AI Özet: yazar rizelilerin direkt rütbeli doğduğunu söylüyor (bkz: torpil)
her türk asker doğar ama rizeliler başkomutan, tümgeneral, genel müdür, yönetim kurulu üyesi, v...
AI Özet: yazar, muz fiyatlarındaki saçmalığın sebebinin yerli üreticiyi koruma bahanesiyle konulan gümrük vergileri olduğunu söylüyor. ekvador'da muzun bedavadan biraz pahalıya yetiştiğini, bizimkilerin ise zorlama bir üretimle uğraştığını belirtiyor. (bkz: serbest piyasa) diyerek gümrüklerin sıfırlanmasını, rekabetin rafta yaşanmasını istiyor. eğer yerli muz tutunamıyorsa zorlamaya gerek yok, kaynakları başka yere kaydıralım diyor. her yere müdahale edildiği için hayatın pahalılaştığını, lobilerin insanları mağdur ettiğini ve bu durumun bir kısır döngüye girip genel rekabet gücümüzü bitirdiğini savunuyor. kısaca her şeyin birbirini tetiklediği bir enflasyon sarmalından yakınıyor.
ithal muz aslında 40-50 lira bandına gelebilir; ancak bizim seracıları korumak adına ilave gümrük vergileri getirildi. ekvador’da muz kendiliğinden yetişiyor, tek bir kökten yüzlerce meyve alınıy...
AI Özet: yazar diyor ki operatörler 5g'yi yaymak için 4g'yi bilerek bozacak, bizi zorla yeni sisteme itecekler. (bkz: klasik operatör taktikleri) izleyip görelim.
ülkemi az da olsa tanıyorsam mobil operatorlerin yakin donemde aksiyon alacagi kapatmadir. dunyanin yatiri...
AI Özet: yazar diyor ki tuvalete girmek için 10 dk beklemek lazım yoksa (bkz: görgüsüzlük) olur, koku çıkar.
birinin ardından en az 10 dk sonra tuvalete girilmeli. bu görgü kuralıdır. hem o kişiyi mahçup ...
AI Özet: yazar, amazon'dan aldığı pahalı bir parfümle başının nasıl belaya girdiğini anlatıyor. satıcının amazon olmasına güvenmiş ama ürünle birlikte gelen firma ismini görünce şüphelenmiş. zaten ürünün karekodu çalışmıyor, kokusu da bir garipmiş. müşteri hizmetleri önce orijinal diye diretmiş, sonra iadeyi reddetmiş. yazar pes etmeyip tüketici hakem heyeti'ne gitmiş ve haklı çıkmış ama amazon karar sonrası bildiğin (bkz: ghosting) yapmış. e-devletten belge gönderelim dese bile adamlar kestirip atmış. icra takibiyle uğraşmak da istemiyor çünkü süreç çok yorucu. eskiden siteyi herkese öven yazar, artık yaşadığı bu mağduriyet yüzünden kendini aptal gibi hissettiğini belirtiyor. resmî distribütör olsa bile şikayetvar'daki yorumlar ve elindeki ürünün durumu yüzünden güveni tamamen sarsılmış. kısacası yazar, (bkz: amazon.com.tr) ile imtihanı yüzünden bayağı yıpranmış durumda.
yazmayayım yazmayayım diyorum aylardır da artık gerçekten canıma tak etti. kasım 2025'te bir parfüm sipariş ettim, göndericisi ve satıcısı amazon olmasına da dikkat ederek. çünkü parfümlerin saht...
AI Özet: yazar artık ruhunu koruma evresine geçmiş, çevredeki negatif enerjilerden ve gürültüden iyice yorulmuş. kalabalıklar içinde yalnız hissettiğini, kalbinin eskisi gibi yumuşak olmadığını ve içinde birikmiş kırgınlıklar olduğunu anlatıyor. (bkz: tükenmişlik sendromu) biraz kendi kabuğuna çekilip sessizliği, toprağı ve gökyüzünü özlediğini belirtiyor. her şeyi kontrol etme çabasını bırakıp tevekkülle akışa teslim olmak, öfke yerine merhameti seçmek istiyor. kısacası penceresini değiştirip temiz niyetli insanlara ve içindeki o doğru yolu fısıldayan sese kulak vererek iyileşmeyi hedefliyor.
son zamanlarda ruhumu korumayı öğrenmeye çalışıyorum. yalnızca yaşadıklarım değil, maruz kaldığım enerjilerden de yoruldum.kalabalıklar içindeyim ama aslıma çok uzak. çok ses duysam, çok şey görs...
AI Özet: yazar, galatasaray'ın şampiyonluklarını kutlarken depremde kaybettiği kardeşini anımsıyor. aslında beraber izleyemedikleri maçlar olsa da sanki tüm kutlamaları yan yanaymış gibi hissettiğini belirtiyor. hüzünlü ama gururlu bir hava var, (bkz: icardi) şarkılarıyla kardeşine selam gönderiyor.
bugün dördüncü kez şampiyon olduk, zaman ne kadar çabuk geçiyor hayret ediyorum. kardeşim fanatik galatasaraylıydı. kombinesi bile vardı. ama bu son 4 şampiyonluğu görmedi. göremedi. deprem aldı ...
AI Özet: yazar, ülkenin tek adam yönetimine geçmesiyle birlikte adaletin ve liyakatin yerle bir olduğunu savunuyor. bir imza ile suçluların salındığını, kaynakların satıldığını ve yargının siyasi bir araç haline geldiğini belirtiyor. halk yoksullukla boğuşurken yandaşların kaymak yediğini, eğitimli gençlerin ve doktorların (bkz: beyin göçü) yurt dışına kaçtığını söylüyor. göçmen meselesi ve kontrolsüz hibelerle ilgili dertli olan yazar, eski türkiye'nin bile bu kadar dibe vurmadığını iddia ederek gelecekte tüm bu sürecin hesabının sorulmasını diliyor.
bit ülke düşün, parlamenter sistemi bırakıp tüm yetkiyi tek adama vermiş, tek adamın imzasıyla bir gecede 50 bin suçlu serbest kalıyor, tek adamın imzasıyla ülkenin madenleri, kaynakları özelleşt...
