AI Özet: yazar işletmeyi (bkz: soygun) diyor
burası ahlaksız bir işletmedir demenin farklı bir yoludur.
AI Özet: yazar, yaşa göre değişen tepkileri (bkz: ironi)
daha geçen sene 45 yaşında gencecik yaşta emekli mi olunur diye ağlıyordunuz. şimdi bunak mı ol...
AI Özet: yazar, erdoğanın gücüne fazla güvendiğini ve kılıçdar üzerinden chp'yi bitirme planının bu sefer tutmayacağını söylüyor. imamoğlu'nun inatçılığına dikkat çeken yazar, yapılan operasyonların ileride ak partiye döneceğini iddia ediyor. kısaca siyasi bir (bkz: hesap hatası) yapıldığını ve zamanla her şeyin ortaya çıkacağını belirterek durumu özetliyor.
kendini o kadar güçlü görüyor ki; ölüyü diriltebileceğini zannediyor..kılıçdar tam anlamıyla siyasi ölü...kendisi ve kurmaylarının yürüttüğü chp ve imamoğlu stratejisi baştan sona hatalı..kılıçda...
AI Özet: yazar babasının kaybıyla ilgili yaşadığı şoku ve sonrasındaki süreci anlatıyor. başta durumu kabullenemese de zamanla gelen krizlerle ve bitmek bilmeyen rüyalarla baş etmeye çalışmış. (bkz: yas süreci) hala içindeki o boşluğu dolduramamış, özlemin böyle bir şey olduğunu belirtiyor.
babam öldüğünde ilk an inanmamıştım. cenaze evinde ne kadar gerekliyse o kadar koşturdum. bir hafta sonra işime, kendi şehrime döndüm ve yine bir şey olmamıştı. bir sene geçmiş, balkonda arkadaşı...
AI Özet: yazar, chat gpt'den claude'a geçtikten sonra verimliliğinin tavan yaptığını iddia ediyor ve sözlük tayfasına hayat kurtaran prompt listesini sunuyor. adam resmen yapay zekayı kişisel asistana çevirmiş. öncelikle günün stratejisti moduyla işlerini aciliyete göre değil, etkiye göre sıralatıp kaostan kurtuluyor. okuma işlerini claude'a yıkmış; özet, kritik noktalar ve sorgulama soruları alarak (bkz: hızlandırılmış okuma) daha fazla içerik tüketiyor. en bomba olanı ise görünmez yazar taktiği; kendi yazı stilini analiz ettirip yapay zeka kokmayan metinler yazdırıyor, böylece kimse durumu çakmıyormuş. toplantılara girmeden önce karşı tarafın profilini analiz ettirip zekice sorular ve veriler hazırlatarak sanki günlerce çalışmış gibi görünüyor. metinlerini düzelttirirken acımasız dürüstlük istiyor ki sonuçlar mükemmel olsun. hayat kararlarında ise önce kendisine soru sordurup sonra farklı zaman dilimlerindeki etkilerini analiz ettiriyor. zor konuşmalar ve maaş pazarlıkları için diplomatik veya doğrudan yollar çizdirerek müzakereci modunu açıyor. son olarak herhangi bir konuyu 7 günde öğrenmek için ücretsiz kaynaklar ve pratiklerle dolu bir çıraklık planı hazırlatıyor. özetle yazar, claude'u sadece soru sormak için değil, hayatını optimize etmek için kullanıyor.
3 yıl chat gpt kullanmanın ardından claude'a geçtim ve şunu söyleyebilirim ki üretkenliğimi 10 kat artırdı.sözlük tayfaya hayrımız dokunsun diye, günlük hayatta kullandığım ve hayatımı dönüştüren...
AI Özet: yazar, reha muhtar'ın habercilik anlayışıyla beraber ana haber bültenlerinin nasıl bir değişime uğradığını anlatıyor. eskiden haber dediğin ciddi bir işmiş, milyon dolarlık sunucular varmış ama muhtar gelip bay kubidik gibi tipleri ekrana taşıyınca işler karışmış. yazara göre adam resmen (bkz: habercilik) kavramının kalbine hançer saplamış. memlekette ciddi krizler dönerken adamın pire ferhat gibi komedi unsurlarıyla reyting rekorları kırması, haber seviyesini yerle bir etmiş. murat kekilli olayındaki ısrarları ve inşaat tepesindeki röportajı ise işin zirve noktasıymış. ayrıca barış manço sonrası gelişen hüzünlü kapanış geleneğini, kendi sevgilisi nilüfer'in şarkılarıyla birleştirip hem ekole uymuş hem de reklamını yapmış. yazar burada kritik bir soru soruyor; suç sadece muhtar'da mı yoksa bunu izleyen halkta mı? yani insanlar dertten bıkıp kafa dağıtmak mı istemiş yoksa muhtar mı her şeyi dejenere etmiş? net bir cevap yok ama yazar, falcılarla yaptığı alkollü programlar üzerinden hafifçe takılarak ülkenin bu vizyonla isveç olamayacağını belirtiyor.
televizyonculukta habercilik ciddi bir işti. bugün ekranı sekize bölüp, aynı cümleleri farklı kelimelerle tekrar eden tipler ya da aynı merkezden gelen haberleri tekrarlayan kanallar ciddi görüne...
AI Özet: yazar, söz konusu kişinin ekolünden gelenlerin benzer toksik tavırlar sergilediğini söylüyor. mobbing ve kötü muameleyi eğitimle açıklayanlara karşı çıkıp, insan ezerek meslek öğretilemeyeceğini belirtiyor. (bkz: eski kafa medya)
kendisiyle çalışmadım. yaşım yetmedi, iyi ki de çalışamamışım. ama kendisinin yetiştirmeleriyle bolca çalıştım. gördüğüm kadarıyla çoğu, aynı ekolün tornasından çıkmış gib...
AI Özet: yazar, yaya geçidinde yol verince arkadan azar işitmekten ve yayanın bile buna şaşırıp korkmasıyla oluşan absürt duruma dert yanıyor. tam bir (bkz: türkiye simülasyonu) hali olduğunu söylüyor.
yaya geçidinde yayaya yol verdiğin için arkadaki davardan korna yiyip, üstüne dikiz aynasından el kol hareketiyle "ne duruyorsun u...
