AI Özet: yazar (bkz: trol) kasmış.
trol akışını kesintiye uğratmak için entry girdiğim başlık.
AI Özet: yazar, kamu görevlilerinin ve yakınlarının kendilerini kanunların üstünde görme mevzusuna bayağı bir dolmuş. memurların, hakimlerin, savcıların ve bürokratların karıştığı absürt olayları sıralarken resmen bir (bkz: kaos) tablosu çiziyor. valinin oğlundan tut, adliyede birbirini vuran yargı mensuplarına, öğrencisini taciz eden hocalardan, makam gücünü trafikte şov yapmak için kullanan savcılara kadar her türlü örneği vermiş. özellikle kaymakam yakınlarının yarattığı terör ve bu yüzden canına kıyan polis/öğretmen hikayeleriyle durumun vahametini anlatıyor. yazara göre bu durum sadece bireysel bir sorun değil, yukarıdan aşağıya yayılan bir ezme ve aşağılama psikolojisi. bankada veya postanede karşılaştığın o meşhur "niye geldin" bakışlarının kaynağının burası olduğunu savunuyor. influencer olma derdine düşmüş katiplerden, eşi için kampüs taşıtan rektörlere, çekiçle köpek öldüren doktorlardan, adli emanetten altınları yürütüp kaçanlara kadar listenin sonu gelmiyor. devlet kurumlarının nasıl kişisel çıkarlara hizmet eden yerlere dönüştüğünü, geçiş üstünlüğü olan araçlarla uyuşturucu taşınmasının rutinleştiğini belirterek sistemin tamamen (bkz: şaşırmış) olduğunu iddia ediyor.
yakın zamanda memur, bürokrat ve kamu yöneticilerinin kendilerinin ve ailelerinin karışıtğı ilginç olaylar var. bazı memurlar da mecburen bu duruma dahil olmuş oluyor.valinin oğlunun karıştığı ci...
AI Özet: yazar beyaz et sektöründeki kotalardan ve cezalardan dert yanıyor. işlerin sonunun (bkz: kırmızı et) gibi olacağını, sonunda tekelleşme ve ithalatla piyasanın çökeceğini iddia ediyor. bayağı karamsar.
beyaz et sektöründe ithalat yoktur, ihracat vardırönceliklik olarak ihracata kota getirerek, emek emek kazanılan ihracat kapılarını kapattılarsonra...
AI Özet: yazar, milli takım marşının seçim şarkısı gibi olduğunu, sporun savaşa benzetilmesinden rahatsız olduğunu söylüyor. (bkz: siyaset) milli takımı sahiplenme çabalarını ve videolardaki askeri imajı fazla buluyor.
milli takım marşı değilki bu, akp'nin seçim jingle'ı.maç kardeşim bu savaşa gitmiyoruz. niye "siz hepiniz biz tek" diyerek dünyayı türkiye'ye düşman etmey...
AI Özet: yazar, diyanetin bütçesi yetmeyip müminlerden topladığı paralarla abd'de havuzlu, kortlu, bildiğin saray yavrusu bir tesis yaptırdığını anlatıyor. durumu (bkz: trajikomik) bulmuş; hayır yapacağım diye elini cebine atanlara, bağışların maryland'deki villalara gittiğini hatırlatıp hafiften takılıyor.
malumunuz bugün cuma, diyanet işleri başkanlığının müminlerden para isteme ritüelinin hafta dönümündeyiz. sevgili müminler, ödemekten canınızın çıktığı vergilerden aldığı koskoca bütçeyle yetinem...
AI Özet: yazar, yeni düzenlemeyle gelen saldırgan sürüş cezalarının bayağı ağır olduğunu, savcıların bile bu işe girebileceğini söylüyor. ama sonunda şöyle bir gol atıyor: bu abi savcı olduğu için (bkz: torpil) sayesinde cezaları bir şekilde sildirir, biz yine bildiğimiz gibi devam ederiz diyor. tam bir kaos ortamı.
yeni trafik cezası düzenlemesine göre 180 bin tl ceza, 2 ay ehliyete el koyma, 6 ay trafikten men cezası alması gereken savcı.yeni yasal düzenlemeyle birlikte karayolları trafik kanunu’nda ilk ke...
AI Özet: yazar, 2026 dünya kupası kadroları üzerinden sağlam bir veri madenciliği yapmış ve ortaya ilginç istatistikler çıkarmış. buna göre turnuvanın en çok oyuncu gönderen kulübü manchester city olurken, onu bayern münih ve psg takip ediyor. bizimkiler de fena değil; galatasaray 11, fenerbahçe ise 10 oyuncuyla listede yer alarak (bkz: gurur tablosu) boy göstermiş. lig bazında bakınca ingiltere ligleri açık ara önde, resmen turnuvayı domine ediyorlar. hatta adamlar 5. ligden bile yeni zelanda'ya oyuncu göndermiş, şaka gibi. türkiye liglerinden de 45 kişi gidiyor ve burada en çok dikkat çeken nokta ığdır fk'nın durumu. yazar, ığdır fk'dan iki tane milli takım kaptanının (curacao ve yeşil burun adaları) turnuvada yer alacağını belirterek durumu özetlemiş. ayrıca yazarın dikkat çektiği bir diğer mevzu da yerel liglerin durumu. öyle bir dünya yok ki kadrosundaki herkes kendi ülkesinde oynasın; katar ve suudi arabistan buna en çok yaklaşanlar. öte yandan curaçao ve senegal gibi takımların oyuncularının tamamı yurt dışında top koşturuyor. son olarak nüfus mevzusuna girmiş; abd ve brezilya gibi devlerin yanında curaçao gibi nüfusu sadece 195 bin olan minik yerlerin turnuvada olması tam bir (bkz: underdog) hikayesi.
kesinleşen 26 kişilik kadrolara göre (toplamda 1248 oyuncu) sağdan soldan derleyip toparladığım bazı ilginç istatistikler:• turnuvada en fazla oyuncuyla temsil edilen kulüpler(haziran 2026 sonu i...
