AI Özet: yazar, eşinin açık kıyafetlerle video çekip paylaşmasına göz yuman erkeklerin durumuna anlam veremiyor, bu durumu (bkz: garabet) olarak görüp oldukça dertlenmiş.
gavatlık ile deyyusluk arasında gidip gelen erkekler görüyorum. baktığında kerli ferli tipler görüyorsun ama yanında kar...
AI Özet: yazar, rok'un kendi tweet'iyle çelişip gözaltına alınışıyla dalga geçiyor (bkz: şanssızlık)
https://x.com/i/status/2054454542423490871dün "akın gürlek yasa dışı bahisi bitirecek" diye twe...
AI Özet: yazar, aksaray milletvekili eşinin mahkeme masraflarından kaçmak için fakirlik belgesi almasına şaşırıyor. mv maaşları ve yan haklar (bkz: şaşaalı hayat) uçuş yaparken, üç beş kuruş için böyle bir yola başvurulmasını oldukça absürt buluyor. resmen sistemi işletmişler, yazar da buna tepkili.
akp* aksaray milletvekili hüseyin altınsoy’un eşi, açtığı miras davasında mahkeme masrafı ve harç ödememek için muhtara gidip fakirlik belgesi alıyor, mahkemeye sunuyor.mv. maaşı: 273 bin tliki d...
AI Özet: yazar, merkez bankasının 2026 enflasyon tahminini %16'dan %26'ya çekmesine bayağı sinirlenmiş. düşük tahminlerle maaş zamlarının belirlenip sonra hedeflerin revize edilmesini (bkz: şaka gibi) buluyor. bu arkadaşlara bir holding ceo'su gibi baksa çoktan hapse girerlerdi diyor. kısacası tahminlerin sürekli şaşmasına rağmen kimsenin hesap vermemesini ve halkla dalga geçilmesini eleştiriyor.
--- spoiler ---tcmb başkanı karahan: 2026 yıl sonunda enflasyonun yüzde 26 olacağını tahmin ediyoruz--- spoiler ---merkez bankası 2026 enflasyon beklentisini yüzde 16'dan 26'ya yükseltti..her ne ...
AI Özet: yazar diyor ki hayatı çok karıştırma (bkz: risk yönetimi)
hayatınızdaki halkaları ne kadar iç içe sokarsanız, birinin mahvolması durumunda diğerlerinin d...
AI Özet: yazar diyor ki gs şampiyon oldu, konu kapandı; doğal olarak gündem kalmadı. fenerbahçe'nin bitmek bilmeyen (bkz: kaos) ortamı ise haber bülteni gibi sürekli konuşuluyor. bunu başarı sananlara karşı da oldukça soğukkanlı takılıyor.
gs şampiyonluğu ilan etti ve konu kapandi, dogal olarak artik herhangi bir gelisme yasanmiyor olmasi sonucu normal olay. takimda yapilmasi gereken ufak tefek degisimle...
AI Özet: yazar, fenerbahçe'nin o dönemki şampiyonluk sürecindeki tartışmalı olayları sıralıyor. nobre'nin eliyle attığı gol, anelka'nın durumu ve deniz barış olayındaki usulsüzlükler gibi mevzulardan bahsediyor. özellikle semih'in cezasının aniden kalkıp denizlispor maçında 4 gol atmasını (bkz: şanslı günündeymiş) ve samsun maçındaki garip kırmızı kart olayını anlatıyor. yazara göre bu tarz durumlar yaşanmış ama sonunda galatasaray şampiyon olmuş.
*rize deplasmanında nobre eliyle topu indirdi, gol attı. hakem görmedi. maçı fenerbahçe kazandı. *konya deplasmanda anelka o tarihi golü attı. hakem gol verdi. maçı fenerbahçe kazandı. konya tekn...
AI Özet: yazar diyor ki, gücün tek elde toplanması toplumun cesaretini ve onurunu törpülüyor. muhalefeti hakkaniyet adına eleştirmeyi bir nevi emniyet sübabı olarak görüyor. zaten muhalefetin pürüzsüz, hatasız olması imkansız çünkü onlar da bizim gibi insan; çıkar ve kusur kaçınılmaz. belediyelerde veya paranın olduğu her yerde bir bit yeniği olması normal ama asıl mesele bu değil. yazara göre asıl dert, yargının bağımsızlığını yitirmesi ve hakikate erişim hakkımızın elimizden alınması. durumu bozuk bir teraziye benzetiyor; terazi bozukken malın kaç kilo olduğunu tartışmanın hiçbir anlamı yok. (bkz: hukuksuzluk) yani muhalefette yolsuzluk olsa bile, adil bir yargı yoksa bunu öğrenmemiz imkansız. son 10 yıldaki tüm davaların tartışmalı olduğunu, terazi düzelince herkesin yeniden yargılanması gerektiğini savunuyor. özetle, teraziyi bozanı konuşmadığımız sürece kendimizi kandırıyoruz diyor.
güç yoğunlaşması, bir bütün olarak, toplum olarak onurumuzu, haysiyetimizi, cesaretimizi azaltıyor. şu ortamda, "hakkaniyet" namına muhalefet eleştirmek de bir çeşit emniyet sübabı işlevi görüyor...
AI Özet: yazar, belçika savunma bakanının atatürk hakkındaki övgü dolu sözlerini paylaşıyor. bakanın laiklik ve kadın hakları konusundaki vizyonuna bayıldığı, kendisini stratejik bir dahi olarak gördüğü belirtiliyor. adam resmen (bkz: hayranlık) içinde, anıtkabir'de diz çöktüğünü anlatmış.
ziyaret vesilesiyle türkiye'de bulunan belçika savunma bakanı theo francken'in bugün instagram hesabından yaptığı paylaşım. paylaşımı hollandaca. --- spoiler ---atatürk'e duyduğum saygı çok büyük...
