AI Özet: yazar, person of interest dizisinin netflix türkiye'ye gelmesine aşırı sevinmiş. dizinin sadece iyi bir yapım olmadığını, kendisi için adeta bir soundtrack gibi olduğunu söylüyor. yapay zeka ve gözetim meselelerini o kadar iyi işlemiş ki artık bilim kurgu değil de (bkz: gerçeklik belgeseli) gibi geldiğini belirtiyor. john reese ve finch'in o melankolik havasına tekrar girip diziyi baştan izleme niyetinde.
yıllardır türkiye'de hiçbir platformda düzgün şekilde bulunmayan, “bir gün tekrar izlerim” diye insanın aklının bir köşesinde yaşayan person of interest, bugün itibariyle netflix türkiye kütüphan...
AI Özet: yazar, kemal kılıçdaroğlu'nun aslında uzun zamandır gizli bir ak parti destekçisi olduğunu iddia ediyor. adama göre bu şahıs, chp'yi baykal döneminden beri yönetip seçmeni uyutmuş ve seçimleri kazanmak yerine bilerek kaybetmek için hamleler yapmış. ekmeleddin ve muharrem ince süreçlerini buna örnek gösterip, adamın resmen seçimi karşı tarafa hediye ettiğini savunuyor. hatta kendi adaylığı dönemindeki durumun bir tuzak olduğunu ve siyasal islamcıların parlamentoya girmesine yol açtığını belirtiyor. yazar ayrıca parti içindeki bazı kliklerin ve belediyelerdeki isimlerin bu düzenden nemalandığını, omurgasızca hareket ettiklerini söylüyor. (bkz: bay kemal) mevzusunda, etrafındaki kitlenin sebepsiz zenginleştiğini iddia ederek durumu özetliyor. kısacası yazar, adamın rozet takmasa bile aslında karşı tarafa hizmet ettiğini düşünüyor.
kendisi 22 mayıs 2010 tarihinden beri akepelidir.bu lise müdürü olamayacak adama chp deniz baykal'a kurulan bir kumpasla teslim edildi ve bu adam 13 yıl 5 ay chp seçmenini pışpışladı.bu adam öyle...
AI Özet: yazar, söz konusu şampiyonluğun fenerbahçe'ye destek olmak amacıyla getirilen play-off sistemi sayesinde kazanıldığını iddia ediyor. bu sistemin tek seferlik bir kıyak olduğunu ve uefa'ya mesaj verme amacı taşıdığını savunuyor. (bkz: şımarık çocuk) benzetmesiyle fenerbahçe'nin her istediğinin yapıldığını söylerken, galatasaray'ın ise adaletten ziyade kayırılmak istediğini öne sürüyor. karşı tarafın argümanlarını yetersiz buluyor ve durumu tamamen galatasaray kompleksi olarak tanımlıyor. kısacası yazar, rakibine sağlam bir gönderme yapıp durumu özetlemiş.
kazandığımız en anlamlı şampiyonluklardan biriydi, öyle ya da böyle bu sistem şike davasında çok güç kaybeden fenerbahçe'ye can suyu olsun diye getirildi. sanki önceki sezonlar hep play-off oynan...
AI Özet: yazar diyor ki kriz falan yok, aslında olan şey bildiğin servet transferi. birileri (bkz: yandaşlar) keyif çatarken milletin garavuşu dağılmış. adaletsiz gelir dağılımının suçlusunu da belli etmiş, her şeyin temelinde siyasi tercihler yatıyor.
hâlâ akıllanmadık galiba? kriz mriz yok. devam eden hırsızlık pardon yağma pardon servet transferi var. para çok. sana yok.şu andaki adaletsiz gelir dağılımı yani sefalet tamamen t...
AI Özet: yazar, tff'nin süper kupa formatı ve lig takvimiyle ilgili hamlelerinin galatasaray'ı kayırmak için yapıldığını iddia ediyor. özellikle oshimen mevzusuna değinerek, takvimin bu tarz durumlar için önceden ayarlandığını savunuyor. karşı tarafın tepkilerini ise oldukça küçümsüyor ve onları (bkz: koyun) olarak nitelendiriyor. ardından konuyu 12 mayıs 2012 tarihine getirip bir anı anlatıyor. o dönemde şampiyonluk kupasının teslim süreciyle ilgili tff'nin kuralları esnettiğini, fenerbahçe'nin şampiyonluk kutlaması için her şeyi hazırladığına rağmen işlerin tersine döndüğünü belirtiyor. fatih terim'in kupayı sahada alma konusundaki ısrarını ve o gece yaşanan kaos ortamını anlatırken, tff ve dönemin yetkililerini tutarsızlıkla suçluyor. yazara göre karşı tarafın güce tapan, siyasi rüzgara göre yön değiştiren bir yapısı var. metnin sonunda fenerbahçe'nin tarihsel süreçte farklı siyasi görüşlerle nasıl eklemlendiğine dair eleştiriler getiriyor ve genel olarak rakip takımın taraftar profilini ve yönetim anlayışınıla dalga geçiyor. özetle yazar, hem güncel hem de geçmiş olaylar üzerinden tff ve fenerbahçe arasındaki ilişkiyi eleştirip galatasaray'ın haklılığını vurguluyor.
lan oğlum bunlara “ilgili koyunlardan daha fazla koyunsunuz” diyince bozuluyorlar lan :))tff 8 mayıs 2025 tarihinde, yeni süper kupa formatının 2026 ocak ayında oynanacağını duyuruyor. normal şar...
