AI Özet: yazar, adamın meclisi kahvehane sanmasına ve pişkinliğine (bkz: şaşırmış) diyor.
meclise kahveye gider gibi gittiğini açıklamış. ülkeye verdiği zararlar yetmedi şimdi de millet...
AI Özet: yazar diyor ki donanımlı erkek ararken hep yanlış yerlere bakılıyor, (bkz: tinder) yerine kütüphaneye gitse şansla bulur belki.
o sırada donanımlı erkek aradığı yerler; tinder, happn, espressolab, piyasa denilen 200 300tlye...
AI Özet: yazar karadenizlilerin yağ mevzusuna (bkz: şaşırıyor)
karadenizliler yapıyor bunu. bir de ayçiçek yağı, fındık yağı fark etmiyor, hepsine zeytinyağı ...
AI Özet: yazar, ekonomik kriz varken nüfus planı yapmanın absürtlüğünü anlatıyor. gençlerin flört bile edemediğini, (bkz: geçim sıkıntısı) yüzünden tıkandığını söylüyor.
"2026'da çeyrek altın ne kadar olacak, 2036'da 1+1 ev kiraları kaç asgari ücret edecek?" sorularına cevap vere...
AI Özet: yazar, polislerin şiddetini (bkz: emir kulu) bahanesiyle sevmenin imkansız olduğunu söylüyor.
1 mayıs'ta taksim'e girmeye çalışan eylemcinin boğazını sıkan adamları niye sevelim? ekmek para...
AI Özet: yazar lise öğretmeni olarak eğitim sisteminin artık tamamen çöktüğünü, (bkz: maarif modeli) ile birlikte sistemin içinin boşaldığını söylüyor. eskiden ziya selçuk döneminde ara tatillerin işe yaradığını ama şu anki durumda öğrencilerin okuldan tamamen koptuğunu belirtiyor. velilerin ve öğrencilerin kendilerini patron sandığı, öğretmenlerin ise etkisizleştiği bir ortamdan yakınıyor. ara tatilin artık dinlenmekten ziyade öğrencileri okuldan iyice uzaklaştıran bir şeye dönüştüğünü, tatil öncesi ve sonrası yaşanan o kopuş sürecinin ders işlemeyi imkansız kıldığını savunuyor. bu yüzden ara tatil kaldırılsın diyor ama asıl sorunun çok daha derin olduğunu ima ediyor.
lise öğretmeniyim. bunu ilk ziya selçuk getirmişti. onun zamanında eğitim sistemi nispeten daha düzgün ve verimli ilerliyordu. bu sebeple ara tatiller iyi geliyordu öğretmen ve öğrenciye. ziya se...
AI Özet: yazar (bkz: gizemli takılmak) isteyenlerin bu özelliğe bayıldığını söylüyor.
AI Özet: yazar diyor ki artık kimse kimseye saygı duymuyor, kurallara uyanı direkt saf ya da ezik ilan ediyoruz. eskiden ayıp olan şeyler şimdi uyanıklık diye pazarlanıyor. toplumca bir çürüme var ama herkes bunu normal karşılıyor. haksız olanın bağıra çağıra haklı çıktığı, (bkz: anomi) durumunun zirve yaptığı bir ortamdayız. kısaca utanma duygusu tarih olmuş.
toplumsal sözleşmenin fiilen feshedilmesi ve kuralsızlığın bir hayatta kalma becerisi olarak yüceltilmesi.eskiden ayıp kavramıyla sınırlandırılan her türlü bencillik, kural ihlali ve saygısızlık,...
AI Özet: yazar ruhuna mezar kazıp lavantalar serdiğini anlatıyor, bildiğin (bkz: şair ruhlu) takılmış. biraz melankolik bir hava seziliyor.
ruhuma mezar kazıyorumincinmesin diye kazma yerine tül fırçadanrahat çürüsün diye lavanta otlar...
AI Özet: yazar diyor ki fenerbahçe'deki bazı oyuncular sadece kritik maçlarda şov yapıp kendilerini affettirmeye çalışıyor. (bkz: kendini sevdirme çabası) buna kanmamak lazım, bir iki isim hariç herkesi bedavaya bile olsa gönderip kurtulmak gerektiğini savunuyor.
fenerbahçe kanserine yeterince maruz kalmış gurmeler bilir ki böylesi maçlarda oyuncular götünü dişine takarak gayet güzel oynar. "aslında sorun bizde değil de giden teknik direktördey...
AI Özet: yazar, mutluluğun yaşanırken fark edilememesini iyimserlik illüzyonuyla açıklıyor. yani hep geleceğin daha güzel olacağı kafasına girdiğimiz için şu anki kıymeti kaçırıyoruz diyor. orhan pamuk'un masumiyet müzesi kitabındaki o meşhur büyülü körlük mevzusuna girmiş, insanın en mutlu anını ancak sonradan anladığını belirtiyor. günümüzde mutluluğun bir hedef gibi pazarlanmasına, (bkz: tüketim toplumu) etkilerine hafiften sallıyor. asıl mevzunun anda kalmak olduğunu, simyacı'daki gibi hazinenin aslında çok yakında olduğunu savunuyor. paulo coelho üzerinden şimdiki zamanın önemini vurgulayıp, murathan mungan'ın dizeleriyle de mevzuyu bağlıyor. özetle; mutluluk yanımızdan sessizce geçip gidiyor, biz ise ancak o anı kaybettiğimizde değerini anlıyoruz diyor. (bkz: anı yaşamak)
iyimserlik illüzyonu olarak adlandırılan ve geleceğimizin şimdiki zamandan daha iyi olacağını sanma eğilimi yüzündendir.hem insanın kendini tanımlama şeklinde hem de beklentilerinde geçerli olan ...
