AI Özet: yazar, havalimanındaki fahiş fiyatların turist kaçıracağını ve bunun (bkz: ekonomik sabotaj) olduğunu söyleyip tepki gösteriyor.
havalimanı diyerek fiyatlar normalleştirildi. herkes kabullendi. ve sonuç.bok gibi besinler, dev...
AI Özet: yazar, avrupa'nın özellikle almanya'nın çevrecilik maskesi takıp aslında tutarsız davrandığını söylüyor. adamlar yıllarca doğayı kirletip şimdi klima yasağıyla prim yapmaya çalışıyormuş. nükleerden kaçıp termale dönenlerin geleceği kurtaracağına inanmak (bkz: safdillik). bizden daha çok karbon salanların vizyonuna hayran kalanlara da hafiften sövüyor. kısacası avrupa'nın bu halleri tam bir komedi.
yüzlerce yıl çevrenin amına koy, ondan sonra gel en büyük çevreci ol, bizim memleketteki insanları da buna inandır. işte avrupa'nın en sevdiğim kısmı bu. koyun güder gibi insan güdüyorlar. bir de...
AI Özet: yazar, deniz göktaş'ın korkusuzca herkese meydan okuduğunu, bizimkilerin ise (bkz: korkaklık) seviyesinde kaldığını söyleyip adamın cesaretini göklere çıkarıyor.
biz burada göt korkusundan siyasi bir şey yazarken 10 kere düşünürken, adam tayyip'ten yeni nesil mafyalara, me...
AI Özet: yazar diyor ki yurt dışı herkese göre değil, özellikle aile ve akraba bağları kuvvetli olanlar hiç maceraya atılmasın. kendisi tam bir (bkz: birey) olduğu için ülkedeki gürültüden ve kaosdan bıkmış, tek derdi kafa rahatlığı. toplumdan ve dedikodulardan uzak durmaya alışık olduğu için avrupa'daki yalnızlık onu korkutmuyor. oraya gidip kültüre adapte olmadan türkiye'yi özledim diye ağlayanları anlamıyor, onlara "sizin ne işiniz var orada" diye soruyor.
yurtdışı herkese gelmez zaten. türkiye'yi ozleyecek bi durumun varsa, ne bileyim aile akraba ilişkilerin falan özlenecek boyuttaysa zaten hıc gitme. ya da yerleşme yurtdışına. kafa işi bu, ben ka...
AI Özet: yazar, babasının kanser tedavisi sürecinde devlet hastanelerinde yaşadığı talihsizlikleri anlatıyor. başhekimin refakatçi koltuklarını kaldırması yüzünden 45 gün yerde yattığını, hastane yönetiminin ve sağlık çalışanlarının ilgisizliğiyle uğraştığını belirtiyor. kemoterapi sırası beklemekten tutun, acil servis koridorlarında yatmak gibi (bkz: sağlık sistemindeki çöküş) durumlar yaşamışlar. doktorların mesajlara dönmemesi ve yer yok bahanesiyle hastanın zor şartlarda servise alınması yazarın canını çok sıkmış. babasının dürüst bir memur olduğu için özel hastane istemediğini ama devlet hastanelerindeki bu kötü muamelenin insanı yıprattığını söylüyor. genel olarak sistemin bittiğini ve rezilliklerle dolu olduğunu vurguluyor.
babam geçen yıl vefat etti, 4. evre kolon kanseri teşhisi ilk olarak 3 yıl önce yaşadğımız il dışında acilde aydın devlet hastanesi"nde kondu, acil ameliyat sonrası yaklaşık 1.5 ay bu hastanede y...
AI Özet: yazar, bakanın su içme şekli üzerinden din anlayışını eleştiriyor. asıl sorunlar görmezden gelinip sadece şekilci detaylara takılınmasını (bkz: trajikomik) buluyor.
bizim dinci zihniyetin güzel bir karikatürü bu adam.dinden anladıkları bu.eğitim ve sağlık gibi en temel insan...
AI Özet: yazar, şahsın dürüst imajına pek inanmadığını söylüyor. ofis giderleri ve ailevi mevzular üzerinden mali soru işaretları olduğunu, (bkz: geri vites) olaylarının çokluğunu belirtiyor. özetle dürüstlük iddialarının altının boş olduğunu savunuyor.
hiç olmazsa hırsız demiyorlar veya dürüst adam diye savunanlar var. bu adam genel başkanlığı kaybettikten sonra istanbul ve ankara’da kiraladığı pahalı ofislerin parasını nasıl ödüyordu? emek...
AI Özet: yazar melankolik takılıp gözleri mavi birine yazdığı şiiriyle ortamı ağırlaştırmış, (bkz: edebiyat parçalamak) modunda takılıyor.
bir uğultudur poyrazçarpar köklü kayalarakaygı düşer marazlı aklımamaviden rahşan gözlerinbelir...
AI Özet: yazar, ömer kutluay'ın başarısının sadece paraya bağlanmasına gıcık olmuş. zenginlik bir yere kadar ama yetenek ve emek şart diyor. (bkz: real madrid) altyapısında bile olsa adamın çalıştığını, yoksa kimse torpile bakmaz diye belirtiyor.
yukarı da yine bir çıkıntı çıkmış , ne kendi yeteneği kardeşim zengin babası var 6 yaşından beri idman yapıyor şurada zengin övmeyin yazıyor! peki kardeşim getir bana 100 tane 6 yaşında çocu...