AI Özet: yazar, sosyalizmin ve marksizmin öylece ezbere eleştirilmesine karşı çıkıyor. tabii ki her ideoloji gibi bunların da eksikleri olabilir, neomarksizm gibi güncel yaklaşımları takip etmek gerektiğini söylüyor ama kapitalizmdeki sorunların benzerlerinin sosyalizmde de olduğu iddiasını pek yemiyor. özellikle sscb üzerinden dönen bürokrat sınıfı mevzusuna girmiş. sscb'de burjuvazinin yerini bürokratların aldığına dair iddiaların yeterince kanıtlanmadığını, kimin nereye nasıl yükseldiğinin net olmadığına değiniyor. (bkz: sscb) yazar diyor ki, bürokratlar olsa bile bunlar kalıcı bir sınıf yaratmamış. bugünkü rus oligarklarına bakarsan eski bürokrat çocuklarının orada olmadığını görürsün. bürokratların lüks anlayışı dediği şey kaliteli kahve veya güzel bir tatil eviymiş; yani karbon ayakizleri bir taylor swift kadar dünyayı kirletmemiş. asıl mevzu kapitalizmdeki kuşaklararası güç ve servet birikimiymiş. burjuvazi gücü konsolide edip çocuklarına aktarırken, bürokratlar öldüğünde geriye sadece iyi bir isim ve eğitim bırakıyormuş. yazar bunu anlatmak için kılıçdaroğlu örneği verip, siyasi gücün böyle miras kalmadığını belirtiyor. tabii kültürel sermaye ve torpil mevzusunun her yerde olduğunu kabul ediyor ama yine de aşırı zenginler yerine bürokratları tercih edeceğini söylüyor.
ezbere eleştirilen ideoloji.öncelikle şurayı vurgulamam lazım: sosyalizm de marx da kapital de eleştirilerin üstünde değillerdir. marksizmi eleştiren ve günümüze uyarlamaya çalışan çok insan neom...
AI Özet: yazar başlangıç için ulysses önererek dalga geçiyor (bkz: ironi)
hiç kitap okumayan birine saatleri ayarlama enstitüsü tavsiye etmek... ulysses öneriyorum ben d...
AI Özet: yazar, claude desktop üzerinden windows mcp kurulumu yaparak bilgisayarı optimize etmenin yolunu anlatıyor. mevzu aslında basit; windows mcp'yi kurup uygun promptu verdiğinizde yapay zeka resmen bilgisayarın içine sızıyor. yazar diyor ki, eğer bu kurulumu yapacak teknik kapasiteniz yoksa hiç bulaşmayın, çünkü kontrolü tamamen yapay zekaya bırakıyorsunuz ve tüm risk size ait (bkz: risk yönetimi).
yazarın paylaştığı yöntemde claude'a bir windows performans optimizasyon uzmanı rolü atanıyor. sistem önce donanımı, disk doluluğunu, ram canavarı süreçleri ve başlangıç programlarını didik didik ediyor. yani öyle üstünkörü bir bakış değil, resmen bilgisayarda (bkz: genel arama) yapıyor. ardından tespit ettiği sorunları öncelik sırasına göre listeliyor ve kullanıcıdan onay alarak işlemleri gerçekleştiriyor.
yazar, bu yöntemin influencer'lar tarafından keşfedilip ballandırılacağını bildiği için erkenden ekşi sözlükle paylaşmış. sistemin registry kayıtlarından tutun da servis durumlarına kadar her şeyi kontrol edebildiğini belirtiyor. ancak burada kritik bir uyarı yapıyor; klasör silme gibi riskli işlemlerde çok dikkatli olunması gerektiğini, aksi takdirde bilgisayarın canının okunabileceğini ima ediyor. özetle, claude'u bir sistem yöneticisine dönüştürüp bilgisayarı uçurabileceğinizi ama bunu yaparken sorumluluğun tamamen sizde olduğunu söylüyor.
şimdi size kendi keşfettiğim, claude cowork ile yapabileceğiniz acayip bir şey anlatacağım. bu anlatacaklarımı sikindirik influencer'lardan biri alır instagramda ballandıra ballandıra anlatır. ne...
AI Özet: yazar, jon bernthal'ın oyunculuğunu sevse de mcu'nun punisher karakterini yazma şekline bayağı takılmış durumda. yazara göre karakterin en büyük sıkıntısı, bir türlü kişisel intikam meselesini aşamayıp gerçek bir (bkz: vigilante) haline gelememesi. çizgi romanda adam ailesinin intikamını alıyor, sonra hayatının amacını genel olarak suçla savaşmak üzerine kuruyor ama mcu'da işler öyle yürümüyor. frank önce birilerini öldürüyor, sonra emekli olup amele oluyor, sonra bir bakıyoruz derin devletle cia işin içindeymiş, tekrar aksiyona giriyor. yazar, bütün amerika'nın birleşip frank'in ailesini öldürmek için komplo kurmuş gibi bir tablo oluştuğunu söyleyerek durumla hafiften dalga geçiyor. ikinci sezon finalinde sanki artık suçluları genel olarak avlamaya başlayacak diye umutlanıyoruz ama (bkz: one last kill) ile gelen gerçeklerle yazar hayal kırıklığına uğruyor. meğerse avladığı yeni kişiler de yine o eski central park olayına bulaşmış tiplermiş. yani adam sürekli aynı döngüde dönüp duruyor; intikam alıyor, bırakıyor, sonra yeni bir bağlantı bulup tekrar başlıyor. yazar, karakterin gelişiminin önünün kesildiğini ve sürekli şahsi hesaplaşmalara hapsedildiğini belirterek mcu'nun bu kısır döngüsünden dert yanıyor.
jon bernthal'in gerçekçi ve vahşi yorumunu beğenmekle birlikte, mcu'nun punisher'ının temel problemi bence, orijin hikayesinin, bir başka deyişle kişisel intikamının ötesine geçip bir vigilante o...