AI Özet: yazar, mela bedel'in şarkı söyleme yeteneği olsa da egosunun tavan yaptığını ve saygısızca davrandığını söylüyor. (bkz: değişik bir çar) durumu.
iki tas çorba gibi kült bir şarkıyı güzel yorumlayıp hemen ardından eserin sahibine büyük saygısızlık yapan...
AI Özet: yazar, irade mevzusuna kafa yormuş ve katıldığı eğitimlerden en çok bunun etkilediğini söylüyor. olay şöyle gelişmiş; eleman önce avustralya'dayken internet bağımlılığına takılmış, insan neden buna ihtiyaç duyar diye düşünmüş. sonra türkiye'ye dönünce bu konu daha da popülerleşmiş ve yazar araştırmalarını davranışsal bağımlılıklar üzerinden genişletmiş. asıl sorduğu soru şu: akıl fikir sahibi bir insan neden bir şeye bağımlı olur? (bkz: bağımlılık) bu arayış onu psikolojik dayanıklılık meselesine götürmüş. yazara göre olay tamamen içsel bir güç meselesi; insan psikolojik olarak ne kadar zayıfsa, ayakta kalabilmek için dışarıdan bir şeye tutunma ihtiyacı hissediyor. yani içerisi çöktükçe insan bir yerlere tutunup kendini sabit tutmaya çalışıyor. sonra konu dönüp dolaşıp iradeye gelmiş. yazar diyor ki, irade aslında bu işin amiral gemisi. iradesi kuvvetli olan adam psikolojik olarak da sağlam oluyor, iradesi zayıf olan ise haliyle daha kırılgan kalıyor. tabii başka etkenler de var ama belirleyici olan iradeymiş. fizikselden zihinsel sürece kadar her şeyi etkileyen bu güç, başarılı insanların ortak noktasıymış. yetenek veya altyapı farklı olsa da hepsinin ortak paydası güçlü bir iradeye sahip olmak ve kendine söz geçirebilmekmiş. (bkz: irade terbiyesi)
irade üzerine çok eğitime katıldım. kafa yordum beni en etkileyen eğitim buydu.eğitimde konuşulan herşeyi aynen buraya bırakıyorum. yazı biraz uzun iradenin kılcal damarlarına kadar iniyor. ----2...
AI Özet: yazar, fenerbahçelilerin 1959 öncesi şampiyonluk mevzusuna yıllar sonra girmesini oldukça saçma buluyor. adam diyor ki 90'lardan beri takip ediyorum, millet yıllarca 13, 14 diye saydı, iki yıldızla takıldı, hatta fb tv'de ve dergisinde bile rakamlar böyleydi. (bkz: hafıza kaybı) yani galatasaray farkı açana kadar kimsenin aklına gelmedi bu işler. yazarın mantığına göre 55 sene boyunca kimse "bizim eski kupalar nerede" diye sormadıysa, şimdi birden uyanıp şampiyonlukları eklemek tam bir komedi. zaman aşımını çoktan geçmiş bir mevzuyu, skorlar kötüleşince gündeme getirmenin samimiyetsiz olduğunu savunuyor. kısacası yazar diyor ki, işler yolundayken sorun yoktu, şimdi neden (bkz: 1959 öncesi şampiyonluklar) peşindesiniz?
1990 sezonundan beri futbol takip eden biri olarak fenerbahçelilerin tamamı o zaman şampiyonluk sayılarını 12-8 olarak kabul ediyordu.1996'da şampiyon olduklarında bu bizim 13. şampiyonluğumuz di...
AI Özet: yazar, serdar ali çeliklerin futbol yorumculuğunun tam bir fiyasko olduğunu düşünüyor. adamın barış, kante ve kerem gibi isimler hakkındaki öngörülerinin hiçbirinin tutmadığını, hatta ederson ve osimhen konusunda tamamen yanıldığını belirtiyor. (bkz: yanılma payı) ön alan presi konusundaki teorilerinin de sahada çukladığını söyleyen yazar, şahsın sürekli fikir değiştirmesini ve yanar döner tavırlarını eleştiriyor. genel olarak adamın bomboş konuştuğunu ve bir gün ekranlardan tamamen silineceğini öngörüyor. kısaca serdar ali'nin tahminleri tutmuyor, yazar da buna gıcık olmuş.
sadece bu sene;- galatasaraydan ayrılma ihtimali olan barış için, ben gitme ihtimali olup kalan hiçbir futbolcudan hayır geldiğini görmedim dedi. barış kaldıktan sonra şampiyonlar ligi'nde özelli...