AI Özet: yazar, filmin merkezindeki o meşhur "artık senden hoşlanmıyorum" cümlesi üzerinden insan ilişkilerinin kırılganlığını anlatıyor. 1920'lerin irlanda'sında, ana karadan kopuk bir adada geçen hikayede, colm isimli karakterin aniden arkadaşı pádraic'i hayatından çıkarma kararını ele alıyor. yazara göre olay aslında bir varoluş sancısı; colm iz bırakmak ve sanata odaklanmak isterken, pádraic'in günlük rutinleri ve basit iyi niyeti ona bir süre sonra yük gelmeye başlamış. (bkz: varoluşsal kriz)
yazar, bu durumun yarattığı denge kaybının nasıl bir iç savaşa dönüştüğünü belirtiyor. pádraic'in durumu kabullenemeyip sürekli iletişim kurma çabası, colm'un tahammülsüzlüğüyle birleşince işler iyice çığırından çıkıyor. hatta yazar, bir müzisyenin arkadaşından kurtulmak için parmaklarını kesecek kadar ileri gitmesinin absürtlüğüne ve yönetmenin herkesi hem haklı hem haksız gösterme başarısına değiniyor. bu kişisel kavganın zamanla adadaki diğer insanları da içine çektiğini, kardeşlerin ve diğer sakinlerin bu dramın parçası olduğunu söylüyor. filmin genelindeki bu gerginliği, arka planda süren irlanda iç savaşıyla paralel okuyor; yani düşman yan yanayken verilen o anlamsız ama yıkıcı mücadele aslında bireysel bir özgürlük savaşına dönüşmüş. sonuç olarak yazar, hiçbir savaşın kayıpsız bitmediğini ve bu soğuk savaşın sonunda herkesin bir şekilde zarar gördüğünü vurguluyor.
insanın kalbini anlamak olanaksız bir şey der goethe çünkü dış dünyaya gösterdiğimiz yüzümüzün altında yalnız kaldığımızda yaşadığımız binbir duygu ve çatışma vardır ancak çoğu zaman bunları içim...
AI Özet: yazar, evli veya ilişkisi olan birinin sanal ortamda karşı cinsle uzun uzun mesajlaşmasını pek masum bulmuyor. olay sadece aldatma ya da flört değil, ilgiyi başka yere kaydırmakla ilgili diyor. sadece sohbet ediyoruz bahanesini (bkz: gri alan) olarak tanımlayıp, sadakatin sadece fiziksel olmadığını, zihinsel bir disiplin gerektirdiğini belirtiyor. eğer insan derdini anlatacak kişiyi dışarıda arıyorsa asıl sorun ilişkideymiş. ayrıca karşı tarafın bu duruma göz yummasını da pek temiz bulmuyor. kısaca bu durumu kıskançlıktan ziyade bir zarafet ve sınır meselesi olarak görüyor, partnerine özen gösterilmesi gerektiğini savunuyor.
bu konuda biraz tutucuyum galiba.evli bir kadının ya da hayatında biri olan bir insanın, hiç tanımadığı bir karşı cinsle sanal ortamda uzun uzun mesajlaşmasını bana çok masum bir şeymiş gibi anla...
AI Özet: yazar diyor ki plajdaki hijyensiz ve vergisiz satışlar bitsin, yerine belediye büfeleri gelsin. (bkz: beltur) ile hem cep hem belediye kazansın istiyor.
plajda sadece kaynar su ile mısır satılması değil; gıda hijyeni sağlanmadan, vergisi verilmeden yapılan tüm s...
AI Özet: yazar, amazon müşteri hizmetlerine ulaşmanın tam bir labirent olduğunu anlatıyor. adım adım tarif ederek süreci özetlemiş, temsilcilere nazik davranılması gerektiğini (bkz: emekçi) vurguluyor. numara alma mevzusunda ise biraz dalgın davranmış, (bkz: kayıt dışı) kalmış.
müşteri hizmetlerine ulaşma yöntemi, tarayıcıdan: hesap ve listeler,bize ulaşın,ilgili ürünü seç,iade ve değişim ya da artık neyse konu,daha fazla yardıma ihtiyacım var,telefon görüşmesi talep ed...
AI Özet: yazar, gençken yaşadığı ağır aldatılma travması yüzünden sadakati hayat felsefesi haline getirmiş. sevgi bitse bile dürüstlüğün şart olduğunu, (bkz: ucuz zevkler) için kimsenin canının yakılmaması gerektiğini savunuyor. ömür boyu kimseyi aldatmamış ve bunu prensip edinmiş.
16 yasimdaydim, ilk askimla cikiyordum. yasimiz kucuk ama hayallerimiz buyuktu. 18 yasimda aldatildigimi ogrendim. dershanenin ilk haftasiydi, universiteye hazirlaniyordum, cok agir gelmisti bana...
AI Özet: yazar, arjantin'in kolay rakiplerle eşleştiğini iddia edenlerin komplo teorilerine bayıldığını söylüyor. diğer takımların kötü performansının suçunu messi'ye atmayı saçma buluyor, (bkz: beyin kıvrımı) eksikliği olduğunu belirterek bu tarz yaklaşımlarla dalga geçiyor.
“bu arjantin finale kadar niye bok gibi ülkelerle oynayacak” deme hakkı yok mu yani?herif utanmadan bunu yazabilmiş. olm sizin niye beyin kıvrımlarınız çalışmıyor? arjantin'in son 32'de uruguay i...
