AI Özet: yazar (bkz: şanslılar) diyor
yalnız oraya gidenler sizinkiler kral :d
AI Özet: yazar troll diyor (bkz: geç)
bak çocuğum, bu troll. tükür suratına...
AI Özet: yazar, sivas katliamı denince burnunun direği sızlayanlardan. olayın olduğu gün bir düğünde olduğunu, o neşeli ortamın bir anda nasıl buz kestiğini anlatıyor. madımak otelindeki o korkunç manzarayı, yobazlığın nasıl ateşe dönüştüğünü ve insanların çaresizliğini görmenin etkisini paylaşıyor. özellikle şairlerin ellerindeki temizlik fırçası ve yangın tüpüyle savunma yapmaya çalışmalarına, mehtap yücel'in fotoğrafları kurtarmak için verdiği mücadeleye değinerek durumun trajikomikliğini ve acımasızlığını vurguluyor. yazara göre orada sadece canlar gitmemiş, kalemler ve sazlar da yakılmış. asıl sinir bozucu olan ise dönemin siyasi figürlerinin, (bkz: tansu çiller) ve (bkz: süleyman demirel) gibi isimlerin sergilediği o inanılmaz duyarsızlık ve acizlik. olayları münferit görmek ya da dışarıdaki halka odaklanmak tam bir fiyasko. üstelik adaletin hala tecelli etmemiş olması, dosyaların yıllarca sürünmesi can sıkıcı. bir de üstüne eklenen ticari fırsatçılıklar, ölen ozanların kasetlerinin piyasaya sürülmesi durumu iyice absürtleştiriyor. sivas'ın kendi memleketi olduğunu belirten yazar, her 2 temmuz'da aynı dumanın çöktüğünü ve bu acının asla sönmediğini söylüyor. son olarak metin altıok'un şiiriyle bitirip hüzünlü bir nokta koyuyor.
(bkz: 2 temmuz 1993)33 yıl geçmiş.. sivas madımak katliamı olduğunda çocuktum. katliam haberi bir sivas düğününde geldi. pir sultan abdal şenlikleri için gelen insanların kaldığı madımak otelini ...
AI Özet: yazar, depozito sisteminin zaten eskiden olduğunu ve yine aynı partinin kaldırdığını hatırlatıp (bkz: ironi) yapıyor. doa uygulamasını indirmiş ama çöpün çok olduğu yerlerde nokta yok diye sitem ediyor.
z kusagi bilmez de ulkede onceden de depozito sistemi vardi. sut siseleri, 1 litrelik cola siseleri falan depozitoluydu. bilin bakalim kim kaldirmisti ...
AI Özet: yazar, selam verenlere kaba davrananların iletişim beceriksiz olduğunu söylüyor. ağlayan ablaya da çok takılmamak gerektiğini, biraz nevrotik olduğunu belirtiyor. (bkz: nezaket)
türkçe konuşan biri sana selam veriyor ve sen yanındakine türkce olarak “lanet olsun türkler her yerde” diyorsu...
AI Özet: yazar, internetin derinliklerinde kalmış, hayat kurtaran web sitelerinden oluşan dev bir liste sunmuş. temel amacı google'ın pek ön plana çıkarmadığı ama işe yarayan araçları tanıtmak. yazara göre akademik dünyada sürünmek istemeyenler için sci-hub, libgen ve semantic scholar gibi can kurtaranlar var. öğrencilerin ve araştırmacıların (bkz: kütüphane) masraflarını azaltacak ücretsiz kitap ve makale sitelerini önermiş. tasarımcılar veya hobi olarak uğraşanlar için photopea ile photoshop'a alternatif, remove.bg ile de arka plan temizleme gibi pratik çözümler göstermiş. yazılımcılar için regex101 ve carbon.now.sh gibi kodları şıklaştıran veya test eden araçlar listeye eklenmiş. güvenlik takıntısı olanlar için haveibeenpwned ve virustotal gibi sitelerle veri sızıntılarını kontrol etmeyi önermiş. ayrıca temp-mail ile geçici e-postalar oluşturup spam'den kaçma taktikleri vermiş. odaklanma sorunu yaşayanlar için kafe sesleri veya programlama müzikleri sunan sitelerle verimliliği artırmayı hedeflemiş. kısacası yazar, dijital dünyada işleri kolaylaştıran, ücretsiz ve fonksiyonel araçları tek bir yerde toplayarak hepimize bir nevi internet rehberi hazırlamış.
google'ın bilmenizi istemediği 50 web sitesi1.) '[http://12ft.io/ http://12ft.io/]]' — herhangi bir ödeme duvarını bypass edin2.) 'http://libgen.is/]' — milyonlarca ücretsiz ders kitabı3.) 'http:...
AI Özet: yazar resim atmış (bkz: görsel)
görselgörselgörselgörselgörsel
AI Özet: yazar (bkz: cesaret) diyor
hayat potansiyeli değil cesareti ödüllendirir.
AI Özet: yazar, kemal kılıçdaroğlu'nun partiyi yönetme biçimini ve atama tercihlerini hiç beğenmiyor. adamın resmen akp'nin alt sürümü olduğunu, partiyi içeriden bitirdiğini savunuyor. (bkz: siyasi hayal kırıklığı) yaşayan bir trajedi olduğunu söylüyor.
partiye çökmesine destek olan herkese babasının malı gibi koltuk dağıtan butlandır. rahmetli gülşah durbay hakkında iğrenç iftiraları yayan kişiyi, chp ankara il yönetimine sokma...