AI Özet: yazar, metallica'nın gelmemesini yöneticilerin fahiş fiyatlar istemesine bağlıyor. yunanistan'ın düşük ücretlerle işi çözüp reklamını yaptığını, bizimkilerin ise (bkz: liyakat) eksikliği yüzünden fırsatçılık yaptığını belirterek durumun trajikomik olduğunu söylüyor.
metallica neden türkiye'ye gelmedi? stad kirası için 600.000 oyro istemişiz, tırların gümrük ücreti için 262.000 oyro gümrük sakalı istemişiz. yunanistan, stad kirası için 75.000 oyro iste...
AI Özet: yazar sadece görsel paylaşmış (bkz: boşluk)
görselgörselgörselgörselgörsel
AI Özet: yazar, doğum oranlarının düşmesini tamamen geleceksizlik ve ekonomik kaygıya bağlıyor. özellikle (bkz: 40 yaş üzeri işsizlik sorunu) meselesine dikkat çekerek, kimsenin yarını görmediği bir ortamda çocuk yapmanın büyük cesaret olduğunu savunuyor. romantik yaklaşımları ve soy tükenmesi üzerinden yapılan tartışmaları saçma buluyor; asıl meselenin güven kaybı ve adaletsiz servet dağılımı olduğunu belirtiyor.
sevgili suserler sol framede başka bir başlık var, (bkz: 40 yaş üzeri işsizlik sorunu) diye. bence bu konunun nedenlerini biraz da orada arayın.herkes ona buna sataşıp duruyor da kimsenin birkaç ...
AI Özet: yazar, link kısaltma mevzusunun sadece görüntü kirliliğini önlemek ya da tıklama saymak için olmadığını, aslında hayat kurtaran pratik yollar sunabileceğini anlatıyor. özellikle dar.vin sitesini önererek, burada hesap açmadan linkleri kişiselleştirebileceğimizi ve hatta şifre koyabileceğimizi belirtiyor. google drive klasörlerini bu şekilde kısaltıp ismine özel bir link yaparsan, sanki kendi web siten varmış gibi her yerden dosyalarına erişebileceğini, böylece usb bellek taşıma derdinin biteceğini söylüyor. kisa.link diye bir alternatiften daha bahsediyor; burada kişiselleştirme yok ama beş harflik kısa linklerle iş bitirilebiliyor. tarayıcıların https kısmını otomatik tamamlamasıyla ilgili (bkz: teknoloji ne kadar gelişmiş) diyerek hafiften takılıyor. son olarak, tüm linkleri tek bir yerde toplama yöntemiyle ilgili eski bir entrysine yönlendirme yapıyor.
linkleri neden kısaltırız? bunun cevabını çoğunuz bilirsiniz. en bilindik birkaç tanesini söyleyelim. • temiz görünmesi için• karakter sınırı olan yerler için• daha basit ve karmaşık olmayan qr k...
AI Özet: yazar, kilo verince özgüveni yerine gelenlere tepki gösteren fit tayfanın aslında (bkz: steroid) yan etkileriyle saldırganlaşan tipler olduğunu savunuyor. kilo verenlerin geçmişteki ezikliklerini atmaya çalışmasını normal buluyor. hayat zaten herkese yeterince zor, bırakın insanlar biraz şaha kalksın diyor. kısacası egolu sporculara sağlam bir ayar vermiş.
"vücut geliştirme yapan fit bir insan olarak taşşaklarımla güldüğüm, kilo verenlerin bazılarında görülen durum. kilo mu veydin çen? afeyin toşunuma. gel bi yanaklayını mıncıyayım.aramıza sonradan...
AI Özet: yazar, paul auster'ın yanılsamalar kitabını şiddetle öneriyor ve eserin hak ettiği değeri görmediğini düşünüyor. hikaye, ailesini kaybedip alkole sığınan bir üniversite hocasının, tesadüfen izlediği bir belgeseldeki hector mann karakteriyle tanışıp hayata tutunmasını anlatıyor. adamcağız yas sürecini atlatmak için bu gizemli oyuncunun peşine düşüyor, filmlerini bulup bir kitap yazıyor. (bkz: varoluş sancısı) tam her şey bitti derken olaylar karışıyor; mann'ın karısı ortaya çıkıyor ve oyuncunun kimsenin izlemediği, öldükten sonra imha edilecek filmleri olduğu anlaşılıyor. yazar, kurgunun çok sağlam olduğunu, kitap ve sinemanın iç içe geçtiğini belirtiyor. özellikle kimsenin şahit olmadığı bir hayatın gerçekten yaşanmış sayılıp sayılmayacağı mevzusuna kafa yormuş. kısaca yas ve yeni başlangıçlar üzerine dokunaklı bir eser olduğunu söylüyor.
paul auster - yanılsamalar kitabı'' insanın bir tek ve hep aynı yaşamı yoktur. peş peşe eklenen birçok yaşamı vardır ve çektiği acıların nedeni de budur.''paul auster en sevdiğim yazarlardan biri...
AI Özet: yazar önce annesine çok şık bir ütü alıp hayırlı evlat rölünü başarıyla oynuyor, hatta zamanlama o kadar iyi ki kardeşleri arasında prestij kazanıyor. ancak olaylar pazar günü arkadaşlarıyla rakı masasına oturunca rayından çıkıyor. alkolün etkisiyle gelen o meşhur özgüven ve hayat koçluğu evresinde, arkadaşının tavsiyesiyle (bkz: yetişkin oyuncaklar) kategorisinden bir ürün sipariş ediyor. asıl trajedi burada başlıyor çünkü yazar dalgınlıkla adres kısmına bakmıyor ve trendyol'un otomatik seçtiği son adres, yani babasının iş yeri kargo adresi olarak kalıyor. alıcı ismi de direkt babası. yazar durumu fark ettiğinde artık çok geç, paket yola çıkmış. daha önce oğluna yanlışlıkla çikolata göndermekle kurtarmış olsa da bu seferki durum (bkz: aile içi huzursuzluk) sebebiyle tam bir felaket senaryosu. iade için ürünün önce teslim alınması gerektiğini öğrenince iyice panikliyor. babasıyla aynı masada kahvaltı yapabilmek için dhl müşteri temsilcileriyle duygusal bağ kurma noktasına geliyor. yazar kendi aptallık kariyerinde zirveye ulaştığını düşünürken, trendyol'un son adresi otomatik seçme özelliğine karşı derin bir nefret besliyor.
anneler günü için anneme trendyol'dan buhar kazanlı, ütü masalı falan afili bi ütü sipariş etmiştim.evlatlık görevimi yapmışım, üstelik de tesadüfen tam da annemin ütüsünün bozulduğu gün aldığım ...
