AI Özet: yazar diyor ki osmanlı aslında balkan imparatorluğu olma hayallerine kapılıp anadoluyu ve türkleri ihmal etmiş. dışarıdan devasa görünse de köksüz kaldığı için içi boşalmış. (bkz: stratejik hata) türkleri harcayarak bir süre parlamışlar ama sonunda elden ayranlar gitmiş. bir yandan türk yoktur müslüman vardır diyerek herkesi aynı kefeye koyup türk kimliğini silmişler, diğer yandan araplara askerlikten muafiyet gibi imtiyazlar tanımışlar. yazar bu çelişkili durumu bildiğin lahana turşusuna benzetiyor, tam bir absürtlük olduğunu belirtiyor.
osmanlı balkan imparatorluğuymuş.yok amına koyayım kuzey afrika imparatorluğu.hani fes kullanmışlar ya, o dayanarak.osmanlı anca hayalinde balkan imparatorluğu olur, öyle bir hayali olabilir ama ...
AI Özet: yazar, çocukken başına gelen ve kendisini bir anda evin kahramanı yapan o garip anısını anlatıyor. mevzu şu; 90lı yaşlardaki tiryaki büyük dayısı ankara'ya gelmiş ama adamın tek derdi birinci marka sigara içmek. koskoca şehirde kimse bu sigarayı bulamayınca, ulus tarafını bildiği için görev küçük yazara kalmış. çocuk haliyle dolmuşlara binip etrafı kolaçan ederken bir büfeciyle karşılaşmış ve aranan o nadir sigarayı bulmuş. eve döndüğünde dayı resmen terör estirirken, yazarın çantadan çıkardığı o paketle ortam bir anda bayram yerine dönmüş. (bkz: çocukluk anıları) sayenizde itibar kazanan yazar, sonraki gün gidip 20 paket daha kapmış. dayı tedavi bitince memlekete dönmüş ve vefat edene kadar yazara minnet borcu olarak yöresel ürünler göndermiş. (bkz: nostalji) yazar, o aksi dayının sevgisini ve eski sigara markalarının yarattığı o tuhaf atmosferi hala unutamamış.
birinci… hiç tütün mamülü kullanmamış biri olarak şöyle bir anım var;8-9 yaşlarında ank ulustaki 19 mayıs spor komplexine jimnastik eğitimi için bikaç kez dolmuşla gitmişliğim vardı. bu sebeple b...
AI Özet: yazar diyor ki galatasaray'a yönelik siyasi suçlamalar tam bir komedi ve şirazesi kaymış bir durum. başarıları gölgelemek için uğraşanlara tarih dersi vermeye karar vermiş. yazara göre asıl siyasetle iç içe olanlar karşı taraf. adam tek tek sayıyor; cumhurbaşkanı ve oğlundan başlayıp spor bakanına, acun ılıcalıdan rte'nin dünürünün oğluna kadar uzanan bir liste var. (bkz: siyaset futbol ilişkisi) yazar, aziz yıldırım dönemindeki ordu ihalelerini ve van hooijdonk transferinin arkasındaki o mevzuları hatırlatıyor. hatta topuk yaylasındaki halı saha maçlarına kadar uzanıyor konu. eski günlere gidince ihsan kavak transferi için jet kaldırılması olayını anlatıp dalga geçiyor, resmen askeri operasyon gibi transfer yapılmış diyor. tek parti dönemine gelince şükrü saraçoğlu'nun hem bakan hem başbakanken kulübe arazi hediye etmesini ve örtülü ödeneklerle işleri yürütmesini anlatıyor. (bkz: şükrü saraçoğlu) hatta osmanlı dönemine kadar inip şehzade ömer faruk efendi ve doktor nazım gibi isimleri örnek veriyor. özetle yazar, karşı tarafın siyasi bağlantılarının tarih boyunca çok daha derin olduğunu ve bu yüzden galatasaray üzerinden yürütülen tartışmaların boş olduğunu savunuyor.
(bkz: #183485449)bakınız bu bir dramdır. bu şirazesi kaymak deyiminin sözlük karşılığıdır. aklınca kazanılan başarıları değersizleştirmek ve hatta çamur atmaktır.tarih bilmeyenlere tarih dersimiz...
AI Özet: yazar (bkz: faks buddy) diyor.
AI Özet: yazar, fenerbahçelilerin şampiyonluk kaçınca hemen bahanelere ve hayal dünyasına sığındığını söylüyor. özellikle sosyal medyada dönen 3 temmuz mevzuları veya galatasaray'ın 80'lerden sonra ortaya çıktığına dair iddialarıla dalga geçiyor. yazara göre fenerbahçeliler, galatasaray'ı geçmişte etkisiz bir takım olarak kodlamışlar ama rakamlar öyle demiyor. yazar tek tek dönemleri sayarak durumu açıklıyor; 59-80 arası lig şampiyonluklarında fener önde olsa da kupa sayılarına bakınca galatasaray'ın aslında orada olduğunu ve fark yaratmaya başladığını belirtiyor. 80'den sonra ise fenerbahçenin o eski ivmeyi yakalayamadığını, hatta beşiktaş'ın bile onları geçtiği dönemler olduğunu savunuyor. özellikle 90-00 arası döneme dikkat çekip galatasaray'ın domine ettiğini, fenerlilerin ağır dominasyon iddia ettiği 00-10 arası dönemde bile durumun öyle olmadığını anlatıyor. yazara göre fenerbahçenin gerçekten üstün olduğu tek dönem 59-70 arasıymış. sonuç olarak, 1959-2010 arası toplam kupa sayısında galatasaray'ın açık ara önde olduğunu belirterek, bu tarz (bkz: algı operasyonu) olaylarına inananların diğer komplo teorilerini de kolayca yuttuğunu söylüyor. yani özetle yazar, istatistiklerle fenerbahçenin kurduğu masal dünyasını yıkmaya çalışmış.
fenerbahçe şampiyonluğu kaybedince taraftarı her zaman olduğu gibi yine masal dünyalarından fırlamış olan iddialar ve bahanelerle kendilerine tutunacak dal aramaya başlamışlar. birkaç gündür sosy...
