AI Özet: yazar, generalin futbol fanatizmi için f-16'ları uçurmasına gıcık olmuş. kamu kaynağının böyle harcanmasını saçma buluyor, (bkz: görev ihmali) diyerek yargılanmasını istiyor.
ülkenin savunması için alınmış o uçakta ve helikopterde tüyü bitmemiş yetimin hakkı var. bir general çıkıyor futbol fanat...
AI Özet: yazar, (bkz: dışlanmışlar) için küçük nezaketler öneriyor.
sohbette dışarıda kalan birini fark edip dahil etmek. kalabalıkta biri sessiz kalıyorsa ona küç...
AI Özet: yazar, toki'nin kura çekilişinde yazılım yüzünden büyük bir fiyasko yaşandığını iddia ediyor. mevzu şu; kura yazılımı muhtemelen sadece 6 haneli rakamları tanıyacak şekilde kodlanmış ama başvuran sayısı 1 milyonu aşmış. yani sıra numarası 7 hane olanlar (bkz: 1 milyon üstü olanlar) sistem tarafından resmen görmezden gelinmiş. yazar, 72 binden fazla kişinin bu yüzden şansının sıfıra indiğini, bunun tesadüf olamayacağını ve tam bir skandal olduğunu belirtiyor. dar gelirli insanların umutlarının böyle bir (bkz: yazılım hatası) ile çalındığını söyleyen yazar, herkesin cimer'e koşmasını ve toplu dava açılmasını öneriyor. kısacası adam diyor ki; kod yazmayı bilmeyenlere kura çektirirseniz böyle hak kaybı olur, bu işler böyle dönmez.
toki kura çekiminde kullanılan yazılımın, katılım numarası için 7 haneyi hesap etmeyerek yapıldığı iddiası bulunmakta, twitter üzerinde epey detaylı tartışılıyor, bazı yorumlar:"toki kura çekiliş...
AI Özet: yazar, kut'ül amare'nin şanlı bir zafer olduğunu ama siyasal islamcıların atatürk'ü gölgelemek için bunu kullandığını söylüyor. (bkz: tarihle oynama çabası)
kût’ül-amâre elbette şanlı bir osmanlı zaferidir, o cephede savaşanların ruhu şad olsun. ancak siyasal islamcılar...
AI Özet: yazar düzene çok sinirlenmiş (bkz: isyan)
bu ülkede seni hala konuşturuyorlar ya. anasını avradını sikeyim böyle düzenin.
AI Özet: yazar, erkan baş'ın madencilerle yan yana durup açlık grevine girmesini çok değerli buluyor. adamın kendi ideolojisini dayatmadan sadece madencilerin taleplerini haykırmasını, onlarla aynı sofrada oturup maç izlemesini takdir etmiş. (bkz: gerçek siyaset) işçilerin tip'e oy vermeyeceğini bildiği halde bu mücadeleyi vermesini, politikanın cilvesi olarak görüyor. özetle yazar, erkan baş'ı polis şiddetine karşı duran ve hak arayanların sesi olan samimi bir figür olarak tanımlıyor.
hakkını arayan madencilerle birlikte açlık grevine giren tip genel başkanı ve milletvekili.madencilerle beraber açlık grevine girdi, onlarla oturdu, yattı, kalktı, limonlu-şekerli su içti ve hatt...
AI Özet: yazar sadece görsel atmış (bkz: boşluk)
havada.görselgörselgörselgörselgörselgörsel
AI Özet: yazar google'ın geçmiş kayıtlarını gösteren sayfasından bahsediyor. eski sevgililerin (bkz: nostalji) etkisinde kalıp tekrar hata yapmamak için kayıtları temizlemeyi öneriyor.
https://myactivity.google.com/google'ın, sizinle ilgili her şeyi tarayıp görebilmenizi sağlayan sayfası. içerik kaldırma talebi de ol...
AI Özet: yazar, antrenmandaki kalabalığı görmezden gelip mourinho ile kıyaslayanlara çok sinirlenmiş. (bkz: kuş beyinli) tiplerin boş yaptığını, asıl kalabalığın burada olduğunu savunuyor.
başlık altına bir tane kuş konmuş ve diyor ki “mourinho'nun imza töreni daha kalabalıktı” falan.. oğlum, evladım. o kabalıkla imza attırdı...
AI Özet: yazar, kalbin sessizce çöküşünü ve insanın içindeki o sönmeyen yanardağı anlatmış. hayata dair genel bir melankoli hakim, (bkz: varoluşsal sancılar) çekiyor resmen. kaderin suskunluğu ve belirsizlik arasında kalmışlığına değinmiş; kısaca efkarlı bir şiirle ruhunu dökmüş.
dünyabir kuş kalabalığı gibi çöker kalplereöyle gürültü kopmazsessiz olur her şeyheyecan var sanılırelden gider yavaş yavaşkimse fark etmezyok olunca anlaşılırgeriye bir tedirginlik kalırince inc...