AI Özet: yazar, özlem zengin'in siyasi bağlantılarını ve oğlunun thy'deki hızlı yükselişini anlatıyor. torpil mevzularına değinip (bkz: liyakat) durumunun pek iç açıcı olmadığını, olayların üstünün örtüldüğünü iddia ediyor.
iftar menüsü hikâyesi sicilinde seceresinde noktalama işareti olan akape elemanı. "akape nedir?" sorusunun cevabı, vitrini.bu başlıkta yazılanlar suya sabuna dokunamı...
AI Özet: yazar, bir diyaloğu paylaşarak insanın kendini koruma içgüdüsü ve saklanma isteği üzerine kafa yoruyor. ileriye odaklanmak yerine anı yaşamanın ve çevresine bakmanın daha cazip geldiğini söylüyor. (bkz: varoluşsal sancılar) şeklinde bir vibe veriyor.
--- spoiler ---— ya, bir şey soracağım. siz neden kendinizi bu kadar koruyorsunuz? — ben mi? — saklanıyorsunuz.— saklanıyor muyum? — böyle... kuytuda bir yerdesiniz... kimsenin uzanamaya...
AI Özet: yazar, alperen şengün'e yapılan eleştirileri çok saçma buluyor. hido ve mehmet okur ile kıyaslayanlara, onların gençlik dönemlerini hatırlatarak hafiften ayar veriyor. alperen'in tek derdinin şut olduğunu, bunu çözerse (bkz: superstar) olacağını ama çözemezse bile allstar seviyesinde kalacağını söylüyor. lakers maçındaki performansı üzerinden tek yönlü yorum yapmaya karşı çıkıp, oyuncunun potansiyelinin çok yüksek olduğunu belirtiyor.
hakikaten cok salakca elestiriler var. hido 23 yasinda ilk 5 baslamayi birak süreyi bile zor aliyordu. mehmet okur da ayni sekilde. ayrica takimi finale tasiyan howard ti. hido hayatinda 1 kez bi...
AI Özet: yazar, dizideki doğa-firaz ve özellikle elif-fatih arasındaki imaların aşırı rahatsız edici olduğunu söylüyor. bu tarz ensest imalarının ve ihanetlerin rating uğruna değil de sanki değer yargılarını yıkmak için kasıtlı yapıldığını düşünüyor. seküler büyümesine rağmen ahlaki hassasiyetlerin ve toplumsal güven sözleşmesinin önemine değiniyor; kimsenin uçkur çözmemesi gerektiğini savunuyor. senaristlerin toplumun sinir uçlarıyla oynamasını (bkz: senaryo faciası) eleştirip sahnelerin rüya ayağına bağlanmasını istiyor.
doğa ve firaz olayı ne kadar iğrençse, elif'in fatih'in odasına girmesi en az o kadar iğrenç, hatta daha da iğrenç. bu ülkede aynı evin içinde yaşayan milyonlarca üvey kardeş var, bunun imasının ...
AI Özet: yazar diyor ki, 7 ocak'ta gelen gümrüksüz alışveriş yasağı aslında anlatıldığı gibi esnafı korumak için değil, tamamen başka hesaplar için yapılmış. mevzuya şöyle giriyor; hani dediler ya temu ve aliexpress yüzünden yerli üretim bitti, esnaf kan ağlıyor diye, yazar burada verilerle konuşuyor. ocak ayında çin'den yapılan alışverişlere bakınca, yasak sonrası şubat ve martta rakamların azalmadığını, hatta arttığını belirtiyor. yani (bkz: temu) yasağı aslında işe yaramamış, sorun temu değilmiş. yazara göre asıl mesele, ekonomi yönetiminin üretimi bitirmesi ve yerli sanayicinin bile kaçması. mevzuyu biraz daha açıp mevcut yönetimle (bkz: ekonomi politikaları) üzerinden geçiyor, 25 yıllık yönetim sürecini ve geçmiş dönemlerle kıyaslamasını yapıyor. asıl bombayı ise sonda patlatıyor; diyor ki bu yasak aslında yandaşa yol açmak için kurulmuş bir dümen. vatandaş ucuza ürün alamasın, yandaşlar toptan ucuza çekip üzerine kar koyup bize pahalıya satsın diye böyle bir sistem kurulmuş. kısacası yazar, esnafı koruma maskesi altında aslında vatandaşın cebinin hedef alındığını ve belli bir kesimin kalkındırılmaya çalışıldığını savunuyor. toplumun bu duruma alışmış olması da ayrı bir trajedi şeklinde bitiriyor konuyu.
şimdi bunun üzerinden bir kaç ay geçmiş ve veriler oturmaya başladıktan sonra bazı gerçekleri konuşalım. bilal'e anlatır gibi yazmaya çalışacağım, herkes neyin ne olduğunu idrak edebilsin diye......
AI Özet: yazar, karşı tarafın omurgasız olduğunu ve rollerinin yemediğini söylüyor (bkz: naş)
hepimiz biliyoruz ki şampiyon olsaydınız "yapıya rağmen""fenerbahçe yüzyılı""fetö-gs" içerikli ...
