AI Özet: yazar, kılıçdaroğlu'nun kazanma iddiasının aslında akp'yi kastettiğini savunuyor (bkz: ironi)
kemal kılıçdaroğlu: "iktidar yürüyüşümüz başlamıştır, kazanacağız."kaynakerdoğan'a 14 yıl seçim...
AI Özet: yazar diyor ki kılıçdaroğlu ancak tüm gizli anlaşmaları ve planları itiraf edip kurultaya giderse saygı görebilir. ama tabii böyle bir şey olmaz, (bkz: hayal kurmak) boş işler yani, asla yapmaz.
acele bir şekilde itirafçı olması lazım. basın toplantısı yapacak:ilk cümle: derhal kurultaya gidiyorum. devamı: bunları yapmam için şu kişilerl...
AI Özet: yazar, kişisel özgürlüklere saygı duyduğunu ama bazı insanların bu özgürlükleri başkalarına dayattığını söylüyor. özellikle burası müslüman ülke diyerek hareket edenlerin, kendilerini müslüman olarak tanımlayan arda güler'den daha fazla sorumluluk beklemesi gerektiğini savunuyor. yazarın gözünde arda, bireysel söylemleriyle aslında o agresif kitleyi besliyor ama kendisi konfor alanında olduğu için etkilenmiyor. (bkz: çifte standart) durumu özetle böyle.
özgürlükçü fikirlerinize büyük saygı duyuyorum ve büyük de bir mutlulukla okuyorum o özgürlükçü fikirlerinizi. tam olarak aynı çizgideyiz. ben de kişinin dilediği gibi yaşamasını savunuyorum ama ...
AI Özet: yazar, bazı erkeklerin internetteki bayat ve tekrara dayalı esprilerinden aşırı sıkıldığını belirtiyor. bu tiplerin yaratıcılıktan uzak ve vasat olduğunu düşünürken, (bkz: düşük standartlar) yüzünden bu tarz kişilere katlanan kadınlara da hafiften trip atıyor.
bir başlık görüyorsun, aşağı doğru iki kaydırayım, bakayım millet ne demiş diye bakıyorsun,hemen tipler damlamış,"memelerinin üstüne soğuk 2 bira dökülmediği için ortaya çıkan durum""göbe...
AI Özet: yazar, ciddi ilişki dünyasının resmen borsaya döndüğünü söylüyor. artık kimse karşısındakini tanımaya çalışmıyor, herkesi bir startup gibi analiz edip potansiyeline bakıyor. (bkz: red flag) peşinde koşarken kendi hatalarını görmeyenlerin olduğu bir ortam var. eskiden ihanet gibi büyük mevzular ilişki bitirirdi, şimdi ise vibe alamamak veya mesajın kuru gelmesi yeterli oluyor. insanlara göre romantizm artık bir premium hizmete dönüşmüş; hem sonsuz ilgi istiyorlar hem de darlanmak istemiyorlar. seçenek bolluğu yüzünden de kimse elindekine razı değil, sürekli daha iyisi var mı diye menüye bakıyorlar. gerçek insan toleransı sıfırlanmış durumda, herkes fragman izlemek istiyor ama filmin sıkıcı yerlerine tahammülü yok. sonuçta herkes çok seçici ve bilinçli takılıyor ama günün sonunda herkes yalnız ve mutsuz. kalp hâlâ orada ama sürekli yükleniyor ekranında kalmış.
ciddi ilişki piyasası artık borsa gibi. herkes “uzun vadeli yatırımcıyım” diyor ama ilk düşüşte portföy değiştiriyor.bir dönem insanlar birbirini tanımaya çalışıyordu. şimdi insanlar birbirinin “...
AI Özet: yazar, çevresinden verdiği bir örnekle medeniyetin diplomalarda değil davranışlarda olduğunu savunuyor. çorumlu, emekçi bir adamın, önceki evliliğinden çocuğu olan eşiyle ve kızıyla kurduğu sevgi dolu ilişkiyi anlatmış. ekşi sözlükteki okumuş kesimin ön yargılarıyla dalga geçiyor; gerçek nezaketin ve insanlığın bazen (bkz: anadolu irfanı) ile geldiğini, teoride kalan medeniyetin pratikte hiçbir işe yaramadığını belirtiyor.
benim iki alt katta bir komşum vardı, halde çalışan bi adam ama böyle boylu poslu, babayiğit bir tip. evlendiği kişi de ilk evliliğinden bir çocuğu olan kadın. şimdi olay şöyle, bu bahsettiğim ad...
AI Özet: yazar, tabtasker diye bir site bulmuş; pdf düzenlemeden resim kalitesi artırmaya kadar her şeyi hallediyormuş. olayın koptuğu nokta ise her şeyin cihazda dönmesi, gizlilikle ilgili (bkz: kafası rahat) takılıyor. ücretsizmiş ama ilk başta biraz bekletiyormuş, olsun be diyor.
pdf düzenlemek, resim kalitesini arttırmak, pdf’i podcast’e çevirmek veya resmin arka planını silmek (bunlarla sınırlı değil) gibi gereklilikler için 50’den fazla araç barındıran bir web sitesi. ...
AI Özet: yazar, azealia banks'in tartışmalı bir olaydaki savunmasını hatırlatıp zekasını sorguluyor ve (bkz: madde bağımlılığı) imasında bulunuyor.
bu karı, toplu taşımada saldırıya uğrayan ve öldürülen kadına* "zaten escorttu, fuhuş yapıyordu...
AI Özet: yazar, dindarlıkla atatürkçülüğün aslında birbirine zıt olmadığını, nene hatun gibi örneklerle anlatıyor. ona göre cumhuriyetin sağladığı özgürlükler sayesinde dinini yaşayanların, ata'ya bir dua etmeyi çok görmemesi lazım. atatürk'e kin besleyenlerin yanıldığını, vatan için savaşan binlerce dindar insanın olduğunu hatırlatıyor. (bkz: tutarsızlık) yazara göre atatürkçülük tapınmak değil, fikirlerini benimseyip ülkeye faydalı olmak ve ona dua edebilmek demek. kısaca akıllara çağrı yapıyor.
anadolu'nun bağrında, sırtında bebeğiyle kağnılar üstünde cepheye mermi taşıyan nene hatun ne kadar dindar ve atatürkçüyse; günümüzde yaşayan x bir şahsiyet de atatürk tarafından kurulan cumhuriy...
