların bile devreye girdiğini belirtiyor. babasının önce mütevazı davranıp sonra miras hukukçusu kesilmesine de ayrı bir parantez açıyor. sonuçta karakterin rüzgara göre yön değiştirdiğini söyleyen yazar, bu durumda kalan adamları da enayilikle suçlayıp (bkz: yaşanmış bir hikaye) diyerek konuyu bağlıyor.
en tehlikeli kadın tipi; evlenirken gelenekçi, evlilikte modern, boşanırken şeriatçı olan kadın tipleridir."gözüm malda mülkte değil." diye başlar, boşanırken senden mehirini bile almak ister ve ...
AI Özet: yazar, ekrem imamoğlu'na karşı yürütülen yargı sürecinin tam bir hukuk faciası olduğunu savunuyor. binlerce sayfalık iddianameye rağmen ortada somut delil olmadığını, itirafçıların beyanlarının bile çöktüğünü belirtiyor. adamı savunma sırasının en sonuna atıp, yüzlerce eylem için sadece birkaç saat süre verilmesini (bkz: şaka gibi) trajikomik buluyor. diğer siyasilere tanınan geniş sürelerin imamoğlu'na verilmemesini ve itiraz edince salondan kovulmasını adaletsizlik olarak tanımlıyor. yazara göre bu durum artık sadece bir siyasi dava değil, temel hakların çiğnendiği bir süreç. herkesi bu hukuksuzluğa karşı ses çıkarmaya ve empati kurmaya çağırıyor. (bkz: adaletsizlik)
kısa bir anlığına bu adam yapılan hukuk zulmünün babanıza ,annenize, evladınıza ya da bizzat kendinize yapıldığını düşünün. hakkınızda 4000 sayfa iddianame var tek delil yok. itirafçı beyanlarını...
AI Özet: yazar, barış göktürk'ün hayatı boyunca galatasaray'ın şampiyonluklarına şahit olduğunu anlatıyor. adam ana okulundan fenerbahçe yönetim kurulu üyeliğine kadar her aşamada rakibinin kupaları topladığını görmüş. resmen kupa yağmurunun altında kalmış (bkz: şanssızlık). yazar, durumu sınıfta tek başına fenerbahçeli kalan çocuk dramına benzeterek barış'ın halini özetliyor. kısaca adamın ömrü rakibinin başarılarını izlemekle geçmiş.
barış göktürk 1982 doğumlu.ilkokula başladığında galatasaray şampiyon oldu. ana okuluna gittiyse o zaman da galatasaray şampiyon oldu.ortaokula başladığında galatasaray şampiyon oldu.saint benoit...
AI Özet: yazar, çok başarılı ama biraz çatlak bir doktorla yaşadığı anıyı anlatıyor. hekimin hastanın parmağında iğne varken telefonu çaldığında, iğneyi öylece bırakıp eşine aşkla cevap vermesini anlatmış. yani adamın aşkı ve işi tavan yapmış ama (bkz: yoğundum arayamadım) bahanesinin aslında ne kadar boş olduğunu kanıtlamış.
birkaç yıl evvel bir ortopedistin odasındayım.yeğenimin kolu kırılmıştı sıra bekledik girdik. bu doktoru daha önceden biliyorum. hastaları üçer beşer alıyor. biraz kafası kırık. orta yaştan biraz...
AI Özet: yazar (bkz: ters köşe) yapıyor.
AI Özet: yazar, messi'nin mütevazılığına ve başarılarına rağmen hala eleştirilmesine anlam veremiyor. (bkz: akıl mantık) diyerek, adamın rekorlarını görmezden gelenlere hafiften sövüyor.
ya benim yıllardır çözemediğim bir şey var bu adam sahaya çıkıyor topunu oynuyor bu kadar ne kendisini öven bir açıklaması var ne başkala...
AI Özet: yazar, nato liderlerine hediye edilen revolverların başına gelen trajikomik durumları anlatıyor. kimisi gümrükle uğraşamamış, kimisi elçiliğe bırakmış, kimi de polise teslim etmiş. von der leyen direkt müzeye bağışlayacakmış, meloni ise sarayda saklıyormuş. yazar burada (bkz: ironi) yaparak, aynı durum türkiye'deki lider için geçerli olsa prosedürlerin nasıl işleyeceğini sorguluyor. gümrük memurlarının böyle bir durumda soru sorup soramayacağını merak ederek mevzuyu tiye almış.
son durumlar:1)ingiltere başbakanı keir starmer'in, silah ithalatına ilişkin yasal düzenlemeler nedeniyle kendisine hediye edilen revolveri ingiltere'ye götüremedi.2)polonya cumhurbaşkanı karol n...
