AI Özet: yazar (bkz:yaratıcı çözüm) diyor.
maarif takvimine soyunarak ekonomisine katkı sağlayabilir.
AI Özet: yazar, tarikatların bedava geçinme rahatlığıyla gerçeklikten koptuğunu söylüyor. sorgulama yetisi olmayan kitlelerin (bkz: ezberci eğitim) etkisinde olduğunu ve üretken insanların sırtından geçinildiğini belirtiyor.
tarikatta müritlerden bedava geçinmeye alışınca para gökten yağıyor zannetmesi normal.şu ülkede az sayıda katma değer üreten insan ve şirket de olmasa o müritler...
AI Özet: yazar bu kuralın milli takıma zarar vereceğini, oyuncuların önünü kapatıp seviyeyi düşüreceğini savunuyor. (bkz: futbolun hali)
muhtemelen barış alper, yunus, uğurcan gibi oyuncuların yurt dışına çıkışına engel olacak, ferd...
AI Özet: yazar, 2017'den kalma bir market broşürüyle günümüz fiyatlarını kıyaslayıp matematik kasmış. gıda sepetinin 23 kat arttığını ama maaşların tüik verilerine göre sadece 15 kat arttığını söylüyor. yani satın alma gücü yerle bir olmuş. (bkz: enflasyon) yönetimin hataları yüzünden aslında çok daha yüksek maaşlar almamız gerektiğini, mevcut durumun resmen bir soygun olduğunu savunuyor. gıdaya göre doların 69 tl olması gerektiğini eklemiş.
şurada 2017 yılındaki bir market broşüründe gıda ürünlerinin fiyatları var. epeyce kapsamlı bir broşür.buradaki ürünlerin şu andaki fiyatlarla kıyaslamasını yaptım. yaklaşık 40 kalem üründeki fiy...
AI Özet: yazar, yapay zekanın teknolojik olarak hayatımıza girdiğini kabul etse de ekonomik tarafının tam bir (bkz: balon) olduğunu savunuyor. özellikle openai ve sam altman üzerinden dönen mevzulara odaklanmış. adamların trilyon dolarlık yatırım iddiaları var ama gelirleri bunun yanında çerez parası kalıyor. yazar diyor ki, sam altman kâr etme sorularına düzgün cevap veremiyor, topu taca atıyor. üstelik donanımlar hızla eskidiği için 2030'da kâra geçme hayali pek gerçekçi durmuyor. bain ve hsbc raporlarına değinen yazar, kullanıcı sayısının ve ödeme yapanların oranının şirketi ayakta tutmaya yetmeyeceğini belirtiyor. ayrıca sam altman'ın geçmişteki loopt macerasındaki kullanıcı sayısı sallamalarına değinerek güven sorununa dikkat çekiyor. asıl bomba ise şu döngü: nvidia veya oracle yatırım yapıyor, openai da bu parayı dönüp yine onlardan kart ve sunucu hizmeti alarak harcıyor. yazar, bu karşılıklı para döndürme olayının (bkz: magnificent 7) dediği dev şirketleri kapsadığını, eğer openai çökerse abd borsasının ciddi bir kısmının etkilenebileceğini ve dünya ekonomisinin sarsılabileceğini söylüyor. son olarak, mevcut dil modellerinin sadece bir sonraki kelimeyi tahmin eden gelişmiş birer otomatik tamamlama sistemi olduğunu, gerçek bir mantık yürütme olmadığı için bu yolla agi'ye ulaşmanın imkansız olduğunu savunuyor.
kullanıcı olarak bu teknolojinin balon olduğunu düşünmüyorum, çünkü çoğumuz yapay zekayı hayatına çok hızlı şekilde entegre etti fakat ekonomik olarak ise durum tam tersi, gerçekten bir balon mev...
AI Özet: yazar, atatürk'ün millet için her şeyi göze alan büyük bir kurtarıcı olduğunu söylüyor. sevgi ve minnetle anılması gerektiğini belirtip (bkz: 19 mayıs) kutluyor.
sadece halkını düşünüp halkı için çabalayan, bu doğrultuda hayatını feda etmiş, bir milletin kaderini değiştiren büy...
AI Özet: yazar, kişinin özel hayatındaki çelişkileri ve siyasi tutumlarını eleştiriyor. tek tip rollerle ünlü olduğunu ve abartıldığını savunuyor. (bkz: overrated oyuncular)
kültürsüz, alkolik, evli ve çocuklu olduğu halde eşini sürekli aldatan, kadınlara sarkıntılık yapan ama ahlaklı ve dindar...
AI Özet: yazar, google gemini'nin artık kullanım limitleri getirdiğinden ve insanı darladığından yakınıyor. pro hesaplarda bile kotanın hemen dolması tam bir (bkz: kapitalizm) örneğiymiş. coder değilseniz para vermeyin diyor; ai studio'dan yürüyün ya da deepseek, qwen gibi çinli modellere şans verin diyor. kısacası farklı botlar arasında mekik dokuyarak bedavaya idare edebileceğimizi savunuyor. (bkz: bedava sirke baldan tatlıdır)
artık eskisi gibi kendisine sınırsız soru sorma hakkımızı elimizden almış ve en temel modelde bile kısıtlamaya gitmişler. ayarlardan usage limits'ten kalan hakkınızı görüyorsunuz.kısıtlamaya hem ...
AI Özet: yazar, kadınların yaş tahmininde basit bir matematik formülüyle durumu kurtarmayı öneriyor. (bkz: hayat kurtaran bilgiler) şeklinde yaşın %80'ini söyleyip sonra iltifat et diyor. kendi patronuna yanlışlıkla yaş ekleyip patlamış.
formül çok basit arkadaşlar.. gösterdiği yaş * 0,8 = vereceğiniz cevap50 ise 4045 ise 3640 ise 3236 ise 2932 ise 2628 ise 24 gibi.. "yiaaa abartma şapşik" derse de acaip inan...
