AI Özet: yazar sabah basketle coşmuş, sonra (bkz: keyif) yapmış.
sabah kalkarım basket oynarım 68 sayı yaparım sonra bir kadeh viski içerim sonra da ajans bakar...
AI Özet: yazar, eski genel başkanın saf olmadığını, stratejik hataları bilerek yaptığını savunuyor. adaylık krizlerinden seçim süreçlerine kadar her şeyi (bkz: kaos) olarak görüyor ve her şeyin planlı olduğunu iddia ediyor.
- ekmelleddin vakası-gel bakalım muharrem olayı- cb referandurumun da mühürsüz oyları kabul etmesi, aihm' ye taşınacağı sırada chp millet vekiline parti ola...
AI Özet: yazar, kadının askerdeki sevgilisine dönme sebebinin aşk değil, maddi çıkarlar ve diğer adam tarafından terk edilmek olduğunu söylüyor. (bkz: gurur) yoksunlarına ihaneti affetmemeyi öneriyor.
asıl olay kadının aldatması değil, aldattıktan sonra askerde olan sevgilisine dönmek istemesi. neden? çünkü aldattığı adam tarafından kullanıp atılmış...
AI Özet: yazar, letonyalı kadının tavsiyelerini paylaşıp amme hizmeti yapmış (bkz: timursavar)
şu sponsorlunun sitesine girmek istemeyenler icin amme hizmeti.--- timursavar ---letonyalı bir ...
AI Özet: yazar, yunanların 19 mayıs'ı katliam günü ilan etmesine karşı bizimkilerin çok uyuşuk kaldığını düşünüyor. takunyalı hariciyeciler diye tabir ettiği kesimin ve tarihçilerin milli tarih bilgisinin eksik olduğunu savunuyor. buna misilleme olarak 23 eylül'ün türklere yönelik soykırım günü ilan edilmesi gerektiğini, özellikle tripoliçe'de yaşananların her yere billboard olarak asılıp yabancılara anlatılması gerektiğini söylüyor. william st. clair'in anlatımlarına dayanarak tripoliçe'deki vahşetleri (bkz: soykırım) detaylandırıyor ve hükümete bu akılcı yolun neden izletilmediğini sorguluyor. kısaca diyor ki, karşı taraf tarihle oynuyorsa biz de gerçek trajedileri dünyaya hatırlatalım.
bizim takunyali hariciyecilerde zaten biraz kafa ve milli tarih bilgisi varsa şu yunan zirvasina misilleme olarak hakikaten yaşanmış bir trajediyi ve soykirimi 23 eylül gününü de türke karşı soyk...
AI Özet: yazar, kemal tahir'den alıntı yaparak başlıyor; diyor ki iktidarlar köşeye sıkışınca baskı kurmaya çalışır ama eğer muhalefet buna rağmen eğilmiyorsa devran dönüyor demektir. sonra konuyu günümüze getirip bir flashback yapıyor. 2021 sonlarında dolar fırladığında millet panik içindeyken (bkz: kur korumalı mevduat) diye bir şey ortaya atılmış. yazar buna şapkadan çıkan tavşan diyor. kur bir anlığına sakinleşince, fiyatlar aslında düşmediği halde millet bir rahatlama evresine girmiş, her şeyi yoluna koymuşuz gibi bir hava esmiş. yazar burada halkın bu durumu nasıl karşıladığını biraz ironik bir dille anlatıyor; sanki büyük bir zafer kazanılmış gibi bir sevinç yaşandığını belirtiyor. ardından 2021 aralık ile 2023 temmuz arasındaki o garip döneme değiniyor. para basma makinesinin son sürat çalıştırıldığını, kredilerin havada uçuştuğunu ve asgari ücretin 18 ayda dört kez zamlandığını söylüyor. ancak yazarın vurguladığı nokta şu; rakamlar büyüse de enflasyon daha hızlı koştuğu için millet markete girdiğinde şoka uğramış. yine de insanların bu durumu kabullendiğini, zamları gördükleri için mutlu olduklarını ve durumu görmezden gelip televizyon karşısında vakit geçirdiklerini iddia ediyor. özetle yazar, ekonomik gerçeklerin rakamlarla ve geçici çözümlerle nasıl maskelendiğini, toplumun ise bu illüzyona nasıl kapıldığını anlatıyor.
ne yazmış, kurt kanunu'nda üstadımız kemal tahir?"muhalifler ne kadar kaltaban olsa da, baktın ki, adım adım iktidara yaklaşıyorlar. o zaman bir bahane uydurup baskıya girişeceksin."ne demiş atal...
AI Özet: yazar haluk levent'in iyi olduğunu söylüyor (bkz: geçmiş olsun)
panik yapılmaması gerektiği ve genel durumunun iyi olduğuna dair bilgiyi paylaşmak isterim. geç...
AI Özet: yazar, dolubatarya'nın hiçbir bayramı kutlamadığına dair iddiasının yalan olduğunu söylüyor. eski tweetleri kanıt olarak sunup tutarsızlığa dikkat çekiyor. (bkz: tutarsızlık) diyerek, net olup hangi bayramları kutladıklarını açıkça söylemelerini istiyor.
bahsi geçen videoda, "hiçbir bayşramı kutlamıyoruz" demiş.doğru olsa bunu tutarlı bir tavır olarak kabul eder, kendi tercihidir derdim ama yalan söylüyor.dolu batara hesabından kutlanan bayram...
AI Özet: yazar, don olmamasıyla kiraz rekoltesinin arttığını ama fiyatların hala can yakıcı olduğunu söylüyor. türkiye dünya lideriyken piyasanın (bkz: simsarlar) yüzünden hala pahalı olduğunu belirtiyor.
geçen seneki zirai don şartlarının bu yıl oluşmaması nedeniyle kirazda rekolte artışı bekleniyor. arz, talebi karşılayacak durumda olunca da fi...
