AI Özet: yazar, adaları geri alma fikrinin kağıt üstünde güzel olduğunu ama gerçeklerin pek öyle olmadığını savunuyor. bizler savaşta can verirken, ülkenin imtiyazlı kesimlerinin ve siyasetçilerin konforyla yaşayacağını, sonra da gelip üzerinden para kazanacağını düşünüyor. turizmciyle falan uğraşacağımız, fahiş fiyatlarla karşılaşacağımız bir tablo çizmiş. kısaca, (bkz: adaletsizlik) yüzünden bu işin sonunda sadece sıradan vatandaşın zarar göreceğini, zenginlerin ise yine kendi yolunu bulacağını belirtiyor.
süper olur.gider ölür-sakat kalır alırız adaları.ertesi sene 1 karışık tost için 1000 lira isteyen turizmci “paran yoksa gelme amk” falan der, “türkleri istemiyoz yeaa” diyip yabancı turiste bize...
AI Özet: yazar, federasyonun halinden yakınıp (bkz: ibrahim hacıosmanoğlu)le dertleniyor.
fenerbahçeliker yapı hakkında haklıymış dedirten başkan. amk ülkede bir takım şampiyon olur fed...
AI Özet: yazar, israil'in birinci olup yarışmayı tel aviv'e taşımasını aslında çok istiyor ama niyet tamamen kaos çıkarmak. diyor ki, israil kendi imajını parlatmak için bunu kullanır ama dünya ülkeleri bu duruma tepki gösterip yarışmayı boykot ederse ebu (bkz: european broadcasting union) fena terler. yazarın gözünde ebu tam bir ikiyüzlü; rusya'yı atıp gazze'deki olaylara sessiz kalmaları canını sıkmış. şarkıları pek sevmese de yarışmanın şovuna bayılan arkadaş, bu adaletsizlikler yüzünden organizasyonun artık batmasını istiyor. israil'in oy satın alarak tekrar kazanabileceğini düşünse de ebu'nun zor durumda kalmasını izlemek ona keyif verecek gibi duruyor.
inşallah israil birinci olur, vallahi gönülden söylüyorum bak. israil birinci olunca ne olacak? seneye yarışma tel aviv’de olacak. israil “ aman bakın biz ne kadar da batılı ne kadar da medeni bi...
AI Özet: yazar, eskiden yapılamayacak şeylerin şimdi para için yapıldığını söylüyor. aile bireylerini internete servis edenlerin etik değerleri paradan ibaret olduğunu belirtiyor. (bkz: modern zamanların garip kazanç kapıları)
şurada 10 sene önce bir kocaya gidip ben senin karının evdeki halini çok merak ediyorum, o evde salonda dans ederken bir videosunu çekip bana atar mısın deseydim olay en ...
AI Özet: yazar ressam tadında takılıp sevgiliye dair ağır edebiyat yapmış. (bkz: şair ruhlu sözlük yazarı) durumu, aşkını sanatla harmanlayıp romantik bir hava katmış.
gerçeküstü tuvallerinde hapsoldum;yassı fırçanda tedirgin vuruşlar...sevdiğin renklerle bezemişsin!gönlüm bir müşkül h...
AI Özet: yazar, 30 yaşın öyle sanıldığı gibi bir uçurum olmadığını, asıl hayatın o yaşlarda başladığını söylüyor. yaşlanma mevzusunun kişisel olduğunu belirterek ergenleri (bkz: gerçek hayat) ile uyarıyor.
ergenler siz bu 30 yaşı tam olarak ne zannediyorsunuz? normal bir insan zaten okuldu, iş bulmaydı, manitacılıktı derken 20'den 30'a nasıl geld...