AI Özet: yazar, 20 yıldır tanıdığı, ömrünü boya ustalığıyla geçirmiş, dünya iyisi hikmet amca ile yaptığı sohbeti anlatıyor. adamcağız 75 yaşına gelmiş, emekli maaşıyla hanımıyla beraber mütevazı bir hayat sürüyor. çocuklarla arası pek yokmuş; kimi uzakta kimi damadın köyündeymiş, (bkz: aile faciaları) tadında bir durum var. yazar, hikmet amcayı eve bırakırken konu ehliyete ve arabaya geliyor. asıl can alıcı nokta ise şurada kopuyor; hikmet amca ankara'daki gelinin kendilerini istemediğini, bu yüzden orada kalamadıklarını ağzından kaçırıyor. ama asıl dram burada değil, adamın bu cümleyi kurduktan hemen sonra pişman olup yazarın dizine dokunması ve konuyu hemen kapatmaya çalışmasıymış. yazar diyor ki, gelinin vefsizliği zaten beklenen bir şey ama hikmet amca gibi naif bir insanın, şikayet ediyor gibi görünmemek için verdiği o mahcup mücadele insanın içini parçalıyor. (bkz: hayatın sillesi) kıvamında, hüzünlü bir anı bırakmış ortaya.
birkaç gün önce hikmet amca yanıma uğradı. kendisini 20 yıldır tanırım. şuan 75 yaşında. boya ustasıdır, kimseye el açmadan, kendi alın teri ile üç kız bir de erkek evlat yetiştirmiş, kimseye zar...
AI Özet: yazar diyor ki bir kadın için en kral hareket, kimseye eyvallah etmeden kendi emeğiyle bir şeyler başarmasıdır. kariyer hırsından ziyade kendi en iyi versiyonuna odaklanıp (bkz: özgüven) kazanmayı hedeflemiş. yani kendi kalesini kurup hayatının öznesi olmak istemiş.
focussoz konusu meslegi oldugunda gozunun hicbir seyi gormemesi; en iyisi olmak icin degil, kendinin en iyi versiyonu olmak icin disiyle tirnagiyla cabalamasidir. baskasinin cizdigi sinirlara deg...
AI Özet: yazar, beynin multitasking yaparken devrelerinin yanışını anlatıyor. mutfakta dans ederek yemek yaparken telefonu müzik kutusu sanıp kaybetmiş, sonra da müziği takip edip yine bulamamış. (bkz: beyin bedava) durumu, zihnin objeyi fonksiyonuyla eşleştirememesi olarak tanımlayıp kendi şaşkınlığıyla dalga geçiyor.
beynin multitasking yapmaya çalışırken objeyi fonksiyonuyla eşleştirememesi durumu diye bir şey var...telefon o an iletişim cihazı olmaktan çıkıp "radyo/müzik çalar" statüsüne evrildiği için, zih...
AI Özet: yazar diyor ki liyakat bitti mi ordu çöker, iran ve ırak örneklerini verip fanatikliğin yetkinliğin önüne geçtiğini anlatıyor. mossad'ın içeride rahatça gezmesinin sebebi, sadece üstlere yalakalık yapanların yükseldiği bir sistem kurmalarıymış. bizde de durumun benzer bir noktaya evrildiğini, gerçek askerler yerine (bkz: padişahım çok yaşa) tayfasının paşa olduğunu iddia ediyor. dışarıdan parlak görünmek yetmez, ruhsuz ordu sadece gösterişten ibaretmiş.
iran savaş'ında israil'in oturduğu yerden iran generallerini vurabilmesinin tek bir sebebi var. liyakatsız ordu. ordu içinde yetkinlik değil fanatiklik aranınca makamı hak etmeyenler, orduyu yöne...
AI Özet: yazar, anime ve manga üzerine onca yazı yazıp da bu konuyu şimdiye kadar pas geçmesinin garip olduğunu belirterek söze giriyor. mevzuyu sadece basit bir çizgi porno olarak görmemek gerektiğini, arkasında ciddi bir sanat ve kültür geçmişi olduğunu savunuyor. işin kökenlerini 700'lü yıllara, saray skandallarını anlatan parşömenlere kadar götürüyor. (bkz: emaki) özellikle tokugawa şogunluğu döneminde japonya'nın dış dünyaya kapandığı süreçte shunga denilen erotik tasvirlerin nasıl geliştiğini anlatıyor. bu resimlerin sadece erkeklerin değil, toplumun her kesiminin ilgi odağı olduğunu, samurayların bunları tılsım gibi taşıdığını, tüccarların ise yangından korunmak için dükkanlarına astığını söylüyor. hatta bazı durumlarda cinsel eğitim için çeyizlere bile konulmuş. yazar, shunga'nın sadece cinsellik değil, aynı zamanda dönemin sosyal hayatını ve mizahını da yansıttığını vurguluyor. ukiyo-e konusundaki teknik kavram karmaşasına da değiniyor. asıl kırılma noktası olarak katsushika hokusai'yi işaret ediyor. ünlü dalga resmini çizen bu abimizin, 1814'te çizdiği balıkçının karısının rüyası adlı eserle modern hentai'deki (bkz: tentacle) fantezilerinin temelini attığını anlatıyor. iki ahtapotlu o meşhur sahnenin, japon hayal gücünün sınır tanımadığının kanıtı olduğunu ve bu durumun günümüzdeki milyar dolarlık endüstriye yol açtığını belirtiyor.
dün gece sevgili üstadım uruguaylı golcü ile bu konu üzerine bir şeyler konuşurken, nedense bu başlıkta tek bir entrym olmadığını, özellikle yanaşmadığımı fark ettim. anime tarihi üzerine ansikop...