AI Özet: yazar diyor ki bu dizi daha önce iki kez final yapıp geri dönmüş, yani bitiş haberlerine pek güvenilmez. bir ara kanal mevzularından, bir ara da oyuncu ayrılıklarından dolayı (bkz: şevket çoruh) sarsılmışlar ama her seferinde bir yolunu bulup dönmüşler. özetle yazar, arka sokaklar bitti dendiğinde buna inanmamanın gerektiğini, izleyip görmemiz gerektiğini belirtiyor.
daha önce iki kere final yapmış dizinin tekrar final yapmasıdır.2015 yılında 9. sezonun bitimiyle birlikte "maceranın sonu" adıyla final yapmışlardı. bölümde veda yemeği yiyip diziyi bitirmişlerd...
AI Özet: yazar, sırtın ortasına krem sürmek için streç filmle hayat kurtaran bir yöntem önermiş. filmi serip kremi sürüyor, sonra havlu gibi sırtında gezdiriyor. (bkz: pratik çözümler) sayesinde işi bitirip çöpe atıyor, tertemiz.
sırtın tam ortasındaki o ulaşılamaz bölgeye tek başına krem sürmenin en pratik yolu streç film kullanmaktır. yaklaşık yarım metre uzunluğunda kestiğiniz streç fi...
AI Özet: yazar diyor ki önder özen'e karşı olanlar biraz haksızlık yapıyor, adam dany transferini istemediğini kanıtlarla ortaya koymuş ama hala ona salanlar var. özellikle feda dönemindeki kısıtlı imkanlarla kerim frei, gökhan töre, cenk tosun gibi yerlileri; sosa, atiba ve demba ba gibi yabancıları getiren isim olduğunu hatırlatıyor. talisca mevzusunda ise fikret orman'ın parayı vermemesi yüzünden fırsatın kaçtığını belirtiyor. yazarın asıl dertlendiği konu taraftarın fenerbahçeleşmesi, yani sürekli birilerini seçip gruplaşmak. (bkz: şenolcular, sergenciler) buna çözüm olarak da sportif direktörlük sisteminin şart olduğunu savunuyor. önder özen'in sadece transfer yapmadığını, vizyoner işler peşinde koştuğunu anlatıyor. mesela jose sambade'yi getirerek fabri transferini yaptırmış, adam sonra gidip ispanya milli takımında çalışmış. bir de şu pilot kulüp meselesi var; belçika'da leuven ile yapılan anlaşmanın rafa kaldırılmasına çok yanıyor. eğer o proje sürseydi semih kılıçsoy veya demir ege gibi gençler daha iyi pişerdi diyor. son olarak altyapı scouting sistemini kurup emrah bayraktar'ı kulübe kazandırarak bugünkü genç oyuncu çıkışlarının temelini attığını iddia ediyor. özetle yazar, önder özen'in hem yerel dinamikleri bilmesi hem de profesyonel bakış açısıyla beşiktaş için doğru isim olduğunu savunuyor.
önder özen fotoğrafıyla şahitleriyle dany transferini istemediğini, city'den joleon lescott'la anlaştığını gösterdi. hala dany transferini yaptı diyenlerin art niyetli olduğu çok açık. stadyum ve...
AI Özet: yazar diyor ki, hepimiz bazen etrafa bakıp herkesi yol almış da biz geride kalmışız gibi hissediyoruz. aslında daha gelmemiş günlerin stresini şimdiden çekip kendimizi boşuna yoruyoruz. (bkz: anksiyete) herkesin takvimi farklı, kimisi erken çözer işini kimisi geç toparlanır ama bu geç kaldığın anlamına gelmez. olay bir yerlere yetişmekten ziyade kendi zamanını kaçırmamakmış. yani kısacası kendine haksızlık etmeyi bırakıp akışa bırakmak lazım.
insan bazen hayata geç kalmış gibi hissediyor. etrafına bakıyorsun; herkes bir şeyleri halletmiş gibi, bir yerlere yetişmiş gibi. kimi istediği hayatı kurmuş, kimi mutlu görünüyor, kimi yolunu bu...
AI Özet: yazar, aselsan'ın akıllı telefon mevzusunun aslında yeni bir şey olmadığını anlatıyor. kurumun 90'larda aselsan 1919 ve 1911 gibi modellerle piyasayı salladığını, hatta (bkz: mustafa güney) sayesinde titreşim gibi özelliklerin öncülüğünü yaptığını belirtiyor. zamanında dünya devlerine kafa tutmuş bir vizyondan bahsettiği için yeni projeye de güveniyor. ayrıca insanların bu geçmişten habersiz olup sürekli yapamazlar diye ağlamasına da hafiften sinirlenmiş, (bkz: bilgi eksikliği) yüzünden üzüldüğünü söylüyor. kısacası aselsan eski kurttur, yine yapar diyor.
aselsan'ın yapacağı ilk yerli cep telefonu olmayacaktır.kurum, bundan neredeyse otuz yıl önce, yani 1994 yılında 80 kişilik dev bir ar-ge grubuyla çalışmalara başlamış ve 1997 yılında türkiye'nin...
AI Özet: yazar, mekanın ortasında tek başına takılıp kadeh kaldırırken yalnızlığın kitabını yazmış resmen. aynadaki görüntüsüyle dalga geçip kendi kendine gülerek durumu idare etmeye çalışıyor ama aslında bu gülüşlerin tamamen bir savunma mekanizması olduğunu belirtiyor. yazara göre yalnız kalmakla yalnız bırakılmak arasında dağlar kadar fark var. yanındaki kediye dert yanarken, hayatımıza girenlerin aslında nasıl hızla çıktığını, kalır dediğimiz insanların bizi nasıl ilk sırada terk ettiğini anlatıyor. (bkz: hayal kırıklığı) telefon rehberinde kaybolduğumuzu, bazen hiç tanımadığımız yabancılara en mahrem sırlarımızı döktüğümüzü söylüyor. milyonlarca insanın olduğu şehirlerde bile aslında hepimizin yalnız olmadığını kanıtlamaya çalıştığı bir illüzyon içinde yaşadığını savunuyor. kimsenin gerçekten nasılsın diye sormadığını, herkesin sadece bir şeyler talep etmek için aradığını belirterek durumun trajikomikliğine değiniyor. hayatın, gelenlerin arkasını toplamakla geçen bir hancılığa dönüştüğünü ve bazı ruhlar için yalnızlığın çıkmaz bir leke, insanı içine çeken bir bataklık olduğunu söylüyor. sonunda yine kendi kendine harbi güzel konuştum diyerek durumu toparlamaya çalışsa da aslında derin bir hüzün içinde olduğunu hissettiriyor. (bkz: varoluşsal sancılar)
bu kaçıncı kadeh bilmiyordu.. aksi gibi tam aynanın çaprazına bir masa düşmüştü bahtına.. herkes gitmiş, mekanda tek başına kalmıştı.. sorun yoktu.. kendi kendine konuşmayı severdi.. hem muhabbet...