AI Özet: yazar diyor ki türk mutfağında sos yok diye ağlayanlar biraz yanılıyor. olay aslında fransızlar gibi soslarla uğraşmak değil, akdeniz felsefesine sadık kalıp malzemenin kendi gücünü kullanmakmış. yani güneşin altındaki domates, biber, patlıcan zaten yeterince aromatik olduğu için ekstra bir şeye ihtiyaç duymuyoruz. ispanyol ve italyanlar da benzer şekilde malzemeyi çıplak bırakmayı seviyor, hatta bazıları için sos eklemek malzemeye saygısızlık (bkz: gastronomik hakaret). bizde de tencere yemeği mantığı aynı; her şey aynı kapta pişip birbirinin suyunu çekiyor, tabakta birleştirme derdi yok. bazı kişilerin iddialarının aksine bizim de aslında çok sağlam soslarımız varmış. yazar bunları şöyle sıralıyor: temel olarak salçalı soğanlı meane var ki sulu yemeklerin kalbi diyebiliriz. çorbalara o kadifemsi dokuyu veren terbiye, deniz ürünlerinin yanına çok yakışan tarator sosu da listemizde. et tarafında ise iskenderin o meşhur domatesli sosu ve çerkez tavuğunun cevizli karışımı başı çekiyor. kısacası türk mutfağı sossuz değil, sadece sosu malzemenin önüne geçirmeyen, daha doğal bir kafada takılıyor. (bkz: zeytinyağlı yemekler)
türk mutfağı, fransız mutfağı gibi soslar üzerine kurulu bir gastronomi değildir; çünkü buna ihtiyaç duymaz. tıpkı italyan ve ispanyol mutfaklarında olduğu gibi akdeniz mutfak felsefesi gereği bi...
AI Özet: yazar, marx'ın yabancılaşma kavramını bir temizlik işçisinin perspektifinden anlatarak mevzuyu basitleştirmiş. öncelikle erken dönem kapitalizmde işin tanımı belirsiz, patronla aranda insani bir bağ var; kimin için çalıştığını ve topluma ne kattığını biliyorsun, yani yabancılaşma minimumda. sonra fordist döneme geçiyoruz, burada sendika ve iş güvencesi gelmiş, patronu tanımasan da ne üretildiğini biliyorsun; yazar için işçi şartlarının en makul olduğu yer burası. neoliberalizmle beraber işler karışıyor, taşeronlaşma giriyor araya. artık ne yapıldığı belli değil, müdürler kibar ama aslında seni takmayan tiplere dönüşmüş. (bkz: kurumsal hayat) işin toplumsal katkısı belirsizleşiyor ve kendini iyice dışlanmış hissediyorsun. son durak ise gig economy, yani aplikasyon üzerinden çalışmak. burada artık karşında muhatap bile yok, sadece bir algoritma var. kime hizmet ettiğin belli değil, paran eksik yattığında dertleşecek kimsen yok, sadece ticket açıyorsun. yazar diyor ki, işçi zamanla çevresine ve emeğine tamamen yabancılaşıyor. özetle, konfor artsa bile ruhsal kopuşun derinleştiğini, insanın birer sayıya dönüştüğünü anlatmış. (bkz: kapitalizmin evreleri)
marx'ın formalize ettiği ve pek kıymeti bilinmeyen kavram.yabancılaşmanın çeşitlerine falan girdiğimizde olayı anlaması zorlaşıyor. o yüzden burada bir temizlik işçisinin gözünden kapitalizmin dö...
AI Özet: yazar, teknik direktör değişikliğine karşı çıkanların istikrar kavramının arkasına sığınıp aslında hiçbir analiz yapamadıklarını savunuyor. ona göre istikrar dediğimiz şey, yanlış olduğu apaçık ortada olan bir durumda sadece korkakların ve yetersizlerin sığındığı güvenli bir liman. yazar, yanlış bir seçimi sürdürmenin mantıksızlığını anlatmak için maaşı ödenmeyen iş veya çocuğun dövüldüğü okul gibi absürt örnekler vererek konuyu (bkz: gerçek hayat) ile bağdaştırıyor. asıl sorunun hoca değiştirmek değil, her seferinde yanlış adamı getirmek olduğunu belirtiyor. doğru kişiyi bulana kadar değiştirmek gerektiğini, bulunca da ısrar edilmesi gerektiğini söylüyor. sergen yalçın kısmına gelince; yazar, hocanın mağdur edebiyatı yaparak küskün bir havada ayrılmaya çalıştığını iddia ediyor. sergen'in arkasında bir özlem bırakma planı kurduğunu ama aslında on ayda kulübü cenaze evine çevirdiğini düşünüyor. eski mutlu günleri hatırlayıp mevcut durumla kıyaslayınca iyice sinirlenmiş. kısacası yazar, sergen'in bir an önce gitmesini ve tamamen unutulmasını istiyor.
kafaları üç santim daha derin düşünmeye bile müsait olmadığı için, teknik direktör değişikliği ile bir yere varılmadığı argümanı üzerinden giden, düşük zekalı bir kitle var. bunlar mevcut sorunu ...
