AI Özet: yazar, yapay zeka şirketlerinin veri açlığını kapatmak için resmen sahafları yağmalamaya başladığını anlatıyor. olay şu; internetteki veriler artık yetersiz gelince bu şirketler gözünü tozlu raflara dikmiş. özellikle kanada merkezli bir firmanın, avrupa'daki sahaflardan gece yarısı botlarla seri siparişler vererek milyonlarca kitabı topladığını belirtiyor. yazarın aktardığına göre, seçilen kitaplar da öyle nadir eserler değil, 1970 sonrası kurgu dışı, kimsenin yüzüne bakmadığı (bkz: depo ölüleri) tarzda kitaplar. asıl bomba kısım ise şu; şirketler bu kitapları alıp taratıyor, sonra da fiziksel nüshaları imha ediyor. neden mi? çünkü internetten veri çekmek telif sorunları yaratıyor ama kitabı satın alıp sonra yok ederlerse ortada yasal olarak itiraz edebilecek bir kopya kalmıyor. yazar, bunu basit bir ticaret değil, resmen bir kültürel tasfiye olarak görüyor. kitapların kasalarda sürüklenerek imha edildiği görüntülerle birlikte, yapay zekanın eğitim sürecinin ne kadar acımasızlaştığını vurguluyor. yani anlayacağınız, yapay zeka önce interneti bitirdi, şimdi sıra kütüphanelerin tozlu raflarında. (bkz: veri madenciliği) ve (bkz: dijitalleşme) derken mevzu bildiğin kitap yakma operasyonuna dönmüş durumda.
yapay zekâ şirketleri sahafları boşaltıp, milyonlarca kitabı tarayıp dil modellerini eğitmek için kullanıp sonra imha ediyormuş.--- alıntı ---yapay zeka şirketleri, internetteki verinin yetersiz ...
AI Özet: yazar diyor ki (bkz: sistem) kur.
sisteme güvenilir insana değil. kur sistemi gör neticeyi.
AI Özet: yazar, lösev dışında hiçbir yere bağış yapmadığını ve ahbap'a da tek kuruş göndermediğini söylüyor. olay tamamen güven meselesi; adam ön yargılı olmaktan memnun ve özellikle kumar bağımlılığı gibi durumların asla düzelmeyeceğine inanıyor. (bkz: hard truth) milyonlarca liranın kumar masasında nasıl uçup gidebileceğini acarkent villalarıyla kıyaslayarak anlatıyor. asıl mevzuya gelirsek, insanların deprem döneminde neden devlet kurumları yerine bir şarkıcıya güvendiğini sorguluyor. kurumların itibarının nasıl yerle bir olduğunu, insanların güveninin nasıl oyulduğunu belirterek bazı kişilerin bu durumdan keyif almasına anlam veremiyor. muhalifliğin körü körüne bir taraftarlığa dönüşmemesi gerektiğini, leeds united holiganı gibi davranmamak gerektiğini savunuyor. sonuç olarak kime güveneceğiz sorusuna, insanın sadece kendine ve kafasındaki o sorgulayan sese güvenmesi gerektiğini söyleyerek noktayı koyuyor.
uzun yıllardır lösev dışında bir yere para bağışı yapmıyorum. neye ihtiyaç varsa gıda/kıyafet/ev eşyası vb. kolileyip ihtiyaç sahibine elden ulaştırmayı uygun buldum. dolayısıyla ahbap'a da depre...
AI Özet: yazar diyor ki kaliteli insan dediğin, kimse bakmazken bile ortak alanlarda nazik davranan kişidir. (bkz: medeniyet) karşıdakini gerçekten dinleyip küçük detayları unutmaması da cabası. ayrıca birinin hatasını herkesin önünde yüzüne vurup rezil etmez, haklı çıkma hırsını değil karşı tarafın itibarını ön planda tutar. kısacası ince düşünmek ve empati kurmak bu işin temel taşı.
-ortak alanlara saygı. bir kafede otururken masayı bir başkasının daha rahat kullanabileceği şekilde bırakmak, bir mağazada ürünü incelerken rafı bozmamaya çalışmak veya yürürken başkalarının rit...
AI Özet: yazar, lesley ugochukwu'nun transferiyle resmen havalara uçmuş durumda. adam daha kimse konuşmazken tweetler atmış, (bkz: #183788007) üzerinden nokta atışı yapmış. istatistiklerin burnley gibi bir takımda yanıltıcı olduğunu, oyuncunun sahada fark yaratacağını iddia ediyor. özellikle 8 numara pozisyonunda daha agresif bir oyun ve ceza sahasına koşular bekliyor; torreira'nın lemina dönemindeki gibi rahatlayacağını düşünüyor. hayalindeki orta saha üçlüsü için curtis jones ve enciso'yu da ekleyip yönetime maliyet hesabı yapmış ama gerçekçi olmak gerekirse buna pek inanmıyor. ugochukwu'nun kefilliğini üstlenmiş, eğer oyuncu patlarsa sorumluluğu alacağını ama uçarsa tebrikleri beklediğini söylüyor.
daha hiç adı bile anılmıyorken, hatta burnley'nin küme düşmesi bile kesinleşmemişken kendisiyle alakalı tweet atmıştım sene sonu alalım diye. yine henüz adı transfer piyasasında yokken de şu entr...
AI Özet: yazar yönetimin transfer beceriksizliğine vurgu yapıp davinson'un yerini doldurmanın imkansız olduğunu söylüyor. (bkz: transfer fiyaskosu) adam giderse yerine gelen parayı da hemen batırırlar.
