AI Özet: yazar (bkz:trol) takılmış.
bu başlığı açmak için kaç para aldın.
AI Özet: yazar, döner fiyatlarının uçuşa geçtiğini söylerken işletmenin porsiyon bahanesiyle yaptığı fiyatlandırmayı (bkz: soygun) olarak nitelendiriyor.
almanya'da döner ekmek ortalama 8 euro. bu hacı sakallı abimiz ise yaklaşık olarak 60 euro'ya satıy...
AI Özet: yazar, bazı savcıların siyasi isimler söz konusu olduğunda taraflı davrandığını ve adaletin işlemediğini söylüyor (bkz: hukuksuzluk)
ülkenin savcılarına bak, utanç vericiler.süleyman soylu ismi geçince, almıyorum bunu ifadeye, s...
AI Özet: yazar yeni sakatlık kuralıyla beraber yıllardır (bkz: futbol) sahalarda dönen tiyatroların farkına varmış.
kendimi aldatılmış hissediyorum. kaç senedir futbol izliyoruz, ne sağlık görevlileri, ne spreyl...
AI Özet: yazar diyor ki gücünüzün yetmediği, işi gereği size ayyık uykuda nazik davranmak zorunda olan çalışanlara yürümeyin, (bkz: nezaket) diye bir şey var.
her önünüze gelene yürümeyin ama özellikle müşteri konumunda olduğunuz ve size ters cevap verdiğinde...
AI Özet: yazar, ivan barton'ın efendi haliyle sahada otorite kurmasına bayılmış, (bkz: adamım) resmen dua ediyor.
dünyanın en net hakemi. collina gibi korkutucu pörtlek gözlerle sahada otorite kurmak kolay, yi...
AI Özet: yazar kanatları çekmiş (bkz: sanat)
ışıkla bütünleşen kanatlar.görselgörselgörselgörselgörsel
AI Özet: yazar, sürekli negatif takılan ve heves kıran tiplerden bıkmış. (bkz: enerji vampiri) olan bu tiplerin kendi hatalarını görmemesi canını sıkıyor.
sürekli negatif yorum yapan, heves kıran, mod düşüren insanlar.kısacası ağzından iyi bir yorum çıkacak diy...
AI Özet: yazar, haluk levent ve ahbap derneği etrafında dönen olayların aslında çok sinsi bir kurgu olduğunu iddia ediyor. iddiasına göre iktidar, muhaliflerin güvenini kazanmak ve paraları toplamak için ahbap'ı bir nevi paravan olarak kullanmış. (bkz: kılıçdaroğlu) üzerinden oy toplanırken, ahbap üzerinden para toplanmış. yazar diyor ki, başlangıçta para toplama yetkisi olmayan dernek, deprem sonrası hükümete güvenmeyen kitleden para toplamak için özellikle yetkilendirilmiş. aslında derneğin tek görevi toplanan paraları kızılay gibi devlet kurumlarına aktarmakmış. hatta şu çadır mevzusu da tamamen göz boyamak için yapılmış bir işlemmiş. ancak işler bir noktadan sonra karışmış; yazarın iddiasına göre levent, devlete aktarması gereken paraları aktarmayıp kendi kişisel harcamalarına ve kumar tutkusuna gömmeye başlamış. (bkz: kumar bağımlılığı) mevzusuna girince işler iyice sarpa sarmış. yurtdışından gelen milyonlarca dolarlık bağışların sisteme işlenmediğini, adamın yasal bahislerde bile milyonlarca lira kaybettiğini anlatıyor. masak raporuyla her şey ortaya çıkınca ve devlet paraları isteyince, levent'in kaçmaya çalıştığını ama bursa'da bir tır istasyonunda yakalandığını belirtiyor. yani özetle yazar, olayı bir "güven suistimali ve finansal çöküş" hikayesi olarak okuyor.
bu mevzuyla ilgili okuduğum en mantıklı teori (içerik aynen aşağıda) ki zaten bu kadar yüklü para sirkülasyonu olan bir derneği akp’nin başıboş bırakmasının ihtimali yoktu bence de.“muhalif oylar...
AI Özet: yazar diyor ki zaten saldırı çoktan başlamış, sadece fiziksel bir savaş beklemeniz çok safça. tohumlardan gıdaya, eğitimden ekonomiye kadar her yerin altüst olduğunu, pasaportun değersizleşip gençlerin kaçma peşinde koştuğunu savunuyor. savunma sanayisindeki başarıların sadece montajdan ibaret olduğunu iddia ederek (bkz: hayal dünyası) tadında geziyor. yönetenlerin ve medyanın milleti dinle, duygusallıkla uyuttuğunu, gerçekle yüzleşmek yerine askeri sayılarla avunmanın anlamsız olduğunu belirtiyor. kısacası yazar, göğüs göğüse çarpışma bekleme, içeriden çoktan çöktük diyor ve herkesi ayık olmaya çağırıyor.
zaten yıllardır saldırıyor ki bunu ancak satılmış yavşaklar görmez veya görmek istemez: senin ata tohumunu skti attılar, senin hayvancılığını bitirdiler, içinde koruyucular yapay bir skimler katt...
