AI Özet: yazar imdb linkinin başına play yazarak film izlenebileceğini söylüyor, (bkz: hayat kurtaran ipuçları) tadında bir olay.
film izlemek istiyorsunuz. filmi imdbde arıyorsunuz. adres satırında imdb'nin hemen önüne playy...
AI Özet: yazar, trabzon'daki olayı (bkz: rezalet) olarak görüp toplu saldırıya tepki gösteriyor.
link2videoya dikkatli bakın "spor şehri trabzon" yazıyor.bu ne sporu kardeş?bu bildiğin; 1 kişi...
AI Özet: yazar, memelerin tarih boyunca sanatçıları peşinden sürüklediğini ve gerçek bir antidepresan olduğunu savunarak (bkz: aşk) konuyu övüyor.
ulan insanlık tarihi boyunca heykeltıraşlar mermeri bunun için aşındırdı, ressamlar fırçayı bunun için eski...
AI Özet: yazar, leroy sane'nin maçtaki performansının muazzam olduğunu ve sahada resmen tek başına takıldığını söylüyor. oyuncunun top kaptırması veya savunmaya yardım etmemesi gibi eleştirileri tamamen saçma buluyor, hatta bu eleştirileri yapanların maçı izlemediğini iddia ediyor. torreira'ya yaptığı asisti ve rakiplerini ipe dizmesini anlatırken oyuncuyu adeta yüceltiyor. maçın yıldızının sane olduğunu, istatistiklerin de bunu kanıtladığını belirterek (bkz: lassie bize bir şey anlatmaya çalışıyor) göndermesiyle noktayı koyuyor. kısaca yazar, sane'ye karşı çıkanlarla hafiften kafa buluyor.
bugün muazzam oynayan süperstarımız.top kaptırıyormuş, geriye yardım etmiyormuşolum bu adamın ilk yarı taşıdığı topların ve yaptığı koşuların yarısını barış ve yunus toplamı yapmadı.götünüzle mi ...
AI Özet: yazar diyor ki aslında hiçbir şey bedava değil, sadece faturayı sonra ödeyeceğiz. (bkz: bedava peynir sadece fare kapanında olur) mevzusunu anlatarak başladığı entryde, hepimizin aslında dev şirketlerin bedava ameleleri olduğumuzu savunuyor. rlhf sürecinde hataları düzelterek milyar dolarlık modelleri karşılıksız eğittiğimizi, yani resmen veri sömürgeciliğine kurban gittiğimizi belirtiyor. ayrıca bu işin maliyeti çok yüksek olduğu için microsoft ve nvidia gibi devlerin bizi bilişsel olarak bağımlı hale getirmeye çalıştığını iddia ediyor. önce konfora alıştırıp sonra musluğu kapatacaklarını, bu sırada da analiz yeteneklerimizin köreleceğini söylüyor. kısaca özetle, ödediğimiz bedel para değil, gelecekteki zihinsel bağımsızlığımızmış. (bkz: late stage capitalism)
(bkz: bedava peynir sadece fare kapanında olur)olayın sadece "ürün sensin" klişesiyle açıklanamayacak kadar devasa bir veri sömürgeciliği operasyonu olmasıdır. beyler, hanımlar; hiçbir şey bedava...
AI Özet: yazar hakemin performansını ironik bir şekilde övüyor, fenerin puan kaybını hakemin "asistlerine" bağlıyor ve kapasitesinin bu olduğunu belirterek (bkz: ironi) yapıyor.
üzülme kral sen elinden gelenin fazlasını yaptın...bu sene fener senin asistleri değerlendirebilseydi 10 puan fazla...
AI Özet: yazar, eğitim sistemindeki adaletsizliğe söyleniyor. teknoloji tasarım öğretmeni olduğu için ders saatlerinin kısıldığını, atölye yerine mescitlere öncelik verildiğini anlatıyor. yazara göre yetkililer gençlikten kopuk ve (bkz: tutarsızlık) içinde oldukları için durumlar vahim.
zamanı anlayamadığınız, gençlerle bağınız kopuk olduğu için olabilir mi? sizin savunduğunuz değerleri uygulamadığınızı gören gençler zamandan kopuk değerlerinizi elinin tersiyle itmesi çok normal...
AI Özet: yazar madencilerin yanında olduğunu söylüyor, polislerin işçiye değil maaş ödemeyen patronlara gitmesi gerektiğini savunup (bkz: sınıf çatışması) yaşattıklarının döneceğini belirtiyor.
madenci çocuğu olarak sonuna kadar madencilerin yanındayız. gariban işçinin değil zengin piçin villasının etrafına gönder...
AI Özet: yazar, kerem'in döve döve topçu olduğunu ve benfica üzerinden rakibe mali zarar verdiğini söylüyor. (bkz: finansal sabotaj) galatasaraylı olan yazar, adamın gitmesinden memnun ve tek isteği bir daha geri dönmemesi. hakları helal, yolu açık olsun.
(bkz: #183409814)fıkra bu kadar. olum bizdeyken top oynamayı bilmediği için dayak yemediği adam kalmadı bunun kadroda.yani başka bir ifadeyle “döve döve topçu yapılan” adamlara en ...
AI Özet: yazar, sera kadıgilin meclisteki aktifliğini sorguluyor. solcu olduğunu iddia edip aslında kendi kesimini elediğini, şimdilerde ise seçim yatırımı yaptığını savunuyor. eleştirenleri (bkz: ak trol) diyerek yaftalamasından ve madenci eylemlerinde görünmemesinden dert yanıyor. tam bir (bkz: şovmen) hali.
mecliste akp'li tokatlıyormuş. bütün eylemlerde o varmış. meclisin en aktif vekiliymiş.akp'li tokatlayıp tokatlamadığını bilmiyorum ama hatırı sayılır sayıda solcu tokatlayıp meclise kapağı attığ...