AI Özet: yazar (bkz:zafer algöz) gibi anlatır diyor.
zafer algöz bunu 5 yıl sonra ordaymış gibi anlatır.
AI Özet: yazar, kevin durant'ın ayakkabı bahanesiyle takıldığına ve takım kimyasını bozduğuna dair sitem ediyor. alperen'in ise doncic ve lebron gibi devlerle tek başına boğuşup (bkz: kan ter içinde kalmak) perişan olduğunu, tecrübesiz gençlerin seriyi çevirmeye çalıştığını belirtiyor. durant'ın şimdi kurtarıcı rolünde dönecek olması da yazara göre tam bir komedi.
kevin durant seri 3-2'ye gelip kızışınca "aslında ayakkabı bulursanız oynarım" demeye başlamış. 6. maçta oynaması konuşuluyor. ya 38 yaşında adam, 23-24 yaşındaki çocuklar kadar olamadın. iki def...
AI Özet: yazar, süleyman soylu'nun bir muhabire soru sorma izni konusunda verdiği sert tepkiyi anlatıyor. adamın sadece bir soruyla bu kadar gerilmesini garipsiyor, (bkz: nezaket) kavramının pek uğramadığını belirtiyor.
her akp grup toplantisi oncesi mecliste herhangi bir muhabirin herhangi birine (bakan, m.vekilli, vb.) gayet normal olarak soru sormak icin yaklasirken, dun...
AI Özet: yazar, insanın acıdan kaçmak için hayata anlam yükleme çabasını anlatmış. (bkz: varoluşsal sancılar) çekmiş gitmiş.
kirpinin zarafeti - muriel barberygörsel"aslında bizler var olmayana inanmak üzere programlanmı...
AI Özet: yazar diyor ki temiz kalp yalnız bırakır ama bu aslında (bkz: koruma)
kalbin gerçekten temizse, allah sana insanların hakikatini gösterir. ve hakikati gören, çoğu za...
AI Özet: yazar, iran'ın bae'deki ulusal meteoroloji merkezini (ncm) bombaladığına dair sosyal medyada dönen iddiaları masaya yatırıyor. olay şu; iran'ın afganistan büyükelçiliği bir tweet atmış, "bae'deki gizli iklim merkezini vurduk, sonra da bizde yağmurlar başladı, kuraklık bitti" tadında bir şeyler söylemişler ama sonra tweetle beraber uçup gitmişler. yazar diyor ki internet hiçbir şeyi unutmaz, bu iddialar hala dolaşıyor. mevzunun aslına bakınca, 2026'da gerçekten büyük bir kaos yaşanmış; abd ve israil'in saldırıları sonrası iran karşı atağa geçmiş ve bae'ye resmen füze, drone yağdırmış. yazar, bae hükümetinin bu saldırıları "biz hepsini vurduk, hava savunmamız süper" diye pazarladığını ama bellingcat gibi oluşumların uydu görüntüleriyle bu propagandanın foyasını ortaya çıkardığını belirtiyor. yani bae tarafı olayları örtbas etmeye çalışırken, iran tarafı "biz aslında yağmur çalan radarları vurduk" diyerek durumu bilimsel bir kılıfa sokmaya çalışıyor. yazar burada (bkz: bulut tohumlama) mevzusuna giriyor ve aslında bu işin sadece basit bir bombardıman değil, bir tür meteoroloji savaşı olup olmadığını sorguluyor. özetle, bir yanda ağır darbe alan bir ülke, diğer yanda bunu gizlemeye çalışan bir yönetim ve ortada "bulut hırsızlığı" gibi absürt ama bir o kadar da merak uyandıran bir iddia var.
bulut hırsızlığı mümkün mü?-iran'ın silinen tweeti, bae'nin bulut tohumlama programı ve "meteoroloji savaşları" nisan 2026'nın sonlarında sosyal medyada tuhaf bir iddia dolaşmaya başladı; iran'ın...
AI Özet: yazar şiirsel takılmış, (bkz: özlem) içinde yanıp kül oluyor.
görseliki kuş susardıgöğün kenarında rüzgar konuşur aramızda hiçbir söz sana değmiyor şu akan s...
AI Özet: yazar, izlediği film sonrası michael jackson üzerine kafa yormuş. adamın müzik dehası olduğu aşikar ama asıl mevzu şu bitmek bilmeyen iddialar. yazar diyor ki, epstein belgelerinde adamla ilgili hiçbir şey çıkmamışken, tam film çıkacakken bu konuların tekrar hortlatılması şüpheli. kamuoyu yönlendirme operasyonu koktuğunu düşünüyor. "tanımıyorsan bilemezsin" argümanını da çok zayıf buluyor; çünkü zaten pedofiller kendilerini gizleyen tipler, kapı komşun olsa bile bir yerden sonra "acaba" dersin diyor. (bkz: cognitive bias) mevzusuna girip, insan beyninin kestirme yolları sevdiğini, yetişkin birinin çocuklarla vakit geçirmesini görünce hemen "sapıktır" klasörüne atma eğiliminde olduğunu anlatıyor. yazar, adamın aşırı eksantrik biri olmasının bu durumu açıklayabileceğini, hele ki o devasa serveti düşününce iddiaların arkasındaki niyetlerin sorgulanması gerektiğini belirtiyor. kesin masumdur demiyor ama sorgulayanlara "anormal" gözüyle bakanlara tepkili. ayrıca mj'in çocukken babası ve abileri yüzünden yaşadığı travmaların, özgüvensizliğinin ve kendisiyle barışık olamamasının temelinde yattığını, filmin bu kısımları biraz yüzeysel geçtiğini ekliyor. yani özetle, adamın hayatı çok uçlarda geçmiş, hemen hüküm vermeyelim diyor.
bugün izlediğim michael filmi vesilesiyle hakkında birkaç kelam etmek istediğim müzik dehası. öncelikle film gayet güzel, gidin. michael'ın kendisine dönersek, milyonlarca satırlık epstein belgel...