AI Özet: yazar, chuck palahniuk'un görünmez canavarlar kitabı ile piraye'nin seyir kitabındaki benzer temaları yakalamış. iki eserde de ortak nokta, insanın kendi acılarını ve geçmişini bir hikaye gibi anlatıp aslında o hikayenin esiri olması durumu. yazar diyor ki, brandy'nin yaralı mankene "hikayen sadece kelimelerden ibaret, onu çöpe at ve kim olacağına sen karar ver" demesiyle, seyir kitabındaki ma'nın mina'ya "yıllardır aynı rolü oynadın, artık bu oyun bitti" çıkışı resmen aynı kapıya çıkıyor. (bkz: karşılaştırmalı edebiyat) kasmadan anlatmak gerekirse, yazar geçmişin yükünden kurtulmanın yolunun, o dramatik hikayeyi dışarıdan bir gözle izleyip "aslında bu sadece bir kurguymuş" diyebilmek olduğunu belirtiyor.
şu an okuduğum chuck palahniuk'a ait görünmez canavarlar kitabında, geçirdiği kazada yüzünden yara almış bir mankenin ağlayarak acısını anlatması karşısında brandy'nin ona söyledikleri, bana pira...
AI Özet: yazar, nagehan alçı ve eski eşi rasim ozan kütahyalı'nın karanlık geçmişine değiniyor. özellikle rasim'in eski eşine yönelttiği bazı iddiaların havada uçuştuğunu, ancak ikisinin de aslında ergenekon-balyoz döneminde sadece (bkz: piyon) olduklarını savunuyor. ellerine verilen metinleri okuyup statü ve para kazandıklarını, 15 temmuz sonrası ise bir şekilde kenara itildiklerini söylüyor. asıl mevzuya gelirsek; yazar, bu çiftin banka asya'dan çektiği kredilerin akıbetini merak ediyor. rasim'in zor geçindiğini iddia etmesine rağmen, o dönemki lüks villalar ve yedi araba gibi masrafların nasıl karşılandığını sorguluyor. nagehan'ın maaşının buna yetmeyeceği belli, bu yüzden yasadışı gelir şüphesi üzerinde duruyor. kısacası yazar, bu hesapların detaylıca araştırılması gerektiğini belirtiyor.
eski kocası tarafından "yunan ajanı" suçlaması yöneltilmiş. onlartvbugün bir tweet'te sabahattin önkibar'ın ağzından bu iddia dolanıyordu ortada. anlaşılan kaynak rasim ozan kütahyalı'ymış. negeh...
AI Özet: yazar, vavien filminin tolstoy'un mutsuz aileler üzerine olan o meşhur sözünü resmen ete kemiğe büründürdüğünü söylüyor. engin günaydın'ın senaryosunun ve taylan biraderlerin yönetmenliğinin türk sinemasındaki en iyi işlerden biri olduğunu, özellikle kara film türünü çok başarılı işlediğini belirtiyor. filmdeki vavien anahtarının aç-kapa mantığının, hayatın absürt döngüleriyle (bkz: ölüm ve yaşam) paralel gittiğini anlatıyor. tokat erbaa'da geçen hikayede celal karakterini tam bir egoist, ikiyüzlü ve tatminsiz tip olarak tanımlıyor. adamın kendi hatalarını görmezden gelip ailesine tahammül edememesi, hatta karısını hayatındaki engel olarak görüp onu ortadan kaldırma planları yapması yazarın dikkatini çeken noktalar. sevilay'ın ise bu bencilliği sevgi sanan, özsaygısını yitirmiş ve babasından gördüğü baskıyı evliliğinde normalleştirmiş bağımlı bir karakter olduğunu vurguluyor. oğlanın ise babası tarafından tamamen değersizleştirildiği, sevgiye aç ve yalnız bir genç olduğu belirtiliyor. yazara göre filmi zirveye taşıyan şey, hayatın içindeki o tuhaf doğallık ve absürtlüklerin (bkz: kara mizah) çok iyi yedirilmiş olması. cinayet planlarının bile sıradanlaştığı, her şeyin olduğu yere döndüğü o garip atmosferin filmi özel kıldığını söylüyor.
bütün mutlu aileler birbirlerine benzerler, her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluğu vardır der tolstoy. taylan biraderler'de bu cümleyi anlatırcasına taşrada hayalleri ile hayatı arası...
AI Özet: yazar diyor ki sevgi kadını öyle bir açtırıyor ki dışarıya resmen ışık saçıyor, olay tamamen (bkz: aşk) meselesi.
insanın insana iyi gelmesinin, bir ruhun başka bir ruhta hayat bulmasının somut halidir.sevilme...
AI Özet: yazar istanbul'da park yeri bulmanın imkansızlığını (bkz: hayal) olduğunu söylüyor.
dizilerde karakterlerin nereye gitse şıp diye park yeri bulması olayıdır.dizilerin en gerçeğe u...
AI Özet: yazar, dua etme mevzusuna biraz dertli ama sonunda aydınlanmış bir yerden giriyor. başta hani istersen olur, dua et kabul edilir gibi bir hava varken, bazen öyle içten dua ediyorsun ki ama tık yok, yazar da bunu yaşamış. hatta (bkz: kurtlar vadisi)ndeki derya sahnesi gibi insanın içi parçalanıyor, hani artık bu dua kabul olur dersin ama yine de olmaz. burada insan doğal olarak afallıyor, hatta biraz sitem ediyor, hani şah damarımdan yakınsın falan diye sorgulamalara giriyor. yazar kendi hayatından örnek verip, günde binlerce istiğfar çekip her yolu denediği bir dönemi anlatıyor ama sonuç tam tersi çıkınca bayağı kırılmış. fakat zaman geçip dönüp baktığında, o kabul olmayan duaların aslında kendisi için ne kadar büyük bir hayır olduğunu fark etmiş. yani olay tamamen (bkz: tevekkül) meselesine dönmüş. biz sadece kapıyı görürken allah'ın kapının ardını gördüğünü, bizim istediğimiz şeyin sonunun nereye varacağını bilmediğimizi söylüyor. asıl mevzunun allah tasavvuruyla ilgili olduğunu, insanın allah'ı nasıl tanıdığının önemini vurguluyor. (bkz: ben kulumun zannı üzereyim) hadisi üzerinden, eğer insan içten içe olmaz diye düşünüyorsa aslında ümidi kestiğini belirtiyor. son olarak, allah'tan ümidi kesmenin rahmetten ümidi kesmek olduğunu hatırlatarak, onun rahmetinin her türlü kırıklığımızdan daha büyük olduğunu anlatıyor.
dua etmek derken aklıma gelen ilk cümle hep şu oluyor:“ vermek istemeseydi, istemeyi vermezdi. ”sonra gönlüme bir ayet düşüyor:(bkz: mü'min suresi 60.ayet):“bana dua edin, duanıza icap edeyim.”me...
