‹ 2026-04-18 debe listesi

hayata dair iç burkan detaylar

AI Özet: yazar, 90'lı yılların ortasında, 5 nisan kararları sonrası yaşanan yüksek enflasyon döneminde vakıflar erkek öğrenci yurdu'nda yaşadıklarını anlatıyor. o dönemde yaklaşık seksen öğrenciyle birlikte çaresizliğin en ağır halini tecrübe ettiklerini belirtiyor. erzak sıkıntısı yüzünden ilk başlarda zeytin, peynir ve ekmekle idare ederken, zamanla peynirin masalardan kaybolduğunu, sadece zeytin kaldığını ve çayların bile yarım doldurulduğunu ifade ediyor. demir bardaklarda içilen çayın, içlerini değil yokluğu ısıttığını dile getiriyor. bir sabah uyandıklarında yemekhanede mercimek çorbası olduğunu, sonrasında her sabah mercimek, öğlen şehriye çorbası ve akşam yine aynı yemeğin çıktığını söylüyor. açlığın garip bir tarafı olarak, bir süre sonra "akşam ne yiyeceğiz" diye düşünmemeyi, çünkü cevabı bilmeyi ve seçenek olmamasını gösteriyor. hafta sonları ilçe jandarmasının bir öğün yemek göndermesinin onlar için bayram gibi olduğunu, nadiren de olsa ilçenin varlıklı kişilerinden birinin tavuk yolladığında, o kokunun peşinden yemekhaneye gidip sadece izlemenin içlerini daha çok acıttığını anlatıyor. ekmeklerin başta günlük geldiğini, sonra bir, iki günlük olduğunu, bir ekmeğin ortadan kırıldığını görmek, kırıntılara bakıp payına düşeni beklemek ve o sert ekmeği parmaklarla ıslatıp fırında ısıttıktan sonra yemenin, aç kalmadan ekmeğin değerini anlamadığını belirtiyor. parası olan birkaç kişinin bakkaldan ekmek arası salam yaptırdığını, bunun kendilerine başka bir dünyanın yemeği gibi göründüğünü, kokusunun bile farklı geldiğini ifade ediyor. günler geçip mart ve nisan aylarına gelindiğinde aynı sofralar, aynı çorbalar ve aynı çaresizliğin devam ettiğini söylüyor. sonra bir gün, kapı önünden gelen bir sesle bahçeye indiklerinde kırmızı kafalı bir bedford kamyon ve arkasında bir ıveco 50nc geldiğini belirtiyor. kamyonların içlerinin peynir, bal, reçel, tahin, pekmez, soğuk kasadan indirilen dana butları ve bütün koyunlarla dolu olduğunu görünce gözlerinin inanamadığını dile getiriyor. o an kimsenin konuşmadığını, sonrasında sevinç kahkahaları ve ağızlarında oluşan gülümsemelerle yokluğun ardından gelen devasa bir mutluluğu yaşadıklarını anlatıyor. 15-20 çocukla bir saat içinde iki kamyonu boşalttıklarını, ancak aslında sadece kamyonları değil, içlerinde biriken ağır sessizliği, çaresizliği ve unutulmuşluk hissini de biraz olsun indirdiklerini ifade ediyor. bu yaşına geldiğinde bazen en çok o anki mutluluğu özlediğini ekliyor.
İnsan, aç kalmadan ekmeğin ne olduğunu anlamıyor.

90’lı yılların ortasıydı… (bkz: 5 nisan kararları) sonrası, enflasyon %149. sanki hayat bir anda sesini kısmıştı. biz ise, vakıflar genel müdürlüğü’ne bağlı vakıflar erkek öğrenci yurdunda çaresizliğin en ağır halini yaşıyorduk.erzak bitmişti.yaklaşık seksen çocuktuk… ve her birimiz çaresizliğin farkndaydık. ama kimse yüksek sesle şikâyet etmiyordu. çünkü hepimiz biliyorduk; ortada ne şikâyet edilecek biri vardı ne de çözüm.ilk günler yine iyiydi. sabahları zeytin, peynir, ekmek… insanın içini biraz olsun ısıtan şeylerdi bunlar. sonra peynir kayboldu masalardan. sadece zeytin kaldı. ardından çay bardaklarımız bile yarım doldurulmaya başlandı… o demir bardakların dibinde kalan sıcaklık, ...

okumaya eksisozluk.com'da devam et ↗
#çaresizlik #açlık #enflasyon #yurt #ekmek

AI araçları

⚠️ AI tarafından üretilen içerikler tamamen otomatiktir, eksidebe.com'un veya orijinal yazarların görüşlerini yansıtmaz. bu araçlar yalnızca eğlence ve araştırma amaçlıdır.

farklı anlatılırsa

🎭 ruh haline göre yaz

bu entry'i farklı bir ruh halinde okumak istersen, nasıl hissettiğini yaz (ör: kızgın, taraflı, diktatör vb.)

⚔️ kapışmalı rewrite

iki stil seç, yan yana gör, hangisi daha iyi oy ver

karşıt görüş

💬 tartışma modu

bu içerik eksisozluk.com'da yayınlanan orijinal entry'nin AI tarafından üretilmiş özetidir. tam metin için orijinal kaynağı ziyaret edin.

orijinal entry → eksisozluk.com

benzer entry'ler

bunu da beğenebilirsin