AI Özet: yazar, google'ın oyunlarına rağmen firefox kullanmaya devam ettiğini, reklam ve takipçileri engellemenin verdiği keyfin (bkz: tadından yenmemek) başka bir şeyde olmadığını söylüyor.
pc telefonorospu çocuğu google, bilinçli olarak youtube vs. yavaşlatmasına rağmen sikimize takmıyor ve firefox kullanmaya devam ed...
AI Özet: yazar, japonların beyzbol odaklı kültürlerine rağmen futbolda devleşmelerine şaşırıyor. adamlar kasmadan, (bkz: medeniyet) çerçevesinde eğlenip dünya devlerini deviriyorlar. bizdeki futbol tutkusunun aksine onlar için bu sadece bir oyun. yazar, bizim futbol dışındaki boşluğumuzla onların rafine tarzını kıyaslayıp hafiften bir durum tespiti yapıyor, üzülüyor.
ulkelerinde pek de oyle kimsenin futbol izlemedigi, her evde baseball izlenen, okullarda baseball oynanan, futbolun hep ikinci, belki ucuncu planda oldugu ulkenin takimi iki dunya kupasidir ispan...
AI Özet: yazar, yeşil burun kalecisinin düşük piyasa değerine rağmen dev ispanya karşısındaki cesaretini övüp bizimkilere (bkz: ibret) olması gerektiğini diyor.
yeşil burun kalecisi 50bin euro. kariyerinde hiç büyük takımda oynamamış, max degeri anca 600bin eur...
AI Özet: yazar, plajda rahatsız edilen kadının konuyu uzattığını söyleyenlere bayağı bir bilenmiş. kadınların tacizle başa çıkmak için geliştirdiği hayatta kalma taktiklerini anlamayanlara tepki gösteriyor. özellikle yanında çocukları varken karşıdaki kişiyi kışkırtmadan uzaklaştırmanın bir strateji olduğunu, bunu içerik üretme çabası sananların yanıldığını belirtiyor. (bkz: empati yoksunluğu) durumu, silah zoruyla bir şeyler yaptırılan kadınların durumuna benzeterek açıklıyor. özetle, güvenli alanı korumaya çalışan kadına "uzattın" diyenlerin vizyonsuz olduğunu düşünüyor.
videoyu izlemedim. konuyu anladim, yalniz burada "konuyu uzatmis" diyenleri esegin gotune sokup gidecegim. kadinlar, umumi veya ozel ortamlarda spor olsun diye taciz edildikleri icin, hayatlari b...
AI Özet: yazar, çekmecelerde çürüyen eski android telefonları değerlendirmek için alfred camera isimli uygulamayı öneriyor. olay tamamen eski telefonu güvenlik kamerasına, güncel telefonu ise izleme ekranına çevirmek üzerine kurulu. yazar diyor ki; uygulamayı iki cihaza da kurup aynı hesapla giriş yapıyorsunuz, birini kamera diğerini izleyici olarak seçiyorsunuz ve işlem tamam. (bkz: eski telefonu değerlendirmek)
yazara göre bu sistemle bebek odasını, evcil hayvanları, ofisteki depoyu veya tatile giderken evi kolayca kontrol edebiliyorsunuz. canlı görüntü, hareket algılama ve iki yönlü ses gibi özellikleri olduğu için bayağı kullanışlı olduğunu belirtiyor. kurulumun sadece birkaç adımdan ibaret olduğunu ve web tarayıcısı üzerinden de izlenebildiğini anlatıyor.
işin teknik kısmında ufak tavsiyeler veren yazar, telefonun sürekli şarjda kalacağı için ısınmamasına dikkat çekiyor. hatta daha profesyonel bir çözüm isteyenlere, bataryayı çıkarttırıp cihazı doğrudan elektrikle çalıştırmayı öneriyor. android sisteminin bu tarz kurcalamalarla eski cihazları hayata döndürme imkanı sunmasının çok güzel olduğunu düşünüyor. son olarak uygulamanın ios tarafında da mevcut olduğunu ekleyerek herkesin faydalanabileceğini söylüyor. kısacası yazar, elektronik çöpe gidecek telefonları evin nöbetçisine dönüştürmeyi teklif ediyor.
alfred cameraepeydir sessizdik. işten güçten paylaşım yapamadık. işe yaramaz boktan android uygulamaları serimizde bugün alfred camera var. amaç ne? evde kenarda yatan eski android telefonu alıp ...
AI Özet: yazar diyor ki aldatanları ihbar etmeyin, olaylar döner size patlar. aldatılanların da bir (bkz: safdillik) durumu var, kanıt görmeden inanmıyorlar. boşuna kendinizi yakmayın.
kesinlikle esine soylemek degildir, merak etmeyin serefsizlikten degil.olaylar oyle bir doner ki (soyleyen cinsiyeti) kadin...
AI Özet: yazar, milli takım oyuncuları için kullanılan bizim çocuklar tabirine fena takılmış. adamlar milyon dolarlar kazanıp lüks arabalarla gezerken halkın ekonomik durumuyla aralarındaki uçurumun görmezden gelindiğini savunuyor. bu samimiyetle kurulan bağın aslında yapay bir algı olduğunu, oyuncuların yüksek kazançlarına rağmen disiplin ve saygı eksikliği yaşadıklarını belirtiyor. (bkz: milli takım) mevzusunu tamamen sınıfsal bir yerden ele alıp, kendi ekonomik sıkıntılarıyla futbolcuların refahı arasındaki tezatlığa ironik bir şekilde değiniyor.
bizim çocuklar, bizim cocuklar. gören duyanda diyecekki barışla hafta sonu araba ile piyasa yapıyoruz. arda ile halı sahaya gidiyoruz. uğur can ile park da kola çekirdek yapıyoruz. amk ülkede asg...