AI Özet: yazar mevzuya direkt caz albümleriyle girmiş, bildiğin müzik listesi üzerinden bir hayat dersi veriyor. sonny rollins'in village vanguard albümünden bahsederken piyanonun yokluğunu "yağsız yemek" gibi derinlik katan bir unsur olarak tanımlamış. albert ayler'ın spiritual unity albümünü ise öyle bir anlatmış ki, müzikten ziyade bir aygırın böğürmesini dinliyormuşuz gibi hissettiriyor; yani tamamen ilkel ve omurilikten gelen bir vahşet söz konusu (bkz: free jazz). ornette coleman'ın the shape of jazz to come albümünü ise bu işlerin şahı olarak görüyor, özellikle lonely woman parçasına bayılmış. araya bir tane de (bkz: yalçın küçük) sıkıştırmış; adamın caz çalan radyoyu kapatma huyuna ve "caz çalan devrimci olmaz" kafasına sağlam bir gönderme yaparak, bu müzikal körlüğe acımış. john carter ve bobby bradford ikilisini zeki & metin kıvamında bulmuş, castles of ghana albümünü ise hayali yerler sözlüğü gibi kendi mitolojisini kuran bir iş olarak tanımlamış. cecil taylor'ın silent tongues albümüne gelince, orada artık piyano çalmak değil, piyanoyu tokatlamak ve kırbaçlamak durumu var; tam bir barbarlık diyor. son olarak da bu tarz müzikleri yapabileceğini sananlara "hadi deneyin de aradaki uçurumu görün" diye meydan okuyor.
çeyiz -1çeyiz -2çeyiz -3çeyiz -4, orta asya müziği /1çeyiz -5, orta asya müziği /2çeyiz -6çeyiz -7çeyiz -8çeyiz -9çeyiz -10 aşık kültürü /1çeyiz -11 aşık kültürü /2davut sulari - aşık kültürü /3ç...
AI Özet: yazar, ilgili şahsın tek kalemde 23 ildeki bir sürü orman arazisini vasıfsız hale getirdiğini söylüyor. doğa katliamına karşı bildiğimiz (bkz: yetmez ama evet) modunda takılıp durumu eleştiriyor.
19 mayıs öncesi tek imzasıyla 23 ilde orman arazisi kabul edilen toplam 108 arazi orman arazisi vasfını yitirmiş. görselartvin, aydın, balıkesir, bingöl,...
AI Özet: yazar diyor ki portekiz aslında dışarıdan bakınca emekli kasabası tadında, sarı tramvayların gezdiği huzurlu bir yer gibi duruyor ama arka planı tam bir kaos. (bkz: tarihin ironisi) adamlar bir ara öyle bir gaza gelmişler ki dünyayı cetvelle ikiye bölüp şurası benim burası senin demişler. yazarın anlatımına göre biz okulda bunları sevimli kaşifler diye okusak da aslında olay tamamen ticari bir açgözlülük ve denizci mafyası kıvamında bir yayılmacılıkmış. vasco da gama ve macellan gibi isimlerin peşinde olduğu şey merak değil, dönemin petrolü sayılan baharat rotasını ele geçirmekmiş. adamlar okyanusa açılıp afrika'dan asya'ya kadar her yere kale dikmişler, yollarına çıkan ticaret filolarını da hiç acımadan yakmışlar. özellikle tordesillas antlaşmasıyla dünyayı ispanya ile paylaşmaları tam bir komedi; bugün brezilya'da neden portekizce konuşulduğunun sebebi işte bu hayali çizgiymiş. yazar, portekiz'in brezilya'daki altın ve elmas yataklarını sömürürken kurduğu kölelik sisteminin insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biri olduğunu belirtiyor. kısacası yazar, zamanınk bir zamanlar dünyayı titreten bu devasa gücün bugün dijital göçebelerin takıldığı sakin bir yere dönüşmesini oldukça ironik buluyor.
iber yarımadası’nın okyanusa bakan o yalnız ucunda, avrupa haritasının adeta bir kenar süsü gibi duran bu ince uzun ülkeye dışarıdan baktığınızda, zamanın rüzgarlı bir yerlerde donup kaldığını hi...
AI Özet: yazar, evdeki şişko kedisinin gece vakti yatağına gelip gırlamalarla onu nasıl darladığını anlatıyor. kedi öyle bir sevgi arsızı ki, yazarın sol kolu kedi sevmekten kas yapmış, (bkz: sedanter yaşam) için tek sporun bu olduğunu söylüyor. hayvan hem telefonla oynamasına engel oluyor hem de önünde yatıp horlayarak keyif çatıyor. yazar, kedinin bu vurdumduymazlığına ve tatlılığına karşı koyamayıp dişlerini sıkıyor, onu ısırmakla sevmek arasında gidip geliyor. öte yandan evdeki diğer kedinin tam bir müzevir olduğunu, sadece dedikodu varken ortaya çıktığını belirtiyor. british kırması olan bu tüy yumağının zalimliğine rağmen, yazar onun tipine kıyamayıp uykusundan feragat ederek entry yazıyor. son olarak da kedisine nazar değdirenlere karşı ciddi uyarılar savuruyor.
ha bu şişko kedi, ben yatağıma yattığım gibi saat kaç olursa olsun, uykuda bile olsa uyanıp yatağıma geliyor. gırlayarak işaret fişeğini atıyor. okşa, okşa, okşa sol kolumun kas kütlesi arttı. se...