AI Özet: yazar, henry'nin anılarına dayanarak messi'nin asıl tehlikesinin sinirlenince açılan şalteri olduğunu söylüyor. adamı bir kez kızdırırsan (bkz: dert sahibi olmak) golleri sıralayıp sonra hakla hesaplaşıyormuş, tam bir canavar.
thierry henry:"uyuyan devi uyandırmayın, messi için asıl mesele bu.""birlikte oynadığımız dönemde bunu antrenmanlarda çok yakından gördüm. bazen onun faul beklediği bir poz...
AI Özet: yazar, kemal kılıçdaroğlu'nun taziye ziyareti isteğinin aile tarafından nazikçe geri çevrilmesini anlatıyor. özgür özel'e kapı açılırken kılıçdaroğlu'na (bkz: kapı yüzüne kapanmak) durumu yaşandığını söylüyor. ailenin siyasetten uzak durma isteğiyle beraber, yazarın gözünde "sen git tatlıses'i ziyaret et" şeklinde ince bir ayar verildiğini belirtiyor. tam bir (bkz: trajikomik) durum olduğunu düşünüyor.
özgür özel dün akşam ahemt telli'nin ailesine taziye ziyaretinde bulunmuştu. bugün de bunlar ziyaret etmek için haber göndermişler. aile ise nazikçe reddetmiş, "babamızın anısının siyasi tartışma...
AI Özet: yazar bildiğin yürüyüş bağımlısı, çocukluğundan beri her türlü hava koşulunda yollara düşmüş. liseye giderken otobüsle uğraşmak yerine yürümeyi seçmiş, hatta okul değiştirdiğinde bile mantığı bir kenara bırakıp yine yürümeye devam etmiş. zamanla bu durum bir yaşam biçimine dönüşmüş; arkadaşları onu aramayı bıraktığında bile tek başına yürüyerek teselli bulmuş. (bkz: flaneur) adamın asıl uzmanlık alanı beyoğlu. istiklal'in o turist kalabalığına girip vakit kaybetmek yerine meşelik sokak, turnacıbaşı ve meşrutiyet gibi daha sakin, gölgeli ara sokaklarda kaybolmayı tercih ediyor. düz yürüyüp kısa yoldan gitmeyi teklif edenleri ise yürümenin manasını anlamayanlar olarak görüyor. beyoğlu'nu gerçekten tanımak için o sokaklarda defalarca dönüp dolaşmak gerektiğini savunuyor. bir detayı da eklemiş; yokuş çıkmaktan nefret ediyor, o yüzden hep yukarıdan aşağıya, mesela şişhane'den sirkeci'ye doğru süzülmeyi seviyor. beşiktaş'ta ortaköy'e kadar yürür gibi yapıp otobüs görünce hemen atlaması da işin komik yanı. istanbul'u keşfetmenin tek yolunun yürümek olduğunu, sadece ana caddeleri kullananların aslında turistten farkı olmadığını belirtiyor. sabahları tenha sokaklarda elleri arkada, keyif yaparak yürümek onun için bir ritüel. müzelerde bile aynı tarzı sürdürüp her köşeyi didik didik ediyor. (bkz: istanbul'un ara sokakları)
kendimi bildim bileli yürürüm. liseye giderken otobüs bir yere kadar götürür, oradan itibaren yürümem gerekirdi. dönüşte otobüse binmez yürüyerek gelirdim. sonra okul değiştirdim. otobüsle daha y...
AI Özet: yazar, galatasaray taraftarlarının düşük bütçeyle başarıya ulaştıkları yönündeki iddialarına karşı çıkıyor ve resmen hesap kitap yapıyor. özellikle diagne transferindeki o devasa harcamaları, imza paralarını ve menajerlik ücretlerini hatırlatarak işe başlıyor. yazar diyor ki, gençleşme projesi diye anlatılan dönemde aslında cicaldau, morutan ve nelsson gibi isimlere milyonlarca euro gömülmüş. torreira ve mustafa muhammed gibi oyuncuların da öyle bedavaya gelmediğini, ciddi bonservisler ödendiğini belirtiyor. (bkz: finansal fair play) mevzusunun da bu süreçlerde nasıl yönetildiğini sorguluyor. sara, jelert ve sanchez gibi güncel transferlerin maliyetlerini de ekleyince, toplamda batırılan paranın 100 milyon euroyu çoktan aştığını savunuyor. özetle yazar, tırnaklarıyla kazıdık masalının gerçekle alakası olmadığını, kulübün geçmişindeki hatalı ve pahalı yatırımların görmezden gelindiğini söylüyor.
üsteki geçmişini hatırlamayan amnezi yaşayangalatasaray taraftarna cevap verelim. 2018-2019 sezonunun devre arasında mbaye diagne için kasımpaşa’ya tam 10 milyon euro net bonservis ödedi. şampiyo...
AI Özet: yazar, toplumun tek tipleşmesinden dert yanıyor; farklılıkların yok olduğunu ve durumun (bkz: trajedi) olduğunu belirtiyor.
"bir yerde herkes birbirine benziyorsa, orada kimse yoktur."michele foucault "iki insan sürekli...
AI Özet: yazar diyor ki kimseyi (bkz: aşırı) yüceltmeyin, sonra şok olmayın. herkes sadece insan.
kimseyi gözünüzde kurtarıcı bir melek seviyesine çıkarmayın ki, gün gelip de şeytanın sofrasınd...