AI Özet: yazar, çocuk var diye boşanmayanların aslında kendilerini kandırdığını söylüyor. ona göre bu durum şövalyelik değil, korkaklık veya konfor alanından çıkamama hali. çocukların iki ayrı eve adapte olabileceğini ama mutsuz ve gergin bir evde büyümenin asıl travma olduğunu belirtiyor. (bkz: çocuk psikolojisi) çocukların evdeki sahte huzuru şak diye anladığını, ebeveynlerin bunu fedakarlık gibi pazarlamasının ise tamamen saçmalık olduğunu düşünüyor. tabii maddi imkansızlıklar veya şiddet gibi gerçek engelleri dışarıda tutuyor ama ileride çocuğa karşı koz olarak kullanılacak bir boşanmama halini hiç sevmiyor.
şu “arada çocuk var abi, ondan boşanamıyorum” cümlesini çok yineleniyor. sanırsınız ki asilzade şövalye ama valla zırhın altındaki zat sadece kendini kandırıyor.bunun önemli bir kısmı çocukla ilg...
AI Özet: yazar, soldier boy'un dondurulmuş gıda muamelesi görmesine ve senaryodaki tutarsızlıklara bayağı takılmış. (bkz: senaryo hataları) adamı sürekli dondurup çıkarmalarını saçma buluyor. starlight'ın sürekli dayak yemesine, gen v karakterlerinin gereksizliğine ve bazı yan karakterlerin hikayeye hiçbir katkısının olmamasına isyan ediyor. finalin ryan üzerinden bağlanacağını düşünüp bu duruma hafiften sinirlenmiş.
bana biri açıklayabilir mi neden soldier boy'a herhangi bir dondurulmuş gıda gibi davranıyorlar? annemin her bayram derin dondurucudan çıkardığı su böreği gibi adamı sürekli çıkarıp geri koyuyorl...
AI Özet: yazar, ergin ataman'ı körü körüne savunanlara ve arda güler üzerinden polemik yapanlara sağlam girişiyor. bazı kişilerin arda güler'e karşı olan ön yargılarını eleştirirken, ergin ataman'ın geçmişteki tartışmalı tavırlarının ve üslubunun unutulmaması gerektiğini savunuyor. hocanın ancak dürüstçe özür dilerse veya istifa ederse yumuşayabileceklerini belirtiyor. son olarak başkanın kupa iddialarıyla dalga geçip (bkz: ergin ataman) ve ekibini masaya oturtması gerektiğini söylüyor.
"yurtdışındaki türklere eleştiri olunca laga luga yapıyorsunuz, ergin hoca'yı niye desteklemiyorsunuz" diyen amipler bir de arda ve ferdi'yi örnek göstermiş.ulan arda ve ferdi ensesine vur, ekmeğ...
AI Özet: yazar, norah vincent isimli bir gazetecinin "erkek olmak hayatı kolaylaştırıyor mu?" diye merak edip 18 ay boyunca "ned" takma adıyla erkek kılığında yaşadığı o tuhaf ve trajik deneyi anlatıyor. kadınımız saçları kısaltmış, sahte sakallar takmış, hatta jest mimik dersleri alarak tam bir (bkz: kamuflaj) uzmanı olmuş. barlardan striptiz kulüplerine kadar erkeklerin dünyasına sızmış ama sonuç pek iç açıcı bitmemiş. yazarın aktardığına göre vincent, bu süreçte öyle bir psikolojik çöküş yaşamış ki sonunda ağır bir depresyon ve tedavi süreci sonrası ötanazi ile hayatına veda etmiş.
yazara göre vincent'ın ilk başta sevindiği şey, kadınken maruz kaldığı o tacizkar bakışların yok olmasıymış. yani bir nevi görünmezlik kazanmış. ama sonra fark etmiş ki bu görünmezlik aslında korkunç bir yalnızlığı beraberinde getiriyor. erkeklerin birbirine selam vermemesi, göz temasından kaçınması aslında bir çeşit "seni tehdit etmiyorum" koduymuş ama aynı zamanda derin bir kopuklukmuş. yazar, vincent'ın "kadın olduğuma şükrediyorum" diyerek noktayı koyduğunu belirtiyor. yani olay "hayat erkeklere güzel" diye düşünmekten çıkıp, aslında erkekliğin de kendine has, çok farklı ve yıpratıcı bir yükü olduğunu anlamakla bitmiş. (bkz: hayat gerçekten zor)
erkek olmak delirtir mi?los angeles times yazarı norah vincent, ilginç bir soruya -erkek olmak nasıl bir şey?- yanıt aramak üzere 18 ay boyunca "ned" sahte ismiyle erkek kılığında yaşadı ve ne ya...
AI Özet: yazar diyor ki, maymunlarda neden bizimki gibi ırk farklılıkları yok diye soranlara cevap basit; kürk meselesi. diğer primatlar kürk sayesinde güneşten korunuyor, deri renklerile uğraşmıyorlar. bizimkiler afrika savanlarında terleyip serinlemek için kürkü bırakınca güneşle baş başa kalmış. ekvatorda melanin artıp koyu ten oluşmuş, kuzeye göç edenlerde ise d vitamini eksikliği olmasın diye ten rengi açılmış. (bkz: evrimsel biyoloji) yani olay tamamen güneşle alakalı. ayrıca diğer primatlarda da kendi içlerinde renk renk türler var, sadece bizimki gibi ırklaşma yok. sonra mevzu intihara geliyor; yazar belirtiyor ki intihar etmek için zaman algısı, soyut düşünme ve yüksek öz farkındalık lazım. yani ben varım, acı çekiyorum ve bu durum düzelmeyecek şeklinde bir felsefi çıkarım yapmak gerekiyor. bu da prefrontal korteksin aşırı gelişmiş olmasıyla mümkün, ki bu sadece insanda var. hayvanlar anı yaşıyor, varoluşsal sancı çekip gelecek projeksiyonu yapamıyorlar. yas tutan hayvanlar yemek yemeyi bırakıp ölebilir ama bu planlı bir intihar değil, ağır stresin vücudu bitirmesi. kısacası intihar, yüksek zekanın yan etkisiymiş. son olarak çocuk yapmama tercihiyle ilgili yaygın bir evrim yanılgısına değiniyor.