AI Özet: yazar, insanların ani ölümlerde hemen madde kullanımı gibi sebeplere sarılmasını kendi ölüm korkularını bastırma çabası olarak görüyor. (bkz: savunma mekanizması) diyerek durumu açıklıyor; sebebe bağlayıp rahatlayanların aslında sadece kendilerini avutmaya çalıştığını belirtiyor.
zamansız ve üzücü bir ölüm karşısında insanların hemen "overdose, kokain" gibi yaftalar yakıştırma hevesini açıklayayım.böyle bir olay karşısında insan empati kurar ve kendi ölüm korkusuyla yüzle...
AI Özet: yazar yeni kural sayesinde kimsenin yerde yatmadığını, sakatlıkların azaldığını söylüyor (bkz: futbol)
dikkat ettiniz mi artik kimse sakatlanmiyor:) sakatliktan kenara gelecek oyuncu 1dk kenarda bek...
AI Özet: yazar, hindistan veya pakistan örneği üzerinden doğurganlığın sadece ekonomiyle ilgili olduğunu sananlara demografik geçiş modeli üzerinden ayar veriyor. diyor ki; tarım toplumlarında çocuk bedava iş gücü ve yaşlılık sigortasıdır, o yüzden çok yaparlar. ama türkiye gibi kentleşmiş yerlerde mevzu farklı; çocuk artık ciddi bir yatırım ve maliyet demek. (bkz: eğitim masrafları) yani modern hayatla beraber çocuk yapmak lüks hale gelmiş. yazarca, farklı dinamiklere sahip ülkelerle kıyas yapmak anlamsız. hatta hindistan bile modernleştikçe aynı yola girecek, kaçış yok diyor.
(#184419771) hindistan veya pakistan'da ekonomi kötü olmasına rağmen doğurganlık hızı yüksek, o zaman mesele ekonomik değildir şeklindeki safsata demografinin en temel kuralı olan "demografik geç...
AI Özet: yazar diyor ki, bir hedefiniz varsa bunu başarmadan kimseye anlatmayın yoksa beyin kendini zaten başarmış sanıp ödül hormonlarını salgılıyor. bu sanal tatmin yüzünden de insan gerçekten çalışmaya olan hevesini kaybedip boşluğa düşüyor. yani anlatmak aslında motivasyonu öldüren bir (bkz: sabotaj) yöntemi. ressamların tablo bitmeden göstermemesi de aslında eleştiri korkusu değil, erken gelen övgüyle gelen rehavet korkusuymuş. özetle, işi bitirene kadar gizli tutun ki (bkz: dopamin) dengeniz bozulmasın.
bu davranış biçiminin, elde edilen muhtemel başarıya katkısı bilimseldir.bir kişiye, başarmayı planladığımız hedefimiz hakkında bir konuşma yaptığımız vakit, sadece o kişiyi bigilendirmiş olmayız...
AI Özet: yazar diyor ki, tarihteki tüm başarılı uygarlıkların sırrı zamanı geldiğinde sistemlerini güncelleyebilme yeteneğiymiş. osmanlı'nın tercio formasyonuna karşı çaresiz kalmasını örnek vererek, büyük yapıların reform yapmasının ne kadar zor olduğunu anlatıyor. bugünlerde dönen almanya batıyor muhabbetlerinin aslında benzin fiyatlarıyla değil, ülkenin genel iş yapış şeklinin çağa ayak uyduramamasıyla ilgili olduğunu belirtiyor. günlük istatistiklerle, istihdam rakamlarıyla uğraşanların (bkz: detaylarda boğulmak) büyük resmi kaçırdığını, devletlerin bir günde değil yavaş yavaş gerilediğini savunuyor. yazara göre asıl mesele, 19. yüzyıldan kalma seri üretim ve mikro yönetim mantığının günümüz dünyasında çalışıp çalışmadığı. bu standartlaşma takıntısının sadece sanayide kalmayıp sanat gibi yaratıcı alanlara, hatta günlük hayata kadar sızdığını söylüyor. eğitim sisteminin ve toplumun herkesin kabul ettiği doğruları benimsemeye zorladığını, bu yüzden (bkz: critical thinking) dediğimiz eleştirel düşüncenin gelişemediğini iddia ediyor. orijinal fikirlerin değil, çoğunluğun parçası olmanın değer gördüğü bir ortamda sistemin kendini yenileyemeyeceğini düşünüyor. kısacası adamlar her şeyi standart hale getirmeye çalışırken kendi geleceklerini riske atmışlar.
tarihte başarılı olmuş her uygarlık kendine özgü bir formülü uygulayarak tarihin bir noktasında başarılı olmuş, akabinde de o formülün işlemez olduğu noktada sistemi revize etme kapasitesi ve yet...
AI Özet: yazar, ceyda meselesinin çözümünün müge anlı'da değil, ramazan'ın cebinde olduğunu savunuyor. kendi hayatından absürt bir örnek vererek, yıllar önce karıştığı bir kazada karşı tarafın babasını ancak para verince susturabildiğini anlatıyor. ramazan'ın da benzer şekilde sadece maddi çıkar peşinde olduğunu, iş güç istemediğini ve reyting için süreci uzattığını iddia ediyor. (bkz: hayatın gerçekleri) kıdemli bir kurt olan rahmi bey'in de durumu çoktan çözdüğünü belirterek konuyu kapatıyor.
ceyda meselesini çözecek kişi müge anlı değil bizzat ramazan. altını doldurayım. ramazan'a 5000 lira verin, bu kızı direkt olarak bırakır. 27 yıl önce 15km hızla yokuş yukarı bir kız çocuğuna tam...