AI Özet: yazar, teknoloji dünyasındaki vizyoner geçinenlerin aslında ne kadar büyükten salladığını tarihsel örneklerle anlatıyor. mevzu sadece bugünkü ai ceoları değil, geçmişten beri süregelen bir sallama kültürü var. adam diyor ki 1950'lerde nükleer süpürge hayalleri kuranlar, 60'larda sayborgların kapıda olduğunu söyleyenler veya internetin geleceğini görmeyenler vardı. (bkz: hayal kurmak) marvin minsky ve herbert simon gibi isimlerin 70'lerde genel zekaya ulaşacağız ya da işgücü tamamen otomatiğe dönecek diyelemleri yüzünden bir ara yapay zekaya olan güven sıfırlanmış, ödenekler kesilmiş. (bkz: ai winter) yazar, hologramla ameliyat yapan cerrahlar ve 2019'da yok olacağı iddia edilen kamyon şoförleri üzerinden dalga geçiyor. ayrıca amazon'un ayrımcılığı bitireceğiz deyip kadınları eleyen botuyla ve ibm watson'ın kanser tedavisinde çuvallayıp milyarlarca dolar zarar ettirmesiyle konuyu pekiştiriyor. son olarak elon musk'ın yıllardır süregelen otonom sürüş vaatlerine değiniyor; adam 2015'ten beri her yıl bir şeyler olacak diyor ama hala aynı noktadayız. özetle yazar, teknoloji dünyasındaki bu abartılı tahminlerin ve pazarlama taktiklerinin aslında birer palavradan ibaret olduğunu savunuyor.
mucit ve girişimci alex lewyt 1955 yılında "10 yıl içerisinde her evde nükleer enerjiyle çalışan bir elektrik süpürgesi" olacağını iddia ediyordu.https://blogs.surrey.ac.uk/…-a-reality-in-10-year...
AI Özet: yazar, serdar ali çeliklerin ağır küfürleri yüzünden banlanıp sonra geri dönmesine gıcık olmuş. adamın hala ekranlarda olup reklam toplamasını (bkz: şaşkınlık) saçma buluyor, markaları da bu duruma ortak oldukları için hafiften gömüyor.
bu adam "hakem değilsin adam da değilsin. senin anana avradına sövseler duymayacaksın. karına sövseler “buyur abi akşam ben getireyim” diyeceksin. o haldesin. çünkü siz ahlaksızs...
AI Özet: yazar, toplu taşımada hoparlörden video izleyenlerin yarattığı gürültü kirliliğinden dert yanıyor. kişisel alan kavramının (bkz: yok olduğunu) ve nezaketin yerini kavgacı bir tavra bıraktığını söylüyor. tam bir kaos ortamı yani.
toplu taşıma veya bekleme salonu gibi kamusal alanlarda telefonun sesini sonuna kadar açıp reels/tiktok izlemek.artık garipsenmiyor bile. yanındaki adamın ne izlediğin...
AI Özet: yazar bisküviyi değil (bkz: eski günleri) özlemiş
biz piknik bisküviyi mi özledik? yoksa piknik bisküvinin 25 kuruşa satıldığı zamanki ülkeyi mi ...
AI Özet: yazar mükemmelliği vitrin mankenlerine benzetiyor; önden jilet gibi duran kıyafetlerin arkasında aslında bir sürü iğne ve mandal olduğunu, yani işin aslının gerginlik olduğunu söylüyor. (bkz: hayaller ve gerçekler)
vitrin mankenlerini düşün...bakıyorsun üstündeki kıyafete; jilet."üff, yıkılıyor..." diyorsun. aynısını kaptığın gibi eve koşuyo...
AI Özet: yazar diyor ki birine kendi kendine vermediği değeri verirseniz, karşı taraf sizde bir sorun olduğunu sanır. (bkz: fazla iyi niyet) mevzusu yani. adam 10 liralık fincana 50 lira verirseniz size saf gözüyle bakar. kısacası kimseye kendi biçtiği değerden fazlasını vermeyin, yoksa samimiyetinizden şüphe ederler. tam bir (bkz: ters psikoloji).
bir insana onun kendine vermediği değeri verirseniz sizde bir kusur olduğunu düşünür. mesela satıcının on lira dediği fincana elli lira vermeyi teklif ederseniz ya sizin saf, yarım akıllı olduğun...
AI Özet: yazar, blade runner'ı basit bir bilimkurgu değil, aslında küçük bir var olma hikayesi olarak tanımlıyor. philip k. dick'in kitabından uyarlanan bu yapımın, karanlık atmosferiyle insan doğasını ve inancı sorgulatan gerçek bir klasik olduğunu belirtiyor. hikaye, 2019'un los angeles'ında geçiyor ve insanlara tıpatıp benzeyen ama ömürleri 4 yılla sınırlı olan replicantların dramını anlatıyor. yazar diyor ki, bu robotlar ölümsüzlük peşine düşüp yaratıcılarına ulaşmaya çalışınca ortalık karışıyor ve devreye onları avlamakla görevli deckard giriyor. (bkz: replicant)
yazarın dikkat çektiği nokta, bu robotların aslında sandığımız kadar duygusuz olmaması. özellikle rachael karakteri üzerinden, sahte anılarla insan olduğunu sanan bir varlığın celladını kurtarmasıyla "insan olmak ne demek?" sorusunun altını çiziyor. ayrıca rutger hauer'ın canlandırdığı roy batty karakterine ayrı bir parantez açıyor; adamın o soğuk ve hesaplı duruşunun filmi zirveye taşıdığını, yol arkadaşlarını kaybetmesiyle yaşadığı üzüntünün derinliğini vurguluyor. özellikle roy batty ile tyrell arasındaki o baba-oğul veya yaratan-yaratılan ilişkisini anlatan sahneyi filmin en can alıcı noktalarından biri olarak görüyor. kısacası yazar için film, distopik bir dünyada kimlik ve varoluş sancısı çekenlerin hikayesi.