AI Özet: yazar, konuyu endokrinoloji laboratuvarına çevirenten rahatsız olup mevzuya freestyle girmiş. diyor ki bu mutluluksuzluk meselesi aslında çok eski bir hikaye; homo erectus zamanında da vardı bu boşluk hissi. sadece artık karnımız tok, sırtımız pek olduğu için kendimize bakacak vaktimiz arttı ve o içimizdeki oyuğu fark ettik. (bkz: varoluş sancısı) yazara göre insanın en büyük düşmanı ne göktaşı ne de deprem, asıl bela o bitmek bilmeyen boşluk hissi. insan bu boşluktan kaçmak için hayatını bölmelere ayırıyor, farklı personalar yaratıyor. (bkz: compartmentalization) bazıları bu bölmeleri öyle yüksek gerilimle kurmuş ki, gerçekler birbirine değdiği an şase yapıyor, her şey küle dönüyor ve kişi yeni bir ekosistem aramaya çıkıyor. etrafımızda sürekli geçmişini silip yeni grupların gözdesi olmaya çalışanların durumu tam olarak bu patoloji. ayrıca mutluluğu hep ileriye, bir şarta veya bir nesneye bağlamanın tamamen bir yanılsama olduğunu belirtiyor. kredi bitince, çocuk iyi bir okula girince ya da yazlık alınca mutlu olacağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz diyor. mutluluk, hep bir sonraki adımda bekleyen bir havuç gibi olduğu sürece aslında sadece bir eksik nesneden ibaretmiş.
başlığı, endokrinoloji laboratuvarına çevirmişsiniz. sayısalcı analizleriniz bittiyse, açılın da bir freestyle break dance gösterisi yapayım. (hey dj, let the music play!)öncelikle, bu "varoluş s...
AI Özet: yazar, google gemini'ın kotaları çok kıstığını ve artık bedava hizmet döneminin kapandığını söylüyor. (bkz: para veren düdüğü çalar) durumu görünce chatgpt'nin de benzer yola gireceğini düşünüyor. boykot işlerine gelince, sadece ai'yı bırakmanın anlamı yok, youtube'u da bırakmak lazım ama kimsenin buna gücü yetmez diyor.
plus ve pro kotalarında %90 civarı kısıtlamaya gittiler. ultra %50-55 civarı kısılmış. tek seferlik deep search tek başına 5 saatlik kotanın %60ini yiyor. ai reklamı bitti. maliyetleri daha fazla...
AI Özet: yazar instagram'ın yeni hallerinden dert yanıyor, verilerin işlenmesi ve gizlilik mevzularına takılmış. (bkz: dijital gözetleme) durumu sakat buluyor.
“kameralar her dakka açık zaten” diyip, bari millet de kendi maymun suratını görüp eğlensin falan mı dedil...
AI Özet: yazar diyor ki her yere kendi adamlarını doldurmuş ama buna rağmen rakiplerine karşı adil davranmıyor. gerçek güç böyle olmaz, herkesi serbest bırakıp kapışması lazımdı. (bkz: özgüven eksikliği) bence zayıflamış.
25 yılda ülkenin en küçük hücrelerine kadar kendi adamlarını yerleştirmişsin.tüm medya gücü, bakanlıklar, ordu, polis, istihbarat, troller, memurlar vs. hepsi...
AI Özet: yazar, kişinin partiye gelişini ve gidişini şaibeli buluyor; iktidarın işine yarayan bir figür olduğunu iddia edip (bkz: siyasi başarısızlık) diyor.
akp ve gülen cemaati'nin kaset operasyonuyla chp'nin başına geçirilmiş, başta olduğu yıllar boyunca akp...
AI Özet: yazar diyor ki başarı için yıllarca beklemeye ya da onlarca transfer yapmaya gerek yok. takımı uçuracak 3 tane sihirbaz ve yanlarına birkaç görev adamı yeterli. gs'nin başarısını snejder, drogba gibi isimlere bağladığı için beşiktaş'ın da benzer yıldızlara ihtiyacı olduğunu savunuyor. kanatsız ve forvetsiz oynamaktan sıkılmış, adam akıllı bir golcü ve kanat gelirse hoca kim olursa olsun işlerin yoluna gireceğini belirtiyor. (bkz: yıldız transferi) ile işi bitirmek istiyor.
başarı için kimi 2 sene lazım diyor, kimi 3, kimi 5...20-30 tane transfer lazım diyen var..futbol öyle bir şey değil.takımı alıp götüren yükselten adamlar var.başarıyı gözünüzde büyütmeyin 3 tekn...
AI Özet: yazar, söz konusu kişiyi abd destekli bir yapının seküler görünümlü trolü ve operasyon elemanı olarak tanımlıyor. özellikle kemalist orduya ve cumhuriyet kurumlarına yönelik saldırılarda aktif rol aldığını, iktidarın tetikçiliğini yaptığını iddia ediyor. geçmişte mağdur subay ailelerine karşı sarf edilen ağır sözlerin sorumluluğunu ona yüklüyor. yazara göre bu tarz kişilere empati kurmak büyük hata çünkü onları insanlık dışı varlıklar olarak görüyor. (bkz: nefret) mevcut yönetimin anayasayı ve insan haklarını çiğnediğini, dış güçlerin yönlendirmesiyle hareket eden bir oligarşi kurduğunu savunuyor. sonunda ise bu kişilerin halk tarafından yargılanması gerektiğini belirterek içindeki öfkeyi dile getiriyor.
abd den doğrudan himaye ve meşruiyet alan islami rejimin, cumhuriyetin ordusu ve kurumlarına yaptığı/yapacağı saldırı ve operasyonlarda seküler görünümlü trol olarak kullandığı operasyon elemanı....