AI Özet: yazar, birilerinin haklıyken yaptığı saçma çıkışlarla haksız duruma düşmesine gıcık olmuş, konuyu da emile zola ve meşhur j'accuse olayı üzerinden anlatıyor. olay şu; dreyfus diye bir adam sırf yahudi diye hainlikle suçlanıp sürgüne gönderiliyor. zola da çıkıp "ben suçluyorum" diyerek devletin ve ordunun uydurma kanıtlarla adamı yaktığını, asıl hainlerin ise keyif çattığını herkesin önünde haykırıyor. (bkz: dreyfus davası) yazarın deyimiyle zola, devletin üst kademelerini fena haşlamış. tabii devlet önce zola'yı da hain ilan edip kovalamış ama halk "hayırdır, ne oluyor" diye sorunca geri adım atmışlar. dreyfus'u önce bir "zevahiri kurtarma" operasyonuyla yine suçlu bulup cezasını düşürmüşler, yıllar sonra da "pardon kardeşim sen masummuşsun" diyerek itibarını iade etmişler. adam zaten hayatının en güzel yıllarını cehennem gibi bir adada heba etmiş. yazar burada asıl vurguyu şuna yapıyor; 1898 yılında bir adam çıkıp devlete kafa tutabiliyorken, günümüzdeki bazı muhalif takılan tiplerin hala devletten çekinmesi veya devleti kutsallaştırması çok absürt. yazar, devleti kutsal sanıp ona karşı sesini çıkaramayan veya bunu yaparken yanlış yollara sapanların durumuna ironik bir şekilde yaklaşıyor. yani özetle, devlete tapınmayı bırakıp gerçek anlamda itham etmeyi öğrenmek gerektiğini savunuyor.
--- spoiler ---haklıyken böyle saçma sapan çıkışlar yapıp haksız duruma düşmesi gerçekten bıktırdı artık.--- spoiler ---emile zola'nin fransa hatta belki insanlik tarihini degistiren makalesinin ...
AI Özet: yazar, fikstürün galatasaray'a torpil yapıldığını düşünenlere karşı çıkıyor. şans faktörünü ve top çekme olayını anlatarak (bkz: komplo teorileri) kasanların boşuna uğraştığını belirtiyor.
--- spoiler ---cincon'a yine kıyak geçilmiş fikstürdür. yukarıda bir arkadaş daha yazmış, yine lige yeni yükselen takım ile başlıyorlar. ayrıca son d...
AI Özet: yazar, boşanma sonrası tanıştığı dış görünüşü on numara olan biriyle yaşadığı talihsiz flört sürecini anlatıyor. başta her şey normalmiş ama kısa sürede karşı tarafın tek yaptığı kredi borçlarından, iş yerindeki kaosundan ve köpeğinin hastalığına kadar her şeyi dert yanmak olmuş. yani bildiğin (bkz: enerji vampiri) ile karşılaşmış. yazar bir akşam televizyon karşısında kafa dinlerken gelen o karamsar telefonla beraber "ben bu kadar strese gelemem" diyerek fişi çekmiş. özetle, size mutluluk getirmek yerine sırtınıza sorunlar yükleyen tiplerden uzak durun diyor. yoksa (bkz: geç kalmış bir farkındalık) ile baş başa kalırsınız.
boşandıktan sonra biriyle tanışmıştım. hani eli yüzü düzgün, güzel diye tanımlayacağım bir insan. karpuz da değil ki yoklayasın tartasın. neyse flört zamanı, işte karşılıklı tanımaya çalışıyoruz ...
AI Özet: yazar, semmelweis'ın el yıkama alışkanlığıyla kadınların hayatını kurtarışını ama meslektaşlarının egosuna çarpışını anlatıyor. doktorlar kadavradan çıkıp ellerini yıkamadan doğuma girince ortalık karışmış, semmelweis durumu çözüp kireçli suyla çözüm üretmiş ancak tıp dünyası (bkz: ego) yüzünden bunu reddetmiş. beyefendilerin elleri kirli olmaz kafasıyla adamı dışlamışlar, sonunda zavallı doktor akıl hastanesinde trajik şekilde can vermiş. yazar burada semmelweis refleksi dediği şeyi, kanıtlar ortada olsa bile yeni bilgilerin inatla reddedilmesi olarak tanımlıyor. tam bir (bkz: trajikomik) hikaye.
1840'larda viyana'nın en büyük hastanesinde doğum yapacak kadınlar iki koğuştan birine düşüyordu: doktorların baktığı birinci koğuş, ebelerin baktığı ikinci. kadınlar birinciye yatırılmamak için ...
AI Özet: yazar, bizimkiler dizisinden sabri bey karakterini canlandıran mehmet akan'ın vefatının üzerinden 20 yıl geçtiğini hatırlatıyor. çocukken kapıcı cafer'i tutup sabri bey'den pek haz etmediğini, aykut oray ile olan atışmalarının ve meşhur zapt mevzusunun hala aklında olduğunu söylüyor. (bkz: bizimkiler) diyerek nostalji yapan yazar, usta oyuncu için rahmet diliyor ve dostluğun önemine değiniyor.
sayın mehmet akan yani bizimkilerden bildiğimiz sabri bey öleli bugün tam olarak 20 yıl olmuş.hey gidi sabri bey bir türlü göremedik o zaptı fakat her daim ağzında olan '' tutarım zaptı'' cümlesi...
AI Özet: yazar diyor ki beyaz yakalıların çoğu yakında boşta kalacak çünkü dünya artık henry ford dönemi değil. yapay zeka ve robotlar gelince iş gücünün büyük kısmı devre dışı kalacak. çözüm olarak evrensel temel gelir mevzusuna girilecek; zenginlerden ve robotlardan alınan vergilerle millete karnını doyuracak kadar para verilecek ama kimsenin hiçbir şeye sahip olamadığı bir düzen kurulacak. (bkz: distopya) mavi yakalılar da kurtulmuş değil, onlar da robotlara yenilecek. yazarın öngörüsüne göre dünya modern bir kast sistemine evrilecek. çin ve hindistan'daki sistemlerin kapitalizmle birleştiği, vatandaşlık puanlarının olduğu bir ortam bizi bekliyor. en zeki, en yetenekli ve en güzel olanlar tepede toplanıp kendi aralarında takılırken, geri kalanlar vasatlar sınıfında olacak. isyan çıkarsa da robot askerlerle sertçe bastırılacak. en sonunda da kastından sıkılanlara uzay madenciliği gibi zor işler teklif edilip diğer gezegenlere sürgün edilecekler. (bkz: alien) yani özetle, zeka ve fiziksel avantajı olmayanlar için gelecek pek parlak değil, merhamet beklemeyin diyor.
aslında üzerinde uzun uzun kaynaklı yazabileceğim derin bilgilere haiz olduğim bir konu. belki bir gün yazarım.ama kısaca şunu demek istiyorum.henry ford kıssası verilmiş. ancak dünya henry ford'...