AI Özet: yazar, tarih kitaplarındaki tüm entrikaları ve casusluk hikayelerini bir kenara itip, hollywood senaristlerinin bile hayal edemeyeceği kadar uçuk bir olaydan bahsediyor. mevzu, cia'in pasifik okyanusunun yaklaşık 5 kilometre dibine dalıp sovyetlerin nükleer başlıklı k-129 denizaltısını gizlice yukarı çekme girişimi. (bkz: project azorian) kod adlı bu operasyon, soğuk savaş paranoyasının ve mühendislik hırsının zirve noktası resmen. olay şöyle gelişmiş; 1968'de sovyet denizaltısı mürettebatı ve değerli teknolojileriyle beraber sırra kadem basmış. sovyetler kendi denizaltısını bulamayıp pes ederken, amerikalılar sosus denilen gizli dinleme sistemleri sayesinde enkazın yerini şak diye tespit etmiş. yazar diyor ki, mesele sadece bir enkaz bulmak değil; o derinlikteki kripto cihazları ve füze teknolojileri amerikalılar için paha biçilemez bir hazine. ancak 5 kilometre derinlikteki basınç ve fizik kuralları işi iyice zorlaştırıyor. öylece kanca atıp çekemeyeceklerini bildikleri için cia, tarihin en deli işlerinden birine girişmiş. devasa bir gemi yapıp, okyanus tabanına kilometrelerce uzanan çelik borular ve mekanik bir pençe indirerek denizaltıyı kavrayıp yukarı çekmeye çalışmışlar. yazar, bu durumun tam bir çılgınlık olduğunu ve insan zekasının sınırlarını zorladığını belirtiyor.
tarih kitaplarında okuduğunuz onca savaşı, siyasi entrikayı ve casusluk hikayesini bir kenara bırakın. hollywood senaristlerinin bile aklına gelse "izleyici buna inanmaz, bu kadar da abartmayalım...
AI Özet: yazar, galatasaraylıların rakiplerine karşı takındığı tavırların nefret uyandırdığını savunuyor. özellikle şampiyonlukları kabullenmeyip yapı ve hakem muhabbeti yapmalarını itici buluyor. (bkz: ağlama duvarı) tadında bir durum olduğunu, sürekli karalama yapmalarının ters teptiğini belirtiyor. yine de rakibin güçlü olmasının rekabeti artırdığını, bu yüzden aslında onları bir nevi itici güç olarak gördüğünü söylüyor.
taraftarları mertçe çıkıp "siz bizden daha iyiydiniz, şampiyonluğunuzu tebrik ederiz, hak ettiniz. bizi bile evire çevire sahanızda yendiniz." diyemeyip "kollanıyorsunuz!", "yapı var yapı!", "hak...
AI Özet: yazar diyor ki, zor gününde yanında olmayan tipin sözleri yalanmış. olay tamamen karşı tarafın kapasite ve karakter meselesi, korkaklık yapmış resmen. (bkz: duygusal olgunluk) eksikliği var. durumu kabullenip ona göre yol çizmek lazım, yoksa boşuna hayal kurarsın.
bir insan size değer verdiğini söyleyip zor anınızda kayboluyorsa sözleriyle eylemleri arasında tutarsızlık var demektir. insanların size nasıl davrandığı onların karakterinin göstergesidir. bu o...
AI Özet: yazar federasyonun tavırları yüzünden kupa töreninin sönük geçtiğini, bu şampiyonluğun en zoru olduğunu söylüyor. (bkz: gs şampiyonluğu)
sene boyunca federasyonun takındığı tavırdan sonra bugün herhangi bir yetkilinin kupa takdimi için...
AI Özet: yazar, bilgi hamallığı kavramının aslında sanıldığı kadar kötü bir şey olmadığını savunuyor. işe david graeber'ın (bkz: bullshit jobs) teorisine değinerek başlıyor; toplumda bedensel emeğin düşük statüde görüldüğünü ama aslında faydanın ve saygınlığın ters orantılı olduğunu anlatıyor. gen z'nin zahmet çekmeden bilge olma hayallerine hafiftentenzihle yaklaşan yazar, taşıma eyleminin aslında çok kutsal karşılıkları olduğunu hatırlatıyor. mesela peygamber kelimesinin etimolojik olarak haber taşıyan anlamına geldiğini, hamile kadınların da aslında bir embriyo hamallığı yaptığını söyleyerek işin rengini değiştiriyor. yani aynı kökten gelen bir eylemin bir yerde en dipte, diğer yerde en zirvede görülmesi zihnimizin bize oynadığı bir oyun diyor. yazara göre bilgi hamallığından gocunmaya gerek yok çünkü bir şeyi doğurtmak için önce onu sırtlanıp taşımak gerekiyor. ancak burada kritik bir uyarı yapıyor: sağdan soldan topladığın bilgileri özümsemezsen bilgi hamalı değil, bilgi obezi olursun. bu durumu (bkz: sisifos) efsanesine benzetiyor; hem bilgiyi sırtlanmalı hem de obezleşmemelisin. sonuç olarak insan olmanın zaten bir şeyler taşımak ve birilerine yük olmakla ilgili olduğunu, bu yüzden hamallıktan korkmamak gerektiğini belirtiyor.