AI Özet: yazar diyor ki bu oblomovluk mevzusu aslında bildiğimiz tembellik değil, bir çeşit pasiflik hastalığı. yani adamda istek var ama o isteği eyleme dökme motoru bozulmuş. (bkz: erteleme hastalığı) gibi bir durum söz konusu. yazarın belirttiğine göre, kişi istediği şeyle mevcut hali arasındaki uçurumu çok derin gördüğü için hiç girişime kalkmıyor, garanti sonuç olmayınca da iyice demoralize olup koltuğuna yapışıyor. en kötüsü de neden böyle olduğunu analiz etmek yerine ben böyleyim diyip geçiştiriyor. sürekli pazartesi başlayacağım diye kendini kandırıp hayal dünyasında yaşıyor ama gerçek dünyanın o rahatsız edici çabasına katlanamıyor. yazara göre çözüm, sonucu boş verip şimdiki ana ve sürece odaklanmakta. yani "olmak" için hemen şimdi harekete geçmek lazım. sonuç ne olursa olsun, çaba göstermenin kendisi insanı özgürleştiriyor ve kozmik bir bütünlük sağlıyor. kısacası yazar, (bkz: konfor alanı) tuzağından kurtulup kontrolü ele almamız gerektiğini savunuyor.
oblomov sendromu; tembellikten değil, pasiflik alışkanlığından ve kişinin sorunlarının nedenlerini aramaya isteksizliğinden kaynaklanan, arzudan eyleme geçememe durumudur. oblomovizm; nedenleri a...
AI Özet: yazar diyor ki icardiye verilen o devasa maaşlar artık şaka gibi, adamı arabistan dışında kimse bu paraya almaz. (bkz: para yönetimi) hem yüksek ücret alıp hem antrenmanları asması takımın huzurunu kaçırır, diğer oyuncular haklı olarak isyan eder. osimhen varken yabancı sınırının böyle harcanmasını saçma buluyor. manchester united veya city gibi devlerin yaşlı oyuncularla vedalaştığını hatırlatıp, bizimkilerin hala duygusallık yapmasına ve icardiyi tutmaya çalışmasına hafiften sövüyor.
galatasaray kendisiyle sözleşme uzatmadığı takdirde arabistan'a gitmeyeceğini düşünürsek dünyanın hiçbir yerinde kendisine 1.5 milyon eurodan fazla maaş verilmez. onunda bir kısmı vergiye gider e...
AI Özet: yazar, semih saygıner'in bir konuşmasından yola çıkarak gelişim ve çaba meselesini masaya yatırıyor. saygıner'in 26 yaşına kadar sadece hello diyebilen biri olduğunu ama uluslararası arenada psikolojik olarak geri düşmemek için dil öğrenmeye karar verdiğini anlatıyor. yazarın vurguladığı nokta şu; mesele dahi olmak değil, sadece (bkz: yol almak). yani her gün tek bir kelime öğrenmek gibi basit görünen ama süreklilik arz eden hamlelerin insanı nasıl dönüştürdüğünü belirtiyor. birçok kişinin gelişmek istediğini söyleyip aslında hiçbir şey yapmadığını, kendini kandırdığını söylüyor. yazara göre çaba, sadece ter dökmek değil, aynı zamanda kendine karşı dürüst olabilmekmiş. istemekle olmak arasındaki tek köprünün bu çaba olduğunu savunuyor. saygıner'in 57 yaşında bile hala bir öğrenci gibi yaşamayı tercih etmesi, her gün yeni bir şeyler öğrenme arzusu yazarın oldukça ilgisini çekmiş. sonuç olarak yazar, insanı özel kılan şeyin doğuştan gelen bir yetenek değil, merak ve çalışkanlık olduğunu, görünmez taşlarla örülen bu disiplinin sonunda kişiyi bambaşka birine dönüştürdüğünü ifade ediyor. kısacası (bkz: elini taşın altına koymak) olmadan sonucun gelmeyeceğini hatırlatıyor.
geçenlerde storybox kanalında semih saygıner'in bir konuşmasına denk geldim:---dil öğrenme meselesi enteresandır, diyordu. ben 26 yaşına kadar yes, hello falan diyordum. ama sonrasında şöyle bir ...
AI Özet: yazar, trump'ın kendi vergi suçlarını örtbas etme çabalarına çok bilenmiş durumda. gerçek kapitalizmin bu olmadığını savunup, bu tarz adaletsizlikleri destekleyenlerin elbet bir gün bedel ödeyeceğini söylüyor. (bkz: adalet yerini bulur) diyerek gelecekte herkesin hesap vereceğine dair oldukça sert ve kararlı konuşuyor.
görselkendisi, ailesi ve şirketlerine karşı geçmiş vergi beyannamelerinden kaynaklanan suclarin takip edilmesini dun itibariyle yasaklamistir.yani sunun uzerine daha ne yazilabilir ki?ha sey yazi...
AI Özet: yazar, uhud savaşındaki okçuların tepeyi terk etmesini büyük bir imtihan olarak görüyor. onlara göre olayda kimi şehit olmuş kimi yaralanmış ama asıl mevzu pişmanlık ve affedilmekmiş. yazar diyor ki, emre tam bağlı kalsalardı ilahi destekle kimse orayı geçemezdi ama kendi bildiklerini okuyunca işler karışmış. (bkz: uhud savaşı) sonucun yenilgiden zafere dönüşmesini ise allah'ın merhametine bağlıyor. yani özetle, okçuların durumunu hepimizin durumuyla bağdaştırıp, gerçek pişmanlığın insanı kurtaracağını belirtiyor.
kimi şehit oldu kimi yaralandı. kalanlar ise büyük pişman oldular ve buna mukabil affedildiler. büyük bir imtihandı. pek çok ders çıkarıldı hâlâ da çıkarılır. yenilgi içindeki zaferdir. allah res...