AI Özet: yazar, metin altıok'un hüzünlü dizeleriyle giriş yapıp bizi kendi hayatının dramına götürüyor. mevzu aslında yazarın 2015 civarı yaşadığı memuriyet çilesi. önce yozgat'ta zamanın izafiyyetini bizzat deneyimlemiş, sonra izmir'in (bkz: sürgün) bölgelerinden karaburun'a düşmüş. adamcağız istanbul'da eşinin yanına gitmek için uğraşmış ama dönemin siyasi rüzgarları, cemaat mevzuları ve "imam" referansı arayan genel müdürler yüzünden kapılar yüzüne kapanmış. mazeret tayini gibi apaçık hakları bile görmezden gelinen, (bkz: siyasal islam) etkilerinin zirve yaptığı bir dönemden bahsediyor. sonunda öyle bir noktaya gelmiş ki, karaburun'a gitmek için birine araba parası kadar ödeme yapıp becayiş yapmış. herkesin kaçmak istediği yere para verip gittiği için ilçede bir anda "deli" ilan edilmiş. karaburun'un demografik yapısını da şöyle özetliyor: yörük yerliler, memurlar ve hayatın sillesini yiyip defalarca boşanmış, aşk meşk işlerinden umudunu kesmiş ama yine de tatlı insanlar. yazar, kendi içsel bunalımlarını ve dönemin adaletsizliklerini anlatırken aslında metin altıok'un o naif ve kederli ruh haliyle kendi ruh halini eşleştiriyor. kısacası adam hem sistemle hem de hayatın absürtlüğüyle mücadele ederken kendini ege'nin ucunda bulmuş.
"insan usul usul ölmek için gelir dünyaya.başlar her gün biraz daha insan olmaya.ve ölürken usul usul ne tuhaf;âşık olur, kedi besler, isim verir eşyaya."dizelerinin sahibi, "bir acıya kiracı" bi...
AI Özet: yazar diyor ki iç ses dediğimiz olay aslında üstbilişin sözel bir arayüzüymüş. yani zihin kendi kendini yönetirken bunu kelimelerle yapıyor ama işin içine kokular, görüntüler falan da giriyor. olay şu ki insanların yüzde 20'sinde bu durum yokmuş (bkz: anendofazi). yazara göre bu kişilerde zihinsel süreçler kelimelerle değil; direkt imge ve sezgilerle hallediliyormuş. yani iç ses aslında sadece gürültülü bir araçmış, o olmadan da kafa tıkır tıkır çalışabiliyormuş. bayağı farklı bir işletim sistemi gibi.
iç ses denilen şey, zihnin kendi düşünme süreçlerini tepeden izlemesi, denetlemesi ve yönetmesi anlamına gelen üstbilişin sözel arayüzüdür. yani zihin kendi üstüne düşünürken, durum değerlendirme...
AI Özet: yazar, ronaldo'nun euro 2016 başarısını çok abarttığını ve dünya kupasıyla bir tutmasının saçma olduğunu söylüyor. istatistiklerin düşük olduğunu belirterek (bkz: balon) olduğunu ima ediyor, finalde sakatlanınca etkisinin kalmadığını iddia ediyor.
euro 2016 kupasının dünya kupası ile eşdeğerde olduğunu söyleyen futbolcu. övüne övüne bitiremediği euro 2016'nın çeyrek finalde polonya'yı (penaltılarla) yarı finalde de galler'i (ag...
AI Özet: yazar, güneşli havada aniden bastıran yağmurların aslında japon folklorundaki tilki düğünü (bkz: kitsune no yomeiri) ile ilgili olduğunu söylüyor. tilkilerin şekil değiştirme yeteneklerini kullanarak düğünlerini gizlemek için böyle bir hava durumu yarattıklarını belirtiyor. olay sadece romantik bir düğün değil; eğer meraklı bir insan bu gizli törene denk gelirse başına iş açıyormuş. lanetlenmekten hafıza kaybına kadar pek çok sıkıntı yaşanabiliyormuş, yani (bkz: merak edilen şey) bazen tehlikeli olabiliyor.
hiç gökyüzünde tek bir bulut bile yokken, güneşin altında aniden üzerinize yağmur yağdığı oldu mu? yaz aylarının bu öngörülemez, aniden bastıran ve güneşle yan yana gelen tuhaf yağmurları, japon ...