AI Özet: yazar, filmi erich fromm'un sevgiye dair o derin tanımıyla açarak aslında ebeveynliğin bir söz verme meselesi olduğunu, ama maalesef birçok kişinin bu sözü tutmadığını belirtiyor. yönetmenin kendi çocukluk travmalarını, iyileşme sancılarını ve 13 yaşındaki halini anlattığı otobiyografik bir hikayeden bahsediyor. filmde otoriteyle başı dertte olan, hem okulda hem evde baskı gören ve anlaşılamamanın verdiği o ağır yalnızlıkla boğuşan bir çocuğu izlediğimizi söylüyor. yazarın gözlemlerine göre çocuk o kadar yok sayılmış ki, yemek masasında bile varlığı fark edilmiyor; anne ilgisiz, üvey baba tehditkar, okul ise tamamen cezalandırıcı bir modda. (bkz: otorite) sadece annesinin bir sırrını öğrendiğinde, annesi sırf korkudan dolayı geçici bir ilgi gösteriyor ve çocuk bu sahte ilgiyle kısa bir mutluluk yaşıyor ama sonra yine her şey başa sarıyor. yazar, çocuğun yetişkin taklitleri yaparak sigara içmesi gibi detayların aslında arkasındaki o savunmasızlığı gizleme çabası olduğunu vurguluyor. sonunda polis arabasındaki gözyaşlarına kadar uzanan süreçte, aslında çocuğun değil toplumun hikayesini izlediğimizi, sevginin ve anlayışın eksikliğinin bir çocuğu nasıl uçuruma sürüklediğini anlatıyor.
erich fromm " birisini sevmek yalnız güçlü bir duyguya kapılmak değildir; bir karardır, bir yargıdır, bir söz vermedir. sevgi yalnızca duygudan oluşsaydı birbirini ölünceye dek sevmek için söz ve...
AI Özet: yazar, yeni havalimanı mevzusunun halka hizmetle alakası olmadığını, olayın tamamen seçkinlerin konforu için tsk pistine çökme operasyonu olduğunu söylüyor. (bkz: ayrıcalık) sıradan vatandaşın oraya uğramayacağı, sadece jetsetlerin takılacağı bir yer olduğunu belirtiyor.
ankara'da yaşayanların ya da ankara'ya gelecek sıradan vatandaşların uçakları hiçbir zaman o havalimanına inmeyecek. cb, bakanlar ve akp zengini iş adamlarının özel jetleri oraya inip kalkacak v...
AI Özet: yazar (bkz: bir tık) ifadesinin her cümleye girip durmasından darlanmış, bu kelime artık her yerimize bulaşmış diyor.
(bkz: bir tık) "naber" diyorsun, "bir tık kötüyüm" diyor. "ne zaman yedin" diyorsun, "bir tık o...
AI Özet: yazar, nükhet duru'nun kariyer yolculuğundaki o sancılı ama başarılı dönüşümü anlatıyor. 70'lerin başında sanatçının daha çok magazinsel yönüyle, fotoğraflarıyla ve asılsız dedikodularla ön planda olduğunu belirtiyor. nükhet duru'nun bir noktada ya hiç olmak ya da gerçek sanatını kanıtlamak arasında bir seçim yaptığını, ardından mehmet teoman ile çalışarak kendi kimliğini bulduğunu söylüyor. yazar, dönemin basınının sanatçıya karşı ne kadar acımasız olduğunu, hatta sesini değil de görüntüsünü ön plana çıkaran (bkz: magazin gazeteciliği) tarzıyla oldukça kırıcı haberler yaptıklarını vurguluyor. tüm bu baskılara ve ön yargılara rağmen nükhet duru'nun pes etmeyip sanatını kabul ettirmesini takdir ediyor. özellikle sabahattin ali şiirleri ve adamlar adamı şarkısındaki içtenliğine bayılıyor. yazar, sanatçının hem sesine hem de zamansız güzelliğine hayran kalmış; entry'yi yazarken eski albümleriyle nostalji yapıp (bkz: yasaksa yasak) moduna girmiş.
70'lerin başında nükhet duru daha çok gazino sahnelerinde görünen, filmlerde oynayan, dergilerde fotoğrafları çıkan genç bir sanatçıymış.1976 yılında yaşadığı süreçten bahsetmiş: “dergilerde çıka...
AI Özet: yazar, ismail arı'nın anlattıklarından yola çıkarak kemal kılıçdaroğlu'nun önceliklerini sorguluyor. eşinin ciddi sağlık sorunları olmasına rağmen hala siyasetin peşinde koşmasını çok garip buluyor. adamın ömrü siyasette geçmemiş ama 80 yaşında hala bu işlerin içinde olması, ailesini ve eşini ihmal etmesi yazarın kafasına yatmamış. (bkz: öncelik meselesi) artık başarı şansının kalmadığını ve sadece yakın çevresinin onu desteklediğini savunuyor. kısaca; bu yaştan sonra neden hala bu stres? diyor.
ismail arı'nın anlattıklarında ilgimi çeken karısı hakkındaki bölüm. arı, "eşiniz nasıl" diye soruyor. kemoterapi gördüğünü söyleyip, "doktorlar iyi olacağını söylüyor, onlata güvenmekten başka y...
AI Özet: yazar diyor ki çok düşünme, riske gir ve harekete geç. hata yapsan da olur, yeter ki korkup kaçma. yoksa (bkz: hayatı kaçırmak) durumuyla karşılaşıp sadece başkalarını dinleyerek yaşlanırsın.
riske gir. yapsam mı yapmasam mı? ikileminde, yapdüşünmeden harekete geçgüçlü olmak zorunda değilsin her zaman hata yapmak büyütür, ama kork...
AI Özet: yazar, fable modelinin çok zeki olduğunu ama hemen kaldırıldığı için üzüldüğünü söylüyor. opus ve sonnet'in de iş gördüğünü ama fable'ın yeri ayrıymış. amerika'nın gizli gizli daha iyilerini kullandığına, çinlilerin ise piyasayı dengelediğine inanıyor. terminalden kullanım ve python scriptleri üzerinden hayat kurtaran tüyolar veriyor. (bkz: token tasarrufu) yapmak için context'i manuel temizlemeyi ve onay süreçlerini atlamak için özel komutlar kullanmayı öneriyor. 20 dolara süper zeka kiralamanın tadını çıkarırken api fiyatlarının uçmasından korkuyor. haiku'yu biraz saf ama çalışkan buluyor. agent mevzusuna ise pek ısınamamış, herkes övüyor ama ona göre ortada pek bir şey yok. (bkz: yapay zeka)
fable muhteşemdi, maşallah iyi dediğimiz üç gün yaşamıyor, geldiği gibi spawn kill oldu. gerçi opus ve sonnet high effortta idare ediyor ama fable cidden çok akıllıydı. adamlar bir yerde haklı, j...