AI Özet: yazar, ederson'un hakeme küfredip kırmızı kart görmesine bilenmiş. böyle ihanetlerin cezasız kalmaması gerektiğini, kulüplerin oyuncuyu tazminatsız kovup bonservisi geri istemesi gerektiğini savunuyor. (bkz: disiplinsizlik)
gerçekten kulüplerin de hakları olmalı kendisine böyle ihanet eden bir futbolcuya tazminat ödememeli, sözleşmesini feshedip kapının dışına koymalı ve hatta ödediği ...
AI Özet: yazar talisca'nın özür dileyip geleceğini diyor (bkz: hayaller)
talisca maç sonu whatsapp grubuna özür mesajı atar. duyurusunu başkan yapar mutlaka. haber bekl...
AI Özet: yazar, özellikle gençlerin pek radarına girmediğini düşündüğü dört tane şaheser filmi önermiş. ilk olarak michael haneke imzalı (bkz: funny games) ile başlıyor; korku değil ama insanı diken üstünde tutan, psikolojik gerilimi yüksek bir iş olduğunu, barda filmini sevenlerin buna da bayılacağını söylüyor. vahşi batı sevenler için appaloosa'yı öne çıkarmış; oyuncu kadrosu zaten şampiyonlar ligi, kurgusu ve çekimlerile insanı hiç yormadan izleten bir film olduğunu belirtiyor. ikinci dünya savaşı meraklılarına ise aksiyon değil derinlik vaat eden conspiracy'yi önermiş; nazi liderlerinin planlarını tartıştığı o karanlık atmosferi anlatmış. son olarak david cronenberg'in videodrome'u ile kafa açan, türler arası gezinen bir deneyim sunmuş.
özellikle gençler arasında az bilindiğini düşündüğüm 4 adet şaheser film önerim olacak.funny games (1997 yapımı olan) : michael haneke yönettiği sizi gerim gerim gerecek nefis bir alman filmi. ko...
AI Özet: yazar diyor ki sevişmek öyle sadece fiziksel bir olay değil, insanın bütün maskelerini kapının önünde bırakıp kendiyle yüzleştiği bir tür ifşaat ritüeli. statünü, tabularını ve o çok güvendiğin kontrol mekanizmalarını yatağın kenarına bırakamıyorsan aslında tam olarak sevişmiş sayılmazsın. (bkz: kendini tanıma) mevzu tamamen ruhu serbest bırakmakla ilgili; eğer işin içine suçluluk, utanç veya zorlama giriyorsa orada bir kopukluk var demektir. yataktaki kurallar aslında günlük hayattaki savunma mekanizmalarının bir yansıması. kısacası beden ve ruh aynı anda orada değilse maksimum zevk hayal olur, gerçek tatmin için ikisinin de aynı anda yatağa girmesi şart.
insanın normal hayatta taktığı tüm maskeleri çıkarıp tüm bildiklerini unutarak, yapmam dediği ne varsa yaparak kendisini ifşa etme eylemidir. bu ifşa öyle ele güne karşı değil, kendisine karşıdır...
AI Özet: yazar, öğrenci komşusunun tabağı boş vermeme inadından ve getirdiği atıştırmalıklardan bahsediyor (bkz: komşuluk)
karşı komşum öğrenci bazen yaptığım yemeklerden götürüyorum, tabağı boş getirmesini ısrarla söy...
AI Özet: yazar, sınamak kelimesinin aslında bir şeyi kırıp kırmayacağını test etmekten geldiğini anlatıyor. eski türkçede sın- fiilinin doğrudan kırılmak anlamında olduğunu, bugün hala bazı bölgelerde kırıkçılara sınıkçı dendiğini belirtiyor. azerbaycan'dan kazakistan'a kadar pek çok türk lehçesinde benzer kullanımların olduğunu söylüyor. sınav kelimesinin de buradan türediğini, yunusemre'nin şiirlerindeki ve (bkz: sırpsındığı savaşı) gibi tarihi olaylardaki izlerini hatırlatıyor. kısaca sınmak, bir şeyi kırmakla ilgili bir süreçmiş.
sınadı, sındı, sındırdısınamak: kırılıp kırılmayacağını test etmek.eski türklerde sın- fiili kırılmak, parçalanmak, yenilmek anlamına gelir. osmanlı döneminde, sınık: kırık anlamında kullanılsa d...
AI Özet: yazar diyor ki özgür özel sakarya'daki kira ve ev fiyatlarının uçuşa geçtiğini, milletin barınma krizi yaşadığını anlatmış. kiralarla ev fiyatlarının katlandığını, bu yüzden doktor ve öğretmenlerin şehre gelmek istemediğini belirtiyor. (bkz: konut krizi) çözüm olarak da toki'nin zenginle değil, memur ve öğrenciyle ilgileneceğini söylüyor.
özgür özel :“sakarya'yı inceledikçe insan gerçekten olana bitene anlam veremiyor. 4 yılda kiralar %970 artmış. 4 yılda sakarya'da kiralar 10 katına çıkmış. ev paraları, ev fiyatları %700 artmış. ...
AI Özet: yazar, oğlunun telefon kılıfı seçimine yardım etmesi ve sonra bunu babaannesine yeni kılıfımız diye anlatmasıyla duygulanmış. çocuğun kendisini biz diye tanımlaması karşısında kalbi pır pır etmiş, resmen (bkz: duygusal patlama) yaşamış. bu masum yakınlık sayesinde kendisini evladıyla çocukluk arkadaşı gibi hissetmiş ve bu durum onu gece boyu ağlatacak kadar etkilemiş.
geçenlerde evdeyim, telefonuma yeni bir kılıf alayım dedim. sipariş verirken oğlum yanımda legolarıyla oynuyordu. onu çağırıp hangi rengi beğendiğini sordum. pembe olanı beğendi. o beğenince aldı...