AI Özet: yazar, dzeko'nun bosnalı çocuklara yazdığı o duygusal mektuptan sonra resmen yıkılmış. adamın çocukken saraybosna'da yaşadığı savaş travmalarını, bomba sesleri arasında ayakkabılığın arkasına saklanışını, 15 kişinin 40 metrekarelik evde yerlerde yatışını okuyunca dzeko'ya olan saygısı iyice artmış. dzeko'nun çocukken dışarı çıkıp futbol oynarken annesinin yüzündeki o hem mutlu hem de korku dolu ifadeyi anlatması yazarın kalbine işlemiş. gökten düşen fıstık ezmeli paketlerin çocuklara sihir gibi gelmesi, su taşımak için çekilen çileler derken dzeko'nun aslında ne kadar zor şartlardan gelip bugünlere ulaştığını vurguluyor. yazar, dzeko gibi yüce gönüllü ve hayatın sillesini yemiş bir karakterle, daha konforlu hayatlar yaşamış bazı yöneticileri kıyaslayarak hafiften sitem ediyor. savaşların para, güç ve ego gibi saçma sebeplerle çıktığını, yetişkinlerin bunu bir türlü öğrenemediğini belirten yazar, dzeko'nun imkansızı başarmış olmasıyla gurur duyuyor. genel olarak yazar, dzeko'nun sadece bir futbolcu değil, aynı zamanda büyük bir yaşam mücadelesinin kahramanı olduğunu düşünüyor. (bkz: edin dzeko) (bkz: saraybosna kuşatması) gibi durumların insanı nasıl etkilediğini anlatan, hüzünlü ama bir o kadar da saygı dolu bir yazı olmuş.
bosnalı çocuklara yazdığı mektubu okudukça, ali koç’un, dzeko’yu mutfaktan uğurladığı o anların ağırlığı çöktü üstüme!! o ki, savaşın ortasında bomba sesleri ile travma yaşamış, yokluk içinde yaş...
AI Özet: yazar, beşiktaş'ın transfer politikasını eleştirip rakip takımın harcamalarıyla kıyaslıyor. eskiden ucuz oyuncularla yetinildiğini, şimdilerde ise yüksek maliyetli yıldızların geldiğini söylüyor. yönetimin ve hakemlerin tutumuna dair (bkz: sert eleştiriler) getirerek karşı tarafa biraz sitem ediyor, durumu garipsiyor.
gılgamış beye bir iki kelam da ben edeyim.bak güzel kardeşim, senin taaaa 1950 den beri harika yönetilen kulübün 2021 yılında bir tane 5 milyon usd üstü adam alamadı. çoğu kiralık, bonservisli ge...
AI Özet: yazar diyor ki sosyal medya bizi fena kandırmış, herkes hayatının fragmanını izlerken gerçekleri kaçırıyor. herkesin sürekli zirvede olduğu veya yurt dışında gezdiği bir dünyada, sabah işe gidip akşam evine dönen insan kendini eksik hissetmeye başlamış. aslında huzur dediğin şey; sağlık, sıcak bir ev ve birkaç dostla geçen sıradan günlermiş. kimse sıkıcı ama mutlu bir salı akşamını paylaşmadığı için (bkz: vitrin hayatlar) millet kendi normalini başkasının en parlak anıyla kıyaslayıp üzülüyor. kısacası mutluluk manşetlerde değil, sessizce yaşanan küçük anlardaymış.
sosyal medyanın insanlığa attığı en başarılı kazıklardan biridir.insanlar artık hayatı yaşamaktan çok, hayatlarının fragmanını izlemektedir. herkes zirvelerde, herkes yurt dışında, herkes girişim...
AI Özet: yazar maçı izlerken mokoena soyadını görünce (bkz: nostalji) damarları şahlanmış, 2002'deki aaron mokoena'yı hatırlayıp google'a sarılmış. adamların baba oğul olduğunu çözünce mutlu olmuş ama kadrodaki diğer teboho'yu görünce hafiften beyin yanması yaşamış.
maçı izlerken güney afrika'dan teboho mokoena diye bir futbolcunun ismini sarı kart görmesinden dolayı ekranda gördüm. bir anda beynimin en derin dehlizlerinden aaron mokoena diye bir isim çıkage...