AI Özet: yazar, yıllardır emek verdiği teknik eğitim kanalının izlenmelerinin yüksek olmasına rağmen, sadece yemek yiyen veya maç yorumlayan kanalların çok daha fazla abone ve para kazandığını görünce hafiften delirmiş durumda. adamcağız beyaz eşya tamiri anlatıyor, faydalı bilgiler paylaşıyor ama kitleler daha çok boş içeriklere yönelmiş. asıl bomba ise esnaf tarafında kopuyor; yazarın tanıdıkları, makinelerinin sıfır fiyatından daha pahalıya tamir ettirecek kadar saf davranıyorlar. yazar diyor ki, dürüstçe çalışsam bile bu toplumsal mallaşma sayesinde zengin olurum, birazcık kurnaz olsam iki ev bir araba çekerim. (bkz: toplumsal mallaşma) insanların hem ekonomik krizden yakınıp hem de saçma sapan şeylere para saçması yazarın mantığına sığmıyor. bir yandan faydalı videolar çekip dislike yağmuruna tutulurken, diğer yandan insanların kandırılmasını izlemek onu bezdirmiş. artık dükkanı kapatıp gitme noktasına gelmiş, çünkü insanların bilgiye değil, popülerliğe ve uyanıklığa prim verdiği bir dönemden geçiyoruz.
bu başlığın debe entrysi bana mükemmel geldi, belki bu işlerin içinde olmamın etkisi oldu, bilemiyorum. öyle saçma bir dönemdeyiz ki gerçekten aklım almıyor.her türlü cihazın tamirini eğitici vid...
AI Özet: yazar, yaşar kemal'i edebiyatın homeros'u olarak görüyor ve ona olan hayranlığını dile getiriyor. şu sıralar (bkz: bugünlerde bahar indi) kitabını okuduğunu, zülfü livaneli'nin bestelediği merhaba şiirini zaten bildiğini ama diğer şiirleriyle yeni tanıştığını belirtiyor. kitapta özellikle yaşar kemal'in gençlik yıllarına, 1941-1942 civarı yaptığı batöz ırgatlığına ve o dönem tuttuğu günlüklere takılmış durumda. yazar, bu kısımları okurken hem keyif aldığını hem de hüzünlendiğini söylüyor.
yaşar kemal'in 15 yaşlarındaki hallerini anlattığı kısımlar bayağı çarpıcı; çocuk resmen açlıkla imtihan ediliyormuş. yazar, yaşar kemal'in açlığı bile ileride yazacağı hikayeler için bir malzeme olarak gördüğünü, kaburgalarını sayacak kadar zayıfladığını ama bunu bir oyun haline getirdiğini aktarıyor. ayrıca annesiyle olan o gelgitli ilişkisi de dikkat çekiyor. annesi bir yandan ona kızıp "gün kuşluğa kadar yatar mısın" diye söylenirken, bir yandan da oğlunun zekasıyla övünüp kaymakama gidip onu anlatmak istiyor. yazar, annesinin bu sert ama şefkatli tavırlarını, özellikle sonunda saçlarını okşadığı anları şiirsel buluyor. genel olarak yazar, kitap hediyesinin kıymetini bildiğini ve çukurova'nın bu tozlu, gerçekçi atmosferinin kendisini çok etkilediğini vurguluyor.
edebiyatımızın homeros'u.. benim için ince memed olan sevgili yaşar kemal'imiz. 1940'ta, 14 yaşında şiir yazmaya başlamış. 1945'e kadar da yoğun olarak yazmaya devam etmiş.(bkz: bugünlerde bahar ...
AI Özet: yazar diyor ki evrenin %97'si bize tamamen kapalı, yani gitmek istesek de gidemeyiz. olay teknolojik yetersizlik ya da hızlı gemi yapamamak değil, direkt fiziğin temel kuralları yüzünden önümüze set çekilmiş. karanlık enerji denilen mevzu yüzünden uzay öyle bir genişliyor ki, ışık hızı bile bu hıza yetişemiyor. yazar bunu tersine çalışan ve sürekli hızlanan bir yürüyen merdivene benzetmiş; ne kadar koşarsan koş, zemin altından daha hızlı kaydığı için hedefe ulaşman imkansız. (bkz: kozmik ironi) şu an teleskopla gördüğümüz uzak galaksiler aslında geçmişten gelen hayaletler, çünkü çoğu çoktan kozmik ufkun ötesine geçmiş durumda. elimizde kalan tek şey %3'lük yerel grup, yani kendi kozmik mahallemiz. samanyolu ve andromeda gibi komşularla sınırlıyız. işin daha da can sıkıcı kısmı, milyarlarca yıl sonra diğer galaksilerin ışığı bile bize ulaşmayacak. o zamanlar yaşayacak olanlar gökyüzüne baktığında sadece kendi galaksilerini görecek ve evrenin geri kalanının zifiri karanlık olduğunu sanacaklar. yazar bunu bir nevi kozmik hapis cezası olarak tanımlıyor; kıyıda durup uzaklaşan gemileri izliyoruz ama yapacak hiçbir şeyimiz yok. (bkz: karanlık enerji)
evet, evrenin %97'si bizim için şimdiden ve sonsuza dek ulaşılamaz durumdadır. üstelik bu, henüz yeterince hızlı uzay gemileri yapamamış olmamızdan kaynaklanan bir teknoloji yetersizliği meselesi...
AI Özet: yazar diyor ki birini sevince beyin devreleri yanıyor, mantık (bkz: hata verdi) moduna geçiyor. önce hayranlık geliyor, sonra tüm gün o kişiyi düşünmekten başka bir şey kalmıyor. normalde nefret ettiği işler bile keyifli gelmeye başlıyor. kısaca aşkın insanı nasıl (bkz: şımarık) yaptığını ve kokunun olayları iyice karıştırdığını anlatıyor.
birini sevince olaylar neden böyle hızlı gelişiyor. önce bir hayranlık geliyor, sonra geçmiş olsun hepimize. günün programı komple o insan oluyor. durup dururken aklına düşüyor, bir cümlesini hat...