AI Özet: yazar, bütçelerle avrupa'da daha yüksek başarılar gerektiğini savunuyor, günü kurtarmaya karşı çıkıyor (bkz: vizyonsuzluk)
biri 4 kez, diğeri de ilk kez katıldı avrupa ligine. üstteki arkadaşa katılıyorum, bizim bütçel...
AI Özet: yazarın favorisi vittorio giardino'nun "summer, 1946" eseri.
summer, 1946 vittorio giardinogörselbu resimin sesi, kokusu, tadı var.
AI Özet: yazar, şansın herkese eşit dağılmadığını ve aslında küçük avantajların zamanla kartopu gibi büyüdüğünü savunuyor. olaya bilimsel bir pencereden bakıp (bkz: matthew effect) mevzusuna girmiş; yani başta küçük bir fark yakalayanın daha çok dikkat çektiğini ve daha fazla kapının ona açıldığını anlatıyor. dışarıdan bakınca sadece şanslılık gibi görünse de aslında sürecin birikimli ilerlediğini belirtiyor. sosyal hayatta da doğru zamanda doğru çevrede bulunmanın veya bir bağlantı kurmanın insanı bir anda sıçrattığını, bunun da yeni fırsatları mıknatıs gibi çektiğini söylüyor. işin içine ağ teorisi ve kaos teorisini de katarak rastgeleliğin aslında belli noktalarda yoğunlaştığını iddia ediyor. hatta konuyu kozmosa kadar götürüp evrenin başlangıcındaki küçük farkların galaksileri oluşturduğunu söyleyerek durumu örneklendirmiş. en can alıcı noktada ise kardeşler arasındaki farklara değiniyor; birinin daha fazla destek görmesi veya özgüven kazanmasının yıllar içinde devasa farklar yarattığını, bunu sadece karakterle açıklamanın imkansız olduğunu savunuyor. özetle yazar diyor ki, genetikten aileye kadar her şeyin birikimli bir avantaj sürecine dönüştüğü bu sisteme şans diyorsak, evet şans gerçekten bazı insanlarda toplanıyor.
hayatta şansın herkese eşit dağıldığını söylemek zor. çünkü bazen tamamen rastgele başlayan küçük bir fark zamanla büyüyor ve belli insanlarda ya da belli çevrelerde toplanıyor gibi görünüyor. bu...
AI Özet: yazar borsa istanbul'un hiçbir mantığının olmadığını, ekonomi kitaplarının burada işlemediğini söylüyor. bilançosu süper olanların yerinde saydığı, zarar edenlerin ise tahtacı sayesinde uçtuğu (bkz: borsa istanbul) kaosundan dert yanıyor. içeridekilerin kaçmak istediği, dışarıdakilerin ise girmek için can attığı bu ortamı evliliğe benzetmiş. mevzunun tamamen psikoloji olduğunu, ekran başında sürekli fiyat kollayan küçük yatırımcının her zaman kaybettiğini belirtiyor. bu zihinsel yorgunluktan kurtulmak için basit bir taktik veriyor; grafiği haftalığa çekip 40 günlük hareketli ortalamayı baz almak gerektiğini anlatıyor. fiyat çizginin üzerindeyse tut, altına düşerse sat diyerek mevzuyu kapatıyor. böylece insan sürekli ekrana bakma stresinden kurtulup adeta bir keşiş gibi huzura erebileceğini iddia ediyor.
bazen, tradingview ekranındaki akıp giden sayılara bakarken düşünüyorum da, buranın gerçekten hiçbir mantığı ve matematiği yok. tuğla gibi ekonomi kitaplarının, rasyonel piyasa beklentilerinin tü...
AI Özet: yazar, yunanca sayılar üzerinden yürüyüp saranta kelimesinin kırklareli ismiyle olan bağını anlatıyor. aslında olay kırklar eli meselesiymiş ama (bkz: resmi gazete) ile isim değişmiş. tam bir etimolojik dedektiflik yapmış.
(bkz: yunanca sayılar)trianta: 30saranta: 40 peninta: 50 eksinta: 60 evdominta: 70 ogdonta: 80 eneninta: 90 not: kırklar+eli yazmak istesek saranta hora* dememiz gere...
AI Özet: yazar, insanın modern dünyadaki o bitmek bilmeyen içsel huzursuzluğunun sebebini evrimsel bir perspektifle açıklıyor. olay şu; atalarımız zamanında toplulukta huzursuzluk çıkaran, aşırı agresif ve uyumsuz tipleri sistemli bir şekilde dışlayarak aslında kendi türünü evcilleştirmiş. yani bizler, kurtların köpeğe dönüşmesi gibi, uysallık ve empati üzerinden elenerek hayatta kalmış genetik birer ürünüz. (bkz: insan evrimi) ancak yazar burada bir ters köşe yapıyor; bu durum toplumsal düzen için harika olsa da bireyin ruhunda derin yaralar açmış. tam bu noktada freud'un tezlerine selam çakarak, uygarlığın aslında bastırılmış dürtüler ve prangalanmış arzular üzerine kurulu olduğunu belirtiyor. içimizdeki o ilkel canavarı susturup medeni birer vatandaş olduğumuz için, dışarıya akamayan o vahşi enerji dönüp bizi vurmaya başlamış. gün boyu iş yerinde, trafikte veya sosyal medyada saçma sapan insanlara karşı takındığımız o sahte nezaket maskesi, aslında iç dünyamızı bir barut fıçısına çevirmiş durumda. yazara göre modern insan, hayatta kalabilmek için sabırlı ve anlayışlı görünmek zorunda kalsa da, içten içe kendi doğasına yabancılaşmış bir trajedi yaşıyor. kısacası medeniyet dediğimiz şey, bizi uysallaştırırken içten içe bitiren bir mekanizmaya dönüşmüş.