AI Özet: yazar, sinema dünyasındaki kayıp filmler ve sinema arkeolojisi mevzusunun insanı gerçekten şaşırttığını söylüyor. olay şu; bir filmin orijinal negatifleri, kopyaları veya makaraları dünyada hiçbir yerde kalmadıysa o film artık fiziksel olarak yok olmuş sayılıyor. yazara göre sessiz sinema dönemindeki filmlerin yaklaşık %75'i böylece tarihin tozlu raflarına değil, direkt çöpe gitmiş. bunun sebepleri arasında filmlerin yapıldığı selüloz nitrat maddesinin aşırı yanıcı olması ve o dönem sinemanın yüksek sanat değil, sadece geçici bir eğlence olarak görülmesi var. hatta bazı filmlerin, içindeki gümüşü geri kazanmak için eritildiğini, (bkz: cüneyt arkın) gibi isimlerin bazı eserlerinin bu yüzden kaybolduğunu belirtiyor. ancak yazar, bu karamsarlığın içinde bir de mucizevi kurtuluş hikayeleri olduğunu anlatıyor. (bkz: john ford) imzalı stagecoach filminin başına gelenler tam bir dramla başlayıp mutlu sonla bitiyor. filmin orijinal negatifleri stüdyonun özensizliği yüzünden yok olmuş, kalan kopyalar da sinemalarda oynatılırken hırpalanmış. tam her şey bitti derken (bkz: john wayne) devreye giriyor. adam vizyondan hemen sonra kendine tertemiz bir kopya yaptırıp yıllarca kasasında saklamış. tarihçiler çaresiz kalınca wayne bu gizli kopyayı teslim etmiş ve bugün izlediğimiz o net görüntüler tamamen bu sayede kurtulmuş. yani yazar diyor ki, bazen bir oyuncunun kişisel takıntısı tüm sinema tarihini kurtarabiliyor.
"kayıp filmler" ve "sinema arkeolojisi"öncelikle tanım verelim:bir filmin "kayıp" olarak nitelendirilmesi; orijinal negatiflerinin, stüdyo arşivlerindeki kopyalarının, sinema salonlarına gönderil...
AI Özet: yazar, cafer mahiroğlu'nun kemal kılıçdaroğlu tarafından dolaylı yollardan tehdit edildiğini ve şantaja uğradığını iddia ettiğini anlatıyor. adamlar destek karşılığı vaatlerde bulunup olmazsa "gereğini yaparlar" demişler. yazarca durum tam bir (bkz: kaos) ve karşı tarafın özgüveni tavan yapmış.
halk tv'nin sahibi cafer mahiroğlu: ben bugün kemal bey’in şantaj ve tehdidine maruz kalmış durumdayım.benimle dolaylı temas kuruldu. yakınlarım, eski arkadaşlarım ya da bana yakın kişiler üzerin...
AI Özet: yazar diyor ki yönetim durumu tamamen yanlış okuyor, diğerlerinin kimi aldığı değil bizim ne planladığımız önemli. özellikle 10+4 kuralına uygun genç oyuncu fırsatlarının kaçırılmasını plansızlığa bağlıyor. (bkz: yönetimsel fiyasko) başarının çoğunun rakiplerin hatalarıyla geldiğini, yönetimin ise güç zehirlenmesi yaşayıp fazla havalandığını belirterek sitemini dile getiriyor.
bizim yönetim hala durumu yanlış değerlendiriyor. biz diğer takımlar transfer yapıyor biz niye yapmıyoruz diye kızmıyoruz. fb, greenwood'u alsa da mesela çok iyi transfer ama umrumuzda değil. biz...
AI Özet: yazar diyor ki yıllarca toplumun sunduğu havuçların peşinde koşmuş ama sonunda aynaya baktığında sadece yorulmuş bir organizma görmüş. sevgi denen şeyi genlerin bizi birbirine bağlamak için salgıladığı geçici bir kimyasal kokteyle benzetiyor, etkisi geçince iki yabancı kaldığımızı savunuyor. (bkz: nihilizm) etkisinde olduğu bu karamsar ruh haliyle hepimizi genetik kodlarımıza hapsolmuş figüranlar olarak tanımlıyor. evrenin sonundaki o büyük yok oluşu düşününce başarıların ve anıların hiçbir anlamı kalmadığını belirtiyor. depresyonla boğuşurken intihar düşüncesinin aslında ona garip bir özgürlük ve huzur verdiğini anlatıyor. kısacası hayatın anlamını ararken aslında her şeyin kocaman bir illüzyon olduğunu ve sonucun elde var sıfır olduğunu söylüyor.
yıllarca koştum. sonra bir gün durdum ve aynaya baktım, karşımda duran şeyin, sadece boşluğa bakan, içi yorulmuş bir biyolojik organizma olduğunu fark ettim. toplumun bizi tutsak etmek icin kurgu...
AI Özet: yazar, 2023 seçimleri dönemindeki atmosferi ve siyasi gelişmeleri anlatarak mevzuya girmiş. ekonomi berbat, adalet kavramı şakaya gelmiş ama muhalefet cephesinde işler biraz karışıkmış. yazar, bahçeli'ye yakın bir iş insanıyla yaptığı sohbette, mevcut yönetimin bir dönem daha gerektiğini ve seçimi kaybettirmeyeceklerini duyduğunu belirtiyor. başta buna gülmüş ama sonrasında yaşananlar (bkz: masa başında deve cüce oynamak) halkın motivasyonunu bitirmiş. özer sencar'ın erken aday belirleme tavsiyelerinin kulak ardı edilmesine ve siyasi tecrübesizliğe değiniyor. kılıçdaroğlu'nun kurmaya çalıştığı geniş konsorsiyumun ve küçük partileri yanına alma çabasının, akşener'in masayı devirmesiyle nasıl bir enkaz bıraktığını anlatıyor. mansur yavaş gibi isimlerin değerlendirilmemesinin büyük eksiklik olduğunu savunuyor. sonuçta seçim rakamlarının net olduğunu, ikinci turun zaten formaliteye dönüştüğünü söylüyor. asıl can alıcı noktada ise devlet aklı kavramına geliyor. yazar diyor ki; devlet artık sadece bürokrasi veya yargı değil, erdoğan ve bahçeli'nin şahsi ittifakı haline gelmiş. 2015'e kadar birbirlerine neler dediklerini hatırlatarak, bu iki ismin nasıl bir ortak akılla hareket ettiğini ve devlet mekanizmasını nasıl yönettiklerini sorguluyor.
yıl 2023. mayıs ayındaki genel seçimleri büyük bir heyecanla bekliyoruz; gündemi anbean takip ediyorum. türkiye büyük bir dönemeçte. görünen o ki, millet ittifakı toplanıyor, basın açıklamaları y...