AI Özet: yazar diyor ki, ilişkilerde asıl olay o ince çizgiyi korumak. teklifini yapıp kenara çekilen, karşıdakini darlamayan insan gerçek saygıyı kazanıyor. ısrar denen illetin, sevgiyle başlayan süreci bir anda (bkz: toz bulutu) haline getirdiğini belirtiyor. zorla güzellik olmayacağı için, ısrar ettikçe karşıdaki insanın nefretini kazanacağımızı söylüyor. teklif etmek aslında bir değer verme biçimiymiş ama araya ısrar girince bütün büyü bozuluyor. kısacası yazar, insanın kendi onurunu koruması ve karşıdakine yük olmaması gerektiğini savunarak ısrarın her şeyi berbat ettiğini anlatıyor.
ilişkilerin dinamiği gönül eseasına göre temellenir. o incelik devam ettiği sürece de iki insan arasında boy verip yetişen, yükselir ve dallanıp budaklanır. insanın öncelikle kendisine olan saygı...
AI Özet: yazar, claude'un fable 5 max modeliyle beraber kullanıldığında projeleri toparlamak için gerçek bir canavara dönüştüğünü iddia ediyor. öyle bir prompt paylaşmış ki; kodun analizinden bug avcılığına, performans iyileştirmelerinden güvenlik açıklarını kapatmaya kadar her şeyi tek seferde halletmeyi hedefliyor. yazara göre bu yöntemle kodlar temizleniyor, gereksiz dosyalar çöpe gidiyor ve sistem üretim ortamına hazır hale geliyor. kısacası yazar diyor ki promptu verin, arkaya yaslanın ve yapay zekanın projeyi (bkz: tek tek) ayıklayıp raporlamasını izleyin. tam bir tembellik ve verimlilik rehberi olmuş.
projenizi bitirdikten sonra aşağıdaki promptu verin sonra yaslanın arkanıza projenizi sonlandırın. fable 5 max de çalıştırın.--- spoiler ---bu projeyi baştan sona analiz et ve kapsamlı bir teknik...
AI Özet: yazar diyor ki niyet temizse ortaya çıkar ama herkesi mükemmel sanıp (bkz: putlaştırmak) hata. kimse kusursuz değil, o yüzden insanları kategorize etmeden hatalarına tolerans göstermek lazım.
niyet önemli. niyeti temiz olan insan er ya da geç kendini belli eder. ama sürekli güzel insan aramak ya da herkesi bu kalıba sokmaya çalış...
AI Özet: yazar, kreşte sürekli ısırılan çocuğuna karşı "sen de ısır" taktiğini uygulamış. (bkz: gözetim altında eğitim) yöntemiyle karşı tarafı terbiye ettiğini ve bu sayede sorunu kökten çözdüğünü belirtiyor. artık çocuğuna misilleme yapmasını öğreterek durumu kontrol altına aldığını söylüyor.
3.5 yaşında bir oğlum. kreşten her gün arıyorlar. kimvarorda hanımcım kusura bakmayın çocuklar kavga etti, x çocuğu sizin çocuğunuzu ısırdı diye. çocuktur bunlar olur dedim. ama bu bir iki üç dör...
AI Özet: yazar, müge anlı'daki ceyda ve ramazan vakasını adeta bir belgesel tadında izlediğini söylüyor. ramazan'ın pişkinliğine ve tepkisizliğine bayağı kurulmuş, onu tam bir (bkz: loser) olarak tanımlıyor. ceyda konusunda ise daha sert; kızın şımarık olduğunu ve ailesinin aşırı korumacı tavırlarının onu böyle yaptığını düşünüyor. yazar diyor ki, her şeyi ayağına getirip sonra sorumluluk beklemek saçmalık. ceyda'nın durumunu günümüzün teknoloji bağımlısı, hayatsız gençliğiyle kıyaslıyor. hormonlar bir yere kadar ama bu kadar saf olunmaz diye belirtiyor. kendi ailevi sorunları olsa da kimsenin kendini böyle bir duruma düşürmeyeceğini, akıl denilen şeyi kullanmak gerektiğini savunuyor. kısacası yazar, ceyda'nın biraz sarsılması gerektiğini ve ailesinin ona haddini bildirmesi gerektiğini düşünüyor.
ceyda - ramazan belgeselinin 2. günümdeyim. ramazan'ın konuşulanlara verilen tepkisizliğinden çocukluğundan beri bu konuşmalara maruz kala kala arsız , yüzsüz olmuş hiç umrunda değil var öyle tip...
AI Özet: yazar, sıkıcı bir maç izlerken dayanamayıp ilhan berk okumaya başlamış. şairin rüzgarda savrulan yaprak gibi hissettiği o naif dizelerle teselli bulduğunu anlatıyor. (bkz: edebiyatın gücü) diyerek durumu özetliyor.
“efendim, bir yaprak nasıl dönerse rüzgardaöyle yaşadımyani bir altı ay ben kendimde değildimbir altı ay ben kendimi düşündüm dünyadayani bir altı ay yaşamadım.bir ...