AI Özet: yazar, kafede tek takılmanın artık normalleştiğini ve bunun aslında bir özgüven göstergesi olduğunu söylüyor. yalnızlığı bir eksiklik değil, (bkz: kafa dinlemek) için küçük bir kaçış olarak görüyor.
eskiden insanlara “acaba birini mi bekliyor” hissi verirdi şimdi baya kendi halinde olmanın en normal hali gibi kulaklık takıp kahvesini içen, bilg...
AI Özet: yazar, amerika'da geçen absürt bir anıyı anlatıyor. olay şöyle; bir müşteri yarım salatalık diye tutturunca, çalışan eleman müdürüne müşteriden şikayet ederken yakalanıyor. çocuk durumu kurtarmak için müthiş bir kıvraklıkla (bkz: pratik zeka) durumu toparlıyor. müdür çocuğun hızına hayran kalıp nereli olduğunu sorunca, eleman brezilyalı olduğunu ve orada sadece futbolcularla belli kesimin para kazandığını söylüyor. müdür eşinin de brezilyalı olduğunu söyleyince çocuk patlatıyor bombayı: hanımefendi hangi kulüpte oynuyordu? (bkz: ters köşe)
amerika’daki büyük marketlerden birinde, müşterinin biri, ben tam değil, yarım salatalık istiyorum diye satış elemanını epeyce bunaltmış. müşteriye laf anlatamayan genç, durumu müdürüne anlatarak...
AI Özet: yazar, sergen yalçın'ın beşiktaş'ın başına geçmeden önceki kıbrıs maceralarını anlatıyor. adamın chamada prestige otel'de poker ve slot masalarından ayrılmadığını, hatta beşiktaş maçlarını bile izlemediğini iddia ediyor. (bkz: sergen yalçın) yazara göre sergen hoca futbolu takip etmekle alakası olmayan bir dönemdeydi ama önünde böyle bir fırsat varken reddetmesi imkansızdı. asıl suçlunun, futbol dünyasından bu kadar kopuk birini teknik direktör olarak getiren yönetim olduğunu savunuyor. sonunda yine kıbrıs'ta buluşacaklarını söyleyerek durumu özetlemiş. (bkz: beşiktaş)
ben düzenli olarak chamada prestige otele giden birisiyim. hafta sonları eşimle gidip kumar oynamayı seviyoruz. beşiktaş'la anlaşana dek sergen yalçın her hafta gittiğimizde oradaydı. kendisine ö...
AI Özet: yazar, türkiye ve yunanistan'ı aynı evde yaşayıp miras kavgasıyla ayrılmış iki kopya kardeş olarak tanımlıyor. tarih kitaplarının bize öğrettiği ezeli düşmanlık mevzusunun aslında yüzeysel olduğunu, sosyolojik olarak bakıldığında mezeden el kol hareketlerine kadar her şeyin aynı olduğunu belirtiyor. (bkz: türkiye yunanistan nüfus mübadelesi) yüzünden dna'larımızın birbirine iyice dolandığını, köklerin karşılıklı olduğunu söylüyor. yunan halkının sıcakkanlılığına ve hayatın tadını çıkaran siga siga felsefesine bayılmış; bizim gibi anksiyete içinde koşturmadıklarını, paradan çok yaşamayı önemsediklerini anlatıyor. tabii her şey toz pembe değil, yazarın deyimiyle bürokrasileri tam bir kabus ve bizimkileri aratacak kadar hantal olabiliyorlar. ayrıca geçmişe olan saplantıları ve milliyetçilikleri hala devam ediyor. atina'yı betonlaşmış haliyle mecidiyeköy'e benzetirken, selanik'i de vize isteyen bir izmir kordon olarak görüyor. bizden tek farklarının, tarihi eserleri pimapenle mahvetmeyip koruyabilmeleri olduğunu savunuyor. son olarak türklerin adalara akın etme sebebinin, kendi ülkelerindeki esnafın yolunacak kaz muamelesinden bıkmış olmaları olduğunu iddia ediyor.
ege'nin karşı kıyısındaki o meşhur ayna yansımamız. 400 yıl aynı evin içinde yaşayıp, sonra kanlı bıçaklı bir miras kavgasıyla ayrılmış ama aslında birbirinin kopyası olan iki kardeşin hikayesidi...
AI Özet: yazar diyor ki (bkz: unutmak) hatadır.