AI Özet: yazar, sscb dönemindeki insanların yoklukla başa çıkmak için geliştirdiği pratik ve yaratıcı yöntemleri anlatıyor. mesela tuvalette koku varsa kükürtlü kibrit çakıp mevzuyu çözdüklerini söylüyor. asıl odaklandığı nokta ise soda sifonları. batıda şişeleme ucuzlayınca popülerliği biten bu aletler, sscb'de hem ekonomik nedenlerle hem de gorbaçov'un alkol yasağı döneminde votkayı daha etkili kullanmak için (bkz: yaratıcı çözümler) yaygınlaşmış. sokaklardaki gaz basan eski usul makinelerin tasarımlarına da bayılıyor. su içme meselesine gelince, ortak kullanılan bardakların çalkalanarak içildiği bir sistemden bahsediyor, bizim hayratlardaki zincirli kupalara benzetiyor. bir de şu meşhur avoska mevzusu var. plastik poşetlerin olmadığı dönemde herkesin cebinde veya çantasında bir file taşıdığını belirtiyor. bunun sebebi sadece alışkanlık değil, ürünlerin ne zaman geleceğinin belli olmaması. manava bir gün portakal gelmişse, o an yanında filen yoksa bir daha ne zaman yiyeceğin belli değilmiş. yazarın anlattıklarına göre o dönemde hayat tam bir belirsizlik ve (bkz: kuyruklar) silsilesiymiş; ne satıldığını bilmesen bile sıraya girme refleksi gelişmiş. kısacası adam, kısıtlı imkanlarla nasıl hayatta kalındığını nostaljik ve hafif mizahi bir dille özetlemiş.
sovyetler birliğinde insanlar bir çok yokluğa, eksikliğe, yasaklara karşı hep yaratıcı çözümler üretmişlerdir. mesela tuvalette havalandırma iyi değil ve oda spreyi yok mu? bol kükürtlü bi kibrit...
AI Özet: yazar, dış görünüşü insan olan ama ruhu boş olan kalabalıklar arasında ne kadar yalnız hissedildiğini anlatıyor. bir sözden yola çıkarak gerçek anlamda insan kalabilmenin zorluğuna değiniyor. (bkz: kalabalıklar içinde yalnızlık) durumuyla ağır bir darbe almış.
zamanında bir allah dostundan işitmiştim şu sözü: “bir şehirde sûreti ve mânâsı âdem olarak birkaç kimse vardır; gerisinin hep sûreti vardır, mânâları yoktur.”yıllar sonra bu sözün hakikatine bir...
AI Özet: yazar, ufc 328 sonrası yeni şampiyonu kutlayıp mma'deki puanlama sisteminin nasıl işlediğini anlatıyor. olay tamamen sayıca üstünlük değil, verilen hasarın büyüklüğüymüş. yani 50 tane tık tık vuruş yapacağına, rakibi sallayan 15 tane sağlam yumruk atmak hakemlerin gözünde daha değerli. istatistiklerdeki strike sayılarına bakıp yanılmamak gerektiğini, asıl meselenin (bkz: effective striking) olduğunu belirtiyor. eskiden yerde 4 dakika kalanın raundu kaptığı düşünülürdü ama artık hakemler orada ne yaptığına, submission denemesi olup olmadığına bakıyormuş. sadece sarılıp beklemek artık yemiyor. yazar, sean strickland'ın stilini çok başarılı buluyor. adam öyle uçan kaçan hareketler yapmıyor ama sürekli baskı kurup küçük hasarlar biriktirerek rakibi mental olarak bitiriyor. özellikle khamzat gibi patlayıcı güreşçilere karşı sakin kalıp mesafe kontrolünü koruması takdire şayan. birileri özelden sormuş, adam sürekli geri gidiyorsa nasıl baskı kurdu diye; yazar da burada durumu açıklıyor. güreşçiye karşı körü körüne öne yürümek intihar gibiymiş, sean'ın yaptığı kaçmak değil profesyonelce mesafe yönetmekmiş. yani adam aslında (bkz: philly shell) benzeri bir savunmayla rakibini pişirmiş.
yeni şampiyonu tebrik ederek söze başlıyorum. hakemlerin en çok baktığı şey effective striking ve effective grappling. yani etkili vurma ve etkili güreş. buradaki önemli detay şu ki önemli olan s...