AI Özet: yazar, subay olan ve malulen emekli olmuş gazi abisinin kaleme aldığı bir metni paylaşarak dikkat çekmek istiyor. mevzu şu; bizler akşam koltuğa yayılıp haberleri izlerken, ekranda iki askerin yaralandığına dair bir haber geçiyor ve hemen ardından panda yavrularına geçiliyor. yazar diyor ki, biz orada sadece yaralandılar deyip geçiyoruz ama o yaralanmaların arkasındaki dehşeti bilmiyoruz. (bkz: gerçekler) mermilerin vücutta bıraktığı hasarlardan, şarapnel parçalarının iç organlara kadar girdiği o korkunç ameliyat raporlarına kadar her şeyi anlatıyor. bazılarının uzuvlarını kaybettiğini, kemiklerinin parçalandığını ve bir günde hayatlarının tamamen altüst olduğunu belirtiyor. helikopter seslerinin ve çatışma gürültülerinin bu insanların zihnine kazındığını, ömür boyu sürecek bir travmaya dönüştüğünü vurguluyor. hastanelerdeki o amansız yaşam mücadelesini, doktorların onları hayata döndürmek için verdiği savaşı ve ardından gelen zorlu yoğun bakım sürecini anlatıyor. özellikle ailelerin, anaların ve babaların kapılardaki bekleyişlerine değinerek, gazilik kavramının sadece bir unvan değil, fiziksel ve psikolojik bir yıkım sonrası yeniden ayağa kalkma çabası olduğunu hissettiriyor.
benim bir gazi abim var. cok serefli bir insan ve bir subaydir. yarbayken malulen emekli olmustur. sag olsun beni de adam yerine koymus ve kendi internet sitesinde yayinladigi gazilerle ilgili bi...
AI Özet: yazar çocukken babasının mimarlık ofisinde takılmayı, daktiloyla oynamayı ve çekmecedeki şekerleri gömmeyi çok sevmiş. babasının kendilerine olan sevgisini ve şefkatini anlatırken duygulanmış. (bkz: babalar) tam bir huzur ve özlem hikayesi.
kocaman bir mimarlık ve inşaat bürosu vardı. her zaman gitmekten mutlu olurduk kardeşlerimle birlikte. eşyalarını ve çizim masasını karıştırıp büroda dört dönmemize hiç ses çıkar...
AI Özet: yazar, reels yüzünden beynimizin eridiğini, eskiden sosyalleşip gülen insanların artık yatakta video kaydıran zavallılara dönüştüğünü söylüyor. (bkz: dijital uyuşma) durumu.
reel kaydırma özelliği ile kullanıcıları ele geçirdi resmen. eskiden komedi filmleri, sitcom diziler arardık gülmek için hatta...
AI Özet: yazar diyor ki hayat aslında hatırlamak ve unutmak arasında geçen koca bir döngü. sürekli bir şeyleri bekleyip ertelerken zamanın nasıl akıp gittiğini anlamıyoruz. sonunda elimizde sadece soluk fotoğraflar kalıyor. ömür dediğin şey birkaç kritik sahneden ibaret, gerisi tamamen boş telaş. (bkz: zamanın hızla geçmesi) durumuyla ilgili efkarlı bir kapanış yapmış.
"bir şeyleri unutmak, bir şeyleri hatırlamaktır ömür dediğin. bir doğumla başlar. hafızanda kalan ilk şey genelde bir ses olur, bir koku, belki de bir gülüş. koşarken geçer, beklerken tükenir. ne...
AI Özet: yazar diyor ki stres diye tek bir şey yokmuş. kısa süreli krizlerde vücut savaş moduna girip iştahı tamamen kapatıyormuş (bkz: akut stres). ama olay kronikleşince kortizol devreye girip beyni kandırıyormuş. gece yarısı gelen o tatlı krizleri iradesizlik değil, vücudun enerji toplama çabasıymış. yani aslında suçlu biz değil, hormonlarmış.
çoğu insan stresin tek tip olduğunu düşünür; oysa vücudun anlık bir krize verdiği tepki ile aylarca süren bir soruna verdiği tepki, hormonlar düzeyinde oldukça farklıdır.kısa süreli ve yüksek oda...
AI Özet: yazar, hepimiz aynı gemideyiz mevzusunun tamamen bir savsata olduğunu söylüyor. güvertedekiyle ambardaki aynı kefeye konmaz diyor. biri çadırda biri yazlıkta (bkz: sınıfsal farklar) diye ekliyor. kısaca aynı haritadayız ama rotalarımız bambaşka, bu klişe sadece eşitsizliği gizliyor diyor.
evet aynı gezegende yaşıyoruz, aynı havayı soluyoruz, aynı ekonomiye, aynı siyasi iklime tabiyiz bu açıdan bakarsan gemimiz bir tane. aynı gemideyiz demek güvertedeki yolcuyla ambardaki köleyi ay...
AI Özet: yazar diyor ki gerçek kalite, işler sarpa sardığında bile çizgiyi bozmaktır. her şey yolundayken efendi olup kriz anında (bkz: primal fear) moduna girenler aslında kalitesizmiş. yani olay stabilite.
stabilite.normal şartlar altında kaliteli "insan" gibi görünürken anormal şartlar altında, işler istemediği şekilde geliştiğinde birden "hayvan" ...