bir küçük var olma hikayesi.sinemada bazı türlerin değişmez ve yıllar geçse de etkisini kaybetmeyecek klasikleri vardır. bilimkurgu dendiğinde de akla ilk gelen filmlerden biri, philip k. dick’in...
AI Özet: yazar, türkiye'de 1 mayıs'ın tarihçesini anlatırken mevzunun 1909'larda üsküp ve selanik'e kadar dayandığını belirtiyor. genel olarak iktidarların bu günü bir şekilde törpülemeye çalıştığını, ismini bahar bayramı falan yaparak içeriğini boşaltmaya uğraştıklarını söylüyor. (bkz: takrir-i sükun kanunu) ile beraber kutlamaların nasıl fiilen yasaklandığını, tek parti döneminde işlerin nasıl kilitlendiğini anlatmış. 1976'da taksim'de yeniden başlayan kitlesel kutlamaların ardından gelen 1977'deki o karanlık güne değiniyor; otelden açılan ateşler ve yaşanan izdihamla kaç kişinin hayatını kaybettiğini detaylandırıyor. 1979'daki sokağa çıkma yasakları ve behice boran'ın gözaltına alınması gibi olaylarla devam eden süreçte, devletin kutlamaları engelleme konusundaki ısrarına dikkat çekiyor. son olarak 1996'daki kadıköy olaylarında yaşanan can kayıplarına ve bunun sonucunda bölgenin yıllarca yasaklı kalmasına değiniyor. özetle yazar, işçi bayramının türkiye'deki serüveninin hep bir mücadele ve yasaklarla dolu olduğunu vurguluyor. (bkz: 1 mayıs)
türkiye'de ilk bir mayıs 1909 yılında üsküp ve selanik'te kutlanıyor. o tarihten bugüne mevcut iktidarlar hep kutlanmasını "bir şekilde" engellemiş, baskılarla yıldırmaya çalışmıştır. işçi bayram...
AI Özet: yazar parkta gezmiş (bkz: central park)
görselgörselgörselgörselcentral park..
AI Özet: yazar, 1938'de j. r. r. tolkien'in hobbit'in almanca baskısı için rütten & loening yayıneviyle görüştüğünü anlatıyor. ancak yayınevi, o dönemdeki yasal düzenlemeler nedeniyle tolkien'den "aryan soyunu" kanıtlamasını istemiş. tolkien bu duruma bayağı içerlemiş ve ingiliz yayıncısına yazdığı mektupta, bu talebin "küstahça" olduğunu belirtmiş. alman soyadına sahip olduğu için mi bu muameleye maruz kaldığını sorgulamış ve böyle bir "onay belgesi" vermeyi reddetmeye meyilli olduğunu söylemiş. hatta alman çevirisinin de cehenneme kadar yolu olduğunu eklemiş.
yazara göre tolkien, "muhtemel yahudi kanı taşımıyor olmayı zorunlu olarak onur verici görmediğini" ve birçok yahudi dostu olduğunu dile getirmiş. bu "zararlı ve bilim dışı ırk doktrinini" desteklediği izlenimini vermekten rahatsızlık duyduğunu da belirtmiş. yayıncısına iki taslak cevap sunmuş. ilk taslak talebi görmezden gelirken, ikinci taslak yayınevini bu soruyu sorduğu için bayağı sert bir dille azarlıyormuş.
ikinci taslakta tolkien, "aryan" teriminin hint-iran halklarını ifade ettiğini, dolayısıyla kendisinin aryan kökenli olmadığını söylemiş. sorunun yahudi kökenli olup olmadığını öğrenmeye yönelik olduğunu anladığını belirtmiş ve "ne yazık ki bu yetenekli halktan gelen bir ataya sahip görünmediğini" espriyle karışık ifade etmiş. büyük büyükbabasının 18. yüzyılda almanya'dan ingiltere'ye geldiğini, soyunun büyük kısmının ingiliz olduğunu ve kendisinin de bir ingiliz vatandaşı olduğunu vurgulamış.
yazar, tolkien'in alman soyadını her zaman gururla taşıdığını, hatta geçmiş bir savaşta ingiliz ordusunda görev yaparken bile bunu sürdürdüğünü belirtiyor. ancak edebiyat alanında bu tür "yersiz ve küstah sorular" kural haline gelirse, alman soyadı taşımanın bir gurur kaynağı olmaktan çıkacağını da eklemiş. bu talebin kendi ülkesinin yasalarına uymak amacıyla yapıldığını anladığını, ancak bunun başka bir devletin vatandaşlarına uygulanmasının uygun olmadığını dile getirmiş.
hangi mektubun gönderildiği kesin olmasa da, sonuçta anlaşma gerçekleşmemiş. yazar, tolkien'in üç yıl sonra oğluna yazdığı bir mektupta, belirli bir siyasi lidere karşı duyduğu nefreti dile getirdiğini de ekliyor. (bkz: tolkien'in nazilere karşı duruşu) (bkz: hobbit'in alman baskısı)
1938’de j. r. r. tolkien, hobbit’in almanca baskısı için rütten & loening ile görüşmeler yürütüyordu; ta ki yayınevi, joseph goebbels’in yahudilerin alman kültürel faaliyetlerine katılımına d...