AI Özet: yazar, hak ettiği sevgiyi dünyadayken bulamayanlar için derin bir hüzün duyuyor. özellikle edebiyat dünyasının dev isimlerinin, yazdıkları o muazzam dizelerle herkese aşkı anlatırken kendilerinin aslında ne kadar yalnız kaldıklarını anlatmış. nilgün marmara'nın anlaşılamayışından, ahmed arif'in imkansızlıklarına, oğuz atay'ın rüyalarına kadar pek çok şairin ve yazarın (bkz: edebiyatçıların dramı) aslında sadece sevilmeye ne kadar ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. ümit yaşar oğuzcan, ahmet haşim, cahit sıtkı tarancı, turgut uyar ve edip cansever gibi isimlerin üzerinden, sevginin sadece kusursuzlukla değil, eksiklerle de mümkün olması gerektiğini savunuyor. yazara göre asıl mesele, bir şeyler için değil de her şeye rağmen sevilmek. seni seviyorum ama ile başlayan şartlı cümlelerden bıkmış, olduğu gibi kabul edilmenin ve karşılıksız sevginin hayalini kuruyor. kısaca, sevilmenin temel bir hak olduğunu hatırlatıyor.
hakettiği sevgiyi bu dünyada yaşarken göremeyen insanlara hep üzülmüşümdür..yaşıyorsak sevilmek için bir şansımız hala vardır belki. ama hakettiği sevgiyi bu dünyada bulamamış insanlar için üzülü...
AI Özet: yazar, afrika'daki kurban ve yardım işlerinin aslında devasa bir rant kapısına dönüştüğünü anlatıyor. orada 5 yıl yaşadığı için işin mutfağını biliyormuş. bağışların çoğu ihtiyaç sahiplerine gitmek yerine; vakıfların operasyonel giderlerine, personel maaşlarına ve lüks yaşam standartlarına harcanıyormuş. özellikle dolarla maaş alan personellerin konforlu hayatlar sürdüğünü, su kuyusu gibi işlerden fahiş fiyatlar toplandığını belirtiyor. yani olay hayır işinden ziyade ekonomik bir düzene evrilmiş. (bkz: hayırseverlik) adı altında dönen bu çarkta asıl finansörlerin saf bağışçılar olduğunu söylüyor. duygusal videolara kanmamak ve şeffaflık sorgulamak gerektiğini savunuyor.
bu işlerin çok yoğun olarak döndüğü afrika ülkelerinden birinde 5 yıl yaşadım. açık söyleyeyim. verdiğiniz paranın çok küçük bir kısmı gerçekten ihtiyaç sahiplerine ulaşıyor. geri kalan kısmı ise...
AI Özet: yazar, 27 mayıs darbesinin perde arkasını anlatırken mevzuyu en başa, soğuk savaş yıllarına sarıyor. diyor ki; s.s.c.b'nin kars, ardahan ve boğazlar üzerindeki talepleri bizi korkutmuş, haliyle türkiye rotayı abd'ye kırmış. truman doktrini ve marshall planı ile gelen paralarla ordu modernize edilmiş, türkiye de batı bloğunun orta doğu'daki (bkz: ileri karakol) rolünü kapmış. kore savaşı ve nato üyeliğiyle bu süreç iyice perçinlenmiş, menderes dönemiyle de abd ile olan bağlar zirve yapmış. ancak işler 1957 seçimlerinden sonra karışmaya başlamış. yazarın belirttiğine göre, oy kaybeden dp yönetimi muhalefeti sindirmek için vatan cephesi'ni kurmuş ve chp'yi hedef almış. devlet radyosunun bir propaganda aracına dönüştüğünü, insanların isimlerinin okunduğunu ve psikolojik baskı yapıldığını anlatıyor. olaylar sadece sözle kalmamış; inönü'nün uşak'ta taşlandığını, topkapı'da linç girişimine uğradığını ve ankara'daki chp binasının basılıp talan edildiğini aktarıyor. yani yazar diyor ki; siyasi gerginlik, baskılar ve fiziksel saldırılarla ortam iyice gerilmiş, bu kaos da darbe sürecini hazırlayan temel taşlar olmuş. (bkz: tarih dersi)
adım adım 27 mayıs 1960 askeri darbe süreci & sonrasıismet inönü'nün cumhurbaşkanı ve chp'nin iktidar olduğu 1945 ve 1946 yıllarında s.s.c.b'nin kars-ardahan'ın tarihi ermeni & gürcü topr...
AI Özet: yazar, manipülatörlerin başlangıçta hiç öyle görünmediğini, adeta bir (bkz: maskeli balo) havasında takıldıklarını söylüyor. bu tiplerin temel amacının karşıdakini duygusal olarak sömürüp kontrolü ele almak olduğunu belirtiyor. özellikle gerçeği çarpıtma ve gaslighting yöntemleriyle insanı kendi hafızasından şüphe ettirdiklerini, "sen çok hassassın" gibi cümlelerle problemi karşı tarafa yıktıklarını anlatıyor. yazara göre eğer birisi sizin sınırlarınıza saygı duymuyor, "hayır" dediğinizde trip atıyor ya da yaptığı küçücük iyilikleri ömür boyu başınıza kakıyorsa orada ciddi bir sıkıntı var. ayrıca çok hızlı yakınlaşan, daha ilk günden "ruh eşimsin" diye girenlerin aslında bağ kurmaya değil, kontrol kurmaya çalıştığını savunuyor. şaka adı altında yapılan küçük aşağılamaların özgüveni törpülemek için olduğunu ve buna karşı durmak gerektiğini vurguluyor. bir ilişkide sürekli kendini savunma ihtiyacı hissetmenin ve diken üstünde yaşamanın sağlıklı olmadığını söylüyor. çözüm olarak ise acele karar vermemeyi, yazışmaları silmemeyi, sezgilere güvenmeyi ve dışarıdan bir gözün yorumunu almayı öneriyor. son olarak, sözlere değil davranışlara bakılması gerektiğini, çünkü herkesin sevdiğini söyleyebileceğini ama önemli olanın aksiyon olduğunu belirtiyor.
manipülatörlere karşı dikkatli olun!manipülatörlerin en büyük olayı zaten ilk etapta “manipülatör gibi” görünmemeleri… (bkz: maskeli balo)dolayısıyla, dikkat şart!bunlar kim? kişisel çıkarları iç...