AI Özet: yazar, orhan pamuk'un kara kitap'ını edebi anlamda bambaşka bir seviyede gördüğünü ve kurgusuyla türk edebiyatının zirvelerinden biri olduğunu söylüyor. özellikle pamuk'un yazma tutkusuna ve yarattığı dünyaya kendini kaptırmasına bayılmış. yazarın aktardığına göre pamuk, kitabı yazarken resmen dış dünyayla bağını koparmış; erenköy'de boş bir daireye kapanıp telefonunu bile bilen kimsenin olmadığı bir yalnızlığa gömülmüş. (bkz: yazarlık sancıları) adamcağız üç-beş yıl boyunca sadece edebiyatla uğraşmış, eşi uzaktaymış, editörler ve arkadaşlar ortalıkta yokmuş. sadece yemek getiren birkaç tanıdık dışında kimseyi görmemekten de gayet memnunmuş. ancak işin absürt kısmı şu; pamuk yazdıkça romanın kahramanı galip'e benzemeye başlamış. galip istanbul'da kayıp karısını ararken nasıl bir melankoliye giriyorsa, pamuk da yazdıkça benzer bir mutsuzluk ve korku hissetmiş. hatta bir noktada tıraş olmayı bırakıp, üstü başı dağılmış, ayağında delik ayakkabılarla erenköy sokaklarında hayalet gibi gezmeye başlamış. yani yazar diyor ki, bir yazar eserine bu kadar saplantılı ve derin bir bağ kurmalı ki okuyucu bunu satırlarda hissetsin. (bkz: kara kitap)
kara kitap’la ilgili olarak ekteki röportajına denk gelmiştim zamanında, birkaç gündür solda başlığına denk gelince aklıma geldi yine. orhan pamuk için iyi yazar tanımlaması yapan kitap budur. ev...
AI Özet: yazar, 2015'teki rus uçağı krizinde evde pijamalarıyla takılırken bir anlık merakla rus forumlarına dalmış. rusçası sıfır olduğu için google translate ile (bkz: ajanlık) yapmaya çalışmış ve milliyetçi rusların "istanbul'u yakalım" tadındaki öfkeli yorumlarını izlemiş. tam o sırada forumda mareşal suvorov'un doğum gününün kutlandığını görmüş. tarih mezunu olan yazar, suvorov'un eskiden bizlere bayağı diş geçirdiğini hatırlayınca bir anlık gaza gelmiş. votkalı bir rus kullanıcının "unutmayız" diye atarlanması üzerine, yazar da klavye delikanlılığına soyunup "biz de unutmayız, suvorov'un doğum gününde hediye verdik yine veririz" diye bir cevap döşemiş. enter'a bastığı an kendini kremlin'e sızmış gibi hissetmiş ama sonra olaylar çok garip bir yere evrilmiş. bir süre sonra rusya'daki siyasetçilerin ve emekli generallerin "türklere bakın, uçağı özellikle suvorov'un doğum gününde vurarak bize mesaj gönderdiler" diye manşetler attığını görünce şoka girmiş. yazar, koskoca rus devlet mekanizmasının kendi yazdığı tek bir yorumu stratejik bir hamle sanıp buna göre analiz yapma ihtimali karşısında donup kalmış. (bkz: kelebek etkisi) resmen tek bir yorumla uluslararası krizin rengini değiştirmiş olabilirmiş.
o malum 24 kasım 2015 uçak krizini hatırlarsınız. hani rus uçağını düşürmüştük. herkes televizyonda pür dikkat "putin ne diyecek", "nato ne yapacak" diye jeopolitik analizleri izliyordu. o gün be...
AI Özet: yazar futbolla çok ilgilenmediğini söylüyor, bahis reklamlarına kananlara sallıyor. selçuksports'un yakalanma şekline bakıp devletin hantallığından ve ihbarcı köylüden dert yanıyor. (bkz: devletin ayakta uyuması) durumu özetlemiş.
13 senedir maç izlemem. 13 sene önce ise yine futbol ile yatıp kalkan yarım akıllılardan değildim. selçuk bahis reklamı ile döndürüyordu bu işleri ama bahis reklamı...
AI Özet: yazar diyor ki aslında eskilerin şu kırkı çıkmak mevzusu sadece batıl inanç ya da ruhlarla ilgili bir durum değilmiş, altında ciddi bir mantık yatıyormuş. (bkz: al karısı) gibi hikayelerle açıklanan şeyler aslında loğusa humması ve mikroplardan korunma çabasıymış. eskiden virüsleri bilmedikleri için bunları kötü ruhlar sanmışlar ama yaptıkları uygulamalar aslında bugünkü tıpla örtüşüyormuş. mesela kül suyuyla el yıkamak mevzusu tam bir kimya dersi; kül suyu yüksek ph değerine sahip olduğu için bakterileri öldürüyormuş, yani bildiğimiz sabunun atasıymış bu. bebeğin gözüne sürme çekilmesi olayını da modern tıptaki gümüş nitrat damlasına benzetiyor, yani aslında enfeksiyonu önlemek için yapılmış. yazarın gözünde bu ritüeller, antik çağların gizemli sırları gibi pazarlanan zırva kitaplardan değil, atalarımızın deneme yanılma yoluyla bulduğu pratik çözümlerden ibaret. bebeği hemen herkese göstermeyip dış dünyaya kapalı tutmak aslında en mantıklı koruma yöntemiymiş. sonuç olarak yazar, baby shower gibi modern ve gereksiz trendler yerine kendi kültürümüzdeki bu kadim ve bilimsel karşılığı olan yöntemlere bakmamız gerektiğini savunuyor. yani misafire elini yıka demek aslında bin yıllık bir hijyen geleneğiymiş.
eski türk inançlarında, anne ve bebeğin ilk 40 gün al karısı gibi kötü ruhlara ve nazara karşı en zayıf oldukları dönem olduğuna inanılırdı. bu nedenle loğusa kadın yalnız bırakılmaz, bebeğin yan...
AI Özet: yazar diyor ki bazen her şey üst üste gelir, insan gerçekten yorulur. öyle anlarda kendini kasmaya gerek yok, git uyu dinlen çünkü bazı geceler sadece hayatta kalma mücadelesidir. hayat zaten büyük motivasyonlarla değil, (bkz: mecburiyetten) devam ediyor. her şey ters gitse de insan onlarla yaşamayı öğreniyor. sonunda anlıyor ki olay mükemmel hissetmek değil, sadece ertesi gün tekrar kalkabilmekmiş.
umutsuzluğa kapılmamak lazım. insan bazen gerçekten çok yoruluyor, her şey aynı anda üstüne geliyor gibi oluyor. öyle zamanlarda kendini zorlamanın da çok anlamı yok aslında. git evine, kafanı di...