AI Özet: yazar, filmin merkezindeki samet karakterinin daha ilk sahneden itibaren kaçma isteğiyle dolu olduğunu ama insanın nereye giderse gitsin kendi mutsuzluğunu ve kıskançlığını da yanında götürdüğünü belirtiyor. yine bildiğimiz taşra sıkıntısı ve sıkışmışlık var ama bu seferki durum biraz daha rahatsız edici. yazara göre nuri bilge ceylan, önceki filmlerindeki ikiyüzlü aydın ve hayalleri suya düşmüş öğretmen temalarını burada samet üzerinden çok daha sert işlemiş. deniz celiloğlu'nun performansı sayesinde karakterin o itici ve samimiyetsiz tarafı iyice ön plana çıkmış, hatta yazar en iyi oyuncu ödülünün ona gitmesi gerektiğini düşünüyor. (bkz: nuri bilge ceylan) filmdeki öğrenciyle olan sınır ihlalleri ve kurulan tuhaf bağ, izleyiciyi doğrudan rahatsız eden bir noktaya taşıyor. yazar, yönetmenin samet'i savunma çabalarını okuduğunu ama karakterin narsist ve ikiyüzlü tavırları nedeniyle bunu pek mümkün görmediğini söylüyor. olaylar, bir aşk mektubuyla başlayan taciz iddiaları üzerinden gelişiyor ancak film bir noktadan sonra odağını değiştirip samet'in ev arkadaşı kenan'la olan gizli rekabetine kayıyor. nuray karakteri üzerinden dönen mevzuda, samet'in ilgisinin arzulardan ziyade bir güç ve hakimiyet kurma çabası olduğunu, yani meseleyi bir galibiyet savaşına çevirdiğini savunuyor. (bkz: lolita)
geldiğim ilk andan itibaren gitmeyi düşünüyorum diyen bir karakter var karşımızda ancak yine filmden devam edersek insan nereye giderse kendini de götürüyor sonuçta. mutsuzluk, kıskançlık gibi du...
AI Özet: yazar kendisini zekici olarak tanımlıyor. zekinin elenmesi sonrası destekçilerin halini anlatırken grubun dağıldığını ve üyelerin (bkz: trajikomik) durumlara düştüğünü belirtiyor.
ben zekici idim. hatırlamadınız di mi zeki'yi? işte finale kalan 3. kişi idi bbg zeki, sinsi sinsi destekledik bir avuç inanmış ...
AI Özet: yazar, bir amcanın tavsiyeleriyle özsaygıyı ön plana çıkarıyor. kimsenin peşinden koşma, değer görmediğin yerden uzaklaş diyor. (bkz: ağır abi tavsiyeleri) tam bir hayat dersi.
bir amcanın verdiği tavsiyeler :ciddiye alınmak mı istiyorsun? geç davet edildiysen gitme. davet edilmediysen hiç gitme.seni ...
AI Özet: yazar, sözlükte dönüp duran "almanlar şu hatayı yapmasaydı savaşı kazanırdı" muhabbetlerinin tamamen boş olduğunu, özellikle hayatı yolunda gitmeyen gençlerin bu tarz fantezilere sardığını belirterek söze giriyor. ona göre bu savaşın simülasyonu milyonlarca kez yapılsa bile almanya neredeyse her seferinde kaybederdi. asıl mevzunun nazi hatalarından ziyade belçika'nın yaptığı devasa potlar olduğunu savunuyor. yazar, belçika'nın savaş sürecindeki beceriksizliklerini sıralarken önce müttefiklerin ülkeye girmesine izin vermemelerini, yani "aman kimseyi tahrik etmeyelim" kafasında takılıp savunma şansını tepmelerini anlatıyor. ardından köprülerin havaya uçurulmaması ve eben emael tahkimatının rezalet şekilde düşmesini anlatıyor. burada ince bir kıyaslama yaparak, almanların belçika'da sadece 6 kişi kaybederek ele geçirdiği kaleyi, stalingrad'da (bkz: pavlov'un evi) 30 kişiye karşı binlerce kayıp vererek bile alamadıklarını söylüyor. son olarak belçika'nın yarım milyon askeri olmasına rağmen düzgün bir derinlemesine savunma planı kurmadığını, dyle nehri gibi kritik noktaları tahkim etmeyerek resmen kapıyı açık bıraktıklarını iddia ediyor. kısacası yazar, belçika'nın stratejik hatalarının almanların hatalarından çok daha büyük olduğunu savunuyor.
sözlükte sık sık almanların 2.dünya savaşında yaptığı en büyük hata tartışılır. bu, sözlüğe özel değil, dünyanın her yerinde çoğu genç erkek "ne olsaydı almanlar savaşı kazanabilirdi" diye kafa p...
AI Özet: yazar, yeğeninin dev bütçeyi yönetmesini (bkz: rant) eleştirip durumu resmen yeni bir saltanat ilanına benzetiyor.
en az iki sene boyunca büyük bir bütçeyi yönetecek olan kaymakam pardon yeğen. bu da nereden ba...
AI Özet: yazar burada bildiğin romantik bir trip peşinde. beraberce uzaklara gitme, sessiz sokaklarda kaybolma hayalleri kuruyor. zamanın ve aşkın kıymetini, geceyle gündüz arasındaki o ince çizgiyi anlatırken bayağına efkarlı takılmış. (bkz: melankoli) hüzünlü bir atmosfer yaratıp eksikliklerin insanı nasıl çoğalttığını iddia ediyor. genel olarak deniz, gece ve yalnızlık temalarıyla süslenmiş, biraz ağır ama duygusal bir şiir karalamış. kısacası yazar, aşkın o tuzlu sessizliğinde kaybolmuş durumda.
sonra,sen ben gidelim; akşam gökyüzüne karşı yayıldığındabir masa üzerine bırakılmış çiçek gibi.gidelim, belirli yarı terk edilmişsokaklardan geçelim usulca,izin verelim mırıldanarak inzivaya.uyk...
AI Özet: yazar istanbul'un güzelliğine kapılmış, cihangir'den üsküdar'ı çekmiş (bkz: manzara)
görselgörselgörsel“nice revnaklı şehirler görülür dünyada,lakin efsunlu güzellikleri sensin yar...