AI Özet: yazar, küçük prensin kesinlikle sadece çocuklara yönelik bir kitap olmadığını, aksine hayat, aşk ve sevgi üzerine derin dersler içeren bir başyapıt olduğunu söylüyor. bence herkesin okuması gerektiğini belirten yazar, hatta sevdiğin kişiye alınabilecek en naif hediyelerin başında bu kitabın geldiğini savunuyor. metinde büyüklerin sayıya olan takıntısını, insanların hazır eşya almaya alışıp gerçek dostlukları ıskalamasını ve yalnızlığın sadece çölde değil kalabalıklar içinde de yaşanabileceğini anlatan kısımları özellikle vurguluyor. (bkz: hayat dersi) yazara göre bir şeyi değerli kılan ona harcanan zamandır. ayrıca hayal kurmayı unutan yetişkinlerin durumuna hafiften sitem ediyor. kısacası yazar, kitabın ruhuna dokunan o naif ve melankolik havasına bayılmış durumda. (bkz: küçük prens)
herkesin okuması gereken, içinde hayata dair, insanlığa dair, aşka ve sevgiye dair pek çok anektod bulunan harika bir kitap.ve eğer hakkında bilginiz yoksa asla bir "çocuk kitabı" değil küçük pre...
AI Özet: yazar diyor ki gerçek iyiler öyle bağıra çağıra reklam yapmaz, sessiz sedasız takılırlar. sosyal medyadaki o (bkz: erdemli görünme çabası) tamamen boş işler, asıl cevherler arka planda gizli. bu tipler genelde yalnız kalıyor çünkü dünya artık çok yüzeysel. zamanla sömürüldükleri için biraz daha temkinli takılmaya başlamışlar. yine de yazar optimist, doğru düzgün insanlar eninde sonunda birbirini bulur diye düşünüyor. kısacası iyilik (bkz: mıknatıs) gibi çekiyor.
iyi insanlar genellikle göz önünde olmazlar. gösteriş yapmaz, sessizce iyiliği yaşarlar. modern dünyada iyiliğin sesi, kötülüğün gürültüsü içinde kaybolur. sosyal medyada en çok bağıranlar, en bü...
AI Özet: yazar, insanın ben artık aydınlandım, her şeyi çözdüm dediği an aslında en büyük tuzağa düştüğünü anlatıyor. buna spiritüel ego diyor ve durumu ipek giysili hırsıza benzetiyor. normal ego dediğimiz şey kaba saba, para pul veya statü peşinde koşan, niyetini belli eden bir tip. onu fark etmek ve alt etmek kolay çünkü karşımızda bildiğimiz bir hırsız var. ama spiritüel ego çok daha sinsi. kişi meditasyonlar yapıp, inzivaya çekilip dünyevi hırsları bıraktığını sanırken aslında egosu sadece kıyafet değiştirmiş oluyor. (bkz: spiritüel ego) yazara göre, ben çok mütevazıyım ya da herkesten daha farkındalıklıyım diye düşünmek, egonun en rafine ve tehlikeli hali. yani insan kendini arındığını sanırken aslında manevi bir üstünlük kompleksi inşa ediyor. hakikat arayışı normalde insanı etiketlerden kurtarması gerekirken, bu durum yeni bir elitizm kalkanına dönüşüyor. hatta yazar, hiçlik fikrinin bile bir mülkiyet nesnesi haline getirilebileceğini, ben herkesten daha iyi hiçlik halindeyim demenin tam bir illüzyon olduğunu belirtiyor. sonuç olarak, ulaşılan soyut mertebelerle gurur duymak sadece süslü bir sığlık yaratıyor ve kişi farkındalık kazandığını sandıkça aslında kendi hapishanesini kutsal taşlarla örüyor.
insanın ben artık oldum, aştım dediği anda düştüğü o sinsi yanılsama. spiritüel ego, insan evladının kendi varlığına kurabileceği en sofistike, en yüksek çözünürlüklü ve ne yazık ki en haklı görü...
AI Özet: yazar, hasnun galip ve ali sami yen gibi efsane isimlerin vizyonuna saygı duyulması gerektiğini savunuyor. lefter ve can bartu gibi değerlere küfür edenlerin düştüğü yeri anlatıp, sporun centilmenlik kısmına vurgu yapıyor. (bkz: beyefendi sporcular)
yoldaşı çanakkale'de şehit düşmüş hasnun galip gibi adamlar, ülküsü ise "maksadımız ingilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve türk olmayan takımları yenm...
AI Özet: yazar, yaşanmamış ihtimallerin insanı içten içe bitirdiğini söylüyor. yaşanmış bir acının daha kolay atlatılacağını ama (bkz: belirsizlik) yüzünden kurulan hayallerin daha çok yıprattığını belirtip dert yanıyor.
ihtimaller insanı sigara gibi içten içe yavaş yavaş tüketir...kimi sabah uyandığımda çok kötü hissediyorum. o sabahlardan birini yaşadım bu gün. aklımda sürekli ge...