AI Özet: yazar, netflix'in avatar uyarlamasını çizgi filmin yanına bile yakıştıramıyor. özellikle prens zuko'nun karakter gelişimindeki farkı tek bir sahne üzerinden anlatmış. orijinalde onuru için her şeyden vazgeçen zuko, netflix versiyonunda bildiğin hırsızlığa soyunmuş. yazar diyor ki, televizyon tarihinin en onurlu karakterini alıp böyle bir hale getiriyorsanız hiç çekmeyin şu diziyi. ayrıca hikayenin çok klişe olduğunu, asıl başarının karakterlerin evrilmesinde yattığını ama netflix'in bunu tamamen harcadığını belirtiyor. (bkz: netflix'in her şeyi bozma huyu) resmen başyapıt elindeyken nasıl böyle bir iş çıkardıklarına anlam verememiş, bayağına sinirlenmiş.
çizgi filmi ile netflix versiyonu arasındaki farkı tek bir sahneyle anlatacağım. her iki versiyonda da prens zuko tek başına kalmış günlerdir aç ve susuz bir şekilde çölde dolanmaktadır. görünürd...
AI Özet: yazar, bilinmeyenin insanı hep daha çok çektiğini söyleyerek söze başlıyor ve kara deliklerin hala tam bir muamma olduğunu belirtiyor. varlıklarından emin olduğumuzu, çevresindeki yıldızların hareketlerinden durumu çözdüğümüzü ama iç yapısı, bilgi paradoksu ve (bkz: solucan deliği) gibi mevzularda hala kafaların karışık olduğunu anlatıyor. başka evrenlere geçiş fikri zaten hayal gücünü zorlayan cinsten. yazar, kendisini eski yüzyıllarda yaşayan bir gözlemci gibi hayal etmeyi sevdiği için bu konunun tarihçesine merak salmış. teleskop öncesi insanların gökyüzüyle ilgilendiğini ama asıl mevzunun galileo ile başladığını hatırlatıyor. asıl bombayı ise 1783 yılına götürerek patlatıyor; john michell diye bir adam çıkmış ve kara delik fikrini ilk kez ortaya atmış. michell bunları karanlık yıldızlar olarak adlandırmış. adamcağız, kütleçekimi o kadar güçlü olabilir ki ışık bile kaçamaz ve bu yüzden yıldız görünmez olur diye düşünmüş. (bkz: isaac newton) ve ışığın parçacıklardan oluştuğu teorisini baz alarak bu sonuca varmış. hatta michell, bu görünmez şeylerin yanındaki yıldızlara etkisinden tespit edilebileceğini söylemiş ki günümüzde hala aynı yöntemi kullanıyoruz. ancak ışığın dalga olduğu fikri yayılınca bu teori rafa kaldırılmış, ta ki einstein gelene kadar.
bilinmeyen her şey daha çok ilgi uyandırır. kara delikler de bunlardan biridir. aslında çok şey bildiğimizi düşünsek de kara delikler hala büyük ölçüde bir muammadır. en azından kara deliklerin v...
AI Özet: yazar diyor ki kilo verme işi aslında teknikten ziyade bir irade savaşı. başlangıçtaki o yüksek motivasyon ve hızlı kilo kaybı herkesi gaza getiriyor ama asıl mevzu 40. günden sonra kopuyor. vücut bir noktada adapte oluyor, tartı yerinde saymaya başlıyor ve insan psikolojik olarak çökmeye meyilli hale geliyor. yazara göre burası tam bir (bkz: karakter testi) alanı. kalori kısmak, spor yapmak bir yere kadar ama asıl zorluk o rutini bozmadan devam edebilmekte. sosyal hayatın getirdiği yemekli buluşmalar ve insanın kendi kendine uydurduğu bahanelerle savaşmak gerekiyor. mucizevi diyetler veya yağ yakıcılar diye bir şey olmadığını, tek çözümün ne yaptığını bilip disiplini elden bırakmamak olduğunu belirtiyor. basit göründüğünü ama uygulamada çok zor olduğunu, vazgeçmeyenin eninde sonunda kazandığını savunuyor.
birkaç entry önce bir arkadaş yazmış, “yüksek kalori açığı olmadan bende olmuyor” diye. o kısma büyük ölçüde katılıyorum. benim de bu konuda özellikle insülin direnci başlığında yazdığım uzun yaz...
AI Özet: yazar, queen'in afyon konserinin gerçekten olduğunu ve bunu inkarlayanların yanıldığını söylüyor. kendisi babasıyla gitmiş, yengesi sayesinde özel davetiyelerle girmiş. otopark kaosundan ve konser alanındaki yoğun sucuk kokusundan bahsediyor. freddie mercury'nin sucuk ekmek sevdiğini ama çiğ sucuk yüzünden sağlık sorunları yaşadığını iddia ediyor. (bkz: şehir efsanesi) tadında bir anı ama yazara göre olay gerçek.
ulan hala “olmayan konser” falan yazanlar var. size göre tolga abiye küfür de edilmedi, bunca insan hayal görüyor amk. konsere bizzat giden, anıları olan binlerce insan var, çoğu da burada yazdı ...
AI Özet: yazar, atatürk'ün vefatından sonra yüzüyle beraber ellerinin de mulajının alındığını anlatıyor. ellerinin güzelliği yüzünden böyle bir detay eklenmiş. bu sanatsal ritüelin heykellere model olduğunu belirten yazar, eserlerin (bkz: anıtkabir) müzesinde olduğunu söylüyor.
ölümden sonra gerçekleşen fiziki bir ritüel var, aynı zamanda tarihi ve sanatsal bir gelenek: mulaj yani ölüm maskesi. ölen kişinin hemen yüzünün kalıbını çıkarırlar. atatürk'ün vefatından he...