AI Özet: yazar, kadir inanır'ın sadece oyunculuğuyla değil, bakışıyla bile sahneyi domine eden (bkz: jön) karakterli bir sanatçı olduğunu söylüyor. adamın eğitimli olması ve fatsa kökenli olması sayesinde toplumcu bir çizgi benimsediğini, filmlerinde hep ezilenlerin ve emekçilerin yanında durduğunu belirtiyor. ancak burada konu biraz siyasi sulara giriyor. yazar, çözüm süreci döneminde kadir inanır'ın bu sürece destek vermesini eleştiriyor. kendi bakış açısına göre o dönemki süreç samimi değilmiş, iktidarın siyasi destek toplama hamlesiymiş ve sonuçta ülke daha otoriter bir yapıya bürünmüş. yazar, sanatçının vefatındaki düşük ilginin temelinde bu siyasi kırgınlıkların yattığını düşünüyor. yine de şunu ekliyor; kadir inanır'ı çıkar peşinde koşan, güce yamanan tiplerle aynı kefeye koymamak lazım. çünkü adamın gösterişli bir hayatı olmadığını, gerçekten inandıkları için konuştuğunu ve güneydoğu'daki yoksulluğa gerçekten tanıklık ettiğini savunuyor. özetle yazar, siyasi görüş ayrılıkları olsa da adamın sanatçı kimliğine ve samimiyetine saygı duyuyor, onu ticari kaygılarla hareket edenlerden ayırıyor. (bkz: türk sineması)
kadir inanır gerçekten iyi bir oyuncuydu. hatta öyle ki, bazen sadece bakışıyla, duruşuyla, susuşuyla bile sahneyi doldurabiliyordu. bana göre türk sinemasının yaşayan son büyük jönlerinden biriy...
AI Özet: yazar diyor ki bazıları seni kaybetmek istemez ama seçmeye de gelince tıkalılar. çünkü emek vermek ve sorumluluk almak zor geliyor. (bkz: konfor alanı) hem yanında ol hem de bağlanma kafasındalar. vicdanlarını rahatlatıp iyi insan imajı çiziyorlar ama olay tamamen bencillik.
“bazı insanlar sizi kaybetmek istemez ama aynı zamanda sizi seçmek de istemez.ve bu kafalarının karışık olmasından değilsizi seçmenin çaba, tutarlılık ve sorumluluk getirmesinden kaynaklanır.bunl...
AI Özet: yazar, asgari ücretle benzinin ve market ürünlerinin arasındaki uçuruma bakıp isyan ediyor. tüik verileriyle işsizlikten, dışarıdan gelen işçilerin piyasayı nasıl etkilediğinden dert yanmış. maaşlar yerinde sayarken kiraların uçup gitmesi ve yollarda gezmeye başlayan lüks arabalar kafasını iyice karıştırmış. gelir adaletsizliği yüzünden beyin kanaması geçirme noktasına geldiğini belirten arkadaşımız resmen (bkz: ekonomik kriz) moduna girmiş.
ocak ayında asgari ücret zammı yapıldığında benzinin litresi yaklaşık 50 tl civarındaydı. bugün ise 65 tl seviyesinde. o gün bim'de 10 tl'ye alınabilen birçok ürünün bugün neredeyse 20 tl olduğun...
AI Özet: yazar diyor ki kalitesiz insanı yüksek mevkilere getirsen de özü değişmez, boşuna anlam yükleyip (bkz: hayal kırıklığı) yaşamayın. olayları olduğu gibi kabul edip kendi yoluna bakmak lazım. hayat seçimlerden ibaret, bunu anlayan mevzuyu çözmüş demektir.
öküz saraya girince kral olmaz, saray ahır olur. bu yüzden olur olmaz, karakteri gelişmemiş insanlara fazla anlam yüklemeyin. beklenti yaratırsanız, sonu çoğunlukla hayal kırıklığı olur. ...
AI Özet: yazar, vücut geliştirmenin doğru yapıldığında etkili bir spor olduğunu savunuyor. sakatlanmamak için ısınmanın ve eklemleri kilitlememenin önemine değiniyor. planlı olmak, sabırlı davranmak ve deneme yanılma yoluyla kendi vücuduna uygun program oluşturmak gerektiğini söylüyor. beslenmede vitamin, mineral, protein ve karbonhidratın önemini vurgularken, dinlenmenin ve aşırı çalışmaktan kaçınmanın kritik olduğunu belirtiyor. (bkz: overtraining) temel egzersizleri bırakmamayı, bilgilenmeyi ve vücudu şaşırtarak gelişimi sürdürmeyi öneriyor. özetle, disiplinli ve bilinçli bir yaklaşım gerektiğini anlatıyor.
doğru yapıldığı takdirde işe yarayan ve vücudunuzu forma sokan spordur. bende bazı püf noktalarını kendi bildigim kadarıyla yazmak istiyorum. 1. iyice ısının ve eklemleri kilitlemeyin. sakatlanma...
AI Özet: yazar, çapa tıp'taki sami hoca ile ilgili anlatılan eski bir hikayeyi paylaşıyor. hocanın meni içeriğindeki şeker oranını anlattığı bir derste, bir öğrencinin tadının neden şekerli olmadığını sormasıyla amfide kaos çıktığını belirtiyor. yazarın aktardığına göre hoca, tad alma reseptörlerinin konumuna değinerek durumu bilimselle açıklayıp kıza öyle bir cevap vermiş ki (bkz: yerin dibine girmek) durumu özetlemiş. yani olay tamamen biyolojik bir durummuş, (bkz: anatomi) dersi şenlenmiş.
akıllara şu eskiden maillerde dolanan çapa tıp hikayesini aklıma getirdi,capa tip fakultesinde okuyan arkadaslar anatomi hocasi sami zan'in ununu bilirler.sami hoca sirf ureme organlarini kendi u...