AI Özet: yazar, psg-bayern maçının gölgesinde kalsa da bu maçın duygusal yanına odaklanmış. 2018'de tribünde gol sevinci yaşayan giuliano simeone'nin, 8 yıl sonra aynı rakibe karşı griezmann ile aynı takımda olması tam bir (bkz: kader) hikayesi.
28 nisan 2026 psg bayern münih maçının gölgesinde kalacaktır normal olarak ama biraz farklı anlam yüklemeye çalışayım. şampiyonlar ligi yarı final maçı olmasından ötesi de var. fab...
AI Özet: yazar (bkz:evlilik) istemiyor.
bazı insanlar için hayatî önem taşıyan trafik kurallarından biri.görsel
AI Özet: yazar, kedilerin nankör olmadığını, babasının ölümünde kedinin yas tuttuğunu anlatıp (bkz: insanoğlu) ile dalga geçiyor.
bunlara nankör diyene dayanamıyorum.babam öldüğünde defnedip eve döndük. amcam gelmişken bmw x5...
AI Özet: yazar diyor ki osmanlı'nın yaptığı en büyük pot fatih döneminde türklüğü yönetimdenle tasfiye etmek olmuş. padişahlar türkleri sadece savaşta harcanacak malzeme olarak görmüş, ticaret ve refahı başkalarına bırakmışlar. (bkz: stratejik hata) yazara göre iktidarları sarsılmasın diye türklerin gelişmesine resmen set çekmişler. anadolu'da selçuklu veya roma eserlerinin daha çok olması da bunun kanıtıymış. yavuz'un mısır'dan getirdiği hazine bile anadolu'ya yaramamış, geriye sadece feshane gibi şeyler kalmış.
osmanlı'nın en büyük hatası fatih sultan mehmet ile birlikte devlet yönetiminde türklüğü tasfiye etmesidir.osmanlı için türkler harcanacak bir kaynak ve hanedanlığın etrafında dolgu malzemesi ola...
AI Özet: yazar, 4-7 yaş arası çocuklar için dünya masallarını türk kültürüne adapte ettiği bir çizim serisiyle uğraşıyor. tamamen kendi keyfi için yaptığı bu işte yapay zekayı da işin içine katıp beş farklı lehçede sesli versiyonlar hazırlamayı planlıyor. asıl mevzu ise sözlük üzerinden kurduğu dostluklar sayesinde projeyi beslemesi. (bkz: ekşi sözlük) üzerinden tanıştığı kişilerden öyle fikirler almış ki, japonya'da yaşayan birinden öğrendiği kasa jizo masalını balbal taşlar üzerinden yeniden kurgulamış. ayrıca kore kültüründen masal önerileriyle ufkunu açanlar olmuş, hatta katar'daki bir dostu da kitapçıları gezip ona yeni kaynaklar bulacakmış. yazar, sözlükteki (bkz: kaos) ortamına bazen sövse de buradaki kaliteli insanlarla tanışmanın ve fikir alışverişinin verdiği hazla uykusuz kalmaya razı. yani adam resmen hobiyle sosyalleşmeyi birleştirmiş, ortaya da çok tatlı bir iş çıkmış.
4-7 yaş arası çocuklar için masal serisi çiziyor olmak. son bir aydır geceleri, dünya masallarından beğendiğim, istediğim formata uygun güzel örnekleri bulup, türk kültürüne adapte ederek çiziyor...
AI Özet: yazar, 28 nisan 2026 psg bayern münih maçını şampiyonlar ligi yarı finali olarak tanımlıyor. kendi hayatında izlediği en iyi maçlar arasına koyduğunu ve gerçek futbolun bu olduğunu belirtiyor. 4 gol atılmasına rağmen yenilginin yaşandığı bu maç için iki takımı da tebrik ediyor. luis enrique'nin maç sonu açıklamalarını da maç kadar güzel buluyor. (bkz: absolute cinema)
bir şampiyonlar ligi yarı finali düşünün ki 4 gol atıyorsunuz ama yine de yeniliyorsunuz.işte o maç bu maçtı. hayatımda izlediğim en iyi maçlar...
AI Özet: yazar on yılı aşkın süredir doğu almanya'nın ücra bir köyünde takılıyor. buranın havası temiz, ormanları cennet gibiymiş ama ortam bayağı köylü işi. öyle hamburg veya nürnberg gibi (bkz: avrupa) hissettiren yerlerden değil burası; daha çok şalvarla gezilen, komşudan yumurta alınan, yavaş akan bir hayat var. özellikle buradaki erkeklerin tamirat ve marangozluk merakı ayrı bir seviyeymiş, evde alet edevat dolu koca bir oda varmış. yazar her ne kadar orayı sevse ve alışsa da kendini hala sürüdeki kara koyun gibi hissediyormuş. soyadı alman olsa bile o dışarıdan gelen hissi gitmiyor ama huzur ve inatla yaşamaya devam ediyor.
1990’da federal almanya cumhuriyeti ile birleşen o meşhur bölgedeyim: doğu almanya. on yılı aşkın süredir almanya’nın doğusunda yaşıyorum. hem de öyle merkezinde falan değil, bildiğin köyünde.bur...