AI Özet: yazar, 19 mayıs'ı sadece bir bayram değil, tam bir stratejik şaheser ve bürokratik hackleme operasyonu olarak tanımlıyor. mevzu şu; memleket kupon arazi gibi paylaşılırken, istanbul hükümeti ingilizlerin baskısıyla titriyormuş. ingilizler "şu türkleri bir susturun" deyince, çanakkale'den tanıdığımız karizmatik mustafa kemal paşa sahneye çıkıyor. yazarın deyimiyle atatürk burada resmen tersine mühendislik yapmış. hükümetten geniş yetkiler koparıp, kağıt üzerinde asayiş memuru gibi görünürken aslında anadolu'nun tüm anahtarını cebine koymuş. (bkz: truva atı) resmen yasal mevzuatla karşı tarafı nakavt etmiş. 16 mayıs'ta bandırma vapuruyla yola çıkarken ingilizler vapurda silah arıyormuş ama yazar diyor ki; adamlar sadece demir kömür peşindeyken, paşa aslında koca bir milletin inancını ve bağımsızlık ateşini taşıyormuş. 19 mayıs sabahı samsun'a ayak bastığında, ingilizler hala silah toplanacağını sanacak kadar safmışlar. oysa mustafa kemal'in kafasındaki asıl plan, milli egemenliğe dayalı, tam bağımsız modern bir devlet kurmakmış. yani olay sadece bir yere çıkmak değil, bir ulusun kaderini baştan yazmakmış. yazar, bu vizyon ve dehaya karşı şapka çıkartıyor.
türk ulusunun makus talihini, geriye kalan coğrafyanın kanla yazılmış kaderini ve emperyalizmin sömürgeci çarklarını tek bir hamleyle paramparça eden o kutlu askeri ve siyasi deha atamızın, anado...
AI Özet: yazar, avrupa saraylarının en dişli ve hazırcevap soytarısı triboulet'in hikayesini anlatıyor. adamda mikrosefali olduğu için fiziksel olarak pek standart bir tip değilmiş, hatta başlangıçta insanlar ona biraz (bkz: dış görünüşe önem vermek) şeklinde yaklaşmışlar. ama triboulet öyle bir kafa yapısına sahipmiş ki, i. françois'nın saray soytarısı olduktan sonra resmen evrim geçirmiş; kurnaz, iğneleyici ve tam bir saray kurdu olmuş. yazarın anlattığına göre soytarıların şöyle bir ayrıntısı var; krala ve otoriteye karşı herkesin sustuğu konularda laf sokma yetkileri var, yani dönemin tek özgürlük alanı burasıymış. triboulet de bu durumu sonuna kadar zorlamış. mesela krala, bir asilin kendisini öldürme tehdidi üzerine "beni 15 dakika daha erken astırsanız olmaz mıydı" diye soracak kadar (bkz: özgüven patlaması) yaşayan bir tipmiş. asıl bomba ise kralın poposuna şaplak atmasıyla başlıyor. kral onu affetmek için ağır bir özür istiyor, triboulet de "sizi kraliçe sandım" diyerek ateşe körükle gidiyor. kral önce idam kararı veriyor ama nasıl ölmek istediğini sorunca, adam "yaşlılıktan ölmeyi seçiyorum" diyerek durumu kurtarıyor. yazar, bu zekice çıkış sayesinde adamın hayatının kurtulduğunu ve sonunda gerçekten yaşlılıktan öldüğünü belirtiyor. ayrıca bu karakterin victor hugo'ya da ilham verdiğini ekliyor.
avrupa kraliyet saraylarının tarihi ve edebiyatı, komedi yeteneği yüksek soytarılarla doludur. ancak hiçbir saray soytarısı triboulet kadar hazırcevap değildi. fransız saraylarında hizmet verdi, ...
ben
negatif
AI Özet: yazar diyor ki aslında hepimiz kendimizi bir yere oturtmaya çalışırken hayatı ıskalıyoruz. ben dediğimiz şey, yaşanmışlıkların olduğu gibi değil de zihnimizde eğilip bükülmüş, bazen parlatılmış bazen de eksiltilmiş bir versiyonuymuş. yani gerçekle değil, gerçeklerin çarpıtılmış tortusuyla uğraşıyoruz. (bkz: kimlik bunalımı) yazara göre insan, kendini hayatın merkezine koyup sürekli tanımlamaya ve anlamlandırmaya çalıştıkça yaşamın doğal akışından kopuyor. anı yaşamak yerine, o anın kendi hayat hikayesindeki yerine odaklanmakten modern insan feci şekilde yorulmuş. sürekli özel olma, özgün görünme çabası derken aslında kendi zihninin içinde hapsolup dünyanın canlılığını kaçırıyormuşuz. işin daha trajik kısmı ise, insanların acılarını ve öfkelerini iyileştirmek yerine onları karakterlerinin bir parçası, hatta omurgası haline getirmeleri. sanki yaraları kapanırsa ortada hiçbir şey kalmayacakmış gibi acıya tutunuyoruz. öfke bile artık dünyayı değiştiren bir güç değil, insanı kendi içine kapatan bir çembere dönüşmüş. kısacası yazar, kendimizi kurmaya çalışırken aslında yokluğu yaşadığımızı ve sürekli bir şeyleri bekleyerek hayatı ertelediğimizi belirtiyor. (bkz: varoluşsal sancılar)
kendime ne zaman "kimim ben?" diye dönsem, karşıma hep bir çarpıtma meselesi çıkıyor. ben diye andığımız yer sanki doğrudan hayatın kendisi değil de yaşanmış olanların ardından geriye kalan eğril...
AI Özet: yazar yerli telefon olayını yeni vergilerin habercisi olarak görüyor (bkz: zam)
ben bunu yeni vergiler yolda gibi okudum nedense. bir şey yerli olunca hep ithal ürünler ceza g...
AI Özet: yazar, yaprak dökümü'ndeki ali rıza bey'in bitmek bilmeyen gurur triplerine ve vizyonsuzluğuna resmen isyan etmiş. özellikle 93. bölümdeki o sahneye takılmış; adamın sırf "burada bana ihtiyaç yok" diye, ailesi borç batağındayken işi bırakmasını (bkz: öngörü sıfır) tam bir felaket olarak görüyor. yazar diyor ki, ev ipotekli, şevket taksilerde perişan, herkes bir yerden para artırmaya çalışırken ali rıza bey'in masa başında boş oturmayı gururuna yediremeyip istifa etmesi tam bir komedi. üstelik adamın sadece işi bırakması yetmiyor, hayriye hanımın terzilikle eve getirdiği üç beş kuruşu da küçümsüyor, kadının emeğini hakir görüyor. yazar burada hayriye'yi savunma moduna geçmiş; dizide hayriye'den nefret edenlere "bir daha düşünün" diyor. kadının 30 yıl boyunca bu adamla yaşadığı varlık içindeki yokluğu, çektiği çileleri anlatıyor. hayriye'nin kızlarına zengin koca bulma isteğini bile ali rıza'nın bu (bkz: ebleh) kişiliği yüzünden çok doğal buluyor. yazarın gözünde hayriye, çocukları için savaşan gerçek bir anne; ali rıza ise sadece kendi mağrur imajını korumaya çalışan, ailesini uçuruma sürükleyen bir figür. kısacası yazar, ali rıza'nın gururunun aslında ailenin yıkım belgesi olduğunu belirtiyor.
yaprak dökümü 93. bölümden belki de 5 sezon 174 bölümün tamamında en sevdiğim sahne bu olabilir. izlerken içinizin yağı eriyor.ali rıza 30 yıllık kaymakamlığını ve fikret'in nişanını bir söylenti...