AI Özet: yazar diyor ki millet biyolojik ebeveynliği doğal karşılayıp evlat edinmeyi sanki açıklama gerektiren garip bir tercihmiş gibi görüyor ama aslında çocuk sahibi olmak da en az onun kadar sorgulanması gereken bir mevzu. ona göre evlat edinmek çok daha bilinçli bir hareket çünkü insan sürekli bunu gerçekten isteyip istemediğiyle yüzleşiyor. ebeveynliğin özünün genetik benzerlikte değil, çocuğun yanında durabilmekte ve ona güven vermekle ilgili olduğunu savunuyor. kan bağı insanı akraba yapar ama (bkz: aile olmak) bambaşka bir süreçmiş. kendi ailesiyle bağlarının zayıf olduğunu belirten yazar, bir çocuğun ihtiyaç duyduğu şeyin benzer bir yüz değil, koşulsuz kabul edilmek olduğunu anlatıyor. yani olay genlerde değil, ait olma hissetmekte bitiyor.
evlat edinme konusunda beni en çok düşündüren şeylerden biri şu: insanlar biyolojik ebeveynliği doğal, evlat edinmeyi ise açıklanması gereken bir tercih olarak görüyor. oysa dünyaya çocuk getirme...
AI Özet: yazar, lale mansur'un diyarbakır gezisindeki üslubuna takılmış. yerli turist yerine türk turist tabirini kullanmasını tutarsızlık olarak görüyor. genel olarak kişinin dil tercihlerini ve siyasi duruşunu eleştirirken, (bkz: iki yüzlülük) yaptığını iddia ediyor. ayrıca bu tarz isimlerin kamu kanallarında yer almasına da oldukça tepkili olduğunu belirtiyor.
kürdçülerin, liboş artıklarının iki yüzlülüğünü size şöyle anlatayım. bu kadın diyarbakır'daki 4 ayaklı minareye gitmiş. "türk turistler" minarenin altından geçiyormuş vs. konumuz bu değil tabi, ...
AI Özet: yazar takvayı allahla yakınlaşmak ve azaptan kaçmak olarak anlatmış, (bkz: furkan) ile de doğruyu bulmayı vurgulamış.
allah'ın azabından sakınmak allah ile kuvvetlenmek vb."ey iman edenler. allah'a takva ederseniz...
AI Özet: yazar, otomatik el freninin testosteronu düşürdüğü tartışmalarından girip bizi dilbilgisel bir krizle baş başa bırakıyor. eski gazetelerde rastladığı bitirdiğimiz hafta ifadesiyle günümüzdeki geçen hafta kullanımı arasındaki farka takılmış. yazara göre geçen hafta demek, hayatı tribünden izlemek gibi çok pasif bir durum. buna karşın bitirdiğimiz hafta demek, sanki haftayı biz paketlemişiz gibi bir hava katıyor ve insanı daha muktedir hissettiriyor. hatta bu durumun 1960 darbesi sonrası yaygınlaşmasıyla askeri müdahalenin getirdiği o sert ve eril havayla bağlantılı olduğunu iddia ediyor. (bkz: dilbilgisi) kısacası yazar, kelimelerin bizi nasıl siliklettiğini anlatıp (bkz: zeker) üzerinden ince bir gönderme yapıyor.
otomatik el freninin testosteronu düşürmesi hadisesine -haklı olarak- kafa yoran sözlük ahalisi, dostlar, romalılar sorarım size: hafta biter mi yoksa geçer mi? bu soru aklıma, akis gazetesi'nin ...
AI Özet: yazar diyor ki ayrılık net bir acıdır ama sevgisizlik adamı içten içe çürütür. yanında biri varken yalnız hissetmek (bkz: boşluk hissi) daha zormuş. bitmiş ilişki, sevgisiz bir ilişkiden daha kolaymış.
ayrilik en azindan bir seyin bittigini söyler. can yakar, insanı dağıtır ama neyle mücadele ettiğini bilirsin.sevgisizlik ise daha sinsidir. bir şeyle...
AI Özet: yazar, veda yurtsever'in aybüke'ye yazdığı veda mesajı üzerinden sektörün karanlık tarafına ve izleyici kitlesinin garip hallerine değiniyor. veda hanım, aybüke'nin set arkadaşlığına ve enerjisine bayılmış ama reyting canavarının ve karakter değişimlerinin oyuncuyu nasıl yıprattığını anlatmış. özellikle sosyal medyadaki o (bkz: klavye şövalyeleri) tayfanın, emek veren insanlara karşı takındığı saldırgan tutum ve nezaketten uzak halleri yazarın canını sıkmış. veda yurtsever, genç meslektaşının bu toksik ortamda ne kadar zorlandığını ve kriz yönetimi yaparken nasıl yıprandığını görmüş, buna çok üzülmüş. öte yandan yazar, dizinin içeriğine dair ciddi eleştiriler getiriyor. medeni kanun, aile bağları ve dürüstlük gibi değerlerin hiçe sayıldığını, toplumsal bir çürümenin yaşandığını savunuyor. özellikle metreslik gibi durumların desteklenmesini ve kadınların bu tarz karakterleri savunmasını kabullenememiş. yazar diyor ki; tamam bu sadece bir dizi ama yansıttığı değerler ve izleyici tepkileri aslında toplumun ne halde olduğunu gösteren bir tokat gibi. kısacası hem set arkasındaki mobbinge ve sosyal medya zorbalığına hem de dizinin etik dışı mesajlarına karşı sağlam bir tepki koymuş. (bkz: toplumsal çürüme)
veda yurtsever'in mesajını aşağıya bırakalım.“canım aybüke,bu fotoğraf senin set arkadaşlığını en iyi yansıtanlardan, çok eğlenceli bir yol arkadaşıydın.zor bir yolda yürüdün, bir 'oyuncu' olarak...