AI Özet: yazar, fenerbahçe'nin kendisini milli mücadeleyle özdeşleştirmesine bayağı takılmış durumda. kulübün geçmişteki başkanlarının cumhuriyet değerleriyle çeliştiğini, hatta bazı isimlerin tartışmalı figürler olduğunu iddia ediyor. (bkz: tarihle yüzleşmek) mevzusuna girip, fransız etkisi konusunda da karşı tarafın iddialarının asılsız olduğunu savunarak durumu özetliyor.
aziz yıldırım bugün “fenerbahçe kuva-yi milliyedir” demiş.gerçekten inanılmaz bir camia.gördükçe delirmemek elde değil.atatürk cumhuriyet kurmak için savaşırken osmanlı şehzadesini başkan yaptıla...
AI Özet: yazar burada bildiğimiz klasik film önerilerinden ziyade beyin yakan ve insanı varoluşsal sancılara sürükleyen zihinsel deneyler sunuyor. ona göre asıl olay film bittikten sonra kafanın içinde dönmeye devam etmesi. listeye bakınca (bkz: bilimkurgu) ve psikolojik gerilim sevenlerin bayılacağı işler var. mesela dark city ile matrix öncesi atmosferi solumayı, open your eyes ve vanilla sky ile rüya ile gerçek arasındaki o ince çizgide yürümeyi öneriyor. jacob's ladder ile travmaların içinde kaybolurken, the game ile david fincher'ın ters köşeleriyle tanışmamızı istiyor. identity ile klasik katil kim hikayesinin nasıl bambaşka bir yere evrilebileceğini, moon ile ayda yalnız kalmanın ağırlığını anlatıyor. shutter island'da dedektiflik yaparken aslında kimin arandığını sorgulatan, source code ile aynı sekiz dakikaya hapsolan bir trajediye dikkat çekiyor. nolan'ın şaheseri memento ile hafızasız bir adamın peşinde tersten gitmeyi, waking life ile de rüya ve bilinç arasında gidip gelmeyi tavsiye ediyor. kısacası yazar, izleyiciyi koltuğuna çivileyip gerçeklik algısını bozacak, finalinde insanı boşluğa düşürecek bir maraton başlatmış. (bkz: beyin yakan filmler) listesi oldukça sağlam, tam hafta sonu kafa dağıtmak yerine kafa karıştırmalık cinsten.
“ beyin yakan / gerçeklik büken / varoluş tokadı atan “filmlerfilm önerisi değil,zihinsel deney öneriyorum .çünkü bu filmlerin çoğu bittiğinde hikâye sona ermiyor.asıl film, ekran karardıktan son...
AI Özet: yazar, turistik yerlerdeki mekanların tek amacının turistleri bir kez ağzı açık şekilde içeri çekip paralarını almak olduğunu söylüyor. personeli zorla dansçı yapan bu işletmelerin (bkz: turist avcılığı) peşinde olduğunu ve kaliteyle ilgilenmediklerini belirtiyor.
cogu kimsenin uzerinde cok dusunmedigi bir gercegi aciga cikartan olaydir.turistik yerlerdeki, carsilara yakin, barlar sokaginda vs bulunan restoranlarin hicbiri, iyi yemek/hizmet vereyim, yarin ...
AI Özet: yazar, akp'nin istemeden özel'i bir lidere dönüştürdüğünü söylüyor. adamın hitabetinin zaten iyi olduğunu, şimdi iyice gaza geldiğini belirtiyor. (bkz: siyasi bagaj) mevzusundan kurtulup her yerden oy alabileceğini, hatta tutuklanma riskinin olduğunu düşünüyor. hırslı değil, sadece yolunda ilerliyor.
akp zorla kendisinden lider yarattı. her şeyi anladım da siz bu adamı meclisten tanıyorsunuz zaten. bu adamın hitabetinin olduğunu, ağzının laf yaptığını bilmiyor musunuz? rolantide siyaset yapan...
AI Özet: yazar, akp'nin kaos çıkması için bu duruma göz yumabileceğini ama meclisin yetkisiz olduğunu söylüyor. özgür özel'in imajını korumak için toplantıyı başka yere kaydıracağını düşünüyor. iktidarın çöktüğünü, (bkz: siyasal islam) oylarının düştüğünü ve artık geri dönüşün olmadığını iddia ediyor. yazara göre özel'in kemik kitlesi hazır, geldiğinde ise kurumları baştan aşağı yenileyip büyük bir temizlik yapacak.
akp buna imkan verir mi? evet. o sirada olusacak bir kavgadan medet umuyorlar. ama meclisin buna yetkisi yok. ha, meclisin meclislik hali mi kaldi, onlar da emir gelince mecbur uygularlar derseni...
AI Özet: yazar, nazım hikmet'in hem şairliğini hem de hayatındaki trajik ve insani detayları anlatıyor. şairin aslında çok iyi kalpli biri olduğunu, başına gelenlerin bu iyiliğinden kaynaklandığını belirtiyor. nazım'ın ailesel bağlarından, yahya kemal'in aşkı celile ile olan akrabalığına kadar detaylara girmiş. özellikle 1950'deki açlık grevi meselesi dikkat çekici; (bkz: garip akımı) şairleri olan orhan veli, melih cevdet ve oktay rifat'ın da ona destek verdiğini anlatıyor. yazar, orhan veli'nin o dönemki çıkışına değinerek, nazım'ın dünyada tanınan tek şairimiz olduğunu ama bizim onu dışlamamız yüzünden ülkenin "büyük şairleri hapislerde süründüren yer" olarak anıldığını vurguluyor. ayrıca nazım'ın hapishane günlerinde kafa dağıtmak için takma isimle yaptığı çevirileri anlatmış; adam bursa cezaevindeyken ahmet oğuz saruhan ismiyle la fontaine çevirileri yapmış, bayağı bir ekmek parası da kazanmış. son olarak lenin'in ölümü üzerine yazdığı şiirle milliyetçilik üzerinden gelen eleştirilere cevap verdiğini, zaten sonrasında yazdığı kuvayi milliye destanı ile bu tartışmaları tamamen kapatıp ustalığını konuşturduğunu söylüyor. kısacası yazar, nazım'ın sadece siyasi kimliğiyle değil, edebi gücü ve insani yönüyle devleştiğini anlatmaya çalışmış.