AI Özet: yazar, şahsın çok sayıda sim kartı ve banka hesabı olduğu iddialarına değiniyor. nafaka adı altında dönen dolaplardan ve whatsapp üzerinden yapılan gizli operasyonlardan bahsediyor. (bkz: adaletin şașalması) durumuyla dalga geçerek, belgeli skandallarına rağmen geç işlem yapıldığını söylüyor.
onlar tv'de anlatılanlara göre 19 tane sim kartı, 16 tane banka hesabı varmış.nagehanla ortak banka hesapları varmış, oraya para gönderip açıklamasına nafaka yazıyormuş, sonra hemen o hesaptan çe...
AI Özet: yazarın 90 yaşındaki dedesi akıllı telefona hızlıca alışmış. turşu tarifleri için interneti önermesi, reels izleyip duygulanması ve siyah beyaz videolar çekmesi tam bir (bkz: dijital göçmen) vakası. fotoğraflara alev atarak süreci tamamlamış.
dedem 90 yaşında. 2 yıl önce ona bir akıllı telefon aldık. çok çabuk benimsedi.dedem çok guzel turşu yapar, turşu yapmanın inceliklerini soruyoruz "internet'e her şey var, niye bakmi...
AI Özet: yazar, sergen yalçın'ın kovulmasını haklı buluyor ve adamın efsane sıfatını hak etmediğini savunuyor. futbolculuk dönemindeki tembelliğinin teknik direktörlüğüne de yansıdığını, avrupa futbolundan bi haber olduğunu ve aşırı egolu olduğunu söylüyor. (bkz: yetenek israfı) durumuyla dalga geçilmesini normal bulurken, medyadaki destekçilerinin boş konuştuğunu ve kendisiyle devam edilse nal toplanacağını iddia ediyor.
önümüzdeki sezon yaşanacak 1-2 malubiyette kendi koltuğu da sağlam sallanacağı için serdal adalı tarafından kovulmuştur. şimdi olası kötü senaryoda 'ama istediniz de gönderdim' diyebilir.beşiktaş...
AI Özet: yazar denize doğru kaçıp sevgiye koşmak istediğini söylüyor (bkz: romantizm)
denize doğru… denize doğru…düşlerimde bile kaçtım denize doğru,aslında kaçmak değil sevgiye koş...
AI Özet: yazar, rakip takım taraftarlarının gabriel sara üzerinden yaptıkları yorumlara ve sevinçlerine bayağı yükselmiş. oyuncunun milli takıma seçilmemesiyle mutlu olanları (bkz: düşük seviye) olarak nitelendiriyor. transfer olsa da olur demiş ama asıl derdi, gs'nin zayıflamasını bekleyenlerin kendi ezikliğini kabul etmesi.
galatasaray kompleksinden kafayı yemiş tipler artık neyi bahane edeceklerini, ne iftira atacaklarını, neye sevineceklerini bile şaşırmış durumdalar. bu acınası hallerini gördükçe gülmeden edemiyo...
AI Özet: yazar diyor ki aşırı düşünmek aslında bir hastalık ve islam buna çoktan çare bulmuş. kafa dağıtmak yerine dua, namaz ve tevekkülle allah'a sığınmak gerektiğini savunuyor. olay tamamen kontrol edemeyeceğimiz şeyleri kontrol etmeye çalışmakla alakalıymış. (bkz: tevekkül) zorlukların geçici olduğunu, huzurun ise allah'ı anmakla geleceğini belirtiyor. şifa hemen gelmese bile sabırla ve ibadetle yola devam etmek gerektiğini söyleyerek bitirmiş. tam bir (bkz: huzur) arayışı.
aşırı düşünme bir hastalıktır. islam bunu 1400 yıl önce fark etmiş ve size çaresini vermiştir. aşırı düşünme ve üzüntü, zayıf imanın işaretleri değildir. islam, duygusal acıyı asla görmezden gelm...
AI Özet: yazar, galatasaray'ın icardi'ye rağmen şampiyon olduğunu savunuyor. adamcağızın formsuzluğu, sakatlık sonrası italya'da keyif yapması ve takımdaki kaprisleri artık çekilmez noktaya gelmiş. osimhen faktörü olmasa işlerin çok daha kötü biteceğini, icardi'nin şu anki haliyle yedek bile olamayacağını iddia ediyor. (bkz: icardi'nin kaprisleri) mevzuda bir de kontrat yenilememe ve motivasyon kaybı var. kısacası yazar diyor ki; artık aslolan galatasaray'dır, icardi'nin bireysel tavırları yüzünden enerji harcamaya gerek yok, yolların ayrılma vakti gelmiş çatmış.
- fenerin forvetlerini gönderip 2. yarıya forvetsiz başlaması- skriniar, talisca ve asensio'nun uzun süreli sakatlık döneminde kaybettiği puanlar- kasımpaşa ve rize maçlarının son saniyesinde kay...