AI Özet: yazar, lgs'de 5 yanlış yaptı diye çocuğuna dünyayı dar eden ailelerin yarattığı travmayı anlatıyor. ona göre bu baskıcı tavır, çocukların ileride kendi seviyelerindeki insanlarla karşılaştığında özgüvenlerinin yerle bir olmasına yol açıyor. mükemmeliyetçilik takıntısı yüzünden çocuklar bir noktadan sonra (bkz: tükenmişlik sendromu) yaşıyor ve çabalamayı bırakıyor. kısaca yazar, eski kafa yöntemlerle çocuk büyütmenin artık modasının geçtiğini ve çocukların ruhunu öldürdüğünü belirtiyor.
var böyle aileler, işin kötüsü bunu bir de daha lgs'de yapıyorlar. ki hayatın herhangi bir aşamasında da kötü.bu insanların çocuklarının çoğu bunun daha azı baskıyla bile şunları yaşıyor;lgs'de k...
AI Özet: yazar, şarkının sözlerini tam bir dil bilgisi felaketi olarak tanımlıyor. özellikle ta ki seni görene kadar olanlar oldu cümlesinin türkçeyle bağdaşmadığını, anlamca çöktüğünü ve dramatik görünmeye çalışırken komikleştiğini belirtiyor. yazara göre şarkı; yangın, alev, gece, şehir gibi bayat aşk şarkısı klişelerinin blenderdan geçirilmiş hali gibi duruyor. (bkz: klişe) ne özgün bir imge ne de düzgün bir duygu olduğunu, sadece sahte bir duygu sosuyla süslenmiş boş lafların havada uçuştuğunu söylüyor. sözleri ucuz parfüm kokan bir instagram story'sine benzeterek, bu tarz plastik dramatikliklerin insanı dilden soğuttuğunu ifade ediyor. bu sözleri derin bulanların müzik zevkinden ziyade türkçeyle olan ilişkisinin iflas ettiğini düşünen yazar, şarkıyı kültürel bir çoraklık örneği olarak görüyor. son olarak, haftaya böyle bir içerikle başladığı için kendi durumuna da hafiften yanıyor.
iğrenç bir türkçe ile yazılmış, inanılmaz anlatım bozukluklarıyla dolu, gerçekten bir şey söylemeden boş boş konuşan bir şarkı.“ta ki seni görene kadar olanlar oldu” cümlesini yazıp stüdyodan çık...
AI Özet: yazar, 2002 brezilya maçını aslında bir yenilgi olmasına rağmen y kuşağının son gerçek umut kırıntıları olarak tanımlıyor. karşımızdaki takımın (bkz: ronaldo), (bkz: ronaldinho) ve (bkz: kaka) gibi dünya yıldızlarıyla dolu bir makine olduğunu, yedek kulübesinin bile şampiyonlar ligi tadında olduğunu belirtiyor. bizimkilerin ise rüştü'den bülent korkmaz'a, hakan şükür'den emre belözoğlu'na kadar gerçekten değerli bir jenerasyon olduğunu, şimdiki forvetsiz kadrolarla kıyaslanamayacak kadar kaliteli olduklarını söylüyor. maçı neredeyse koparma noktasına getirdiğimizi, ancak bir oyuncunun yaptığı hatanın tüm hayalleri suya düşürdüğünü ifade ediyor. yazar için bu maç sadece futbol değil, ülkenin bir olduğu, tarkan şarkılarıyla coştuğu ve gençlerin geleceğe dair heyecan duyduğu son dönemlerin simgesi. günümüzdeki kutuplaşmış ortam ve futbol kalitesindeki düşüşle kıyasladığında, o günkü mağlubiyetin bile bugünün ruhsuzluğundan daha değerli olduğunu savunuyor. özetle yazar diyor ki, o gün sahada sadece futbol değil, bir ülkenin ortak mutluluğu ve beraberliği vardı; şimdiyse elimizde sadece hayal kırıklıkları ve (bkz: eski güzel günler) kaldı.
türkiye'nin kıyametten* önceki son anlarından bir nefes. karanlık geleceğinden habersiz y kuşağının ciğerlerini umutla dolduran, "biz de bir gün muasır medeniyetlerin zirvesine çıkar mıyız" diye ...
AI Özet: yazar, scibriefs isimli projesiyle temel bilimleri sevdirmek için can hırcı çalışıyormuş. instagram'da 50 bin takipçiye ulaşmış ama cebinden milyonlarca lira yakmış; ekipman ve kimyasal masrafları altından kalkmak zor olsa da reklama para gömmediğini belirtiyor. şu an geliri sıfır, tamamen gönüllülük esasıyla takılıyor. yapay zekanın uydurma videoları milyonlar izlenirken kendisinin bilimsel gerçekler için verdiği emekle (bkz: dertli bilim insanı) boğuşuyor. büyük firmalarla görüşse de etkileşim şart diyor. kısacası gerçek bilimle sahtesini ayırabilecek bilinçli kitleye çağrı yapıp destek istiyor.
canımın içi, gözümün bebeği scibriefs intagramda 50.000 takipçiye ulaştı. instagram linkyoutube linkbir yıldır süren delice bir emek ve milyonlarca lira yatırım ile her geçen gün memleketimizde t...
AI Özet: yazar, adamın oğlunu dışlamasını kibirle açıklıyor. (bkz: aile dramı)
şimdi de oğlunu "babasına layık bir evlat" olmadığı sebebiyle dışlamış. adam oğlu için "arsen d...
AI Özet: yazar, hakan şükür'ü siyasi mevzulardan ziyade esra elbirlik'e yaptığı zorbalıklar yüzünden sevmiyor. adamın şımarıklıkla baskı kurup kızı evliliğe zorlamasını ve insaniyetten uzak tavırlarını anlatıyor. (bkz: vicdan azabı)
hakan şükür'den haz etmeme nedeni, tüm olaylardan çok önce esra elbirlik'e yaptıklarından dolayı olmalıdır.sırf kendisi istiyor diye, illa benim olsun ben o kadını istiyo...