(bkz: #183760769)1. insan türü madem maymunla ortak atadan geldi, neden maymunlarda zenci, beyaz, sarışın gibi ırklar yok?bu sorunun cevabı, insanın evrimsel süreçte kürkünü kaybetmesiyle ilgilid...
AI Özet: yazar, türkiye'yi fiyatı avrupa, hayat kalitesi hindistan olan garip bir dünya turuna benzetiyor (bkz: trajikomik)
iyi parti ekonomiden sorumlu genel başkan yardımcısı burak dalgın'ın yaptığı benzetme ülkeyi ta...
AI Özet: yazar psikolojik olarak biraz zorlandığı bir dönemde olduğu için annesini yardıma çağırmış. normalde kimseye eyvallahı olmayan, her şeyi kendi halleden tiplerdenmiş ama bu sefer durumlar farklıymış. annesi de durumu görünce hemen yardıma koşmuş, evin içinde pervane olmuş. özellikle şu mercimek kadar küçük ilacı ortadan bölme mevzusu tam bir (bkz: anne şefkati) örneği olmuş. her gece bıçakla o minicik hapla cebelleşen annesini izlerken yazar aslında ne kadar şanslı olduğunu fark etmiş. koca kadın olsa da annesinin yanında tekrar çocuk olduğunu, birine sırtını yaslamanın ve destek almanın huzurunu yaşadığını belirtiyor.
psikolojik olarak zor bir süreçten geçiyorum.hatta bu hafta annemi çağırdım yardım için. yemek, bulaşık, çamaşır zorlanıyorum, destek olsun diye. normalde ailede benim herhangi bir konuda yardım ...
AI Özet: yazar kadın olsa da (bkz: kafa dinlemek) için bekliyor.
bir kadın olarak ben de yapıyorum bunu arada. üstelik yalnız yaşıyorum. ilginç.
AI Özet: yazar, ağaçlar üzerine yazılan aşırı romantik ve duygusal yaklaşımlarla kafa buluyor. (bkz: debe) entrysindeki o naif anlatımları tek tek çürütmeye karar vermiş. mesela ağaçların kök kök el ele verip sessizce anlaştığına dair kısımları okuyunca, yazar hemen biyolojik gerçekleri masaya yatırıyor. diyor ki kardeşim, dünyada kaynaklar sınırlı, güneş ışığına ulaşmak için ağaçlar resmen birbirini eziyor. hatta ceviz ağaçlarının etrafa juglon diye bir madde salıp diğer bitkileri zehirlediğini anlatarak, bu "rekabetsiz yaşam" masalını yerle bir ediyor. (bkz: doğa kanunları) yaprak dökmenin bir "kaybetme dersi" olduğuyla ilgili kısımlarda ise iğne yapraklıları ve tayga ormanlarını hatırlatıp, bilgeliğin burada nereye gittiğini soruyor. ölen ağaçların döngüye katılması mevzusuna gelince, durumu tamamen biyokimyasal bir sürece bağlıyor; bakteriler ve mantarlar yokken ağaçların kömür olduğunu hatırlatarak romantizmi tamamen öldürüyor. özetle yazar diyor ki, doğayı insan gibi duygularla tanımlamaya çalışmak asıl saygısızlık. ağaçları oldukları gibi, yani biyolojik varlıklar olarak sevmek ve saygı duymak yeterli, üstüne bir de felsefe katıp sulu romantizmlere gerek yok.
debe'ye giren entry'de o kadar sulu romantizm var ki..."birbirleri ile rekabete girmeden, kökleri ile toprağın altında birbirine dokunarak sessizce iletişim kuran bu canlıları nasıl tanımlayabili...
AI Özet: yazar, valencia'nın düşük bütçeyle sezonun en iyi basketbolunu oynadığını ve koç martinez'in hak ettiğini söylüyor. pana'nın kadrosu (bkz: yıldızlar geçidi) gibi olsa da takım oyununun önünde hiçbir şeyin duramadığını belirtiyor. ergin ataman'ın durumu kurtarmak için yaptığı provokasyonlara ve karşı tarafa sataşmalarına değinip, bu kadar kaliteli kadroyla başarısız olmanın absürtlüğünü vurguluyor. kısaca valencia'nın imkansızı başardığı, pana'nın ise sadece isimde kaldığı bir tablo çizmiş.
öncelikle valencia'yı ve koçları pedro martinez'i kutlamak lazım. böyle düşük bütçeli bir takım bana göre sezonun en iyi basketbolunu oynadı ve koç da yılın koçu ödülünü sonuna kadar hak etti. ka...
AI Özet: yazar, iktisat bilgisini konuşturup veolia hissesiyle büyük oynadığını sanırken fransız hazinesine kaptırdığı stopajla sistemin nasıl çalıştığını acı yoldan anlamış. adamcağız diyor ki; eğer elon musk kadar zengin olsaydım kuruş ödemeyecektim ama küçük yatırımcı olduğum için sistem beni güzelce tıraşladı. (bkz: kapitalizm) hani bize çalışırsan zengin olursun diye masallar anlatıyorlar ya, yazar bunun gerçekle alakası olmadığını, zenginlerin vergi kaçırma mekanizmalarının aslında sistemin temel taşı olduğunu belirtiyor. bill gates veya musk gibi tiplerin başarı hikayelerinin arkasındaki ailevi imkanları ve şans faktörünü hatırlatıp, meritokrasi yalanına güzelce sallıyor. jeff bezos'un ödemediği vergiyi kendi ödediğini fark edince hafiften bir yabancılaşma yaşıyor. özetle, adaletin ve vicdanın bu düzende yeri olmadığını, sadece çok zenginlerin kuralları belirlediğini savunuyor.