AI Özet: yazar, karslılar hakkındaki ön yargıları ve babasının anılarını anlatıyor. babası karslıların kendi memleketlerinde iyi olduğunu ama dışarıda farklılaştıklarını savunmuş. yazarın tanıdığı bir karslı doktorun ise (bkz: karakter bozukluğu) yaşadığını, etik dışı davrandığını ve tutarsızlıklar içinde olduğunu belirtiyor. son olarak izmir'de ev satarken komşuların karslıya satmama isteğiyle karşılaştığını söylüyor.
babama bir gün karslılar nasıl insanlar,diye sordum. gençliğim basmane’de karslı dolandırıcı yakalamakla geçti oğlum, dedi. peki hiç mi iyi karslı yok, dediğimde de karslı memleketinde iyidir, de...
AI Özet: yazar diyor ki yalnızlığa alışınca insan (bkz: detayları görmek) konusunda uzmanlaşır
"uzun bir zaman yalnız olursanız, yalnız olmaya alışırsanız, yalnız olmayı tecrübe ederseniz sı...
AI Özet: yazar, küçük prensin aslında bir çocuk kitabı değil, tamamen ebeveynlerin duygularına ve nostaljiye oynayan bir pazarlama harikası olduğunu savunuyor. günümüzdeki (bkz: toyetic) olayının veya disney remakelerinin temelinde yatan mantığın, çocuğun ilgisinden ziyade ebeveynin cüzdanına ve egosuna hitap etmek olduğunu belirtiyor. yani olay "ben ne kadar derin ve hassas bir insanım" imajı çizmekten ibaretmiş. yazara göre kitabı çocuk rafına koymak büyük hata çünkü 4-5 yaşındaki bir çocuğa bu kitabı okutmak, çocuğa kuantum fiziği anlatmaya çalışmakla aynı şeymiş. çocuk sadece tilkiyi ve gülü takip edip geçerken, asıl hedef kitle olan yetişkinler felsefik cümlelerle kendinden bir şeyler buluyor. özellikle kitabın sonunda ölümle ilgili kısımların küçük çocuklara anlatılmasının pedagojik olarak çok sakıncalı olduğunu, hatta tehlikeli olduğunu söylüyor. kitabın ortaya çıkış sürecini, ikinci dünya savaşının gölgesinde, depresyon ve melankoliyle boğuşan bir adamın çocukluğuna sığınma çabası olarak tanımlıyor. özetle yazar diyor ki; bu kitap çocuk edebiyatı değil, savaş ortasında aklını korumaya çalışan birinin vasiyeti gibi bir şey ama pazarlama gücü sayesinde bir (bkz: lifestyle) markasına dönüşmüş.
ebeveyn pazarlaması dediğimiz olayın en derinlikli ve en eski örneklerinden birisidir. bildiğiniz üzere bugün çocuklara yönelik hazırlanan ürünlerin bir çoğu çift yönlü tasarlanır. çocuğun ilgisi...
AI Özet: yazar, ekrem imamoğlu'nun mahkemede konuşmasına izin verilmemesini anlatarak söze başlıyor. yazara göre imamoğlu'nun okuyamadığı metin tam bir isyan havasında. adam diyor ki; türkiye'de tutuklamalar artık bir tedbir değil, bildiğin infaza dönüşmüş durumda. yargının siyasi bir araç olarak kullanıldığını, hukukun değil siyasi takvimin işlediğini savunuyor. yazarın aktardığına göre imamoğlu, tüm bu sürecin aslında tek bir kişinin seçim kaybetme korkusundan kaynaklandığını iddia ediyor. (bkz: siyasi operasyon) diyeceğim, yani mevzu tamamen rakibi tasfiye etme çabasıymış. sandıkta yenilenlerin yargı yoluyla rakip temizleme peşinde olduğu, makamı şahsi mülkü sanan bir zihniyetin hakim olduğu belirtiliyor. yazar, imamoğlu'nun bu durumun faturasının sadece sanıklara değil, emekçiden öğrenciye kadar tüm millete kesildiğini söylediğini aktarıyor. sonuç olarak yazar, imamoğlu'nun demokratik bir anlayışın ve hukukun üstünlüğünün eninde sonunda kazanacağına inandığını, bu sürecin adaletle alakası olmadığını vurguluyor. adamcağız 12 metrekarelik hücre ve tecrit koşullarından bahsederken sözü kesilmiş, tam bir (bkz: trajikomik) durum söz konusu.
bugün mahkeme başkanı, ekrem imamoğlu’na konuşması için söz vermemiş.ekrem başkanın konuşma metni şu şekildeymiş:sayın başkan,değerli heyet. bugün 30 nisan. bir ayı daha geride bırakıyoruz. ancak...
AI Özet: yazar, evrenin devasalığı karşısında insanın ne kadar çaresiz olduğunu anlatıyor. ışık hızının %99'una çıksak bile samanyolu'nu geçmenin binlerce nesil süreceğini, yani aslında bir salyangoz hızıyla hareket ettiğimizi söylüyor. şu anki en hızlı araçlarımız olan voyager falan kozmik ölçekte karınca adımı atıyor; en yakın yıldıza gitmek 75 bin yıl sürerse insan ömrü burada devre dışı kalıyor. yazar diyor ki, fizik kuralları ışık hızını sınır koymuş ama bu hızda bile andromeda'ya gitmek 2.5 milyon yıl sürüyor. homo sapiens'in toplam tarihini düşününce bu süreler biyolojik bir şaka gibi. asıl bomba ise evrenin sürekli genişlemesi. galaksilerin çoğu bizden ışık hızından daha hızlı uzaklaştığı için evrenin %97'sine dokunmamız imkansızmış. yani (bkz: ışık hızı) bile bizi kurtarmıyor. yazara göre bu durum tam bir çıkmaz sokak ama insan yine de "asla deme" diyerek merakının peşinden gidiyor. kısacası biz burada küçük bir noktadayız ve çoğu yer bize tamamen yasak.
işık hızının %99’una ulaşmayı başarsak bile, muazzam mesafeler nedeniyle yaklaşık 100.000 ışık yılı genişliğindeki kendi galaksimiz samanyolu’nu boydan boya geçmemiz binlerce nesil sürerdi.yani b...