AI Özet: yazar, stalin'in kendi halkına savaşlarda öldürdüklerinden daha fazla zarar verdiğini söylüyor. ufak bir muhalefette insanları gulag kamplarına gönderip orada perişan ettiğini, soljenitsin'in de sadece eleştiri yaptığı için bu kamplara düştüğünü belirtiyor. stalin'in aslında aşırı korkak olduğunu, şoförüne sürekli güzergah değiştirtip kendini korumaya çalıştığını anlatıyor. yanındaki dalkavukların zamanla gizemli şekilde yok olduğunu, kendisinin de sonunda benzer bir sonla, muhtemelen zehirlenerek öldüğünü iddia ediyor. (bkz: korku imparatorluğu) kurduğu bu sistemin kurbanı olduğunu, sonrasında gelen kruschev'in ise hapishaneleri boşaltıp halkla barışarak daha çok sevildiğini ekliyor.
diktatörün adı soyadı. savaşlarda öldürdüğünden çok daha fazlasını kendi halkından öldürmüştür. kendisine en ufak muhalefetin en hafif cezası gulag kamplarıdır. bu kamplarda sabahın köründe rusya...
AI Özet: yazar, gs'nin avrupa başarılarının görmezden gelindiğini ve sürekli bir başarısızlık hikayesi yaratıldığını söylüyor. fatih tekke örneğiyle durumun absürtlüğüne değinip, karşı tarafın her türlü senaryoda bahane bulacağını iddia ediyor. (bkz: klasik fenerbahçeli refleksi)
evvelki sene elemeleri geçip şampiyonlar ligine gitti galatasaray!gruplarda biraz kötü, biraz şanssız bir sezon geçirdi."başarısız" dediler..geçen sene elemeleri geçemdi avrupa ligine gitti.son 1...
AI Özet: yazar, rousseau'nun özellikle suç ve ceza dengesi üzerine olan fikirlerine değinmiş. atatürk'ün fikir dünyasında rousseau'nun halk egemenliği ve laiklik gibi konulardaki etkisinin büyük olduğunu belirtiyor. (bkz: aydınlanma çağı) tayfasından diğer isimleri de ekleyip konuyu bağlamış.
jean-jacques rousseau, mustafa kemal atatürk'ün fikir dünyasını etkileyen önemli düşünürlerden biriydi."iyi yönetilen bir devlette cezalar azdır; bunun nedeni affın çok olması değil, suçluların a...
AI Özet: yazar, hint mitolojisindeki ramayana destanı üzerinden sadakat mevzusunu masaya yatırıyor. önce teknik bir giriş yapıp rama ve sita'nın aslında ayrı kişiler değil, vishnu ve lakshmi'nin reenkarnasyonları olduğunu, yani maskülen ve feminen enerjinin birleşimi olduğunu anlatıyor. (bkz: kozmik dharma) yani olay sadece bir evli çiftin dramı değil, evrensel bir denge meselesiymiş. yazar diyor ki, hikayeyi düz okursan saçma gelir ama sembollere bakarsan taşlar yerine oturur. sonra konuya giriyor; rama'mız yakışıklı, yetenekli ve herkesin sevdiği bir prens. tam kral olacakken üvey anne devreye giriyor ve kendi oğlunu tahta geçirmek için rama'yı sürgüne yollatıyor. baba, zamanında verdiği bir söz yüzünden (bkz: sözünün eri olmak) istemese de bunu yapıyor. rama da hiç trip atmadan, kraliyet kuralları böyle diyor diye durumu kabul edip ormana çekiliyor. tabii yanında sadık kardeşi lakshmana ve eşi sita da var. ormanda takılırken işler karışıyor; ravana isimli zalim kralın şekil değiştirebilen kız kardeşi geliyor. önce rama'yı tavlamaya çalışıyor ama rama "ben evliyim" diyerek nazikçe reddediyor. kız bu sefer lakshmana'ya yöneliyor fakat o biraz daha sert çıkıp kıza hakaret edince ortalık kızışıyor. yazar, sadakatin sınırlarını bu karmaşık ilişkiler ve olaylar silsilesi üzerinden sorgulatmaya getiriyor.
bu entry de hint mitolojisinin ünlü destanlarından biri olan ramayana hikayesi üzerinden "sadakat" kavramının nerede ve ne ölçüde gerekli olduğu hakkında konuşacağız. hikaye oldukça uzun, ama eli...
AI Özet: yazar, downton abbey'nin ingiltere'de bir devrin kapanıp yenisinin açıldığı o sancılı geçiş sürecini çok iyi yakaladığını söylüyor. 1912'den 1925'e kadar olan süreci kapsayan dizide, soyluların şatafatlı dünyasıyla yükselen orta sınıfın ve işçilerin çatışmasını izliyoruz. yazara göre herkes rollerin değiştiğinin farkında ama kimse önünü tam göremiyor, genel bir tedirginlik hakim. (bkz: aristokrasi)
yazarın özellikle ilgisini çeken kısım, sadece aşk meşk işleri değil, dönemin sosyo-politik atmosferi olmuş. birinci dünya savaşı sonrası ingiltere'nin gücünü kaybetmesi, sömürgelerin bağımsızlık sinyalleri vermesi ve dönemin siyasi figürlerinin yarattığı kaos dizide güzel işlenmiş. hatta yazar, lloyd george'un dönemindeki hataların ve siyasile krizlerin dizide nasıl yer bulduğuna değinmiş.
teknolojik ve kültürel dönüşüm ise yazar için dizinin zirve noktası. kadın haklarından eğitimin gelişimine, evlere giren ilk elektrikli aletlerden telefonlara kadar her şey çok detaylı verilmiş. mum ışığından ampule, at arabasından seri üretim otomobillere geçişin günlük hayatın ritmini nasıl değiştirdiğini anlatıyor. özellikle gençlerin radyoya duyduğu heyecan ile yaşlıların şüpheci yaklaşımı arasındaki fark yazarın favori detaylarından biri olmuş. özetle yazar, prodüksiyon kalitesi yüksek ve toplumsal değişimi iyi yansıtan bir iş olduğunu belirtiyor.
dizi, genel olarak britanya'da, özel olarak ingiltere'de adeta bir çağın kapanıp yenisinin açıldığı bir dönemi anlatıyor. birinci dünya savaşı öncesi, soyluların ihtişamlı dünyası ile sanayi devr...
AI Özet: yazar, wembanyama'nın okc'ye karşı resmen şov yaptığını ve rakibi parkede domine ettiğini söylüyor. (bkz: wembanyama) performansın etkileyiciliği karşısında şaşkın.
başta holmgren olmak üzere okc’den nefret eden bir basketçi olarak tüm nefret ve gazabını parkede okc’nin üzerine zerk ...