2.5 sene adam akıllı sağ bek alamayıp kaanlarla berkanlarla avrupada rezil olmamızı sağlayan,3 senedir sol stoper almaya çalışıp gün so...
AI Özet: yazar, darbe sonrası süreci sorguluyor. gücün tek elde toplandığını ve sistem değişikliğine zemin hazırlandığını savunuyor. (bkz: kim yarar sağladı) mantığıyla olaylara bakıp cevabı arıyor.
filistin israil'e saldırıyor, diyorsunuz bu işten kim en çok yarar sağladı, israil. o zamanbunun sorumlusu israil. iran türkiye'ye füze atar , dersini...
AI Özet: yazar, mesem'deki iş kazası sayılarını almanya ile kıyaslayıp rakamların gizlendiğini söylüyor (bkz: dram)
almanya'da son 10 yılda kaç mesem'li çocuk iş kazasında öldü türkiye'de kaç?allah bilir bizdeki...
AI Özet: yazar z-library'nin güncel linklerini ve alternatif yollarını paylaşmış. mail atarak veya sosyal medyadan takip ederek siteye ulaşabileceğimizi söylüyor. (bkz: kitap kurdu) tam bir hayat kurtaran rehber.
orijinal adresler:z-lib.skz-lib.fmz-lib.gdbookszlibb74ugqojhzhg2a63w5i2atv5bqarulgczawnbmsb6s6qead.onion (tor)orijinal adreslere erişileme...
AI Özet: yazar, sam neill'in karakterlere öyle bir girdiğini söylüyor ki adamın oyunculuğu değil direkt canlandırdığı tipler akılda kalmış. (bkz: in the mouth of madness) filmiyle döktürmüş diyor.
bir karakterin icine sessizce yerlesen oyunculardandi. bu yuzden ne kadar iyi oyuncu oldugu az konusulmustur. cunku performansi degil, oy...
AI Özet: yazar, tff'nin bal kulüplerinden istediği katılım ücretinin şaka gibi arttığını söylüyor. geçen sezon 100 bin tl olan rakam, önümüzdeki sezon için aniden 2 milyon tl'ye çıkmış. bu durum sonrası altınordu ve rize atletik gibi ekipler ligden çekilme kararı almış. yazar, bu paranın nereye gittiğini ve bu uçurumun nasıl oluştuğunu merak ediyor, tff'nin bunu istemeye ne hakkı olduğunu sorguluyor. (bkz: tff) tam bir fiyasko durumu.
türkiye futbol federasyonunun bal (bölgesel amatör lig) kulüplerinden ilk olarak geçen sezon istemeye başladığı ücret. daha önce hiç varolmayan bu ücret 2025 - 2026 sezonunda (geçen sezon) 100 bi...
AI Özet: yazar, galatasaray'ın transfer harcamaları ve tff limitleri üzerinden sağlam bir hesap kitap işine girmiş. kendi çapında yaptığı maliyet analizinde, maaşları ve bonservis taksitlerini oldukça düşük tutmasına rağmen kulübün limitleri çoktan aşmış olduğunu iddia ediyor. capology verileriyle kendi hesaplarını karşılaştırınca ortaya çıkan milyarlarca liralık farka şaşırıyor. (bkz: limit aşımı) yazara göre kulüp, sürekli mağdur edebiyatı yapmasına rağmen aslında sistem tarafından kollanan taraf. özellikle tff başkanının ve dış müdahalelerin devreye girerek lisans sorunlarını çözdüğünü, normal şartlarda limiti dolan takımın oyuncu kaydedememesi gerektiğini savunuyor. kısacası yazar, sevgi limit tanımıyor diyerek kulübün finansal gerçeklerle değil, (bkz: torpil) mekanizmalarıyla ayakta kaldığını öne sürüyor.
her sene galatasaray'ın çetelesini tutup hayali senaryolar üretiyorlar.erden timur, vergi ve stopaj dahil zaha'nın maliyetini söyledi diye çıldırdılar.ben de bunların limitini bir hesaplayayım de...
AI Özet: yazar kendi yazdığı şiiri paylaşmış, biraz melankolik ve mistik takılıyor. (bkz: şair ruhlu yazarlar) derken aslında kendini konuşturmuş.
yine doğuyor azâmet...sarı hatem gözlerini denize döküyorönümde sevişiyorlar deli maviliklesalhane'de b...
AI Özet: yazar, avrupa'yı hem okuyup hem çalışarak deneyimlemiş biri olarak gurbetçilerin türkiye tatillerindeki o meşhur "burası cennet" çıkışlarına sağlam bir giriş yapmış. diyor ki, kardeşim sen buraya iki haftalığına gelip mangal yapıp denize giriyorsun, sonra da avrupa'da yaşanmaz diye geziyorsun; ama burada yaşayan adam 365 gün boyunca trafikle, kiralarla, hukuksuzlukla ve geçim derdiyle boğuşuyor. (bkz: gurbetçi)
yazarın canını sıkan asıl nokta, gurbetçilerin yaşadığı psikolojik zorluklarla, türkiyedeki insanların temel yaşam standartları arasındaki uçurum. evet, orada yalnızlık var, ırkçılık var, aile özlemi var ama sabah 04.30'da kalkıp işe gitmenin karşılığında alım gücünün yüksek olması ve devletin arkanda durması büyük bir artı. bir de şu meşhur "eti 8 euroya alıyorum" hesabına değinmiş; rakamlara değil, o parayı kazanmak için kaç saat çalışman gerektiğine bakmak lazım diyor. 30 bin lira alanla 3 bin euro alan adamı aynı kefeye koymak komik.