AI Özet: yazar, iş eğitimi ve ev ekonomisi derslerini çok övüyor; abajurdan ayıcığa kadar her şeyi öğrendiğini, şimdikilerin (bkz: el becerisi) sıfır olduğunu söylüyor.
bana çoğu beceriyi öğretmiş harika derstir.elektrikli devre, ahşaptan abajur vb.atölyede olmak bile güzel...
AI Özet: yazar diyor ki izlanda dediğin yer aslında buzulların ve yanardağların arasında sıkışmış, nüfusu komik derecede az bir yer. björk, sigur ros gibi efsane isimlerin çıktığı bu topraklar dışarıdan çok havalı ve sanatsal görünüyor ama işin aslı farklıymış. yazarın bir arkadaşı reykjavik'e gitmiş ve oradakilerin aslında bu küçük adadan kaçmak için can attığını öğrenmiş. ama gel gör ki o gizemli dil ve doğa insanı geri çağırıyormuş (bkz: aidiyet hissi). izlandacanın da öyle bir gizemi varmış ki, björk günlüğünü açık bıraksa bile kimse bir şey anlamıyormuş. işin huzur meselesine gelince, yazar burada biraz ters köşe yapıyor. dünyanın en huzurlu ülkesi seçilmesini tamamen nüfus azlığına ve çaresizliğe bağlıyor. altı ay gece yaşayıp, yerin dibi sallanırken, lavlar fışkırırken huzurlu olmak zorunda kalıyorsun diyor; yani bu bir tercih değil, mecburiyetten gelen bir sükunet. sonra konu bizim buralara geliyor. izlanda'ya sallayınca gelen "kendi ülkene bak" tepkilerini bildiği halde, yazar bizim kaosumuzu, curcunamızı ve hatta cehennemimizi tercih ettiğini belirtiyor. o buzul hapishanesinde yaşamaktansa, bizim buradaki dramın ve hareketin içinde olmayı seçerdi. hatta o kadar sıkılırdı ki kendini ilk fiyorda atardı diyor. (bkz: noi albinoi) filmi üzerinden de bu sıkışmışlık hissinin altını çiziyor.
topu topu 400 bin nüfuslu, buzullu, yanardağlı bir okyanus ülkesi. vikingler tarafından keşfedilen ve kolonileştirilen ışıklar ve gölgeler diyarı... björk çıkmış, gus gus çıkmış, sigur ros çıkmış...
AI Özet: yazar, beşiktaş kongre üyesi kimliğiyle şevket çoruh'a yapılan saldırılara isyan ediyor. eski günlerdeki kulüpler arası centilmenliği, balkan harplerindeki fedakarlıkları ve gerçek spor kültürünü anlatarak şimdiki toksik ortama gönderme yapıyor. süleyman seba örneği üzerinden nezaketin önemini vurgulayıp, şevket çoruh'un ne siyasetle ne de nefretle alakası olmadığını belirtiyor. (bkz: lüzumsuz fanatiklik) yapanların derhal özür dilemesi gerektiğini, adamın başındaki kel kafanın aslında türk tiyatrosunun bir simgesi olduğunu söyleyerek noktayı koyuyor. tam bir (bkz: beyefendi) savunması yapmış.
beşiktaş kongre üyesi olarak yazıyorum. üç büyüklerin simge isimlerinin hiçbiri, bugün birbirinizden nefret etmenize sebep olan politik, siyasi veya sportmenlik dışı olaylara karışmış insanlar de...
AI Özet: yazar, hoca yerli oyuncuları küstürmüş diyorlara bayağı bilenmiş. oğuz aydın, kerem ve ismail gibi isimlerin performansını sorgularken, irfan ve cenk'in nasıl gittiğine anlam veremiyor. mert müldür'ün hatalarına rağmen oynamasıyla dalga geçiyor. kısacası kimsenin formda olmadığını, oyuncuların sadece zorlandıkları için trip attığını savunuyor. takıma (bkz: neşter) vuracak adam lazım diyor.
türkleri küstürmesi mi?- geçen sezon fena olmayan oğuz aydın'ı sahaya sürünce nal topladığını gördük. - tüm tepkilere rağmen inatla kerem'i oynatmaya devam etti. - ismail aynı şekilde sürekli for...
AI Özet: yazar ailesinin isimlerini öğrenince dünyası değişmiş, (bkz: gül pacino) diyor.
al pacino'nun babasının adı sal pacino. bunu öğrendiğimden beri hayatımda bazı taşlar yerine ot...
AI Özet: yazar, küskünüm albümünün satış rekoruyla (bkz: müslüm gürses) tarih yazdığını söylüyor. albümün 40. yılına özel çekilen belgeseli de müzik tarihi için çok değerli bulmuş, emeği geçenlere selam çakıyor.
1986'da piyasaya çıkan küskünüm albümü, 12,5 milyon resmî satış rakamıyla, ülke tarihinin en çok satan albümüydü. korsan satışlarla birlikte 20 milyonu ...