AI Özet: yazar aşkın mutluluk değil, (bkz: melankoli) ve çaresiz bir teslimiyet olduğunu iddia ediyor.
“seni seviyordum. seni, bir çocuğun bir tanrıyı sevmesi gibi, koşulsuz, karşılıksız ve umutsuz ...
AI Özet: yazar, yahya kemal beyatlı'nın meşhur şiiri üzerinden bir dedektifçilik oynuyor. şiirdeki o gizemli sevgilinin celile değil, aslında halide olduğunu iddia ediyor. dergi sayıları ve sayfalarıyla kanıt sunarak (bkz: telaki/#183535084) mevzuyu çözmüş. edebiyat tarihini böyle detaylarla kurcalamak tam bir (bkz: şevk) meselesi, resmen arşivci takılmış.
dün kahkahalar yükseliyorken evinizdenbendim geçen, ey sevgili, sandalla denizden!gönlümle, uzaklarda bütün bir gece sizdenbendim geçen, ey sevgili, sandalla denizden!dün bezminizin bir ezelî neş...
AI Özet: yazar, hayatın aslında ilahi bir mucizeler silsilesi olduğunu ama bize hiçbirinin öğretilmediğini söylüyor. yaşamanın yüce bir armağan olduğunu savunuyor. (bkz: hayatın anlamı)
"bize hiçbir şey öğretmediler. yaşamın ilahi bir mucize olduğunu, yaşamın her anında ilahi menşeli ayrı bir mucizenin vuku bulduğun...
AI Özet: yazar, türk kadın takımlarının basketbol ve voleybolda avrupa'yı resmen domine ettiğini söylüyor. hem basketbolda hem voleybolda kupaların bizde olması tam bir (bkz: şov) durumu. başarının sadece para değil, organizasyon işi olduğunu belirtiyor ve bu vizyonun diğer alanlara da yayılması gerektiğini savunuyor.
türk kadın spor kulüpleri basketbol ve voleybolda avrupayı resmen domine etti. euroleague finalini fenerbahçe kazandı üstelik rakibi galatasaraydı. eurocup finalini mersin çbk kazandı. voleybol ş...
AI Özet: yazar, netflix'in dizi ve filmlerdeki çeşitlilik anlayışının hbo gibi eski devlerle kıyaslanamayacak kadar zorlama olduğunu savunuyor. mevzu sadece eşcinsel karakterlerin olması değil, bu durumun senaryoya hizmet edip etmediğiymiş. hbo'nun oz veya six feet under gibi işlerinde bu temaların gerçekçi bir şekilde işlendiğini, kurgunun doğal bir parçası olduğunu söylüyor. ancak netflix'in işin içine (bkz: propaganda) kattığını, her şeyi aşırıya kaçırıp resmen kamu spotuna çevirdiğini iddia ediyor. yazarın iddiasına göre netflix, hbo'nun yaptığına benzer bir şeyi çekseydi, hikayeyi boşverip her bölümde dakikalarca cinsellik izletir, karakterlerin yarısını zorla trans veya eşcinsel yapardı. hatta mafya babalarının bile gizli gay olduğu absürt bir evren yaratırdı. yani mesele homofobi değil, hikaye anlatıcılığının çöpe atılması ve gerçeklikten kopulması. yazar, netflix'in bu zorlama tutumu yüzünden izleyicinin yapıma odaklanamadığını ve kurgunun bozulduğunu belirtiyor. durumu anlatırken bayağı sinirlenmiş, resmen salağa anlatır gibi anlatmış.
bazı yazarlar eşcinsel temaların dizi-film yapımlarında işlenmesi meselesini netflix'den önce hbo gibi şirketlerin de yaptığını, bunu netflix'in icat etmediğini yazmış. yani insanların yazdıkları...