AI Özet: yazar, ankara'daki nato zirvesi için yapılan hazırlıkların aslında "özel" olmadığını, sadece makyajlama olduğunu savunuyor. belediyenin son üç ayda yaptığı işleri (bkz: göz boyama) olarak nitelendiriyor. asfaltların bir anda almanya standartlarına çıkması, binaların sadece protokol yolunda boyanması ve taksicilere kıyafet zorunluluğu getirilmesi gibi detaylarla dalga geçiyor. durumu kışladaki denetleme öncesi yapılan acele temizliğe benzeterek, tüm şehrin bir optik illüzyonla düzgün gösterilmeye çalışıldığını belirtiyor. yani özetle, ara sokaklar kaderine terk edilmişken sadece konukların göreceği yerlerin cilalandığını söylüyor.
yetkililer tarafından hakkında özellikle bir hazırlık yapılmadığı iddia edilen zirve. özellikle yapılmayan, standart belediyecilik ve yöneticilik paketine dahil olan ama bizim son 3 ayda gördüğüm...
AI Özet: yazar kongoluların ataklarına şaşırıyor, diğer tarafın etkisizliğini (bkz: haramball) ile eleştiriyor.
haramball mı!!!olum kongolular her fırsatta atak yapıyor anasını satayım!!?redditden kelime öğr...
AI Özet: yazara göre ilişkiyi partnerler değil, ekonomi ve travmalar yönetiyor. (bkz: hayat şartları)
bir ilişkiyi; geçmiş travmalar ailelerarkadaşlar sosyal medyamenülerdeki fiyatlar veülke ekonom...
AI Özet: yazar, (bkz: bayezid-i bestami) ile sevginin yönünü anlatmış.
"allah'ı sevdiğimi zannediyordum. dikkatle bakınca gördüm ki önce o beni sevmiş." bayezid-i bes...
AI Özet: yazar, z kuşağı arkadaşlarına verdiği söz yüzünden kendini bir anda three days grace konserinde sahne önünde bulmuş. ilk kez sahne önü deneyimi yaşadığını ve atmosferin (bkz: limp bizkit) konserleri kadar sağlam olduğunu belirtiyor. adam gontier'in geri dönüşüyle beraber kendisinin bile fark etmediği gizli bir hayranlık yaşadığını, tüm şarkılara eşlik ettiğini söylüyor. setlist'te görmediği just like you şarkısını canlı dinleyince şaşırmış. dizindeki sakatlığa rağmen animal i've become ve time of dying parçalarında zıplamaya çalışırken kendini biraz hırpalamış ama buna değdiğini düşünüyor. (bkz: never too late) ile duygusallaştığını, konser sezonunu böylece kapattığını anlatıyor. şu an yürüyemediği için pain dinleyip dinlenecekmiş.
three days grace'in ilk türkiye konseri.iki yıl önce apocalyptica konserinde tanıştığım z kuşağı arkadaşların, grubun türkiye'ye gelmemesine çok üzüldüklerini anlatmaları üzerine "eğer gelirlerse...
AI Özet: yazar, devletin verdiği haplar yemeyenlere dil altı formunda bir takviye öneriyor. fiyatı biraz tuzlu olsa da etkili olduğunu söylüyor. (bkz: b12 eksikliği) ile başı dertte olanlara tavsiye.
devletin karşıladığı b12 ve folik asit haplarından fayda görmeyenler için kullandığım şu ürünü tavsiye ederim: görselvücudu...
AI Özet: yazar, füruğ ferruhzad'ın etkileyici dünyasını ve levent çeviker'in yaptığı o meşhur çeviriyi anlatıyor. kuşun ölümlü olduğu ama uçma eyleminin hatırlanması gerektiği vurgusuna takılmış; yani beden gider ama yaşanmışlıklar baki kalır diyor. füruğ'u sadece bir kurban değil, erkek egemen düzene kafa tutan gerçek bir savaşçı olarak tanımlıyor. tutku ve cesaretiyle öne çıkan şairin abbas kiyarüstemi'ye bile ilham verdiğini belirtiyor. (bkz: füruğ ferruhzad) özetle yazar, hayatın anlamının hatırlamak ve yaşamak olduğunu, şairin ise bunu en saf haliyle başardığını savunuyor.
füruğ ferruhzad'ın şiirlerini farsçadan çeviren levent çeviker'in çevirisi farklıdır. "kuş ölümlüdür sen uçmayı hatırla"şurada anlatmış; https://www.bookinton.com/…udur-sen-ucmayi-hatirla/"içim s...
AI Özet: yazar, kardeşini deli gibi özlediğini anlatıyor. aradaki yaş farkı az olduğu için kanka gibi takılmışlar, ablalık görevini de severek üstlenmiş. hatta kardeşini korumak için okulda dayak yediği zamanlar olmuş. hala sürpriz yapıp gelebilir diye telefonunu açık bırakıyor. (bkz: kardeş özlemi) resmen burnunda tütüyor, durumu çok duygusal.
ablalık gibi harika bir vazife edinmeme sebep olan kardeşimi o kadar özlüyorum ki... telefonla konuşmanın özlem gidermeye yetmeyeceği kadar uzun zaman oldu onu yüz yüze görmeyeli. dışarıda gördüğ...