şöyle arkaya yaslanıp günlük koşturmacanın arasında durup düşününce, insanın hem canını sıkan hem de zihninde muazzam bir aydınlanma yaşatan sıra dışı bir gerçek var. hani bazen durup dururken ge...
AI Özet: yazar, manifest konser çıkışındaki simli makyajlı kızlar ve annelerini görünce duygusallaşmış. kendi çocukluğunda annesiyle kuramadığı o ortak eğlence dünyasını hatırlayıp hüzünlenmiş. kariyerle güç peşinde koşmak yerine, ileride kızıyla beraber şarkılar söyleyip dans etmenin gerçek mutluluk olduğunu fark etmiş. grubun kadınları ve çocukları böyle neşelendirmeye devam etmesini istiyor. (bkz: içindeki çocuğu yaşatmak)
son konserlerinin çıkışında tesadüfen ülker arena tarafındaydım. glitter makyajlı kız çocukları, onlara eşlik eden anneler falan derken aşırı tatlı bir görüntü vardı.ben annemle aramdaki yaş fark...
AI Özet: yazar, şebnem ferah başlığı altında debe'ye giren bir entry'ye bayağı bilenmiş durumda. diyor ki; adam şebnem ferah'ın 30 yıllık kariyerine, sesine veya şarkılarına dair tek kelime etmemiş ama üç paragraf boyunca eldiven çalma ve koklama gibi tuhaf ergen fantezilerini anlatmış. (bkz: şaşkınlık) yazarın gözlemlerine göre yazı başlangıçta gerçek bir yaşanmışlıkla güzel giriyor, sezen aksu'nun piyasadaki gücüyle ilgili kısımlar ilgi çekici ama sonra olay tamamen "her şeyi ben çözerim" moduna bağlanıyor. yazar, karşı tarafın kendi iddialarını kendi içinde çürütmesini oldukça komik buluyor. özellikle sezen aksu ve özlem tekin meselesindeki çelişkilere takılmış; bir yandan operasyon var diyor, öte yandan öyle olmadığını savunuyor. özlem tekin'in sisteme kafa tutan bağımsız ruhuyla, beyaz show'da ağlaması arasındaki tutarsızlığı vurguluyor. ayrıca özlem tekin'in reklamlarda oynaması ve görünür olmasıyla, kurgulanan o "omurgalı sanatçı" imajının uyuşmadığını belirtiyor. son olarak, şebnem ferah'ın belli bir siyasi görüşün vitrini olduğu iddiasının tek kanıtının teoman'ın bir paylaşımını beğenmesi olmasıyla dalga geçiyor. yani özetle yazar, somut belge yokken sadece varsayımlarla ve safsatalarla dolu, tutarsız bir metnin nasıl popüler olup debe'ye girdiğine anlam veremiyor.
(bkz: #183844423)yazar şebnem ferah başlığı altında entry gibi fakat ne idüğü belli olmayan bir şeyler karalamış ve debe'ye girmiş. mecburen okuduk. şebnem ferah'ın sanatına, sesine, diskografisi...
AI Özet: yazar, ay'ı saymazsak güneş sisteminde en çok bildiğimiz ve görüntülediğimiz yerin mars olduğunu söylüyor. venüs'ün o korkunç co2 battaniyesi, asit bulutları ve yüksek basıncı yüzünden oraya araç indirmek hem çok pahalı hem de imkansıza yakınmış; sscb zamanında venera ile denemişler ama artık kimse yüzeyde kalıcı olmakla uğraşmıyor, sadece yörüngeden bakıp geçiyorlar. merkür biraz daha misafirperver olsa da (bkz: bepicolombo) hala mars'ın popülerliğinin gerisinde kaldığını belirtiyor. mars'ın bilim kurgu filmleri sayesinde önceden gözde olduğunu, hatta 1965'te mariner 4 ile çok düşük çözünürlüklü, analogdan dijitale dönen fotoğrafların çekildiğini anlatıyor. sscb yüzeye ilk inen olsa da bağlantı hemen kopmuş, asıl renkli ve net kareler 1976'da nasa'nın viking lander 1'i ile gelmiş. yazar, eski bir ansiklopediden kurtardığı fotoğraflara değinerek nostalji yapıyor. günümüzde ise durum çok daha farklı; perseverance ve curiosity gibi robotlar orada takılıyor, hatta ingenuity ile helikopter bile uçurmuşuz. artık sadece fotoğraf çekmekle kalmayıp yerinde laboratuvar analizleri yaparak gezegenin kimyasını çözmeye çalıştıklarını, popüler bilim severler için de harika kareler yakaladıklarını ifade ediyor.
uydumuz ay'ı bir tarafa bırakırsak eğer, güneş sistemi'nde hakkında en çok bilgi sahibi olduğumuz, en çok görüntülenen gök cismi olma yolunda kararlı adımlarla ilerleyen gezegen.dünya'ya yakın gö...
AI Özet: yazar bir buçuk yıldır hindistan'da yaşadığını ve orada kendisi gibi birçok türk olduğunu belirtiyor. özellikle yoga, inziva ve tatil amacıyla gelenlerle birlikte aslında ciddi bir nüfus olduğunu ama resmi kayıtlarda görünmedikleri için sandık kurulmadığını söylüyor. internette hindistan ve kültürü hakkında çok ağır konuşanların aslında orayı hiç görmediğini, sadece sosyal medyadan gördükleriyle (bkz: yankı odası) kurdukları bir döngüde takıldıklarını ve bu kişilerin fikirlerinin hiçbir kıymeti olmadığını savunuyor. buraya gelen türkleri turistler, düğün davetlileri, iş insanları, yoga meraklıları ve dini ziyaretçiler olarak beş gruba ayırmış. hava durumu konusunda ciddi uyarıları var; kuzey için ekim-kasım ideal diyor, nisan-haziran arası sıcakların insanı pişirdiğini, temmuz-eylül arası ise muson yağmurlarıyla her yerin sele teslim olduğunu anlatıyor. güneyde ise goa'nın kasım-mart arası şahane olduğunu ekliyor. pratik bilgiler kısmında ise upi uygulamasını mutlaka indirmenizi öneriyor çünkü (bkz: para üstü) alma mevzusu burada tam bir kaos, karekodla ödeme hayat kurtarıyor. kredi kartının sadece büyük yerlerde çalıştığını, nakit için sokaktaki dövizcilerin uygun olduğunu ama eski dolarlarda sorun çıkabileceğini söylüyor. son olarak havaalanında hemen bir hat almanın önemini vurguluyor, yoksa şehir içinde otp kodlarıyla uğraşırken saç baş yolduruyormuş.