"unutmak ve affetmek, zor kazanılmış deneyimi boşa harcamak demektir."arthur schopenhauer
AI Özet: yazar, mutfakta iş yaparken tesadüfen dinlediği bülent ecevit seslendirmeli tagore şiiriyle duygusal bir boşalım yaşamış. eski günlerin özlemiyle beraber ülkenin şu anki durumuna dert yanıyor. yazara göre ecevit; hem entelektüel hem de son derece mütevazı bir liderdi. adamın tiyatro kuyruğunda sırasını bekleyecek kadar halkla iç içe olması, koruma ordularıyla gezmemesi yazarın hafızasında derin izler bırakmış. ayrıca ecevit'in sahip olduğu değerli arazileri ve evleri devlete bağışlamasını, namuslu ve vatansever kişiliğinin kanıtı olarak sunuyor. (bkz: eski türkiye) özlemi, günümüzdeki yolsuzluklar ve normalleşen adaletsizliklerle kıyaslayarak hüzünleniyor. kısacası yazar, sanatçı ruhlu ve halkçı bir başbakanın eksikliğini derinden hissettiğini anlatmış. (bkz: bülent ecevit)
dün gece mutfakta iş yapıyordum. kedilerim gelip gidiyor. bir yandan televizyonda ülkenin norm olmuş kepazelikleri kısık sesle dönüyordu. telefonumda youtube'da ecevit'in sesinden tagore şiiri ça...
AI Özet: yazar diyor ki köfteci yusuf mola yerlerindeki o eski (bkz: fahiş fiyat) düzenini bozup piyasayı temizlemiş. lezzet standart ama fiyatlar resmen amme hizmeti tadında. özellikle kadın istihdamına verdiği destekle takdir topluyor, yabancı zincirleri çiğneyip geçiyor diyebiliriz.
önceden mola yerlerinde sabunsuz, tuvalet kâğıtsız tuvaletlere para verir, dandik gözlemelere saçma sapan paralar verirdik.köfteci yusuf mola yerlerinde bedava gibi fiyatlar, tertemiz tuvaletlerd...
AI Özet: yazar, 1894'te istanbul'u sallayan ve o dönem büyük hareket-i arz diye anılan depremi anlatmış. sismoloji henüz emekleme aşamasında olduğu için richter ölçeği falan yokmuş, olaylar tamamen gözleme dayalıymış. yazar diyor ki, kumbari efendi'nin çağrısıyla gelen atinalı eghinitis'in hazırladığı rapor sayesinde bu deprem literatüre girmiş ve (bkz: eghinitis raporu) olarak bilinmiş. depremin yaklaşık 18 saniye sürdüğü ve üç aşamalı olduğu belirtilmiş. yıkım özellikle tarihi yarımada, fatih, balat ve bakırköy tarafında yoğunlaşırken; galata, beyoğlu ve kadıköy tarafı nispeten daha şanslıymış. iletişim hatları tamamen çökmüş, telgraflar kopmuş; haberleşmeyi ancak topkapı sarayının bahçesine kurulan geçici düzeneklerle çözebilmişler. can kaybı konusunda ise tam bir belirsizlik hakimmiş; gazeteler önce yüksek rakamlar vermiş sonra sayıları azaltmış, yani net bir veri yok. yazarın özellikle değindiği bir nokta da yeşilköy'deki bir fransız vatandaşının anlattıkları. adam deniz önce çekilmiş sonra hortum gibi geri gelmiş diyerek bildiğin tsunami tasviri yapmış. tabii her depremde olduğu gibi halk arasında (bkz: şehir efsanesi) tadında söylentiler yayılmış, istanbul'un tamamen yerin dibine gireceği korkusuyla millet paniğe kapılmış.
genel kanıya göre 7.0 büyüklüğünde ve çınarcık havzası - izmit körfezi'nde meydana gelen, istanbul'da yaklaşık her 250 yılda bir meydana gelen deprem istatistiğini bozmasıyla meşhur sarsıntı, o d...
AI Özet: yazar diyor ki parasızlık bildiğin mutsuzluk kaynağı, para yoksa huzur da yok. sağlık önemli falan ama günün sonunda hepimiz gideceğiz, o yüzden parayı çekmek lazım. kısaca paranın mutluluk getirdiğini savunuyor. (bkz: kapitalizm)
parasızlık her kötülüğün babasıdır. bu konuya net bir cevap almak için hemen bir deney yapıyoruz. parasızlık mutsuzluk getirir mi? diye soruyoruz ve evet cevabını alıyoruz. demek ki p...
AI Özet: yazar, esg'nin ne sağcı ne de komünist olduğunu, sadece gerçekçi bir akademisyen olduğunu söylüyor. her şeyi siyah beyaz gören, insanları hemen etiketleyen düşük kapasiteli kitleye hitap etmediğini belirtiyor. adam liberalizmi tercih etse de kapitalizmin yarattığı uçurumlara ve servetin belli ellerde toplanmasına karşı dürüstçe eleştiriler getiriyor. (bkz: sınıfsal uçurum) özellikle gençlerin durumunu ve sistemin nasıl sorgulanamaz hale getirildiğini anlatırken, bunu yapanların hemen komünist ilan edilmesine anlam veremiyor. yazara göre esg, toplumun bir kısmının bu vizyona erişemeyeceğini bilerek anlatmaya devam ediyor, yani (bkz: boşuna kürek çekmek) durumu hakim.
bir kere esg içinde yaşadığı toplumdaki inançlara saygı duyduğunu söylediği için kendisini yobaz-sağcı ilan eden veya modern kapitalist sistemin sahtekarlıklarını eleştirdiği için kendisini komün...
AI Özet: yazar diyor ki; eskiden programda ayakkabılarını sergileyip cinsel içerikli konularla ilgi çekmeye çalışan arkadaş, şimdi ise (bkz: feminist) takılarak eski eşi üzerinden erkeklere sallayıp tutmayan esprilerle ekmek yemeye çalışıyor. tam bir değişim.
eskiden ne güzel programda kenarda oturuyor, yeni aldığı ayakkabılarını göstermek için koltuğa bağdaş kuruyor, tüm programı özgür turhan götürürken buda arada ilgi çekmek için "bana dick...
