AI Özet: yazar, eğitimdeki çöküşün hala 28 şubatla açıklanmasına (bkz: şaşırmış)
yıl olmuş 2026, 23 yıldır ülkeyi tek başlarına yönetiyorlar ama eğitim sistemindeki devasa çökü...
AI Özet: yazar, başka ülkelerin standartlarıyla kıyaslama yapmayı bırakıp gerçeklere odaklanmak gerektiğini söylüyor. türkiye'de insanların tahammülünün düşük olduğunu ve komşuluk ilişkilerinin sorunlu olduğunu belirtiyor. kendisi de piyano çaldığını ama kimseye duyurmadığını anlatıp (bkz: silent piyano) gibi önlemler alınmasını öneriyor.
--- spoiler ---fransa’da yaşıyor olsaydım, piyano sesini duyduğu anda kapımı çalıp beni dinlemek isteyen insanlarla karşılaşacaktım--- spoiler ---afganistan' da yaşasaydınız da ellerini kesecekle...
AI Özet: yazar, abd'nin nazi üye arşivini dijitalleştirip açtığını, soyadıla aratınca aile sırlarının döküldüğünü söylüyor. bazıları için (bkz: rezalet) durumu var, ortalık fena karışmış.
amerika birleşik devletleri, 2. dünya savaşı sonunda nazi partisi’nin (nsdap) merkezi üyelik kartlarını ele geçirmişti. o devasa ar...
AI Özet: yazar videoyu paylaşmış, (bkz: amme hizmeti) yapmış.
su sponsorlunun sitesine girmek istemeyenler icin amme hizmeti.--- timursavar ---olay anı video...
AI Özet: yazar eski günleri özlemiş, bedava konserleri (bkz: nostalji) yapmış.
konudan bağımsız 2000'li yıllarda bilen bilir. ankara'da bahar şenliklerinde şebo, teo, özlem t...
AI Özet: yazar diyor ki iyilik yapmak dünyayı değiştirir, bir kap su bile yeter. kötülük yapan aslında kendine zarar verir (bkz: iyilik yapmak)
allah göstermesin.unutmayın dünyayı değiştirecek tek şey karşılıksız yaptığınız iyiliklerdir.illa...
AI Özet: yazar, çocuğun memur ya da mühendis olması gerektiğini söyleyenlere hafiften sövüyor. yağız'ın satranç tarihine geçeceğini, (bkz: kasparov) gibi isimler gibi efsane olacağını savunuyor.
evet aynen, çemişgezek'te memur olsaydı daha faydalı olurdu...ya da sıradan bir mühendis olsaydı.... mal mısınız amk...adam satranç tarihin...
AI Özet: yazar, beşiktaş camiasının türkiye kupası'nı biraz hafife aldığını düşünüp konuyu detaylandırmış. kupa kazanmanın kulübe getireceği 10 farklı avantajı sıralayarak aslında bunun sadece bir kupa değil, zincirleme bir fayda paketi olduğunu anlatıyor. öncelikle avrupa ligi play-off biletinin cepte olmasıyla beraber konferans ligi gruplarının garanti olduğunu, bunun da kulübe ciddi bir sıcak para akışı ve yayın geliri sağlayacağını belirtiyor. (bkz: para konuşunca herkes susar) ayrıca sezonu daha geç açma lüksünün, oyuncuların fiziksel durumunu koruyacağını ve sakatlık risklerini azaltacağını savunuyor. 2026 dünya kupası dönemindeki transfer piyasası karmaşasından etkilenmemek için kupa şampiyonluğunun stratejik bir avantaj yaratacağını söylüyor. yeni uefa formatıyla beraber maç sayısının artmasıyla hem fikstürün dolacağını hem de oyuncuların vitrine çıkıp piyasa değerlerini artıracağını vurguluyor. geniş rotasyon kullanımıyla yedeklerin paslanmayacağını, kaliteli oyuncuları ikna ederken avrupa kartının gücünü kullanabileceklerini ekliyor. son olarak süper kupa şansıyla beraber gelecek olan o meşhur kazanan kimliğinin, taraftar ve yönetim arasındaki bağı güçlendireceğini ifade ediyor. özetle yazar diyor ki; kupayı alalım da önümüz açilsin.
önemli!!!camia olarak, türkiye kupası'nın öneminin farkında değiliz. farkındalık oluşturması için, türkiye kupası kazanmanın beşiktaş'a 10 faydasını çıkardım.1. avrupa ligi play-off biletinin gar...
AI Özet: yazar, takımının küme düşmesini bile dert etmediğini, bunun (bkz: natura dünyası) gibi saçma sponsorluklardan daha kabul edilebilir olduğunu söylüyor. oğluna durumu anlatıp maç izleme keyfinin baki kaldığını belirterek kulübe olan koşulsuz sevgisini dile getiriyor.
akşam maçı izliyorum.eşime döndüm, gülümseyerek "düştük sanırım" dedim.6 yaşında oğlum da karpuz yiyodu "düşünce ne oluyor babacığım?" dedi."bişey olmuyor oğlum. biz yine maçımıza gideceğiz, baba...