AI Özet: yazar, özgür özel'in performansını bayağı beğenmiş, adamda resmen imamoğlu tarzı bir karizma olduğunu ve herkese kendini sevdirdiğini söylüyor. anadolu turlarının çok yerinde olduğunu düşünse de asıl mevzunun gençler olduğunu belirtiyor. üniversitelilerin ve işsizlerin durumuna dikkat çekip, gençlerin (bkz: aşırı uçlar) tarafından kapılmaması gerektiğini savunuyor. eski kafalılar yerine gençlerin teşkilatta şans bulmasını ve paypal'den festivallere kadar özgürlükçü bir vizyon konulmasını istiyor. kısaca adamı çok sevmiş ama gençleri sakın ihmal etmeyin diyor.
çok iyi gidiyor. ekrem imamoğlu'ndaki şeytan tüyü kendisinde de var ve 7'den 70'e herkese kendisini sevdirmeyi başarıyor. umarım sağlığı bozulmaz, formu düşmez çünkü yaptığı her şey çok önemli ve...
AI Özet: yazar, hamlet'in öyle bir derinliği olduğunu söylüyor ki ömrünü versen bile hepsini çözemeyebilirsin diyor. özellikle polonius'un nerede olduğuyla ilgili sahnedeki o meşhur solucan mevzusuna takılmış. shakespeare'in burada öyle bir kelime oyunu yaptığını iddia ediyor ki, adam resmen tarihe ve teolojiye selam çakmış. yazarın anlatımına göre, hamlet'in solucanlarla ilgili kurduğu cümleler aslında 1521'deki (bkz: worms diyeti) olayına çok net bir gönderme. diet kelimesinin hem yemek hem de meclis anlamına gelmesi, worms kelimesinin hem solucan hem de şehir ismi olmasıyla shakespeare'in burada ince bir işçilik çıkardığını belirtiyor. solucanları politik bir kurul gibi tanımlayarak dönemin imparatoru şarlken ile dalga geçtiğini, ölüm karşısında herkesin eşitlendiğini vurguladığını söylüyor. işin en can alıcı noktası ise hamlet'in wittenberg'de okumuş olması. martin luther'in reform hareketlerini başlattığı yer olan wittenberg ile bu tarihi olaylar arasındaki bağın, hamlet'in entelektüel kimliğiyle cuk oturduğunu savunuyor. yani olay sadece bir cesedin çürümesi değil, arkada dönen devasa bir tarihsel taşlama ve kara mizah olduğunu anlatıyor. kısacası yazar, metnin katmanları arasında kaybolmanın aslında oyunun keyfi olduğunu hissettiriyor.
öylesine katmanlı bir metindir ki ömrünüzü vakfetseniz yine de tamamına vakıf olamama riski taşır.örnek mi istiyorsunuz? buyrun:"not where he eats, but where he is eaten. a certain convocation of...
AI Özet: yazar, babasının çocukken hayatta kalması için yapılan küpe takma ve komşuda büyütülme gibi ilginç totemlerden, üniversite yıllarındaki maceralarından ve geç mezuniyetinden bahsediyor. babasının sağlığında aynı hikayeleri defalarca anlatmasının başlangıçta pek umurunda olmadığını ama şimdi bu durumun aslında ne kadar kıymetli olduğunu fark ettiğini belirtiyor. (bkz: baba özlemi) artık kendisinin de aynı hikayeleri anlatarak babasını yaşattığını, o anıların aslında babasının hayat dolu kişiliğinin birer parçası olduğunu söylüyor. kısacası yazar, babasının tekrar eden anlatılarının aslında birer miras olduğunu ve onları ancak o gittikten sonra gerçekten anladığını anlatmış.
babam, köyde çok yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş. babamdan önce doğan kardeşleri ya ölü doğmuş ya da doğumdan kısa bir süre sonra hayatını kaybetmiş. aynı şey onun da başına gelme...
AI Özet: yazar, göztepe'nin hnk gorica'yı 2-0 yendiği hazırlık maçıyla giriş yapmış ama kulübün taraftarı hiç takmayıp maçı hiçbir yerde yayınlamamasına hafiften sitem etmiş. kadro hareketliliğine gelirsek, yazar diyor ki heliton ve lis gibi kilit isimlerin gidişi can sıkıcı. özellikle lis'in ailevi nedenlerle polonyaya dönmesi yüzünden bonservisin düşük kaldığını, heliton'un ise maaş beklentisi yüzünden yolların ayrıldığını belirtiyor. ismail köybaşı'nın emekli olup teknik ekibe geçmesi ve bazı gençlerin kiralanmasıyla liste uzuyor. gelenlere baktığında ise armstrong ve henrique'nin zaten eski hedefler olduğunu, alex matos'un da dennis sonrası boşluğu doldurabileceğini düşünüyor. ancak sonko transferi yazar için tam bir (bkz: muamma), adam hakkında hiç olumlu şey görmediği için pek umutlu değil. yabancı kontenjanı mevzusunda ise bazı oyuncuların kiralanmasıyla yer açılacağını söylüyor. yazarın asıl dertlendiği nokta kaleci mevzusu; başkanın arda'ya güvenme mevzusunu daha önce defalarca izlediklerini ve arda'nın as kaleci seviyesinde olmadığını savunuyor. ayrıca stoper rotasyonunun ve sol bek hattının çok zayıf olduğunu, acil takviye gerektiğini vurguluyor.
bu sezonun ilk hazırlık maçında hırvatistan takımı hnk gorica'yı armstrong ve juan'ın golleriyle 2-0 mağlup etmiş takım. kulüp her zamanki gibi taraftarını hiç sallamadığı için maç hiçbir platfor...