AI Özet: yazar, yaşadığı dünyayı güzellik ve çirkinliğin iç içe geçtiği karmaşık bir yer olarak tanımlıyor. sabah erken kalkıp kuşları dinlemek, zihinsel egzersizler yapmak ve pazar gezintileri gibi küçük ritüellerle gününü anlamlandırıyor. özellikle tanıdık esnafla yapılan havadan sudan sohbetlerin ve sıradaki insanların gözlemlenmesinin ona iyi geldiğini belirtiyor. yazara göre dış dünyada neler döndüğünden bağımsız olarak, insanın kendi kişisel dünyasını kurma sorumluluğu var. (bkz: hayatın anlamı) diyerek herkesin kendi dünyasını yaratması gerektiğini savunuyor.
ben hangi dünyada yaşıyorum?güzelliğin hem dışsal hem de içsel olarak çirkinlikle sınırdaş olduğu, geniş ve çok katmanlı bir dünyada yaşıyorum. ve ne kadar garip gelse de, gerçek güzelliği ayırt ...
AI Özet: yazar, mr. tambourine man'in öylece huzurlu bir folk şarkısı deyip geçilmemesi gerektiğini söylüyor. dylan'ın bu parçayı bir gecede değil, aylar süren bir sancıyla, defterlere saçılmış dizelerle yazdığını belirtiyor. zaten şarkı yapı olarak da biraz dağınık ve şiirsel olduğu için plak şirketleri zamanında radyoluk değil diye kestirip atmış. yazarın iddiasına göre şarkının kalıcılığı da zaten bu standart dışı yapısından geliyor. şarkıdaki tambourine man karakterinin bruce langhorne gibi gerçek birine dayandığını, dylan'ın bu görüntüyü zihninde dönüştürdüğünü anlatıyor. yıllardır konuşulan lsd mevzusuna gelince; yazar buna pek inanmıyor. dylan'ın o dönemki uykusuzluğunu ve kaçma isteğini ön plana çıkarıyor, yani durum daha çok zihinsel bir yorgunluk ve bulanıklık meselesi (bkz: uykusuzluk). dylan'ın rimbaud ve baudelaire etkisindeki şiirsel dilinin eski folkçuları biraz gıcık ettiğini, ardından gelen the byrds versiyonuyla da folk-rock türünün doğduğunu söylüyor. yazar için dylan'ın versiyonu gece gibi yalnız, byrds versiyonu ise daha aydınlık. dylan'ın şarkının anlamı hakkında net konuşmaması ve sürekli farklı şeyler söylemesiyle parçanın gizemini koruduğunu, kimi için özgürlük kimi içinse hüzün taşıdığını ekliyor.
"hey mr. tambourine man" hakkında çoğu kişi iyi hissettiren, huzurlu bir folk şarkısı deyip geçiyor. ama şarkının içinde tuhaf bir taraf var aslında. çok temiz bir şarkı değil o.bir kere dylan bu...
AI Özet: yazar diyor ki sevgi sadece dil ucunda değil, asıl olay detaylarda gizliymiş. karşı tarafın seni gözlemleyip ihtiyaçlarını sen daha söylemeden karşılaması gerçek aşkın kanıtıymış. (bkz: ince düşünmek) yani maskotlu tabaklardan, yorgunluğu sesten anlamaya kadar her şey eylemle ilgiliymiş. kısaca sevgi, çocuksu bir heyecanla destek olmakmış.
talep etmeden önüne serilen güzelliklerdir. seni gerçekten seven biriyle olduğunda "istemek" fiilini unutursun. çünkü o seni gözlemler, dinler, anlar ve yapar. "seni çok seviyorum" der ve sonra; ...
AI Özet: yazar, rusçadaki almanca etkisinden bahsediyor. olay tamamen büyük petro'nun avrupa hayranlığına ve teknoloji transferi yapma isteğine dayanıyormuş. petro'nun çocukluğundan beri almanlara olan sempatisi yüzünden dile bir sürü teknik terim, askeri kelime ve alet edevat ismi girmiş. yazarın burada bulduğu en komik nokta, rusların almanlara "dilsiz" (nemets) demesi ama aynı zamanda onların sözlüğünü yağmalamış olmaları. (bkz: ironi)
yazar, rusların bu kelimeleri duydukları gibi kiril alfabesine yedirdiklerini, mesela rucksack'i rükzak diye kullandıklarını anlatıyor. kendi hayatından da birkaç absürt anı paylaşmış. bir ara apartman görevlisinin "schlagbaum" yaptıracağız demesiyle beyin yakmış; adamcağız bariyer diyor ama yazar bunu beton çiçeklik ya da halı saha falan sanmış. (bkz: dil öğrenme sancıları)
bir diğer hikayesi ise sevgilisinin ona "butterbrot" yapmasıyla ilgili. yazar, kadın kendi ellerimle yaptım deyince bunu çok özel, gurme bir yemek sanıp romantizme kapılmış. trende paketi bir açmış ki karşısında bildiğin margarinli salamlı ekmek var. yazar hem bu basitliğe hem de kendi yüksek beklentilerine gülmüş. özetle rusçanın içindeki bu almanca kalıntıların bazen kafa karışıklığına, bazen de komik durumlara yol açtığını belirtiyor.
dünyada sadece bizim deli petro dediğimiz, rusların ise velikiy yani büyük petro dediği hükümdarın reformları esnasında rusçaya bir çok almanca kelime geçmiştir. petro çocukluğunda moskova'nın me...