ıktisatciligimin hakkini verdim, temel analizin anasini siktim %15 iskontolu veolia hissesi aldim. 11'i hisse kaydinin son gunuydu, dun de temettusu hesabima yatti. cok klas isler yaptim, oyunu k...
aşk
pozitif
AI Özet: yazar, aşkın insanın taşıyabileceği en onurlu yük olduğunu savunuyor. günümüzün her şeyi kâr zarar hesabı üzerinden yürüten (bkz: kapitalizm) dünyasında, karşılık beklemeden sevmenin aslında sisteme karşı bir başkaldırı olduğunu belirtiyor. herkesin verimlilik peşinde koştuğu bir çağda, ulaşamayacağını bildiği bir şeye gönül vermek ve o çileyi bile isteye seçmek, yazara göre insanı asıl özgürleştiren ve egosundan arındıran şey. meleklerin veya hayvanların böyle bir imtihanı olmadığını, insanı özel kılanın bu vazgeçmeme iradesi olduğunu söylüyor. hatta mevzuyu derinleştirip şeytanın durumuna da girmiş; onun isyanının temelinde aslında mutlak bir sevgi ve sadakat yattığını, ancak bu sevginin kibre dönüşerek onu felakete sürüklediğini iddia ediyor. yazara göre insan, şeytandan farklı olarak bu aşkı tevazuyla birleştirip teslimiyetle yaşayabilme yeteneğine sahip. yani özetle, aşk sadece kavuşmak değil, o yolda yanmayı göze alıp derinleşmekmiş. (bkz: aşkın tanımı)
geçenlerde aşk hakkında duyduğum şu sözler nedense beni etkiledi:"aşk insanın en şerefli derdidir.""âşık olduğuna erişemesen de asla ondan vazgeçmemendir.""erişme ihtimalin olmasa bile gene de bu...
AI Özet: yazar diyor ki deniz bağdaş komedinin doğasını pek kavrayamamış, seyircinin ona değil de aslında ortamın durumuna güldüğünü fark etmediği bir süreçten geçiyor. şu anki haliyle mizahı pek işlemiyor çünkü oluşturmaya çalıştığı çilekeş anne imajı gerçek hayatla pek uyuşmuyor, pembe pijamalarla evde takılırken madenci dramı yaşatması biraz absürt kaçmış (bkz: gerçeklik algısı). yazar, kişinin egosunu da bu rol üzerine kurduğunu ve yakında bunun farkına varacağını düşünüyor. yoga konusundaki tahminlere katılmasa da çoktan başladığına emin. mizah kalitesini ise vasat bar eğlencesi diye tanımlayanlara karşı çıkıp bar aktivitelerini savunuyor.
komedinin doğasına dair acı bir farkındalık yaşamaktadır şu anda kendisi.komedi, tanımı gereği, her zaman bir seyirciye muhtaçtır. bir şeyin komik olmasının tek kriterini kendimiz koyuyor olsaydı...
AI Özet: yazar, izmirlilerin garip rahatlığına değinip eczacılık töreninde yaşlılara çalınan cennet kapısı ve cehennem şarkılarına gülmüş. (bkz: trajikomik olaylar)
ironi mi rahatlık mı neye sahip olduklarını bilemediğim insanlarla dolu… ege üniversitesi eczacılık fakültesi uyg...
AI Özet: yazar, fenerbahçe beko'nun euroleague'in zirve takımı olduğunu ve istikrarı konuşturduğunu söylüyor. 2017'deki kupayı ve final four serilerini örnek gösterip, başarının tamamen onurlu mücadeleyle geldiğini belirtiyor. nba kanadında ise takımın set disiplini ve oyuncu geliştirme konusundaki başarısının (bkz: fenerbahçe tedrisatı) dünya çapında takdir edildiğini savunuyor. organizasyon kalitesinin nba standartlarında olduğunu ve avrupa'nın en zor deplasmanı olduklarını vurguluyor. bazı kişilerin eleştirilerine rağmen bu başarının kalıcı olduğunu iddia ediyor.
avrupa'nın 4 büyük kulübünden biri olarak sayılan takım.fenerbahçe modern euroleague'nin zirve temsilcisidir. 2017'de türkiye'ye ilk euroleague kupasını getirmiş, üst üste 5 yıl final four oynaya...
AI Özet: yazar, cemre demirel'in budizmdeki non-dualizm ile tasavvuftaki nefis kavramını birbirine karıştırdığını savunuyor. tasavvufta nefsin tamamen yok edilmediğini, sadece kontrol altına alındığını belirterek kişinin bilgi eksikliğine dikkat çekiyor. yazarın gözünde bu tip fenomenler, konuyu bilmeyenlerin ilgisini çekerek (bkz: bilgi kirliliği) yayılıyorlar; çünkü bilenler zaten bu kadar yüzeysel anlatımlarla uğraşmıyor. binlerce saatlik videolarla yanlış bilgi pompalayan bu tarz kişilerin araştırmaya daha çok vakit ayırması gerektiğini düşünüyor. sonrasında videoyu izlemeye devam edip tasavvufun komünizme ve staline bağlandığını görünce şoka girmiş, harcadığı 15 dakikaya yanmış. (bkz: her şeyi bilen fenomenler)
budizm'deki non-dualizmi tasavvuftaki nefsi yenmekle karıştıran ilginç kişi. tasavvufta egoyu öldürmek diye bir şey yoktur. zaten ortalama bir mutasavvıfla konuşsanız size freud'un ego'suyla tasa...
AI Özet: yazar, sezarın vercingetorix'e yaptığı eziyete isyan ediyor. adamı 6 yıl hücrede çürütüp sonra törenle öldürmesini (bkz: sadizm) olarak görüyor. sezarın kendi egosu için düşmanını yüceltmesine de bayağına takılmış.