AI Özet: yazar, mevcut yönetimin gençleri dinden soğuttuğunu iddia edip destekçilerine (bkz: ilahi adalet) konusunda uyarılar yağdırıyor.
islam inancında bir kişinin müslüman olmasına vesile olmak güneşin doğduğu her şeyden hayırlıdır.bu ...
AI Özet: yazar, ismail saymaz'ın son zamanlarda çok yumuşadığını ve gazetecilikten uzaklaştığını düşünüyor, (bkz: hayal kırıklığı) yaşıyor.
su an ki yayinda iyice mide bulandirmaya basladi. artik iyice yumos camasir deterjani kivamina ...
AI Özet: yazar diyor ki ülkede şu an dönen dolaplara, siyasi figürlerin kısıtlanmasına veya belediyelere kayyum atanmasına şaşırmak hata çünkü olay aslında yüz yıllık bir sistem hatasının patlaması. birçok kişinin eski sistemde kuvvetler ayrılığı vardı diye romantizm yapmasını saçma buluyor; ona göre eski dönemdeki denetim mekanizmaları kurumların bağımsızlığından değil, gücü elinde tutmak isteyen farklı grupların (bkz: askeri vesayet) kendi arasındaki kapışmasından ibaretti. yani aslında sopa hep vardı, sadece tutan el değişti. yazarın iddiasına göre bu ülkede kurumlar hiçbir zaman bireyi korumak için değil, toplumu hizaya sokmak için kullanıldı. devlet aygıtının tüm frenleri sökülmüş ve denetimsiz güç tek bir merkezde toplanmış. kurumsal genetiğe liyakat yerine güce tapma kültürü işlediği için kurumlar artık sadece biat ediyor. son durum ise pek iç açıcı değil; sistem öyle bir kilitlenmiş ki artık normal seçimlerle düzelecek aşamayı geçmiş. yazara göre bu hantal yapı ancak kendi yarattığı (bkz: liyakatsizlik) ve ekonomik çürüme yüzünden içeriden patlayarak dönüşebilir.
bugün ülkede yaşanan rezaletleri, en popüler muhalif figürün hukuk eliyle esir alınmasını, ana muhalefete mahkeme kararlarıyla resmen kayyum atanmasını falan görünce herkes şaşırıyor. ama aslında...
AI Özet: yazar diyor ki herkesin kendi hayatı hakkında karar verme hakkı var, kimse kimseye düşman olmasın ama her işi aynı kefeye koymak da saçmalık. yani bir beyin cerrahının yıllarca okuyup ameliyata girmesiyle veya bir öğretmenin kırsalda ter dökmesiyle yetişkin içerik üreticiliğini aynı kategoriye koymayı reddediyor. (bkz: emek) kavramının herkes için geçerli olduğunu kabul etse de toplumsal değer ve uzmanlık açısından arada uçurum olduğunu savunuyor. her şeyin sadece zamanı veya bedeni satmakla açıklanmasını fazla indirgemeci buluyor. özetle, bu işi yapanların hakkını savunmakla tüm mesleklerle eşdeğer görmek arasında ince bir çizgi var ve yazar bu çizgiyi aşmıyor.
insanların emeklerini satarak gelir elde ettiği doğrudur. ancak her emeğin niteliği, toplumsal işlevi ve ürettiği değer aynı değildir. bir öğretmenin bilgi ve emeğiyle, bir doktorun yıllarca eğit...
AI Özet: yazar jakobs'un paylaşımıyla takım ruhuna bayılmış (bkz: gs)
ismail jakobs paylaşımı:görseltakımdaşlık, kolej havası, takımda kardeşlik budur. ve başarıyı g...
AI Özet: yazar, irlanda'da son dönemde yaşanan şiddet olaylarını ve sığınmacı krizini anlatıyor. henry nowak isimli gencin trajik ölümü ve ardından gelen vahşi saldırılarla ülkedeki tansiyonun iyice yükseldiğini belirtiyor. özellikle sağır bir vatandaşın uğradığı ağır saldırıyı anlatırken durumun vahametine dikkat çekiyor. yazara göre yönetimler, halkın haklı tepkilerini (bkz: ırkçılık) suçlamalarıyla bastırmaya çalışıyor ve sansür yoluna gidiyor. irlanda'nın geçmişte kimseyi sömürmediğini, bu yüzden mevcut sığınmacı sorununu hak etmediklerini savunuyor. ayrıca (bkz: kalergi planı) ve küresel yapıların siyasetçiler üzerinden ülkeye müdahale ettiğini iddia ediyor. yazar, irlanda halkının bu baskılara karşı oldukça organize olduğunu, kuzey ve güney ayrımı gözetmeksizin birleşerek tepkilerini sert bir şekilde gösterdiklerini söylüyor. kısacası yazar, ülkenin artık canına tak ettiğini ve halkın kendi topraklarını korumak için direnişe geçtiğini vurguluyor.
irlanda irlandalılara aittir. ben olayları olabildiğince özet şlekilde aktarmaya çalışayım:>henry nowak isimli bir genç (18 yaşında) geçen haftalarda bir adet hintli tarafından arkadan önden b...