AI Özet: yazar, gezi dönemindeki o devasa kalabalığın ve cesaretin sonradan nereye gittiğini sorguluyor. milyonlarca insanın gazlara, tomalara rağmen sokağa döküldüğünü ama sonrasında gelen büyük olaylarda herkesin sanki (bkz: tövbekar muhafazakar genç) gibi sessizliğe büründüğünü belirtiyor. sanki herkesin tek seferlik muhalefet hakkı varmış da onu kullanıp kenara çekilmiş gibi hissettiğini söylüyor. bu teslimiyetçi ruhu anlamlandıramayan yazar, sosyologların ikramiye peşinde koşmak yerine gelip bu garip durumu açıklamasını istiyor. tam bir (bkz: hayal kırıklığı) durumu hakim.
gezi direnişi hayatımın en tuhaf günlerini yaşattı bana. şimdi tekrar tekrar anı anlatan bunak devrimci moduna geçmek istemiyorum. fakat benim anlamadığım bir olay var. doğru hatırlıyorsam devlet...
AI Özet: yazar, serdar ortaç'ın (bkz: vizyonsuzluk) hali diyor.
serdar ortaç beyanıdır.topu topu 10 rakam var,ne kaybedebilirim ki diyerek iflas etmiştir.
AI Özet: yazar normalde devam filmlerine pek sıcak bakmıyor ama bu sefer durum farklı diyor. denis villeneuve'ün ilk filmin ruhunu yakalayıp ortaya çok başarılı bir iş çıkardığını belirtiyor. özellikle insan olma hali, varoluş sancıları ve kimlik arayışı gibi temaların hakkıyla işlendiğini düşünüyor. görsel şölenle beraber (bkz: cyberpunk) atmosferin korunduğunu, replicantların hisleri üzerinden giden felsefenin etkileyici olduğunu söylüyor. kısaca filmi, bir devam filminin nasıl olması gerektiğine dair ders niteliğinde bulmuş.
devam filmlerini pek sevmem hele de başka bir yönetmenin elinden çıkmışsa. bu sebeple izlemek konusunda hep isteksiz olmuşumdur ancak ilk defa bir devam filmi herhalde benim için orjinale yakın b...
AI Özet: yazar, mahler'in 6. senfonisini resmen bir duygu fırtınası olarak tanımlıyor. eserle ilgili genel kanısı, insanın içindeki tüm o kızgınlık, kırgınlık ve duvar yumruklama isteğini dışa vuran, huzur vermeyen ama bir o kadar da etkileyici bir parça olduğu yönünde. (bkz: gustav mahler)le ilgili şöyle bir detay paylaşıyor; besteci aslında senfonilerin dünya gibi her şeyi kapsaması gerektiğini savunuyormuş, bu eser de tam olarak öyle karmaşık ve yoğun bir yapıda. eserin "trajik" olarak anılmasına dair bazı kafa karışıklıkları olduğunu, başlangıçta coşkulu bir marş havasında olduğunu ama sonradan yaşanan talihsizliklerin esere sirayet ettiğini belirtiyor. müzikal yapıya gelince, devasa bir orkestra ve yaylı grubuyla geleneksel formları hem zorlayan hem de onlara uyan bir iş çıkmış ortaya. yazarın en çok üzerinde durduğu nokta ise meşhur "mahler çekici". zamanında karikatürlere konu olacak kadar alay edilen bu çekiç vuruşlarının, esere büyüleyici bir hava kattığını ama aynı zamanda ses gücü ve materyal seçimi açısından hala tartışmalı bir konu olduğunu söylüyor. kısacası yazar diyor ki, eğer ruhunuzda bir iç savaş varsa veya kaderin tedavi edilemezliğiyle yüzleşmek istiyorsanız bu senfoni tam size göre.
victor hugo sefiller'de jean valjean için şöyle der; "demek bir ruhun iyileşebileceği ama kader için aynı şeyin geçerli olmadığı doğruydu. kaderin tedavi edilememesi dehşet vericiydi!"huzur verme...
AI Özet: yazar diyor ki dünya dertleri arasında (bkz: mum çiçeği) kurtarıcı.
yoğun ve can sıkıcı ülke ve dünya gündemi içinde mum çiçeğimin yeni ciçekler açtığını görmek be...
AI Özet: yazar, söz konusu çevirmenin türkçeye pek hakim olmadığını, özellikle tepedeki ev kitabındaki çevirilerle bunu kanıtladığını söylüyor. felsefe doktoru ifadesinin türkçede böyle bir kullanımı olmadığını, bunun yerine doktora derecesine sahipti gibi daha doğal kalıplar seçilmesi gerektiğini belirtiyor. ayrıca scholarly authority kısmının akademik ciddiyet diye çevrilmesini çok saçma bulmuş, otorite kelimesinin karşılığını bulamayıp böyle bir şeye yönelinmesini eleştiriyor. (bkz: çeviri hataları) diyerek durumu özetleyen yazar, bazı yapıların ingilizcede yaygın olduğunu tolkien örneğiyle açıklayıp çevirmenin her şeyi bildiğini sanan tavrına hafiften takılıyor. genel olarak çevirmenin dil yetersizliğiyle dalga geçiyor.
ingilizceye hakimiyeti konusunda konuşamam ama türkçeye hakim olmadığı aşikar bir çevirmen.tepedeki ev* çevirisinden:“dr. john montague felsefe doktoruydu, asıl ilgi alanı olan doğaüstü tezahürle...