AI Özet: yazar, cast seçimlerindeki çifte standarda söyleniyor, bir tarafa ırkçılık diğerine (bkz: progressive) diyor.
christopher nolan, black panther rolünde brad pitt'i oynatsaydı haklı olarak "ırkçı" denilirdi;...
AI Özet: yazar diyor ki allah dışındaki her şey aslında bizi yavaş yavaş ölüme götüren detaylar. dünya nimetleri, mevki veya şöhret gibi şeyler insana kısa süreli bir rahatlık verse de aslında bizi asıl kaynaktan uzaklaştırıyor. yazara göre gerçek neşe sadece hak ile olur, geri kalan her şey kara kış gibi soğuk ve cansız. hatta adam öyle bir noktaya getirmiş ki, padişah olsan bile tacın tahtın seni kurtarmaz diyor. işin ilginç tarafı, yazar gam ve kederi birer hazine olarak görüyor. çünkü insan dertliyken allah'a daha çok sığınıyor, (bkz: tevazu) gösterip manen yükseliyor. dünyayı şehvet tuzaklarıyla dolu bir yer olarak tanımlarken, insanları bu yanılgılara düşen çocuklara veya kör eşeklere benzetiyor. asıl çözüm olarak gönül dünyasına çekilmeyi öneriyor; orayı güllük gülistanlıklı, manevi kaynakların aktığı emin bir ülke gibi anlatıyor. son olarak insanın fiziksel bedenini bir çadır veya gemiye, içindeki manayı ise o çadırın içindeki misafire veya geminin kaptanına benzeterek özü anlatmaya çalışmış.
allâh’tan başka her şey, insanı yavaş yavaş ölüme doğru götüren şeylerdir.505 • allâh’ın lütfettiği kârdan kâr edin, yararlanın; ama lütuflara karşı pek de şımarmayın, aşırı sevinç göstermeyin. ç...
AI Özet: yazar, bonnie tyler'ın o meşhur çatallı sesinin aslında bir kaza eseri olduğunu anlatıyor. kadıncağız nodül ameliyatı sonrası susması gerekirken sevgiliyle kavga edip bağırmış, sonuçta ortaya (bkz: total eclipse of the heart) tadında bir ton çıkmış. ancak son dönemde ciddi sağlık sorunları yaşamış ve maalesef portekiz'de hayata gözlerini yummuş. sanatçının anıları şarkılarıyla yaşayacak diyor.
total eclipse of the heart, holding out for a hero gibi şarkıları söylemeden önce, 1977 yılında ses tellerinde nodüller oluştuğu için ameliyat oluyor. doktorlar ameliyattan sonra yaklaşık 6 hafta...
AI Özet: yazar, kan alkol düzeyi 395 mg/dl olan birinin durumunun ne kadar kritik olduğunu anlatıyor. bu seviyenin koma sınırında olduğunu, kişinin bilincinin kapandığını ve kusmuk aspirasyonu dediğimiz olayla soluk borusunun tıkanıp boğulma riskinin doğduğunu belirtiyor. (bkz: alkol zehirlenmesi) özellikle sırtüstü yatmanın durumu daha da kötüleştirdiğini söylüyor. yani biri çok sarhoş olup bayıldıysa uyusun geçer diye bırakmamak, hemen yan yatırıp yardım çağırmak gerektiğini vurguluyor. özetle aşırı alkolün şakası olmadığını ve ölümcül olabileceğini hatırlatıyor.
kanında 395 mg/dl alkol tespit edilmiş.* 20–50 mg/dl: hafif gevşeme.* 50–100 mg/dl: muhakeme ve reflekslerde bozulma.* 100–200 mg/dl: belirgin sarhoşluk, denge ve konuşma bozukluğu.* 200–300 mg/d...
AI Özet: yazar, prize fiş takarken çıkan o minik kıvılcımların insanı bir anlık (bkz: panik atak) krizine soktuğunu ama her seferinde evin yanacağı anlamına gelmediğini anlatıyor. özellikle kettle, ütü gibi canavar cihazları veya şarj aletlerini takarken görülen o mavi parıltıların, cihazın düğmesi açık olduğunda veya kondansatörler akım çektiğinde oluşan basit bir ark olabileceğini belirtiyor. yani eğer olay sadece anlık bir çıt sesi ve küçük bir ışıkla sınırlıysa, yanık kokusu yoksa ve priz ısınmıyorsa durum çok da kritik değilmiş. ancak yazar burada bir ayrım yapıyor; eğer kıvılcımlar sarı-turuncu renkteyse, sürekli çıtırdıyorsa, priz kapağı ısınıyorsa veya çevresinde kararmalar varsa artık (bkz: kaçın) zamanı gelmiş demektir. özellikle üçlü prizlerin olduğu o kaos ortamına değiniyor; bir prize üçlü, ona bir uzatma daha takıp üstüne ısıtıcı bağlayanların yaşadığı riskleri hatırlatıyor. yüksek akım çeken cihazların ucuz ve kalitesiz uzatmalarla değil, doğrudan sağlam duvar prizleriyle arkadaş olması gerektiğini savunuyor. özetle, küçük bir ışık normal olabilir ama koku ve ısı varsa tesisatla inatlaşmamak gerektiğini söylüyor.
prize fiş takınca kıvılcım çıkması her zaman tehlikeli mi?fişi prize takarsınız, tam yerine oturacağı anda küçük bir çıt sesi gelir.bazen maviye çalan minicik bir kıvılcım görürsünüz. çok kısa sü...