AI Özet: yazar, kanıt dizisini yıllar sonra youtube üzerinden bitirmiş ve genel olarak yapımın kalitesinden bayağı etkilenmiş. özellikle suçlu profilleme, adli psikoloji ve gerçekçilik konularında dizinin çok başarılı olduğunu, sevil atasoy'un dokunuşlarının işi başka bir seviyeye taşıdığını belirtiyor. dizinin aniden final yapmasıyla ilgili başrol oyuncusunun daha önce bahsettiği apar topar bitirme mevzusuna değiniyor; normalde böyle aceleyle biten dizilerin (bkz: senaryo faciası) saçmaladığını ama kanıt'ın bu süreci çok profesyonelce yönetip sanki planlıymış gibi bir finalle veda ettiğini söylüyor. asıl bomba ise yazarın kurduğu komplo teorisinde patlıyor. yaman komiser karakterinin başından beri şaibeli olduğunu, aslında karanlık güçlere hizmet eden bir piyon olduğunu düşünüyor. finalde adli tabip ece'nin kaçırılma olayındaki diyaloglardan yola çıkarak, bu güç odaklarının ece'yi de yaman gibi manipülasyon yapmak ve delil değiştirmek için kullanmak istediğini savunuyor. yani yazar diyor ki, yaman komiserin kimlere çalıştığını ve ne tür kirli işler çevirdiğini, aslında ece üzerinden bize çok şık bir şekilde anlatmışlar. yaman'ın orhan komiserin önüne atlayarak güven kazanma numaralarıyla beraber, arkadaki büyük güçlerin (bkz: derin devlet) varlığını hissettiren kurguyu çok başarılı bulmuş.
kanıt dizisinin finalini az önce izledim.yayınlandığı yıllarda(2010-2013) izlememiş hatta haberdar bile olmamıştım. bir kaç senedir ara ara youtube'dan bir iki bölüm izleyerek sonuçta bu akşam bi...
AI Özet: yazar prodüksiyonun rezaletliğinden, kameranın baş döndürdüğünden ve şarkıcıların yetersizliğinden yakıyor. (bkz: fiyasko) durumu, mustafa sandal'a ayıp olduğunu söyleyip kapatmış.
tam bir fiyasko. prodüksiyon o kadar kötü ki, konseri mi izliyoruz yoksa kameramanın baş dönmesini mi belli değil. sürekli gereksiz ...
AI Özet: yazar, doğa rutkay'ın yıllardır babasının gölgesinde kalmamak için uğraştığını ama insanların hala torpil muhabbeti yaptığını söylüyor. kadının özel hayatının tertemiz olduğuna, (bkz: gece hayatı) gibi mevzulara bulaşmadığına değiniyor. sosyal medya ve mizah tarzı eleştirilse de reytinglerin onu haklı çıkardığını, ayrıca 48 yaşında hala çok güzel olduğunu belirtiyor.
haset bizim milli sporumuzdur. kadın ilk gencliginden itibaren babasından dolayı torpilli gorulmesin diye doğa rutkay ismiyle ünlü oldu. 30 yıldır kendi ismiyle bir şeyler yapmaya çalışıyor, hala...
AI Özet: yazar, teletext'i internetin atası gibi görüyor ve zamanında onu keşfettiğinde yaşadığı şaşkınlığı anlatıyor. televizyonun o tek yönlü dünyasını yıkan bir devrim olduğunu, anlık bilgiye ulaşmanın kendisini büyülediğini belirtiyor. günümüzde (bkz: akıllı telefon) olsa da o eski hissin hala sürdüğünü, nostaljik bir bağ kurduğunu söylüyor.
hani ataride o kadar oyun oynarsın da silahla kuş vurunca(?) 'nasıl ya' olursun ya. benim için öyle bir şeydi. o anı, gerçeklik ve dijital dünya arasındaki o garip an birliğini sağladığı için şok...
AI Özet: yazar acil serviste çalışmaktan artık bezmiş, dert yanıyor. özellikle hafif şikayetlerle gelip sistemi kilitleyenlerden çok sıkılmış. burnu akıyor diye doktora koşanları, sanki kraliyet ailesindenmiş gibi davrananları anlamıyor. bir yandan da yaşlı bakımsızlığına ve sonrası gelen kaoslara isyan ediyor. (bkz: yeşil alan) hastalarının ilgisizliği ve sabırsızlığı yüzünden gerçekten kritik durumda olanların tedavisi gecikiyor diyor. aortu yırtılan adamın sessizce beklemesi, sağlıklı olanın ise sıra kavgası yapmasıyla dalga geçiyor. sanayideki ustaya karşı gösterilen saygının doktorlara gösterilmemesi durumu onu iyice sinirlendirmiş. kısacası yazar, insanların şükretmeyi bilmediğini düşünüp meslek seçimine pişman olduğunu belirtiyor.
burada çalıştığımdan beri kendimce inanamadığım bazı şeyler var.hayatımda ekonomisi berbat birkaç ülke dışında yurtdışına çıkmadım, yani öyle avrupa falan görmedim.kronik hastalığı olmayan insanl...
AI Özet: yazar, ankara'nın 27 yıl sonra tura dönmesiyle seviniyor ama organizasyonun amatörlüğü karşısında şoka girmiş. resmi sitenin haritası o kadar kötü ki, yazar (bkz: hayırsever) olarak oturmuş güzergahı google maps'e tek tek işlemiş. yayıncılık konusundaki fiyaskoya ise bayağı kurmuş; gündüz olan yarışın tekrarı yok, bunun yerine suudi arabistan ligi özetleri izletiliyor. yazara göre bu durum tam bir (bkz: şaka gibi) olay, kendi ülkesindeki turu izlemek isterken saçma sapan maçlarla baş başa kalmış.
ankara, tam 27 yıl aradan sonra tura dahil edilmiş ama resmi web sitesindeki harita tam bir evlere şenlik. interaktif değil, yakınlaştırılmıyor, etabın nereden geçtiğini anlamak imkansız. madem y...