AI Özet: yazar diyor ki birleşik krallık'ın hürmüz'de boy gösterememesi nazdan değil, bildiğin gemisiz kalmaktan. mevzu aslında 20 sene önce başlamış; hms invincible, ark royal ve hms illustrious gibi efsaneler birer birer hurdaya çıkmış, hatta bir kısmı (bkz: leyal gemi söküm) üzerinden aliağa yolunu tutmuş. yazarın tabiriyle ülke bir ara stratejik felç dönemine girmiş, yani bildiğin (bkz: carrier gap) yaşamışlar. sonra queen elizabeth sınıfı gelmiş ama onlar da tam bir fiyasko. pervane mili arızaları yüzünden gemiler denize çıkmaktan çok tersanede yatmış. özellikle hms prince of wales için (bkz: hms prince of fails) yakıştırması yapılıyor çünkü gemi kuru havuzla akraba olmuş. 2024'teki nato tatbikatı öncesi rutin kontrolde çıkan arıza ile milyar sterlinlik kütle limanda kalmış. lord west'in dediğine göre durum tam bir (bkz: britains aircraft carriers: a national embarrassment?). dert sadece uçak gemisi de değil, onları koruyacak eskort kalmamış. duke sınıfı fırkateynler zaten yüzen antika kıvamında, yerlerine gelecek type 26'lar ise sürekli erteleniyor (bkz: frigate gap). type 45'ler ise sıcak suları görünce motoru durdurup bayılan birer mühendislik faciasıymış. sonuçta ortada ne pilot kalmış ne teknisyen, f-35'ler sadece teselli ikramiyesi gibi duruyor. yazar özetle birleşik krallık'ın kendi sancak gemisine bile refakatçi arayacak kadar düştüğünü, hatta fransızlardan yardım isteme noktasına geldiğini anlatıyor (bkz: under staffed under armed).
broken empirean itibari ile hürmüz'de yer alamamasının sebebi sadece isteksizlik ya da naz değil savaşacak gemisi olmamasıdır.aslında bu "gemisizleşme" yaklaşık 20 sene önce başlar; falkland gazi...
AI Özet: yazar, eski isimlerin başındaki m harfinin mim diye okunduğunu ve bu yüzden (bkz: mim kemal) gibi isimlerin bu kısaltmayı kullandığını anlatıyor, bayağı nostaljik bir mevzu.
m harfi, 1 kasım 1928 harf devrimine kadar mim şeklinde okunduğundan isimleri m harfi ile başlayan eski zevat, sıklıkla mim k...
AI Özet: yazar, antalya'da avrupa özentiliği veya asimilasyon gibi durumların olmadığını, herkesin kendi tarzıyla takıldığı (bkz: konyaaltı sahili) gibi bir ortam olduğunu söylüyor. turistlerin çokluğuna rağmen kimsenin kimseyi etkilemediğini, yerli halkın kendi bildiği gibi yaşadığını belirtiyor. ayrıca şehre yeni gelip hemen sınıf ayrımı yapanların ve türkleri aşağılamaya çalışanların durumuna da hafiften sallıyor, yani şehir gayet huzurlu diyor.
ortada avrupa'ya özenen dövmeli tipler filan yok. he tabi yüzdesel olarak vardır %2 civarı ama o kadar. batılılardan farkımız ne olacak anlamadım insanız işte. asimile olmuş kimse de yok. kendi ö...
AI Özet: yazar diyor ki türkiye'de kaset siyaseti denen olay sadece görüntü paylaşmak değil, aslında insanların mahremiyetini silah olarak kullanma çabası. fethullahçıların başlattığı bu kirli yöntemin bugün siyasal islamcı troller tarafından daha bayağı bir şekilde devam ettirildiğini belirtiyor. muhittin böcek'in ailesi üzerinden yürütülen bu kampanyanının basit bir magazin olayı olmadığını, sandıkta kaybedenlerin meşruiyet arayışı olduğunu savunuyor. yazara göre proje üretemeyenlerin tek vizyonu anahtar deliğinden bakmakla sınırlı. belediyeciliği ulaşım veya kent yoksulluğuyla çözmek yerine, mahrem arşivlerle siyaset yapmaya çalışmak tam bir ahlaki iflas örneği. (bkz: kaset siyaseti) aktrol ekosisteminin siyaseti porno yayıncılığına indirdiğini, fikir üretmek yerine montajlarla uğraştıklarını söylüyor. gerçek ahlaksızlığın görüntülerde değil, o kamerayı oraya koyan niyetle ilgili olduğunu vurgulayan yazar, özel hayatı infaz meydanına süren zihniyetin aslında kendi siyasi tabutuna çivi çaktığını iddia ediyor. kısacası yazar, mahremiyet ihlalleriyle belediye yönetmeye çalışmanın siyaset değil, tam bir rezalet olduğunu anlatmaya çalışmış.
türkiye’de kaset siyaseti denen şey hiçbir zaman sadece kaset olmadı. o, bir insanın mahremiyetini ele geçirmekten çok, toplumun vicdanına kamera yerleştirme arzusuydu. fethullahçı aklın yıllarca...
AI Özet: yazar, piknik bisküvinin diğer kakaolu bisküvileri tokatlayan özel bir model olduğunu söylüyor. ucuz ama efsane lezzetli olduğunu, markaların bir gün gizli bir anlaşma yapıp bunu piyasadan sildiğini belirtiyor. (bkz: piknik bisküvi geri dönsün kampanyası) resmen terk edilmiş bir aşk hikayesi gibi, çok özlüyormuş.
bilinen tüm kakaolu bisküvilerin fevkinde, kendine has bir lezzeti ve dokusu bulunan özel bir bisküvi sınıfı.. tıpkı petibör, finger veya bebe bisküvisi gibi bir markayı değil "modeli" tanımlar.....