"haziranda ölmek zor" olsa da, 63 yıl önce bugün hasretini çektiği yıldızlara kavuşmuştur."öptü beni: 'bunlar, kâinat gibi gerçek dudaklardır,' dedi.'bu ıtır senin icâdın değil, saçlarımdan uçan ...
AI Özet: yazar, ysk'nın mahkeme kararlarını uygulama yetkisinin olmadığını söyleyerek topu taca attığını belirtiyor. durumu (bkz: mühürsüz oy) vakalarına benzetip ironi yapıyor. yazara göre kurum kendini sürecin dışına itmiş, ortalık iyice karışmış. (bkz: hukuk devleti) şaka gibi bir tablo.
murat ağırel:“ysk gerekçeli kararını açıkladı ysk, hukuk mahkemelerinin verdiği kararların icrası konusunda kendisine anayasa ve yasalarla verilmiş bir yetki bulunmadığını belirterek, mahkeme kar...
AI Özet: yazar, selda bağcan'ın seslendirdiği o meşhur türkünün aslında sadece bir şarkı olmadığını, arkasında koskoca bir toplumsal olay yattığını anlatıyor. olaylar (bkz: şemsi belli) isimli şahsın 1968'de yazdığı ve milliyet gazetesinde yayımlanan bir şiirle başlıyormuş. şiirde, hasta çocuğunu doktora yetiştiremeyen, sesini duyuramayan hakkarili yoksul bir köylünün dramı var. yazar diyor ki, o dönem istanbul'da boğaz köprüsü konuşulurken zap suyunun kenarındaki insanlar tellerle karşıya geçmeye çalışıyormuş. şiir öyle bir yankı uyandırmış ki, milliyet gazetesinin başlattığı kampanya sayesinde mimarlar, öğrenciler ve hocalar el ele verip 53 günde oraya bir köprü dikmişler. yazar, bu köprünün halk arasında deniz gezmiş köprüsü ya da anayaso köprüsü olarak anıldığını belirtiyor. mevzu sadece köprüyle de kalmamış; olay tiyatroya, sinemaya ve nihayetinde türküyü dönüştürmüş. selda bağcan'ın bu şarkıyı plak şirketlerine kabul ettirmekte zorlandığına, bandın yıllarca beklediğine değiniyor. yazara göre "anayaso" kelimesi, yönetenlerin ilgisizliğine ve halkın dışlanmışlığına karşı yapılmış bir başkaldırı, bir nevi protesto niteliği taşıyor. kısacası yazar, bir şiirin nasıl olup da fiziksel bir köprüye ve toplumsal bir hafızaya dönüştüğünü özetlemiş.
selda bağcan'ın seslendirdiği, sözleri şemsi belli'ye ait türkü. hikayesi bir türküden çok daha fazlaymış.bir şiirden çıkıp köprüye, tiyatroya, sinemaya ve yıllarca konuşulan toplumsal bir olaya ...
AI Özet: yazar diyor ki onur akın artık şarkılarının kemal kılıçdaroğlu tarafından kullanılmasını istemiyor, hatta dijitalden kaldırın diyor. yoksa dava açacakmış. yazar da müziksiz siyaset olmaz diye (bkz: dombra) gibi alternatiflere yönelmesi gerektiğini belirterek takılıyor.
x hesabından yaptığı açıklamada kemal kılıçdaroğlu'na seslenerek vaktizamanında kendisi için yazdığı şarkıları bundan sonra kullanmamasını istemiş sanatçı.onur akın açıklamasında şu ifadelere yer...
AI Özet: yazar yönetime güveniyor, can uzun işini hemen bitirsin diyor yoksa (bkz: başımız ağrır). dursun özbek'e de bayılıyor belli ki.
ben sayın galatasaray yönetimine çok inanıyor ve güveniyorum. onların tamamen rasyonel olarak t...
AI Özet: yazar diyor ki herkes karşı tarafı tavlamak için farklı yollara başvuruyor (bkz: karşılıklı illüzyon)
erkekler kadınların istediği çoğu şeye sahip değildir o yüzden onları ikna etmek için yalan söy...
AI Özet: yazar, herkesin diline pelesenk olan cringe kelimesinin yerine utanç verici veya utandırıcı demenin bu kadar zor olmadığını savunuyor. reels ve tiktok yüzünden insanların konuşma yetisinin köreldiğini, türkçenin aslında duyguları anlatmakta çok zengin bir dil olduğunu belirtiyor. (bkz: tdk) tarafının bu konuda sessiz kalmasına sitem ederken, atalarımızın başkası adına utanma duygusunu çok iyi bildiğini, hatta bununla dalga geçecek kadar mizahi bir yapıya sahip olduğunu söylüyor. yazara göre sorun karşılığın olmaması değil, bu duyguyu tek kelimeye indirgeyecek yeni sözcükler üretilmemesi. almanca gibi bitişik kelimeler türetilmesi gerektiğini savunuyor. çözüm olarak divan-ı lugati't türk'e kadar uzanan bir yolculuğa çıkıp yerinmek kelimesini öneriyor. yani birinin adına üzülmek veya tiksinmek anlamında bu kelimenin anlam genişlemesiyle kullanılabileceğini iddia ediyor. kısacası (bkz: plaza dili) mağduru olmuş.
bu "cringe" ifadesini kullananlar zaten bu kelimeyi şu sekiller de kullanıyorlar:-çok cringe olmuş.-ne kadar cringe bir hareket-bu söylediğin çok cringe.vs.vs.vs.yani bunun yerine "utanç verici" ...