AI Özet: yazar, lise yıllarında varlık dergisiyle tanıştığı ahmet telli'ye olan hayranlığını anlatıyor. bir fuarda karşılaştıklarında yaşadıkları samimi diyaloğu ve şairin nazik tavırlarını paylaşmış. yazarın elindeki nadir sayıları görünce şaşıran şairin, kitapları ona bırakmasıyla olaylar gelişmiş. şu anki sağlık durumu nedeniyle endişeli olan yazar, onun iyileşmesini ve hastaneden sağ salim çıkmasını diliyor. (bkz: şiirle gelen huzur) resmen duygusal bir bağ kurmuşlar.
henüz adını dahi bilmediğim lise yıllarımda, bir büyüğümden hediye kalan sayfaları sararmış varlık dergisi vesilesiyle tanıştık senle. o zamanlar sadece mısraların kadar bilmiştim seni. en sevdiğ...
AI Özet: yazar, piyasadaki gıdaların tatsız tuzsuz oluşundan şikayetçi olduğu için tekirdağ'daki bahçesine sığınıyor. (bkz: doğal yaşam) dört aileyi doyuran bu küçük toprak parçası sayesinde meyve sebze masrafından kurtulmuş. marketten aldığı domateslerin lezzetsizliğinden dert yanarken, herkese tavsiyesi araba modelini yükseltmek yerine bir karış toprak almak olmuş. kendi üretimini yemenin verdiği huzuru ve bağımsızlığı her şeye tercih ediyor. (bkz: tarıma dönüş)
o yüzden kendi bahçemiz var. ne yazık ki ülke politikaları vatandaşını korumuyor. istanbul'a yakın tekirdağ taraflarında içinde su kuyusu olan 1 dönüm kadar bahçemiz var. bunun 200 metre kadarı s...
AI Özet: yazar diyor ki s9e7 aslında evrim kılıfı altında sağlam bir tanrı eleştirisi. morty'nin en masum haliyle bile başına gelenler rick'i gaza getirmiş ve adamcağız tanrıyı paketlemiş. (bkz: varoluş sancısı) yaşayan herkesin suçlu olması da insanlığa ince bir gönderme.
s9e7 ilk bakışta evrimi işliyor gibi görünse de aslinda evrimi tema olarak almış daşşaklı bir tanri eleştirisidir. rick'in bölüm boyunca birincil amacı sadece bu hapishaneden kaçabilmekti. t...
AI Özet: yazar, hasan cihat örter'in fransa büyükelçiliğinin postuna alakasızca reklam yapmasıyla kopmuş. adamın absürtlüğüne şaşıran yazar, (bkz: şizofreni) seviyesine gelmiş diyor.
ekşide varlık sebebim olan kişidir. az önce kıymetli bir dostumdan gelen mesajla gülmekten geberdim. hasan babbamız absürtlük...
AI Özet: yazar, progressive rock'ın sadece bir müzik türü değil, insanı içine çeken ve zaman algısıyla oynayan bir deneyim olduğunu söylüyor. klasik üç dakikalık şarkı kalıplarını çöpe atıp işi sanata döken bu türün, klasik müzikten caza kadar her yerden beslendiğini belirtiyor. yazara göre bu müzik, her dinleyişte yeni bir detay yakalattığı için asla eskimiyor. (bkz: müzik zevki) karmaşık ritimler, uzun kompozisyonlar ve konsept albümlerle aslında baştan sona bir hikaye anlatıldığını vurguluyor. 60'ların sonunda ingiltere'de doğan bu akımın psychedelic rock'tan beslendiğini; king crimson, yes, genesis ve pink floyd gibi devlerin 70'lerde altın çağını yaşattığını anlatıyor. özellikle king crimson'ı türün öncüsü olarak görüyor ve robert fripp'in yaratıcılığına değiniyor, starless parçasını ise favorisi olarak seçmiş. sadece enstrümanlarla değil, edebiyat ve mitolojiyle kurulan bağ sayesinde müziğin bir roman okumak gibi olduğunu savunuyor. ayrıca konserlerin tiyatral yönüne, pink floyd'un uçan domuzlarına ve genesis'in kostümlerine dikkat çekerek işin görsel şov kısmının da en az müzik kadar iddialı olduğunu belirtiyor. (bkz: pink floyd)
müziğin sınırlarını zorlayan tür.bazı müzik türleri vardır; dinlersin ve geçersin. bazıları ise seni içine çeker, zaman algını değiştirir ve her dinleyişte yeni bir ayrıntı keşfetmeni sağlar. pro...