AI Özet: yazar, torpil konusuna hiç girmeden direkt bir fıkra patlatmış. adamın uçakları, arabaları olsa dağıtacağı ama gerçekte sahip olduğu iki tavuğu bile kimseye vermeyeceği bir senaryoyu anlatıyor. (bkz: gerçekler acıdır) tam bir fırsatçılık hikayesi.
iki arkadaş sohbet ederken biri diğerine sorar:— "ahmet, eğer iki tane uçağın olsa birini bana verir misin?"ahmet hemen cevap verir:— "lafı mı olur dostum, feda olsun sana! birini...
AI Özet: yazar (bkz: efkar) yapmış.
görsel"ruhumu gömdüğüm yer hala belli.güneşi özledim, sonra seni.."
AI Özet: yazar, michael jackson'ın tarihin en yanlış anlaşılan figürlerinden biri olduğunu savunuyor. adamın evini çocuklara ücretsiz bir lunapark, hayvanat bahçesi ve oyun alanı gibi açtığını, çocuklara resmen kraliyet mensubu gibi baktığını anlatıyor. aslında kendi çocukluk hayallerini gerçekleştirdiğini belirtiyor. (bkz: neverland) yazarın iddiasına göre michael çocuk tacizcisi değilmiş, aksine evine gelen yüzlerce çocuk böyle bir şeyin yaşanmadığını söylüyormuş. olayların merkezindeki jordan mevzusuna giriyor; çocuğun babasının michael'ıle uğraşıp 20 milyon dolar istediğini, parayı aldıktan sonra da lüks içinde harcadığını anlatıyor. babanın daha sonra 200 milyon dolar daha istediğini ama alamadığını söylüyor. fbi'ın devreye girip konuyu kurcaladığını, çocuğun önce bir şey olmadığını söylediğini ancak sedasyon altındayken farklı beyanlarda bulunduğunu aktarıyor. yazar, michael'ın evinin didik didik edildiğini, ters kelepçe takılıp hırpalandığını ve çok ağladığını belirterek durumun haksızlık olduğunu vurguluyor. genel olarak yazar, tüm dünyanın adama bir özür borçlu olduğunu ve itibarının haksız yere zedelendiğini düşünüyor. (bkz: adaletsizlik)
tarihin en yanlış anladığı insan olabilir. tüm dünya kendisine bir özür borçluyuz. - evi ücretsiz bir lunapark / hayvanat bahçesi / sinema / oyun alanı / havuz şeklinde tüm çocuklara (anneleriyle...
AI Özet: yazar, ai coverlar yaparak bir grup kurma peşinde. enstrüman bilmeye gerek yok, sadece promptlayıp yorulmuş gibi yapacaklar. (bkz: kolay yoldan şöhret) grubun adını shakespeare'den seçmiş ama aslında her şeyi 10 dakikada halledip millete çok uğraştık diyecek. tam bir kurnazlık örneği.
(bu entry farkındalık amaçlıdır)napkinler - denize doğru (rock cover)5 10 dakikada ürettiğim ai coverlar için bir grup kuruyorum. enstrüman çalmayı bilmek opsiyonel. "yapay zeka bile olsa" ile ba...
AI Özet: yazar, julius caesar'ın askeri başarılarının ve yaşadığı rivayet edilen epilepsi nöbetlerinin aslında spiritüel bir boyutu olduğunu iddia ediyor. ona göre bu tarz liderler, manevi alemdeki negatif varlıklardan destek alan, adeta karanlık tarafla iş birliği yapan tipler. (bkz: karanlık liderler) mevzuyu sadece kişisel deha ile açıklamak yerine, bunu ilahi bir planın parçası olarak görüyor. yazara göre evrende herkesin bir rolü var; hırsızdan zalime kadar herkes aslında ilahi hikmet tarafından belirli bir görevle istihdam ediliyor. yani bu kötü karakterler gökten zembille inmiyor, kişi kendi seçimleriyle o yola giriyor ama sonuçta sistemin bir parçası haline geliyor. yazar burada mevlana'nın mesnevi'sinden bir örnek vererek, karşımızdaki saldırgan kişilere karşı savaşmak yerine onların asıl sahibine, yani hakka yönelmek gerektiğini savunuyor. eğer meseleyi sadece korteksle değil de kalple idrak edersen, dünyada aslında düşman diye bir şey olmadığını, herkesin birer görevli olduğunu anlıyormuşsun. tabii bu durum, polise gitmemek veya hakkını aramamak anlamına gelmiyor; dış dünyada gerekeni yaparken iç dünyada kin ve nefretten arınmak gerektiğini söylüyor. özetle yazar, caesar'dan başlayıp konuyu (bkz: tasavvuf) tadında bir teslimiyet ve kader anlayışına bağlıyor.
julius caesar'ı incelerken bu adamın hiç de normal biri olmadığını fark ettim.neredeyse yenilmez bir komutandır kendisi. girdiği her savaşı kazanmıştır. aynı zamanda arada epilepsi nöbetleri geçi...