AI Özet: yazar, ilişkisinin başlangıcındaki o garip tesadüfleri, kazancakis üzerinden dönen sıfır romantizm içeren ilk konuşmaları ve zamanlamanın tuhaflığını anlatıyor. aslında birbirlerini bulana kadar geçen sürede zamana biraz sövmüşler ama sonunda kavuştukları için de şükür moduna girmişler. (bkz: doğru insan yanlış zaman) durumu tam olarak bu. yazarın gözünde karşı taraf, ona daha önce hiç bilmediği duyguları öğreten, hayatına tutku ve coşku katan biri. beraber geçirdikleri vakitlerin, hayaller kurdukları o bahçeli evin huzuru ve aralarındaki görünmez bağlar yazarın içini kıpır kıpır etmiş. sanki hem dün tanışmışlar gibi taze hem de yıllardır berabermiş gibi derin bir bağ kurmuşlar. yazar, sevgilisini kendi içinde bir ada, bir deniz gibi tanımlıyor; yüzme bilmese bile onun maviliklerine dalmaktan korkmuyor. aradaki engelleri beraber aştıklarını, birbirlerine çözülemez düğümler attıklarını belirtiyor. genel olarak aşırı duygusal, romantik ve (bkz: aşk sarhoşluğu) yaşayan bir ruh hali hakim. yazar, ne yazsa eksik kalacağını, sevgilisinin yüreğinin ve ellerinin her türlü kelimeden daha güçlü olduğunu söyleyerek noktayı koyuyor. kısacası adamı çok sevmiş, dünya yansa umurunda değil modunda takılıyor.
geçen sene bugün ve tam da bu saatte senden bana gelen ilk mesajla mı başlamıştı her şey ya da benim o şarkıyı beğenmemle mi ya da sıfır romantizm kokan kazancakis benim de dayım diye sana cevap ...
AI Özet: yazar doğup büyüdüğü şehri çok sevdiğini, özellikle 1950'lerin sınırlarıyla beraber dünyada eşi benzeri olmayan bir yer olduğunu belirterek söze başlıyor. asıl mevzu ise istanbul isminin nasıl ortaya çıktığına dair anlattığı o kurgusal ve eğlenceli hikaye. yazara göre olaylar 1200'lü yıllarda, bursa ve iznik civarında ipek böcekleriyle takılan, hayatı kral olan bir grek kasabasında geçiyor. bu adamlar ipek elbiseler içinde, şaraplarını yudumlayıp keyif yaparken bir yandan da doğudan gelen, kokulu peynirler yiyip keçeler giyen konar göçer takımıyla tanışıyorlar. yazar, bu yeni gelenlerin hayal gücünün biraz kısıtlı ama pratikliklerinin tavan olduğunu, her şeye gördükleri gibi isim verdiklerini söylüyor. (bkz: pratik zeka) hikayeye göre bizim grek arkadaş, yanındaki yoruğa şehre gideceğini söylerken grekçe stan poli yani şehre diyor. yoruk da bunu duyup oranın adı stanpoli sanıyor. sonra gelip arkadaşına stanpoli nasıldı diye sorunca, bizimkisi şaşkınlıktan donup kalıyor. yazar, bu tatlı cahillik ve dil sürçmesi sonucunda ismin zamanla istanbul'e evrildiğini iddia ediyor. tarihçi olmadığını ama ismin böyle doğmuş olabileceğini belirterek durumu özetliyor. (bkz: etimoloji)
dogup buyudugum sehirdir. cok da guzel sehirdir. esi benzeri gercekten dunyada az bulunur (1950 sinirlari ozellikle) ama ismi ile alakali cok komik bir durum var, buraya yazayim da anektod olarak...
AI Özet: yazar, okan bayülgen'in sahnedeki tavırlarını ergenliğe benzetip kadınlara karşı tutumunu eleştiriyor. (bkz: ego patlaması) yaşayan seyirciye de şaşırıyor.
kapalı alanda sigara içtiği için rahatsız olduğunu söyleyen genç bir kadını sahnede triplere girip a...
AI Özet: yazar, yengesiyle dışarıda yediği minicik porsiyonlu yemeğe üç bin lira bayılınca hafiften delirmiş. memur kafasıyla hemen maliyet hesabı yapmış, o paraya evde terasta ziyafet çekilirdi diyor. dışarıda kazıklanmak kaçınılmaz ama eve sipariş verenleri hiç anlamıyor. hijyenik olmayan mutfaklarda kalitesiz yağlarla yapılan yemekleri (bkz: çöpten yemek yemek) gibi görüyor. yorgunuz diye bahane üretmeyin, mutfağa girin diyor.
geçtiğimiz günlerde yengem yatılı misafirimdi. avrupa yakasında gezerken “hadi acıktık ızgara bir şeyler yiyelim” dedik. söylemesi ayıptır ben kuzu şiş, yengem de dana etli bir şey sipariş verdi....