AI Özet: yazar diyor ki insan yükseldikçe aslında farklı seviyelerin günahkarı oluyor, yani olay tamamen bir mertebe meselesi. her katta farklı tuzaklar ve kılıflar varmış, insan kaçtığını sanırken başka bir şeye çarpıyor. (bkz: nefis terbiyesi) gerçek kurtuluşun ancak bir rehberin ahlakıyla ve hakikatiyle bütünleşmekle mümkün olduğunu savunuyor. öylece kitap okumakla veya türbe gezmekle olmazmış, asıl mesele o zatın halini kuşanmak. yoksa ibadetler sadece şekil kalıyor.
bil ki sende başka bir mertebenin günahkârısın.bu her an böyledir.kat yükseldikçe tehlikeler artar, fikir ve düşünceler daha çetrefilli tuzakları önünden arkadan örerler.her katın münafıklığının,...
AI Özet: yazar, geçmişteki trajik olayları ve toplumsal hafızayı hatırlatarak mevcut yönetimin yarattığı yıkıma dikkat çekiyor. ekonomik kriz ve hukuksuzluklar üzerinden (bkz: 17 aralık) sitem ediyor, durumun vahametini anlatıyor.
emine akçay'ı hatırlar mısınız, çocukları ısınsın diye saç kurutma makinasını açıp ellerine verdikten sonra kendisini asan, görüyorum ki çaresizliği tatmamışsınız hayatınız...
AI Özet: yazar, osimhen'in ligde hiç kırmızı kart görmemesinin normal olmadığını ve bazı gs'lilerin bunu görmezden geldiğini söylüyor. fenerbahçeli oyuncularla yapılan kıyaslamaları (bkz: whataboutism) yemiyor, adamın saha içindeki tavırlarının ve emirhan olayının görmezden gelindiğini belirtiyor. yazara göre olay adalet değil, bildiğin ayrıcalık istemek. ronaldo'nun arabistan'daki durumuna benzeterek, avrupa'da olsa çoktan kart görmüş olacağını iddia ediyor.
ciddi ciddi bir gs'linin osimhen icin “ya bi sakin ol kirmizi goreceksin” kac tane pozisyon olmadi mi? durust olarak cevap verin. hemen akillara gelen en az 2 tane pozisyon var. surekli whatabout...
AI Özet: yazar, lale devrindeki tüm lalelerin bir arada olduğu tek bir eser olmadığını söylüyor. ekrem hakkı ayverdi koleksiyonundan derlenen bir kitaba denk gelmiş ve oradaki onlarca farklı lale türünün isimlerini tek tek listelemiş. (bkz: lale devri) mevzusuna dair görseller paylaşarak durumu somutlaştırmış. reşad ekrem koçunun da bu konuda detaylı bilgiler verdiğini hatırlıyor ama kitabın adını unutmuş. son olarak istanbul'la ilgili estetik bir görselle noktayı koymuş.
lale devrindeki tüm lalelerin tek tek eksiksiz gösterildiği, resmedildiği bir eser yok. bazı eserlerde sadece isimleri, bazılarında üretim tarifleri, bazılarında ise tek tek çizimler ve minyatürl...
AI Özet: yazar, çocukluktan beri kafasını kurcalayan kader meselesinin aslında islam düşüncesinin en derin kuyusu olduğunu anlatıyor. mevzuya hasan-ı basri ile giriş yapıyor; adamcağız, emevi halifesinin kendi zulümlerini kaderle paketleyip halkı susturma çabalarına karşı "allah kullarını mecbur kılmaz" diyerek sağlam bir set çekmiş. yani yazar diyor ki, yaptığın kötülüklerin arkasına sığınabileceğin bir kader yok, irade sende. sonra işler iyice karışıyor; cebriye diyor ki insan rüzgardaki yaprak gibi bir kukladır, kaderiye ise insan kendi fiillerinin yaratıcısıdır diyor. yazar bu iki uç nokta arasında kalanların bin yıldır nefes nefese kaldığını belirtiyor. (bkz: paradoks) asıl dert şu; eğer her şeyi allah yaratıyorsa kötülükler ne olacak, insan kendi yapmadığı şeyden dolayı nasıl ceza alacak? burada spinoza'nın havaya atılan taş metaforuyla sahneye çıkıyor. taş havada süzülürken kendini özgür sanıyor ama aslında yerçekimine esir. yazar soruyor: insan da düşünebilen bir taş mı, yoksa gerçekten seçme şansı olan bir varlık mı? eğer taşsak hesap günü anlamsız kalır, değilsek kaderi nasıl okuyacağız? ebu hanife ise bu çıkmaza "allah halk eder, kul kesb eder" diyerek bir orta yol çizmeye çalışmış.
ben kader meselesine hep merak etmişimdir. çocukken bile, camide hocanın "her şey yazılı" dediği anlarda, içimde tuhaf bir çekince belirirdi. yazılıysa niye çabalıyoruz, çabalıyorsak nasıl yazılı...
AI Özet: yazar, cemre demirel'in aşırı özgüvenli ve kibirli bir tavırla hareket ettiğini, her şeyi en doğru bildiğini sandığını iddia ediyor. özellikle metinleri sadece yüzeysel ve kelime anlamıyla okuma hastalığına yakalandığını, bu yüzden tasavvuf gibi derin ve sembolik bir dünyayı çok sığ bir yerden eleştirdiğini belirtiyor. (bkz: dunning-kruger etkisi) tam olarak burada devreye giriyor diyor yazar. diamond tema ile yaptıkları yayını izleme hatasına düştüğünü, iki kişinin bir araya gelip derin mevzuları sığ bir su birikintisine indirgediğini anlatıyor. ancak yazar, her şeye rağmen hak edilen kısmı teslim ediyor; günümüzdeki popüler tasavvuf sömürüsü, panteizm soslu kişisel gelişim saçmalıkları ve bazı tarikatlardaki putperestleşme konusundaki tespitlerini yerinde buluyor. fakat asıl mevzunun burada koptuğunu, yüzeysel yozlaşmaları görmenin kolay olduğunu ama bunu bahane ederek binlerce yıllık mistik geleneği çöpe atmanın akademik bir yetersizlik olduğunu savunuyor. özellikle vahdet-i vücud ile panteizmi birbirine karışırmış gibi görünmesini felsefi bir fukaralık olarak tanımlıyor. özetle yazar, karşısındakinin bilgi seviyesinin bu derin tartışmaları yürütmek için çok yetersiz olduğunu düşünüyor.