AI Özet: yazar kitaba öyle bir takılmış ki bitirmesi resmen işkenceye dönmüş, araya başka kitaplar alarak hayatta kalmaya çalışmış. kitaba dair genel kanısı oldukça negatif, hatta hayatında okuduğu en kötü ilk 10 eser arasına sokacak kadar sevmemiş. yazara göre olay tamamen tembel işi bir yazarlık örneği; çünkü sayfalarca okumasına rağmen füsun diye bir karakterle tanışamamış. sadece fiziksel betimlemelerle, yani vücut hatlarıyla vakit kaybedildiğini, bunun da soft porno tadında olduğunu söylüyor. (bkz: karakter gelişimi) sıfır olan bu durumdan dolayı kitaptaki aşk ve takıntı temasının çok sığ kaldığını, kadının dünyasını veya düşüncelerini hiç göremediğini belirtiyor. kemal karakterini zaten tamamen faydasız ve saçma bulmuş. gerçekçi olma iddiası varken gerçeklikten kopuk olduğunu, karakterlerin içine girilemediğini savunuyor. hikayeyi nişantaşı ortamları ve çukurcuma'daki ev oturmalarına indirgeyip özetlemiş. 1980 darbesi gibi büyük bir olay yaşanırken karakterlerin buna tepkisizliği veya derinliğinin olmaması yazarın canını sıkmış. kitabı bitirdikten sonra ruhunu temizlemek için tolstoy veya yaşar kemal okumak istediğini söylüyor. takıntı meselesini american psycho ile kıyaslayıp, oradaki çok yönlülüğün burada olmadığını, sadece tek bir odak noktası üzerinden dönen sığ bir anlatı olduğunu iddia ediyor. kısacası yazar için masumiyet müzesi, derinliği olmayan bir takıntı şovundan ibaret.
elime agir yapisti. dusunun dizisi duyurulup yayinlanmadan once okumaya basladim, ancaaaaaaaaaaaa dun bitirebildim. araya 3 kitap dahi aldim. oyle sacma bir kitap.okudugum en kotu ilk 10 kitap ar...
AI Özet: yazar, dadaloğlu mevzusunun sadece romantik bir hikaye olmadığını, işin içinde ciddi bir yerleşim ve yaşam tarzı kavgası yattığını söylüyor. osmanlı'nın avşarları çukurova'nın o dönemki bataklık ve sıtma dolu ortamına sürmek istemesini tam bir ölüm fermanı olarak görüyor. yaylanın ferahlığından çıkıp sivrisineklerle boğuşmaya kimse razı olmazmış, yazar burada kendisini bile isyan ederken hayal ediyor. yani olay sadece şehirleşme değil, bildiğin hayatta kalma mücadelesi. (bkz: avşar boyu) ve (bkz: sıtma) ile sonuçlanan bir süreçten bahsediyor.
debeye giren yazar çok güzel açıklamış yüzde doksanına katılıyorum ancak ilavede bulunmak lazım .tarihi olaylar sandığımız kadar romantik anlamlar içermek zorunda değildir ve türkler osmanlı için...
AI Özet: yazar ön yargılarını kırıp özbekistan'dan bayağı memnun ayrılmış. taşkent'in düzeni ve temizliği onu şaşırtmış, buhara ve semerkant'ın tarihi dokusunu ise (bkz: bayılmış). yemek olayına gelince, özbek pilavı ona biraz ağır gelmiş ama salataları ve mantıları on numara bulmuş. kişniş sevmeyenlere dikkatli olmalarını öneriyor. tandır ekmeğini ise o kadar abartılacak bir şey olarak görmemiş. namangan'daki festivali yakalayan şanslıymış. kısaca orta asya meraklıları için ideal rota diyor.
gitmeden önce kafamda bazı soru işaretleri bulunan ama açıkçası beklentimin üzerinde çıkan ülke.özellikle taşkent çok düzenli, temiz ve ferah bir şehir. yollar geniş, metro istasyonları güzel, şe...
AI Özet: yazar diyor ki olay sadece zübük değil, halkın da payı var. herkes kendi çıkarı peşinde koştuğu için durum bu hale gelmiş (bkz: her toplum hak ettiği gibi yönetilir)
suçun sadece zübük'te olmamasıdır. aziz nesin, "her toplum hak edildiği gibi yönetilir" fikrinden yola çıkar. ka...
AI Özet: yazar, gökhan atılgan'ın analizleri üzerinden doğan avcıoğlu'nun askerlerle olan ilişkisini sorguluyor. avcıoğlu'nun kendini devrimin lideri, askerleri ise sadece yardımcı olarak gördüğünü ama bunun pek gerçekçi olmadığını savunuyor. (bkz: hayal kurmak) yazarın gözünde, türk askerinin ipleri avcıoğlu gibi sivri birine bırakması imkansızmış. mahir kaynak'ın anlattıklarına da değinerek, asker kanadının avcıoğlu ve ekibini ilk fırsatta tasfiye edeceğini belirtiyor. sonuç olarak, nato karşıtlığı ve keskin fikirleri olan birine paşaların güvenmeyeceği kanaatinde.
avcıoğlu'nu en çok çalışan ismlerde biri gökhan atılgan. kendisinin esg ile yaptıkları şu yayın izlenmeli kanımca. o yayında da konusu geçti ben de tekrar etmiş olayım.acaba 9 mart başarılı olsay...