hamallık tıpkı amelelik, kapıcılık, çöpçülük gibi yoğun bedensel emek gerektiren, buna karşın maddi getirisi ve statüsü düşük olan "boktan" bir iştir ki müteveffa marksist antropolog david graber...
AI Özet: yazar, beşiktaş camiasının hala eski teknik direktör tartışmalarıyla vakit kaybettiğini düşünüyor. sergen ve şenol dönemlerinin artık kapanması gerektiğini, kulübün geçmişe takılı kalmak yerine yeni bir vizyon araması gerektiğini belirtiyor. asıl mevzunun çok para harcamak değil, düşük maliyetli ve potansiyelli oyuncuları keşfeden bir sistem kurmak olduğunu savunuyor. (bkz: scouting) diğer takımların ve avrupa'daki küçük ekiplerin bunu yapabildiğini, beşiktaşın ise borç batağında yüzdüğünü söylüyor. doğru küçülmenin aslında büyüme olduğunu anlatırken, taraftar ve medyanın bu durumu anlamakta zorlandığını iddia ediyor.
sene olmuş 2026, hâlâ sergen mi şenol mu tartışmalarıyla cesedine gömülecek yer aranan yavru vatanım.başarmıştır, gitmiştir, gelmiştir, olmuştur, olmamıştır, bırakın abi bunları.sergen'e bu kulüp...
AI Özet: yazar, eski bir karikatür üzerinden osmanlı'nın avrupa'nın oyuncağı olduğunu anlatıp (bkz: turkey limited) mevzusuna değiniyor. durumu toparlayanın mustafa kemal olduğunu, geri kalanların ise sadece boş konuştuğunu belirtiyor.
1896 yılında punch dergisinin yayımladığı karikatür. görselsultan ii. abdülhamid, dünyanın en büyük güçleri rusya, fransa ve ingiltere'nin osmanlı'yı bir şirkete dönüştürmeye...
AI Özet: yazar, antik yunanların siyahi olduğunu iddia edenlerin ciddi anlamda yanıldığını ve bu durumun antropolojik gerçeklerle uyuşmadığını belirtiyor. ona göre akdeniz halkları esmer veya buğday tenliydi ama bu durum onları siyahi yapmaz. homeros'un metinlerinde kadın güzelliğinin beyaz tenle, özellikle de asalet göstergesi olan beyaz kollarla tanımlandığını hatırlatıyor. (bkz: woke kültür) tarafından yapılan cast seçimlerinin, eserin orijinal betimlemeleriyle tamamen çeliştiğini savunuyor. yazar, kapsayıcılık adı altında yapılan bu tarz değişikliklerin aslında eser sahibinin emeğine ve orijinalliğine saygısızlık olduğunu düşünüyor. harry potter ve lotr örnekleri üzerinden bu durumu eleştirirken, durumu (bkz: sjw) mentalitesinin bir riyakarlığı olarak görüyor.
"antik yunanlar sizin sandığınız gibi avrupalı beyazlar gibi değildi" diye hönkürüp helen'in siyahi bir aktör tarafından canlandırılmasını savunmak, hatta yunanların somalilerden hallice esmer te...
AI Özet: yazar, izlediği video sonrası hüzünlendiğini ama durumu (bkz: imtihan) olarak görüp teselli bulduğunu belirtiyor.
ben bu sözü hatırladığım zaman uykum kaçıyor.ben bu videoyu gördüğüm zaman ağlıyorum hep.ama ke...