AI Özet: yazar, toplumun ahlak anlayışının sadece aile ve yatak odası ekseninde döndüğünü, bunun dışındaki gerçek kötülüklerin görmezden gelindiğini savunuyor. yaprak dökümü'ndeki oğuz'un aslında yaman bey'i kurtarması ve ali rıza bey'in masraflarını karşılaması gibi insani yönlerinin, iki kızla flört ettiği için (bkz: deccal) ilan edilmesine tepki gösteriyor. aşk-ı memnu'daki hilmi önal'ın karısını boğmaya çalışmasına rağmen sadece doğruyu söylediği için kahraman ilan edilmesini saçma buluyor. özetle milletin vatan satmaya okey olup kasetten korkmasıyla dalga geçiyor. aile hayatı düzgün olsun da gerisi mühim değil kafasını eleştirip, manipüle olduğunu anlayınca diziyi baştan izlemeye karar vermiş.
türk toplumunun ahlâk anlayışının ne kadar sığ olduğunu ve yatak odasıyla sınırlı olduğunu dizilerde kahramanlaştırdığımız veya yerin dibine soktuğumuz insanlardan anlayabiliriz. bu dizi ilk yayı...
AI Özet: yazar erdemi söz, eylem ve insanın uyumu olarak tanımlıyor. bu denge sağlandığında ortaya estetik çıkıyor, bozulduğunda ise durum (bkz: machiavelli) oluyor. platon'a da selam çakıp konuyu felsefi bir yerden bağlıyor.
kadim bir giriş cümlesi şöyle der; “başlangıçta söz vardı. söz tanrı'yla birlikteydi ve söz tanrı'ydı. başlangıçta o, tanrı'yla birlikteydi. her şey o'nun aracılığı...
AI Özet: yazar, erdoğan'ın imamoğlu için kullandığı frankenstein benzetmesine takılmış. asıl vesayeti akp'nin kurduğunu ve ülkenin bu durumdan arınması gerektiğini savunuyor. (bkz: siyasi polemikler) tam bir kaos ortamı yani.
erdoğan: (ekrem imamoğlu hakkında)"bir frankeştayn ürettiler, onun ceremesini çekiyorlar.chp'nin içindeki dış mihraklardan kurtulması hayırlı olacaktır. ...
AI Özet: yazar diyor ki mini cooper türkiye'de çok garip bir konumda; dışarıdan bakınca oyuncak gibi duruyor ama fiyatı kesinlikle oyuncak değil. bizde araba genelde statü veya yatırım aracıdır ama mini daha çok "ben sıradan biri değilim" mesajı verenlerin tercihi olmuş. yazarla beraber markanın sadece küçük bir araba değil, bir karakter nesnesi sattığını görüyoruz. herkesin aklına o klasik 3 kapılı model gelse de aslında countryman'den aceman'e kadar geniş bir yelpaze var (bkz: model çeşitliliği). yazara göre markanın ruhu hala o küçük hatchback'te yaşıyor. işin tarihçesine girdiğinde ise 1959'daki ekonomik ingiliz kökenlerin, 2001'de bmw dokunuşuyla premium bir hale geldiğini belirtiyor. yani olay tamamen ingiliz tarzı ile alman mühendisliğinin evliliği. mini'den geniş iç hacim veya ucuzluk beklemeyin diyor; adamlar size go-kart hissi ve şehir içi çeviklik vaat ediyor. tabii her mini roket gibi gitmiyor, asıl mevzu cooper s ve john cooper works modellerinde kopuyor. özellikle jcw tarafındaki performansın şaka olmadığını, elektrikli versiyonların bile ciddi hızlanma değerlerine sahip olduğunu anlatıyor. özetle mini, tarzı için cüzdanını boşaltmayı göze alanların arabası.
mini cooper türkiye’de garip bir yerde duruyor.dışarıdan bakınca küçük, tatlı, biraz oyuncak gibi; fiyatına bakınca hiç de oyuncak gibi değil.bizim memlekette otomobil çoğu zaman bir yatırım arac...
AI Özet: yazar, özgür turhan'ın çok önceden yaptığı cesur ve komik şakaların bugün deniz göktaş tarafından neredeyse kopyalanmış gibi sunulmasına ve onun daha popüler olmasına bayağı bozulmuş. (bkz: haksızlık) adamın yıllar önce ohal döneminde bile korkusuzca yaptığı esprilerin şimdi yeniymiş gibi alkışlanması canını sıkıyor. baturay ve deniz gibi isimlerin ekmeğini yediğini düşünürken, özgür turhan'ı keşfedilmemiş bir pırlanta olarak görüyor ve onda kendinden bir şeyler buluyor. son olarak komedyenin sağlığına dikkat etmesini, kilolarını vermesini ve o güzel beyniyle bizi 40 yıl daha güldürmesini istiyor.
açıkçası kendisine kızgınım. deniz göktaş fena adam değil, fakat özgür turhan'ın 7 sene önceki espirilerini yapıp bugün ondan daha popüler olması, "ofansif mizah budur.", "sonunda birisi yaptı" g...