AI Özet: yazar, edebiyat dünyasının tozlu raflarındaki siyasi kapışmaları anlatıyor. olaylar 1940'ların başında şükrü saraçoğlu'nun türkçülük vurgusuyla hız kazanmış. aslında sabahattin ali ve nihal atsız eskiden (bkz: kızıl elma) günlerinde takılan arkadaşlarmış ama zamanla fikirleri ayrılmış. aradaki iplerin tamamen kopması ise (bkz: içimizdeki şeytan) romanıyla olmuş. atsız ve ekibi, romandaki karakterlerin kendilerini hedef aldığını ve milliyetçi kesimi kötülediğini düşünerek bayağı bir kurulmuşlar. yazar diyor ki, atsız bu durumu fırsat bilip orhun dergisinde başbakana mektuplar yazarak sabahattin ali'yi ve hasan ali yücel'i hedef göstermeye başlamış. mevzuda aslında hasan ali yücel ile reşat şemsettin sirer arasındaki gizli rekabet de etkiliymiş; sirer'in atsız'ı kışkırttığı belirtiliyor. işler iyice kızışınca sabahattin ali, falih rıfkı atay ve yücel'in desteğiyle tazminat davası açmış. ancak dönemin atmosferi öyle garipti ki, yazarın belirttiğine göre zavallı adamı savunacak tek bir avukat bile çıkmamış. hatta bir üniversite öğrencisinin, kimsenin bir komünistin avukatlığını yapmadığı için durumu ironik bir şekilde tebrik eden telgraf çekmesiyle olaylar iyice absürt bir hal almış.
ikinci dünya savaşı devam ederken ağustos 1942'de şükrü saraçoğlu dönemin başbakanı olarak atanır ve kabine konuşmasında "biz türk’üz, türkçüyüz ve daima türkçü kalacağız. bizim için türkçülük bi...
AI Özet: yazar, hayatı boyunca hiç sigara içmemiş biri olarak çevresindeki sigara içenlerin saygısızlığından iyice bunalmış durumda. adamın dertleri bitmiyor; üst komşusu tuvalette içip kokuyu evine salıyor, uyardığında ise "pencereyi kapat" diye kestirip atıyormuş. iş yeri durumu daha da vahim, çimento fabrikasında çalıştığı için ortam zaten toz toprak içinde. iş arkadaşları ofiste sigara içip "rahatsızsan kapıyı aç" diyorlarmış ama dışarısı ya buz gibi ya da toz fırtınası olduğu için havalandırma yapmak imkansızmış. (bkz: pasif içicilik) dışarı çıksa rahatlayacak sanıyorsun ama yok, kafelerde bahçe kısımları tamamen duman altı. yazar diyor ki, sigara içmeyenler neden hep kapalı alana hapsedilsin, asıl içenlere özel kapalı odalar yapılsın. otobüs durağında, sahilde, vapurda nereye gitse birisi çıkıp yanına dumanı püskürtüyormuş. uyardığında ise "ben rahatsız olmuyorum" veya "boş yapma" gibi tepkiler alıyormuş. yazara göre bu durum tam bir saygısızlık örneği ve sigara içenlerin büyük çoğunluğu çevresine karşı duyarsız insanlar. özellikle çocukların bu zehre maruz kalması ve bunu havalı bulması onu iyice sinirlendirmiş. çözüm olarak japonya'daki gibi sigara odalarının gelmesini ve sigaranın tamamen yasaklanmasını istiyor.
artık o kadar bıktırdı ki 34 yaşında hiç sigara içmemiş koca adam olarak yeter artık diye bağırasım geliyor. üst komşum tuvalette sigara içiyor havalandırma boşluğundan kokusu benim tuvalete geli...
AI Özet: yazar, yunanların sosyal medyadaki çıkışlarını pekten beğenmiyor. israil ve fransa desteğiyle gaza gelenlerin antik heykeller üzerinden toprak iddiasında bulunmasını komik buluyor. savunma sanayileri yok diye dışarıya muhtaç kalmalarına, (bkz: israil) gibi ülkelerden silah almalarına takılmış. asıl bombayı ise yemek mevzusunda patlatıyor; dolmanın adını bile değiştirmeden sahiplenmelerine gülüyor. özetle, klavye delikanlılığı yerine tabak kırmaya devam etsinler diyor.
x kullanıcıları şu ara türkiye'ye ateş püskürüyor, öfke nöbetleri geçiriyorlar. israil ve fransa ile de stratejik ortak oldular diye iyice gaza geldiler.*ateş olsalar cürümleri kadar yer yakarlar...
AI Özet: yazar, çocukluk dönemindeki ayşegül karakterinin aslında tam bir burjuva olduğunu ve kendisinin bu durumdan dolayı travma yaşadığını belirtiyor. yazar diyor ki, biz evde üç kuruş para için uğraşırken ayşegül hanımefendi lüks içinde yüzüyordu. kızın soyadının kitaplarda yazmamasını bile bir güvenlik protokolü olarak görüyor; çünkü yazsa kesin altında bir holding veya monako merkezli bir fon çıkacakmış. (bkz: sınıf farkı)
yazara göre ayşegül'ün yaptığı her şey aslında elitist bir hayatın parçası. yemek pişirmesi le cordon bleu eğitimi, ata binmesi ise babasının çiftliğindeki safkan atlar demekmiş. okul dediği yerin de muhtemelen isviçre'de bir yer olduğunu iddia ediyor. kızın yanında hiç cüzdan görmememizin sebebi her şeyin şirket hesabına yazılmasıymış. hatta fındık isimli köpeğinin masraflarıyla üç ailenin geçinebileceğini, köpeğin bile aşüf olduğunu söylüyor.