AI Özet: yazar, ibb davasının 31. gününde yaşananları anlık bir günlük gibi aktarmış. olaylar cebeci maden sahasındaki kamu zararı mevzusuyla başlıyor ama asıl kaos avukatlar ve mahkeme heyeti arasındaki gerginlikte kopuyor. yazarın anlatımına göre avukatlar, tahliye taleplerinin dinlenmemesine ve sürecin yavaş işlemesine bayağı sinirlenmişler. özellikle tora pekin ve baran kaya'nın mahkeme başkanıyla girdiği polemikler dikkat çekiyor; hatta hakim, baran kaya'nın mikrofonunu kapatıp onu salondan atmakla tehdit etmiş. (bkz: hukuk sistemi)
yazar, duruşmadaki absürtlüğün zirveye çıktığı anı ekrem imamoğlu'nun tepkisiyle özetliyor. hakim ara verip salonu boşaltmak isteyince imamoğlu'nun "biz pinpon topu muyuz" diyerek çıkmayı reddettiğini, jandarmaya "beni yaka paça indirin" diyerek meydan okuduğunu belirtiyor. yani ortam tam bir kaos alanı. ayrıca yazar, koridorda yaşanan başka bir kavgaya da değiniyor; bir gazeteciyle avukat tuğba torun arasında sosyal medya üzerinden başlayan tartışma, duruşma koridoruna taşınmış ve işler "erkeksen gel konuş" seviyesine gelmiş. genel olarak yazar, davanın hukuki boyutundan ziyade salon içindeki yüksek tansiyonu ve (bkz: tiyatro) tadındaki tartışmaları ön plana çıkarmış.
istanbul yargılıyor | ibb davası 31. gün10:00 ibb davası’nın 31. günü başlıyor. davanın 30. gününde 15 kişi tahliye olmuştu. dosyada hala 77 kişi tutuklu yargılanıyor. şimdiye kadar toplamda 38 s...
AI Özet: yazar, dostoyevski'nin cephede olduğunu söyleyip yeni neslin cahilliğiyle dalga geçiyor. (bkz: tarih dersi) bence şaka yapıyor.
yorumlara bakıyorum da ciddi ciddi neden yazmadığını falan sorgulamışlar. yeni nesil cidden çok...
AI Özet: yazar, kıspeti iki kez çıkan pehlivanın hakem tarafından mağlup sayılmasına ve sonrasında gelen trip olayını anlatıyor. (bkz: kuralcı hakem) durumu özetlemiş.
yağlı güreşte kıspet çıkar ise belli bir süre içerisinde tekrar giyilip maça devam edilebilir, süre aşılır ise güreşç...
AI Özet: yazar şarkıyı dinleyince aşırı havalı takılıp melankoliye bağlanıyor, (bkz: keyifler yerinde) moduna giriyor.
şarkı başlar başlamaz gözlerimde ışıltı, yüzümde anlamsız bir tebessüm.zihnimde türlü düşüncele...
AI Özet: yazar diyor ki ekonomideki bu yüksek enflasyon ortamı insanları çakal yapıyor, ahlaki değerleri yerle bir ediyor. her şeyin fiyatı uçunca millet kestirme yoldan zengin olma derdine düşmüş, bu yüzden kumar ve benzeri işler artmış. (bkz: ekonomik kriz) kısaca enflasyon psikolojisi bozmuş, herkes bir koyup beş almaya çalışıyor.
ayda yüzde 4-5 enflasyon çıkan memlekette her bok olur: insanlar kumar da oynar, dolandırıcılık da fırlar, uyuşturucu da satılır, mafya da türer, fuhuş da olur. para getiren her iş yapılır. ayda ...
AI Özet: yazar, mustafa sandal'ın son zamanlarda içine düştüğü stresli durumlara üzülüyor. adamcağız kendi halindeyken bir anda garip bir organizasyonun ortasında kalmış, herkesi onore etmeye çalışırken egosuna hitap edenlerle uğraşmış. üstüne bir de sosyal medyada insanları savunmaya çalışmış ama finalde ortada kimse kalmamış. (bkz: ayıp etmişler) diyerek nazik bir adamın böyle saçmalıklara maruz kalmasını eleştiriyor.
durup durup adamın yaşadığı strese üzülüyorum ya kendi düzeninde evinde konserinde çayında kahvesinde keyfinde takılırken, birden saygı organizasyonun içinde buldu kendini. kabul günü gibi adam s...