AI Özet: yazar, yürüyüş yaptığı parkın karşısındaki mezarlığa bakıp ölümle yaşamın aslında ruh ikizi olduğunu söylüyor. genel kanının aksine ölümün korkulacak bir şey değil, aksine hayatı daha anlamlı kılan sessiz bir gerçek olduğunu belirtiyor. (bkz: ölüm korkusunu yenmenin yegane yolu) mevzuyu derinleştirip ölümü bir uykuya benzetiyor; bu uykuda ne göreceğimizin ise yaşarken yaptığımız iyiliklere, merhamete ve şefkate bağlı olduğunu savunuyor. yazara göre zamanın kısıtlı olduğunu bilmek insanı daha insancıl yapıyor; sevgiyi ertelememeyi, kimsenin kalbini kırmamayı ve doğaya saygı duymayı öğretiyor. eğer ölümsüz olsaydık hiçbir anın değeri kalmazdı diyor. kısacası ölümün yaşamı bitiren bir son değil, ona anlam katan bir tamamlayıcı olduğunu ve bize her gün bugünü güzel yaşama dersi verdiğini ifade ediyor.
haftada 4-5 kez yürüyüşe çıktığım büyük parkın tam karşısında bir mezarlık var. bir yanda kulaklığımda çalan müzik, ağaçların arasından gelen kuş sesleri ve içimde büyüyen yaşama sevinci. diğer y...
AI Özet: yazar, ankara'da yaşamanın ve belediye hizmetlerinin gerçekten can sıkıcı olduğunu anlatıyor. mansur yavaş'ın sosyal medyadaki açıklamalarına sinirlenmiş, belediyenin nato toplantısı gibi etkinlikler için aniden işe koyulmasını samimi bulmuyor. yazara göre yollar süper mario oyunu gibi; çukurlarla dolu, kaldırımlar dökülüyor vele ekiplerin lakayıtlığı zirve yapmış. (bkz: yol çalışması) özellikle keçiören'deki bitmeyen boru işlerini ve aski'nin hatalarını dert yanıyor. konserlere harcanan paralara karşılık temel altyapının ihmal edildiğini, metroların leş gibi olduğunu savunuyor. özetle, yabancı devlet adamları gelsin diye yapılan makyaj çalışmalarının, milyonlarca ankaralıdan daha değerli görülmesine isyan ediyor. belediyenin vatandaşları (bkz: keriz) yerine koymasından rahatsız, genel bir sistem eleştirisi yapıyor.
insanlarına zerre kadar değer verilmeyen türkiye isimli ülkenin başkenti. sadece değer verilmediği gibi; sağlı sollu, ortalı yollu yalan söylenen ve koyun gibi eylenmeye çalışılan şehir. bugün ma...
AI Özet: yazar, aynı takımın iki kalecisinin farklı milli takımlarda olduğunu diyor (bkz: tesadüf)
ilginç bir bilgiaz önce biten ingiltere maçında kongo’nun kalecisi mpasi,fransa liginden le hav...
AI Özet: yazar fransa hücum hattının korkutucu olduğunu, kalecinin işinin çok zor olduğunu söylüyor (bkz: mbappe)
düşünsene kalecisin, mbappe üstüne üstüne geliyor, sağa bıraksa dembele, sola biraksa olise, to...
AI Özet: yazar mbappe'nin klas olduğunu, emek verdiğini ve şu anın en iyisi olduğunu söylüyor. (bkz: gerçek bir yetenek)
attığı goller sadece santrafor golü veya penaltı çizgisinin orada atılmış goller değil. emek ko...
AI Özet: yazar, edebiyatın en iyi giriş cümlesi dendiğinde akla gelen klasiklerin ötesine geçip tolstoy'un anna karenina'daki o meşhur mutlu aileler cümlesine odaklanıyor. adamcağız 800 sayfalık koca romanı iki satıra sığdırmış, yazar da buna bayılıyor. ona göre bu sadece şık bir söz değil, kitabın tamamını okutacak olan anahtar bir bakış açısı. hatta olay sadece edebiyatla sınırlı kalmamış, (bkz: anna karenina prensibi) olarak sosyal bilimlere ve istatistiklere kadar sızmış. yazarın en çok ilgisini çeken kısım ise tolstoy'un burada kurduğu ironi. önce genel bir kural koyup hemen ardından oblonski ailesindeki kaosla bu kuralı sarsması, durumu bilgece bir sözden ziyade okuyucuyu avlayan bir tuzağa dönüştürüyor. melville veya márquez gibi isimlerin girişleri etkileyici olsa da yazar için tolstoy'un hem roman yazıp hem de insan doğası üzerine tez savunması onu bir adım öne çıkarıyor. (bkz: rus edebiyatı) (bkz: lev tolstoy)
bu konu açıldığında herkes gogol'ün "palto"sunu, kafka'nın "böcek"ini, garcía márquez'in "kurşuna dizilecekken" cümlesini falan sayar da tolstoy'un 1878'de yazdığı "mutlu aileler birbirine benzer...
AI Özet: yazar dizinin sadece 5 bölüm olmasına rağmen tarihin en iyi mini dizisi olduğunu iddia ediyor. imdb puanlarının uçuşa geçtiğini, özellikle final bölümünün resmen şov yaptığını belirtiyor. cast seçimine bayağı takılmış; stellan skarsgård ve jared harris olmasa işlerin bu kadar yürümeyeceğini, oyuncuların mimiklerinin bile insanı o ana götürdüğünü söylüyor. (bkz: kusursuz cast) yönetmen johan renck'in başarısına değinip, izlerken aklına sürekli fallout evreninin geldiğini, dünyanın öyle post-apokaliptik bir hale gelebileceğini hayal etmiş. radyasyonlu mutantlar ve yer altı şehirleri falan filan... son olarak, yapılan fedakarlıkların önemini vurgulayan bu kalitede bir işin bir daha çıkmayacağını düşünüyor. (bkz: chernobyl)
sadece 5 bölüm olduğu için mini dizi olarak tanımlayabiliriz. tarihte yapılmış en iyi mini dizidir. imbd'de 1 milyon kişinin oy verip ortalama 9.3 puan alması akıl alır bir rakam değil. 5 bölümlü...