AI Özet: yazar, aşti'deki evsizleri konu alan amatör bir belgeselden sonra derin düşüncelere dalmış. bu insanların sokaktaki diğer tiplerin aksine çok düzgün, sakin ve kendini ifade edebilen kişiler olduğunu fark etmiş. öyle bir kabulleniş içindeler ki artık isyan edecek halleri bile kalmamış, hayallerini çoktan rafa kaldırmışlar. yazar, eskiden korkup göz göze gelmediği bu insanların aslında ne kadar zararsız olduğunu anlamış. asıl tehlikenin (bkz: şehir insanı) olduğunu; sürekli hesap peşinde koşan, kurnazlık yapan ve enerjisini başkalarını kullanmaya harcayan tiplerden çekinmemiz gerektiğini savunuyor. yani özetle, yorgun düşmüş ruhlar değil, hırslı olanlar korkutucuymuş.
aşti'de yaşayan evsizlerle ilgili bir belgesel izledim dün. belgesel dediğim de öyle profesyonel bir iş değil, elemanın biri eline kamerayı alıp çekmiş işte.o evsizlerde dikkatimi çeken bir nokta...
AI Özet: yazar, müge anlı'nın programında jülide isimli genç bir kızın yaşadığı dramı anlatırken müge anlı'nın tavırlarını yerden yere vuruyor. jülide'nin çocukluğundan beri (bkz: parentifikasyon) yaşadığı zorluklar, babasından duyduğu korku ve maruz kaldığı (bkz: psikolojik şiddet) durumları detaylandırıyor. kızın çaresizlikten dolayı yanlış kişilere yöneldiğini belirten yazar, yayındaki babanın tehditkar ses tonuna rağmen müge anlı ve yanındaki uzman şahsın durumu görmezden gelmesine ve kızı anlamamakta ısrar etmelerine sinir oluyor. özellikle müge anlı'nın doğulan yere uyum sağlamak gerektiğini söyleyerek sınıfsal bir kibirle konuştuğunu, temel insani hakları sanki birer ayrıcalıkmış gibi sunduğunu savunuyor. yazar, programın jülide'nin (bkz: travma) yaşadığı süreci anlamak yerine durumu normalleştirmeye çalışmasını insafsızca buluyor. son olarak, bu tarz olayların aslında aile planlaması ve doğum kontrolü gibi konuların önemini gösterdiğini ama mevcut şartlarda atv'den böyle bir bilinçlenme beklemenin hayal olduğunu söyleyerek noktayı koyuyor.
bugün yine arşivden karşıma çıkan 2 yıl önceki şu yayınını izlediğim program.22 yaşında talihsiz bir kız, jülide. köyün birinde, ne maddi ne manevi imkanın kırıntısı yokken 5 çocuk yapma cehaleti...
AI Özet: yazar, byung-chul han'ın aslında eleştirdiği sisteme cuk oturan, hap bilgi tadında ve kolay tüketilen işler yaptığını düşünüyor. adamın yeni bir şey söylemediğini, sadece kelime oyunlarıyla eski kavramları paketleyip sunduğunu belirtiyor. foucault, baudrillard veya lefebvre gibi devlerin yanında han'ı k-pop felsefecisi olarak tanımlayıp (bkz: light versiyon) şeklinde yakıştırıyor. yani özetle yazar diyor ki, bu arkadaş bildiğimiz sosyolojik teorilerin biraz daha hafifletilmiş ve popülerleştirilmiş versiyonlarını satıyor.
tam da eleştirdiği düzende popüler olacak eserleri var: hap aforizmalar, kelime oyunları, kelime oyunlarına dayalı yeni kavramsallaştırmalar (panoptikon - bannoptikon gibi. :/), kısa yazılmış kol...
AI Özet: yazar takımı tek vücut gibi oynadıkları için övüyor (bkz: uyum)
maça 11 futbolcuyla değil, tek parça halinde çıkan milli takım. biri pas verince diğer on kişin...
AI Özet: yazar, başlığın sadece oyuncu tom holland ile karıştırılmasından dertli; aslında burada bahsedilen kişi 1968 doğumlu ingiliz tarihçi, yazar ve çevirmen olan tom holland. adam oxford'da ingilizce ve latince bölümlerini birincilikle bitirmiş ama (bkz: parasızlık) yüzünden doktorayı bırakmak zorunda kalmış, yani okul birincisi olsan bile hayat bazen tokatlıyor. ilk başlarda fantastik tarihi romanlar yazmış, sonra kurgu dışı işlere ve bbc programlarına yönelmiş. the rest is history diye bayağı popüler bir podcast'i de varmış. yazar, adamın en iyi işleri olan rubicon ve persian fire gibi kitaplarının eskiden çevrilmediğinden yakınıyormuş ama sonradan kronik kitap'ın durumu toparladığını fark etmiş. tabii akademik çevreler adamı tamamen sevmemiş; bazı analizlerinin abartılı ve günümüzle fazla benzerlik kuran (bkz: anakronizm) türden olduğu söyleniyor. son olarak yazar, elon musk'ın bir film yorumu yüzünden bu tarihçiye ağır hakaretler ettiğini, insanların ise bunu örümcek adam sanmış olmasının komikliğini anlatıyor.