AI Özet: yazar, sergen yalçın'ın futbolculara yaptığı mobbinglerden ve teknik kapasitesinin yetersizliğinden dert yanıyor. adamın cahilliğinin övülmesine aşırı sinir olduğunu, gio ve ole döneminde gösterilmeyen sabrın neden sergen'e gösterildiğini sorguluyor. özellikle derbi galibiyetlerinin yokluğu ve yanlış oyuncu tercihleri üzerinden sağlam bir eleştiri yağdırıyor. (bkz: taktik tahtası) yazarın iddiasına göre sergen, hatalarını kabul etmeyen ve her şeyi kadroya bağlayan bir tip. türkiye kupası'nın kaybedilmesini normalleştiren kitleye ve yönetime de bayağına sallıyor. yönetimin her istediğini yapıp yanlış kişiye güvenmesiyle durumun daha da kötüleştiğini, hafızaların çok kısa olduğunu belirtiyor. kısacası bu zihniyetle ve bu teknik adamla yolun sonunun pek parlak olmadığını, ancak bu çapsızlık biterse bir şeyler değişebileceğini söylüyor.
mobbing yaptığı oyunculardan kadro yapsan ve yanlarına sıradan eklemeler yapsan büyük ihtimalle ligi daha yüksek puanla ya da kupayla bitirirdi.cahilliğin övülmesi aşırı sinir ziplatiyor, gio ya ...
AI Özet: yazar, japonların iletişimdeki o gizemli ve ince detaylarını anlatıyor. mevzu sadece konuşmak değil, ortamın havasını okumak yani kuuki wo yomu meselesiymiş. çocuk yaştan itibaren bunu öğreniyorlarmış; yoksa (bkz: ky) olup sosyal olarak dışlanma riskin varmış, yani ortamın ruhunu yakalayamazsan geçmiş olsun. ayrıca omotenashi denilen bir misafirperverlik olayları var ki, karşıdaki daha ağzını açmadan ihtiyacını çözmekten ibaret. adamlar resmen zihin okuyor. bir de ichigo ichie diye bir felsefeleri var, her anın eşsiz olduğunu ve bir daha asla aynı şekilde yaşanmayacağını savunuyorlar. yazar bunu restoranlardaki joren-san yani müdavim ilişkisi üzerinden örneklendirmiş. işletme sahibi senin ne sevdiğini, ne zaman geldiğini ezberliyor. öyle ki, siparişindeki ufak bir değişiklikten bile hayatında bir şeylerin değiştiğini anlayan teyzeler var. kısacası japonya'da sessizlik aslında çok şey anlatıyormuş.
japon çocuklarına küçük yaşlardan itibaren, insanlar bir şey söylemeden onları anlayabilmeleri öğretilir. bunun japoncada özel bir adı vardır: kuuki wo yomu yani “ortamın havasını okumak.”bu; ins...
AI Özet: yazar, gençlerbirliği'nin kötü bir sezonda bile eryaman stadyumu'nda %50.4 doluluk oranıyla maç başına 10.000 seyirci çektiğini belirtiyor. bu durumun süper lig'de 6. sıraya denk geldiğini ve takımın artık ankaralılar tarafından daha çok desteklendiğini vurguluyor. ayrıca tribünlerde olumsuz tezahürat veya kötü söz bulunmadığını ve bunun takımı ligde tutmak için önemli bir sebep olduğunu düşünüyor.
böyle çok ama çok kötü geçirdiğimiz bir sezonda bile 20.000 kapasiteli eryaman stadyumu'nda maç başına ortalama 10.000 seyirci ile oynayarak %50.4 doluluk ortalaması yakaladık. süper lig'de...
AI Özet: yazar diyor ki komünizmi eleştirirken hemen kuzey kore ile güney kore'yi kıyaslamak çok saçma bir hareket. adamcağızlar birleşmiş milletler tarafından öyle bir ambargoya alınmış ki; silahından petrolüne, kömüründen tekstiline kadar her şey yasak. buna rağmen nükleer teknoloji geliştirip uzay programı yürütmeleri aslında şaşırtıcı bir durum (bkz: kuzey kore). ayrıca yazar, kuzey kore'de aslında gerçek bir komünist üretim sisteminin olmadığını, sadece yöneticilerin komünist olmasının o ülkeyi otomatikman komünizm aşamasına taşımayacağını belirtiyor. karl marx'tan alıntılar yaparak komünizmin öyle kafaya göre kurulacak bir ideal değil, maddesel ön koşulları olan bir süreç olduğunu anlatıyor. yani önce sosyalizm evresinden geçmek, iktisadi birikimi sağlamak ve belli bir doygunluğa ulaşmak lazım. sosyalizmde hala emek kadar karşılık alma ve meta üretimi varken, komünizm ancak her şeyin bolluk içinde olduğu, herkesin ihtiyacı kadar aldığı bir seviyede mümkün oluyor. yazarca günümüz teknolojisi aslında her şeyi robotik yapmaya yetecek düzeyde ama kapitalist sistemde kârlılık ön planda olduğu için bu potansiyel tam anlamıyla kullanılmıyor. kısacası komünizmle sosyalizmi birbirine karıştırmayın, aşamaları atlayamazsınız diyor.
herşeyden önce komünizm eleştirisi için kuzey kore ile güney kore'yi karşılaştırmak saçmadır, çünkü kuzey kore birleşmiş milletler'in yürürlüğe koyduğu oldukça kapsamlı yaptırımlara maruz kalan v...
AI Özet: yazar, kızıyla beraber köfteci yusuf'ta geçirdiği güzel anıları anlatıyor. yoklukta da varlıkta da yanlarında olan mekanın her bütçeye hitap ettiğini söylüyor. (bkz: köfteci yusuf) salçasına ve ortamına bayılıyor, bayağı duygusal takılmış.
kızım doğduğunda uzun bir süre çok param olmadı. pazar günleri birlikte sosyete pazarına giderdik. yavrucak gezmekten yorulur tezgahta uyur kalırdı. ben üst baş alırdım ikim...