bir buçuk yıldır yaşadığım ülkeverilere göre 350 türk vatandaşı daha benim gibi hindistan'da göçmen olarak yaşıyor. bununla beraber yoga eğitimi, goa'da tatil, himachal'da inziva, rishikesh'de yo...
AI Özet: yazar 25 yıllık düdüklü tenceresiyle fasulye yaparken yaşadığı o hafif gerilimi anlatıyor. prosedürleri tek tek sıralayıp (bkz: mutfak savaşları) tecrübesiyle bizi rahatlatıyor.
şu an mutfakta düdüklü tencerede kuru fasulye pişiyor gençler.zamanı da kurmuşum. yarım saattir pişiyor cayır cayır.az sonra -10...
AI Özet: yazar, hasan cihat örter'in yıllardır değişmeyen agresif tavırlarını anlatıyor. adamın küfür potansiyelinin mezarda bile devam edeceğini, sorgu meleklerine bile kafa tutacağını söylüyor. (bkz: geri vites yapmamak) durumuyla kimsenin artık uğraşamadığı tam bir kaos makinesi olduğunu belirtiyor.
bu başlık eskiden 3 günde 1 debe'ye girerdi de, ben bu adamı( pardon hocam olacak) ilk tanıdığımda 2011-2012 yılıydı. şimdi 2026. o zamanlar yaş 20 idi şimdi 35. eminim çoğu ithorozunun yaşı bend...
AI Özet: yazar antalya'daki elektrik kesintilerinden ve voltaj dalgalanmalarından dert yanıyor. evdeki elektroniklerin tek tek gittiğini, tesisatın yanmış olduğunu söylüyor. (bkz: antalya) sıcağı beklemeden gelen bu çileye karşı çaresiz kalmış.
daha yaz gelmedi elektrikler kesilmeye başladı. arayıp çok tüketttin devlet yardımı alamayacaksın bak şu kadar fiyat olacak haaaa gel sözleşme yapalım demesini biliyorsunuz…son...
AI Özet: yazar, arteta üzerinden ingiltere ve türkiye arasındaki kafa farkına değiniyor. adam burada olsa çoktan kovulurdu diyor. (bkz: türk futbol yöneticileri) kısmının ise bu vizyonsuzluktan ders almayacağını düşünüyor.
türkiye ile ingiltere arasındaki mantalite farkını ortaya koyan teknik direktördür.bu adam takımın başına geçtikten sonra gösterdiği performansı burada büyük bir kulüpte ...
AI Özet: yazar, aslıhan'ın oyunculuk performansını ve diksiyonunu oldukça yetersiz buluyor. özel hayatındaki karmaşaların, partnerleriyle yaşadığı olayların ve magazinci tavırlarının dizinin önüne geçtiğini belirtiyor. (bkz: ergen tripleri) şeklinde tanımladığı davranışlarının set ortamını bozduğunu iddia eden yazar, demet'in bu yüzden yeni sezonu imzalamamasını takdir ediyor. kısaca kızın hem yeteneksiz olduğunu hem de özel hayatıyla gündem olduğunu söylüyor.
görünüm: dilan çiçek denizses: aygün aydınbücür cadı "zeliş" seviye oyunculuk… 10 yıllık ilişkisinden dizideki partneri için ayrılıp/aldatan (9 dizisinin en az 4'üyle ilişkisi olmuş ve 7 yıllık i...
AI Özet: yazar, grubun üyelerinin birbirini dengelediğini ve tek başlarına toksikleşebildiklerini ama beraberken tadının yerinde olduğunu söylüyor. (bkz: düş sokağı sakinleri)
çok eski fanlarından biri olarak buraya çok yazdım. ama bunu yazmak istedim gerçekten.bu adamlar birbirilerinin pan...
AI Özet: yazar dizinin finalini hiç beğenmemiş, resmen hayal kırıklığına uğramış. böyle absürt ve vahşi bir yapımın bu kadar "safe" ve suya sabuna dokunmayan bir sonla bitmesini (bkz: saçmalık) olarak görüyor. herkesin mutlu olduğu, iyilerin ödüllendirildiği klasik masal tadındaki final onu hiç sarmamış. kimiko'nun güçlerini kullanma mevzusunun geçiştirilmesine de bayağı takılmış. kısaca yazar diyor ki; hayat dersi değil, kaos izlemek istiyordum.
çok büyük hayal kırıklığı, olabilecek en suya sabuna dokunmayan final, çizgi romana büyük bir ihanet, bu dizilerin finallerinde sıçma işi ne zaman bitecek bilmiyorum, artık devam eden dizi izleme...
AI Özet: yazar, kemal sunal'ın beşiktaşlı futbolcularla yan yana gelip sanki takımdan biriymiş gibi poz verdiği o efsane fotoğraftan bahsediyor. bu durumun global versiyonu olarak bir ingiliz taraftarın şampiyonlar ligi'nde takıma sızmasını anlatıp (bkz: karl power) olayına bağlamış. sunal'ın farklı filmlerde farklı takımları tutmasıyla gerçek hayattaki galatasaraylılığını da ortak değerle açıklıyor.
bir filminde beşiktaşlı futbolcularla maç önü seremonisine çıkıp sanki takımın bir parçasıymış gibi çekildiği bir fotoğrafı var.görselmaç öncesi poz veren takımda 12 kişi var. gülmesine bakılırsa...