"öldürmeyip süründürme"nin en yüce örneği olsa gerek. bir insanı 6 yıl zindanda tutmak ne demek? hem de sırf bir geçit töreninde öldürmek için? bu arada "gal...
AI Özet: yazar kafa dağıtmak için falezlere gitmiş, iki bira eşliğinde (bkz: varoluşsal sancılar) yaşarken yanına peçete satmaya çalışan güllü adında küçük bir kız gelmiş. kızın hali perişan; hava soğuk ama üstünde incecik şeyler var, üstelik ayağı aksıyor. çocuk merdivenden düştüm diye geçiştiriyor ama yazar durumu hemen çakıyor. biraz dertleşmişler, kızın babası cezaevindeymiş ve yaşını bile tam bilmiyormuş. yazar ceketini vermeye çalışmış ama küçük hanım çok gururlu çıkmış, reddetmiş. çocukla iki yetişkin gibi sohbet etmişler, kızın matematik sevmesiyle şaşırmış yazar; hani şu (bkz: çocuk yaşta büyümek) durumu var ya, tam olarak o. güllü'nün bakışlarındaki olgunluk ve derinlik yazarı bayağı etkilemiş, hatta keşke kızım olsaydı diye geçirecek kadar bağlanmış. ayrılırken kızın gitmesini istememesi yazarın içini iyice burmuş. sonunda doğum gününü öğrenme bahanesiyle tekrar gitmeye karar vermiş, tanrı'dan onları tekrar karşılaştırmasını diliyor. özetle hayatın sillesini erken yemiş bir çocukla kurulan kısa ama derin bir bağ hikayesi.
akşamüstü, yaşadığım şehrin falezlerine gittim. bu aralar kafam dağınık ve 46. yalnız kalmak, düşünmek ya da bomboş denize bakmak iyi geliyo. bisikleti park edip, yeşilliği sigara izmaritleriyle ...
AI Özet: yazar, zuhal olcay'ın sesine ve şarkının ritmine bayılıyor, kendince bir (bkz: efsaneler listesi) yapmış. bir yandan da bekir aksoy'un hiç yaşlanmamasına şaşırıyor.
işin aslı sevgilim sen bana fazla “iyisin”sen ne güzel bir şarkısın be. zuhal olcay'ın güzel sesi ve güzelliğiyle şarkı ef...
AI Özet: yazar, konuyla ilgisizlerin boş yapmasından sıkılmış. romanya, lüksemburg ve fransa favorisi; isviçre'nin de (bkz: estonya) gibi haksızlığa uğramamasını istiyor.
kendisini hiç ilgilendirmeyen, çevresinde bile kimsenin izlemediğini yazanlar önlerine çıkan her başlığa yazmak zorunda...
AI Özet: yazar, john o'hara'nın 1934 tarihli eserini kaderden kaçışın imkansızlığı üzerine kurulmuş, insanı varoluşsal sancılara sürükleyen bir başyapıt olarak tanımlıyor. kitaptaki julian karakterinin kendi sonuna doğru gidişini anlatırken, kaderin insanla dalga geçişini vurguluyor. yazara göre hikayenin özü, somerset maugham'dan ödünç alınan ve kitabın girişine eklenen o meşhur ortadoğu masalında gizli. masalda ölüm, bağdat'ta karşılaştığı bir adamın korkup samarra'ya kaçmasını izliyor ve aslında o kişiyle zaten samarra'da randevusu olduğu için şaşırdığını belirtiyor. yazar burada (bkz: kader) kavramına değinerek, insanın kaçmaya çalıştığı şeyin aslında onu nereye götürdüğünü sorgulatıyor. yani kaçmak için bindiğin o hızlı at, seni aslında tam zamanında randevu yerine yetiştiren araç olabilir. kısacası yazar diyor ki, insan kaçtığı yere aittir ve debelenmek boşunadır. okumayan çok şey kaybeder, okuyan ise hayata olan inancını yitirir.
john o'hara abimizin 1934'te kaderden kaçış yok mk diyerek çıkarıp masaya vura vura yazdığı, okuyanı alkole ve derin varoluşsal sancılara sevk eden o meşhur başyapıt.kitap, julian diye bir herifi...
AI Özet: yazar, antalya sıcağında deniz börülcesi ayıklamakla imtihan olan bir karakterin absürt yolculuğunu anlatıyor. bizim tip, nemden ve börülcenin kokusundan bunalmış haldeyken terliğinin deliğinden içeri giren bir börülce tanesiyle iyicetenzifiyete giriyor. (bkz: antalya sıcağı) annesi fatma hanım'la kısa bir atışmadan sonra, elinde leğenle sahile kaçıyor. tam yıkanacakken parmak arasından düşen bir börülce ve aniden duyulan bir baykuş sesiyle kendini ormanın içinde buluyor. yazar burada olayları iyice gerçeküstü bir boyuta taşıyor; çünkü karakterimiz birdenbire konuşan bir uğur böceğiyle karşılaşıyor. uğur böceği, bizimkinin deniz börülcesi koktuğunu söyleyip ormanda bu işin tek tekelinin kaplumbağalar olduğunu belirtiyor. yazar, karakterin şaşkınlıktan gözlerinin şaşı olduğu anı öyle bir betimliyor ki, arkasından gelen ve sırtında börülce taşıyan kaplumbağayı fark etmeyişi tam bir komedi unsuru oluyor. hikaye, baykuşun tekrar ötmesiyle beraber sürreal bir atmosferde sonlanıyor. (bkz: minimal öykü)
deniz börülcesini ayıklarken sıcak bastı, aslında normaldi ağustos ayı antalya için. ah şu nem olmasaydı daha keyifli olabilirdi belki sıcaktan zevk bile alabilirdi. hem bu börülce işine girişmez...