AI Özet: yazar, behzat ç. dizisini hayatının üç farklı döneminde izleyerek aslında kendi kişisel gelişimini ve ülkenin nasıl bir değişime uğradığını analiz etmiş. ilk izleyişinde öğrenciymiş, ikincisinde iş hayatına yeni atılmış bir genç, üçüncüsünde ise evli ve yurt dışında yaşayan bir yetişkinmiş. yazar diyor ki, dizi onun için artık sadece bir polisiye değil, adeta bir zaman makinesi kıvamında. (bkz: nostalji) özellikle üçüncü kez izlediğinde eşiyle birlikte o eski günlerin daha iyi olduğu sonucuna varmışlar. yazara göre dizi, ülkedeki toplumsal dönüşümü, kurumların yıpranmasını ve liyakatin kayboluşunu belgeleyen bir ayna gibi. hukuktan eğitime, sağlık sisteminden medyaya kadar pek çok alandaki gerilemeyi ve hak ihlallerinin nasıl normalleştiğini izlerken fark etmiş. eskiden dizideki küfürlerin biplenmesini veya alkol sahnelerinin saatle sınırlandırılmasını dert ederken, şimdi bunların ne kadar masum kaldığını, bugünün şartlarında böyle cesur bir işin çekilmesinin imkansız olduğunu belirtiyor. kısacası yazar, dizinin karakterleri üzerinden değil, arka plandaki atmosfer üzerinden ülkenin geçirdiği sancılı süreci ve toplumsal çöküşü okumuş. (bkz: behzat ç. etkisi)
ben bu diziyi ilk izledigimde universitemin yurt odasindaydim.dizi bittiginde ogrenci evime gecmistim. mezun olmus, is arayan biriydim.ıkinci kez izledigimde artik isimi bulmus, yeni calismaya ba...
AI Özet: yazar, cüneyt özdemir'in deniz göktaş hakkındaki videosunu izleyip adamın resmen fırsatçılık yaptığını söylüyor. önce ekibini koruyormuş gibi yapıp konuyu dağıttığını, sonra da tatil mevzusundan yürüyerek (bkz: gizli kin) beslediğini belirtiyor. cem yılmaz'a yaptığı övgüleri ise bildiğin yalakalık olarak tanımlayıp liberal maskesinin altındaki öfkeye dikkat çekiyor.
deniz göktaş ile ilgili konuştuğu videoyu izledim. küçük hesaplar peşinde koşan çakal bir insan olduğunu hemen belli etmiş.önce hiç alakası olmamasına rağmen olaya kenan'ı dahil ediyor ve sanki d...
AI Özet: yazar, tarihin ilk elektronik harp örneğinin çanakkale'de yaşandığını anlatıyor. olay şu; 1915'te karşı tarafın donanması, nereyi vuracaklarını belirlemek için uçaklardan gelen haberlere güveniyormuş. uçaklar gemilere simplex denilen basit bir sistemle bilgi aktarıyormuş. ancak bizimkiler kilitbahir'deki goncasuyu istasyonunda öyle bir (bkz: keskin zeka) konuşturmuş ki, karşı tarafın frekansına girip resmen trollemeye başlamışlar. yazarın aktardığına göre, karşı tarafın amirali sonradan itiraf etmiş; uçakları yere inmiş olsa bile bozuk bir fransızca ile kendilerine hala yer yön bilgisi gelmeye devam etmiş. yani bizim muhabere memurları, düşman hattına sızıp onlara yanlış yönler vererek atışların boşa gitmesini sağlamışlar. yazar, bu durumu tarihteki ilk jamming yani telsiz karıştırma vakası olarak tanımlıyor. karşı tarafın radyo dalgalarını sürekli sinyaller göndererek sabote etmişler ve böylece stratejik bir üstünlük kurmuşlar. özetle yazar, çanakkale'deki başarının sadece cephedeki mücadeleyle değil, bu tarz teknolojik kurnazlıklar ve (bkz: stratejik deha) ile kazanıldığını belirtiyor.
dünyanın ilk elektronik harbinin (jamming/telsiz karıştırma) çanakkale'de yaşanması sizi epey şaşırtabilir. 1915 çanakkale'sinde düşman donanmasının atış tanzimini gerçekleştirebilmek için uçakla...
AI Özet: yazar, whatsapp'ın artık dijital kartvizit gibi olduğunu yüzden ad-soyad şeklinde kullanıcı adı kapmanın mantıklı olduğunu söylüyor. resmi işler ve profesyonel iletişim için yunan tanrısı isimleri gibi (bkz: absürtlük) takma adların sırıttığını belirtiyor. tabii her şey kişisel tercih ama ciddi durmakten zarar gelmez diyor.
yıllardır ad-soyad formatındaki ayrıcalıklı e-posta adreslerini kullanmanın keyfini yaşarken, whatsapp'ta da müsaitse bunu almamak ileride pişmanlık sebebi olabilir. sonuçta whatsapp benim anonim...