AI Özet: yazar, björk'ün sadece müzisyen değil aynı zamanda ciddi bir insancıl duruş sergileyen biri olduğunu söylüyor. özellikle filistin halkına verdiği destek ve israil'deki yayın servislerine karşı aldığı radikal önlemlerle dikkat çektiğini belirtiyor. yazara göre björk, etrafında mistik bir hava taşıyan, hem çocuksu hem de bilge bir ruhu aynı anda barındıran çok özel bir figür. tarzının taklit edilemez olduğunu, kadınsı enerjiyi ve mahremiyeti alışılmışın dışında, kışkırtıcı ama farklı bir yerden yakaladığını düşünüyor. (bkz: özgünlük) özellikle medulla albümündeki bir şarkı üzerinden e.e. cummings hayranlığına değiniyor. şairin kalıpları yıkan tarzıyla björk'ün modern müziğin imla kurallarını değiştiren tavrının çok iyi örtüştüğünü savunuyor. björk'ün bir şiiri öylece alıp şarkı yapacak tipte olmadığını, cummings'in parçalayıp yeniden kurma yöntemiyle gerçek bir bağ kurduğunu anlatıyor. kısacası yazar için björk, nefesiyle ve sanatıwednesdayla güncelliği lekeleyip onu mitolojik bir deneyime dönüştüren eşsiz bir sanatçı.
en son “soykırıma müzik yok” kampanyasına katılıp, kataloğunu israil’deki yayın hizmetlerinden coğrafi olarak engellemişti iki gözümün çiçeği. insanlığa karşı suçları normalleştirmeyi reddedenler...
AI Özet: yazar diyor ki gerçek bir türk pilavı istiyorsanız osmancık-97 pirincine yönelin, basmatiyle vakit kaybetmeyin. asıl bomba şu ki piyasadaki pirinçlerin çoğu aslında olduğu gibi değil, resmen (bkz: tağşiş) dönüyor. baldo diye aldığınız şeyin yarısı mısır pirinci çıkıyor, basmati diye satılanlar ise çoğu zaman başka uzun pirinçlerin karışımı. hatta bazıları pirince parfüm sıkıp basmati diye iteliyor, şaka gibi. yazar, denetimsizlik yüzünden herkesin kazıklandığını ve insanların ne yediğini bilmeden tartışmasının komik olduğunu belirtiyor. piyasadaki en düzgün seçeneğin premium duru osmancık olduğunu, çünkü onun nispeten daha saf olduğunu iddia ediyor. gerçek basmatiyi anlamak için basit bir test veriyor; pişince şişmeyip boyuna uzaması lazımdı ama türkiyede gerçek basmati bulma ihtimaliniz %20'den düşükmüş. özetle gıda sektöründeki bu düzensizliğe isyan ediyor ve herkesi ne yediği konusunda daha dikkatli olmaya çağırıyor.
beyler bayanlar, merdivenden kayanlar;türk pilavı yapmak istiyorsanız genetik materyali çorum osmancık'tan alınan ve trakya tarımsal araştırmalar enstitüsünde değerli ıslah hocamız halil hoca tar...
AI Özet: yazar diyor ki eskiden çocuk yapmak bir nevi emeklilik sigortasıydı, yaşlanınca bakarlar diye düşünülürdü ama artık o devir kapandı. eskiden çocuklar bir lokma bir hırkayla, pek kasmadan büyütülürdü; erkek çocuk ustaya, kız çocuk kocaya verilirdi, olay buydu. şimdi ise durum çok farklı. (bkz: modern ebeveynlik) yüzünden insanlar çocuk psikolojisiyle uğraşmaktan, hata yapmaktan korkar hale gelmiş. üstelik maddi yükler şaka gibi; mama ve bez fiyatlarını görenin aklı şaşar, eğitim ve sağlık masrafları zaten uçmuş durumda. yazar çocuk sahibi olmayı bir nevi kumar gibi görüyor, içinden ne çıkacağı belli olmayan bir sürpriz yumurtaya benzetiyor. karakteri düzgün bir çocuk ödül ama tersi tam bir sınav. bir anne olarak da insanların üzerindeki bu baskıyı ve yetersizlik hissini haklı buluyor. son olarak genç nüfusun azaldığına ve avrupa'nın bu yüzden göçmen aldığına değinip bizim de benzer bir yolda olduğumuzu belirtiyor.
eski nesilde "ileride bana bakar" düşüncesi hakimdi. çocuk bir yerde ailenin sigortası gibiydi. doğru veya yanlış ancak bu güdüyle birden fazla çocuk dünyaya getirenler çoktu ancak gelişen teknol...
AI Özet: yazar, temmuz 2026 memur zammını matematiksel bir operasyona çevirmiş. tüik verileri ve toplu sözleşme oranları üzerinden kafa patlatıp farklı senaryolar kurmuş. mayıs ve haziran enflasyonuna göre zammın %12 ile %15 arasında gezeceğini hesaplamış. (bkz: matematik profesörü) diyebiliriz, rakamlarla arası bayağı iyi olan bir arkadaş.
hemen hesap yapalım ki sayısal veriler üzerinden nedir, ne değildir anlaşılsın ve bilgi karmaşası ortadan kalksın.memursen ve çalışma bakanlığı arasında imzalanan toplu sözleşme hükümlerine göre;...