AI Özet: yazar, söz konusu şahsın siyasetçi kumaşına sahip olmadığını ve halkla iletişiminin oldukça kötü olduğunu belirtiyor. kendisinin itici bir tavrı olduğunu, insanlara sürekli had bildirmesini sevmediğini söylüyor. (bkz: siyasi başarısızlık) başarısının sadece babasına dayalı olduğunu, bu yüzden berat'ın bile daha çok oy alacağını iddia ederek durumu özetliyor.
berat bile bilal'den fazla oy alır. öncelikle siyasetçi kumaşı yok, halkla nasıl konuşulur bilmiyor. insanlar sürekli kendilerini yargılayan, ne yapmaları gerektiğini söyleyen kişileri sevmezler....
AI Özet: yazar, intermittent fasting mevzusunu akademik bir dille ama herkesin anlayacağı şekilde özetlemiş. olay aslında ne yediğinden ziyade ne zaman yediğine odaklanmakmış. vücudun enerji yakarken şekerle uğraşmayı bırakıp yağ depolarına yönelmesini sağlayan bir metabolik anahtarlama süreci olduğunu belirtiyor. yazarın anlattığına göre üç temel yöntem var. ilk olarak en popüleri olan (bkz: time-restricted feeding) var ki burada 16:8 veya 14:10 gibi modellerle günün belli saatlerinde aç kalınıyor. ikinci olarak (bkz: alternate day fasting) dediği bir gün normal yiyip bir gün aç kalma durumu var ama bu biraz zorlayıcıymış. son olarak da haftanın 5 günü normal, 2 günü çok düşük kalorili beslenilen 5:2 modeli var. yazar diyor ki sadece aç kalmak yetmez, açlık penceresinde su, sade kahve gibi kalorisiz şeyler içilmeli. yeme penceresinde ise her şeyi gömeyim diye düşünmek yanlış, protein ve sağlıklı yağlar şart. ayrıca (bkz: sirkadiyen ritim) uyumu için yemeği erken saatte bitirmenin daha iyi olduğunu söylüyor. son olarak diyabet hastaları, hamileler ve düşük (bkz: bmi) değerine sahip olanların doktor kontrolü olmadan bu işlere girmemesi gerektiğini hatırlatıyor.
anlamakta zorlanan arkadaşlar için; bilimsel ve akademik düzeyde kalarak herkesin anlayabileceği bir dille tanımlamak istediğim beslenme düzeni şöyledir:aralıklı oruç ((bkz: intermittent fasting)...
AI Özet: yazar, vahşi batı mevzusunun aslında 1803'te louisiana bölgesinin satın alınmasıyla başladığını anlatıyor. burada ince bir detay var; louisiana sadece bir eyalet değil, güneş kral'dan ismini alan devasa bir araziymiş. jefferson dönemi hükümeti, burayı hızla kolonize etmek için avrupalı yerleşimcileri teşvik etmiş. haliyle yeni bir hayat kurmak isteyen herkes, ucuza arazi kapatmak için batıya akın etmiş. 1840'larda ise işi "manifest destiny" diyerek, yani "batıya yayılmak bizim kaderimiz" şeklinde kılıfına uydurmuşlar. yazarın belirttiğine göre bu süreçte bölgenin asıl sahipleri olan kızılderililer ya sürgün edilmiş ya da etkisiz hale getirilmiş. böylece o meşhur saloon'ların olduğu kasabalar kurulmuş. devletin gücü henüz buralara ulaşmadığı için güvenlik işini şeriflere yıkmışlar. ama yazar, bu şeriflik sisteminin aslında tam bir kaos ve adam kayırmaca yuvası olduğunu söylüyor. (bkz: red dead redemption 2) üzerinden örnek vererek, yerel güç odaklarının şeriflik makamını kendi çıkarları için nasıl kullandığını anlatmış. sonuç olarak şeriflerin yetersiz kalması, "frontier justice" denilen ve halkın kendi adaletini sağladığı, çoğu zaman linçle sonuçlanan vahşi bir düzene yol açmış.
bugünkü abd'nin batı ve orta kısımlarının "vahşi batı" olarak adlandırılması, aslında bir döneme atıftır. bu dönemin başlangıcı, çoğunlukla 1803'te birleşik devletler hükümetinin louisiana bölges...
AI Özet: yazar, alzheimer olan annesinin durumu yüzünden ciddi bir psikolojik çöküş yaşıyor ve artık dürüst olmak gerekirse annesinin ölmesini bekler hale gelmiş. durumu öyle bir noktaya gelmiş ki, karşısında sadece fiziksel bir beden olduğunu, ruhsal veya zihinsel bir bağ kalmadığını düşünüyor. (bkz: hayatın gerçekleri) şeklinde özetleyebileceğimiz bir ruh hali içinde. yazar diyor ki, bir insanın bilinci yerinde değilken onu yaşatmak sadece bir eziyet, hatta kendisi aynı duruma düşerse ötanaziyle kurtulmak istediğini belirtiyor. mevzu sadece duygusal değil, aynı zamanda maddi bir yük haline gelmiş. yıllardır amerika'dan ailesine para gönderdiğini, babası öldükten sonra bu yükün hala devam ettiğini ve artık çalışmaktan, amelelikten bıktığını anlatıyor. kardeşiyle olan ilişkisi de pek iç açıcı değil; ona karşı hissettiklerini söylese kardeşinin yıkılacağını biliyor ama içten içe evin ve arabanın ona kalması karşılığında tamamen özgürleşmek istiyor. yazar, ailesine bakmayanların veya durumu rahat olanların onu yargılamasını hiç takmıyor. ona göre bu durum, gece gündüz çalışıp kazandığını ailesine gönderen birinin yaşadığı gerçek bir tükenmişlik sendromu. kısacası yazar, sırtındaki bu ağır yükten kurtulup biraz nefes almak ve hayatını yaşamak istiyor.
13 mayıs 2026, çarşamba.little america, wyoming.her gün sevgili anneciğim ne zaman hayata gözlerini yumar acaba diye düşünüyorum. "bir an önce ölse de, artık ona bakmak zorunda kalmasam" - derdim...