kısacası yazar, beş yıldızlı otellerde tatil yapıp "türkiye bambaşka" diye romantize edenlerin aslında gerçek hayatla bağının koptuğunu, insanların artık bu yüzeysel kıyaslamalardan ve mağduriyet edebiyatından sıkıldığını belirtiyor. (bkz: alım gücü)
ben avrupa'yı youtube videolarından öğrenmedim. lisans eğitimi için orada bulundum. sonrasında da defalarca gidip geldim. dilini de gördüm, kültürünü de, çalışma hayatını da. hem okudum hem çalış...
AI Özet: yazar diyor ki biz hep özentiyiz, batıdan önce araplara da sarmıştık (bkz: kültürel erozyon)
türkler binlerce yıldır böyle özenti bir millettir. zamanında farslara, araplara da böyle özeni...
AI Özet: yazar, japonya'nın 1853'te yaşadığı o meşhur şok anını anlatıyor. iki yüz yıl boyunca dünyadan kopuk, kendi halinde takılan japonların karşısına bir gün küt diye amerikan donanması çıkmış. adamlar öyle bir gelmiş ki, yazarın deyimiyle metal canavarlar gibi görünen bu buharlı gemiler karşısında japonlar önce neye uğradıklarını şaşırmışlar. (bkz: kurofune) mevzuya komodor matthew perry damga vuruyor. adam cebinde bir mektup getirmiş, japonlar önce gelenekler falan diyerek naz yapmışlar ama perry'nin gemilerindeki ateş gücü karşısında bütün o kurallar bir anda anlamını yitirmiş. yazar burada çok net bir noktaya parmak basıyor; japonlar kapıyı kapatıp içeride keyif çatarken dünya yerinde saymamış. avrupa sanayi devrimini yapmış, topları dökmüş, okyanusları aşmış; bizimkiler ise hala samuray rütbeleriyle, feodal dertlerle uğraşıyormuş. perry ikinci kez daha kalabalık gelince, japonlar ellerindeki kılıçla karşıdaki modern toplara bakıp durumu kavramışlar. yazar bunu korkaklık değil, gerçekçi bir analiz olarak tanımlıyor; çünkü o dönem savaşmak demek resmen toplu intihar demekmiş. sonuçta şogunluk el mahkum kanagawa antlaşmasını imzalayıp limanları açmış ve japonya'nın o dışa kapalı dünyasında ilk büyük gedik açılmış.
sene 1853.iki yüz yılı aşkın süredir kapılarını dış dünyaya kapatmış japonya'da sıradan bir yaz günü. balıkçılar denizde, köylüler tarlada, samuraylar kılıçlarını kuşanmış, şogunun kulları her şe...
AI Özet: yazar münih'te nazizmle ilgili belgeleri incelediği bir gününü anlatıyor. genel olarak bu tarz ideolojilerin temelinde yatan manipülasyon mekanizmasını çözmüş. yazar diyor ki, bu işlerin özü aslında tamamen rakamlarla oynamak ve insanlara sahte korkular pompalamak. hitler dönemindeki propagandalarda, aslında nüfusun çok küçük bir kısmını oluşturan grupların, sanki ülkeyi tamamen ele geçirmiş gibi gösterilerek halkın korkutulduğunu belirtiyor. (bkz: demografik yalanlar)
yazar bu durumu günümüze ve türklere de uyarlıyor. almanya'daki türk nüfusunun aslında toplam nüfusa oranla çok düşük olduğunu (%3.5 civarı), ancak insanların sadece belli bölgelerde veya düşük statülü işlerde göçmenleri gördükleri için sanki her yer göçmenmiş gibi bir algıya kapıldıklarını söylüyor. buna göre, eğitimsiz beyinlerin bu tarz basit illüzyonlara kolayca kandığını ve ırkçı fasizmin tam olarak bu "sanal düşman" yaratma tekniğiyle çalıştığını savunuyor.
son olarak, neo-nazilerin katlettiği türklerin anısına ayrılan bölüme değiniyor. bu nefret döngüsünün ne kadar tehlikeli olduğunu, kurbanların hikayeleri üzerinden vurguluyor. özetle yazar, gerçek rakamlar yerine korku dolu görsellere inananların aynı tuzağa her dönemde düştüğünü anlatıyor. (bkz: propaganda teknikleri)
bugunumu munih'te hitler ve nazilik denyolugu pesinde gecirdim. elbette bunun hatri sayilir kismi ns-dokumentationszentrum münchen binasinda gecti. bunlarin genel baskani da burada okumustu diye ...
AI Özet: yazar diyor ki haluk levent gözaltına alınmış ama hiç yılgın değil. adamcağız sürekli bakanlığa mesaj atıp gelin şurayı bir denetleyin, kişisel borçlarımle (bkz: ahbap) platformunu birbirine karıştırmayın diye yalvarıyor. yakında ortalığı kasıp kavuracak bir açıklama yapacağını da eklemiş. yani diyor ki bekleyin, gerçekler ortaya çıkınca herkes şok olacak. (bkz: zaman her şeyi gösterir)
gözaltına altına alınan haluk levent'in açıklaması:— sevgili dostlarım, gözaltına alınmadan önceki akşam içişleri bakan yardımcısı bülent turan'a mesaj attım. 15 gündür de her gün mesaj atmaya de...