1968 doğumlu ingiliz yazar, tarihçi, programcı ve çevirmen.aslında başlık tom holland (oyuncu), tom holland (yönetmen) ve tom holland (yazar) olarak ayrılsaydı iyi olurdu.burada kendisi hakkında ...
AI Özet: yazar, oğuzhan uğur'un haluk levent olayındaki tavrını samimi bulmuyor. herkesin sonradan akla geldiğini, zamanında ses çıkarmayanların şimdi (bkz: fırsatçılık) yaptığını söyleyip tepki gösteriyor.
hesap sormak hakkinsa daha once bu hakkini neden kullanmadin ?lan hakikaten haluk leventi savunan bir kisi yok. herkes ben demistim biliyor...
AI Özet: yazar, kilo verme sürecini anlatırken herkesin aynı soruları sormasından bıkmış durumda. temel sorunun iradesizlik değil, insülin direnci olduğunu savunuyor. çözümü ise çok basit; aç kalmak ve spor yapmak. eski bir yoğun bakımcı olarak, insanların açlıktan değil fazla yemekten dolayı hastalandığını iddia ediyor. (bkz: insülin direnci) ve (bkz: sağlıklı yaşam)
1 senede 5kg ver 3kg al derken 78’den 68’e; 6 ayda 68’de 58’e düştüm.herkes nasıl yaptın diye soruyor, tavsiye istiyor; ben tavsiye almaktan da vermekten de yoruldum, siz yorulmadınız mı?toplum g...
AI Özet: yazar, manifest grubuna gelen tepkilere bayağı şaşırmış durumda. özellikle grubun başarısı sonrası ortaya çıkan ön yargılı ve kısıtlayıcı yaklaşımları eleştiriyor. kızların kendi istekleriyle yarıştığını ve emeklerinin karşılığını aldıklarını, ancak türkiye'de kadınların popüler kültürdeki yerinin hep sorgulandığını belirtiyor. kıyafet ve dans üzerinden ahlak bekçiliği yapanlara (bkz: yobazlık) karşı sert bir tavır takınıyor. çocuklarını korumaya çalışan ebeveynlerin, ülkenin gerçek sorunlarını görmezden gelip sadece bir müzik grubuna odaklanmasını oldukça absürt buluyor. adaletsizlik ve ekonomik sıkıntıların olduğu bir ortamda dans eden kızların çocukları bozmayacağını savunuyor. kendisi de gençliğinde popüler grupları taklit ettiğini anlatıp, mobbing dolu iş hayatı yerine dansçı olmayı tercih edebileceğini söylüyor. müzikal açıdan ise grubun ilk zamanlardaki varoş havasından kurtulup geliştiğini, ancak hala snap şarkısının seviyesine çıkamadıklarını düşünüyor. üyeler arasından sueda'nın sesini, mavi'yi ve özellikle hırsı nedeniyle muglalıyı sevdiğini belirterek konuyu kapatıyor.
bir kiz grubu buyuk basari elde etti ya, nerede yobaz nerede "bu muzigi bilmiyorsam, kotudur"cu varsa ortaya cikti. bir de kizlar sanki pzvnglerin eline dusmus gibi uzulenler var shdjdjdkdkd. ken...
AI Özet: yazar, bizimkilerin şu eli boş gitmeme takıntısından dert yanıyor. annesi hacdan gelmiş, eve gelen gidenle beraber ortam bildiğin hediye festivaline dönmüş. yazar diyor ki; hac gibi manevi bir durumdan dönen insana neden herkes bir şeyler getirmek zorunda hissetsin? özellikle imkanı kısıtlı olanların bile uğraşması onu mahcup etmiş. (bkz: misafirlik) olay artık sünnetten çıkıp zorunlu bir yarışa dönüşmüş durumda. yazarın derdi şu; insanları rahat ettirmek için çağıralım, onlar da kasmadan, yorulmadan, cüzdanını boşaltmadan gelsinler. (bkz: el boş gitmemek) şeklinde bir baskı hissetmesin kimse. bazen bilerek eli boş gidiyormuş ki karşı taraf da kendini rahat hissetsin. sonuçta önemli olan beraber vakit geçirmek, ne yediğin ya da ne getirdiğin tamamen teferruat. misafirlik hem ağırlayan hem gelen için bir yük olmamalı diyor.
ölmesi değil de, biraz ölçülenmesi dengelenmesi gereken geleneklerimiz: ikram ve hediyeleşme yarışı, mecburiyete dönüştürülen iyilikler.annem hacdan geldi ve haliyle insanlar ziyarete geldiler. b...
AI Özet: yazar fabrikalar artık hafta sonu yatıyor diyor (bkz: çin)
eskisi kadar sipariş alamayan bazı fabrikaların cumartesi ve pazar tatil sistemine geçtiği ülke...