AI Özet: yazar stadyumun konumuna ve şartlarına bayağı sövmüş, amerika'nın liyakatten uzak olduğunu ve maç keyfini kaçırdıklarını belirtiyor. (bkz: ptt lig) tadında.
başka ülke olsa bu stadyumlara onay falan vermezler. kamera açısı boktan, tribünlerin bile üstü kapalı değil, bü...
AI Özet: yazar eskişehir'deki şoförlerin ve esnafın aşırı agresif olduğundan yakıyor. otobüsçülerin kapıyı açmadığını, pazarcıların ise insanı azarladığını söylüyor. şehre genel bir (bkz: nezaket dersi) gerektiğini, yerli halkın da bu kaba tavırlara alışmış olduğunu belirtiyor.
eskişehir'de belediye otobüsüne durakta otobüsün önünden geçip şoföre kapıyı açması için işaret etseniz bile kapıyı kapattıysa asla geri açmaz, öyle ruh hastası belediye otobüsü şoförleri vardır....
AI Özet: yazar, pantera konserinin bilet satışlarının yerlerde süründüğünü ve organizatörün ciddi zarar edeceğini söylüyor. mekan seçimine (bkz: ataköy marina arena) bayağı takılmış; groove metal konserinde vip ve loca konseptinin saçmalığını vurguluyor. ortamın sanki gece kulübü ya dalevent sahnesi gibi olduğunu düşünüyor. bedava biletlerin havada uçuştuğu, (bkz: fiyasko) tadında bir etkinlik olacağını belirtiyor.
son 3 gündür neredeyse tüm instagram sayfaları bedava biletini dağıtıyor bu konserin.söylenilen, organizatör ne yazık ki 6 ayda anca 2.200 civarı bilet satabilmiş. ve muhtemelen konser gününe kad...
AI Özet: yazar, datçayı tercih edenlerin kendilerini üstün görme çırpınışlarıyla dalga geçiyor. alaçatı ve bodrum'u seçenleri sonradan görme ilan eden bu (bkz: elitizm) kafasına bayağı gıcık olmuş. bu tip insanların egoları karşısında şaşkınlığını gizlemiyor.
“her zaman derim instagram için yaşayan sonradan görmeler alaçatı, bodrum'a gider. kendine değer veren, keyif almaktan mutlu olan gerçek tatil gurmeleri ise datça'ya gider.”şu büyüklenmelere ...
AI Özet: yazar, ilhan şen'in oyunculuk yeteneğini set dışına taşıyıp gerçek hayatta da rol yapmaya devam ettiğini söylüyor. dizideki tarzını sivil hayatına kopyalamasını ironik bir adanmışlık olarak görüyor ve bu performansıyla ancak (bkz: fanlar) tarafından ödüllendirilebileceğini belirtiyor.
daha öncede bu başlıkta bir entrym vardı. ama yazmayı unuttuğum bazı şeyler varmış, jönümüzün hakkını verelim dedim. öncelikle (bkz: #184190532)kendisi o kadar müthiş bir oyuncu ki, yeteneğini sa...
AI Özet: yazar, reha muhtar'ın 80'lerdeki atina maceralarını anlatıyor. adam 26 yaşındayken milliyet ve trt için atina'ya gitmiş, orada (bkz: panepistimiom) diye tabir ettiği bir hayat kurmuş. yazarın anlatımına göre muhtar bey orada sadece haber kovalamamış; evliliğini bitirip eleni adında burjuva bir yunan sevgiliyle takılmış. bu süreçte ankara-atina savaşa bir var diye bir kitap yazmış, hatta 85'te yılın gazetecisi ödülü aldığını iddia etmiş ama yazar bu ödülün detaylarını bulamamış, biraz şüpheyle yaklaşıyor. ayrıca adamın ilişkiler konusundaki başarısını, yıllar sonra eski sevgilisinin onu araması üzerinden vurguluyor. kısacası yazar, muhtar'ın atina dönemini hem kariyer hem de aşk hayatı açısından oldukça hareketli ve renkli buluyor.
bildirdiği yerin atina olduğunun anlaşılması için arka planda partenon tapınağı, köşede kare içinde ahizeli bir telefonu kulağına tutar halde gülümserken görünen kalem bıyıklı genç bir reha muhta...
AI Özet: yazar, komedyenlerin durumuyla dalga geçip para kazanmasına gıcık olduğunu, halkın zaten ezildiğini ve bu tepkisizliğe artık karnının doyduğunu söylüyor. (bkz: sinir krizi)
#184950236o laf baskıcı güçlere söyleniyor birader, ezilenlere değil. ezile ezile posamız bile kalmadı amk! yani ne olması gerekiyor? z...
AI Özet: yazar yemeklere saç düşmemesine şaşırıyor (bkz: hijyen)
o yemeklerden saç kıl çıkmıyor hayret ediyorum.o kadar saç sakal havada uçuşuyor ve yemeğe düşm...
AI Özet: yazar diyor ki dev şirketler büyüme tıkanıklığı yaşayınca yatırımcıyı tutmak için yapay zeka üzerinden devasa bir balon şişirdiler. birbirlerine hizmet satma sözleri verip trilyon dolarlık hayali değerler yarattıklarını, aslında ortada maliyetleri karşılayan gerçek bir verimlilik olmadığını savunuyor. (bkz: hype) mevzuya göre teknoloji faydalı ama her sorunu çözmez; tır şoförlerini kovup milyarlarca dolar harcayarak trenle aynı sonucu almaya çalışmak gibi saçma bir durum oluşmuş. sonunda bu balon patlayacak ve yine sıradan insanlar mağdur olacak. geriye sadece bilgi birikimi ve ucuz gpu'lar kalacak.
firmalar büyümeye devam ettikçe borsada yatırımcılarına para kazandırır. ama ya bir firma (mesela google) tekel olacak kadar büyümüşse? artık büyüyecek yeri kalmıyor. ele geçirilecek yeni mecrala...