AI Özet: yazar, zenginlerin her şeyi şirket gideri gösterip vergi ödemediğini ama emekçinin kuruşu kuruşuna soyulduğunu anlatıyor. sistemi savunanların bilgisizliğine (bkz: cehalet) sövüyor ve limited şirketlerin bir tür insanlık suçu olduğunu iddia ediyor. sonunda küresel bir devrimle bu işin biteceğini, herkesin uyanacağını öngörüyor. (bkz: kapitalizm)
sirket sahibiysen "arabam sirket icin, evim sirket icin, su harcamam sirket icin bu gelirim sirket icin" diye diye diye 1 milyar dolarlik ciro yapan sirketin icin "aaa tamam kocum sen haklisin. o...
AI Özet: yazar diyor ki ingiltere'de parklar sadece gezmek için değil, monarşiyle halk arasındaki uçurumu kapatmak için yapılmış. yani parklar orada bir nevi sosyal denge ve eşitlik sembolüymüş. (bkz: victoria park) ile başlayan bu süreç bayağı sistemli ilerlemiş.
park kavramının kamusal modelini kuran ülke.bunun temel nedeni, parkların burada demokrasi ve eşitliğin bir parçası olarak görülmesidir.ülkedeki monarşi sistemi ile halk arasındaki k...
AI Özet: yazar izmir'de kitap okuma oranının düşük olduğu iddiasına karşı çıkıyor, çevresinde çok okuyanlar olduğunu söylüyor. şehrin tamamını aşırı aydın görmeyip (bkz: gri tonlar) üzerinden dostoyevski öneriyor.
bir izmirli olarak ve farklı şehirlerde de yaşamış biri olarak iddianın doğru olduğunu düşünmüyorum, izmirde kitap kurdu arkadaşlarım var hem de diğer şehirl...
AI Özet: yazara göre, son on yıldır bir kesim insanların anlatılanları anlamakta zorlandığını ve bu durumun nüfusun çoğunluğunu oluşturduğunu söylüyor. yazar, 3.600 prim günüyle emekli olanlarla, 9.000 prim günü olup hala emekli olamayanları kıyaslıyor. türkiye'de emeklilik yaşının 50'den itibaren kademeli olarak ve prim gününe göre belirlenmesi gerektiğini savunuyor. örneğin, 50 yaşında 7.200 prim gününü dolduran bir kişinin farklı yaşlarda farklı maaşlarla emekli olabileceği bir sistem öneriyor. ayrıca, belli bir prim gününü doldurduktan sonra ödenen primlerin emekliliğe katkı sağlamaması sorununa değiniyor. (bkz: emeklilik sistemi)
son 10 senedir karşındakine ne anlatırsan anlat kesinlikle anlamayan bir güruh var ve nüfusun çoğunluğunu oluşturuyor. adam gelmiş 3.600 prim günüyle eyt'den 60 yaş haddi ile emekli olmuş 3.600!!...
AI Özet: yazar diyor ki nasreddin hoca'yı sadece eşeğe ters binen tonton bir dede sanmak büyük hata. adama göre hoca, anadolu halkının otoriteye ve yobazlığa karşı geliştirdiği devasa bir savunma mekanizması. moğol istilaları ve baskı dönemlerinde halk, söyleyemediklerini hoca üzerinden mizahla anlatmış. aslında hoca, türk mizahının dna'sı ve (bkz: ayar vermek) sanatının piri. güce boyun eğmeyen, toplumun ikiyüzlülüğünü yüzüne vuran zamanının ötesinde bir aydın olduğunu belirtiyor. hırsız fıkrası üzerinden bugünün (bkz: victim blaming) yani mağdur suçlama kültürüne çok sağlam bir gönderme yapıyor. hoca'nın sadece bir masal kahramanı değil, insan psikolojisini çözen bir psikanalist olduğunu savunuyor. kısacası yazar için hoca; kara mizahın, ironinin ve şark kurnazlığının röntgenini çeken, anadolu irfanının en saf ve anarşist halini temsil eden efsanevi bir figür.
anadolu irfanı denen o günümüzde laçkalaşmış kavramın, içi boşaltılmadan ve yozlaşmadan önceki en saf, en zeki ve en anarşist halidir.tarihi kayıtlara ve nüfus cüzdanı arayışlarına girerseniz; 13...