AI Özet: yazar, piyasada her şey yolunda diye gezenlara ve özellikle düşük işsizlik rakamlarına inananlara bayağı bilenmiş. kendi 36 yıllık inşaat şirketi üzerinden konuşuyor ve gelmiş geçmiş en kötü yılı yaşadıklarını söylüyor. dışarıdan bakınca lüks arabalara binenlerin aslında banka ipotekleri altında ezildiğini, avm sahiplerinin ve stokçuların bile battıklarını anlattığına göre durumlar pek iç açıcı değil. tüik verileriyle dalga geçiyor; konut satışlarının rekor kırdığına inanmıyor çünkü 1+1 evlerin artışıyla rakamların şişirildiğini, kat karşılığı tapu değişimlerinin gerçek satış gibi gösterildiğini iddia ediyor. yani kısaca (bkz: konut satışları) mevzusunun tamamen yalan olduğunu savunuyor. kriz yok diyenlerin ya gerçek dünyadan kopuk olduğunu ya da sadece ailesinden kalan parayla takıldığını belirtiyor. (bkz: ekonomik kriz) kapıda beklerken, gerçek piyasa verilerini görmeyenlerin cahilce konuşmasından rahatsız.
hiçbir zenginin krizden bahsettiğini görmemişmişmiş(ulan daha geçen yıl tüsiad başkanı ve bir yöneticisi ekonomi politikalarını eleştirdiği için gözaltına alındı, hapis cezası aldı, geçen hafta t...
AI Özet: yazar greyson chance dinleyip aşk bekliyor. (bkz: yalnızlık) elbet biri çıkar karşıma diyerek kendi kendini teselli ediyor.
aşık olmam gerektiği geliyor aklıma hatta birinin bana çok aşık olduğu bu yüzden aklımda dönen şa...
AI Özet: yazar, nolan yüzüklerin efendisini çekseydi işin içine kesin hans zimmer'ın güm güm vuran müziklerini ve o meşhur zaman karmaşasını katardı diyor. yani olay klasik bir fantastik hikayeden çıkıp (bkz: tenet) tadında bir zaman bükülmesine dönerdi. yazara göre frodo yüzüğü takınca sadece görünmez olmakla kalmaz, farklı zaman katmanları arasında gidip gelirdi. hatta yüzüğün aslında sauron'un bilincini çağlar arası taşıyan bir araç olduğu ve tüm hikayenin dev bir kapalı döngüden ibaret olduğu bir senaryo çizmiş. gandalf'ın başlangıçtaki sözlerinin finalde bambaşka bir anlam kazandığı, kaderin kaçınılmaz olduğu karanlık ve kozmik bir atmosfer hayal ediyor. yazar, nolan'ın determinist yapısının tolkien'in umut dolu dünyasıyla pek uyuşmayacağını ama izlemesi keyifli bir beyin yakma seansı olacağını belirtiyor.
eğer nolan koltukta otursaydı hans zimmer müzikleri eşliğinde olay büyük ihtimalle klasik fantasy'den çıkıp zaman algısı bozulması temasına kayardı. yani direkt back to the future tarzı time trav...
AI Özet: yazar, yaşar'ın cezayir menekşesi şarkısıyla 90lar popun kalitesini övüyor ve şarkının etkileyiciliğine vurgu yapıyor (bkz: yaşar)
cezayir menekşesi(bkz: yaşar) bizi 90 lar popun kurtaracağının kanıtı adeta :pp“yaptığın cezaya...
AI Özet: yazar, verstappen'in nurburgring 24 saat yarışındaki performansına bayılmış. adamın pitte açtığı farkı takım arkadaşları hemen eritince şaşırmış ama yine de pistin en iyisi olduğunu savunuyor. (bkz: max verstappen) resmen diğerlerini yutuyor, mercedes'le bile kafa kafaya yarışması şaka gibi. tam bir canavar olduğunu söylüyor.
nurburgring 24 saat yarışında şöyle bir olayın parçası: pite, birinci sırada, ikinci sırada bulunan manthey porsche'ye* attığı 20 saniye farkla önde soktu aracını. şoför değişikliği yapıldı. yeri...