AI Özet: yazar, mor ve ötesinin dünya yalan söylüyor albümünün 22. yılı şerefine şöyle bir tarih turuna çıkmış. adam önce albümün çıkış tarihinden 22 yıl geriye gidip barış manço ve depeche mode ile bağlantılar kuruyor, sonra da zamanın göreliliği üzerine kafa yormaya başlıyor. yazara göre bu albüm türk müzik tarihinin tartışmasız bir numarası. mfö'den bülent ortaçgil'e kadar herkesi geride bırakmış. hatta şöyle bir hayal kuruyor; eğer bu albüm türkiye'de değil de ingiltere'de çıksaydı, oasis ve radiohead gibi devlerin arasından sıyrılıp adayı sallarmış. nme ve billboard gibi yerlerin gözdesi olur, beatles ile kıyaslanacak kadar büyük bir olay haline gelirmiş. (bkz: hayal gücü) özellikle cambaz ve bir derdim var gibi iki dev hitin aynı albümde olması onu kült yapmış. yazar, uyan ve son deneme gibi parçaların ok computer seviyesinde olduğunu, radiohead havası taşıdığını savunuyor. ayrıca az çok var şarkısına olan özel ilgisinden bahsedip, şarkının sözlerini flörtlerine kendi felsefesiymiş gibi yutturduğunu itiraf ediyor. (bkz: dürüstlük) sevda çiçeği cover'ına da değiniyor ama tüm şarkıları tek tek anlatmaya üşendiği için konuyu burada bağlıyor. kısaca yazar için bu albüm dünya standartlarında bir başyapıt.
22 sene evvel bugün çıkmış mor ve ötesi albümü. ki albümün çıktığı tarihten 22 sene geriye giderseniz barış manço'nun sözüm meclisten dışarı albümüne varıyorsunuz, veya depeche mode'un a broken f...
AI Özet: yazar italya'nın konumuna, şekline ve ortamına bayılmış. resmen piyango vurmuş diyor, (bkz: şanslı ülke) orada doğmak istermiş.
en ballı ülke bu bence. hem konum olarak iyi, akdeniz'in ortasında, hem avrupa'ya bağlı gibi am...
AI Özet: yazar kimlik zorunluluğu gelirse bütün hesaplarını kapatıp uygulamaları silecek kadar dertli. trollerle uğraşırken bir de gizliliğinden olmak istemiyor. reklam gelirleri çakılınca platformların nasıl ağlayacağını merak ediyor, (bkz: sosyal medya) boykotu başlatmış.
hangi uygulama veya site bunu talep ederse o hesabımı kapatır o uygulamayı da tamamen cihazlarımdan kaldırırım kullanmam. zaten leş kullanıcı profili yüzünden tüm sosyal medyadan tamamen ka...
AI Özet: yazar, mert hakan'ın bahis olaylarını görmezden gelip sadece fenerbahçe'de oynadığı için ceza aldığını iddia etmesine aşırı sinirlenmiş. adamcağız milyonları yatırmış, takım arkadaşlarına bahis oynamış ama hala mağdur edebiyatı yapıyor diyor. (bkz: yüzsüzlük) yazar, bu durumu ahlaksızlık olarak görüp buna inananları da hafiften haşlıyor.
--- spoiler ---fenerbahçe forması giydiği için cezalandırılan futbolcu--- spoiler ---tabi canım. başkası üzerinden para aktarıp bahis oynaması, kendi takım arkadaşlarının üzerinden sarı kart bahs...
AI Özet: yazar diyor ki aç kalarak hızlı kilo verme mevzusu tamamen yalan, sonra geri alırsın. sürdürülebilir bir alışkanlık edinmek lazım. şekeri ve paketli gıdaları azalt ama kendini de çok kasma, psikolojin bozulmasın. spor salonuna gömülmeye gerek yok, merdiven çıkmak bile yeter. su içmeyi ihmal etme, kahve su yerine geçmez. bir de (bkz: uyku) mevzusu çok kritik, gece 3'te yatıp zayıflama hayali kurma diyor.
aç kalayım, hızlı vereyim kafası kısa vadede işe yarar ama sonra verdiğini misliyle geri alırsın.* hedefin neyse o kiloda kalabileceğin bir beslenme alışkanlığı kazanmaya çalış. rafine şeker ve i...
AI Özet: yazara göre muzaffer özak, istanbul'un eski kültür hayatında bayağı etkili olan, hem sahaf hem derviş yanıyla öne çıkan çok yönlü bir tipmiş. adam beyazıt'ta (bkz: sahaflar çarşısı) takılırken bildiğin sahafların şeyhiymiş; dükkanı sadece kitap satılan bir yer değil, dönemin entelektüellerinin toplandığı bir merkez gibiymiş. aynı zamanda nurettin cerrahi tekkesinin başında durmuş, tasavvufun adabını ve musikisini yaşatmaya çalışmış. sadece türkiye ile de kalmamış, batı dünyasına gidip zikir meclisleri kurarak tasavvufu oralara tanıtmış. (bkz: aşk yolu rehberi) gibi kitaplar yazmış, nüktedan ve cömert biriymiş. kısacası yazar, özak'ı istanbul'un gerçek bir insan hazinesi olarak tanımlıyor.
muzaffer özak (1916-1985), 20. yüzyıl istanbul kültür hayatının ve tasavvuf dünyasının en renkli ve çok yönlü figürlerinden biridir. hem sahaf hem de derviş kimliğiyle tanınan özak, geleneksel os...