AI Özet: yazar, yeni filmde patronun eskisi kadar sert olmamasını z kuşağına ve (bkz: woke kültürü) etkilerine bağlıyor. artık kimsenin mobbinge boyun eğmediğini düşünerek bu durumu sevmiş. ilk filmdeki akıcılığı bulamasa da görselliği ve müzikleri beğenmiş. meryl streep'in oyunculuğuna ve karakterin yaşlandıkça yumuşamasına bayılmış. moda dünyasının çöküşüne ise hiç üzülmemiş çünkü dış görünüşe dayalı yerlerde ahlak aranmayacağını savunuyor.
eğitimin her zaman sevgiyle başlaması gerektiğini ve iş yerlerinde sevgi dolu insanlarla daha huzurlu çalışan kişilerin daha iyi performans göstereceğini düşünen bir insan olarak, devil'in prada ...
AI Özet: yazar, rahmetli başkan hakkında konuşanlara bayağı sinirlenmiş. adamın hastalık sürecinde bile kulüp için uğraştığını, çok iyi bir insan ve (bkz: galatasaraylı) olduğunu savunarak eleştirenlere hafiften sitem ediyor.
şuraya gelip de, rahmetli başkanımız hakkında böyle ileri geri konuşanları görünce çileden çıkıyorum.sizin hiç mi işiniz gücünüz yok? hayatını kaybedeli 4 sene olan ba...
AI Özet: yazar, teoman'ın zamanla kendi kötü karikatürüne dönüştüğünü düşünerek işe başlıyor ama sonra "aslında bana ne" diyerek konuyu hemen asıl meseleye bağlıyor. adama göre teoman'ı teoman yapan şey öncelikle o efsane söz yazarlığı. öyle ağdalı şairane şeyler değil de, günlük hayatta kullanıldığında insanı (bkz: entelektüel) gösteren, minimal ama etkili kelimeler seçtiğini söylüyor. telesekreter, veranda, portmanto gibi kelimeleri flört dönemlerinde stratejik silah olarak kullanmayı öneriyor, yani teoman sözlerini cebe doldurup doğru zamanda yapıştırmak lazım diyor.
müzik konusuna gelince, teoman'ın (bkz: arakçılık) iddialarına değiniyor. evet, bazı şeyler aparma olabilir ama yazar diyor ki ingiliz müzik dünyasına bir bakın, orada herkes birbirini tırnaklamış, teoman'ın yaptığı yanına kar kalır. diskografiyi dört döneme ayırmış; ilk dönem olan 1997-2001 arasını gerçek bir hit fabrikası olarak tanımlıyor. debut albümünden gönülçelen'e kadar her sene 3-4 tane bomba şarkı çıkardığını, bugünkülerin bir hit yakalayıp yıllarca nadasa yatmasıyla dalga geçiyor. paramparça, iki yabancı gibi klasikleri sayarken, vıcık vıcık aşk sözleri yerine hayatın içinden, sıradan ama derin kelimelerin tercih edilmesini çok beğenmiş. sonraki dönemlere geçerken tonun biraz değiştiğini hissettiriyor.
ben bu adamın günden güne adeta kendisinin kötü bir karikatürüne dönüşüyor olmasına çok üzülüyorum, aslında o kadar da üzülmüyorum şimdi bir önceki cümle yalandı sırf etkili giriş olsun diye öyle...
AI Özet: yazar, ankara'nın bu yıl bol yağış almasıyla barajların dolduğunu ve bunun olumlu karşılandığını belirtiyor. ancak bu durumun, kaldırımların kötü durumu sorununu tekrar gündeme getirdiğini ifade ediyor. yazar, kaldırımların yapılış şeklini eleştiriyor; kumun üzerine taşların yerleştirildiğini ve yağmurla birlikte kumun aktığını, kaldırımların çukurlaştığını ve üzerine basıldığında su fışkırdığını anlatıyor. bu durumun karayalçın, gökçek ve yavaş dönemlerinde de aynı olduğunu vurguluyor. yazar, bu kalitesizliğin sebebini, kaldırımların sürekli sökülüp yeniden yapılmasının siyasi kazanç sağlama amacı taşımasına, kurumların koordinasyonsuz kazı yapmasına ve kalıcı iş yapmanın önemsenmemesine bağlıyor. yazar, ankara kaldırımlarının bu dandikliği yüzünden yaya vatandaş olarak çok sinirlendiğini dile getiriyor.
bu yıl aldığı bol yağış sayesinde barajlar doldu, haliyle yüzler güldü. aski'nin başındaki arkadaşın kellesi kurtuldu. ama bol yağış alınca ne oldu? kaldırımlar son kırk yılda olduğu gibi yine ma...