AI Özet: yazar, ülkedeki kutuplaşmanın ve insanların birbirinin talihsizliğinden beslenme huyunun artık dayanılmaz bir noktaya geldiğini söylüyor. altın kaçırma olayları üzerinden örnek vererek, toplumun bir kesiminin hırsıza destek vermesini, diğer kesimin ise aynı nefretle karşılık vermesini (bkz: toplumsal kutuplaşma) eleştiriyor. tarihteki yağmalama olaylarına ve karşılıklı nefret döngüsüne değinip, gençlerin bu toksik ortamdan uzaklaşması gerektiğini savunuyor. özellikle 18-22 yaş arası gençlere, ülkenin son 50 yılda yerinde saydığını anlatıp birandtürkeç veya 32. gün izleyerek gerçekleri görmelerini öneriyor. yazarın derdi ülkenin doğasıyla veya mutfağıyla değil, insanı sömüren köhnemiş kültürle ve bürokrasiyle. çözüm olarak amerika'ya gitmeyi, orada daha insani ve düzenli bir hayat kurmayı teklif ediyor. gitmenin zor olduğunu kabul etse de, başarısız insanların moral bozucu sözlerine kulak asmadan mücadele edilmesi gerektiğini belirtiyor. özetle yazar diyor ki, burası bir bataklıktır ve sizi yavaş yavaş bitirir, kurtulun.
500 kilo altın kaçırılmış ülkede. ülkenin en “okuyan” ya da daha doğrusu saklanın biraz üstünde olan yazarlarımız: “umarım geri gelmez, oh olmuş, iyi olmuş, eline sağlık” diyor. yani zarar gören ...
AI Özet: yazar, göz yorgunluğu yüzünden kitap dinleme olayına sardığını ve bu sayede martin eden ile tanıştığını anlatıyor. başlangıçta bildiği kitaplarla ısınma turları atmış ama sonra risk alıp bu romana şans vermiş ve hayatının en doğru kararlarından birini verdiğini düşünüyor. hikayede martin'in, ruth denilen ve aslında vizyonsuz olan bir kadına aşık olup kendisini geliştirmeye çalışmasını izliyoruz. yazarın gözünde ruth, martin'in yeteneğini görmezden gelen, sadece statü peşinde koşan ve (bkz: sığlık) örneği olan bir tip. martin'in bu süreçte yaşadığı entelektüel dönüşüm ve sonrasındaki hayal kırıklığı yazarın oldukça ilgisini çekmiş. kısaca, bir adamın aşk uğruna kendini parçalayıp sonra karşısındakinin boşluğunu fark etme dramı yaşanmış.
son zamanlarda kitap dinleme alışkanlığı edindim, okumaktan çok keyif alsam da gözlerim günün yorgunluğundan okuma yapmamı zorlaştırıyordu. dinlerken takipte zorlanacağım endişesi ile ilk olarak ...
AI Özet: yazar, ümraniye'de parfüm satma bahanesiyle adamları tuzağa düşürüp taciz iftirasıyla para koparan bir şebeke olduğunu anlatıyor. sanayicilerin bu (bkz: dolandırıcılık) yöntemini çözdüğünü, karşı tarafın ise yüzsüzce işine devam ettiğini söylüyor.
bu bir taktik arkadaşlar. bunlar ekip halinde çalışıyor. parfüm, baharat ya da benzeri bir şey satma bahanesiyle yanına gelip önce flört etmeye çalışıyorlar. sonra da bir anda ...
AI Özet: yazar diyor ki ekrem imamoğlu, muhittin böcek üzerinden dönen mevzulara bayağı sinirlenmiş. havala yöntemiyle para aldığı iddialarını saçma buluyor, hatta "madem öyle, hepsini bir kerede imzalatsınlar" diye dalga geçiyor. yazara göre ağır hasta bir adamı tehdit ederek konuşturmaya çalışmışlar. olay tam bir (bkz: kurgu) gibi duruyor, imamoğlu da bu duruma isyan etmiş.
tutuklu istanbul büyükşehir belediye (ibb) başkanı ekrem imamoğlu, tutuklu antalya büyükşehir belediye başkanı muhittin böcek’in kendisi hakkında öne sürdüğü iddialara yanıt verdi."bana, hayatımd...
AI Özet: yazar, sakar şakir filmini tekrar izleyince natuk baytan'ın yönetmenlik dehasına ve özellikle necdet yakın'ın canlandırdığı lüfer karakteri üzerinden sokak jargonunu sinemaya nasıl yedirdiğine takılmış. yazara göre film sadece bir komedi değil, aynı zamanda türkçe argosunun zaman içindeki değişimini ve yozlaşmasını gösteren bir belge niteliğinde. (bkz: dil evrimi) adam resmen eski sokak ağzının arşivini tutmuş ama üzücü olan şu ki, o zamanlar kullanılan birçok kelime bugün toplum belleğinden silinmiş. yazar, bazı replikleri dinlerken yabancı dil dinliyormuş gibi hissettiğini, kendi dilimizdeki bazı ifadelere olan aşinalığımızı kaybettiğimizi belirtiyor. özellikle dübür, arpa, nevale ve hacamat gibi kelimelerin eski anlamlarının kaybolduğunu veya tamamen değiştiğini söylüyor. mesela paraya arpa denmesi ya da birini darp etmeye hacamat demek artık tarihe karışmış durumda. araklamak kelimesinin hala yaşadığını ama filmdeki "tavlamak" anlamının yerini bugün farklı anlamların aldığını savunuyor. kısacası yazar, natuk baytan'ın farkında olmadan dildeki bu dönüşüme ayna tuttuğunu ve eski argoyu bugüne taşıyan bir köprü kurduğunu düşünüyor.
geçenlerde sakar şakir isimli filmini tekrar izleme şerefine nail oldum, bu filmi izlemekten başka bir seçeneğim olmadığı için de tüm dikkatimi kendisine verebildim ve nice yeni detaylar fark ett...