AI Özet: yazar, akın gürlek'in iddianamesindeki bir ayrıntıyla dalga geçiyor. okul taksitini abisine gönderilen para sanması üzerinden (bkz: ironi) yaparak, kendisinin çok büyük bir hukuk dehası olduğunu iddia ediyor.
müthiş bir başsavcı, müthiş bir adalet adamı. gözünden asla bir şey kaçmaz. https://x.com/…eniz_ipek/status/2064804294210228499 başsavcılığını yapıp iddianamesini yazd...
AI Özet: yazar, herkesin milli takım ve hocayı gömdüğü şu kaos ortamında terim'in sağduyulu çıkışını övüyor. analiz yerine kişiliğe saldıran (bkz: koltuk futbolcuları) tayfaya karşı işi bilenle bilmeyenin farkını koyduğunu belirtiyor.
milli takımın yenilgisi sonucunda herkesin futbolculara ve teknik direktöre söylemediğini bırakmadığı, özellikle yorumcu geçinen kocaman insanların (eski hakemler v.s) g...
AI Özet: yazar, ankara'nın aslında bir bozkır olduğunu ve gördüğümüz her ağacın insan emeğiyle orada tutunduğunu anlatıyor. odtü ormanları gibi yerlerin tamamen çabayla kurulduğunu, ancak bazı yönetimlerin bunları yok etmeye çalıştığını belirtiyor. atatürk orman çiftliği'nin başına gelenleri (bkz: ankapark) ve diğer betonlaşma süreçlerini hatırlatarak sitem ediyor. istanbul'da doğanın betona kurban gittiğini, izmir'lilerin ise yeşille pek arasının olmadığını iddia ediyor. özetle, şehre gidip gri diye şikayet edenlerin, o yeşilliklerin arkasındaki alın terini bilmesi gerektiğini savunuyor.
ankara bozkırın ortasında kurulmuş bir şehirdir. şaşırdınız di mi? evet, bu gerçeği ilk ben açıklıyorum.. bu yüzden ankara'da ağaç kendi kendine pek yetişmez. şehirde gördüğünüz neredeyse istisna...
AI Özet: yazar, özlem tekin'in kariyer yolculuğunu kronolojik bir dökümle anlatmış. kadın resmen müzik türleri arasında mekik dokumuş; 90'larda the bet ve volvox ile başlayıp hakan peker'le devam etmiş. 95'teki kime ne albümüyle pop-rock rüzgarı estirip ortalığı yıkmış ama sonra durur mu, 98'de elektronik, 99'da bildiğimiz pop ile karşımıza çıkmış. yazar diyor ki, kadın resmen tür deneme laboratuvarı kurmuş. 2001'de tek başıma albümünde hip-hop'a girişmiş, (bkz: dağları deldim) ile büyük sükse yapmış. müzik yetmemiş, bir ara kanal d'de program sunup ekranın tozunu attırmış. sonra oyunculuk defterini açmış; karaoğlan'dan hokkabaz'a kadar pek çok işte yer almış. şebnem ferah ile ortak proje mevzusunda ise prim meselesi yüzünden beklemeyi tercih ettiklerini belirtmiş. 2005'te rock'a geri dönüp sonra kargarlar albümüyle hard rock takılmış. işin en absürt kısmı ise 2016'da bodrum'a yerleşip muhtar azası olması. yazara göre özlem tekin'in o zıpır karakteri kariyerine de yansımış. sürekli tarz değiştirdiği için asıl kimliği biraz arka planda kalmış ama her türlü denemeye açık olduğu kesin. tam bir (bkz: çok yönlü sanatçı) örneği çizmiş.
bu konuyu konuşmadan önce özlem tekin'in kariyerini detaylı olarak ele almak isterim çünkü yazı bunun üzerine olacak. • 1990: the bet grubunda vokalist.• 1992: volvox'a katılım.• 1993: hakan peke...
AI Özet: yazar, siyasi arenadaki "ülkenin ona ihtiyacı var" söylemlerine bayağı bir takılmış durumda. bu tarzın aslında kılıçdaroğlu'nun yıllarca uyguladığı "istemem ama beni koltuğa oturtuyorlar" taktiğiyle aynı olduğunu savunuyor. özellikle uçum'un seçim yenileme ve sembolik tarihlerle ilgili açıklamalarına değinip, bu durumun bir strateji olduğunu belirtiyor. yazara göre, mevcut yönetimin alternatifsiz olduğu iddiası tamamen saçma. hatta amcaoğlunun "o olmasa iran'la savaşırdık" gibi uçuk teorileriyle dalga geçiyor, sınırların zaten belli olduğunu hatırlatıyor. savunma sanayii üzerinden kurulan "o giderse her şey çöker" mantığını da (bkz: kurumsallaşma) eksikliği olarak görüyor. aselsan ve roketsan gibi kurumların ondan çok daha eski olduğunu, eğer sistem tek bir kişiye bağlıysa bunun aslında büyük bir zayıflık olduğunu söylüyor. burada atatürk ve ismet inönü dönemini örnek veriyor; dünyanın en karışık olduğu zamanlarda bile devletin kişilere değil, sisteme bağlı olduğunu velemet gibi bir geçişle devam ettiğini anlatıyor. özetle yazar, hem "çok güçlendik" deyip hem de "o giderse biteriz" demenin kendi içinde çelişki olduğunu, bunun bir sistem değil şahıs yönetimi olduğunu ve korku senaryolarıyla insanların ikna edilmeye çalışıldığını iddia ediyor.
başladılar yine, "erdoğan'ın cb'liğe ihtiyacı yok ama türkiye'nin erdoğan'a ihtiyacı var" demeye. bu taktik kılıçdaroğlu'nun taktiği aslında. o da hep "ya istemiyorum da işte bir şekilde koltuk v...