AI Özet: yazar diyor ki parası olan için bile burası çekilmez bir yer. tek adam yönetimi ve devletperestlik yüzünden huzur kalmamış, (bkz: rousseau) okumak lazım diyor. gençlere de uyarısını yapıyor; vakit kaybetmeden kaçın yoksa bu düzen sizi yıpratır, (bkz: yurt dışına taşınmak) şart.
yeteri kadar paran varsa cennet değildir turkiye. bu ifade bir "koylu" "sark kurnazı" aciklamasidir. tek bir adamın yasama, yürütme ve de yargı olup her seye karar verdigi bir ulkede huzurdan, re...
AI Özet: yazar, 1989 yapımı arabeskin türk sinemasındaki ilk absürt komedi örneği olduğunu ve dönemin şartlarına göre oldukça şaşırtıcı bir iş olduğunu söylüyor. (bkz: arabesk) tam bir ters köşe.
ilk aklıma gelen arabesktir. özellikle çekildiği yıl için (1989) bayağı enteresandır. absürt komedinin örnekleri her ne kadar yabanc...
AI Özet: yazar spikerlerin ünlüleri tanımasıyla ilgili bitmeyen tartışmalara değinmiş. maçın aşırı sıkıcı olduğunu, (bkz: türkiye kupası) maçlarının bile daha heyecanlı geçtiğini ve sonucun şansa kaldığını belirtiyor.
spikerler tribünlerdeki ünlüleri tanımasa cahil diye, tanisa aferin en entelektüel sensin diye alay ediliyor.buradaki basit ikilemde bile görüldüğü üz...
AI Özet: yazar, insanların kaderiyle ilgili ikiye bölündüğünü anlatıyor; bir yanda kendi şansını yaratanlar, diğer yanda (bkz: montella'nın kader bizden yana değildi demesi) gibi her şeyi alınyazısına bağlayanlar var. yazar diyor ki, kaderi reddedip mücadeleci görünmek dışarıdan çok şık dursa da aslında olaylar öyle yürümüyor. işin içine "che sarà sarà" girince mevzu "ne olacaksa olacak" noktasına evriliyor. bu sözün kökenine inen yazar, italyan asıllı bedford kontlarının bunu aile sloganı yaptığını ve mezarlarına kazıttıklarını belirtiyor. hatta çıplak ayaklı kontes filmindeki o kaçınılmaz son üzerinden, kaderin her zaman cesurları sevmediğine dair bir sitemde bulunuyor. yazarın analizine göre aşk gibi konular tam bir muamma; biyoloji veya psikoloji ne derse desin, insanla kaderin çarpıştığı yer tam da burası. shakespeare'in hamlet'indeki o meşhur bilmeceye de selam çakıyor. işin müzik kısmına gelince, jay livingston'ın bu sözden etkilenip ray evans ile beraber "qué será, será" şarkısını yazdığını anlatıyor. şarkının asıl patlamasını ise doris day'in seslendirmesiyle alfred hitchcock'un (bkz: the man who knew too much) filminde yaptığını ekleyerek konuyu bağlıyor. yani özetle yazar, kaderin bazen kaçınılmaz bir son olduğunu ama bunun popüler kültürde nasıl bir şarkıya dönüştüğünü anlatmış.
"ve insan tercihleriyle kaderini imzalar." albenili bir söz; her insan kendi kaderinin ya da talihinin mimarıdır deyişini hatırlatıyor. (faber est suae quisque fortunae).. peki, karakterimiz kade...
AI Özet: yazar, kitap okumayı bilgi edinmekten ziyade bir imaj çalışmasına dönüştüren tayfadan bahsediyor. yani olay artık okumak değil, okuyormuş gibi görünerek entelektüel, zeki veya kültürlü imajı çizmek. sosyal medyada veya ortamlarda hava atmak, dikkat çekmek, hatta belki partner bulmak için kitapları resmen aksesuar olarak kullanıyorlar. (bkz: gösteriş tüketimi) yazar diyor ki, bazıları bu durumu acınası bulup dalga geçiyor, bazıları ise sonuçta bir şeyler okuyor ya ona da eyvallah diyor. yazarın dikkatini çeken olay ise paparazzilerden kaçan bir kadının yüzünü kitapla kapatması ve kitabın isminin görünmesi için hemen çevirmesi olmuş. burada (bkz: performatif okuyuculuk) zirve yapmış. hatta bazı kitapların sırf bu imaj için seçilen özel bir kategorisi olduğunu, infinite jest gibi ağır eserlerin bu işin şahı olduğunu belirtiyor. yazarca, gerçekten okuyanla sadece sohbet başlatmak için kitap taşıyanların hedef kitlesi farklı. sonuçta kimin neyi neden okuduğuyla uğraşmak istemiyor ama bu performans merakı da haliyle ilgisini çekmiş.
kitapları birer öğrenme, eğlenme veya kendini geliştirme aracı olarak değil de kendini başka insanlara kitap okuyan hatta belirli tarzda, yoğunlukta veya sayıda kitaplar okuyan, entelektüel, kült...
AI Özet: yazar, şarkıları sevme sebebinin kendinden parçalar bulmak olduğunu söylüyor. sabah yürüyüşü yaparken bulutsuzluk özlemi dinlemiş ve şarkının hissettirdikleriyle resmen başka diyarlara ışınlanmış. (bkz: hayal gücü) normalde bildiği bir parça olmasına rağmen o anki ruh haliyle şarkı daha da anlam kazanmış. sıradan görünen ama aslında hayatın ta kendisi olan o farkındalık seviyesini çok sevdiğini belirtiyor. şarkıdaki deniz, güneş ve kafa karışıklığı temalarıyla kendi iç dünyasında küçük bir yolculuğa çıkmış. kısacası müzikle beraber uzaklara dalıp gitmenin tadını çıkarmış.