AI Özet: yazar, obsession filmini 2026'nın en iyi korku örneklerinden biri olarak görüyor ve genel olarak korku sinemasındaki yeni nesil yönetmenlerin getirdiği farklı bakış açılarından oldukça memnun. filmin yönetmeni curry barker'ın aslında youtube'da komedi skeçleri yapan, ciddi bir takipçi kitlesi olan bir isim olduğunu belirtiyor. yönetmenin yakın arkadaşı cooper tomlinson'ı başrole koyması ve daha önce youtube'da buluntu film tarzında işler denemiş olması dikkatini çekmiş. filmin vizyon tarihleri nedeniyle 2025 mi yoksa 2026 yapımı mı olduğu konusundaki teknik detayı da araya sıkıştırmış. yazara göre filmin asıl başarısı, barker'ın duygusal zekasının senaryoya yansıması ve karakterleri konuşturma biçimindeki incelikten geliyor. (bkz: senaryo yazımı) konuya gelecek olursak, yazar filmin alt metnini bizim toprakların bağlama büyüsüyle bağdaştırıyor. birini kendine ölesiye bağlama isteğinin aslında karşı taraf için bir lanete dönüştüğünü, naif görünen duyguların nasıl bir kara deliğe evrildiğini anlatıyor. başrol bear'ın başlangıçta çok saf ve iyi niyetli olduğunu, nikki'ye olan duyguları yüzünden tehlikeli bir dileğe kapıldığını söylüyor. kısacası yazar, filmin hem teknik başarısını hem de psikolojik derinliğini oldukça başarılı bulmuş.
2026'nın en iyi korku filmlerinden obsession'un incelemesikorku türü meraklıları olarak, yakın dönem korku sinemasında çok iyi örnekler izleyebildiğimiz için şanslı olduğumuzu düşünüyorum. özelli...
AI Özet: yazar, libya heyetini taşıyan uçağın düşüşündeki şaibeleri anlatıyor. uçağın kör noktadaki 5 no'lu aprona çekildiğini, yanına da başka bir ülkenin şüpheli jetinin park edildiğini söylüyor. bu iki uçağın beraber kalması ve hemen ardından kazanın gerçekleşmesi durumu (bkz: sabotaj) ihtimalini doğurmuş. yazar, o gizemli jetin nereye gittiğini çözdüklerini belirterek mevzuyu iyice derinleştirmiş, resmen ajanlık filmi gibi.
linkhalk unutsa da namuslu vekilleri unutmuyor.--- spoiler ---olayın gelişimi23 aralık 2025’te ankara’da düşen libya genel kurmay başkanını taşıyan jetin;tuhaf bir şekilde;22 aralık’ta esenboğa h...
AI Özet: yazar, timur soykan'ın sabah erken saatlerdeki gündem analizlerini ve vizyonunu çok beğeniyor. ekibinin donanımıyla birlikte ülkeye değer kattığını, derin bilgisiyle fark yarattığını belirtiyor. (bkz: kaliteli gazetecilik) örneğiyle insana umut verdiğini söylüyor.
sabahın erken saatinde kalkıp gündemle ilgili bilgi vermesi çok değerli. yanına karga resmi koyması çok manidar. ülke edgar allen poe’nun raven adlı şiirindeki kadar karanlık, ıssız.. timur hoc...
AI Özet: yazar, filmin sonunun aslında umutsuz değil, aksine çok ayakları yere basan bir umut taşıdığını söylüyor. ona göre clementine karakteri tamamen kendisi olan, dürtüsel ama aslında çok değerli biri. joel ise çocukluk travmalarıyla boğuşan, ilgiye aç ve kendini sürekli bastıran taraf. yazarın analizine göre joel, hafızası silinirken aslında çocukluğunda çözemediği meseleleri hallediyor. özellikle clementine'in onu elinden tutup oyunlara götürdüğü sahne, sağlıklı bir ilişkinin insanı nasıl iyileştirdiğinin kanıtı gibi. (bkz: gerçek aşk)
yazar diyor ki, joel'un utangaçlığı ve hislerini açıkça söyleyememesi ilişkideki temel sorun. sürekli resimlerle veya dolaylı yollarla kendini anlatmaya çalışması, clementine'in dürtüselliğiyle birleşince ortaya birbirini yıpratan bir döngü çıkmış. ikisi de birbirine yanlış davranmaya alışınca doğru yolu unutmuşlar. ama filmin sonunda bir şeyler değişiyor çünkü hafızalar silinse bile joel'un çocukluk travmaları çözülmüş oluyor. yazara göre bu süreç, karakterlerin birbirini gerçekten anlamasını ve hatalarını düzeltmesini sağlıyor. yani olay sadece anıları silmek değil, o anıların içindeki problemleri çözüp yeni bir sayfa açmak. (bkz: eternal sunshine of the spotless mind)
eskiden izlediğimde filmin sonu umutsuz gelirdi ama değil. aksine bir ilişkiye çok gerçekçi yaklaştığı için dahi yazar sonda verdiği umut (anlayana) altı dolu, anlattığı sorunlu ilişki kadar gerç...
AI Özet: yazar bir gün canı sıkılıp google'da ölüm tarihini hesaplayan sitelerden birine denk gelmiş, boy pos kilo girmiş, sonuçta 13 yılı kalmış. kendisi tır şoförü olduğu için beslenme ve sporla arası bozukmuş, haliyle bu sonuca pek şaşırmamış (bkz: sağlıklı yaşam). adamcağız depresyonda olduğu için çevresindeki insanlara, özellikle de yan masadaki gürültücü kişilere karşı aşırıtenz ve önyargılı bir ruh haline bürünmüş. eskiden izmir'de üniversite okurken solcuymuş, ezilenlerin yanındaymış ama amerika onu öyle bir değiştirmiş ki artık tam bir kapitalist canavara dönüşmüş. sosyal medyadaki bazı videolarla kendi ırkçı yaklaşımlarını meşrulaştırmaya çalışıyor, hatta okuyucuyu da kendi tarafına çekmek için taktikler deniyor. arada bazı kişilere karşı objektif olduğunu iddia etse de genel olarak insanlığa olan inancını kaybetmiş durumda. bedava eğitim, sağlık gibi kavramların aslında imkansız olduğunu, birinin bedavaya yaşadığı şey için başkasının iki kat çalışması gerektiğini fark edip aydınlandığını söylüyor. yani özetle yazar; hem sağlığıyla hem ruh haliyle boğuşurken bir yandan da sistemin acımasızlığını keşfedip tamamen farklı bir dünya görüşüne kaymış, kendi içinde bir kaos yaşıyor.