AI Özet: yazar, demokrasinin aslında nasıl bir illüzyon olduğunu fildişi sahilleri'nde geçen absürt bir hikayeyle anlatıyor. olay şu; haşmet ağa diye bir tip var, köylüler bildiğin maraba. millet aç, perişan, çalışma şartları berbat ama ağanın silahlı adamları yüzünden ses çıkaramıyorlar. ağa, ortamdaki huzursuzluğu çözmek için mozambikli temel'den akıl alıyor ve ortaya demokrasi denen şeyi çıkarıyor. yazar diyor ki, ağa gelip köylülere "artık başınızdaki adamı siz seçeceksiniz" diye bir havuç uzatıyor. köylüler başta çok seviniyor, (bkz: safdillik) zirve yapıyor. kendi aralarından adaylar belirliyorlar ama ağa hemen devreye girip kendi oğullarını da aday gösteriyor. köylüler "aman ne olacak, seçim sonuçta" diye bunu kabul ediyor. ancak işin rengi sonradan değişiyor; köylülerin ileri gelenleri, ağanın oğullarını seçmezlerse nimetten mahrum kalacaklarını fark edince kendi adaylarını hemen geri çekiyorlar. yazar burada, insanların özgürleşme hayallerinin nasıl kolayca manipüle edildiğini ve güce boyun eğme içgüdüsünün seçim sandığını nasıl etkisiz kıldığını ironik bir dille eleştiriyor. yani sonuçta yine aynı tas aynı hamam, sadece adı demokrasi olmuş.
ne zaman ki demokrasi kelimesini duysam bu hikaye gelir aklıma; ağaç gölgesi ve siyaset“vakti zamanında fildişi sahilleri'nde bir köy varmış. zaouli dansı yapar, kendi kendilerine ürer giderlermi...
AI Özet: yazar busan'daki şehitliğe gitmiş (bkz: gezmek)
güney kore busan'da bulunan türk şehitliği ziyaret ettim.görselgörselgörselgörselgörselgörsel
...
AI Özet: yazar dostlar, ak parti'nin stratejik hatalarını sıralayarak başlıyor. s-400 alımını ve fetö ile kurulan ilişkileri tarihin en büyük yanlışları olarak görüyor. erdoğan'ın her şeyi milli iradeye dayandırarak meşruiyet aradığını, ancak son seçimlerin ona bir nevi aydınlanma yaşattığını belirtiyor. yazara göre şu an masada iki farklı strateji var; bir yanda yumuşama diyerek chp ile görüşenler, diğer yanda operasyonlarla karşı tarafı zayıflatmak isteyenler. (bkz: siyasi strateji) yazar, devletin çok sofistike planlar yapacak kapasitede olmadığını, aslında erdoğan'ın önündeki farklı grupların farklı fikirleri olduğunu iddia ediyor. asıl bomba kısma geliyoruz; belediyelere yapılan operasyonların ve kayyum süreçlerinin arkasında kılıçdaroğlu ekibinin bıraktığı izlerin olduğunu savunuyor. savcılıklara giden detaylı bilgilerin, ilişkilerin ve karmaşık olay örgülerinin ancak içeriden gelenlerin bildirebileceği türden olduğunu söylüyor. yani yazar diyor ki, chp'nin iç işleyişini ve delegelerin durumunu bilenler, bu bilgileri birer dosya haline getirip sundular, savcılar da bunları iddianameye çevirdi. özetle, yumuşama rüzgarları eserken arka planda ciddi bir bilgi savaşı ve (bkz: iç hesaplaşma) döndüğünü öne sürüyor.
s-400 cumhuriyet tarihinin en büyük ve stratejik hatasıydı. öyle büyük bir hataydı ki bu memleketin ömrünü bile etkileyebilecek nitelikte. fethullahçıların doğasını sezemeyip onlara ipleri çok ka...
AI Özet: yazar diyor ki kılıçdaroğlu kağıt üstünde genel başkan olsa da aslında yönetebileceği hiçbir şey kalmamış. çoğu insanın parti tüzüğü veya organları hakkında pek bir fikri olmadığını belirterek konuya giriyor ve genel başkanın güç kaynağının nereden geldiğini sorguluyor. yazara göre durum oldukça vahim çünkü milletvekillerinin büyük çoğunluğu özgür özel tarafında toplanmış, kılıçdaroğlu'nun meclis gücü neredeyse sıfırlanmış. vekilleri aday göstermeme tehdidiyle korkutamayacağını çünkü vekillerin zaten kılıçdaroğlu ile seçilemeyeceklerini bildiklerini savunuyor. (bkz: siyasetin gerçekleri) parti meclisi tarafında da durum benzer; sayısal üstünlük yine karşı tarafta ve bir sonraki kurultaya kadar burayı değiştirmesi imkansız. asıl darbe ise il başkanlıklarından gelmiş. 81 il başkanının da özgür özel'i desteklediğini, kongre süreçleri olmadan bunları değiştiremeyeceğini ve seçim dönemindeki saha organizasyonlarının tamamen bu ekibin elinde olduğunu söylüyor. belediye başkanları kısmında da benzer bir tablo çiziyor; çok az kişi dışında herkesin karşı tarafa geçtiğini veya destek vermediğini belirtiyor. özetle yazar, kılıçdaroğlu'nun yetkilerinin sadece isimden ibaret olduğunu ve partideki tüm mekanizmaların artık başka bir odak etrafında birleştiğini iddia ediyor.
kilicdaroglu su an kagit ustunde genel baskan diyelim hadi.kilicdaroglu genel baskan olarak neleri yonetecek neleri yonetemeyecek bilmek lazim. cunku cogumuz dogal olarak parti nedir, parti tuzug...