AI Özet: yazar diyor ki aslında özlediğimiz her şeyin sonu allah'a çıkıyor. özlem dediğin şey zaten ayrılığın kanıtı, yani birini veya bir şeyi özlüyorsan aslında ondan uzaktasın demektir. imam-ı rabbani üzerinden bir mantık yürütmüş; insan kendine en yakın olduğu için kendini özlemez. ama allah'ın bize olan yakınlığı, bizim kendimize olan yakınlığımızdan bile daha fazlaymış. özetle, kalbinde bir özlem varsa (bkz: uzaklık) durumu var demektir.
bütün özlemlerin müntehasında allah vardır.kim neyi özler, kimi özler, bilsin bilmesin o özlem allah'adır.özlem aynı zamanda ayrılıktan haber verir. özlem olması için ayrılık ve uzaklık şarttır. ...
AI Özet: yazar, messi'nin yaşlandığı halde hala sahayı domine etmesine bayılıyor. arjantin'deki tüm istatistikleri tek başına topladığını görüp (bkz: goat) olduğunu savunuyor. diğer takımların yıldızları paylaşırken messi'nin her kategoriyi süpürmesini anlatmış. bu durumla dalga geçenlere de hafiften takılarak adamın tek başına takım olduğunu ve hala koku söktürdüğünü belirtiyor.
yari finale kalan dort takimin her kategorideki en basarili oyuncu istatistikleri.. 39 yasinda messi the goat bu yasta hala kok sokturuo, tek basina takim amk, helal olsun! tek tuk kalmis duz dun...
AI Özet: yazar çocukken babasının okul idarecisiyken hissettiği o gizli gururu anlatıyor. babasına duyulan saygıdan pay çıkarma mevzusu tam bir (bkz: çocukluk psikolojisi) örneği. şimdi kendi oğlu işyerine gelince benzer bir duygu yaşıyormuş. insanın kendini yakınları üzerinden tanımlama çabasını naif buluyor.
babam gittiğim okulun idarecisiydi. dolayısıyla yaşam alanımız ortaktı. öğlenciydim ben, bazen yemek götürüyordum sefer tasıyla, 80li yıllar tabi, öyle bir dönem. çocuk halinle o odadan içeri gir...
AI Özet: yazar, dünya kupasıyla ilgili sürekli yön değiştiren eleştirilere hafiften gıcık olmuş. önce sürpriz sonuçlar varken şike denmiş, sonra büyükler baskın gelince kupanın tadı kaçmış. yazara göre her türlüsü şikayet konusu (bkz: memnuniyetsizlik). aslında favorilerin son dörte kalması öyle tereyağından kıl çekmek gibi olmamış; ingiltere, arjantin gibi ekiplerin ucu ucuna tur atladığını anlatıyor. mısır'ın rehaveti, norveç'teki bencillikler veya isviçre'nin saçma kırmızı kartı gibi detaylarla küçük takımların fırsatları tepmiş olduğunu belirtiyor. olay tamamen konsantrasyon meselesiymiş. büyük takımlar maçın sonuna kadar ayakta kalırken, küçükler öne geçince hemen gevşemiş ve maçı vermiş. yani favoriler aslında rakiplerinin hataları sayesinde buralara kadar gelmiş. özetle yazar, kalite farkının taktikten ziyade kafa yapısında olduğunu savunuyor.
kupanın ilk turlarında sürekli sürpriz skorlar görünce "bahis şikesi" dendi, sürpriz sonuçlardan sonra "büyük takımlar ağırlığını koyamıyor çok kötü kupa oluyor" dendi, şimdi de son 4'e sadece fa...
AI Özet: yazar diyor ki kafa belirsizliği sevmez, yarım kalan şeyler zihinde takılı kalır. olay sadece karşıdaki kişi değil, kapanmamış hikayeler ve söylenmemiş sözlermiş. (bkz: zeigarnik etkisi) yüzleşemediğimiz duygular peşimizi bırakmıyor, aslında özlenen o anki kendi halimizmiş. (bkz: jung)
insan zihni belirsizliği sevmez. tamamlanmamış olanı zihinde tutar, beynimiz doğal olarak bir sonuç, açıklama ve bütünlük arar. buna psikolojide * denir. "insan bazen yaşadığı şeyi değil, tamamla...
AI Özet: yazar aşk yüzünden ağır darbe almış, karşı tarafın vurdumduymazlığına yanıyor. tam bir (bkz: dram) hikayesi anlatıyor.
sana gelmeden önceki hevesimi görseydin, kırdığın hevesime oturur ağlardın, öyle ki ben sana ge...
AI Özet: yazar, manifest grubundaki kızların büyük organizasyonların elinde oyuncak olduğunu ve ağır sözleşmelerle sömürüldüğünü düşünüyor. (bkz: hepsi grubu) örneğiyle durumu açıklayıp, gençlerin şöhret hayaliyle tüketileceğini ve sonunda parayı sadece patronların kazanacağını savunuyor. kızların tek tipleştirildiğini ve meta haline getirildiğini belirtiyor.
ben bu kızlara çok üzülüyorum. büyük bir organizasyonunu elinde oyuncak olduklarını ve çok ağır şartta sözleşme imzaladıklarını (şöhret olmak için) düşünüyorum.çünkü bunu düşünmemi gerektirecek s...