AI Özet: yazar öncelikle şu çok karıştırılan terimleri bir ayıklayalım diyor. anaerkillik dediğimiz şey gücün kadınlarda olduğu sistem ama antropolojiye göre böyle toplumlar pek yokmuş ya da çok tartışmalıymış. sonra mevzuyu detaylandırıp anayerli, anasoylu ve anamerkezli gibi kavramları tek tek açıyor. yani soyun anneden geçmesiyle gücün kadında olması ya da evlenince kız evine taşınmak tamamen farklı şeylermiş, bunları birbirine karıştırmayalım diye uyarıyor. (bkz: kavram karmaşası)
yazarın asıl koptuğu nokta ise dilimizde ve kültürümüzde kalan eski izler. yabancılara amca teyze dememizi veya bazı hitap şekillerini aslında o eski düzenin kalıntıları olarak görüyor. hatta işi iyice globalleştirip almancadaki yeğen mevzusuna giriyor; eski zamanlarda kız kardeş çocuklarının klanda kalmasıyla ilgili ilginç bir detay veriyor. sak devletinde hükümdarlığın kız kardeşin oğluna geçmesi, afrika'daki aşanti devletinde erkek hükümdara ninelerle ilgili bir sıfat verilmesi veya semerkant'taki afşin kelimesinin hanımefendi anlamına gelmesi gibi örneklerle konuyu bağlıyor. özetle yazar, bugün fark etmesek de belleğimizde ve dilimizde hala o anaerkil düzenden kalma küçük parçalar olduğunu savunuyor. (bkz: antropoloji)
öncelikle sık sık karıştırılan kavramları tanımlayarak başlayalım:anaerkil (matriarchy), toplumsal ve siyasal gücün ağırlıklı olarak kadınlarda olduğu bir sistemi ifade eder. karar verici konumla...
AI Özet: yazar, rakı ve şarap tercih eden kadınlar üzerinden bayağı bir sosyolojik analiz kasmış. çocukluğunu meyhane ortamlarında geçirdiği için insanları analiz etme konusunda kendini (bkz: sinan canan) seviyesine getirdiğini iddia ediyor. yazara göre rakı seven kadınlar daha çok arabesk takılan, delikanlı modunda, hayatın sillesini yemiş ve travmalarıyla baş başa kalmış tipler. öyle ki sevdikleri hapse düşse kapısına ev tutacak kadar fedakar ve hard bir hayat yaşayan profiller bunlar. rakıyı dert ortağı olarak görüyorlar ve masadaki statülerini bununla belirliyorlar. 2000 sonrası bu kültür biraz değişse de hala gelenekçi damarı koruyanlar olduğunu belirtiyor. öte yandan şarap seven kadınları daha eğitimli, entellektüel ve birey olmaya yakın buluyor. bu grup için şarap bir dert ortağı değil, daha çok bir aksesuar ve estetik bir tercih. rakı sevenlerin aksine daha narin ve soft takılıyorlar; sevdikleri hapse girse arkasına bakmadan başka şehre taşınacak kadar pragmatik ve yeniden başlama kapasitesine sahipler. ama yazar burada ters köşe yapıp aslında her iki içeceğin de tadının kötü olduğunu, mevzunun tamamen kimlik ve grup seçimiyle alakalı olduğunu savunuyor. yani olay içkiden ziyade (bkz: sınıf çatışması) tadında geçiyor.
bu konuda çok ön yargılıyım. düşüncelerim asla doğru diyemem. gerçi ön yargım olmasaydı düşüncelerim yine asla doğru olmayacaktı. bu da ayrı bir konu… neyse…ergenlik ve gençlik zamanları akrabala...
AI Özet: yazar, hocanın artık vakti geldiğini ve derhal gönderilmesi gerektiğini savunuyor. adamın yayınlarda söyledikleriyle gerçeklerin taban tabana zıt olduğunu, resmen kendi sözlerini yediğini belirtiyor. özellikle trabzonspor'un b takımı kıvamındaki kadrosuna evinde yenilmeyi ve sonrasındaki açıklamaları hazmedememiş. (bkz: sergen yalçın) transferlerin 4. olmak için yapıldığını ve gerçekten de 4. olduklarını söyleyerek durumun trajikomikliğine dikkat çekiyor. taraftarın istifa sesleri yükselmişken hocanın hala tepki beklemesini anlamsız buluyor, "tazminat mı peşindesin kardeşim açıkça söyle" modunda takılıyor. konya maçındaki iddiaların nasıl patladığını, muçi gibi isimlerin performansıyla hocanın "bende yok" dediklerinin nasıl yüzüne çarptığını anlatıyor. farioli ve diğer avrupa'daki başarıları örnek gösterip, hocanın küçümsediği isimlerin neler yaptığını sıralıyor. cengiz'in durumuna ve genel oyuncu performanslarına bakınca durumun vahim olduğunu düşünüyor. yazarın gözünde hoca, egosuyla büyük oyuncuları kaçıracak noktada ve beşiktaş'a zarar veriyor. son olarak, motoru bitik bir arabayla yeni model bir arabayı geçemeyeceğin benzetmesini yaparak, hocanın yetersiz kaldığını ve artık veda etmesi gerektiğini söylüyor.
hocayı hemen gönderin.hatta gönderilme işini 1 saat boyunca yayınlarda söylediği ve tam tersi çıkan gerçeklerin video kaydıyla yapın. 1 saat yeterli gelmeyebilir tabi orası ayrı. neredeyse kazand...