AI Özet: yazar, şubat sonunda tokyo'dan hiroshima'ya kadar uzanan 10 günlük bir turla japonya'yı altüst etmiş. önceden videolarla öyle bir çalışmış ki, sokaklarda yürürken yerleri (bkz: gps) kullanır gibi şak diye bulmuş. deneyimlerine göre işin sırrı hazırlıkta; giriş formlarını visit japan web üzerinden halledip qr kodla geçmek hayat kurtarıyormuş, yoksa havalimanında form doldururken ömür tüketiyormuşsunuz. internet mevzusunda e-sim olayını şiddetle öneriyor, havalimanı wi-fisiyle hemen aktif edip yola devam edebileceğinizi belirtiyor. google maps'in orada resmen bir yaşam koçu olduğunu, hangi vagona bineceğinize kadar söylediğini anlatıyor. ancak metrolardaki yürüyen merdiven eksikliği can sıkıcıymış; bavulla savaşmamak için maps ayarlarından asansör seçeneğini açmayı veya (bkz: yamato) ile bagaj transferi yaptırmayı tavsiye ediyor. böylece bavullar otele giderken siz rahatça gezebiliyormuşsunuz. market mevzusuna gelince; 7-eleven ve lawson gibi yerler her işi çözüyor ama yazar özellikle family mart'ın cheese famichiki'sine bayılmış. yine de cüzdanı korumak için normal süpermarketlerin daha hesaplı olduğunu söylüyor. hediyelik ve kozmetik için (bkz: don quijote) çok popüler olsa da fiyatlar konusunda dikkatli olunması gerektiğini ima ediyor.
yıllardır gezip görmek istediğim ve bu yıl şubat ayı sonunda tokyo, kyoto, nara, osaka, hiroshima ve kobe'yi kapsayan 10 günlük bir planla gittiğim güzel ülke. gerek ülkemizde daha bu kadar popül...
ev
pozitif
AI Özet: yazar diyor ki dünya turu da atsan sonunda döneceğin yer evin. huzur ve güvenin tek adresi, (bkz: sığınak) gibi bir yer olduğunu belirtiyor.
günün sonunda, değilse gecenin sonunda, işin sonunda, tatilin sonunda, gezinin sonunda, ama sonunda, va...
AI Özet: yazar diyor ki nevşin mengü programda reha muhtar'ın çalışanlarına kötü davranmasını gömerken, kendi ekibinden gelen basit bir mikrofon uyarısına trip atmış. (bkz: karma) reha'ya çakarken aynı yola girmesi yazarın gözünde oldukça ironik bir durum olmuş.
hahaha bugunku programinda reha muhtar'in calisanlarina nasil kotu davrandigindan, kaset firlattigindan falan bahsediyordu...sonra yan tarafta kisiler ses az geliyor yazmaya basladi.b...
AI Özet: yazar, bedava biletleri satmaya çalışanlara (bkz: fırsatçılık) diyor.
ücretsiz aldıkları biletleri satmak için burada utanmadan müşteri arayanları gördüğümüz başlık....
AI Özet: yazar, sosisin zaten çok kalitesiz ve sağlıksız bir ürün olduğunu, bu yüzden tutmamasının toplumsal sağlık için şans olduğunu söylüyor. avrupa ve abd'nin sönük sokak lezzetleriyle bizimkileri kıyaslamayı saçma buluyor. (bkz: sokak lezzetleri) konusundaki sofistike farkı vurgulayıp bizi övüyor.
bazen bu topraklarda iyi şeyler de oluyor. sosis kadar leş, sağlıksız, boktan bir işlenmiş et ürünü daha yoktur. tutmamış olması başlı başına toplumsal sağlığa katkı sağlayan bir durum. diğer yan...
AI Özet: yazar, arnavutluk'taki sit alanlarının nüfuzlu kişilere peşkeş çekilmesine isyan ediyor. halkın bu duruma tepki gösterip sokağa dökülmesini ise (bkz: helal olsun) diye özetliyor.
herifler parmak kadar ülkeyi bile rahat bırakmıyor. ivanka hanımın bir anlatması var, mavi tur sırasında yüzerek bir adaya çı...
AI Özet: yazar, bir dönem tiyatro ekibinde ses ve ışıkla ilgilenirken ayşen gruda ile tanışmış. hocanın provalara gelmemesini "piyes gelir" diyerek geçiştirmesini ama oyun günleri herkesten önce kuliste boy göstermesini anlatıyor. yazarın ona eşlik ettiğini, beyefendiciğim diye hitap eden hocanın ukalalık ve magazincilikten hiç haz etmediğini belirtiyor. aralarındaki en komik anı ise hocanın ondan eve götürmek için rakı istemesiymiş. kuliste içilmeyeceğini söyleyen yazara karşı hocanın verdiği "ayak üstü rakı mı olur" tepkisi tam bir (bkz: ayşen gruda) klasiği. sonunda beraber rakı içtiklerini söyleyip hocayı sevgiyle anmış. (bkz: nur içinde yatsın)
bir dönem hobi olarak bir tiyatro ekibinde görev almıştım. ışık ve ses odasındaydım. bir kaç oyunda kendisi bize eşlik etmişti.provalara katılmazdı. “ yavrum sizin oyununuz bana piyes gelir” demi...
AI Özet: yazar, israil'in uygulamalarını sert şekilde eleştiren biri olmasına rağmen bazı komplo teorilerinin saçmalığıyla dalga geçiyor. özellikle siyahi yahudi yokmuş gibi davrananların yanıldığını, etiyopya kökenli (bkz: beta israel) topluluğunun varlığını hatırlatıyor. hatta yazar, israil'in bu siyahi vatandaşlarına karşı bile ayrımcı davrandığını ve kadınlara rızaları dışında doğum kontrol yöntemleri uygulandığını belirterek durumun vahametini anlatıyor. ayrıca lemba halkı gibi tartışmalı gruplardan ve diasporadaki melez evliliklerden bahsedip (bkz: the sopranos) örneğiyle konuyu pekiştiriyor. mevzunun chatgpt ile olan ilişkisine gelirsek, yazara göre millet yapay zekayı yanlış kullanıyor; soruya yanlış önkoşullar ekleyince chatgpt de onları doğru kabul edip saçmalıyor, yani sorun araçta değil kullanıcıda diyor. özetle, israil karşıtı olmasıyla beraber "grand replacement" gibi teorileri komik buluyor. son olarak, enteresan mahluk isimli kullanıcının israil-filistin savaşıyla ilgili yaptığı, tarafların haklarını, güvenlik politikalarını ve insani krizleri sorgulayan anonim ankete dikkat çekip herkesi katılmaya davet ediyor.
soykırımcı ülke.sözlükte en sevdiğim komplo teorisi tarzı yanlış bilgiler üzerine kurulu komplo teorisi oluyor. böylece yanlış bilgiyi gösterdiğinizde komplo teorisi çökmüş oluyor. doğru bilgiye ...