şarkıları bize sevdiren benzer hisleri, düşünceleri yani aslında kendimizi içinde bulmamız. bu sabah yürürken normalde bildiğim ve sevdiğim bu şarkı daha da anlamlandı çünkü şarkıyı hissediyordum...
AI Özet: yazar deniz seki ile aşkın durdurulamaz bir büyü olduğunu anlatıyor (bkz: aşk acısı)
aşk - deniz sekiaşk öyle bir büyü ki, öyle bir büyü ki, anlayamazsın, aahhhgöze alsan olmaz, aş...
AI Özet: yazar, rusya'nın kendi askerlerine verdiği değerin yerlerde olduğunu anlatıyor. ukrayna tarafı esirlerini bayraklarla, şenliklerle karşılayıp (bkz: kahraman) ilan ederken, rus tarafında sanki hiçbir şey olmamış gibi davranıldığını belirtiyor. adamlar geri dönünce kutlama falan yok, direkt fırtına-z denilen o korkunç birimlere yollanıyorlarmış. yazar diyor ki wagner grubu bile bunlardan daha insaflıydı; orada en azından bir süre sınırı ve para vardı. ama fırtına-z'da olay tamamen top yemi olmak üzerine kurulu, sakat kalsan bile ön cepheye sürükleniyorsun. yazar, bir devletin kendi vatandaşını böyle ölçüsüzce israf etmesini anlamlandıramıyor. ayrıca rusya'da yaşayanların durumuna da değiniyor; eskiden rusya çok güçlü diye hava atanların şimdi çocuklarını askere almasınlar diye türkiye'ye kaçırmaya çalıştığını, parasını gönderemedikleri için buradaki tanıdıklarından yardım istediklerini söylüyor. son olarak okulu bitmek üzere olan ve geri dönmeyi hiç düşünmeyen yeğeninden bahsederek durumu özetliyor. kısacası yazar için rusya'nın askeri politikası tam bir trajedi ve (bkz: insan hakları) ihlali örneği.
askerlerine sokak köpeği kadar bile değer vermeyen ülkedir.aralıklar ile esir takası yapılır biliyorsunuz. en son 160 savaş esirine karşı 160 savaş esiri olarak esir değişimi yapıldı bir kaç gün ...
AI Özet: yazar, ronaldo'nun dünya kupası karnesini detaylıca inceleyip ortaya şaşırtıcı bir tablo çıkardığını belirtiyor. adamcağız 2006'da luis figo'dan bayrağı devralmış ama o günden beri lider olduğu kupalarda istatistikler pek iç açıcı değilmiş. yazar diyor ki, ronaldo liderliğindeki portekiz 19 maçta sadece 7 galibiyet almış. işin kötüsü bu galibiyetlerin çoğu (bkz: düşük seviyeli rakip) durumunda. yazarın fifa sıralamalarına göre yaptığı analizde, galibiyetlerin 5 tanesinin dünya sıralamasında 35. basamağın altındaki takımlara karşı olduğu ortaya çıkmış. hatta avrupa ekibine karşı aldığı nadir galibiyetlerden birinin, skor 5-0 iken oyuna girdiği isviçre maçı olması durumu daha da trajikomik hale getirmiş. yazarın tespitine göre, ronaldo kendisinden daha üst sırada olan takımlara karşı neredeyse hiç galibiyet alamamış. yani genel tabloya bakıldığında, ronaldo'nun bireysel süperstarlığına rağmen dünya kupası sahnesinde zorlu rakiplere karşı takımını galibiyete taşıma konusunda sınıfta kaldığını savunuyor. özetle yazar, ronaldo'nun kupa geçmişinin göründüğü kadar parlak olmadığını, galibiyetlerin çoğunun nispeten zayıf takımlara karşı geldiğini vurguluyor. (bkz: istatistik yalan söylemez)
kendisi hakkında bugün fark ettiğim ve oldukça şaşırdığım bir durum var. bildiğiniz üzere ronaldo ilk dünya kupası'na 2006'da luis figo liderliğindeki portekiz milli takımıyla, süperstar potansiy...
AI Özet: yazar, toplumun genelindeki nefret dilinden ve hoşgörüsüzlükten dert yanıyor. bir gay barın mühürlenmesine sevinenleri ve diğer mekanları da hedef gösterenleri sosyopat olarak tanımlıyor. özellikle seküler görünüp nefret kusanların durumuna (bkz: çifte standart) diyor ve bu zihniyetin ileride kendilerini de vuracağını belirterek durumu ironik bir şekilde özetliyor. kısaca ülkenin ruh halini sorguluyor.
halkının yarısının net sosyopat ve ruh hastası olduğu ülke, yarısı derken belki hafif bir tanım yapıyorum belki daha çok. tek yön isimli bir gay barı saçma sapan sebeple mühürlemişler. abi yoruml...