öte yandan yazar, cin ali ile kıyaslama yaparak durumun vehametini anlatıyor. cin ali'nin hem zihniyet hem de görsel olarak gariban olduğunu, çizim maliyetinden kaçmak için çubuk şeklinde yapıldığını savunuyor. ali'nin eşeğinin evcil hayvan değil, ailenin lojistik destek ünitesi olduğunu belirterek ayşegül'ün şımarık dünyasıyla bizim yerli ve milli fakirliğimiz arasındaki uçuruma dikkat çekiyor.
çocukluk travmam, burjuva ayşegül. ben, evde halıya çöküp, üç kuruş ekstra para alacağız da benim payıma da dondurma düşecek diye ananemin vergi iade zarfını doldururken* bu küçük kaltak boyna sü...
AI Özet: yazar, erkek yalnızlığının aslında bir trajedi değil, stratejik bir savunma mekanizması olduğunu savunuyor. dış dünyanın dürüstlükten uzaklaştığını ve ilişkilerin manipülasyonla dolduğunu belirten yazar, yalnızlığı gürültünün kesildiği huzurlu bir kale olarak tanımlıyor. ona göre yalnız kalmak; karakterden ödün vermemek, kimsenin figüranı olmamak ve zihinsel özgürlüğü korumak demek. ayrıca konunun ekonomik boyutuna da değinerek, (bkz: nafaka) gibi risklerle uğraşmak yerine finansal bağımsızlığı korumanın daha mantıklı olduğunu söylüyor. yazara göre sahte kalabalıklar içinde ezilmektense, vakur bir yalnızlığı tercih etmek erkeğin onur mücadelesidir. kısacası yazar, yalanlarla dolu bir birliktelikte cehennemi yaşamaktansa, tek başına dik durmanın çok daha huzurlu olduğunu iddia ediyor.
erkek yalnızlığı, modern dünyanın sandığı gibi bir "tercih edilememe" trajedisi değil, bir erkeğin kendi üzerine kapattığı en korunaklı kaledir. dışarıda dürüstlüğün değerini yitirdiği, sadakatin...
AI Özet: yazar diyor ki narsistleri değiştirmeye çalışmak (bkz: boş kürek çekmek) gibi bir şey, asıl mesele insanın neden böyle tipleri hayatına aldığıymış.
narsist birinden hoşlanıyor veya birlikteyseniz baş etmeniz gereken kişi kendinizsiniz. orada ne işiniz oldu...
AI Özet: yazar, almanya'daki özel sağlık sigortası (bkz: pkv) mevzusunun dışarıdan göründüğü gibi pembe bir dünya olmadığını, aksine tam bir tuzak olduğunu anlatıyor. on yılı aşkın süredir bu sistemin içinde olan arkadaşa göre, devlet sigortasından (bkz: gkv) kopup buraya geçmekle aslında kendi ayağına sıkmış oluyorsun. çünkü bir kere özel sigortaya girdin mi, devlet sigortası seni artık geri kabul etmiyor, yani geri dönüş yolu neredeyse kapalı. en büyük sıkıntılardan biri de aile mevzusu; devlet sigortasındaki gibi ücretsiz aile kapsamı yok. eşin çalışmıyorsa veya eve yeni bir bebek katıldıysa, her bir ferdi için ayrı ayrı prim ödemek zorundasın. yazar, kendi örneği üzerinden baba, anne ve bebek için aylık toplamda 1600 euro gibi ciddi rakamların döndüğünü, işveren desteğinin ise belli bir limit sonrası yetersiz kaldığını belirtiyor. üstelik faturalar önce senin adına geliyor, sen ödüyorsun, sonra sigortadan geri istemeye çalışıyorsun ama şirketler "bu işlem gereksizdi" diyerek ödemeyi reddedip seni masraflarla baş başa bırakıyor. sonuç olarak yazar, prestijli şirketlerde bile olsan sistemin aynı olduğunu ve insanların binbir taklayla devlet sigortasına dönmeye çalıştığını söyleyerek herkesi uyarıyor.
almanya'da özel sağlık sigortası hep allanıp pullanıyor ama 10 yılı aşkın süredir özel sigortalı birisi olarak tam anlamıyla berbat bir şey olduğunu söyleyebilirim.öncelikle orta direk icin sagli...
AI Özet: yazar normalde kitapların tertemiz kalmasını seven, altı çizilmiş sayfalardan hoşlanmayan biriymiş ama bu kitapta durumlar farklıymış. (bkz: kırmızı kitap) öyle bir okumuş ki, kitabı resmen notlarla ve kağıt parçalarıyla doldurmuş. hatta kitabı onlarca kez okuduğunu söylüyor. son zamanlarda hastalık yüzünden odaklanma sorunu yaşadığı için kitabı tekrar okumaya çalışmış ama cümleleri anlamak için beşer kez okumak zorunda kalınca pes etmiş. sonunda sadece eski notlarına göz atmaya karar vermiş. paylaştığı alıntılarda ise jung'un şu meşhur kafasına takılan mevzular var; kimsenin kimseye ders vermemesi gerektiği, insanın kendi yolunu kendisinin bulması gerektiği ve dışarıdaki çatışmaların aslında insanın kendi içindeki savaşlar olduğu anlatılıyor. özetle yazar, başkalarının hayatını taklit etmek yerine kendi benliğini bulmanın ve içindeki bütünlüğü korumanın önemini vurgulayan pasajları bizimle paylaşmış.
kitap okurken alt çizmeyi hiç sevmem. mümkünse tertemiz, hiç dokunulmamış gibi olmalı benim kitaplarım. defterime, ajandama ya da direkt aklıma alırım notları. ama bu kitapta durum hiç de öyle ol...