öncelikle cemre demirel isimli şahsın nasıl bir zihin dünyasına sahip olduğuna yakından bakalım. sürekli en doğruyu bildiğine inanan şişkin bir ego, kibirle örülmüş bir savunma mekanizması ve bin...
AI Özet: yazar, mourinho'nun benfica'ya geçiş sürecindeki tavırlarını çok ağır eleştiriyor ve kendisi hakkında (bkz: hayal kırıklığı) yaşadığını belirtiyor.
hala ali koç yerine aziz yıldırım'la çalışsaydı şu olurdu diyenler var.herif orospu çocuğu çıktı amk. f...
AI Özet: yazar, the sopranos izlerken italyanların aslında ne kadar türk olduğunu fark ettiğini söylüyor. aileye olan aşırı düşkünlükten tut, erkek çocuklara biçilen kadere kadar her şeyin aynı olduğunu belirtiyor. özellikle mahalle kültürü, delikanlılık mevzuları ve dükkan önü pineklemeleri tam bizlikmiş. (bkz: kültürel benzerlik) resmen amerika'da geçen bir anadolu dizisi izlemişiz.
bu dizide italyanların türklere ne kadar benzediğini görebilirsiniz. sadece makarna sosuna ekmek banmaları değil bakış açısı olarak çok benziyoruz. anneye, babaya ve büyük akrabalara ne yaparlars...
AI Özet: yazar, asturias'ın aslında piyano için yazılmış olmasına rağmen ruhunun tamamen gitara ait olduğunu savunuyor. isaac albeniz'in bestelediği bu eserin, segovia gibi ustaların dokunuşlarıyla gerçek kimliğine kavuştuğunu ve piyano versiyonunu resmen emekli ettiğini belirtiyor. hatta albeniz'in bile gitar versiyonunu duyup kendi kendine şaşırdığına dair rivayetlere değiniyor. eserin ismi konusundaki saçmalığa ise iyice takılmış durumda; parçanın endülüs esintileri ve arap etkileri taşımasına rağmen, bir yayıncının keyfiyle ispanya'nın kuzeyindeki asturias bölgesinin adını vermesini tam bir coğrafya katliamı olarak görüyor. (bkz: pazarlama kurnazlığı) ayrıca parçadaki o gizemli havanın bizim makam sistemine yakın olduğunu söylüyor. günümüzde elley duhe'nin middle of the night şarkısıyla bu melodinin ekmeğini yediğini, resmen mirasa çöktüğünü iddia ediyor. son olarak güven kargın'ın vapur performansına bayıldığını, ustanın mazot kokulu havayı bir anda granada sokaklarına çevirdiğini anlatıyor.
ispanya'nın haritasını nota kağıdına döküp üzerine de iki kadeh kırmızı şarap devirseler, ortaya çıkacak olan ses tam olarak bu olurdu.eser her ne kadar piyano için yazılmış olsa da, piyanonun bu...
AI Özet: yazar, ilk bilgisayar deneyimlerinde babasıyla beraber yaptıkları (bkz: teknolojik cehalet) örneğini anlatıyor. mp3 çalara müzik atmak için youtube linkini sürükleyip içine bıraktıklarını, sonra da cihaz bozuk diye üzüldüklerini belirtiyor. sonunda durumu çözdüren satıcının sabrından etkilenen yazar, artık kendisinin de insanlara bir şeyler öğretirken (bkz: bilal hancı) gibi tane tane ve kimseyi ezmeden anlattığını söylüyor.
aslında sadece benim değil babamın da yaptığı bir saçmalık vardı.ben kendime mp3 çalar almıştım ama içine nasıl müzik atılacağını bilmiyordum. başkasına sormaya da utandım ve internette araştırma...
AI Özet: yazar, zafer algöz'ün aşırı yancılık ve adamcılık yaptığını düşünüyor. hatta cem yilmaz'ın bile bu konuda daha ölçülü kaldığını iddia ederek durumu özetliyor. özellikle kafa tv tayfasıyla beraber sergen'in narsizmini besleyip etrafını sardıklarını, bu durumun da kulübe yanlış transferler olarak döndüğünü savunuyor. yazara göre zafer algöz, hem bu ekibin bir parçası hem de taraftarları ayırmaya çalışan bir tip. (bkz: kraldan çok kralcılık) yaparak ortalıkta dolandığını belirten yazar, adamın tavırlarını hiç sevmemiş ve oldukça tepkili bir şekilde durumu anlatmış.
herkes bilic icin yazdigindan bahsetmis ama cok daha guzel bir ornek var aslindayancılık ve adamcılıkta benim gozumde lider bir markadir.bakin cem yilmaz'i hic sevmem ama o bile bence utanmıştır ...
AI Özet: yazar, yapay zekalı hakemin herkese hak verip kafasının karışacağı bir senaryoyu (bkz: kaos) anlatıyor.
düşünsene chatgpt hakem olmuş.futbolcu 1: hocam beni biçtiler faul versene.chatgpt: haklısın. f...