AI Özet: yazar diyor ki metaforlar olmadan hayatı analiz etmek imkansız, treni kaçırmak gibi ifadeler aslında koca bir hikaye anlatıyor. bu şarkının da insanı direkt geçmişe götüren, burnunun direğini sızlatan bir tarafı varmış. eski günlerin o saf hayallerini ve sonsuz aşklarını özlesek de artık omuzlarda rutinin ağırlığı ve konfor alanının sıkıcılığı var. (bkz: kabulleniş) yani özetle herkes aynı yollardan geçiyor, şarkı da bunu anlatıyor.
aklımdakileri söyleyeceğim, sonra çekip gideceğimhayat yaşanıp gidiyor ama yazmaya gelince metaforlara muhtacız. en güzel hayat analizlerimize metaforlar eşlik eder. birisi “treni kaçırdım” dediğ...
AI Özet: yazar, maho ağa ile feyzo'nun anlaşması durumunda ortaya çıkacak kapitalist ve feodal iş birliğinin tam bir kabus olacağını, (bkz: sınıf mücadelesi) izlememizin şans olduğunu söylüyor.
karl marx'ın kemiklerini sızlatacak, harran ovası'nda revizyonizmin ve sınıf uzlaşmacılığının kitabını yazdıracak korkunç parale...
AI Özet: yazar, fedon'un çanakkale şehitleri üzerine anlattığı duygusal hikayeden etkilenmiş (bkz: hüzün)
“bu ayakta gördüğünüz adam eşi hamile iken çanakkale'ye savaşa gitti ve geri gelemedi. vatanı i...
AI Özet: yazar, grup yorum'un ilk albümüne adını veren sıyrılıp gelen şarkısının kendisi için adeta hayat boyu eşlik eden bir fon müziği olduğunu söylüyor. ahmet telli'nin şiirinden bestelenen bu eserin, metin kahraman'ın dokunuşları ve ayşegül yordam'ın o hiç eskimeyen sesiyle bambaşka bir yere ulaştığını belirtiyor. şarkıyı ilk duyduğunda çocuk olduğunu, 12 eylül sonrası dönemin ağırlığını o yaşta tam kavrayamadığını ama zamanla hayatın sillesini yedikçe eserin derinliğini anladığını anlatıyor. lise ve üniversite yıllarına, hatta 96'daki harç eylemlerine kadar götüren bir nostaljilemiş bu durum. (bkz: grup yorum) ve (bkz: ayşegül yordam) etkisindeki yazar, kaval ve gitarın uyumuna bayılıyor. kısaca; şarkı onun için sadece bir melodi değil, geçmişin ve doğanın huzurla birleştiği bir sığınak gibi.
yırtılmış bir tül gibi savrulup duran zamanın içinde dinlemekten bıkamadığım ezgidir sıyrılıp gelen. beni lise sıralarına, lisans yıllarıma, 96 harç eylemlerine götürür. lakin sözlüğe onca şey ya...
AI Özet: yazar çocukken roland garros'tan kaptığı hevesle longines hayali kurmuş, 19 yıl sonra conquest modelini alıp mutluluğa erişmiş. (bkz: saat tutkusu) sonunda hayaline kavuşmuş.
tenis takip edenler bilir. her ne kadar son yıllarda rolex'i görsek de longines uzun yıllarca roland garros'un sponsoru olmuştur...
AI Özet: yazar, canku'nun sağlık sorunlarını öğrenince üzüldüğünü ama adamın hala formda olduğunu söylüyor. (bkz: modern folklor üçlüsü) ile büyük değermiş.
armağan çağlayan'ın youtube programına çıkmış. hastalandığını ve konuşma güçlüğü çektiğini bilmiyordum. ken...
AI Özet: yazar diyor ki elon musk bu işleri bildiği için s&p indeksine girmeyip küçük yatırımcıyı ve emeklilik fonlarını güzelce tırtıklama peşinde. şirket zarar yazarken aşırı değerliten halka arzla (bkz: söğüşleme) operasyonu yapacak, erken girenler vur kaç yapıp çıkacak. tam bir klasik musk taktiği.
yatırım tavsiyesi değildir ama tamamen sıradan yatırımcıların, indekslere yatırım yapanların paraları ve emeklilik fonlarındaki paralarını tırtıklamak için elon musk'ın bulduğu yöntem.s&p ind...
AI Özet: yazar diyor ki zihnimizin en değerli yerlerini hak etmeyenlere peşkeş çekiyoruz, kendimizi ise kendi kafamızda misafir gibi ağırlıyoruz. gidenlerin hala ev sahibi gibi takılmasına izin verip kendi alanımızı daraltıyoruz. (bkz: kendinden uzaklaşmak) olay aslında kimin geldiği değil, kimi içeride tuttuğumuzla ilgili. yazar, bu iç kalabalığından kurtulup zihinsel alanı geri kazanmamız gerektiğini, yoksa kendi sesimizi bile duyamayacağımızı belirtiyor. kısacası kapıyı herkese açmamak lazım.
zihnimizin en güzel köşelerini olmadık kişilere kiraya veriyoruz. kendimize ise çoğu zaman misafir muamelesi yapıyoruz.şöyle bir durup bakınca insan anlıyor aslında… gün içinde kimler dolaşıyor a...