AI Özet: yazar, teoman yorumunu pek sevmediğini ama orijinal şarkı ve klibe bayıldığını söylüyor. klibin türkiye'deki ilk tek sekans çalışma olduğunu ve mtv'de boy gösteren ilk türkçe klip olarak tarihe geçtiğini belirtiyor. ayrıca klibin dönersen ıslık çal filmiyle ciddi bir ruh bağı olduğunu, oradaki melankolik ve öteki olma halinin klibe taşındığını savunuyor. klipteki oyuncunun fikret kuşkan mı yoksa necdet sayın mı olduğu hala bir muamma (bkz: gizem). kısacası yazar için bu klip, 90'ların o kendine has atmosferinin zirvesi.
şarkının teoman yorumundan hiç haz etmeyen biri olarak, bu şarkıyı çok sever, klibini de oldukça etkili bulurum.1992-1993 yıllarında umur turagay tarafından çekilmiş.(benzer bir teknikle çekilen ...
AI Özet: yazar, iş dönüşü yolda karşılaştığı ömer isimli 12 yaşındaki çocukla yaşadığı duygusal anıları anlatıyor. çocukla beraber avm'ye doğru yola çıkmışlar, bu sırada ömer'in boşanmış anne babası ve kardeşleriyle ilgili durumlarını öğrenmiş. yazarın gözlerini dolduran kısım ise çocuğun annesine olan düşkünlüğü ve anneler günü için hediye alma çabası olmuş. çocuk, eski zamanlardaki sokak oyunlarını merak ederken bir yandan da yaşadığı şehrin travmalarını, okulundaki saklanma yerlerini anlatacak kadar erken yaşta olgunlaşmış. (bkz: çocuk yaşta büyümek) güreşçi olan küçük adamın, ileride yurtlarda kalan çocuklara yardım etme hayalleri yazarın kalbini iyice çalmış. yazar, çocuğun bütçesiyle ancak fincan alabileceğini görünce devreye girmiş; çiçek, balon ve fincan takımıyla güzel bir paket yapmış. yemek teklifini annesi merak eder diye reddeden ömer'i evine kadar bırakmış. finalde ise çocuk el sallayacakken elindeki balonun uçup gitmesiyle hikaye hem hüzünlü hem de gülümseten bir şekilde bitmiş. yazar, ömer'e mutluluklar dileyerek noktayı koyuyor.
işten eve giderken yolda iki çocuk el etti. durdum.- abi, bizi piazza'nın (maraş'taki tek avm) oraya kadar götürür müsün, dediler. dedikleri yer bana ters bir istikamet, - gelin en azından şuraya...
AI Özet: yazar geç gelen ilginin sökmediğini diyor (bkz: geç kaldın)
"geç gelen sevgi/ilgi ottan değersizdir."edit: dolma parmaklarım yüzünden yanlış yazılan harfi ...
AI Özet: yazar, noa lang'in oyun zekasına ve çizgi kullanımıyla savunmayı dağıtmasına bayılmış. barış alper ve sane ile kıyaslayıp çok yönlü olduğunu, paslarının etkili olduğunu söylüyor. tek eksiği şutlarıymış ama (bkz: 20 milyon euro) civarına alınırsa tadından yenmez diyor.
dün oynanan maçta taç çizgisine yaslanıp rakip savunmayı genişleterek antalyaspor savunmasını tek başına açmıştır. barış alper de topla çizgiye yakın yerlerde buluşmayı seviyor ama sadece çizgiye...
AI Özet: yazar diyor ki, insanlık atomu parçalayıp kuantumla uğraşırken bazen lise fizik hocasının birim yazmadın diye puan kırdığı o trajikomik hataları milyon dolarlık projelerde yapabiliyor. (bkz: mars climate orbiter) vakası tam olarak böyle bir durummuş. 1998'de nasa, mars'ın iklimini incelemek için koca bir araç fırlatıyor. her şey tıkır tıkır işliyor, araç milyonlarca kilometre yol kat edip hedefe ulaşıyor. ancak yörüngeye girme anı geldiğinde iletişim bir anda kesiliyor ve araçtan bir daha haber alınamıyor. meğerse olay tamamen birim karmaşasıymış. aracı üreten lockheed martin ekibi hesaplamalarda amerikan birim sistemini (pound-saniye) kullanırken, nasa'nın jpl ekibi standart metrik sistemi (newton-saniye) kullanıyormuş. iki dev kurum aylarca veri alışverişi yapmış ama kimse çıkıp birimlerin ne olduğunu sormamış. bilgisayarlar arası iletişimde ortaya çıkan 4.45 katlık fark, rota düzeltmelerinde birikmiş ve araç güvenli irtifadan değil, atmosferin derinliklerine doğru resmen intihar dalışı yapmış. yazar, dünyanın en zeki insanlarının böyle basit bir dikkatsizlikle koca aracı çıtır çıtır yakmış olmasına şaşırıyor. yani özetle; birimlere dikkat etmezseniz uzayda bile rezil olabiliyormuşsunuz.
insanlık olarak uzayın derinliklerine araç gönderip, atomu parçalayıp, kuantum mekaniğini çözüyoruz ama bazen lise fizik sınavında hocanın “birim yazmayı unuttuğun için puan kırdım” dediği o absü...
AI Özet: yazar, ruhi çenet'in riskli bir bölgeden dönüp hemen sosyal ortamlara girmesine ve düğünlerde göbek atmasına bayağı kurulmuş. bana bir şey olmaz kafasının toplumsal riskleri görmezden gelmek olduğunu, (bkz: sorumsuzluk) örneği sergilediğini söylüyor. ayrıca sağlık bakanlığının bu sessizliği ve önlem almamasını da garipsiyor. avrupa'daki katı karantina kurallarıyla kıyaslayıp bizdeki rahatlığa hafiften sövüyor diyebiliriz.
insan bazen gerçekten hayret ediyor. dünyanın birçok ülkesinin ciddiye aldığı, yolcuları karantinaya aldığı bir olayın içinden çıkıp sanki hafta sonu tatilinden dönmüş gibi düğünde göbek atmak na...