AI Özet: yazar, tesadüfen karşılaştığı 12 ocak 1926 tarihli kahire konser programı üzerinden bayağı derin bir nostalji yolculuğuna çıkmış. darüttalim-i musiki cemiyeti'nin ezbekiye bahçesindeki tiyatroda verdiği bu konserin önemini anlatırken, aslında (bkz: zaman makinesi bulununca ilk yapılacaklar) listesine girecek kadar kıymetli bir olay olduğunu belirtiyor. dârüttalîm-i mûsikî isminin müzik eğitim evi anlamına geldiğini, dâr kelimesinin eski kurum isimlerindeki kullanımını detaylandırarak anlatmış. bu cemiyetin köklerinin saray müziğine dayandığını, sonrasında cumhuriyet dönemindeki fasıl heyetlerine evrildiğini söylüyor. yazara göre bu müzik tutkusunun merkezinde bizzat atatürk var; kendisinin alaturka müziğe olan düşkünlüğünü ve gece yarılarına kadar süren fasıl meclislerini bir kaynakla destekleyerek aktarıyor. eski osmanlı etkisi taşıyan kahire'de, ankara'dan gelen bir heyetin konser vermesinin tarihsel ağırlığına dikkat çekiyor. programın arapça, fransızca, ermenice ve eski harfli türkçe olmasıyla çok kültürlü yapısına vurgu yapıyor. repertuvarın rastgele seçilmediğini, sultan abdülaziz'den ermeni bestekarlara kadar geniş bir yelpazeye yayıldığını belirterek konuyu bağlıyor. (bkz: sıkati bizi ışınla) diyerek o atmosfere girmek istediği belli.
(bkz: insanın kaçırdığı için üzüldüğü konserler)(bkz: zaman makinesi bulununca ilk yapılacaklar)(bkz: sıkati bizi ışınla) günümüzden tam 100 yıl önce mısır'da, 12 ocak 1926 salı günü akşamı saat ...
AI Özet: yazar, avrupa yakası'nı dördüncü kez izlerken aslında toplumun psikolojik çöküşünü keşfettiğini söylüyor. mevzu şu; eskiden volkan'ın aslı'ya yaptığı triplere, üçkağıtlara hep beraber gülerdik ama şimdi yazar ve eşi bu sahnelere sinir krizleri geçiriyor. durumu analiz etmek için youtube yorumlarına dalmış, orada tam bir zaman tüneli görmüş. 10 yıl önceki yorumlarda herkes kahkahalar atarken, yıllar geçtikçe yorumların tonu sertleşmiş. artık insanlar volkan'ın yaptıklarına gülmek yerine aslı ile empati kurup "yeter artık" moduna girmişler. hatta bazıları dizinin komedi değil, bildiğin trajikomedi olduğunu fark etmiş. yazar diyor ki, biz toplum olarak artık "maruz kalan" tarafa geçtikten sonra bu durumlar bize komik gelmemeye başladı. (bkz: toplumsal travmalar) aslında dizi teknik olarak bir kavuklu ile pişekar oyunu gibi; bir fail var bir de mağdur. eskiden failin absürtlüğüne gülerken, şimdi mağdurun yaşadıkları can sıkıcı gelmeye başlamış. özellikle volkan'ın sahte yüzük mevzusunda yaptığı kurnazlıklar artık güldürmüyor, aksine insanı delirten cinsten. yani dizi aynı dizi ama izleyicinin ruh hali değişmiş, artık kimse volkan'ın şakalarına prim vermiyor.
yıllar sonra bile toplumun psikolojisine ayna tutan bir dizi olmayı başarıyor. hem de çok enteresan bir biçimde, bunu hiç beklenmedik bir yerden başarıyor: youtube yorumları!bu diziyi dördüncü de...
AI Özet: yazar, önceki entry'deki bilgilerin tamamen yanlış olduğunu söyleyerek söze başlıyor. mevzu şu; bazı kullanıcıların ekranında 30 günlük bir geri sayım çıkmış. yazar burada panik yapmaya gerek olmadığını, konsol internete bağlanmazsa lisans doğrulaması için geçici bir kısıtlama geldiğini ama oyunların silinmediğini belirtiyor. sony'nin bir güvenlik açığını kapatırken (bkz: sakarlık) bunu bozduğunu, aslında çok da kritik bir durum olmadığını ve oyun keyfinin devam ettiğini anlatıyor.
yukarıdaki yazarın yazdığı entry'i komple çöpe atabilirsiniz. koca entry'de bir tane doğru bilgi yok. ben müsaadenizle size olayın doğrusu anlatayım;bazı kullanıcılar ps store'dan aldığı oyunlard...
AI Özet: yazar, marcus aurelius'un gücü gösterişte değil sadelikte arayan tarzına bayılıyor. adamcağız kaosun içinde kendine bir iç disiplin kurmuş, yazdıkları da yazar için resmen hayat rehberi olmuş. (bkz: stoacılık) üzerinden insanlığın hiç değişmediğini, asıl meselenin her şeye rağmen iyi kalabilmek olduğunu söylüyor. zümrüt örneğiyle durumu özetlemiş.
bugün itibari ile 1905. doğum günü.bilinen, hatta idealize edilen imparator profilinin tersine gücünü gösterişte değil, sadelikte kurmuş. döneminin kaotik gerçekliğinin içinde kendine ait bir iç ...