AI Özet: yazar, erkan köse'nin hem sokak ağzına hakim fırlama yanının hem de konservatuvar eğitimi almış entelektüel kimliğinin nadir bir birleşim olduğunu savunuyor. adamın müzik bilgisinin, yaptığı mizahın ritmini beslediğini ve aslında modern bir meddah gibi takıldığını belirtiyor. yanık zühtü tiplemesiyle (bkz: zach galifianakis) kıvamında bir iş çıkardığını, dil oyunlarındaki kıvraklığıyla izleyiciyi hem güldürüp hem ağlatabildiğini söylüyor. bazıları ergen esprileriyle geçiştirse de yazar ona göre bu durum tamamen zekası ve gerçekçiliğiyle alakalı. kısacası y kuşağına seslenip bu dehayı iyi tanıması gerektiğini vurguluyor.
alaylı bir fırlamalık ile mektepli bir entelektüel altyapının aynı gövdede buluştuğu, nadir rastlanan bir kabiliyet abidesi. ekranda veya youtube'da izlediğimiz o fırlama mizahı ne kadar (bkz: hü...
AI Özet: yazar mtv'nin resmen halkı tıraşlamak için olduğunu savunuyor. japonya'da hybrid araç aldığı örneğiyle durumu anlatıp, oradaki vergi avantajlarını ve düşük ücretleri bizimle kıyaslıyor. bizde vergilerin uçuk olduğunu, asgari ücretle mtv arasındaki dengesizliğin şaka gibi olduğunu belirtiyor. (bkz: vergi adaleti)
tamamen halkı silkeleme amaçlı bir vergidir. ötv ile aracın fiyatının mislini devlete ödediğiniz yetmiyor gibi bir de buradan geçirirler. daha 2-3 ay önce japonya'da hybrid 3.0 motorlu bir araç a...
AI Özet: yazar, henry miller'ı hem tarzı hem de işlediği konularla geleneksel kalıpları yıkan efsane bir isim olarak tanımlıyor. adamın bilinç akışı tekniğiyle harmanladığı sosyal eleştirileri ve cinselliğe dair açık anlatımları onu tam bir asi yapmış. (bkz: ifade özgürlüğü) yüzünden kitapları amerika'da yıllarca yasaklanmış, hatta 60'larda yayınlandığında oradaki müstehcenlik yasalarını değiştirecek kadar ses getirmiş. yazar, türkçedeki çeviri facialarının arasından miller'ın sıyrılmasını tamamen zehra enger'in başarılı çevirilerine bağlıyor. özellikle yengeç dönencesi ve tozpembe çarmıha geriliş üçlemesi üzerinden okuma keyfinin zirve yaptığını belirtiyor. yazara göre miller, sexus'ta yazma eylemini iradeden bağımsız, kendiliğinden akan bir süreç olarak görüyor. yazmak onun için yanlış yaşamın biriktirdiği zehri atmak ve bir nevi masumiyeti geri kazanma çabası. hatta yazar, miller'ın "insanlar inandıkları şeyi yaşamaya cesaret etselerdi kağıda tek kelime dökmezlerdi" fikrinin altını çiziyor. dionisos'un kölesi gibi yazdığını düşündüğü bu adamın, edebi müstehcenliği ve tabuları yıkan tarzıyla kendisini şeffaflaştırdığını söylüyor. otobiyografi, felsefe ve erotizmi argo ve samimi bir dille birleştiren miller'ın, paris ve brooklyn günlerini süslemeden anlatmasının kendisinde bambaşka bir edebi haz uyandırdığını ifade ediyor.
henry miller, hem üslup hem de konu bakımından geleneksel biçimden ayrılan, yarı otobiyografik birçok roman yayınlamış, ismi üzerinde daima tartışmalar yapılmış efsane bir yazar (en azından benim...
AI Özet: yazar, insider ekibinin fatih altaylı'nın programındaki hallerine bayağı kurulmuş. özellikle kurucu ortakların ucuz biletle uçup homeless gibi takılmalarını bir fedakarlık hikayesi gibi anlatmalarına çok sinirlenmiş. yazara göre bu durum aslında bildiğimiz (bkz: beyaz yaka porn) örneği ve çalışanlara gizli bir mesaj verme çabası. yani diyor ki, biz böyle çektik siz de 28 saat çalışıp kendinizi paralayın. hande çilingir'in bu süreçteki yönlendirici rolüne ve şirketin ütopya imajı çizme çabalarına da değinmiş. yazar, yönetimin samimiyetsiz olduğunu ve başarıyı sadece kendi çıkarları üzerinden kurguladıklarını savunuyor. şirketin değerleri ve hakları hiçe sayan bir zihniyete sahip olduğunu iddia ederek, orada çalışanların veya yatırım yapacakların dikkatli olması gerektiğini belirtiyor. özetle, romantize edilmiş işkoliklik masallarına karnının tok olduğunu ve bu vizyonsuzluğun antipatik geldiğini söylüyor.
şu meşhur “bu şirket aslında bir ütopya” fiyaskosu sonrası belliki imaji düzeltmeye çalılıyorlar. kurucu ortaklar fatih altaylı'ya çıkmış fen bahçeleri projesini anlatacak. programın başında ısın...