AI Özet: yazar, person of interest dizisinin tam bir başyapıt olduğunu savunuyor. jonathan nolan'ın elinden çıkan bu yapımın yapay zeka ve riskleri gibi konuları dönemine göre çok iyi işlediğini, prodüksiyon kalitesinin ise film tadında olduğunu belirtiyor. ramin djawadi'nin müziklerine, oyuncu kadrosunun sağlamlığına ve özellikle sarah shahi'nin seyirci baskısıyla kalıcı kadroya girmesine değiniyor. (bkz: john reese) karakterinin nikon d3100 kullanması gibi detaylara girerken, birçok yan oyuncunun house of cards'ta da boy gösterdiğini hatırlatıyor. bölümlerin çoğunun imdb'de 9 üstü puan almasıyla dizinin başarısını kanıtlayan yazar, new york atmosferinin de tadını çıkaranlara tavsiye ediyor. kısaca (bkz: efsane dizi) diyor.
--- spoiler ---bu efsanevi dizi hakkında bazı bilgiler şöyledir;- jonathan nolan tarafından yaratılan dizi, 2011-2016 döneminde tam 5 sezon ve 103 bölüm olarak yayınlanmış ve oldukça başarılı olm...
AI Özet: yazar tayland'da hastalananlar için hayat kurtaran bir tüyo veriyor; sakın ha özel hastanelere bulaşmayın diyor. özel hastanelerin fiyatları resmen soygun seviyesindeymiş, bir kutu ilaca dünya para istiyorlarmış. bunun yerine devlet hastanelerini öneriyor çünkü fiyatlar çok daha insancıl. pasaportu kapıp devlet hastanesine gidince önce tansiyon, ateş ve oksijen ölçümleriyle süreç başlıyor. kayıt, ödeme, tetkik ve tekrar kayıt şeklinde dönen biraz bürokratik bir döngü var ama sonunda cüzdanınız yanmıyor. arkadaşı özelde 10 bin baht bayılırken, yazar aynı işlemle çok daha ucuza kurtulmuş. (bkz: sağlık turizmi) kısacası yurt dışında kamu hastaneleri her zaman daha mantıklı.
biraz tayland hastanelerinden bahsetmek istiyorum. olur ya tatile gelirseniz ve hastalanırınız diye kutsal bilgi kaynağına biraz bilgi bırakalım.özellikle özel hastanelere kesinlikle gitmeyin. de...
AI Özet: yazar, eowyn'in aslında göründüğü kadar kahraman olmadığını savunuyor. kıza göre aragorn'u etkilemek için savaşa giren ama sonuç alamayınca rotayı faramir'e kıran bir tiple karşı karşıyayız. (bkz: fırsatçılık) cadı kral olayındaki başarısını da tamamen merry'ye borçlu olduğunu, asıl darbeyi onun vurduğunu iddia ediyor. yazarın gözünde eowyn; hırslı, kendini beğenmiş ve mutfakta da sınıfta kalmış bir karakter. feministlerin bayıldığı o meşhur sahnenin aslında içi boş olduğunu, kızın sonunda şifacılığa yönelse bile beceriksizliğini sürdürdüğünü söylüyor. özetle yazar, eowyn'in ne kılıç tutmayı ne de yemek yapmayı bildiğini, tüm övgüleri haksız yere topladığını belirterek hanımefendiyi yerden yere vuruyor.
erleri yendim kız başıma diyen, kafesten korktuğunu iddia eden, eli kılıç tutan, grima solucandil 'e maruz kalmaktan aragorn 'un eli eline değince (şarap verirken gerçekleşmiştir, yoksa adamın di...
AI Özet: yazar, noam chomsky'yi hem dilbilimle dünyayı sarsmış hem de sistem eleştirileriyle ciddi paralar kazanmış çelişkili bir figür olarak tanımlıyor. evrensel gramer teorisinin güncelliğini yitirdiğini ama kampüs solcularının hala adamı idol gibi gördüğünü belirtiyor. abd emperyalizmine söverken sistemin konforunda yaşamasını büyük bir pr başarısı olarak nitelendiriyor. (bkz: rızanın imalatı) teorisiyle kitleleri uyandırdığını iddia eden ama teliflerle kendi refahını kuran tonton bir anarşist olduğunu savunuyor.
dilbilimci şapkasıyla akademik dünyayı sarsıp sonra siyaset bilimci kimliğiyle mit'deki sıcak odasından kapitalizme söverek milyon dolarlar kazanan garip bir adamdır bu... rızanın imalatı diye bi...
AI Özet: yazar diyor ki bazı türk filmleri ilk çıktığında herkes tarafından gömülüyor ama zamanla değeri anlaşılıyor. kolpaçino örneğini vererek anlatmış; eskiden dalga geçilen filmlerin şimdi klasik sayıldığını belirtiyor. maskeli beşler kıbrıs filmini izlemiş ve düşük imdb puanları ile ekşi sözlükteki eski tepkilere anlam verememiş. yazara göre film ticari kaygılarla yapılmış olabilir, afişleri berbat olabilir ama aslında komik bir yapım. insanlara neden kötü olduğunu sorduğunda mantıklı cevaplar alamayacağını, çoğu kişinin sadece genel kanıya uyduğunu savunuyor. (bkz: g.o.r.a vs kolpaçino vs pardon) şeklinde bir kıyaslamaya girerek, şafak sezer'in mimiklerine gülmeyenlerin benzer şeyleri yapan yabancı oyunculara bayıldığını söylüyor. kemal sunal ve recep ivedik üzerinden de benzer bir süreçten bahsetmiş; eskiden avamlık sayılan şeylerin şimdi elitlik veya analiz konusu olduğunu anlatmış. filmi 7/10 ile puanlamış.
sonradan değeri bilinen türk filmleri diye bir realite var. ilk çıktıklarında belki afiş ön yargısının, tutarsa yenisi çekilmesinin ve nostaljik yeşilçam elitizminin etkileriyle inanılmaz bir tep...