AI Özet: yazar (bkz: ziyafet) çekmiş.
bol ekşili sumaklı kuru patlıcan + biber dolmasıyaprak sarmasıgörsel
AI Özet: yazar diyor ki geleneksel e-sigaralarla şu popüler pufflar veya iqos tarzı aletleri aynı kefeye koymayın, özellikle puffların tütün ürünlerinden bile daha tehlikeli olduğunu savunuyor. tütün şirketlerinin kendi karlarını korumak için e-sigaraları kötülediğini, (bkz: lobicilik) yaparak hükümetlere yasaklar dayattığını belirtiyor. adamcağız evde likit yapma dönemlerini özlemiş, şirketlerin bu işi tekelleştiremeyince piyasayı sabote ettiğini anlatıyor. kaliteli cihaz ve yedek parça bulmanın imkansız hale geldiğinden dert yanıyor. sonuçta yine dumanlı dağlara dönüldüğünü söyleyip durumun trajikomikliğine vurgu yapıyor. (bkz: kapitalizm) kurbanı olmuş bir kullanıcının isyanı resmen.
geleneksel e-sigara ile vozol tarzı pufflar ve iqos türevi ateşsiz sigaralar aynı şey değildir.bu üçü arasında, heralde pufflar, tütün mamüllerinden daha zararlı olanları. youtube fern kanalında ...
AI Özet: yazar, kiyarüstemi'nin tek bir fotoğrafın bile film başlatabileceği fikrine bayılıyor. bu durumu (bkz: haiku) felsefesiyle bağdaştırıp, fazlalıklardan kurtulup anı dondurmak olarak yorumlamış. adamcağızın sahnelerini de resmen görsel birer şiir gibi görüyor.
kiyarüstemi'nin şu sözünü pek severim: "tek bir fotoğraf bir filmin sebebi olabilir. sinemanın başladığı yer işte tam orasıdır, tek bir fotoğraf." bu yaklaşım üstadın haikularında da var. haiku f...
AI Özet: yazar, may the 4th be with you olayının sadece basit bir kelime oyunu değil, sinema tarihinin en şahane tesadüflerinden biri olduğunu söylüyor. mevzu, may the force be with you cümlesinin 4 mayıs tarihiyle olan ses benzerliğine dayanıyormuş. işin absürt tarafı, bu şakanın aslında bir dönemki siyasi bir kutlama ilanında doğmuş olması. yazar, ışın kılıcı ya da (bkz: millennium falcon) olmasa da içimizdeki padawan'ı öldürmemek gerektiğini savunuyor. yoda'nın tavsiyeleriyle gaza gelip, darth vader'ın karanlık tarafına da selam çakarak günü kutlamayı öneriyor.
ilk bakışta sadece basit bir kelime oyunu gibi görünen ama aslında sinema tarihinin; en zarif, en şahane, en uyumlu tesadüfî kültürel mirası.bu kelime oyununun kökeni, serinin ruhani mottosu olan...
AI Özet: yazar için ayrılık dediğin şey öyle kapıların kapanması veya yolların ayrılması gibi basit bir mevzu değilmiş. adam ayrılığı insanın içini dökmekten vazgeçmesi, kendi sesinin kalabalıklar içinde kaybolması ve ruhsal bir çöküş olarak tanımlıyor. (bkz: ağır dram) yazara göre ayrılık aslında bizi büyük ölüme hazırlayan küçük bir ölüm gibi. ama asıl can alıcı nokta şu; karşı tarafın gidişini ayrılık olarak görmüyor. çünkü ona göre gerçek ayrılık, partnerinin onun derin duygularına karşı tamamen ilgisiz kaldığı, bulutları anlatırken karşıdakinin bulmacadaki yemek sorusuna odaklandığı o kopukluk anında başlamış. yani fiziksel gidiş sadece bir sonuç, asıl kopuş çoktan gerçekleşmiş. yazar şimdi ne mi yapacak? önce ayak izlerini silmek için yolları tersine yürüyecek, bir süre şiirle bağını koparıp hediyelik eşyacılardan uzak duracak. eski anıları, fotoğrafları güneşe koyup solduracak ve hayatındaki tüm romantik izleri silecek. hatta emekli kahvehanelerinde takılıp kendi sonunu görmeye çalışacak kadar karamsar bir moda girmiş. (bkz: melankoli) son olarak, kalbindeki boşluğu yeni aşklarla veya başkalarının acılarına ortak olarak doldurmaya çalışacağını belirtiyor. kısacası yazar için bu süreç tam bir (bkz: yıkım) hikayesi.
ayrılık ne biliyor musun?ne araya yolların girmesine kapanan kapılarne yıldız kayması gecede, ne güzne ceplerde tren tarifesine de turna katarı gökteinsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!ipi...
AI Özet: yazar, temel gürsu'nun 1973 yapımı pek bilinmeyen bir filmini anlatıyor. olaylar, çocuğunun ameliyat parası için veznedarı tehdit eden bir babanın etrafında dönüyor. (bkz: yeşilçam dramları) finalin ali sami yen'de geçmesi filme tarihi bir hava katmış ama asıl bomba şu; galatasaray stadında geçerken çocuğun fenerbahçe'de oynama hayali kurması. yazar da yönetmenin muhtemelen trabzonsporlu olduğunu tahmin ederek durumula dalga geçiyor.