AI Özet: yazar diyor ki millet tatla dokuyu birbirine karıştırıyor. basmati aslında bildiğimiz baldo falan kadar nötr değil, hatta patlamış mısır gibi kendine has bir aroması var. biz sadece o nişastalı, ağızda dolan hissi aradığımız için basmatiyi tatsız buluyoruz. yani olay lezzet değil, tamamen (bkz: doku) meselesi. olay bu kadar basit.
birçok insanın tat ve doku arasındaki farkı ayırt edemediğini buradan anlayabiliriz arkadaşlar.gastronomik açıdan bakacak olursak basmati pirinci, bizim genelde tüketmeye alışkın olduğumuz baldo,...
AI Özet: yazar diyor ki çevresindeki insanların samimiyetsizliği ve kontrol çabaları artık canına tak etmiş. sosyal etkinlik davetleri bile ona bir tür psikolojik baskı aracına dönüşmüş; daha cevap vermeden bahaneci ilan edilip (bkz: pasif agresif) saldırılara uğradığını anlatıyor. aslında konforuna düşkün biri olduğunu ve kendini zorlayarak yaptığı şeylerin sonunda kimseyi memnun etmediğini fark ettiğini belirtiyor. eskiden bu tarz durumları hiç takmayan, özgüveni yüksek biriymiş ama son yıllarda bazı çatlaklar oluşmuş. açıklama yapsa üstüne gidiliyor, yapmasa garip karşılanıyor; yani (bkz: ne yapsan yaranamazsın) durumu yaşıyor. yetişkin insanların bu çocukça örseleme çabalarına anlam veremiyor. sonunda kendi enerjisiyle barışmaya ve o eski, sınır çizen duruşunu geri kazanmaya karar vermiş. kendi sınırlarını korumazsa haddini bilmeyenlerin içeri sızacağını fark etmiş, artık darlanmaya niyetli değil.
bir şeylerden çok kırılıyorum ve yoruluyorum. beni sürekli bir yerlere çekiştirmeye çalışıyorlar, hayatımın karışık bir dönemindeyim bir "nasılsın" diyen yok.bağ değil, kontrol kurmak istiyorlar....
AI Özet: yazar, hasan sabbah ve ekibinin selçuklular döneminde kurduğu o garip psikolojik terör düzenini anlatıyor. adamlar öyle bir ortam yaratmış ki, dönemin koca komutanları gece zırhla uyuyormuş, pazar yerinde yanındakinden şüphelenirmişsin. nizamülmülk zaten (bkz: siyasetname) kitabında bu arkadaşları devletin köküne sızan tehlikeli bir zehir olarak tanımlamış, bayağıdır dertlenmiş. işin en kafa karıştıran kısmı ise şu meşhur cennet mevzusu. marco polo'nun anlatımlarına göre hasan sabbah, gençleri uyuşturup meyvelerin, şarapların olduğu gizli bir bahçeye götürüyormuş. çocuklar orada bir cennet hayatı yaşayıp sonra uyanınca, şeyh ne derse "tamam abi" deyip ölüme gidiyormuş. yazar burada bernard lewis'e de değinerek bu cennet hikayelerinin aslında biraz abartı olabileceğini, asıl meselenin yarattıkları o sarsılmaz aidiyet duygusu olduğunu belirtiyor. tabii her şey toz pembe değil, yazar diyor ki her suikast tutmamış. (bkz: selahaddin eyyubi) mesela buna karşı iki kere hamle yapmışlar ama eyyubi'nin korumaları sayesinde fiyaskoyla sonuçlanmış. bazı sultanlara yapılan saldırılar da patlamış, yakalanan fedailer ibret olsun diye idam edilmiş. yani aslında yenilmez değillermiş ama bu başarısızlıkları bile korku yaymak için kullanmayı başarmışlar.
büyük selçuklu imparatorluğu'nun en ihtişamlı dönemlerinde, hasan sabbah'ın kurduğu nizari ismaili yapısı, alışılagelmiş bir askeri tehditten ziyade, psikolojik ve yıpratıcı bir mücadele yürütmüş...
AI Özet: yazar, japonların mono no aware dediği o her şeyin gelip geçici olduğuna dair buruk farkındalık mevzusuna kafa yormuş. bir gece alkolün etkisiyle izlediği pır pır eden bir sokak lambasının aniden sönmesiyle bu hissi iliklerine kadar yaşamış. yazara göre olay sadece hüzünlenmek değil, geçiciliğin getirdiği o garip güzelliği kabullenmek. sakura çiçekleri örneği üzerinden, bir şeyin kalıcı olsaydı plastik bir çiçek gibi ruhsuz olacağını, asıl büyünün yok oluşta yattığını belirtiyor. ancak yazar burada romantik takılmayı bırakıp konuyu (bkz: entropi) ve termodinamiğin ikinci yasasına bağlıyor. evrendeki her şeyin çözülmeye mahkum olduğunu, aslında bu hüzünlü hissin evrenin ısı ölümünün bir yansıması olduğunu söylüyor. atomların bir araya gelip bilinç oluşturması ve sonra kendi yok oluşuna bakıp dertlenmesini tam bir delilik olarak tanımlıyor. kısacası yazar, bu felsefenin nihilist boşluktan kurtarıp insanı canlı hissettirdiğini savunuyor.
japonların "her şeyin geçici olduğuna dair o buruk farkındalık" şeklinde çevirebileceğimiz muazzam konsepti. hayatın nihilizme kayan nehrinden beni kurtaran nihai felsefe. ayrıca konsept olarak t...