AI Özet: yazar, liyakatten uzak kişilerin yönetici koltuğuna oturduğunda sergilediği o tuhaf tavırlardan dert yanıyor. özellikle düşük eğitimli olup şeflik gibi mevkilere getirilenlerin, dün beraber çalıştıkları arkadaşlarına yukarıdan bakmaya başlamasını (bkz: sonradan görmelik) oldukça absürt buluyor. yazara göre bu tipler, teknik eksikliklerini ve bilgi boşluklarını bağırmakla veya yapay bir otorite kurmakla kapatmaya çalışıyorlar. karşılarında eğitimli birini gördüklerinde ise aniden vites düşürüp geri adım atmaları yazarın dikkatini çeken detaylardan. kurumsal şirketlerin bu durumuyla dalga geçen yazar, gerçek gücün unvanla değil bilgiyle geleceğini savunuyor. liyakatsizliğin ödüllendirildiği bu düzenin toplumsal bir çürüme olduğunu ve iş barışını bozduğunu belirtiyor. kısacası yazar, içindeki ezikliği makamıyla örtmeye çalışanlara karşı ciddi bir antipati besliyor.
ilk icraati babasını kesmek olanların meşhur hikayesidir bu.işim gereği farklı sektörlerde, her eğitim ve yönetim kademesinden insanla muhatap oluyorum. özellikle lise veya önlisans mezunu çalışa...
AI Özet: yazar, 90'larda haydarpaşa teknik okulları zamanlarına gidip bizi yüksek tavanlı, tarihi bir sınıfa götürüyor. sınavlar bitmiş, hava sıcak, ortam tam bir (bkz: efkar) havası. walkman'inde radyodan çektiği karışık kasetle takılırken bir ağıdı yanık yanık söylüyormuş. kendi sesinin yankısından ve o narsist hazdan keyif aldığı sırada, kapıda pos bıyıklı, devrimci ruhlu bölüm şefi beliriyor. hoca, şarkının sözlerine atıfla temmuzda ölmenin kolay olmadığını söyleyince yazar resmen yerin dibine giriyor. 17 yaşındaki haliyle yaşadığı o yoğun utançla, gerçekten yanmadığın ateşin acısını anlatmanın ayıp olduğunu keşfediyor. yani özetle, gençlikteki o sahte melankolinin gerçek hayatla (bkz: tokat) çarpışma hikayesini anlatıyor.
doksanlarda teknik lisede (bkz: haydarpaşa teknik okulları/@sahlanankoc) okurken, yüz küsur senelik tarihi bölüm binamızın yüksek tavanlı sınıflarından birinde, kocaman pencerenin kocaman pervazı...
AI Özet: yazar, kişinin etnik kökeninin değil terör örgütü sempatizanlığının sorun olduğunu savunuyor (bkz: gerçekler)
kadının etnik kökeni üzerinden manüplasyon yapılıyor falan diye sayıklayan salaklara gelsin, kü...
AI Özet: yazar, kemal kılıçdaroğlu hakkındaki kafa karışıklıklarını anlatıyor. birileri onu yaşlı ve inatçı biri olarak görürken, diğerleri doğrudan (bkz: ajan) olduğunu iddia ediyor. yazarın anlattığı eski bir muhabire göre ise adam aslında çok sinsi; herkesi dinleyip hiçbirini takmayan, gizli ajandası olan bir tip. özellikle seccade olayının kaza olmadığını, beceriksiz rolünü çok iyi oynadığını savunuyor. kısacası yazar, her şeyin planlı olduğunu ve hepimizin bu oyuna geldiğini belirtiyor.
kendisi hakkında kafa karışıklığı var. bir kısım insan, kılıçdaroğlu'nun ihtiyar, inatçı, aksi bir bunak olduğunu, medyayı takip etmediğini, kendi yankı odasına hapsolduğu için koltuğa yapıştığın...
AI Özet: yazar, matmazel'in aslında ne kadar yalnız ve kırgın bir karakter olduğunu anlatıyor. kadıncağız yıllar önce aldatılmış, kalbi paramparça olmuş ve kendini yalıya gömüp hayatını başkalarına adamış. (bkz: fedakarlık) ednan beye karşı beslediği duyguların temelinde sevilme ihtiyacı yatıyor. bihter'in gelişiyle iyice köşeye sıkışmış, nihal'e olan düşkünlüğü de aslında kendi boşluğunu doldurma çabasıymış. yazar, matmazel'in yaşadığı travmaları ve kimsesizliğini vurgularken, izlediği modigliani filmine de küçük bir not düşmüş. tam bir dram hikayesi yani.
bu izleyişimde de matmazel deniz'e üzüldüğüm dizi.galeride peyker'in sergi açılışına gittiğinde eski sevgilisiyle karşılaşıyor. aralarındaki konuşmadan anlıyoruz ki matmazel'in aldatılma hikâyesi...
AI Özet: yazar, isviçre'deki nüfus sınırlamasıyla ilgili referandum sürecini ve ülkenin içindeki garip paradoksları anlatıyor. anketlerin baş başa gittiğini, hatta hayır oylarının biraz öne geçtiğini belirtiyor. mevzuya şöyle bir bakınca, evet diyenlerin genelde kırsalda yaşayan, orta yaş üstü ve oldukça muhafazakar tipler olduğunu söylüyor. bu kesimin yabancılara karşı pek sıcak bakmadığını, hatta ortamda bazı provokasyonların döndüğünü iddia ediyor. yazar diyor ki, isviçre ekonomisi aslında nitelikli göçmene (bkz: beyin göçü) fena muhtaç. kendi eğitim sistemleri piyasanın taleplerini karşılamıyor, millet üniversite okumak yerine meslek edinimine yöneldiği için üst düzey pozisyonlarda boşluk oluşuyor. kendisi de dev bir isviçre şirketinde çalıştığını, ofistekilerin çoğunun yabancı olduğunu ve bunun "iş kapma" meselesinden ziyade nitelik meselesi olduğunu savunuyor. dışarıdan bakanların durumu yüzeysel değerlendirdiğini, asıl gerginliğin avrupalı göçmenlerle olduğunu vurguluyor. eğer referandumdan evet çıkarsa, hem ekonomi zarar görür hem de toplumdaki gizli ön yargılar iyice gün yüzüne çıkar diye korkuyor. kısacası yazar, bu durumun isviçre-ab ilişkilerini bozacağını ve toplumsal huzursuzluğu tetikleyeceğini düşünüyor.
isviçre'de 14 haziran'da gerçekleşecek olan "10 milyonluk isviçre'ye hayır" referandumuna çok az süre kala, bu hafta ilk kez anketlerde hayır oyları evet oylarını geride bıraktı. yine de yarış ba...