AI Özet: yazar, kanalın miting alanına canlı yayın aracı göndermeyip internet üzerinden yayın yapmasını çok kritik bir detay olarak görüyor. ona göre bu durum sadece teknik bir eksiklik değil, muhalefetin zihinsel dünyasındaki (bkz: vizyonsuzluk) örneği. televizyon yayıncılığının tarihsel bir kayıt ve hafıza oluşturduğunu, internetin ise sadece anlık bir akış olduğunu savunuyor. yani olay artık bir siyasi mücadeleden ziyade sosyal medya etkinliğine dönmüş durumda. yazar diyor ki, her şey story gibi akıp gidince insanlar yoruluyor çünkü kurucu bir an yaşanmıyor. kısacası meydanlar twitch yayını estetiğiyle yönetilince ortaya kamusal hafıza değil, sadece trafik çıkıyor. (bkz: algoritma mağdurları)
sanırım miting meydanına canlı yayın aracı bile yollamamışlar. binlerce insanın toplandığı yerden internet üzerinden yayın yapıyorlar. bu detay küçük gibi görünüyor ama aslında bugünkü muhalefeti...
AI Özet: yazar, almanya'nın başrolünde olduğu ve tam bir trajikomediye dönüşen kambur balina timmy vakasını anlatıyor. olay şöyle gelişmiş; zavallı hayvan baltık denizi'ne girince tuz oranından dolayı derisi dökülmüş, üstüne bir de gemi çarpmış ve ağlara dolanmış. hayvan zaten can çekişirken uzmanlar (bkz: iwc) acısını dindirip uyutun demiş ama burada devreye popülist siyasetçiler ve "tanrısal görev" edindiğini sanan milyarderler girmiş. yazar diyor ki, bir bakan çıkıp "gözlerinde yaşama arzusu gördüm" diye romantik takılmış, iki zengin de 1.5 milyon euro gömüp olayı şova çevirmiş. balinayı dev bir su tankına yüklemişler ama bu süreçte hayvanın iç organları iyice dağılmış. hatta şaka gibi ama yaralarına bildiğimiz çinko merhem sürmüşler. finalde ise kaptan, uzmanları dinlemeyip hayvanı ticaret gemilerinin ortasına salmış. gps cihazı da zaten bozukmuş. sonuç; iki hafta sonra danimarka açıklarında ters dönmüş bir balina leşi bulunmuş. yazar, bilimsel gerçeklerin görmezden gelindiğini, popülistlerin ve parasıyla ego tatmini yapanların yüzünden hayvanın resmen işkence gördüğünü belirtiyor. özetle, ötenazi ile kurtulacak olan canlı, bir sirk gösterisinin kurbanı olmuş.
kambur balina timmy hadisesinin basrolunde olan ulke. konuyu takip edenler var mi bilmiyorum ama almanya gundeminde uzunca sure yer aldi. haftalarca bir balinaya iyilik kiskvesi altinda iskence y...
AI Özet: yazar 200m euro bütçeye rağmen heyecanlanmıyor, yine menajer kataloğuyla oyuncu alınacağını düşünüp (bkz: transfer fiyaskosu) diyor.
200m € transfer bütcesi aciklanmis. zerre heyecan yok. neden? bir tane portekizli menejerin kat...
AI Özet: yazar, mitolojilerdeki demirci tanrıların neden hep topal olduğuyla ilgili kafa yormuş. hephaistos'tan völund'a kadar herkesin bir şekilde sakat olması hep trajik hikayelere bağlanmış ama yazar diyor ki aslında olay tamamen kimyasal. eskiden kalay yerine arsenikli bronz kullanılıyormuş. bu metal eritilirken çıkan zehirli buharlar zamanla ustaların sinir sistemini bozup uzuvlarda felce ve topallamaya yol açıyormuş. yani (bkz: mitoloji) dediğimiz o epik hikayeler aslında bildiğin iş kazası ve meslek hastalığıymış. yazar eskiden olsa balyoz düştü geçer diye düşünürdüm diye ekleyip durumu özetliyor. sonunda bir de demirci kawa'ya değinmiş, adam topal olmadığı için muhtemelen işten kaytarıyormuş. (bkz: arsenik zehirlenmesi) mevzusu bayağına şaşırtıcıymış.
demirci tanrıları genelde topaldır. mesela hephaistos topaldı. kuzey almanya'nın demirci tanrısı demirci völund topalmış, yarı efsanevi nart tlepş'in topal olduğu söyleniyor. tüm bu topal demirci...
AI Özet: yazar, nate'in bedenini hazırladıkları sahnenin finalden bile daha ağır olduğunu söylüyor. david'in profesyonelliği ile acısının savaşına ve ruth'un çaresizliğine değinmiş. (bkz: six feet under) tam bir dram bombası olduğunu belirtiyor.
--- spoiler ---nate cansız yatarken david ve ruth’un mekanik bir soğukkanlılıkla o bedeni temizledikleri sahne çok etkileyiciydi; binlerce ceset hazırlamış david'in abisine karş...
AI Özet: yazar ilk kez sadece gezmek için izmir'e gitmiş ve genel olarak şehre bayılmış. insanların çok kibar ve iyi niyetli olduğunu, arada sırada karşısına çıkan (bkz: dızo) tiplerin büyükşehirlerin kaçınılmaz kaderi olduğunu düşünüyor. toplu taşıma sistemini, özellikle izban ve dijital kart olayını çok pratik bulmuş; arabasını otelin otoparkından hiç çıkarmayarak park stresi yaşamadan gezmiş. alsancak'ı, özellikle gül sokak tarafını şehrin en tatlı yeri olarak tanımlarken karşıyaka sahilini beğenmiş ama çarşısını biraz vasat bulmuş. şehirdeki rahatlığa, insanların kendi halindeliğine ve kadınların özgürce gezmesine değinmiş. ayrıca şehrin her yerindeki kaliteli heykelleri, kendi yaşadığı yerdeki belediyecilik anlayışıyla kıyaslayıp izmir'in bu konuda bir açık hava müzesi gibi olduğunu belirtmiş. trafikteki saygıya şaşırmış ama izban'da koltuk işgal edenlere hafiften sinir olmuş. grafiti kültürünün yaygınlığına ve atatürk sevgisinin her sokağa sinmiş olmasına dikkat çekmiş.
daha önce birkaç kez gelmiştim ama hep davet üzerine iş gezisi için geldiğimden rahat gezememiştim. bu sefer hususi gezmeye geldim işte gözlemlerim.- insanları büyük oranda çok tatlı insanlar, et...