AI Özet: yazar, necla'nın hayatındaki kaosa rağmen mimarlık bölümünü üç yılda bitirmesine şaşırıyor. kızcağız genelevlerden barlara, yurt dışı kaçamaklarından evliliklere kadar her türlü dramı yaşarken bir yandan da dersleri vermiş. ailede hacizler, hapisler ve akıl hastaneleri havada uçuşurken necla'nın bu başarısı (bkz: imkansız) seviyesinde. yazar, biz grip olsak okulu uzatırdık diyerek durumu özetliyor.
yaprak dökümü'nde 2006 yılında yıldız teknik üniversitesi mimarlık bölümünü kazanan necla, dördüncü sezonun ilk bölümlerinde yani 2009'un eylül aylarında okulu bitiriyor. kadın dört senelik bölüm...
AI Özet: yazar babasından kalma klasik bir fırın sütlaç tarifi vermiş. süt, pirinç ve şekerle başlayıp nişasta ve yumurta sarısıyla kıvamı bağlamayı öneriyor. fırın aşamasında kapların altına su koyma detayıyla (bkz: püf noktası) kıvamı korumayı hedeflemiş. tam bir ev yapımı lezzet peşinde.
babamin hic degismeyen yillardir yaptigim tarifi:(6-8 kisilik)2.5 litre sut 1 su bardagi pirinc (haslanmis)2 su bardagi seker3 tepeleme yemek kasigi misir nisastasi2 yumurtanin sarisisutu sekerle...
AI Özet: yazar 90'lı yılların o kaos dolu atmosferini, nazar ve büyücü teyzelerin kapıştığı bir savaş alanı gibi anlatıyor. özellikle güzel çocukların, kem gözlü teyzelerin nazar ışınlarıyla anında pert edildiğini, hatta mutasyona uğrayıp garip yaralar çıkardığını iddia ediyor. ailelerin bu durumla başa çıkmak için nazar boncuğu takmak veya çocukları bilerek kirletmek gibi yöntemlere başvurduğunu, ama asıl çözümün (bkz: kurşun döktürmek) olduğunu belirtiyor. yazarın anlatımına göre bu işin zirve noktası hayriye teyze. kadın öyle bir kurşun dökmüş ki, ortaya çıkan atomik patlama mahalleyi resmen mordor'a çevirmiş. olay sırasında etraftaki esnafların buharlaştığını, hayriye teyzenin yoğun bakıma düştüğünü ve birkaç kişinin hayatını kaybettiğini iddia ederek durumu iyice absürt bir boyuta taşıyor. işin komiği, kurşun dökülen kıza hiçbir şey olmamış. yazar, bu patlamanın şok dalgasıyla rakip teyzelerin bile etkilendiğini, jedi teyzelerin bu güç dalgalanmasını hissettiğini söylüyor. sonuç olarak, bu dehşet verici deneyimden sonra hayriye teyzenin emekliye ayrıldığını ve kapısına gelenleri geri çevirerek bu işi bıraktığını anlatıyor.
90'lı yıllar. karanlık taraftaki sith teyzelerle iyi taraftaki jedi teyzelerin göğüs göğüse çarpıştığı, nazar ışınlarının, kem gözlerin, kurşun döktürmelerin, büyülü muskaların cirit attığı kaoti...
AI Özet: yazar, japonya ve kültürünün kendisi üzerindeki etkilerini anlatırken aslında koca bir kafa karışıklığını tarif ediyor. adamcağız ne zaman japonya'yı çözdüm dese, karşına öyle bir gerçek çıkıyormuş ki hop diye başladığı yere geri dönüyormuş. yani olay tamamen bir çelişkiler yumağı. yazar diyor ki, bu ülke aslında birbirine zıt parçaların geriliminden oluşuyor ve bu belirsizlik durumu insanı resmen bir kara delik gibi içine çekiyor. (bkz: japonya) mevzusu onun için sadece bir seyahat planı değil, daha çok ruhsal bir yolculuğa dönüşmüş. lafcadio hearn'den roland barthes'a kadar birçok ismi okumuş ama sonuç hep aynı; japonya'yı tam anlamıyla tanımlamak imkansızmış. yazar, haruki murakami'den yukio mishima'ya, ozu'dan kintsugi sanatına kadar pek çok şeye ilgi duyduğunu belirtiyor. hatta kopenhag'da bir japon mimarın eserini gezerken yaşadığı tezatlıktan bahsediyor; teoride okuduğu o ışık, gölge ve doğa uyumuyla kendi bedensel deneyimi bir türlü örtüşmemiş. özetle yazara göre japonya, dışarıdan bakıldığında bir bütün gibi görünse de aslında insanın kendi içindeki karşıt uçların bir yansıması gibiymiş. (bkz: anlamaya çalışmak) kısmında takılıp kalmış ama bu gizem onu hala cezbetmeye devam ediyor.
şimdi yazacaklarım japonya, daha doğrusu japon kültüründen çok üzerimdeki etkisi hakkında olacak. şimdiye kadar gördüklerim, okuduklarım ve izlediklerim beni onlara yaklaştırmadı aksine giderek d...
AI Özet: yazarye göre grup; çiçek, kedi gibi detaylarla huzur veriyor. (bkz: huzur bulmak)
gemiler, martılar, kediler ve çiçekler getirir akla. en acı şarkılarında bile yaşarken farkına ...
AI Özet: yazar viyana'nın ruhu olan ve insana huzur veren bir şehir olduğunu söylüyor. özellikle güvenlik konusuna takılmış, şehrin merkezinde gece yarısı bile tek başına rahatça gezilebildiğini, telefonunu sokağa bıraksa çalınmayacağı hissine kapıldığını belirtiyor. (bkz: güvenli şehirler) listesine viyana'yı kesinlikle eklerdi herhalde. diğer avrupa şehirlerindeki istasyonların tekinsizliği burada yokmuş, münih'in merkez istasyonunu bizim basmane garına benzetip viyana'nın bu konuda çok daha steril olduğunu vurguluyor. ilk kez yurt dışına çıkacaklar veya tek başına takılmak isteyenler için burayı biçilmiş kaftan olarak görüyor. ulaşım konusuna gelince, 2 numaralı tramvayı yere göğe sığdıramamış; hem her yere ulaştırıyor hem de almanya'daki o meşhur tren rötarları burada yokmuş. istanbul'un kalabalığıyla kıyaslayınca viyana'nın düzeni ve sakinliği yazarı mest etmiş. insanların kırmızı ışıkta yol boş olsa bile beklediğini, şehrin yemyeşil olduğunu ve binaların estetiğinin insanı açtığını anlatıyor. (bkz: avusturya) ulaşım için ise tavsiyesi net; şehir merkezi yakın olsa bile 24 saatlik veya haftalık biletlerin alınması gerektiğini, çünkü şehrin aslında büyük olduğunu ve çok yürümekten yorulabileceğinizi hatırlatıyor.
ruhu olan, insana iyi gelen şehir. her şeyden önce sakin, insana kendini güvende hissettiren bir merkezi var. gece yarısı tek başınıza innere stadt'ta, yani 1.bölgede, ıssız sokaklarda bile rahat...