1973 yapımı bir temel gürsu filmi.başrollerinde yıldırım önal, kahraman kıral, aytaç arman ve fatma belgen yer alıyor.yıldırım önal’ın oğlu kahraman hastadır ve acil ameliyat olmalıdır (bu çocuk ...
AI Özet: yazar, hannover'den köln'e mobilya taşırken spotify'den müslüm gürses açıp bildiğin efkar patlaması yaşamış. güneş batarken gelen o sitemkar tınılar adamı öyle bir vurmuş ki, trafik kurallarını falan boşverip dörtlüleri yakıp emniyet şeridine çekmiş. buğday tarlalarına bakıp geçmişteki (bkz: hayat hataları) ve kendisini üzenleri düşünerek derin bir melankoliye girmiş. özetle, almanya otobanında tır sürerken ruhu mengenede sıkışmış, yolun efkarla biteceğini anlamış.
hannover'den yüklediğim mobilyaları köln'e doğru devasa metal yığınının dorsesinde sürüklerken, bir arkadaşın tavsiyesiyle spotify çalma listeme sızan müslüm gürses'in aldana aldana'sı bir anda k...
AI Özet: yazar, jetgillerdeki gibi haplar icat edilene kadar yemek yemenin insanlığın tek ortak noktası olduğunu söylüyor. yani ister zengin ol ister fakir, hepimiz o çiğneme ve yutma işlemini yapmak zorundayız. kendisi yemek yemeyi gerçekten seviyor, parasının çoğunu buraya gömmüş. karnını doyurmak zorunda olduğu anlarda bile imkanlar dahilinde işi güzelleştirmeye çalışmış; askerdeki soğuk yumurtaya baharat dökecek kadar, öğrenci evinde makarnayı kaliteli marka seçecek kadar bu işe kafa yormuş. (bkz: gurme) çünkü sevdiği şeyi sevdiği gibi yemenin insanı mutlu ettiğine inanıyor. ama asıl mevzuya geliyor; son yıllarda yemek olayının bu kadar kutsallaştırılmasına, uhrevi bir hale getirilmesine aşırı kıl oluyor. modern insanın her şeyde derin anlamlar arama çabası gıda sektörünün ekmeğine yağ sürmüş, olay artık tüketimden çıkıp saçma bir beklentiye dönüşmüş. özellikle herkesin her şeyi beğenmemesi ve "burası değil, şuraya gitmelisin" diye diretmesi onu deli ediyor. ortalama, temiz ve fiyatı uygun bir kebap yiyorken yanındaki kişinin çıkıp 300 kilometre ötedeki yeri övmesini, orayı yemezsen hayatının eksik kalacağını iddia etmesini çok absürt buluyor. yazar diyor ki yemek sonuçta ayaklarımızı yerden uçurmayacak, sadece yiyip geçeceğiz. özel lezzetler için yol yapılır ama yemek üzerinden ego tatmin etme mevzusu artık baymış.
jetgiller gerçek olana kadar insanlığın en büyük ortak paydası. yani birisi "ben hap buldum kıral siktiret porsiyonu" diyene kadar zengin de olsan fakir de olsan allah'ın oğlu da olsan oturup gev...
AI Özet: yazar 21 yaşındaki kıbrıs günlerine selam çakıyor. hüzün kovan kuşu şarkısının kendisi için bir zaman makinesi olduğunu belirtiyor (bkz: nostalji).
yirmi bir yaşındayım. kıbrıs'ta sıcak bir yaz gününün öğlen saatleri. süklüm büklüm yurt odasında yalnız başıma ...
AI Özet: yazar, annesinin komada olduğu zorlu bir dönemde dayısının tavsiyesiyle avcılar'daki özel doğan hastanesine gittiğini anlatıyor. mekanı gezince derme çatma yapısını ve ortamı hiç beğenmemiş, "yağlı müşteri" gözüyle bakıldığını hissetmiş ve annesini daha donanımlı bir yere götürmeye karar vermiş. yıllar sonra refika birgül'ün yemek videolarıyla karşılaştığında, google üzerinden yaptığı araştırmayla bu hastanenin refika hanımın ailesine ait olduğunu ve kendisiyle hemşehri olduklarını fark etmiş. (bkz: refika birgül) aslında refika'nın mutfağa girmeden önce beş buçuk yıl boyunca burada genel müdürlük yapıp yönetimi elinde tuttuğunu öğrenmiş. yazar, hastanenin basit vakalar için iş görebileceğini söylese de kendi deneyimi sonrası pek tavsiye etmiyor. olaylar zinciri ise tamamen atatürk'ün portakal mevzusunu anlatan bir videoya denk gelmesiyle tetiklenmiş.
annemin komada olduğu dönem, 1 ya da 2 kez enfeksiyon geçirdi. ilkinde mi, ikincisinde mi unuttum.. büyük dayım dedi ki, "avcılar'da bir hastane bulduk, çok güzel, bir gelin bakın, beğenirseniz o...