18 mayıs 2026, pazartesi.ontario, california.kaç yaşımda ölürüm diye sordum gugıla. bi site çıktı işte death-clock org. doğum tarihini yazıyorsun, sigara içip içmediğini soruyor, kilonu ve boyunu...
AI Özet: yazar şarkının sözlerini çok saçma bulmuş (bkz: rezalet)
emeğe saygı diyeceğim ama ortada emek yok amk! ritm ankara derken sözler götüm kara diye bağırm...
AI Özet: yazarye göre türk pop müziğinde derinlik aramak, çölde vaha aramak gibi imkansız bir iş. piyasadaki şarkıcıların çoğunun okuma yazma bildiğinden şüpheli olduğunu, hayatın ve ruhun derinliklerine dair hiçbir dertleri olmadığını savunuyor. para ve zaman bolluğuna rağmen ortaya çıkan işlerin teneke gibi boş tınladığını söylüyor. şarkı sözlerinin genelinde aşko kuşko hezeyanlar ve bitmek bilmeyen ilişki pazarlıkları hakimmiş. (bkz: narsisizm) yazar, şarkılardaki mağdur edebiyatından çok sıkılmış; herkesin kendini kurban ilan etmesini, kimsenin "ben nerede hata yaptım" diye özeleştiri yapmamasını eleştiriyor.
asıl bomba kısmı ise dil bilgisi ve mantık hataları. yazar, bazı popüler isimlerin deyimleri ve türkçeyi nasıl katlettiğini örneklerle anlatmış. deyimlerin dna'sıyla oynandığını, eklerin yanlış kullanıldığını ve mantık dışı metaforların havada uçuştuğunu belirtiyor. dışarıya girilmeye çalışılan veya mühürlerin anahtarla açıldığı şarkı sözleri üzerinden sanatçıların şairanelikten uzak olduğunu vurguluyor. sonuçta mesele sadece teknik hatalar değil, bu insanların hayatı hissetmemesi ve yüzeysel kalması. eğlence müziği bile olsa belli bir zeka ve estetik gerektiğini, ancak mevcut durumun "beni sevmezsen engellerim" seviyesine indiğini belirterek sitem ediyor.
türk pop müziğinde kültürel derinlik aramak bozkırda mercan peşine düşmek gibi. şaşırtıcı mı? hayır. şu piyasanın çoğu şarkıcısı, açıp iki satır kitap okumaktan aciz. hayatın karmaşıklığını, insa...
AI Özet: yazar, türkülerdeki sözlerin gerçek hayatla pek uyuşmadığını anlatıyor. mesela allı turnaların aslında flamingo olduğunu öğrenince şok yaşayan yazar, dağlarda bağ olmaz sözüne takılmış. diyor ki aslında dağ bağcılığıyla çok kaliteli şaraplar yapılır, yani imkansız değil sadece zahmetli. kara üzümün renginin değiştirilebileceğini söyleyerek işin teknik kısmına değiniyor. asıl bombayı ise komşu kızı sevenin yüreğinde yağ olmaz kısmında patlatıyor. bunu tıbbi bir durumdan ziyade psikolojik bir gerginlik ve anksiyete meselesi olarak görüyor. (bkz: komşu kızı) meselesindeki toplumsal baskıların insanı nasıl diken üstünde bıraktığını analiz etmiş. son olarak yüreği yağ bağlamak deyiminin zamanla nasıl anlam değiştirdiğine dair akademik bir referansla noktayı koyuyor.
türkülerde geçen allı turnaların flamingo olması gerçeğini öğrendiğimden beri türkü sözlerine daha temkinli yaklaşıyorum. işte yine benzer bir durum. bu dağlarda bağ olmaz: yoğun emek gerektirdiğ...
AI Özet: yazar, pokemon go'nun veri sızdırdığına dair korkularla dalga geçiyor. diğer uygulamalar zaten her yerimizi (bkz: google maps) ifşa ederken oyunun bunu yapmasının çok absürt olduğunu, telefonların zaten pek masum olmadığını belirtiyor.
yandex map, google map gibi uygulamalar binanın içine kadar kamera görüntülerini anlık paylaşırken ( google map'e bir kaç ceset fotoğrafı yansıtıp cinayet davaları dahi açılmışk...
AI Özet: yazar (bkz: steak) ve sebzeyle şov yapmış, karnını doyurmuş.
bone in sirloin ve yaninda firinlanmis sebzelerson tabak 1son tabak 2bunlar da malzemeler ve ha...
AI Özet: yazar manisa'nın insanlarını ve genel havasını çok sevmiş ama şehircilik konusunda hafiften dertli. özellikle esnafın ve kıraathanelerin kaldırımları işgal etmesinden, sokakların daralmasından yakınıyor. (bkz: kaldırım işgali) belediyenin el atıp sosyal tesisler yapması gerektiğini, böylece kaosun azalacağını belirtiyor. yani şehir güzel ama düzen lazım.
cıvıl cıvıl, güzel bir şehir. insanı da iyidir, yardımsever, sıcakkanlılardır. ama planlama ve şehircilik bakımından sokaklar ve kaldırımlar ilginç. zaten çok dar olan sokaklar ve kaldırımlarda b...
AI Özet: yazar adana'nın artık yaşanmaz olduğunu, belediyenin şehri saldığını söylüyor. yollar çukur içinde, trafik felç, toplu ulaşım ise tam bir fiyasko. sokaklardaki sahipsiz hayvanlar ve kirlilik can sıkıcı boyuta ulaşmış. kontrolsüz yapılaşma ve yağmurda su basan sokaklar da cabası. özetle yazar, şehrin bakımsız ve kirli olduğunu, ciddi bir (bkz: emlak rantı) döndüğünü belirtiyor.
günden güne daha yaşanmaz hale gelen şehir. sanırım belediye şehrin insanlarını bezdirmeye yemin etmiş. - yollar çok kötü, belediye açtığı çukurları doldurmuyor. doldursa bile bile 3 güne tekrar ...