AI Özet: yazar, kemal kılıçdaroğlu'nun partiyi temizleme vaatlerinin aslında kendi tutarsızlıklarıyla dolu olduğunu savunuyor. adama göre eski yönetimle beraber partiye doluşan tipler, akp'nin iktidarını uzatan gizli yardımcılar gibiymiş. (bkz: sahte muhalif) yazar, bu ekibin gitmesiyle partinin rekor kırmasını şanssız bir fırsata bağlıyor. yani kılıçdaroğlu istemeden de olsa kendi gidişiyle partiyi toksinlerden arındırmış. şimdi top özgür özel'de, bakalım yeni bir hayal kırıklığı mı gelecek.
partinin arınması gerektiğini söyleyip de battal ilgezdi ve eşiyle birlikte iş tutması, bu herifin ne büyük bir kolpacı olduğunun nadide bir delilidir.ama bunun chp'nin başına atanması aynı zaman...
AI Özet: yazar, önder özen'in transfer stratejisini baz alarak beşiktaş için bir yol haritası çiziyor. ilk aşamadaki acil ihtiyaçların karşılandığını, şimdi sıra kaliteyi artırmakta olduğunu belirtiyor. bazı isimlerin gönderilmesi gerektiğini savunurken, kadroyu 8+2 şeklinde kurup üzerine genç ve tecrübeli takviyeler yapmayı öneriyor. vlahoviç gibi (bkz: fırsat transferi) hamlelerle sezonun kapanacağını ve (bkz: manyak ötesi) bir kadro kurulacağını iddia ediyor.
önder özen transferi 3e ayırdık demişti. ilk kısım acil ihtiyaçlar. ikinci kısım kalite arttırma. üçüncü kısım fırsat transferi.hiç kaleci yoktu, biri tecrübe diğeri yerli genç 2tane geldi. hiç s...
AI Özet: yazar, radyoda denk geldiği kök$vl'in nalâka isimli şarkısının neden bu kadar çok dinlendiğini (bkz: 16 milyon izlenme) merak edip mevzuyu derinlemesine analiz etmiş. aslında şarkının sözleri aşırı saçma, "çaya geçelim, çorbaya geçelim" gibi tamamen alakasız şeyler söyleniyor ama yazar diyor ki buradaki olay sözler değil, tamamen ritim. eski hocasından verdiği bir örnekle, bebeklerin veya ilkel kabilelerin basit ritimlere verdiği tepkinin aynı olduğunu, bu durumun beynimizin en ilkel kısımlarına hitap ettiğini belirtiyor. yani gece kulüplerindeki tekno partilerle şamanik ritüellerin aslında aynı evrimsel kökene dayandığını savunuyor. yazarın iddiasına göre, ister dahi ol ister sıradan biri, hepimiz güçlü ve düzenli ritimlere kapılmaya meyilliyiz. ama işin bir de sosyolojik boyutu var; yazar burada (bkz: kolektif kimlik) kavramına giriyor. şarkıyı dinleyen kitlenin sadece ritimle değil, kullandıkları o kendine has absürt kelimeler ve jargonla aslında kendi aralarında bir aidiyet kurduğunu söylüyor. özetle, şarkı tamamen anlamsız olsa da ritim ve grup psikolojisi sayesinde insanları yakalıyor. tabii yazar, sosyodilbilim gibi ağır konulara girip bu kitleden tepki çekmek istemediği için analizi burada kesiyor.
- tamam da kanka, nalâka?sabah tesadüfen radyoda dinlediğimden beri dilime pelesenk olan nalâka adlı kök$vl şarkısını demin arayıp buldum: youtube'a yüklendiği 10 nisan 2026'dan itibaren 16 milyo...
AI Özet: yazar diyor ki artık kimse için kasma, (bkz: keyfine bak) zamanı gelmiş.
yıllarca elinden gelenin en iyisini, hatta fazlasını yaptın.hayra geçmedi, kıymeti bilinmedi, t...
AI Özet: yazar, osman gökçek'in rüşvet aldığına dair iddialar olduğunu ama (bkz: bağımsız yargı) pek oralı olmaz diyor.
reza zarrab'dan aldigi 350 milyon $'lik rusvet parasi abd'li savci bhara tarafindan yayinlanmis...
AI Özet: yazar, miles&smiles kartıyla mil toplamanın artık normal insanlar için pek mantıklı olmadığını, ancak işin içine ciddi bir varlık yönetimi girince durumun değiştiğini belirtiyor. eskiden düşük millerle uğraşırken kuveyt türk'ün bizbize plus sistemini keşfetmiş. belli bir meblağın üzerinde parayı buraya aktarınca mil kazanımının beş altı katına çıktığını, seyahat harcamalarında aldığı millerin uçuşa geçtiğini anlatıyor. yani olay tamamen (bkz: paranın parayı çekmesi) durumuna dönmüş; zenginlere özel statülerle mil toplamak çocuk oyuncağı hale gelmiş. sadece miller değil, restoran indirimi, otoyol ödemesi ve yurt dışı çıkış harcı gibi yan haklarla beraber kart aidatı ödemeden elite statüsünü rahatça koruduğunu söylüyor. ayrıca kritik bir taktik veriyor: milleri bedava bilet için harcamak yerine cash&miles sistemini kullanmak gerektiğini, böylece hem vergilerle uğraşmayıp hem de uçuşlardan tekrar mil kazanmanın mümkün olduğunu savunuyor. özetle, sistemin zenginler için çalıştığını ama doğru stratejiyle statü korumanın mümkün olduğunu ifade ediyor.
daha önce bu başlıkta yazdığım entrylerde (bkz: miles&smiles/@uzakyol kaptani) bu kartın artık ''alışveriş yapayım da mil kazanayım'' özelliğinde olmadığını, bunun için verilen millerin çok d...