AI Özet: yazar, merkür gezegeninin eski dildeki ismi olan utârit üzerinden derin bir yolculuğa çıkmış. merkürün güneşe yakınlığı ve hız rekoru kırmasıyla mitolojide hermes'e evrildiğini, buradan da (bkz: hermenötik) kavramının doğduğunu anlatıyor. hız, edebiyat ve sanatla harmanlanan bu kavramın sadece yüksek makamlara yakın kişileri değil, kalem ustalarını da tanımladığını belirtiyor. asıl mevzuya gelince, 1919 yılında çıkan ve "sanat sanat içindir" kafasında olan utârid adlı mecmuadan bahsediyor. derginin ömrü kısa sürse de kadrosu (bkz: şampiyonlar ligi) gibi; yahya kemal'den tevfik fikret'e kadar dev isimler yazmış. yazar, özellikle ikinci abdülhamid'in hatıratının yayınlanmasının dergiyi nasıl karaborsaya düşürdüğüne değiniyor. öyle ki bazı satıcıların fahiş fiyatlar çektiği, dergi yönetiminin ise "bizim fiyatımız belli, lütfen bu fırsatçıları bize şikayet edin" diye okurları uyardığı komik ama gerçek bir detayı paylaşıyor.
yerinde duramayıp ordan oraya seyyar bir şekilde gezip duran gezegenlerden yani seyyarelerden olan merkür'e eskiler utârit/utârid demişler (ki daha bir ton ismi mevcut: arzıtilek, debîr-i felek, ...
AI Özet: yazar, kurduğu hayali fon üzerinden halkın vergileriyle dönen bir düzeni anlatıyor. yönetime atadığı kişilerin zarar etmesine rağmen keyiften yüzdüğünü ve (bkz: saltanat) sürdüğünü belirterek sistemi eleştiriyor.
360 milyar dolarlık fon kurdum. fonu kendime bağladım. içine de türkiye'nin en büyük 40 firmasını koydum. yönetimine chp'li eskimişleri koydum. her birine h...
AI Özet: yazar, golün nasıl sayıldığını sorgularken kadıköylülerin görme yetisizliğiyle dalga geçiyor. (bkz: khalkedon) mevzusuna bağlayıp durumu özetlemiş.
kale çizgisine osimhen’den daha yakın bir kaleci ve iki rakip defans oyuncusu olduğu için gol sayılmış olmas...
AI Özet: yazar diyor ki stilicho diye bir adam varmış, bu arkadaş vandal kökenli olmasına rağmen roma terbiyesi almış ve çökmekte olan imparatorluğu tek başına sırtlamaya çalışmış. theodosius'un emaneti olan naif ve pek bir işe yaramayan imparator honorius'un naibi olmuş. yazarın anlatımına göre stilicho tam bir (bkz: multitasking) ustası; bir yandan doğudaki rakiplerini temizliyor, bir yandan da kapıdaki barbarlarla uğraşıyor. alaric ve radagais gibi tipler roma'yı yakıp yıkmaya gelmişken, stilicho soğukkanlılıkla hepsini püskürtmüş. ama gel gör ki, roma'nın bürokrasisi her zamanki gibi (bkz: liyakatsizlik) üzerine kuruluymuş. adam resmen imparatorluğun can simidi olmuş ama çevresindeki iş bilmez yöneticiler ve kıskanç tipler imparatorun kulağına sürekli fitne sokmuşlar. yazar, stilicho'nun yeteneklerinin takdir edilmek yerine yerildiğini, sonunda da zavallı bir şekilde bir kiliseye sığındığını belirtiyor. yani özetle; yetenekli bir generalin, beceriksiz bir yönetici kitlesi ve vefasız bir imparator tarafından nasıl harcandığının hikayesi. (bkz: nankörlük) tam bir dram, adam roma'yı kurtarmış ama kendi sonunu kurtaramamış.
bu saygıdeğer komutan artık çökmeye yüz tutmuş bir imparatorluğu ayakta tutmaya çalışan bir general idi. onun bu uğurdaki gayreti ve iyi niyeti imparatorluk içinde hiç karşılık görmedi. adı hiçbi...
AI Özet: yazar, linus torvalds'ın bugün kullandığımız telefonlardan mars'taki helikoptere, tesla'lardan e-devletle kadar her şeyin temelindeki linux çekirdeğini öğrenciyken hobi niyetine yazdığını anlatıyor. adamın yazdığı kodlar sayesinde internetin neredeyse tamamı ayakta duruyormuş. sistemin ölçeklenebilirliği sayesinde devasa server tarlalarını bile rahatça tokatladığını belirtiyor. ayrıca git yazılımını iki haftada kodlayıp piyasayı domine etmesine ve özgüvenine değiniyor. teknik dehasının yanına bir de (bkz: nvidia) sürücüleri yüzünden canlı yayında orta parmak çekecek kadar sağlam bir gider eklemiş. tam bir (bkz: dahi) portresi çizmiş.
bu adam, bugün kullandığımız android telefonlardan, mars'taki ingenuity helikopterine, cern'deki parçacık hızlandırıcıdan, oturduğunuz evin modemine kadar her şeyin ciğerindeki yazılımın babasıdı...
AI Özet: yazar yunanistan'ın konserle bir adım öne geçmesine yanıyor, (bkz: haset) içinde kıvranıyor diyebiliriz.
zorba the greek çaldıkları videoyu izlerken hasetimden 10 parçaya bölündüm. normal bir zamanda ...