AI Özet: yazar diyor ki fenerbahçe'nin derdi belli, her sene hoca ve kadro değiştirip istikrarı kaybettiğimiz için (bkz: kaos) yaşıyoruz. çözüm basit; bir hocayı alıp iki sene sabretmek lazım. domenico tedesco tam buna uygundu, adam kulübü ve ortamı sevmişti. hataları olsa da yönetimin fiyaskolarının yanında hiçbir şey kalmıyordu. adam resmen yeni sezon şansı istiyordu ama hem yönetim hem taraftar hevesini kursağında bırakmış, büyük fırsatı tepmişler. yazara göre tam bir fiyasko.
fenerbahce'nin yillardir yasadigi sorun da belli, ihtiyac duydugu cozum de belli.sorun:hoca ve takimda 2 sezonluk bile bir istikrar yakalamamak ve her sezon sampiyonluk baskisi altinda yeni hoca ...
AI Özet: yazar, grubun insanı neşelendirmek yerine içindeki sıkıntıyı yüzüne vurduğunu ama bunun (bkz: terapi) gibi iyi geldiğini söylüyor. karanlık havayla yalnız olmadığını hissettirdiğini belirtiyor.
iyi hissettirmeyen ama iyi gelen gruplardan. bazı gruplar vardır; seni neşelendirmez, aksine içindeki sıkıntıyı daha görünür hale getiri...
AI Özet: yazar, 2010'da çıkan bu kitabı 2026 yılından bakınca değerlendiriyor ve aslında okuduğumuzun güncel dave mustaine değil, 2010 yılındaki versiyonu olduğunu söylüyor. özellikle eşi pam ile olan ilişkisindeki o dönemki gerginliğin kitaba yansıdığını, ancak sonrasında işlerin düzeldiğini belirterek kitabın aslında donmuş bir an olduğunu savunuyor. yazara göre kitabın merkezinde megadeth'ten ziyade (bkz: metallica) takıntısı var. kitabın lars ile telefonda konuşmaya başlamalarıyla bitmesi, dave'in asıl odak noktasının bu eski hesaplar olduğunu gösteriyor. yazar, rock and roll hall of fame olayındaki o meşhur kırgınlığın kitap yazılırken çok taze olduğunu hatırlatıyor. sonrasındaki süreci özetleyen yazar; big four konserleri ve 30. yıl şovlarıyla gelen yakınlaşmanın, ardından gelen gruba katılma isteklerinin terslenmesiyle tekrar soğuduğunu anlatıyor. özellikle no life till leather şarkısındaki telif ve kredi kavgalarının ipleri tamamen kopardığını söylüyor. ama finalde, 2019'daki kanser teşhisi sonrası james hetfield'ın attığı mesajla kişisel düzeyde bir barış sağlandığını ekleyerek konuyu bağlıyor. yani kitap artık bir biyografiden ziyade, zaman kapsülü gibi bir şeye dönüşmüş durumda.
2010 yılında yayınlanmış bu kitabı dave mustaine'in emeklilik kararından sonra, 2026 yılında okuyunca kitap hakkında ister istemez buradaki düşüncelerden çok farklı şeyler düşünüyorum. zaten en s...
AI Özet: yazar, san sebastian cheesecake sevdasında pınar ve içim ürünlerini boykot ettiği için zorlandığını anlatıyor. sonunda muratbey peyniriyle bu işi çözmüş, misafirlere yaptırıp tadını çıkarmış. (bkz: inatçı) biri olduğu için eski alışkanlıklarını bırakmamış. ürünlerin sağlıksızlığına ve markaların sahiplerine hafiften takılmış, durumu özetlemiş.
başlıkta pınar beyaz ile tarifini vermişler habire, neffret!bu tatlıyı cidden çok seviyorum, ama dışardan alıp yemek pahalı. hala pınar ürünlerini boykot etmem ve içim ürünlerini de ülker yüzünde...
AI Özet: yazar, sınav filminin o meşhur sahnesini anlatıp bizi damardan yakalıyor. serseri tipin kanser olan annesi için sınava girdiği ama annesi banktan düşünce her şeyi bırakıp koştuğu anı hatırlatıyor. fonda çalan (bkz: dursun zaman) ile beraber ortam tam bir dram festivaline dönmüş, ağlatır yani.
sınav filmini hatırlar mısınız? eskiden öğrenci eylemleri olurdu: "sınavsız üniversite istiyoruz", "ücretsiz eğitim haktır." "öğrenciyiz, yarış atı değiliz." sanırım bu tepkilerin yansıması olara...
AI Özet: yazar, rammstein'ın almanya'da sevilmediği iddialarını turne rakamlarıyla çürütüyor. özellikle gelsenkirchen'de şehrin nüfusuna yakın bilet satmaları grubun hala ne kadar popüler olduğunu kanıtlıyormuş. till lindemann hakkındaki iddiaların (bkz: woke) tayfası tarafından büyütüldüğünü ama hayran kitlesinin bunları pek takmadığını belirtiyor. zaten davaların kapandığını ve till'in tazminatları toplayarak karşı tarafa güzel cevaplar verdiğini söylüyor. özetle, bazı çamurlar atılmış ama grup hala almanya'da hayvan gibi seviliyor, durum bu. (bkz: rammstein)
2024 yılında, till lindemann üzerindeki suçlamaların gölgesi altındaki şimdilik son turne verilerine göre avrupa'da toplam 30 stadyum konseri verdiler ve bu konserlerin 12'si almanya'daydı. alman...