AI Özet: yazar, taylor swift'i modern çağın en büyük şairi olarak tanımlıyor ve her şarkısında insanın kendinden bir şeyler bulabileceğini savunuyor. özellikle hikaye anlatıcılığına bayılıyor; aşk üçgenlerinden intikam öykülerine, hatta dolandırıcıların birbirini bulduğu senaryolara kadar geniş bir yelpazede şarkıları analiz etmiş. yazarın gözünde taylor, akrep burcu etkileriyle intikam temasını çok iyi işleyen biri. bazı şarkılarla eski sevgililerini veya sektördeki rakiplerini (bkz: kanye west) güzelce yerdiğini, hatta bazılarını tarihin en sağlam linçlerine sürüklediğini belirtiyor. toplumsal eleştirilerle kadınların sektördeki zorluklarına değinmesini ve lgbtq+ destekçiliğini takdir ediyor. ayrıca taylor'ın sadece başkalarını değil, anti-hero gibi şarkılarla kendi hatalarıyla da yüzleşebildiğini söylüyor. yazar kendisini hopeless bir romantik olarak tanımlayıp, taylor'ın aşkı yücelten şarkılarıyla çok bağ kurduğunu itiraf ediyor. eski sevgililerle ilgili şarkılardaki pişmanlıklar ve bekleyişler onu derinden etkilemiş. son olarak, yeni ilişkilerindeki o ilk heyecanı ve gençlik filmi tadındaki şarkıların yarattığı atmosferi, başlangıçta cringe bulsa da aşkın etkisiyle sevdiğini anlatıyor.
her albümünde her şarkısında kendinizden bir şeyler bulabileceğiniz modern çağın en büyük şairidir. biraz realiteden kaçayım, üçüncü şahısların hikayelerinde kaybolayım diyorsanız- cardigan, bett...
AI Özet: yazar, söz konusu şahsın ölümüne sevindiğini ve geçmişteki kötü olayların sorumlusu olduğunu düşünüyor. (bkz: adaletin yerini bulması)
cin ali'nin ölmesine sevindim. adam sapikti zaten belliydi. kızını da taciz etmiştir. kızına in...
AI Özet: yazar, hacer'in tam bir çıkarcı ve fırsatçı olduğunu söylüyor. tek derdi çalışmadan koca parasıyla günlerde takılmak olan karakterin, etrafındakileri (bkz: hababam) oynattığını belirtiyor. abdi'nin ucuz kurtulduğunu, cam silen kızın daha iyi bir seçenek olduğunu ekliyor.
kaypak ve çıkarcıdır.en iyiye ulaşmak için elindekiler ile hababam oynar.sevgi ve aşk umurunda değildir.evden, baba ve abiler baskısından kurulmak ister.bir taraftan da gündelikçilikten ku...
AI Özet: yazar, python konusunda pek bir iddiası olmadığını ama gemini-pro ile bayağı uğraşıp binlerce satır kod yazdığını anlatıyor. gece gündüz çalışıp işin mantığını çözmüş, resmen kodla yatıp kodla kalkmış (bkz: kodlama aşkı). sonra claude ile tanışmış ve yaşadığı şoku tarif ediyor. meğer daha önce clio sürüyormuş, claude ile beraber formula 1 arabasına binmiş gibi hissetmiş. gemini ile 75 günde ulaştuğu hacme claude ile sadece 15 günde katlanmış, resmen uçuşa geçmiş. yazar, yapay zekanın insanı körelttiği tartışmalarına değinip, aslında hayatı kolaylaştırdığını savunuyor. kodlama acemisi biri olarak bu süreci yönetebileceğini düşünüyor. özetle, doğru araçla kod yazmanın hamallıktan çıkıp keyifli bir yolculuğa dönüştüğünü söylüyor (bkz: yapay zeka devrimi).
kendimi python bilen birisi olarak tanımlamıyorum. hatta sözlükteki uzmanlara göre kapıda bekleyen birisi bile değilim. ama az buçuk da olsa gemini-pro ile 8-9 bin satır kod yazabildim. aklımdaki...
AI Özet: yazar, epiktetos'un hocası olan romalı stoacı musonius rufus'tan bahsediyor. adamın kendi yazdığı tek bir kitap bile yok, tamamen öğrencilerinin tuttuğu notlar sayesinde günümüze ulaşmış. (bkz: şanslı öğrenciler) yazar, çizgi yayınlarından çıkan ince bir kitaba denk geldiğini ve rufus'un az metne rağmen neredeyse her konuya değindiğini belirtiyor. özellikle evlilik, çocuk yetiştirme, cinsellik ve yaşlılık gibi bugün bile hala kafa yorduğumuz mevzularda çok net ve keskin fikirleri varmış. yazarın dikkatini çeken en önemli nokta, rufus'un dönemine göre çok ileri bir vizyona sahip olması; özellikle kadın-erkek eşitliğini savunmasıyla öne çıkıyor. genel olarak ölçülü olmayı, erdemli yaşamayı ve doğaya uygun davranmayı öğütleyen bir tipmiş. yazar, 2 bin yıl önceki dertlerin bugünkilerle neredeyse aynı olduğunu görünce insanların aslında hiç değişmediğini fark etmiş. rufus'a göre felsefe sadece konuşmakla olmaz, eyleme dökmek gerekir. ayrıca düşüncelerini özgürce söyleyemeyenlerin köle ruhlu olduğunu savunuyor. erdemli olmak, aşırılıktan kaçmak ve korkularla yüzleşmek üzerine kurulu bir hayat tarzını pompalıyor. kısacası yazar, rufus'un hem modern hem de oldukça disiplinli bir hayat rehberi sunduğunu söylüyor.
en çok epiktetos'un hocası olarak bilinen ms. 1. yüzyılda yaşamış romalı stoacı filozof. yazılı bir eseri yoktur, bir eser kaleme almamıştır, belki bu yüzden yeteri kadar ünlenmemiştir, ancak öğr...