AI Özet: yazar, amazon.de üzerinden 4k film sipariş edip gümrükle imtihan olduğu trajikomik bir süreci anlatıyor. dijitalle uğraşmayıp kutulu film alma hevesi, ptt'den gelen ve yüksek meblağlar isteyen gümrük müşavirliği ihbarıyla kabusa dönmüş. yazar, maliyetler uçunca (bkz: gümrük vergisi) ürünü iade etmeye karar vermiş. burada dikkat çeken nokta, karşı tarafın nezaketi; amazon'un özür dilemesi karşısında yazarımız duygulanmış. işler burada bitmiyor, iade süreci tam bir (bkz: kaos) halini almış. paket almanya'ya dönecekken bir şekilde isviçre'ye gitmiş. gümrükteki memurun, filmi almak için isviçre'ye uçmanın daha ucuza geleceği yönündeki tavsiyesiyle beraber yazar, yurt dışı alışverişinin nasıl bir maceraya dönüştüğünü görmüş.
buradan film aldım hem de 4k. lan dedim kutulu film olsun, aynısı apple tv'de de var, maliyeti yüzde 10 ama ben kıydım lan paraya, elimde olsun dijital olmasın diye bu siteden film sipariş ettim ...
AI Özet: yazar, masterchef'in aslında bir fast food fabrikasına dönüştüğünü söylüyor. yarışmacıların teknik olarak geliştiğini kabul etse de sonrasında herkesin burgerci, dönerci veya kavurmacı açmasına hafiften trip atıyor. şampiyonların bile sonunda köfteciye veya büfeciye bağlaması yazara göre gastronomik bir trajedi. (bkz: nitelik kaybı) şöhretle para kazanmalarına eyvallahı var ama vizyonsuzluk canını sıkmış. kısaca diyor ki; karnınız doyuyor ama mutfak kültürü yerinde sayıyor.
burgerci, kavurmacı, kanatçı, ev yemekleri dükkanı sahibi, tavuk dönerci olup 3-5 şube açma şerefine nail olma hayaliyle yanıp tutuşan “şef adaylarının” yarıştığı yarışma.teknik açıdan öğreticidi...
AI Özet: yazar, seyfi dursunoğlu'nun mirası için uğraşan yeğenlerine ve (bkz: çydd) kurumuna sitem ediyor. vasiyetin hala sonuçlanmadığını, sanatçının evinin açılamadığını ve mezar mevzusunun karışıklığını anlatıp üzüntüsünü dile getiriyor.
vefat yıldönümü yaklaşıyor. vasiyeti maalesef hala istinafta bekliyormuş. hiç utanması olmayan, ar damarı çatlamış, kendilerine layık görülmemiş paradan tırtıklamaya çalışan iki ...
AI Özet: yazar diyor ki, rusya'nın elinde ne kadar tank tüfek olursa olsun, liyakati çöpe atıp sadakatle yönetilen bir sistemin sonu hüsran olurmuş. bir diktatörün etrafını dalkavuklarla doldurup fatihlik taslamasının faturası şu an ağır ödeniyormuş. (bkz: liyakat) eğer düzgün bir sistem kursalar, ukrayna dahil herkesle kanka olup ab gibi bir yapı kurabilirlermiş ama onlar sovyet usulü takılmayı seçmişler. içerideki millete milliyetçilik masalları anlatıp uyutabilirsin ama başkentte petrol dumanı tüterken bunu gizlemek imkansızmış. uluslararası saygınlık yerlerde, millet vize alamıyor, tek bildikleri trol ordusuyla millete saldırmak. yazara göre putin'in tek çaresi artık çin'e sırtını dayamak. (bkz: ibretlik sonlar) başka bazı ülkelerin de bu durumdan ders çıkarması gerektiğini ima ediyor.
başka, öhüm, bazı ülkelere de örnek olması gereken ülke. ülkenizin yüzölçümü ne kadar büyük olursa olsun, ordunuz ne kadar büyük olursa olsun, kaç tane tankınız füzeniz olursa olsun, geçmişiniz, ...
AI Özet: yazar, dilbilgisi kurallarına takılanlara ruh hastası diyenlerin aslında kendi cehaletlerini örtbas etmeye çalıştığını söylüyor. ona göre bu tipler, anadillerini düzgün kullanamadıkları ve kendilerini geliştirmek istemedikleri için bilenleri aşağılayarak ego tatmini yapıyorlar. hatta yazar, bu zihniyetteki birinin sırf karşı cinsle iletişim kurarken ezilmemek için böyle savunmalara başvurduğu şeklinde ironik bir senaryo çizmiş. genel olarak bu durumu savunanların okuma oranının artmasından korkan, bilmemeyi marifet sayan ve sadece maddi güce tapan kişiler olduğunu belirtiyor. kısacası dilbilgisi takıntısını hastalık görenlerin (bkz: cahillik) seviyesinde olduğunu anlatıp uzak durulması gerektiğini vurguluyor.
ibnelik barındıran bir sıfat tamlaması. ne yapsın adam? yok, olmuyor, olmuyor işte anadilini doğru kullanamıyor. okumaya, dilini geliştirmeye ve öğrenmeye de ne götü var ne ciğeri.ne yapacak? bil...