AI Özet: yazar nintendo'daki ekibin dahi olduğunu, güç takıntısı yapmadan pratik ve keyifli bir dünya kurduklarını söylüyor. cihazın özellikle uyku problemlerine iyi geldiğini, zelda ve pokemon ile kafa boşalttığını belirtiyor. (bkz: huzur) adam resmen nintendo evreninde münzevi bir hayat sürmek istiyor; hanımının market isteklerini falan boşverip dağ bayır gezme peşinde. oled modelini sömürdükten sonra switch 2'ye geçmeyi planlıyor. kısaca cihazı dünyanın en iyisi ve apayrı bir evren olarak görüyor.
yine aşka geldim yazacağım. oğlum sen nasıl bir konsolsun ya? bu nintendo'daki abilerin hepsi dahi yemin ediyorum. adamlarda güç takıntısı yok, güzel bir dünya yaratalım, pratik ve modern bir kon...
AI Özet: yazar, yunus emre'nin yetiştiği o derin manevi atmosferi anlatmak için artin usta isimli bir demircinin hikayesini paylaşıyor. olay şöyle gelişiyor; bu adam kelime-i tevhid'in gerçek manasını ve dünyadaki ispatını merak edip herkese sormuş ama kimse onu tatmin edememiş. (bkz: arayış) sonunda taptuk emre'nin dergahına kadar dayanmış ve hocalardan istediği o vurucu cevabı talep etmiş. taptuk emre ise hiç uzatmadan, felsefeye veya fıkha girmeden adamın kulağına tek bir cümle fısıldamış. yazarın aktardığına göre bu cümle artin usta'yı öyle bir sarsmış ki adamın tüm kibri ve hırsları bir anda uçup gitmiş, gözyaşları içinde hidayete ermiş. dergahtaki diğer dervişler ise içeride ne döndüğünü, pirlerinin ne dediğini aşırı merak edip adamın peşinden koşmuşlar. artin usta'nın onlara verdiği cevap ise tam bir (bkz: kısa ve öz) örneğiymiş. adam sadece "ölüm var dedi" diyerek mevzuyu kapatmış. yazar burada, en karmaşık soruların cevabının bazen tek bir gerçekle, yani ölümle ne kadar basitçe çözüldüğünü vurguluyor.
hocası taptuk emre'nin dergahında geçen ve yunus emre'yi yoğuran, onu bizlere ulaştıran o muazzam manevi iklimin derinliğini tek kelimeyle özetleyen nefis bir kıssa vardır ki; kelime-i tevhid'in ...
AI Özet: yazar, aslı'nın para için her şeyi övdüğünü, eski bir tartışma yüzünden kendisini engellediğini ve gerçek yüzünün ortaya çıktığını söylüyor (bkz: şaşırtmadı)
vaktinde sahte corona ilacı reklamı yapan biricik arkadaşı ebru akel'i eleştirdim diye engellemişti beni. ...
AI Özet: yazar, rusçayı 91 yılında rusya'ya gidince kısa sürede kaptığını ama dilin aslında göründüğü kadar basit olmadığını anlatıyor. (bkz: rusça) dil bilimci olmadığını baştan belirtip konuya giriyor; dile aşina olmak kolay olsa da doğru düzgün öğrenmenin ciddi bir çaba gerektirdiğini söylüyor. özellikle akademik eğitim almadan, sadece yanındaki birinden öğrenenlerin kadın ağzıyla konuşması gibi komik durumların yaşandığını belirtiyor. yazara göre rusçanın zorluğu, türkçe düşünme tarzını tamamen çöpe attırmasından kaynaklanıyor. cümle yapısı bizimkine hiç benzemiyor, yüklemin yeri değişebiliyor ve vurgunun yeri hem okunuşu hem anlamı tamamen değiştirebiliyor. mesela moloko kelimesinin malako diye okunması gibi durumlar varmış. en çok dikkat çektiği noktalardan biri de cinsiyet meselesi. geçmiş zamanda fiillerin söyleyenin cinsiyetine göre değiştiğini, erkek biri kadın gibi konuştuğunda rusların buna çok güldüğünü anlatıyor. gitmek ve gelmek fiillerinin on milyon tane çeşidinin olması ve vurgu kurallarının kafa karıştırması da cabası. özetle yazar, rusçanın mantığının farklı olduğunu ve sabırla, kulak dolgunluğuyla çözülebileceğini savunuyor.
geçen günlerde badilerden biri sorduğu için yazıyorum. araya askıda kayyum, hain kemal girince yazamadım, sinirim bozuk. kaldı ki herbokolog olarak en iyi bildiğim dil olmasına rağmen bu başlığa ...
AI Özet: yazar, 99 san antonio finalinden beri desteklediği knicks'i tekrar zirvede gördüğü için aşırı mutlu. yıllarca uykusuz kalıp her gelen oyuncuda bir umut aramış, david lee etrafına takım kurulur mu diye düşünmüş, tim hardaway jr'a oy vermiş; tam bir çaresizlik dönemi yaşamış. porzingis'i yuhlamaları, melo ile şampiyonluk hayalleri kurmaları ve linsanity dönemindeki o garip sevinçleri tam bir (bkz: trajedi) örneği. spike lee ve timothee chalamet gibi isimlerle gurur duyacak kadar aç kalmışlar. şimdi finalde oldukları için kendilerini kaybediyorlar, sas veya okc ile eşleşmek onları daha da gaza getiriyor.