AI Özet: yazar toplamda 21 kilo verdiğini belirterek işe başlıyor. az yeme mevzusuna takılanlara midenin zamanla alıştığını, artık bir lahmacunu bile bitiremediğini söyleyip insanları boşuna tribe girmemeleri konusunda uyarıyor. stres ve kortizol mevzusuna değinip, insan stresliyken aç kalsa bile kilo veremeyeceğini, bu yüzden sürecin tadını çıkarmak gerektiğini savunuyor. eskiden dışarıdan beslenen ve yeşillikle arası hiç olmayan biri olduğunu, daha önce denediği şok diyetlerin kendisini tükettiğini anlatıyor. sağlıklı beslenmeye geçişi ise tamamen dışarıdaki yemeklerden sıkılmasıyla olmuş, (bkz: trajikomik) bir durum.
yazarın kilo verme sürecindeki üç ana silahı var. birincisi, kendisini motive eden, neşeli bir diyetisyen bulması. kola bağımlılığına rağmen onu destekleyen bir uzmanla çalışması işleri kolaylaştırmış. ikincisi, kalori ve besin değerlerini takip ettiği avokadolu uygulama. üçüncüsü ise evde yaptığı sporlar. salona gitmekten nefret ettiği için evde başladığı süreci zamanla artırıp roman havaları eşliğinde zumba yaparak (bkz: roman havası) sporu hayatına entegre etmiş. son olarak, tüm bunların temelinde güçlü bir mental sağlık yattığını, özellikle duygusal yeme bozukluğuyla başa çıkmak için psikolojik sürecini tamamlamış olmasının en büyük etken olduğunu belirtiyor.
edit: kaç kilo verdiğimi yazmamışım* 21 kilo verdim. ayrıca “hayat boyunca az yemek zor olmuyor mu” diye soranlar var. hayır arkadaşlar mideniz alışıyor zaten, kendi kendinize hayret ediyorsunuz....
AI Özet: yazar diyor ki malta aslında parası olanlar için cennet ama normal vatandaş için tam bir kaos merkezi. adanın kıbrıs'tan bile daha sorunlu olduğunu, suç oranlarının yüksek olduğunu ve her şeyin para üzerinden döndüğünü belirtiyor. (bkz: kapitalizm) yerli halkın beslenme alışkanlıklarını biraz garipsiyor; aşırı yağlı şeyler yediklerini ve obezite sorununun yaygın olduğunu söylüyor, tek sevdiği şeyin ftira olduğunu ekliyor. nüfus yoğunluğu konusunda dertli; avrupa'nın en sıkışık yerlerinden biri olduğunu, sokakların bazen yürünmeyecek kadar kalabalık olduğunu anlatıyor. özellikle airbnb çılgınlığı yüzünden mahalle kültürünün bozulduğunu, her yerin gürültülü partiler ve bitmek bilmeyen inşaatlar tarafından istila edildiğini savunuyor. kira fiyatlarının uçması yüzünden ev değiştiremediğini, (bkz: emlak balonu) trajikomik bir şekilde anlatmış. denizlerin temizliği konusunda şüpheleri var, özellikle bazı bölgelerin kirlilikten geçilmediğini söylüyor. trafik ise tam bir felaket; istanbul'u aratmadığını, dar yollarda büyük araç kullananların hayatı zorlaştırdığını belirtiyor. çalışma şartları konusunda ab vatandaşı olmayanlar için durumun vahim olduğunu, maaşların kiralar karşısında eridiğini ve insanların paylaşımlı evlerde yaşamak zorunda kaldığını söylüyor. kısacası yazar için malta, dışarıdan güzel görünen ama içi oldukça karışık bir yer.
çok parası olana cennet, normal ya da fakir insan için ise avrupa'nın bok içinde yüzen adası. kendi halinde falan yaşamaz kıbrıs'tan daha fazla suça ve boka batmıştır sadece gündelik hayata çok y...
AI Özet: yazar, iran müziğine giriş için ali azimi'nin pishdaramad şarkısını öneriyor. parçanın yalnızlık temalı olduğunu, hayat telaşından ziyade tek başınalığın ağırlığını anlattığını belirtiyor. şarkı o kadar samimiymiş ki yazar (bkz: farsça) bilmediği için üzülüyor.
iran müziğine girişin en yumuşak yolu diyebileceğim şarkılardan biri ali azimi'nin pishdaramad'ıdır. london merkezli iranian alternative müziğinin en önemli isimlerinden olan azimi'nin 2013 tarih...
AI Özet: yazar, pelin batunun youtube programında rabia kadir ile terör örgütü liderini kıyaslamasına bayağı sinirlenmiş. (bkz: saçmalamak) diye durumu özetleyip bu benzetmeyi çok absürt bulduğunu söylüyor.
tarihin arka odasi programini youtube'dan izliyorum. turklerin nasil musluman oldugunun anlatildigi su programda uygurlu aktivist rabia kadi...
AI Özet: yazar, babasının anlattıklarıyla büyüdüğü bold pilotun sadece bir at değil, adeta bir efsane olduğunu söylüyor. zamanında öyle bir etki yaratmış ki (bkz: gazi koşusu) dönemleri bile bu atla ölçülüyormuş. yıllar sonra onu son kez gördüğünde, o asil duruşu karşısında büyülenmiş. binlerce kişinin onu izlemeye gelmesiyle bold pilotun neden bir yarış atından çok daha fazlası olduğunu nihayet kavramış.
o koştuğu dönemde henüz dünyada değildim. babam onu anlatırdı. bir tarihten bahsedecekse , işte bold pilotun koştuğu zamanlar falan derdi. lisedeyken vs demiyor bak, bold pilotun koştuğu zamanlar...