AI Özet: yazar için dua etmek en temel ibadet ve aslında başlı başına bir ayrıcalık. öyle sureleri şu kadar oku, şunu şöyle yap gibi formüllere gerek olmadığını, asıl meselenin samimiyet olduğunu savunuyor. yani dua yarım yamalak olsa bile içten geliyorsa makbulmüş. kabul olmayan dualara gelince, bunların boşa gitmediğini, (bkz: ahiret) için biriktirildiğini ve zamanı gelince daha güzel şekilde döneceğini söylüyor. son olarak, dua etme isteği geldiğinde hiç vakit kaybetmeden hemen yapılması gerektiğini, fırsatların kaçabileceğini belirtiyor.
bana göre en önemli ibadet, olmazsa olmaz bir eylem.yerli yersiz olmadık zamanda ettiğin şükür de, herhangi bir konuda ettiğin dua da allah'ın izniyle oluyor, kendiliğimizden dilimize veya aklımı...
AI Özet: yazar, müge anlı'nın her şeyi çok basite indirgemesinden dert yanıyor. özellikle yaşlı bir teyzeye duvar örme tavsiyeleri vermesini, sanki inşaat işleri çocuk oyuncağıymış gibi anlatmasını çok absürt buluyor. (bkz: teorik bilgi) ile pratik arasındaki uçuruma değinen yazar, programcının kendi fiziksel şikayetlerini hatırlatıp aslında hayatın gerçeklerinden kopuk olduğunu savunuyor. mutfak işlerini bile çok kolay anlattığını, bir soğan soyma işleminin bile onun sandığı kadar hızlı olmayacağını iddia ediyor. kısacası müge hanımın biraz sahaya inip gerçek hayatın zorluklarını görmesini istiyor.
tv de herkese inşaat amelesi olması yönünde teşvik eden programcı. 55 yaşındaki cahil köylü kadına evinin duvarlarını sıvayla yap niye yapmıyorsun diye öğüt veriyo.. kadın ben nasıl yapayım diyo,...
AI Özet: yazar isveç üzerinden aslında genel bir avrupa ve göçmenlik eleştirisi yapmış. diyor ki bu ülkeler suç işleyenle değil, asıl entegre olmuş, okumuş, doktor ya da mühendis olmuş göçmenlerle rahatsız oluyorlar. yani (bkz: ırkçılık) dediğimiz olay sadece düşük sınıfla ilgili değil, üst pozisyonları kaybetme korkusuyla ilgiliymiş. yazar bunu 28 şubat dönemindeki bir anısıyla bağdaştırıp, başarılı insanların sistem tarafından daha çok dışlandığını savunuyor. ayrıca avrupa'nın mülteci politikalarının arkasında abd'nin olduğunu, ortalığın karıştırılıp insanların yerinden edildiğini iddia ediyor. ukrayna örneği üzerinden mevzuyu iyice derinleştirip, savaş bahanesiyle lityum madenleri ve tarım arazileri gibi değerli kaynakların talan edildiğini, blackrock gibi dev şirketlerin burada rol oynadığını belirtiyor. özetle yazara göre avrupa'daki politikacılar bağımsız değil, dış güçlerin yönlendirmesiyle hareket ediyorlar. isveç'i ise bu genel tablonun bir parçası olarak, türklere karşı ön yargılı ve düşmanca politikalar izleyen bir yer olarak tanımlamış. (bkz: jeopolitik oyunlar) arasında kaybolan insanların aslında büyük bir ekonomik planın parçası olduğunu düşünüyor.
debe’de #184397916“sag geldi cözecegiz dedi peki ne bok yedi? suc isleyenler, tecavuzculer, sosyalden asalak gibi gecinenler ulkede kaliyor ama mesela ise girmis calisan, dilini ögrenen ve ulkeye...
AI Özet: yazar, sofia vergara'nın yerinde duramadığını ve sürekli etkinliklerde gezdiğini söylüyor. (bkz: enerji küpü) shakira ile takılıp gençlik fotoları paylaştığını belirtiyor.
sürekli ama sürekli eğlenen kadın. bazen instagram hesabına bakıyorum, aynı günde 2-3 farklı etkinliğe gittiği bile var...
AI Özet: yazar, galatasaray'ın transfer yapmamasını federasyon başkanının tutarsızlıklarına ve takvime bağlıyor. dünya kupası bitmeden kaliteli adam bulmanın zor olduğunu, zaten rakiplerle transferde (bkz: sidik yarışı) girmek istemediklerini söylüyor. fenerbahçe ve beşiktaş'ın kadro kurma telaşı varken gs'nin dominasyon kurmuş durumda olduğunu, as kadrosunun neredeyse tamamının belli olduğunu savunuyor. yazarın gözünde sadece santrafor yedeği, kaliteli bir stoper, sol bek yedeği, 10 numara ve fizikli bir 8 numara gibi maksimum 5 transfer yeterli. diğer takımlar lig şampiyonluğu peşindeyken gs'nin hedefinin (bkz: ucl) çeyrek veya yarı final olduğunu, bu yüzden transfer politikasının farklılaştığını belirtiyor. yabancı kuralı mevzusunda ise gs'nin en rahat takım olduğunu, icardi sonrası boşalan yerler ve yaş sınırı kontenjanlarıyla durumu idare edebileceğini anlatıyor. 23 yaş altı oyuncuların durumuna gelince; nhaga, jelert gibi isimlerin bir kısmının kiralanması gerektiğini, yerlerine as kadroyu zorlayacak potansiyelli gençlerin alınması gerektiğini düşünüyor. özetle yazar, panik yapmaya gerek olmadığını, kadro mühendisliğinin planlı ilerlediğini ve rakiplerin gs'yi durdurma çabası içinde olduğunu iddia ediyor.
neredeyse söylediği her lafı ya sonrasında yalanlayan ya da öncesinde yalanlamış olan bir federasyon başkanının almış olduğu yabancı kuralının değişmeyeceğine güvenip de transfer yapmayan son 4 y...