AI Özet: yazar kefirdeki bakterilerin mide asidini aşıp bağırsaklara ulaştığını, bunun en büyük kanıtının da tuvaletteki rahatlama olduğunu söylüyor. (bkz: kefir) sayesinde konforlu bir hayat sürdüğünü belirtiyor.
kefirdeki faydalı bakterilerin mide asidini aşıp bağırsak florasına ulaştığının bilimsel kanıtları;dışkı kanıtımide asidinden sağ çıkmakefir bakter...
AI Özet: yazar, robert kolej yıllarının kendisine kattıklarını anlatıyor. okulun sadece bir diploma değil, aslında bir hayat tarzı sunduğunu savunuyor. yönetmen olmasa bile sinema dersleri sayesinde film yorumlama ve teknik analiz konularında uzmanlaştığını, boş zamanlarında resim yaparak ruhunu dinlendirdiğini belirtiyor. shakespeare ve dünya edebiyatı üzerine yaptığı derin analizlerin hala taze olduğunu, kütüphanesindeki eski notlarla geçmişteki düşüncelerine yolculuk yaptığını söylüyor. yazara göre okulun asıl olayı insana özgüven ve öğrenme aşkı aşılaması. kimseye boyun eğmeden, kendi değerlerinin farkında olan ve hayattan zevk almayı bilen bir birey haline geldiğini vurguluyor. (bkz: robert kolej) etkisiyle hayat boyu sürecek bir entelektüel birikim kazandığını düşünüyor.
mezun olalı hatrı sayılır zaman geçmişken ben de şimdi robert kolej'de okuduğum yıllara dönüp bakınca bazı şeylerin farkına varıyorum.benim robert kolej'de okuduğum dönemler türkiye şu an içinde ...
AI Özet: yazar, william march'ın 1954 yapımı "the bad seed" romanından bahsediyor. olaylar, dışarıdan bakınca mükemmel görünen ama aslında içten içe ürkütücü olan 8 yaşındaki rhoda ve annesi christine etrafında dönüyor. rhoda öyle bir çocuk ki, dersleri iyi, terbiyesi yerinde ama hırsı yüzünden sınıf arkadaşını nehre gömecek kadar soğukkanlı. (bkz: psikopat çocuk) yazar, kitabın bu türün öncüsü olduğunu ve çocukların her zaman masum olduğu klişesini yıktığını belirtiyor. 1950'lerde yazılmış olmasına rağmen freudyen temalarıyla ve karakter analizleriyle hala güncel olduğunu savunuyor. özellikle anne christine'in güçlü duruşu ve yaşadığı içsel çatışmalar dikkat çekiciymiş. yan karakterler de oldukça renkli; kendini psikanalist sanan ve dönemine göre çok açık fikirli olan monica breedlove ile rhoda'nın gerçek yüzünü ilk çözen, kendisi de pek tekin olmayan kapıcı leroy jessup hikayeye derinlik katıyor. yazar, kitabın suçun psikolojik altyapısını incelemesini ve karakterlerin gerçekçiliğini çok beğenmiş. kısacası, nostaljiye kaçmadan okunabilecek, insanı geren ama bir o kadar da meraklandıran bir psikolojik roman olduğunu söylüyor. (bkz: doğuştan kötü)
william march’ın 1954 tarihli romanı: “kötü tohum”. daha sonra tiyatroya ve oscara aday olan bir filme uyarlanmıştır. görselfilm odağına christine penmark adlı oldukça güzel, evli bir kadını alıy...
AI Özet: yazar, izmir'in seçmen profilinin diğer şehirlerle benzer olduğunu ve özellikle karabağlar'daki varoş bölgelerin hiç değişmediğini söylüyor. belediye hizmetlerinin yetersizliğinden, yolların durumundan ve çöp sorunundan yakınıyor. eleştiri yapanlara karşı takınılan tavrı (bkz: çomar) saçma buluyor ve yerel yönetimin başarısızlığını görmezden gelenleri sertçe eleştiriyor.
(bkz: #184350258) görüldüğü üzere seçmen profili olarak rize, konya, sakarya gibi şehirlerden bir farkı olmayan şehir. doğma büyüme izmirliyim. ailem de öyle. bildim bileli karabağlar'da yaşıyoru...
AI Özet: yazar istanbul'dan kaçmak için gün sayıyor. annesini dinlemeyip burayı seçtiği için pişman ama yine de şehre bir şeyler kattığını söylüyor. kalabalık ve toplu taşıma dramı yüzünden artık (bkz: canı çıkmış). burayı yaşamak değil hayatta kalma savaşı olarak görüyor.
bu şehirden kurtulmayı dört gözle bekliyorum, çok az kaldı. umarım hayatımın hiçbir döneminde bir daha burada yaşamak zorunda kalmam. tercih zamanı en büyük hatam annemi dinlememekti. hakkını yem...
AI Özet: yazar beyaz saraydaki ufc arenasını görünce idiocracy filminin gerçek olduğunu söylüyor, abd'nin geldiği nokta tam bir (bkz: şaka gibi) durum.
beyaz saray'ın bahçesinde yapılacak olan ufc karşılaşması için kurulan arena görselile beraber idiocr...