AI Özet: yazar saçma sapan tekliflere (bkz: engellemek) ile cevap vermiş.
geçen birisi bana “seni bir tur istiyorum” yazdı, “bisiklet miyim a* ben” diyip engelledim. nas...
AI Özet: yazar, yılların obezite tecrübesiyle kilo vermenin tek yolunun ciddi kalori açığı ve bol hareket olduğunu söylüyor. ufak hesaplar veya popüler diyetler onda yememiş, bildiğin aç kalıp 20 bin adım atınca sonuç almış. (bkz: disiplin) mevzusuna çok güveniyor; piyasadaki ilaçları ve takviyeleri denese de hiçbirinin kalıcı çözüm olmadığını, asıl meselenin irade ve motivasyon olduğunu belirtiyor. kısacası diyor ki; kestirme yol yok, az ye çok yürü ve sabret yoksa pizza kokusuyla (bkz: irade kaybı) yaşarsın.
yılların obezi olarak benim tecrübem şu: bende olay ufak kalori açığı falan değil, bildiğin aç gezmek. 1500 kalori civarında beslenip üstüne 20 bin adım atmadığım sürece tartı kıpırdamıyor. ıf, k...
AI Özet: yazar, bedri ruhselman'ı bizzat tanıyan birinden duyduğu için çok iyi bildiğini ve adamın zihninin gerçekten devasa olduğunu söylüyor. (bkz: uyanış) mevzusuna girip, bu topraklardaki bağnazlığın geçici bir durum olduğunu, sonunda aklın ve bilimin kazanacağını belirtiyor. atatürk'ün attığı temellerin üzerine, o sinsi karanlığın temizleneceği ve türkiye'nin zihniyet değiştireceği konusunda oldukça umutlu takılıyor.
bedri ruhselman’ı sadece kitaplarından değil, bizzat onunla o dönem istanbul'da beraber çalışmış, onun rahlesinden geçmiş çok yakın bir tanıdığımdan ötürü de çok iyi biliyorum. ne kadar büyük bir...
AI Özet: yazar diyor ki gizlilikle şeffaflığı birbirine karıştırmayın, ikisi aynı anda olabilir. şifreyi vermek güvenle alakalı ama bu durum telefonun didiklenmesi anlamına gelmez. eğer mesajları sansürleme ihtiyacı duyuyorsanız (bkz: toksik ilişki) şifreyi değil direkt ilişkiyi sorgulamanız gerektiğini belirtiyor.
siz gizlilik ile şeffaflığı birbirine karıştırıyorsunuz bence. şeffaflık ilişkide birbirinden bir şey saklamamak, güven vermek ve açık olmak. mahremiyet herkesin kendine ve üçüncü kişilere ait, s...
AI Özet: yazar, nolan'ın hızına hayran kalırken bizimkilerin göktürk filmi konusundaki hantallığına sövüyor. (bkz: vizyonsuzluk) uygun oyuncu ve ışık ararken yüzyılların geçeceğini, bu gidişle filmin mars'ta çekileceğini düşünüyor. plansızlık ve disiplinsizlik yüzünden kaliteli bir iş çıkmayacağından korkuyor, resmen sinir krizi geçirmiş.
geçen yıl "nolan ordu'ya geliyor. yeni filmini yason burnu'nda çekecek" diye haberler okuyordum, az önce telefona bildirim geldi: "odyssey, 17 temmuz'da sinemalarda" diyor. herif 3 saatlik filmi ...
AI Özet: yazar, yazın alaçatı'nın kalitesiz bir kitlenin istilasına uğradığını ve (bkz: popüler kültür) yüzünden gidilmez olduğunu söylüyor.
temmuz ağustos aylarında ağır keko, ergen, beyinsiz beyaz yakalı, instagram aşığı ahmaklar, gal...
AI Özet: yazar, 2009 eurovision'ın kendisi için çok özel olduğunu ve finalini tekrar izlediğini söylüyor. rusya'nın ev sahipliğini öyle bir övmüş ki, sahne düzeni ve led ekranlar bugünle bile yarışır durumda diyor. (bkz: rusya) özellikle cirque du soleil'in açılış şovu ve oylamayı uzay istasyonundan anons eden kozmonotlar mevzusuna bayılmış; böyle şeylerin bir daha olmayacağını düşünüyor. ayrıca fuerza bruta'nın tavandan sarkan su havuzlu şovunu ilk başta garipsese de şimdi izlemekten kendini alamıyormuş. yarışmacı kalitesine de değiniyor; patricia kaas, arash ve sakis rouvas gibi isimlerin olması çıtayı yükseltmiş. yazarın en çok dikkatini çeken noktalardan biri de yarı finallerde elenen ülkelerin şaşırtıcılığı. normalde her sene olan o klasik komşuculuk mevzusu bu yıl pek yokmuş, birçok favori ülke finalde yer almamış. tabii eski sovyet ülkelerinin birbirine verdiği puanları görünce biraz duygulanmış, eski günleri yad etmiş. ama asıl komşuculuğun türkiye tarafından yapıldığını iddia ediyor. norveç ve izlanda tüm dünyadan puan toplarken türkiye'nin onlara düşük puan verip, siyasi ve demografik sebeplerle bosna-hersek, arnavutluk ve azerbaycan'a yüksek puanlar dağıtmasını (bkz: siyasi oylama) eleştiriyor.
bir önceki yılın kazananı rusya'nın moskova'da ev sahipliği yaptığı 54. eurovision şarkı yarışmasıdır.bu gece büyük finalini tekrar izledim. canım sıkıldıkça gelişigüzel eurovision izleyen bir ti...