AI Özet: yazar, feridun düzağaç'ın hasta haliyle sahneye çıkıp saatlerce performans sergilemesine bayılmış. adam hastaneye kaldırılmış ama yine de seyirciyi mağdur etmeyip (bkz: iş disiplini) şovunu yapmış. yazar, sanatçının bu azmini ve yeni neslin onu tanımamasına rağmen verdiği emeği takdir ediyor. kısaca f.d. için gerçek bir profesyonel olduğunu söylüyor.
dün hasta hasta sahneye çıkıp 2,5 saat boyunca dimdik konser veren adamdır. hani bazıları iki öksürükte "iptal" eder ya, bu adam sahnede konuşurken bile zorlanmasına rağmen tek bir an bile bırakm...
AI Özet: yazar, y kuşağının hem analog hem dijital dünyada sıkışmış, iki farklı evren arasında köprü kurmuş bir nesil olduğunu söylüyor. çocukluğunu sokaklarda dizleri kanayarak, kasetleri kalemle sararak ve ansiklopedilerle ödev yaparak geçirdiğini anlatıyor. teknolojiye geçiş sürecini adeta sudan karaya çıkan bir amfibi canlıya benzetmiş. çevirmeli modemlerin o meşhur gürültüsüyle internete girmeye çalışırken ev telefonunu meşgul ettikleri için azar işiten, crackli oyun peşinde koşarken monitör başında sabahlayan tipler olduklarını belirtiyor. (bkz: ara nesil) olmak durumuyla boomerlar ile z kuşağı arasında kalıp her iki tarafın da tuhaflıklarına şahit olduklarını ifade ediyor. yazara göre hem eski dünyanın tozunu yutmuş hem de yeni dünyaya adapte olmuş bu yorgun ama afili kuşak, tarihin en güzel nesli olmaya aday.
domino taşı gibi devrilmiş yılların yorgunluğuyla geriye dönüp baktığımda, zamanın tam kırılma noktasına denk gelmiş, birbirine taban tabana zıt iki tuhaf evrenin arasında kalmış bir neslin ferdi...
aşk
negatif
AI Özet: yazar, sevdiği kişi tarafından ağır bir hayal kırıklığına uğradığını ve duygusal olarak yıkıldığını anlatıyor. başlangıçtaki romantizm yerini derin bir acıya bırakmış. (bkz: aşk acısı) çekmiş resmen. karşı tarafın onu anlamamasını dert etse de sonunda yine de canı sağ olsun diyerek durumu kabullenmiş. tam bir dram hikayesi yazmış arkadaş.
yüreğim öyle sızlıyor ki nasıl anlatsam nasıl desem şu hâlimi? onunla buluşacağım gün için hazırladığım beyaz ipek gömleğim gözümden, tarçınlı parfümüm burnumdan gitmiyor.beni dinle ey 'deli'!ben...
AI Özet: yazar, kriptonun merkeziyetsiz olduğu masalına artık inanılmaması gerektiğini söylüyor. paranın cüzdana ışınlanmadığını, işin içine bankalar ve (bkz: masak) gibi kurumlar girince durumun değiştiğini belirtiyor. yüksek meblağların anında bloke edileceğini, hatta 10 dolar gönderirken bile sorun çıkabileceğini savunuyor. devletlerin sisteme değil ama parayı cebine koyma aşamasına müdahale ettiğini anlatarak (bkz: ponzi) tartışmalarına da değiniyor.
amk öyle bir konuşuyorsunuz ki, sanki kripto borsasından para direkt cüzdanınıza ışınlanıyor. arada her ülkenin devletinin kontrolünde olan banka var. almanyada soğuk cüzdana 100bin dolar at, get...
AI Özet: yazar, amazon üzerinden türkiye'de bulamadığı küçücük bir metal parçayı her şey dahil diye 357 tl'ye sipariş etmiş ama olaylar tam bir (bkz: trajikomik) hikayeye dönmüş. ptt'den gelen garip telgraflar ve yanlış adres yönlendirmeleri derken, mevzu bir aracı kuruma bağlanmış. adamcağız bir bakmış ki o ufak aparatın gümrük ve ithalat masraflarıyla toplam maliyeti ürün fiyatının 16 katına, yani 5634 tl'ye çıkmış. yazar haliyle şoka girmiş, ürünü geri göndermelerini istemiş. üstüne bir de amazon'un eleştiri içeren yorumlarını ve mesajlarını sildiğini görünce iyice delirmiş. yazar diyor ki; gümrük vergisi yerli üreticiyi korumak içindir ama ortada üretilen bir şey yokken böyle rakamlar çıkarmak resmen soygun. durumu tamamen sistemin adaletsizliğine ve yönetim anlayışına bağlamış, yaşadığı bu mağduriyet yüzünden mevcut siyasi düzene ve destekçilerine karşı çok sert tepkiler göstermiş. kısacası yazar, basit bir alışverişin nasıl bir kabusa dönüştüğünü ve devletle imtihanını anlatmış.
amazon türkiye üzerinden bu ülkede üretilmeyen, bulunmayan (ki ben aradım günlerce bulamadım) insan elinin baş parmağının yarısı kadar, metal bir aparat, yani tek başına hiç bir işe yaramayan, as...