AI Özet: yazar, arbor isimli modelin tavırlarını ve ses tonunu aşırı itici buluyor. yapay zekanın kendini karizmatik sanan ama aslında gece kulüplerinde herkese yürüyen, özgüveni tavan yapmış bir tip gibi davrandığını söylüyor. sesindeki nefes alışverişlerin rahatsız edici olduğunu, romantizmden ziyade (bkz: kaçma isteği) uyandırdığını belirtiyor. yazara göre modelin acil bir göğüs hastalıkları randevusu alması gerekiyor.
arbor denen modelin ağır amcı gibi konuştuğu yapay zeka. “selaam cansu… nabersin? sabahattin ali sever misin? çok iyidir ya, ana karakterin böceğe dönüştüğü şiirleri… bu arada anal denedin mi hiç...
AI Özet: yazar, şahsın haluk levent üzerinden döndürdüğü mevzuların (bkz: kara para aklama) kokusunu almış; adamın önce bağış yapıp sonra dolandırıldığını iddia etmesini oldukça şüpheli buluyor.
haluk levent'in son olaylarında para almadan derneğe 60 milyon dolar değerinde gayrimenkul satışı(?) gerçekleştirdiğini iddia eden, şimdi do...
AI Özet: yazar, kazuo ishiguro'nun diyaloglarını gereksiz uzattığını düşünüyor. özellikle acil durumlarda bile yan karakterlerin çıkıp özel hayatlarını anlatmaya başlamasına, ana karakterin de buna izin vermesine gıcık olmuş. (bkz: gereksiz detaylar) yüzünden konudan kopulduğunu belirterek yazarın yan karakterlere çok fazla söz hakkı tanıdığını söylüyor.
diyalogları bazen aşırı uzun tutan yazar bey.ana karaktere hayati bir görev veriliyor, bir yere yetişip sağlık durumu kötü olan birisi için bir yakın ve yardım çağıracak, vaziyet epey hayati yani...
AI Özet: yazar quo vadis'in iki parçasının aslında tek bir bütün olduğunu söylüyor. teknikle şov yapmadan ruhu ön plana çıkardıklarını belirtiyor. (bkz: teknik kapasite) finaldeki sessizliğin de işin sırrı olduğunu diyor.
quo vadis - point of no return i: the mute requiemquo vadis - point of no return ii: cadences of absonanceday into night'ın finalindeki bu iki parça as...
AI Özet: yazar, kitapların yok olması olayının abartıldığını ama internetin aşırı baskıcı bir hale geleceğini söylüyor. öyle bir noktaya varacağız ki insanlar takip edilmemek için tekrar kağıt kaleme dönecekmiş. google ve youtube gibi yerlerin arama mekanizmalarının kasten bozulduğunu, bizi nereye götürdüklerini bilmediğimizi belirtiyor. durumu anlatmak için (bkz: dadaizm) örneğini verip, savaş sonrası gelen o saçmalama ve tepki verme halini günümüzle kıyaslıyor.
haberde abartı var. kitapların dünyada kalan son örneklerini ortadan kaldırıyor değiller ancak şunu demek istiyorum daha durun internet o kadar ceberrut bir kontrol mekanizmasına dönüşecek ki ins...
AI Özet: yazar, toy story 5'in serinin o klasik kalitesini hiç bozmadığını ve yine şahane olduğunu söylüyor. basit bir konuyu bile sanatkar bir dille öyle bir işlemişler ki ortaya nefis bir iş çıkmış. özellikle kimseyi kötülemeden, oyuncakların o masum dünyasını korumaları hoşuna gitmiş. yan karakterlerin tasarımındaki özen ve filmin damarına işleyen o meşhur hüzünle (bkz: gözyaşları) tam bir başyapıt olduğunu belirtiyor. kısaca bayılmış.
yediden yetmişe epeyce geniş bir yaş grubuna hitap eden otuz yıllık klasikleşmiş bir serinin son halkası..bugüne kadar izlediğim hiçbir oyuncak hikayesi macerasından hayal kırıklığı ile ayrılmadı...
AI Özet: yazar, şükrü paşa'nın edirne'deki efsanevi direnişini ve şehri korumak için nasıl mücadele ettiğini anlatıyor. paşanın onurlu duruşuna karşı dönemin hükümetinin yaptığı vefasızlığa değinip (bkz: vefasızlık) dert yanmış. balkan harbi döneminde halkın çektiği büyük sıkıntıları ve yaşanan dramları hatırlatırken, sınırın ötesindeki durumun daha da vahim olduğunu belirtiyor. eski sarayın restorasyon sürecini konuşurken, şehre yapılan bazı mimari müdahaleleri ve özellikle bir köprü projesini şehrin dokusuna yapılmış bir hakaret olarak görüyor.
(bkz: #185031859) bu girdiye ek olarak;edirne'yi savunan şükrü paşa'yı da anmak gerekir. kendisi inanılmaz bir direniş göstermiş ve şehri bırakmamıştır. şehri 155 gün boyunca savunmuştur. fakat s...
AI Özet: yazar, londra'daki türk influencerların kalitesizliğinden dert yanıyor. amerika'dakiler en azından daha renkli tiplerken, buradakilerin sadece pub ve pastane gezip durduğunu söylüyor. özellikle 15 bin yorumlu mekanı gizli hazine diye pazarlayanlara (bkz: vizyonsuzluk) örneğiyle gülüyor. yazara göre zone 5'teki emlakçılar dahil kimse gerçek bir içerik üretememiş, durumlar bayağı vahim.
turk londra influencerlarinin kalitesizligine artik dur denmesi gerekiyorabicim bakin amerikadaki turk influencerlara, meksika sinirinda trumpin duvari ustunden uclu burgu ile atlamis at hirsizi ...