AI Özet: yazar, pokemon'un başarısının temelinde aslında taş kağıt makas mantığının yattığını söylüyor. ateşin çimi yakması, suyun ateşi söndürmesi gibi tipler arası denge sayesinde oyunun sadece seviye kasmaktan ibaret olmadığını belirtiyor. doğru eşleşmenin istatistiklerden daha önemli olduğunu, özellikle yer tipi pokemonlara elektrik saldırısı yapmaya çalışıp hüsrana uğramanın klasik bir deneyim olduğunu vurguluyor. (bkz: taş kağıt makas) mantığının yüzlerce tipe yayılmasıyla oyunun otuz yıldır tazeliğini koruduğunu düşünüyor.
debe'ye giren şu * entry'i okuyunca kafamda bazı taşların daha da yerine oturduğu güzel oyun.bilenler bilir pokemon da japonya'dan çıkıp bütün dünyayı etkilemiş bir oyundur.pokémon'un temelinde y...
AI Özet: yazar, aziz nesin'in eserini tam bir başyapıt olarak görüyor. hikayedeki karakterin yalanlarla ve manipülasyonlarla siyasi basamakları tırmanışını, özellikle dini duyguları kullanışını anlatıyor. halkın her seferinde kanmasına rağmen (bkz: zübük) tipinin hep dört ayak üstüne düşmesine değiniyor. kemal sunal'ın performansını övüp herkese izletilmesini öneriyor.
aziz nesin başyapıtı. kitabın veya filmin plotu özetle şöyledir. güvenilmez bir karakter, yalanla dolanla hırsızlıkla hayatını geçirmektedir. daha sonra demokrasi söylevlerini diline dolayarak si...
AI Özet: yazar, hasan cihat örter'in yıllar önce paylaştığı ve internet efsanesine dönüşen gitar dersi videosundan bahsediyor. videonun komedi unsurları taşıdığını belirterek, izleyicilerin "romance nasıl çalınmaz" tadındaki acımasız ama bir o kadar da eğlenceli yorumlarını derlemiş. (bkz: internet efsaneleri) diyebileceğimiz bir durum var burada. yazara göre adam resmen gürültü yapmış ama yine de izleyici kitlesi şaşkınlık içinde kalmış.
18 yıllık efsane videosu olan hüstad beydir kendisi.komedi gitar dersi videosubu entryde videodaki bazı efsane yorumları paylaşacağım ki insanlık böyle değerlerden mahrum kalmasın.@teomanozer5460...
AI Özet: yazar, edirne'nin hala elimizde olmasını resmen bir mucize olarak görüyor. balkan savaşlarındaki o karmaşayı, bulgaristan'ın açgözlülüğünü ve osmanlı'nın şehri adeta bedavadan geri alışını anlatmış. kırcaali ve gümülcine gibi yerlerin çoktan unutulduğunu, edirne'nin de (bkz: şans) faktörü olmasa çoktan gitmiş olabileceğini belirtiyor. tarihsel bir (bkz: oldu bitti) durumuyla durumu özetlemiş.
defalarca işgal edilmesi rağmen türkiye sınırları'nda kalması adeta bir mucizedir. 93 harbi ve yunan işgalini bir tarafa koyalım. esas elden çıkmasına ramak kalan işgal balkan savaşları'dır.1. ba...
AI Özet: yazar matti'nin ölüm yıl dönümünde efkarlanmış, adamın yokluğuna yanıyor. kaurismaki filmlerinde hala onu aradığını, belgeselini merak ettiğini söylüyor. (bkz: matti pellonpaa) tam bir hüzün bombası.
bugün matti'nin ölüm yıldönümü.eğer sigara dumanı ve ucuz votkadan sıyrılıp buralarda kalmayı başarsaydı, tam yetmiş beş yaşında bir ihtiya...
AI Özet: yazar, michael jackson biyografisinin 1 milyar dolar barajını aşarak rekor kırmasına şaşırdığını söylüyor. adamın başı yıllarca (bkz: skandal) ve ağır suçlamalarla dertliydi, hatta leaving neverland sonrası artık geri dönüşü yok diye düşünmüş ama yanılmış. meğer kral hala kralmış, zaman geçtikçe daha çok özlenmiş ve goat olduğunu kanıtlamış. filmi çok kötü bulanlara katılmıyor, ikinci filmde hem gençlik yıllarına hem de o meşhur kaos dönemine daha iyi odaklanacaklarını öngörüyor. kısacası michael'ın zirvedeki yerini kimse sarsamamış, yazar da durumu tebrik ediyor.
12 temmuz 2026 pazar günü (yani dün) itibarıyla en sonunda dünya çapında 1 milyar dolar gişe hasılatını geçerek, sanatçı ya da tarihi kişilik fark etmeksizin, gelmiş geçmiş en çok izlenen, en çok...