AI Özet: yazar, sözlükteki ilk entry'siyle beraber müziği sadece bir hobi değil, bildiğin bir yaşam biçimi olarak tanımlıyor. müziğin insan ruhunu esir alan, beynin kıvrımlarında dolaşan bir büyü olduğunu söylüyor. (bkz: müzik) onun için müzik o kadar kapsayıcı ki, bazen eleni karaindrou ile melankolinin dibine vuruyor, bazen king crimson'ın progresif dalgalarında kayboluyor. işin tarihsel boyutuna girince, hurri ilahisinden bahsetmiş ama müziğin aslında 50 bin yıl öncesine, o ilk ilkel flütlere kadar uzandığını belirtiyor. kafasında canlandırdığı o ateş başı flüt partileri ve insanların beraber olduğu sahne, müziğin birleştirici gücüne olan inancını gösteriyor. yazar diyor ki, insan ister mağarada yaşasın ister plazada, müzik hep aynı duyguları tetikliyor. buna en sağlam örnek olarak da 1985'teki live aid konserini ve freddie mercury'nin wembley'deki o efsane performansını veriyor. binlerce insanın tek yürek olması mevzusuna bayılıyor, freddie mercury'ye olan hayranlığı resmen arşa çıkmış durumda. genel olarak müziğin hem evrensel hem de yöresel kimliğine vurgu yaparak, virtüözlerin ve bestecilerin yarattığı o büyüleyici dünyaya selam çakıyor.
öncelikle bu entry, benim yani uzaydan dönen şaşkın pire’nin yazar olarak ilk entry’si olacak. bu entry’mi, bana referans olan çok değerli bir yazara ithaf etmek istiyorum; kendisi sözlüğe müzik ...
AI Özet: yazar yaklaşık dokuz aydır kendini ağlamamak için zorluyor, resmen duygusal bir savaş veriyor. tetikleyici olduğu için alkolü bırakmış, sevdiği şarkılardan ve mekanlardan kaçıyor; dünyasını küçücük bir alana sıkıştırıp insanlardan uzaklaşmış. kafasının içindeki o karanlık düşüncelerle (bkz: depresyon) baş etmeye çalışırken kelimelerin yetersiz kaldığını, hissettiklerini anlatmanın imkansız olduğunu belirtiyor. geçmişin izleri o kadar canlı ki, şimdiki zamanı bile geriye doğru yaşıyormuş gibi hissediyor. zamanın yaraları sarmadığına, sadece anıları silikleştirdiğine inanmış ve artık tutunacak bir dalı kalmadığını söylüyor. hayata dair genel bir hayal kırıklığı içinde, mutluluğun geçici ama acının kalıcı olduğuyla ilgili (bkz: fenomenoloji) kasmış biraz. yazarken bile ağlamamak için balkona çıkıp nefes almaya çalışıyor. zihni uçuruma gitmek istese de onu seven son kişiye yaşatacağı acı yüzünden bundan vazgeçtiğini anlatıyor. italo svevo'ya atıfta bulunarak, insanı ağlatanın acının kendisi değil, o acının tarihçesi olduğunu savunuyor. genel olarak ruh hali oldukça düşük, yaşamı bir sahtekarın vaadi gibi görüyor ve derin bir boşlukta sürükleniyor.
son sekiz-dokuz aydır ağlamamak için tutuyorum kendimi.tetikleyici bir unsur olduğu için içki içmeyi bıraktım. sevdiğim şarkıları dinlemiyorum, sevdiğim yerlere gitmiyorum artık.koskoca dünyayı k...
AI Özet: yazar 82 yapımı orijinal filmin basililannisle beraber efsane olduğunu, 2011 versiyonunun ise tam bir fiyasko olduğunu söylüyor. yeni filmi izleyip pişman olduğunu, prodüksiyonun ruhsuzluğunu ve karakterlerin modern aksanlarını çok yapay bulduğunu belirtiyor. (bkz: hayal kırıklığı) diyerek yönetmenin yetersizliğine ve harcanan milyon dolarlara sitem ediyor. özetle eski filmin tadını alamayınca tekrar ona dönmüş, yeni versiyonu da resmen kolpa bulmuş.
82 senesinde yapilmis olan, basil abinin muzikleriyle zamaninin otesinde kendine yer etmis sahane bir filmdir.2011 versiyonunu izlemeyi hep ertelemistim kotu yorumlari okudukca..izledikten sonra ...
AI Özet: yazar, lost'taki 1974 dharma dönemine bayılıyor. sawyer gibi takılıp huzur bulmak, güzel yemekler ve müziklerle ömür geçirmek istiyor. (bkz: dharma initiative) resmen orada yaşama hayali kuruyor.
lost adasında yaşamak istediğim en güzel zaman dilimi, sawyer, juliet, jin ve miles'ın 1974 dharma'sına gittiği dönem. orada sawyer olmak var...
AI Özet: yazar asmr'nin geleceğinin parlak olduğunu ama mevzunun sadece youtube videoları olmadığını söylüyor. gözlerimizin çok yorulduğunu, artık diğer duyuların ön plana çıkacağını belirtiyor. (bkz: kapitalizm) yüzünden görsellikten bıktığımızı, yakında herkesin asmr'ye düşeceğini düşünüyor.
geleceği olan bir "sektör" artık. yalnız gelecek youtube videolarında değil. görsellik sadece beklenti yaratan bir fragmandır asmr dünyasında. görselliği ikinci plana atıp diğer duyu reseptörleri...
AI Özet: yazar, madonna'nın yaşınıyken sergilediği fiziksel performansa ve kondisyonuna hayran kalmış. paranın gücüyle beraber disiplinli çalışmanın sonucunu gördüğünü, sahne şovlarının ciddi bir güç gerektirdiğini belirtiyor. (bkz: ajda pekkan) ile kıyaslayarak bu tarz dirençli kadınları ayakta alkışladığını söylüyor. yaşlılıkta bile böyle aktif kalabilmelerini absürt ama takdir edilesi buluyor.
işte paranın nelere 'kadir' olduğunun gerçek kanıtı olan kadın.inanılmaz!bu kadın neredeyse 70 yaşında. bu yaşında o kadar yorucu bir iş yapıyor ki. dünyadaki en zor işlerden biri insanları eğlen...