AI Özet: yazar, fragonard'ın meşhur salıncak tablosunun sadece fırça darbelerinden ibaret olmadığını, aslında 18. yüzyıl fransasının o pudra kokulu, entrika dolu ve hafiften "yaramaz" atmosferinin bir özeti olduğunu anlatıyor. barok dönemin o ağır ve kasvetli havasından çıkıp, rokokonun daha uçarı, daha hedonist ve (bkz: joie de vivre) tadındaki dünyasına geçiş yapıldığını belirtiyor. aristokratların saray protokollerinden sıkılıp özel konakların gizli odalarında flörtleştiği, ahlaki kuralların iyice esnediği bir dönemden bahsediyor.
işin en can alıcı noktası ise tablonun ortaya çıkış hikayesiymiş. yazar, bu sürecin adeta bir tiyatro oyunu gibi olduğunu söylüyor. olaylar, dönemin ciddi ressamlarından doyen'in bir "zevk evine" davet edilmesiyle başlıyor. burada nüfuzlu bir beyefendi ve onun genç metresiyle karşılaşıyor. yazarın aktardığına göre, bu gizemli haminiyle ilgili iddialar oldukça çarpıcı; çünkü bu kişinin kilisenin vergilerini toplayan baron de saint-julien olduğu düşünülüyor. yani kilisenin parasını yöneten birinin, arkadan böyle (bkz: libertin) işler çevirmesi ve sanatçıya böyle bir sahne sipariş etmesi, dönemin yüksek sosyetesindeki ikiyüzlülüğü ve sınıfsal çelişkileri gözler önüne seriyormuş. kısacası yazar, eseri sadece estetik bir başarı değil, aynı zamanda dönemin gizli arzularının bir belgesi olarak görüyor.
görselorijinal ismi fransızca: les hasards heureux de l'escarpoletteasıl ingilizce adı: the happy accidents of the swingthe swing / jean-honoré fragonard / 1767-68 / 81cm x 64cm / wallace collect...
AI Özet: yazar, alkolizmin sadece kişiyi değil, çevresindeki herkesi yıktığını anlatıyor. yakın bir arkadaşını bu hastalık yüzünden kaybettiği için bayağı dertli ve öfkeli. özellikle tekel bayilerindeki bazı sorumsuz yaklaşımlara ve bu durumu romantize edenlere bayağı kurulmuş. yazara göre alkolizm bir kaçış değil, aksine beynin erimesine yol açan (bkz: tiamin eksikliği) yavaş bir intihar yöntemi. gerçeklerin ağırlığından kaçıp şişeye sığınanların, aslında hayatla mücadele etmek yerine kafalarını kuma gömdüklerini savunuyor. ekonomik kriz, sosyal çürüme ve yalnızlık gibi dertlerin hepsini biliyor ama çözümün bu olmadığını, aksine bu durumun sosyal çürümenin bir yansıması olduğunu belirtiyor. iradesi olmayanların veya bunu bir yaşam tarzı gibi pazarlayanların yaptığına (bkz: arabesk) karşı sert bir tavır takınmış. insanlara ya ayağa kalkıp hayatla beraber savaşmayı ya da yol yakınken uzaklaşmayı öneriyor. kısacası alkolizmin edebiyatını yapanlara ve bunu güzelleyenlere karşı hiç müsamahası yok, direkt engeli basar geçiyor.
bir dostumu bu yüzden wernicke-korsakoff senrdomundan muzdarip oldu, ona içki satmamak konusunda konuştuğumuz tekelin arıza çıkartması ve akabinde içki satmamayı kabullenmesi, o adamın ilk baştak...
AI Özet: yazar, hastanede rastladığı arven isimli kıza bakıp babasının lotr hayranlığına gülüyor, kendi eomer hayallerini (bkz: hanım korkusu) anlatıyor.
babası kuvvetle muhtemel yüzüklerin efendisi hayranı olan bir kızcağızın ismi.. şu an bir devle...
AI Özet: yazar diziyi üç kez bitirmiş ama joshua jackson'ın oyunculuğunu hiç hazmedememiş, adamı resmen çapsız buluyor. leonard nimoy'un da rolü için fazla yaşlı kaldığını, daha karizmatik biri seçilmeliydi diye ekliyor. john noble'ın ödül alamamasını ise (bkz: skandal) olarak niteliyor. genel olarak bilim kurgu türünün eski tadının kalmadığından dert yanıyor.
amazon prime'a gelince 3.defa bitirdiğim efsanevi bilim kurgu dizisi.ancak her seferinde oyunculuk ve karakter olarak gözüme batan iki şey var;ilki peter bishop karakterini oynayan daha doğrusu o...
AI Özet: yazar, nokia 6600'ün sadece bir telefon değil, resmen bir kişiliği olduğunu söylüyor. şimdiki cihazlar çok hızlı ama ruhsuzmuş; o zamanlar mp3 atmak bile büyük başarıymış. cihazın hem oyuncak hem statü sembolü olduğunu belirten yazar, kusurlu ama akılda kalıcı olduğu dönemi özlemiş. (bkz: eski toprak telefonlar) tam bir nostaljilemiş.
o telefonun bir “karakteri” vardı gerçekten. şimdi dönüp bakınca garip geliyor ama nokia 6600 sadece bir cihaz değil, eline aldığında sanki küçük bir teknoloji kişiliği vardı.şimdi telefonlar hız...