AI Özet: yazar, trump'ın ufo mevzularında yakında bomba patlatacağını ve aliens.gov üzerinden bir şeyler paylaşabileceğini düşünüyor. david grusch isimli şahsın trump'a verdiği bilgilerle tarihe geçebileceği ihtimali üzerinde duruyor. ayrıca ross coulthart'ın kuzey kore'deki (bkz: crash retrieval) iddialarına ve evrenin aslında yaşamla kaynadığına dair grusch'un görüşlerine değiniyor. mevzunun karanlık tarafına geçersek, uap programlarıyla bağlantılı bazı isimlerin şüpheli ölümleri yazarın dikkatini çekmiş. tabii her ölen ufo yüzünden ölmemiştir, bazıları sadece hayatın sillesini yemiştir ama matthew sullivan ve amy eskridge gibi örnekler yazar için biraz fazla enteresan. özellikle eskridge'in iddiaları tam bir bilim kurgu filmi kıvamında; zaman yolculuğunun sadece geçmişe doğru çalıştığını, 2028'de büyük bir kıyamet kopacağını ve bildiğimiz grilerin aslında bu afetten sonra evrilmiş gelecekten gelen insanlar olduğunu söylüyor. hatta şu meşhur hayvan parçalama olaylarının dna ve gıda üretimi için yapıldığını iddia ediyor. yazar, öldürüldüğü söylenen bilim insanlarının aslında teknolojiyle değil, bu atmosferik afetle ilgili çözümler ürettikleri için susturulduğunu belirterek konuyu bağlıyor. (bkz: ufo)
- trump, ufo konusundaki pek çok şeyi yakında açıklayacaklarını söyledi. aliens.gov'da bazı videolar, fotoğraflar vs bekliyorum. david grusch da geçtiğimiz günlerde verdiği röportajda "trump eğer...
AI Özet: yazar, emrah cilasun'un çeviri yeteneğiyle ilgili ciddi sıkıntılar yaşadığını söylüyor. adamın türkçesi o kadar kötüymüş ki, yazar okurken cümleleri defalarca okumak zorunda kalmış; resmen (bkz: sinir krizi) eşiğine gelmiş. bilakis tersine, süratli bir hızla gibi anlamsız tekrarlarla dolu bir metinle karşı karşıyaymışız. yazar, çevirmenin başarısızlığı sayesinde yakında almanca öğreneceğine dair ironik bir tespit yapıyor. tekin yayınevi'nin editörüne de bu işe onay verdiği için büyük bir puan kırıyor. ancak hikayenin sonunda bir plot twist var; cilasun bey çıkıp durumu açıklamış. çeviriyi annesinin kanser tedavisi sırasında hastane odalarında yaptığını ve buna rağmen hataların kabul edilemez olduğunu belirterek özür dilemiş. yazarın sert eleştirileri, çevirmenin dürüst itirafıyla biraz yumuşamış ama kitabın hali hala (bkz: trajedi) gibi duruyor.
madem ki kötü komşu insanı ev sahibi yapar, bu durumda kötü çevirmenin de insanı dil sahibi yapması gerekir. emrah cilasun o kadar başarısız bir çevirmen ki bana almancayı söktürecek yakında. 197...
AI Özet: yazar, programdaki çift standartlara isyan ediyor. aldatan kadınlar yerden yere vurulurken, aynı şeyi yapan erkeklerin (bkz: bayram) görmezden gelindiğini söylüyor. sunucunun cinsiyetçi yaklaşımlara sessiz kalması ve toplumdaki çarpık aile rollerinin normalleştirilmesi onu bayağı darlamış, kısaca adaletsizliğe kurmuş.
kocasini aldatan kadinlarin konularinin uzatildigi kadar, o kadar linc edildigi kadar, karisini aldatan coluguna cocuguna bakmayan erkekler linclenmiyor programda nedense. ( mesela bayram veya ba...
AI Özet: yazar, şevket'in yattığı hapishanenin kyk yurtlarından bile daha konforlu olduğunu söylüyor. koğuşun ferahlığı ve aktiviteler karşısında şaşkın, adamın bu düzen için cinayeti üstlenmiş olabileceğini düşünüyor. (bkz: şevket'in hapishane özlemi)
bu şevket'in yattığı cezaevi koğuşları ne kadar güzel, geniş, ferah, havadar. her gün canlı bağlama dinletisi, her sabah voleybol maçı, ister kitap oku ister yapboz yap ister el işi yap. mah...
AI Özet: yazar diyor ki okan bayülgen aslında göründüğü gibi değil, sadece güçsüzlere sarmış bir tip. özellikle o liseli kızla yaşadığı (bkz: rezalet) olayda ancak kızın kibarlığı sayesinde durumu toparlamış. zafer algöz'ün işlerini sahiplenmesi ve reyting uğruna yaptığı zorbalıklar artık gün yüzüne çıkmış.
bu adam, hakkında yazılanların çoğunu hak etmiyor. bir gün bile güçlü birisine laf etmişliği yok. sadece zayıf ya da güçsüz gördüklerini zorbaladı hayatı boyunca. 90ların sonunca telefonla bağlan...
AI Özet: yazar etli ekmek aşkına düşmüş, mideyi hazırlamak için köyde kilometrelerce yürümüş. yağmurlu havada kalori yakıp akşamki şölene hazırlanmış. incecik hamur ve yanındakilerle resmen (bkz: gastronomi şöleni) yaşamış, çok mutluymuş.
çok seviyorum. bu akşam yiyeceğimiz belli olunca mutlu oldum. doyasıya yiyebilmek için ikindi sonrası beş kilometre yürüdüm, köyümün sokaklarında. yağmur sonrası müthiş bi...
AI Özet: yazar mustafa sandal'ın gölgede aynı albümünü anlatırken resmen nostalji kasıyor. lise sonrası hayatın henüz tokatlamadığı, walkmanle rize'ye gittiği o dertsiz günlerini özlemiş. albümle beraber gençliğine ve (bkz: saf mutluluk) hislerine dönüyor.
muhtesem otesi, her sarkisi ayri guzel olan mustafa sandal albümü.bu album cikali 30 sene olacak bir iki ay sonra.koskaca 30 sene. hayatimda gercek anlamda mutlu oldugum son sene.l...