AI Özet: yazar markanın kalitesizliğinden dert yanıyor, ürünlerin tadının dondurma ile alakası olmadığını ve fiyatların çok uçtuğunu söylüyor. (bkz: para tuzağı) çocuklara yedirilmesine ise çok üzülüyor.
sadece yerel firmaları değil dondurma denen gıdayı da piyasadan silmiş marka..arkadaş, sattığınız hiçbir şey mi kaliteli olmaz ya ? tamam ülkece...
AI Özet: yazar, grubun odtü bahar şenliklerindeki performansını pek beğenmemiş. tuğrul akyüz ve ekibi idare etse de deniz özbey'in durumu bayağı vahimmiş. sahneye geç çıkmanın yanı sıra, yazarın gözlemlerine göre deniz özbey aşırı derecede kendinden geçmiş ve odaklanmakta zorlanan bir haldeymiş. şarkıları okurken kağıda bakması, güneş gözlüklerini hiç çıkarmaması ve konuşmalarındaki kopukluklar dikkat çekmiş. konser daha çok izleyicilerin kendi çabalarıyla eğlendiği bir etkinliğe dönmüş. yazar, grubun durumuna üzülmüş ve (bkz: amatem) diyerek sağlıkları için iyi dileklerde bulunmuş.
37.odtü uluslararası bahar şenlikleri kapsamında 9 mayıs 2026 tarihinde sahne almış grup. kendilerini her ne kadar sevsek, sahnede görünce mutlu olsak da maalesef günümüzde konser performansı ola...
AI Özet: yazar, michael filminin seyirciyle eleştirmenleri birbirine düşürdüğünü belirterek söze giriyor. filme göre 1966'dan 1988'e kadar olan süreci, yani jackson 5 günlerinden wembley konserine kadar olan kısmı izliyoruz. yazar, hayatın tamamını 2 saate sığdıramayacakları için kesin bir devam filmi geleceğini, bunun da tamamen gişe hırsı ve para kazanma odaklı bir hamle olduğunu düşünüyor. sinematik açıdan filmi pek beğenmemiş; hatta bunu bir filmden ziyade başarısız bir portre çalışmasına benzetmiş. oyuncuların ruhsuzluğundan, karakterlerin karton gibi durmasından ve yönetmenin sığ tercihlerinden dert yanıyor. özellikle yapay zeka dokunuşlarının filmi doğallıktan uzaklaştırdığını ve izleyiciyi o dönemin nostaljisine sokamadığını söylüyor. yazar burada çok kritik bir benzetme yaparak hollywood'un bu işi bizimkilerin yaptığı (bkz: bergen) veya (bkz: müslüm) tarzı istismar sinemasına çevirdiğini iddia ediyor. başroldeki jaafar jackson için ise durum karışık; yazar ona "kötü filmin iyisi" dese de aslında yaptığına oyunculuk değil, sadece amcasının figürlerini taklit ederek "miş gibi yapmak" diyor. özetle yazar, görsel efektler ve benzerlikler olsa da filmin ruhunun eksik olduğunu savunuyor.
seyirci ve eleştirmenleri ikiye bölen michael, nasıl bir film?tüm zamanların en büyük müzik yıldızının biyografisi "michael", vizyona girer girmez tartışmaların odağına oturdu ve muhtemelen 2026'...
AI Özet: yazar müslüm baba'nın affet şarkısını ve (bkz: rainbow) versiyonunu vermiş.
affethttps://youtu.be/cktkktffhic?si=kccms0htj_j6fbk8(rainbow - the temple of the king) şarkını...
AI Özet: yazar diyor ki artık aşk meşk, romantik jestler bitti; yerini tamamen maddi beklentiler ve teknolojik aletler aldı. kadınların artık nergis çiçekleri değil, özelliklerile şaşırtan devasa buzdolapları istediğini savunuyor. (bkz: tüketim toplumu) durumu öyle bir noktaya getirmiş ki, romantizmin yerini taptaze domateslerin aldığına inanıyor.
erkekler artık 5 eyaletten 10000 nergis çiçeği toplayıp gökyüzüne kalp içinde i love sandra yazmıyor. çünkü böyle kadınlar kalmadı. kadınlar artık kurutma makinesi istiyor. 4 kapılı hatta 8 kapıl...
AI Özet: yazar sabahın köründe sigarayı hemen bulup güneşle beraber kahvesini yudumlamanın verdiği o (bkz: huzur) dolu anı anlatıyor. doğayla ve güneşle girdiği bu spiritüel etkileşimle resmen keyif çatıyor.
sabah sigarayı çakmağı iki saat aranmadan bulmuşsun. kahveyi fincana doldurup bahçeye doğru kurulmuşsun. dışarı çıkarken kapıyı açmanla sisli puslu havanın da...
AI Özet: yazar, abd'nin eyalet bazlı bakıldığında aslında ne kadar devasa bir ekonomik gücü olduğunu anlatıyor. alabama'nın bile gdp olarak finlandiya ile kapıştığını, nüfus ve refah dengesinin bizde hiç olmadığını belirtiyor. tabii her şey güllük gülistanlık değil; bazı bölgelerin bizim en kötü yerlerimizden bile beter olduğunu, sistemin insanı sömürdüğünü söylüyor. devletin yokluğunda herkesin kendi başının çaresine bakmak zorunda kaldığı, düşük ücretli işlerin ve uçan kira fiyatlarının olduğu bir düzen var. (bkz: amerika rüyası) diyeceğim ama yazar için bu daha çok bir kabus. sosyal medyadaki o şatafatlı videoların gerçekliği yansıtmadığını, madalyonun öteki yüzünün oldukça karanlık olduğunu savunuyor.
insani gelişmişlik endeksini baz aldığımızda bölünmüş haliyle ilk 80 dünya ülkesi arasında 50 eyaletinin tamamını sokan ülke. abd'nin göt deliği alabama'nın skoru bile yine de eyaleti o haliyle b...