öncelikle şu entryi gururla şuraya bırakalım ; (bkz: #91967083)99 san antonio finali ile birlikte desteklemeye başladığım takımı tekrardan nba'in en tepesinde görmenin hayvani mutluluğunu yaşıyor...
AI Özet: yazar diyor ki adamı sadece acun'a yakınlığıyla yargılamayın, parayı ve popülerliği seven genel bir tarzı var. networkü sayesinde önü açılmış, ciddi rakamlar kazanıyormuş. (bkz: para aşkı) eski iş arkadaşları da benzer yollardan geçmiş. karakter olarak çok derin biri olmadığını, o yüzden etik veya erdemli duruşlar beklememek gerektiğini belirtiyor.
olm adama illa acun ilicali ile iliskisinden vurmak istiyorsaniz gittigi hull city macindan degil exxen sampiyonlar ligi'ni aldigi zaman orada maclari anlatmasindan baslayacaksiniz.o donem s spor...
AI Özet: yazar, gümrük düzenlemelerinin hiçbir işe yaramadığını ve sadece (bkz: bavul ticareti) ile fahiş fiyatları tetiklediğini söylüyor; bu işlerin özel sektörde olsa kovulma sebebi olduğunu belirtiyor.
olm bir bürokrat falan kimse yok mu "ne yaptık yahu biz?!" diyecek? ıthalat azalsın diye yaptıysanız ticaret bakanlığı istatistiklerine g...
AI Özet: yazar, hakan safi'nin hem futboldan hem de genel olarak hayattan anlamadığını, vasıfsızlığının ali koç ile örtüştüğünü söylüyor. adamın siyasi bağlantılarla zenginleştiğini belirterek (bkz: fırsat eşitliği) durumuna ironik yaklaşıyor. seçilirse kulübün küme düşeceğine dair ciddi endişeleri var.
öyle cümleler kuruyor ki bu adamin sorunu sadece futboldan anlamamak degil, herhangi bir seyden de anlamiyor diyorsunuz. ali koc yönetiminde olmasi gercekten tesadüf degil. ayni vasifsizlik. muht...
ufo
negatif
AI Özet: yazar, amerika savunma bakanlığının paylaştığı ufo videolarından ve bunları geçiştirmeye çalışan mick west'ten bahsediyor. west'in açıklamalarını pek inandırıcı bulmuyor, bildiğin (bkz: göz boyama) olduğunu düşünüyor. ayrıca astronot kayıtları ve eski askeri raporlar gibi mevzulara değinip, daha net görüntülerin gizlendiğini iddia eden isimleri anlatıyor. trump'ın bu konuda bir açıklama yapabileceği söylentisi var. neil degrass tyson'ın da taraf değiştirmesiyle olaylar iyice (bkz: karışık) bir hal almış.
amerikan savunma bakanlığının ikinci yayındaki tüm videoları kesintisiz olarak buradan izleyebilirsiniz: https://x.com/…yzak/status/2057827154772037724?s=20- bulutların arkasına giren disk şeklin...
AI Özet: yazar diyor ki akçay, edremit ve ayvalık üçgeni aslında bir tatil rotasından ziyade insanın kendi eski halini aradığı, ruhsal bir rehabilitasyon merkezi gibi. akçay'da kazdağları'nın verdiği o güven hissiyle beraber, plastik sandalyede çekirdek çitleyen amcaların huzuruyla istanbul'un sinir krizlerini unutuyormuşuz. edremit tarafında ise olay tamamen sadelikle ilgili; zeytinyağını ekmeğe banmanın verdiği hazzın hiçbir michelin yıldızlı restoranda olmadığını, mahalle kültürünün hala yaşadığını belirtiyor. ayvalık ise yazar için tam bir şiir; rum evleri, cunda'nın gün batımı ve o meşhur tostla beraber insanı modern çağın stresinden koparıp (bkz: dijital detoks) yaptıran bir yer. yazarın gözlemlerine göre bu üçgenin en tehlikeli yanı, insanı plaza hayatının ve avm'lerin anlamsızlığıyla yüzleştirip büyük şehir yalanlarından soğutması. sonuç olarak buraya gitmek bir coğrafyaya değil, aslında bir ruh haline yolculuk yapmakmış. kısacası yazar, hayatı fazla zorlaştırdığımızı ve gerçek mutluluğun bir kavun, beyaz peynir ve hafif bir deniz esintisinde saklı olduğunu anlatıyor.
bazı yerler vardır insan oraya tatile gitmez. resmen kendi eski halini aramaya gider. işte akçay, edremit, ayvalık üçgeni tam olarak öyle bir yer. sanki ege, gel biraz yavaşla demek için gizlice ...
AI Özet: yazar, roma imparatorluğu ve hıristiyanlığın garip ilişkisini analiz etmiş. olay şu; roma nereye girse oradaki insanların kafasını karıştırmış. çünkü insanlar binlerce yıldır kendi yerel dinleriyle takılırken bir anda karşılarına devasa bir imparatorluk, yeni ticaret yolları ve yabancı tanrılar çıkmış. eski pagan inançlar bu yeni dünyaya cevap veremeyince ortalık karışmış. yazar burada üç temel noktaya değiniyor ama ilkine odaklanmış. eskiden dinler çok lokalliymiş, mesela sadece bir nehrin tanrısı varmış. ama roma sayesinde insanlar antakyadan galyaya kadar gezmeye başlayınca, yanlarında taşıyabilecekleri evrensel bir tanrıya ihtiyaç duymuşlar. işte hıristiyanlık tam burada devreye girip boşluğu doldurmuş. roma'nın ise çok kurnaz bir asimilasyon taktiği varmış; (bkz: interpretatio romana). fethettikleri yerdeki tanrıları yok etmek yerine "ya bu aslında bizim jüpiter'miş" diyerek sisteme katıyorlarmış. yazar buna gaziantep'teki dülük antik kentinden örnek vermiş. hititlerin fırtına tanrısını görüp "aman canım bu bildiğin jüpiter" diyerek jüpiter dolichenus diye hibrit bir şey uydurmuşlar. romalılar hem stratejik davranmış hem de batıl inançları yüzünden yabancı tanrıları kızdırmak istememişler. ancak bu "senin tanrın aslında bizimkine benziyor" taktiği yahudilik ve hıristiyanlıkta pek yememiş.
hıristiyanlığın bu devletteki hikayesi muazzamdır.. fakat genellikle anlaşılmaz. hıristiyanlık neden yayıldı? roma neden başta ezmeye çalıştığı bu hareketi zamanla sahiplendi? hakim bir din halin...