AI Özet: yazar, icardi'nin performansının düştüğünü ve mevcut maaşının çok fazla olduğunu savunuyor. performans odaklı bir sözleşme teklif edilmesini, kulübün (bkz: avrupa standartları) seviyesine çıkması gerektiğini ve geçmişe takılmamak gerektiğini söylüyor.
iki yıldır top oynadığı yok. sembolik bir yıllık ücret ama performansa dayalı güzel bonusların olduğu bir kontratı kabul ederse kalsın. şu haliyle 5-10 milyon eurolar verilmez. ca...
AI Özet: yazar, şenlikteki olayların provokasyon olmadığını, bayrak taşıyanlara saldıranların aslında gerçek faşistler olduğunu savunuyor. geçmişteki benzer olayları hatırlatarak karşı tarafın sürekli yalan söylediğini ve savunmasız öğrencilere saldırdığını iddia ediyor. (bkz: odtü) ortamındaki bu gerginliğin bitmeyeceğini, eğitimli kitlenin bayraklarla gelip bu durumu değiştireceğini belirtiyor.
ırkçı türk düşmanları halen daha yok provokasyon, yok bilmem ne diye kendi cehaletlerinin üzerini örtmeye çalışıyorlar.ulan tüm türkiye gördü işte sırf türk bayrağı taşıdıkları için kadınlara yum...
AI Özet: yazar diziyi ferhunde hanımlar'ın arkasına koymuş, eski tek kanal dönemindeki o ulusal birlik kokan köylü dizilerinin havasını aldığını söylüyor. durumu marquez'i trabzon formasıyla tribünde görmek gibi sürreal bulmuş. zengin adamın köyde takılmasına ve işin içine giren farklı kültürlere bayılmış. (bkz: karadenizli öfkesi) olayında ise gürültü çok ama icraat az diye belirtiyor. genel olarak diziyi yüksek bir entelektüel birikimin ürünü olarak görüyor.
ferhunde hanımlar'ın arkasına yazarım bu diziyi. bir memleket aşığı ve türkiye mozaiği fetişisti olarak bizim çocukluğumuzda tek kanallı dönemdeki ulusu birleştirmek adına çekilen köylü dizilerin...
AI Özet: yazar, tolstoy'un insan olgunlaştıkça daha iyi anlaşıldığına inanarak söze başlıyor. ivan ilyiç'in ölümü üzerinden tolstoy'un ince işçiliğine dikkat çekiyor. özellikle ilyiç'in gençken taktığı respice finem yazılı madalyonun, hayatın ilerleyen dönemlerinde unuttuğu ama ölüm döşeğindeyken tekrar karşılaştığı o kaçınılmaz sonla olan bağını çok yerinde bulmuş. yani tolstoy'un, karakterin unuttuğu o madalyonu hikayenin sonunda sessizce göğsüne geri iğnelediğini söylüyor. (bkz: kader)
yazarın gözlemlerine göre tolstoy, kahramanlarını önce güzelce bir terbiye edip sonra onları çocukluklarındaki o saf hallerine döndürerek uğurluyor. ilyiç'in ölüm anında geçmişini sondan başa doğru hatırlaması, aslında kirli bir dünyadan çıkıp masumiyete dönme çabası gibi. ayrıca adamın acı çekme konusundaki takıntısı yazarın ilgisini çekmiş; ilyiç acı hissetmediğinde öleceğini anlayıp panikle acısını aramaya başlıyor, bulduğunda ise rahatlıyor. (bkz: ironi)
son olarak kitabın kurgusuna bayılmış. hikayenin bir haberle başlayıp sonra gerçek bir deneyime dönüşmesi, ölümün ölen için bir gerçek, çevresindekiler içinse sadece bir haber olduğu gerçeğini çok iyi yansıttığını belirtiyor. kısacası yazar, tolstoy'un ölümün hem soğuk hem sıcak yüzünü nasıl ustaca işlediğini anlatmış.
bazı edebiyatçılar dostoyevski ve tolstoy'u karşılaştırırken şöyle der: ''insan olgunlaştıkça tolstoy'u daha çok sever çünkü onu daha iyi anlar.'' ben de böyle düşünüyorum ve ''ivan ilyiç'in ölüm...
AI Özet: yazar mabel matiz'e seslenip uckun şarkısını canlı dinlemek için yanıp tutuşuyor. avrupa turnesinde bu parçayı da çalsa da hep beraber bağırsalar diyor. (bkz: uckun için adalet) diyerek adamı resmen darlamış, çok istiyor.
sozluge bakiyor mu bilmiyorum fakat bu mesajin bir sekilde kendisini bulmasini dilerim.internete dusmus setlistlerine bakiyorum ve hic birinde uckun´u goremedim. ozel bir...
AI Özet: yazar sadece aspava önerenleri istemiyor, (bkz: ankara) uzmanı olsun diyor.
ankaralı olmayıp, ankara'yı bilmeyip, sadece yolu düşenlerin yazmak yerine okuması gereken başl...
AI Özet: yazar, ancelotti'nin gençken bile halı saha amcası gibi göründüğünü söylüyor. futbolculuğunu çok ön plana çıkarmasa da saha içindeki disiplinli duruşuna ve tek tük gollerine değiniyor. günümüzde ise (bkz: yeni nesil) oyuncuları yönetme becerisiyle real madrid'e altın çağ yaşattığını belirtiyor.
--- spoiler ---adam 39 yaşında bile yaşlıymış bu arada--- spoiler ---sadece 39 olsa gene iyi, adam milan'a 28 yaşında geldiğinde de böyle yaşlı başlı halı saha amcası tipliydi :)futbolculuğunu di...
AI Özet: yazar, apple'ın kısıtlamalarından ve pil sorunlarından sıkılıp samsung'a geçenlerin haklı olduğunu, (bkz: kapalı ekosistem) sevmediğini söylüyor.
her güncellemede pil ömründen çalan her şeyi apple hesabınla ilişkilendirip burnundan getiren c...