AI Özet: yazar, chatgpt ile başlayan sürecin 10 yıl sonra tüm meslekleri yutacağını düşünüyor. teknik bahanelerin sadece vakit kazandırdığını, teknoloji devlerinin bizi böyle oyaladığını savunuyor. tek çözümün, insanı yapay zekadan koşulsuz üstün tutan sert yasalar olduğunu belirtiyor. (bkz: kapitalizm) yüzünden zenginlerin bunu yapmayacağını, sömürülmekten ziyade işlevsiz kalmanın daha büyük bela olduğunu söylüyor. kısaca yapay zeka karşısında yandık diyor.
bugün için geçerli değil ama 10 yıl sonra tüm meslekler için geçerli olacak cümle.halisünasyonmuş, enerji tüketimiymiş, kağıdın kaleme değdiği yermiş falan hiç ama sorun olmayacak maalesef.bunu t...
AI Özet: yazar, tam bir yıl önce hayatına giren sevgilisiyle yaşadığı o yüksek dozlu aşkı anlatıyor. olaylar yunanca bir şarkı ve bir yazarla başladığına göre belli ki romantizm tavan yapmış. yazar diyor ki, iki insanın böyle bir kaosun ve deliliğin içine düşmesi, ruhlarının birbirini tamamlaması gerçekten inanılmaz bir durum. (bkz: aşk sarhoşluğu) artık nefesleri bile iki kişilik olduğunu, her dakikanın bir sonrakini iple çektiğini belirtiyor. eski şarkıların artık kişisel değil, ortak şarkılara dönüştüğünü, hayallerin ve coşkunun onlara eşlik ettiğini söylüyor. tabii her şey toz pembe değil; bazen ayrılık sızısı çökmüş, hasretten dolayı saçma sapan huysuzluklar ve kavgalar çıkmış ama yazar bunlara rağmen ayrılığı literatürlerinden tamamen çıkarmışlar. (bkz: toksik olmayan ilişki) nisan ayı geldiğinde, hayatının merkezine yerleşen o kadının gamzesine, elindeki rebetiko şarkısına ve kazancakis kitabına olan hayranlığını dile getiriyor. zamanın, tarihin ve dünyanın artık hiçbir önemi kalmadığını, sadece o anın ve beraberce okunan kitabın değerli olduğunu vurguluyor. kısacası yazar, bir yılın nasıl geçtiğini anlamadığını ve nisan ayının onun için sonsuz bir döngüye dönüştüğünü anlatmış.
geçen sene bu zamanlar, bu saatler, hatta tam da şu dakika!bir yıl önce..senin bana elini uzattığın ilk an.yunanca bir şarkı ve yunan bir yazar ile nasıl başlar ki iki kişinin ortak bir alın yazı...
AI Özet: yazar iso ve fadime aşkı dışında diziden bir şey alamadığını, adilin herkesi ezmesine ve boş tehditlerine gıcık olduğunu, (bkz: vahşi) tiplerinle uğraşmaktan sıkıldığını söylüyor.
iso- fadime aşkı olmasa gram çekilmez. adilin dokunulmazlığını anlamıyorum. herkes biat ediyor. ulan insan kendine sormaz m...
AI Özet: yazar, üniversite yıllarında projelerle, quizlerle ve bitmek bilmeyen ödevlerle nasıl canı çıkmış onu anlatıyor. 2008'li yılların o internetin kısıtlı olduğu dönemde, üst dönemlerin projelerine bakarak hayatta kalmaya çalışmışlar. şimdilerde ise yine proje ağırlıklı bir bölümde okuduğunu ama ai sayesinde işlerin renginin tamamen değiştiğini söylüyor. adam lise biyoloji bilgisiyle, yanındaki doktor ve genetik mühendisi arkadaşlarıyla beraber yapay zeka kullanarak ilaç potansiyeli olan moleküller üretmiş; yani (bkz: sıfır lab bilgisi) ile mucizeler yaratmış. eski günlerde google'dan copy paste yapınca kopya diye azar yediklerini hatırlayıp, şimdiki duruma bakınca eski lab asistanının canını sıkmak istediğini belirtiyor. beynini kullanmayı unutmaya başladığını, artık argümanları verip sunumu ai'ye toplattığını itiraf ediyor. kod yazma mevzusunda da artık öğrenmeye gerek kalmadığını, anlamak yetiyor diyor. (bkz: sonumuz hayrolsun)
bol uygulamali, ödevli, projeli bir lisans hayatim olmuştu. baska fakültelerdeki arkadaslarımı görünce filan cildirirdim. millet 1 vize, 1 final kalan donemde kop kop diye hayat yasarken benim he...
AI Özet: yazar, fenerbahçe'nin son maçlardaki düşüşüne rağmen f4 yolunda hala çok güçlü olduğunu ve zalgiris'i süpürebileceğini söylüyor. beşiktaş'ın eurocup finalindeki kaybıyla kıyaslayıp, takımın kritik anlarda sahaya koyduğu karakterin şampiyonluk getireceğini belirtiyor. (bkz: fenerbahçe beko) ve başarılar diliyor.
çocuklar ile abilerin ayrıldığı bölüme geldik. takım olarak sezonun büyük bir bölümünü galibiyet farklarıyla lider götürdük ama sanırım son 5-6 maçımız sonrası sıralamada geriledik. bu gerilemede...