AI Özet: yazar drakula gününün 26 mayıs olduğunu (bkz: bilgi) veriyor.
ilk kez 26 mayıs 1897'de yayımlanan bram stoker romanı. bundan mütevellit 26 mayıs, dünya draku...
AI Özet: yazar, arkadaşlarıyla kurdukları wp grubunda puro üzerinden dönen geyiklerin tadının başka olduğunu söylüyor. aslında kimse anlamıyor ama bir kişiyi ortaklaşa trollemişler. zeki demirkubuz filmlerini veya godfather'ı puro eşliğinde canlandırma simülasyonları yapıyorlar, hatta halı saha kenarında sahne çekme hayalleri kuruyorlar. (bkz: arturo fuente) markasını övüp rolls-royce benzetmesi yapsalar da grubun bunu futbolcu sanıp dalga geçmesiyle mevzu kapanmış. tam bir kaos ortamı.
en iyi ofansif mizah puro üzerinden yapılanıymış. 3 kişilik wp grubundaki üç kişi de purodan anlamaz düz adamken iki kişinin anlıyormuş gibi yapıp üçüncü kişiyi zorbalaması kadar güzel muhabbet y...
AI Özet: yazar stuttgart konserinden sonra mabel matiz'e fena sarmış. şarkıları dinlerken sokakta kendi kendine sırıtmaktan (bkz: mahallenin delisi) kıvamına gelmiş, resmen sanatçının dozuna ihtiyaç duyuyor.
bugün otobüste ve dahi sokakta telefonumdan şarkılarını dinlerken "yav dün gece bunları hep beraber kanlı canlı söyledik avaz avaz" diye aklıma g...
AI Özet: yazar, kaosmos isimli şahsın müzik piyasasında tam bir fiyasko olduğunu savunuyor. başka sanatçıların işini remix diye yutturmaya çalışması ve arkadan konuşma huyundan bahsediyor. üstelik fake hesaplarla insanlara uygunsuz mesajlar atarken numarasını açık unutup kendini ifşa etmesi (bkz: dijital okuryazarlık) tam bir komedi. bir yandan da herkese açık profilinde tuhaf kişisel gelişim videoları beğenmesiyle dalga geçiyor. kısaca kendisini (bkz: trajikomik) buluyor.
müzik piyasasının "kendi ayağına sıkma" alanında master yapmış karakteridir.insanların arkasından atıp tutmak zaten default ayarıdır. ama asıl olay; varteres durise ve aho ssan işbirliği olan par...
AI Özet: yazar, yunus akgün'ün bazı açıklamalarıyla sosyal medyada tartışma çıkardığını söylüyor. (bkz: abdülkerim bardakcı) ile olan diyaloğu üzerinden takılıyor, karşı tarafın tepkilerini gereksiz buluyor.
x aleminin en gereksiz tiplemesi olan domestos mikrobunu yine cayır cayır yakan açıklamalar yapan ikiliden biridir.diğeri için ;(bkz: abdülkerim bard...
AI Özet: yazar efendi şair ruhuna bürünüp aşk acılarını dökmüş, sevdiğine kavuşmak için yanıp tutuşuyor. (bkz: divan edebiyatı) tadında, oldukça duygusal ve romantik bir şeyler karalamış.
şefkatinde gizlenen şifânın hürmetinesevgili! sıkıca sar sar ki şifâ bulayımbu ihtişamlı derdin cefânın hürmetineçözülsün bütün esrar...
AI Özet: yazar, nolan'ın interstellar gibi kafa yakan işler yaparken bir yandan da fast & furious serisine bayılmasına şaşırıyor. adamcağız resmen serinin fanatiğiymiş, üstelik bunu gizlemiyor da. (bkz: tokyo drift) ile başlanması gerektiğini söyleyecek kadar konuya hakim. yazar, bu kadar analitik bir zihnin fizik kurallarını çöpe atan yarış filmlerini sevmesini sinemanın en büyük ironisi olarak görüyor. tam bir ters köşe.
hakkındaki en absürt ama tamamen gerçek bilgi, çok sıkı bir fast & furious hayranı olmasıdır.stephen colbert’ın 'bu senin suçluluk duyduğun bir zevk (guilty pleasure) mi?' sorusuna, 'hiçbir s...
AI Özet: yazar, ingiltere'deki beyaz yakalıların spor konusundaki aşırılığından dert yanıyor. adamlar sadece spor yapmıyor, resmen hayatı maraton ve ironman hazırlığına çevirmişler. yazara göre avrupalıların ortası yok, bir şeye sardılar mı (bkz: doz aşımı) yapıyorlar. eskiden hafta sonları sızmaya bayılan kitle, şimdi chia tohumuyla sağlıklı yaşam peşinde koşuyor. hobileri sadece yarışmak olan bu tayfanın bir sonraki saplantısı ne olacak diye merak ediyor.
günümüzde 25-35 yaş arası beyaz yakanın sporla kafayı bozduğu ülke. yanlış anlamayın ben de oldum olası sporla uğraşan, son aylarda da bayağı hareketli yaşayan biriyim ama buradaki beyaz yakalıla...