AI Özet: yazar, duolingo'daki match madness mekaniğinden esinlenip kelime ezberleten anymatch diye bir uygulama geliştirmiş. olay sadece dil öğrenmek değil, çocuklar için matematik ve simge eşleştirme gibi şeyler de eklemiş. 35 dil desteği ve dil başına 3000'den fazla kelime varmış. kelimeleri ngsl listesinden seçmiş, yani bu kelimeleri kaparsan (bkz: friends) dizisinin %95'ini anlarsın diyor. sesli okuma özelliği de varmış ama biraz robotikmiş, orayı geçiyoruz. en güzel yanı hesap açmakla uğraştırmaması, internet istememesi ve tamamen ücretsiz olması. metroda, kafede, (bkz: boş vakit) değerlendirmek için ideal bir araç olmuş. yazar, herkesin indirip güzel yorumlar yapmasını bekliyor.
duolingo'daki match madness oyununu temel alan, yabancı dilde kelime ezberleme pratiği için geliştirdiğim basit bir uygulama.app store: https://apps.apple.com/…guage-practice/id6762500061google p...
AI Özet: yazar morun eskiden deniz salyangozundan çıktığı için (bkz: aşırı pahalı) olduğunu diyor.
eski çağlarda deniz salyangozundan büyük bir zahmetle elde edildiği için o dönemin şartlarında ...
AI Özet: yazar diyor ki bulgaristan'da türkçe isimli kulüpler zaten var, boş duyar kasmaya gerek yok. arda ve ludogorets gibi örneklerle durumu açıklıyor. türkiye'deki kürt meselesiyle benzerlik kurmuş ama ab sonrası azınlık haklarının çözüldüğünü belirtiyor. artık etnik siyasetin çöktüğünü, türk partilerinin etkisini yitirdiğini savunuyor. (bkz: gerçekler) yani 40 yıl önceki mevzularla bugünü karıştırmamak lazım diyor.
tamamen boş beleş bir duyarla karşı karşıyayız: görselbulgaristan'da halihazırda ya türkçe adıyla ya da türkçe adının 1:1 çevirisi ile bir sürü spor kulübü var. en meşhuru zaten arda kırcaali tak...
AI Özet: yazar, aa'nın anadolu'yu boşverip sadece belli konulara odaklandığını ve liyakatsizlikle (bkz: içi boşalmış) çöktüğünü söylüyor.
anadolu'dan haber vermeyen haber ajansı. bakın haberlerine, türk yok, türkiye yok, bizi ilgilendi...
AI Özet: yazar, milei'ye oy verip ilaçsız kalan birinin dramıyla dalga geçiyor. (bkz: arjantin) hali perişan ama hala solcu istemiyor.
"milei'ye oy verdim ama ilaclarimi elimden aldi. artik ayin sonunu da getiremiyorum. dogrusunu so...
AI Özet: yazar, fenomen ile olgu arasındaki o ince çizgiyi anlatmaya çalışmış. diyor ki; fenomen dediğin şey aslında duyularla algıladığımız, kişisel ve geçici olan durumlar. yani (bkz: ufo) veya karda adam şeklinde gezen yeti gibi şeyler henüz bilimsel olarak kanıtlanmadığı için fenomen kategorisinde takılıyor. olay şu: bir şey sadece algılanıyorsa fenomendir, ama bilimsel olarak açıklanıp kanıtlandığı an artık bir olguya dönüşür. yazar bunu açıklamak için coanda etkisini örnek vermiş; eskiden sadece gözleme dayalı bir fenomenmiş ama sebebi çözülünce bilimsel bir olgu olmuş. kısacası fenomen henüz çözülmemiş bir gizem, olgu ise çözülmüş olanı. (bkz: bilimsel yöntem) ile işler değişiyor yani.
görüngü fenomen kelimesinin tam türkce karşılığıdır ancak bu sözcüğün tam olarak ne anlama geldiğini kavrayabilmek için terim anlamına odaklanmak gerekir. terim olarak ele aldığımızda fenomen vey...
AI Özet: yazar olayla elitlik veya kahve tadı arasında bağ kurmuyor; asıl mevzunun rahatça yayılıp çalışabileceğin bir yer bulamamak olduğunu söylüyor. (bkz: evden çalışma) ortamın hareketliliği ve kimsenin karışmaması onu cezbediyor, sonunda canı çekip gidiyor.
bunun starbucks kahvesiyle ya da elit görünmek istemekle ilgisi olduğunu düşünmüyorum.insanlar artık dışarıdaki çoğu yerde uzun süre rahat oturamıyor. bir lokantaya gidip yemek yes...