AI Özet: yazar, amazon'un bazı satıcılarda uyguladığı iade sistemine bayağı kurmuş. mevzu şu; ürünü cebinden para verip kargoluyorsun, sonra dekontu atıyorsun, onlar da parayı nakit yerine hediye kartı olarak iade ediyor. yazar haklı olarak "ben neden paramı senin mağazana hapsedeyim" diye isyan ediyor. üstelik (bkz: rezalet) bir durum daha var; verilen etiketle kargoya gittiğinde kargocular ürünü kabul etmiyor, adres belirsiz diyorlar. sonuçta ürün elinde kalmış. yazar, (bkz: hepsiburada) gibi rakiplerin bu işi daha iyi çözdüğünü belirterek amazon'un neden böyle bir şaka yaptığını anlamadığını söylüyor.
satıcı: x, gönderen: amazon şeklindeki ürünlerin iadesinde şöyle saçma sapan bir yönteme geçmişler; ürünü herhangi bir kargo şirketinden cebinizden ödeyerek verdikleri adrese gönderiyorsunuz, son...
AI Özet: yazar diyor ki tarık akan'ı sadece yeşilçam'ın yakışıklı jönü sananlar büyük yanılıyor. adamın kariyeri resmen bıyıklı ve bıyıksız dönem diye ikiye ayrılmış. mevzu sadece imaj değişikliği değil, tamamen ideolojik bir tercih. yazar, tarık akan'ın ertem eğilmez gibi bir devle çalışırken gişe odaklı, (bkz: lay lay lom) filmlerden sıkıldığını ve sanatı toplum için yapma derdine düştüğünü belirtiyor. 1976'da arzu film'den ayrılma kararı alması öyle kolay olmamış; ertem eğilmez'in disiplini ve otoritesi malum. hatta hababam sınıfı sınıfta kaldı filminde krizler çıkmış, sonunda bağlar kopmuş. yazarın anlattığına göre ertem eğilmez onu bitirmekle tehdit edince adam iki yıl boyunca sinemadan uzak kalmış. ama tarık akan pes etmemiş, geri dönmek için cüneyt arkın'la anlaşıp ikinci adam olmayı bile göze almış. bu süreçte o bildiğimiz bebek yüzlü, fit çocuk gitmiş; yerine bıyıklı, daha babayiğit ve toplumcu bir figür gelmiş. (bkz: maden) filmiyle de istediği başarıyı yakalayıp mesaj kaygısı güden filmlere yönelmiş. yılmaz güney ile tanışmasıyla da işi daha sağlam bir zemine oturtmuş. kısacası yazar, onun konfor alanını terk edip onurlu bir duruş sergilediğini ve idealleri uğruna kariyerini baştan yazdığını söylüyor.
yeşilçam'da oynadığı filmlere bakıp da kofti bir oyuncu olduğunu düşünenlerin fena halde yanıldığı bir aktör tarık akan. ikiye ayrılır tarık akan'ın filmografisi bilindiği üzere. amiyane tabirle ...
AI Özet: yazar, metallica'nın 12 yıldır gelmemesine ve maliyetlerin uçmuş olmasına yanıyor. grup yunanistan'da ucuza çalıp bizde milyonlarca euro istiyormuş. adamlar gelip tatil yapıp gitmiş, yazar da bu duruma sebep olanlara (bkz: beddua) yağdırıyor. kısaca konser yoksa hüsran var diyor.
bu amk grubu en son 2014 te ülkemize geldi. 12 yıl geçmiş. köprünün altından çok sular aktı. bu yıl da gelmek için çok çabalamışlar söylene göre. kendileri yunanistan'da konser verince maliyeti 1...
AI Özet: yazar, sauron'u aslında orta dünya tarihinin en vizyoner endüstri mühendisi ve operasyonel mükemmellik uzmanı olarak tanımlıyor. ona göre sauron, saf kötülük peşinde koşan bir canavar değil, sadece süreç yönetimi ve optimizasyon hastası bir profesyonelmiş. orta dünyadaki o genel kaos, lojistik yetersizlikler ve verimsizlik karşısında mesleki deformasyon yaşamış ve her şeyi tıkır tıkır işletecek bir nizam kurma hayali kurmuş. (bkz: lean altı sigma)
yazarın iddiasına göre sauron, önce morgoth gibi kaba kuvvet odaklı bir holding patronıyla çalışmış ama o vizyonsuz olduğu için batmış. sonra bizimki daha soft ve teknolojik bir yol izleyip (bkz: project rings) ile güç yüzükleri projesini başlatmış. kılık değiştirip danışman kılığında elfleri kandırmış, onlara ar-ge desteği veriyormuş gibi yapıp aslında büyük bir donanım ağı kurdurmuş.
işin aslına bakarsan yazar, tek yüzük'ü bir zihin kontrol cihazı değil, tüm sistemi tek bir dashboard üzerinden yöneten bir ana sunucu veya scada sistemi olarak görüyor. yani sauron aslında merkezi bir otomasyon kurup tüm dünyayı sıfır zayiatla kalkındırmak istemiş. ama elfler siber saldırı var diye panikleyip yüzükleri çıkarınca bütün bu muazzam yönetim paneli hayalleri suya düşmüş. yazara göre sauron'un adı haksız yere kötüye çıkarılmış, aslında sadece verimlilik peşinde koşan bir beyaz yakalıymış.
selamlar sözlük. bugün size orta dünya tarihinin gördüğü en büyük, en vizyoner endüstri mühendisi, operasyonel mükemmellik (operational excellence) uzmanı mairon reyizin hakkının nasıl yendiğini,...
AI Özet: yazar, mbappe'nin defansif katkısının yerlerde olduğunu söylüyor. adam resmen (bkz: yürüyen hedef) gibi takılıp tüm ligin sonuncusu olmuş, sadece ekvadorlu birini zorlamış. tam bir fiyasko.
geçen gün reddit vesilesiyle, la liga'da bu sezon 90 dakika başına defansif katkı ortalamasında 344 oyuncu arasında açık ara farkla ...