AI Özet: yazar çeşme'deki popüler plajların resmen soygun mekanına dönüştüğünü anlatıyor. tabii sakin ve uygun yerler var ama o konu değil, mevzu şu story cenneti mekanlar. yazar diyor ki buraya girmek için önce bir cüzdanı kapıda bırakman lazım. harcama limitleri uçmuş durumda, iki bira içip kaçayım derken kendini finansal krizde bulabiliyorsun. (bkz: cepten yemek) otopark mevzusu zaten ayrı bir komedi; ehliyetsiz bir çocuğa parayı bayılıyorsun, arabanı yol kenarına öylece bırakıyor. içeri girdiğinde ise bir mülakat sürecinden geçiyorsun, eğer yeterince zengin görünmüyorsan rezervasyon bahanesiyle seni nazikçe yolluyorlar. şezlong mevzusu ise tam bir seviye sistemi; giriş ücreti ayrı, şezlong ayrı, ön sıra ayrı para. yataklı loca istersen zaten hesap altı hanelere çıkıyor. garsonlar ise sezonluk geldiği için pek oralı değil, birayı önünde görsen bile içmen saatler sürüyor. yazarın en çok takıldığı nokta ise mekanların genel atmosferi ve işletmeciler. mekanlara bir anda altın kolyeli, çakma saatli tipler dalıyor, garsonlar tezgahlara çıkıp dans ediyor ve ortam bir anda kaosa sürükleniyor. yazar, bu kadar kural dışı işin döndüğü yerlerde mali şube veya narkotik neden yok diye sorguluyor, halkın plajlarının bu tiplere nasıl teslim edildiğine anlam veremiyor.
şöyle parası neyse vereyim güzel bir sahilde yüzeyim diyorsanız insanın tersten öpüldüğü çeşmeye hoşgeldiniz.baştan söyleyeyim burada böyle çok sakin, makul giriş ücretleri olan veya hiç olmayan ...
AI Özet: yazar, adana'daki çocukluk günlerini ve şehrin o kendine has kaosunu anlatıyor. küçükken otobüs muavinlerinin "boş araba" diye bağırmasını, sanki gidilecek bir yer ismiymiş gibi algıladığını, bu durumu ancak 7,5 yaşında çözdüğünü söylüyor. (bkz: adana halk otobüsü) mevzusundaki o gizemli boşluklar ve 7/c hattının zaman algısını yok eden bitmek bilmeyen rotası yüzünden okul müdürüyle başının belaya girdiğini belirtiyor. müdürün kendisini montundan tutup havaya kaldırdığı o travmatik anların, aslında onu hayatı boyunca aşırı dakik birine dönüştürdüğünü iddia ediyor. müdürün garanlıktaki medeniyet teorileriyle gerçek bir karakter olduğunu düşünüyor. özetle yazar, başka şehirlerdeki steril ve muavinsiz yolculukların tadının tuzu olmadığını, hala içten içe o eski otobüs seslerini özlediğini ifade ediyor.
çocukluğumda “baraj yolu-balcalı-boşaraba” üçlemesindeki (bkz: teslis) boş arabayı da güzergâh üzerindeki varılacak yerlerden biri zannediyordum. bunda o sıralar 5 yaşında olmamın etkisi de vardı...
AI Özet: yazar spinoza üzerinden monarşilerin dini kullanarak insanları nasıl kandırdığını ve köleliği onur saydırdığını anlatıyor. özgürlükle baskı arasındaki farka (bkz: spinoza) vurgu yapıyor.
monarşik yönetimin en büyük sırrı ve tüm çıkarı, insanları aldatmakta ve onları dizginlemesi gereken korkuya din maskesi takmakta yatar. on...
AI Özet: yazar, yapay zeka şirketlerinin telif olaylarını aşmak için sahafları resmen süpürdüğünü söylüyor. kitapları toplayıp tarattıktan sonra imha ettikleri, bunun da bildiğin kültürel bir tasfiye olduğu kanısına varmış. (bkz: dijital kıyamet) gece yarısı gelen tuhaf siparişlerle kütüphaneleri boşaltan bu firmaların işi gücü yokmuş, veri topluyorlarmış.
yapay zeka şirketlerinin milyonlarca yazılı kitabı toplayıp, tarayıp imha etmesi hadisesi. --- spoiler ---yapay zeka şirketleri sahafları boşaltıyor: milyonlarca kitabı alıp, tarayıp, imha ettile...
AI Özet: yazar bulgur pilavının yancı değil asıl yemek olduğunu savunuyor. yufka üzerine dökülüp yanına ayran ve turşuyla yenmesi gerektiğini anlatıyor. kötü pilav olmadığını, sadece kalitesiz malzeme kullanıldığını söylüyor ve damak tadı olmayanlara (bkz: sitem) ediyor.
burada yazılanların aksine bulgur pilavı yancı değil asıl ve asil bir yemektir. kişiye göre değişebilen sebzelerle ve baharatlarla yapılan hafif sulu bulgur pilavı büyük bir tepsinin içine y...
AI Özet: yazar hardal ve turp otuyla başladığı, içine her türlü yeşilliği ve kaşarı doldurduğu dev bir mücver yapmış. yanına da humus, patates ve yoğurt ekleyip tam bir (bkz: yaz sofrası) kurmuş, lezzet şöleni yaşamış.
otlu dev mücver yaptım bugün. tarif bana göre farklı ve lezzetli olduğu için paylaşmak istedim. elimde hardal otu ve turp otu vardı. onları ince kıydığım m...