AI Özet: yazar, ferdi özbeğen'in 1999 yılında yardımcısı hilmi mutlu'yu evlat edinme mevzusunu masaya yatırıyor. olay aslında annesinin vasiyetiyle başlıyormuş; anne ölmeden önce ferdi beye bu çocuğa sahip çıkmasını söylemiş. yazar diyor ki, ferdi özbeğen bunu bir vefa borcu olarak anlattı ama o dönemin magazin dünyası hemen (bkz: çılgınlar kulübü) benzetmeleri yapmaya başladı. özbeğen ise bu yorumlara bayağı sinirlenmiş, bunun tamamen kanuni bir hak olduğunu savunmuş. yıllar sonra oray eğin isimli gazeteci devreye giriyor ve durumu farklı yorumluyor. yazara göre eğin, bunu yasaların boşluklarından yararlanılarak yapılmış bir tür birliktelik olarak görmüş ve hatta dünyaca ünlü piyanist liberace ile kıyaslamış. yani mevzu ya çok derin bir sadakat hikayesi ya da yasaların izin vermediği bir aşkın etrafından dolanma çabası; hangisi olduğu asla netleşmemiş. ancak hikayenin sonu pek iç açıcı değil. yazar, özbeğen'in vefatından sonra miras kavgası çıkmasına üzülüyor. tüm servetini türk eğitim vakfı'na bağışlayan sanatçıya, beraber yaşadığı hilmi bey'in dava açması yazar tarafından pek şık bulunmamış. sonuç olarak ortada kesin bir gerçek yok, sadece iddialar, dedikodular ve güzel şarkılar kalmış.
1999’da türkiye'nin magazin sayfaları o güne kadar pek alışık olmadığı bir haberle çalkalanmıştı. sahnelerin zarif adamı ferdi özbeğen, yıllardır yanından ayırmadığı yardımcısı hilmi mutlu'yu evl...
AI Özet: yazar, nokta kavramını öyle bir yerden yakalamış ki mevzu sadece geometrik bir şekil değil, resmen varoluşsal bir trip atmış. diyor ki her şey aslında bu noktadan çıkıyor ve yine oraya dönüyor. müzikten şiire, pythagoras'tan hegel'e kadar herkesi aynı potada eritmiş. yazara göre müzik aslında bir noktaydı, aşıklar onu çoğaltıp yaydı. sadece yüksek sanatla da ilgilenmiyor; çırağın kirli ellerindeki zerrelerden, ağlayan bebeklerin sesine kadar hayatın içindeki tüm küçük noktaların aslında devasa bir bütünü oluşturduğunu savunuyor. (bkz: tasavvuf) kokusu buradan geliyor zaten. insanın sırrının, kalbin ortasındaki o gizli noktada saklı olduğunu, kendini bilenlerin noktayı da bildiğini iddia ediyor. kısacası yazar, bizi zerreden güneşe, damladan denize götüren o mistik yolculuğun merkezine noktayı koymuş. (bkz: derin mevzular) okurken insan bir anlığına dünyevi dertleri bırakıp yıldızlara bakasım geliyor.
işte size nokta. baştan sona bütün şarkılar. daha önce dinlediğiniz şeylere pek benzemiyor sanki.sen seni bilmektir ancak pire ülfetten garaznoktayı fehmeylemektir ilm ü hikmetten garazniyazi mıs...
AI Özet: yazar, çeşitli kaynaklar ve kendi tecrübeleriyle beşiktaş'ın transfer planını çözdüğünü iddia ediyor. mevcut bazı isimlerin kalacağını, yanına da yaş gruplarına göre ayrılmış toplam 7 yeni takviye geleceğini söylüyor. özellikle vlahovic, trossard ve nübel gibi yüksek profilli isimler peşindeler; olmazsa lukaku ve rossi gibi (bkz: b planı) seçenekler devredeymiş. yerli kanadında ise ilhan fakılı ve salih özcan isimlerini öne çıkararak transfer operasyonunu detaylandırmış.
önder özen'in demeçleri, muhabirlerin anlattıkları, kendi tecrübelerim ile transfer süreci %80 şöyle olacaktır.agbadou, djalo, murillo, ndidi, cerny ve oh geçen seneden kalacak isimler. +4 konten...
AI Özet: yazar, (bkz: dead can dance) olmadan liste eksik kalır diyerek birkaç parça önermiş. (bkz: yulunga) favorisi.
(bkz: dead can dance)'e ait herhangi bir parça olmazsa eksik kalacak başlıktır. en güzel örnekl...
AI Özet: yazar, köprüaltı kemancı'nın yanışından hemen önceki o son eğlenceli geceyi ve erkin koray'ın orada oluşunu anlatıyor. yangın sonrası yaşadığı şoku ve mekanın savaş alanına dönmüş halini görmeye gidişini paylaşıyor. (bkz: nostalji) hatıra diye yanmış adisyonlar topladığını söylüyor. sonra bir süre beyoğlu'nun dandik mekanlarında sürünmüşler. kemancı'nın yeniden açılmasını beklerken takıldıkları haydar'ın ise hamamböcekli ve pis bir yer olduğunu ama kalabalıktan dolayı sıcak olduğunu belirtiyor. zeki'ye de selam gönderip çektiği çileler için teşekkür ediyor.
yangından bir gün öncesini anımsıyorum, erkin koray da mekandaydı. sanki herkes son gece olduğunu biliyordu, zira çok eğlenceli bir geceydi. sonra kalktık, eve gittik. ertesi gün öğrenince büyük ...
AI Özet: yazar, biletleri kar amacıyla yüksek fiyata satanlara sövüyor, durumu (bkz: fırsatçılık) olarak tanımlıyor.
biletleri alıp alıp gidemeyeceğiz ayağına millete çakmaya çalışanları gördüğümüz başlık.ülke ça...