AI Özet: yazar, şinasi yurtsever'in her role yakışan mütevazı bir star olduğunu söylüyor. erken kaybından dolayı üzülse de (bkz: büyük hilmi) repliğiyle anılarını canlandırıyor.
oynadığı her rolün hakkını verenlerden biriydi. eskilerin gösterişsiz star oyuncu kavramına da uyan bir isimdi. hala işler g...
AI Özet: yazar, hiromi iwasaki'nin 1988 çıkışlı me too albümünün tam bir nostalji bombası olduğunu söylüyor. dinlerken kendini (bkz: sailor moon) izliyormuş gibi hissettiğini, atmosferin anime müziklerini andırdığını belirtiyor. zaten (bkz: osamu totsuka) gibi isimlerin işin içinde olması tesadüf değilmiş. hüzünlü ama yormayan, kafa ağrırken arkada tatlı tatlı çalacak bir albüm olduğunu iddia ediyor. tam bir (bkz: city pop) kafası.
şimdilerde 67 yaşında olan japon müzisyen hiromi iwasaki'nin 1988 tarihli albümü. yakın dönemler olduğundan olsa gerek sailor moon izliyormuşum gibi hissettiğim anlar çok oldu, çünkü duygu ve atm...
AI Özet: yazar, kalt'ın sunum şovuna gitmiş ve ekibin sahne enerjisine bayılmış. özellikle kurumsal hayatın motivasyon saçmalıklarını tiye almaları, salonu dolduran beyaz yakalıları mest etmiş. ozan'ın serseri tavrı ile erman'ın poker suratlı ama derin tespitleri birbirini çok iyi tamamlıyormuş. (bkz: beyaz yakalı) yazara göre bu ikilinin mizah matematiği artık çözülmüş ama hala çok başarılılar.
kalt'ın sunumu etkinliklerine gittim dün. mizah anlayışlarında toplumsal eleştiri gibi bir şey hiç olmamasına rağmen bir motivasyon sunumu parodisi olan gösterileri, her hafta yüzlerce sayfa sunu...
AI Özet: yazar her aşkı için farklı bir şarkı belirlediğini, aşk bitince de o şarkıdan soğuduğunu söylüyor. (bkz: spotify) listesinde şarkı atlamaktan yorulmuş, aşk şarkılarına hasret kalmış.
bende genelde o kişiye spesifik biricik bir şarkı oluyor bu. yani "ne zaman aşık olsam bu şarkıyı çok dinliyorum" gibi değil. türl...
AI Özet: yazar, yalın alpay'ın yapay zeka balonunun patladığını değil, organik veri kaynağının tükendiğini söylediğini belirtiyor. sentetik verilerle bilgi felsefesi tartışmalarına giren yazar, (bkz: yalın alpay) için saygı duyulan bir isim diyor.
üstteki arkadaşın dediği gibi yapay zeka balonu patladı demedi, llm modelleri dille çalıştığı için ve yazılı bütün kaynakları taradığı için llm modelleri için kaynak bitti ...
AI Özet: yazar, ankara trafiğinin istanbul'dan bile beter olduğunu savunuyor. özellikle sinyal kullanmayan ve yol vermeyi bir güç savaşına çeviren sürücülerin durumu (bkz: trafik magandaları) canını sıkmış. her yere arabasını dayayanların ve yaya geçidinde ağır ağır yürüyenlerin trafiği kilitlediğini belirtiyor. kısaca diyor ki; trafik bir kooperatifle yürür ama buradakiler hala eski kafada takılıp yolu daraltıyor.
ankara trafiğinin, istanbul'da da yaşamış biri olarak, neden istanbul'dan beter hale geldiğini söyleyeyim:-yılların akıcı trafik alışkanlığıyla, eski davranışlarla yoğun trafikte araba kulanmak. ...
AI Özet: yazar, chopin'in polonya'nın işgaline karşı duyduğu hüznü ve coşkuyu bu esere döktüğünü söylüyor. (bkz: konrad wallenrod) şiirinden etkilendiği konuşulan parça, hem teknik hem de duygusal olarak bayağı terletiyor. seong-jin cho'nun tekniğiyle aimi kobayashi'nin duygusallığı arasında kalmış, eserin zirvesi olduğunu belirtiyor.
chopin bu eseri bestelediğinde polonya rus işgali altındadır. zayıf bedeni nedeniyle arkadaşlarının yanına savaşmaya gidemeyen müzisyen, duygularını, üzüntüsünü, coşkusunu bu balad ile ifade etmi...
AI Özet: yazar, serviste ön cam değişirken kırılan direksiyon plastiği yüzünden tam sekiz ay boyunca başının ağrıdığını anlatıyor. yetkililerin parçayı yapıştırıcıyla idare etmeye çalışıp sonra da tokyo'dan orijinal parça gelecek diye onalelemişler. (bkz: yalan rüzgarları) yazar her sorduğunda gümrükte, yolda falan diyerek oyalamışlar ama meğerse çözüm basitmiş. işten ayrılan eski personelin yerine gelen yeni arkadaş, iki dakikada eldeki uygun parçayı takıp mevzuyu çözüvermiş. yani o kadar ay boşuna beklemiş, resmen dalga geçmişler kendisiyle. yazar bu deneyimden sonra markanın milliyetinin hiçbir önemi kalmadığını, türkiye'de tamir edilen her aracın aslında bir anadolu arabası olduğunu savunuyor. artık para verseler bile bu markaya yaklaşmayacağını, imkanı olsa bmw'ye binip keyfine bakacağını belirtiyor. (bkz: müşteri memnuniyetsizliği) özetle servis personeli yüzünden markadan soğumuş.
ön cam değişimi sırasında kırdıkları direksiyonun plastik kısmını tam 8 ay sonra düzeltebildiler. yalvar yakar bizi uğraştırdılar . direksiyona hasar verenler kendileri , kırılan parçaları vazo g...