AI Özet: yazar, venüs'ün gökyüzünde en kolay seçilen cisim olduğu için ilk göz ağrımız olduğunu söylüyor. sscb'nin ay yarışını kaybedince hırs yapıp venüs'e sardığını ama sonunda amerikalıların yine (bkz: maganda) gibi davranıp haritalama işini kaptığını belirtiyor. yüzey sıcaklığı fırın gibi olduğu için herkes (bkz: mars) peşine düşmüş. sonda aklımıza gelen o korkunç sera etkisi mevzusuna değinip dünyanın da sonunun böyle olabileceğini ima ediyor.
gökyüzünde gözlenmesi en kolay yıldız olduğundan insanların kendi dünyaları dışındaki gezgenlerle etkileşime girmesinin ilk öznesidir. tabii kendisi dünyamızdan pek bir rastgele şekilde gözlendiğ...
AI Özet: yazar, masaüstünde ctrl+a ile şarkıları beğenip dev bir arşiv oluşturmayı öneriyor. 15 bin şarkılık listesi yüzünden telefon biraz kasılsa da tüm parçaları tek yerden karıştırıp dinlemenin rahatlığına değmiş. (bkz: spotify) sanatçı sayfasındaki kolaylığı da eklemiş.
listelere kaydettiğiniz tüm şarkıları (masa üstü uygulamasından liste liste açıp ctrl+a ile tek kalemde beğenerek) kitaplığınızdaki beğenilen şarkılar adı altından dinleyebilir, arşiv niyetine ku...
AI Özet: yazar, bahçe sularken suyu savuranlara eğitim şart diyor (bkz: israf)
köydeki iki dönümlük bahçesini sulamak için hollanda’nın bir yıllık ihtiyacını karşılayacak kad...
AI Özet: yazar, gibi dizisindeki absürt olayları kafkaesk kavramıyla açıklıyor. erdem atletik olduğu için kokoreççi açmak zorunda kalan karakterlerin durumunu, neden-sonuç ilişkisinin koptuğu bir kabusa benzetiyor. yılmaz ve ilkkan'ın tıpkı josef k gibi anlamsız bir otoritenin pençesinde sürüklendiğini, içinden çıkamadıkları bir döngüye girdiklerini belirtiyor. polisin verdiği absürt nasihati gerçeküstü bulurken, karakterlerin hayatta kalmak için istemedikleri işleri yapma zorunluluğuna dikkat çekiyor. (bkz: absürtlük) ve (bkz: kafka) ekseninde dizideki çaresizliği anlatmış.
gibi dizisindeki en absürt repliklerden biri:- erdem atletik diye ben niye köfteci açmak zorundayım? bu nasıl bir mecburiyet ya...gücü elinde tutan, gücün zehrine kapıldıysa bundan sonrası kafkae...
AI Özet: yazar diyor ki iktidar blokunda ciddi bir iç savaş dönüyor, olaylar tesadüf değil. (bkz: güç savaşları) mevzunun merkezinde kim var çözmek zor ama operasyonlar ve farklı çıkışlar durumu özetliyor. yazarca bu durum erdoğan sonrası dönem için yapılan bir ön hazırlık ve çatışma süreci.
hedef falan şaşırdığı yok bence. akp daha doğrusu cumhur ittifakı içindeki grupların birbirleriyle çatışmasına benziyor. kocasının içeride olması da bu çatışmaların bir parçası olabilir. yurtdışı...
AI Özet: yazar, cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrasını en çok dinleyen eski liderlerle şimdiki durumu kıyaslıyor. atatürk ve inönü zirvedeyken, son dönemdeki isimlerin konserlere hiç uğramadığını iddia ediyor. (bkz: klasik müzik) eksikliğine değinip, programların muhtemelen özet geçildiğini söyleyerek durumla dalga geçiyor.
cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası'nı, hangi cumhurbaşkanı, kaç kez dinledi;1. mustafa kemal atatürk (347)2. ismet inönü (333) 3. celal bayar (210) 4. cemal gürsel (102) 5. cevdet sunay (48)6. f...
AI Özet: yazar, beşiktaş ile fenerbahçe arasındaki kadro kalitesi farkının abartıldığını, paranın her zaman başarı getirmediğini savunuyor. ali koç'un harcamalarına rağmen beklenen sonucun alınamadığını hatırlatıp, bazı transferlerin etkisiz kaldığını belirtiyor. rakiplerin çok üstün olduğu yönündeki söylemlere karşı çıkıp, asıl sorunun beşiktaş taraftarının içine düştüğü kitlesel depresyon ve takımı sadece transfer ücretleri üzerinden değerlendirme hatası olduğunu söylüyor. (bkz: para başarı getirmez) kadrodaki bazı eksikliklere rağmen ligi götürebilecek temel bir iskeletin olduğunu, uefa başarısının hemen gelmeyeceğini ve pahalı oyuncular için hayıflanmaya gerek olmadığını ifade ediyor.
galatasaray tamam da fenerbahçe'nin kadro kalitesiyle kıyaslayıp hıçkırarak ağlanacak bir durum yok ortada. yukarıya doğru okursanız, 12 yıldır şampiyon olamayan takımın aradaki farkı açtığına da...
AI Özet: yazar huzurun illa rutin ve sıkıcı bir şey olmadığını, eğlenirken bile tedirgin olmadan rahat hissetmenin mümkün olduğunu keşfetmiş. bu durum ona öyle bir yaşam sevinci vermiş ki etrafındakiler resmen ışıldadığını söylüyormuş. (bkz: huzurlu eğlence) ile hayatı daha keyifli buluyor.
çok enteresan bir his aslında. normalde huzur biraz sıkıcılıkla özdeşleştirilir çünkü huzurlu olmak için biraz rutin gerekir. insanın bedeni de zihni de belli oranda rutine ihtiyaç duyar huzur iç...