AI Özet: yazar, memleketten kaçıp kaderini değiştirmek amacıyla lüksemburg'a kapak atmış. olay tamamen mahalledeki emlak muhabbetleri ve euro komisyon hayalleriyle başlamış. annesinin lüksemburg'u almanya'nın bir ilçesi sanması, babasının ise dürüstlükle kurnazlık arasında ince bir çizgi bırakan o meşhur türk babası nasihatlerini vermesiyle süreç tamamlanmış. yazar ülkeye indiğinde burayı sanki çankaya'nın ütülenmiş ve photoshoplanmış hali gibi bulmuş. (bkz: aşırı düzenli ülkeler) her yer o kadar sessizmiş ki kuşların bile fısıldayarak öttüğünü iddia ediyor.
emlak danışmanı (property consultant) olarak işe başlamış ama buradaki müşteri profiliyle kendi dünyası arasında derin uçurumlar olduğunu fark etmiş. bizimkilerin aksine buradaki adamlar bahçesi küçük olsun, güneş az girsin, hatta komşular selam vermesin diye ev arıyormuş. yazar tam bu huzura alışmışken karşısına çıkan türk aileyle birlikte vatan toprağının kokusunu almış. balkonda mangal yakma hayalleri kuran kadın ve milyon euroluk eve son ne olur diye pazarlık yapan baba, yazarı eski günlerine döndürmüş. (bkz: türk tipi pazarlık)
sonunda halı silkelemeyen komşular ve korna çalmayan insanlar arasında başardım dediği anda annesinin telefonuyla gerçek dünyaya dönmüş. milyonluk villalar gezse de annesinin tek derdi oğlunun çorba kaynatıp kaynatmadığıymış. yazar, dünyanın neresine giderse gitsin o kültürel kodların peşini bırakmadığını acı bir şekilde anlamış.
şansıma sıçayım ki memleketten çıkıp da insanın kaderini değiştireceğini sandığı ülkeler var ya... hah, ben de onlardan birine geldim. lüksemburg.öyle büyük hayallerle falan değil ha... bizim mah...
AI Özet: yazar, ios 27 beta 2'ye geçiş sürecini ve deneyimlerini anlatıyor. saatlerce uğraştıktan sonra güncelleme işlemini tamamladığını, cihazın ısınma sorununun çözüldüğünü ve indeksleme sürecinin hızlıca bittiğini belirtiyor. spotlight aramasındaki animasyonlar ve kopyalanan metinlerin klavyede öneri olarak çıkması gibi özelliklerin güzel olduğunu ama aslında (bkz: android) tarafında yıllardır olan sıradan oyuncaklar olduğunu düşünüyor. asıl heyecanlandığı nokta ise airpods pro 3 güncellemesi. yeni gelen 3 katmanlı ekolayzer ayarlarıyla bass performansının uçtuğunu, donanımsal bir eksiklik olmadığını ancak yazılımla bu işin çözüldüğünü söylüyor. ayrıca yeni dijital sinyal işlemcisi sayesinde aktif gürültü engelleme performansının çok ciddi arttığını, sanki yeni bir kulaklık almış gibi hissettiğini ve özellikle uyurken bu özelliğin çok işe yaradığını vurguluyor. ses kayıtlarındaki voice isolation özelliğinin arkaplan gürültüsünü anında sıfırlamasının da etkileyici olduğunu ekliyor. son olarak, iphone'ların aksine airpods güncellemelerinde geri dönüş yolunun olmadığını, bu yüzden herkesin hemen atlamaması gerektiğini hatırlatıyor. özetle yazar için bu sürümün asıl olayı kulaklık tarafındaki devrimmiş.
16 pro max'ten bildiriyorum. ios 26.5'den 27 beta 2 güncellemesine geçmek için uğraştığım saatler sonunda bu entryi girmesem olmaz.. en ummadığım yerden en güzel sonuç geldi.öncelikle index leme ...
AI Özet: yazar, sanji'nin fatihin hakisini kapmasıyla birlikte mugiwara tayfasındaki absürtlüğe dikkat çekiyor. diyor ki, luffy'nin yanına topladığı millet resmen şampiyonlar ligi gibi, aralarında tek bir tane sıradan insan yok. asıl bomba şu ki, bu ekip özel yetenekleri için seçilmedi, tamamen tesadüfen bir araya geldiler. bazıları tayfayı güçsüz bulup nerflemeye çalışıyor ama yazar buna gıcık olmuş; roger'ın tayfasında bile böyle bir çeşitlilik yokmuş. luffy zaten (bkz: chosen one) modunda, evrenin tüm nadir özellikleri onda toplanmış. zoro hem efsanevi bir soyun devamı hem de hakilerin efendisi olmuş. nami'nin hava olaylarını sezme gücü ve tayfadaki canavarları tek şamarlayabilmesi onu sıradan olmaktan çıkarmış. usopp'un babadan kalma keskin nişancılığı ve dayanıklılığı, sanji'nin genetikle oynanmış süper insan oluşu ve prensliği zaten belli. chopper'ın düz bir geyik olmadığını, muhtemelen mitolojik bir şeyler döneceğini savunuyor. franky bildiğin sayborg, robin evrenin tüm sırlarını çözen tek kişi. brook ise en düz insan gibi görünse de kutsal ejderlerle ve tanrı şövalyeleriyle takılmış, ölümü bile atlatan bir tip. yani kısacası yazar, bu tayfanın tesadüfen oluşmuş bir süper kahramanlar topluluğu olduğunu belirtiyor.
--- manga 1187 spoiler ---sanji'ye de fatihin hakisi hayırlı uğurlu olsun diyebiliriz. luffy tarafından rastgele karşılaşmalarla seçilen tayfaya bak. aralarında düz insan yok.--- manga 1187 spoil...
AI Özet: yazar, ankara'nın ilk özel tiyatrosu olan meydan sahnesi'nin kurucularından kartal tibet'in vefat yıl dönümünü hatırlatıp (bkz: tiyatro) diyor.
tam beş yıl önce bugün dünyadan göçmüş olan oyuncu, yönetmen, senarist. adalet ağaoğlu, mahir canova,...