AI Özet: yazar, 2026 yılında flört etmenin tam bir kaos olduğunu ve artık canından bezdiğini söylüyor. karşılaştığı tipler ya takılmalık peşinde ya da iletişim becerileri sıfır olanlar; ya çok konuşup hiçbir yere varmayan askerlik anıları anlatanlarla ya da sessizliğinden dolayı insanı (bkz: duvarla konuşmak) moduna sokanlarla uğraşıyor. yaşları 35'i geçmiş olsa bile hala olgunlaşamamış tiplerle karşılaşması onu iyice sinirlendirmiş. üstelik mesafe mevzusu da ayrı bir dert, artık kadıköy-avrupa yakası arası yol çekmek istemiyor. genel olarak insanların birbirini çok kolay harcanabilir görmesini ve gerçek bağ kurulamamasını eleştiriyor. normal bir sevgili bulmanın bile artık imkansız hale geldiğini belirterek durumun vahametini anlatıyor.
2026'da çok çok zormuş, bilmiyordum. oradan buradan bir şekilde konuşmaya başlıyorsun, görüşüyorsun, ya sen beğenmiyorsun ya seni beğenmiyorlar ya da takılmalık düşündükleri için direkt eliyorlar...
AI Özet: yazar, faiz ve pornografi yasağına bayılmış; eski düzenin daha iyi olduğunu savunup (bkz: nostalji) yapıyor.
bir arkadaş savaşı kaybetti dünya piçleşti demişti şimdiden hak verdim adama. göreve gelir gelm...
AI Özet: yazar, almanyadaki siyasi durumu anketler üzerinden analiz ederek merz'in halk nezdindeki popülerliğinin yerlerde süründüğünü belirtiyor. adamın memnuniyet oranı %23'lerden %13'lere kadar çakılmış, tam bir (bkz: hüsran) durumu. yazar, merkel ve scholz dönemleriyle kıyaslayınca durumun ne kadar vahim olduğunu, merkel'in zamanında insanların çok daha mutlu olduğunu söylüyor. asıl bomba ise afd'nin yükselişi; yazar'a göre afd artık birinci parti konumuna gelmiş ve "protesto oyu" mevzusu çoktan aşılıp kemikleşmiş bir kitleye dönüşmüş. spd'nin erimesi ise yazar için şaşırtıcı, gidenlerin bir kısmının daha dinamik duran grüne'ye kaydığını düşünüyor. fdp ve bsw gibi partilerin durumu da meclis matematiğini iyice karıştıracak cinsten. yazar, afd ile kimsenin çalışmayacağı varsayımıyla, kurulacak çok partili koalisyonların istikrarının çok düşük olacağını savunuyor. biz türklerin siyasi krizlere olan (bkz: bağışıklık) kazanmış haliyle bakınca basit görünse de, alman siyasetinin ciddi şekilde tıkandığını vurguluyor.
mart ayinda girdigim #182220466 nolu entryde mevcut sansölye merz'in halk nezdinde memnuniyet oraninin anketlere göre sadece %23 oldugundan bahsetmistim. nisan ayinda girdigim #183367902 nolu ent...
AI Özet: yazar, microsoft'un çıkardığı surface rtx spark dev box'ın öyle bildiğimiz mini pc'lerle alakası olmadığını, bunun tamamen yapay zeka geliştiren tayfa için tasarlanmış kompakt bir canavar olduğunu söylüyor. mevzu chrome'da sekme açıp oyun oynamak değil, tamamen yerel ai geliştirme, model prototipleme ve fine-tuning işleri üzerine kurulu. yazara göre microsoft burada "local-first ai development" olayını savunuyor; yani her deneme için buluta para bayılma, önce masandaki cihazda hallet, gerekirse cloud'a geç diyor. cihazın kalbinde nvidia rtx spark superchip var; blackwell gpu ve grace cpu birleşimiyle 1 petaflop compute ve 128 gb unified memory sunuyor. yazar özellikle bu unified memory olayına dikkat çekiyor, çünkü cpu ve gpu belleğinin ortak çalışması büyük modelleri yüklerken hayat kurtarıyor. (bkz: nvidia blackwell) ayrıca cihazın bir tüketici oyuncağı değil, tam bir geliştirici kutusu olduğunu belirtiyor. windows 11 pro ile birlikte vscode, wsl, python gibi araçların hazır gelmesi, "kurulumla uğraşma direkt kod yazmaya başla" mantığına hizmet ediyor. kasa tasarımı ise sadece şov değil, alüminyum gövde aynı zamanda bir soğutucu gibi çalışıyormuş. yazar, ai iş yüklerinin uzun sürdüğünü, bu yüzden sürdürülebilir performansın kağıt üstündeki rakamlardan daha kritik olduğunu vurguluyor. (bkz: ai workload)
microsoft’un surface ailesi altında konumlandırdığı, nvidia rtx spark superchip üzerine kurulu, özellikle yerel yapay zekâ geliştirme, model prototipleme, fine-tuning, inference ve agentic ai iş ...
AI Özet: yazar önce vnl yayınlarının s sport'a geçmesine fena kurulmuş, milli gururun ticarete dökülmesine isyan etmiş ama sonra ortak yayın kararını öğrenince hemen yumuşamış. (bkz: filenin sultanları) diyerek konuyu kapatıp en doğru karar budur diye eklemiş.
filenin sultanları'nın maçları, yediden yetmişe herkesin tek bir ekranda buluştuğu ortak bir milli gurur alanıdır. işte tam da bu yüzden, milletler ligi (vnl) yayın haklarının trt gibi şifre...
AI Özet: yazar, dominik maçındaki 3-2'lik galibiyetin aslarla rahatça kazanılacak bir 3-0'dan daha anlamlı olduğunu savunuyor. defne'nin performansına bayılmış, ligde daha çok süre alması gerektiğini düşünüyor. aylin ve ezel gibi genç yeteneklerin cesaretine şapka çıkarmış. dilay'ın pasörlüğünde gelişmesi gereken noktalar olduğunu, liberoların ise file önündeki düzensizlik yüzünden zorlandığını belirtiyor. (bkz: filenin sultanları)
bu takımı aslarla 3-0 yenebilirdik ama umut saçan bebelerle kazandığımız bu 3-2'lik maç çok daha anlamlı.edit: defne çok iyiydi. sultanlar liginde takımında daha fazla süre almayı hak ediyor. lig...