AI Özet: yazar, houellebecq'in temel parçacıklar romanı üzerinden adamın genel dünyasına dalmış. özellikle ilk dönem kitaplarında (bkz: kuşatılmış yaşamlar) öyle bir melankoli var ki, sonradan yazdığı serotonin veya itaat gibi işlere göre çok daha derin ve edebi buluyor. karakterlerin ne yapacağını bilemediği, yaşarken ölmüş gibi takıldığı o yalnızlık hissi yazarı bayağı yakalamış. tabii kitapta kadınlara karşı sert ve negatif yaklaşımlar, cinselliğin bir zafer veya yıkım aracı olarak kullanılması gibi durumlar var ama yazar diyor ki bunları yüzeysel bir provokasyon olarak görmeliymişiz. yani adam aslında dünyayı hiç sevmediği için okuru kendinden tiksindirmeye çalışıyor ama bu kabuğu kırdığınızda karşınıza uçsuz bucaksız bir hiçlik çıkıyor. karakterler resmen canlılıktan nefret eden, buzullar veya çöller gibi yaşamın olmadığı yerlere imrenen tipler. yaşamın sona ermesini istiyorlar ama bunu bağırarak değil, içten içe küfürler ederek ve kendilerini tüketerek yapıyorlar. yazar, kitaptaki o kibirli ve saplantılı karakterlerin altında aslında anlatılamayan devasa bir hüzün olduğunu fark etmiş. bu hüzün insanları atomize eden, ilişkileri imkansız kılan bir şeye dönüşmüş. kısacası yazar için bu kitap sadece kışkırtıcı bir metin değil, aynı zamanda derin bir varoluşsal sancı belgesi.
okumaktan zevk aldığım başka bir romanı oldu "temel parçacıklar"ı michel houellebecq'in. ben dipsiz bir melankoli görüyorum özellikle ilk dönem romanlarında houellebecq'in; "kuşatılmış yaşamlar",...
AI Özet: yazar, eskiden kitap okurken çok sıkıldığını ve doğru kitabı bulamadığı için uzaklaştığını anlatıyor. annesinin tavsiyesiyle mehmet kartal'ın suçun piç kitabına denk gelmiş ve resmen büyülenmiş. yazara göre olay tamamen doğru kitabı bulmakla alakalı; insan kendini bulduğu kitabı okuyunca (bkz: kitap kurdu) oluyor. bu kitabın akıcılığını öve öve bitiremiyor, herkese okutun diyor. tam bir başlangıç kitabıymış.
2 hafta önce debe olmuş entryimde söylediğim gibi (bkz: #183517528);mehmet kartal - suçun piçikitap okumamak değildi meselem. okurdum ama sıkılırdım çünkü bir arayış içindeydim. başlamışım rus ed...
AI Özet: yazar, pazuzu'yu mezopotamya'nın rüzgarı bol, fiziği fitness salonundan çıkma, oldukça iddialı bir iblisi olarak tanımlıyor. tipinin aslan, kartal ve insan karışımı olduğunu, antik çağın johnny sins'i gibi bir havası olduğunu söylüyor. aslında kıtlık getiren bir tip olsa da babil ve asur döneminde hamile kadınları lamashtu isimli kötücül varlıktan koruyan bir nevi korumalık yaptığını belirtiyor. yani olay tamamen (bkz: kötülükle kötülüğü defetmek) üzerine kuruluymuş. zamanla monoteizmle beraber popülerliğini yitiren bu arkadaşın, 1973'te the exorcist filmiyle hollywood'e giriş yaparak sinema tarihine geçtiğini anlatıyor. kısacası antik çağın korumasıyken modern çağın ikonik korku figürüne dönüşmüş bir tip olduğunu ifade ediyor.
mezopotamya'nın bağrından kopup gelen, yiğidin malı meydandadır anlayışıyla, şu dik duruşundan asla taviz vermeyen tipi kayık, çadırı her daim hazır, rüzgarı bol deli fişek bir iblistir.esasında ...
AI Özet: yazar diyor ki hayatta hiçbir şey tam değil, her şey bir şekilde eksik kalmış. sevmekten ölme kadar, uykulardan şehirlere kadar her şeyi tek tek saymış, hepsine yarım etiketi yapıştırmış. (bkz: varoluşsal sancılar) adamcağız öyle bir moda girmiş ki tanrıyı bile yarım görmüş, cennetle cehennemi bile bu eksiklik döngüsüne dahil etmiş. özellikle aşk konusundaki tespitine bitiyorum; iki yarım birleşince tam olur sanıyoruz ama yazarla göre durum daha da kötüye gidiyor, daha çok yarım oluyoruz. kısacası hayatı genel bir (bkz: eksiklik) olarak tanımlayıp her şeyi yarım bırakmış, okurken insanı hafiften depresyona sokan bir mood'da takılıyor.
her şey yarım.. anlamak yarım, anlaşılmak yarım. sevmek yarım, sevilmek daha da yarım, sevişmek dahi yarım. boşluk ve doluluk da yarım. konuşmak yarım, susmak kendi kadar yarım. düşünmek, okumak,...
AI Özet: yazar şaşkın, (bkz: rasim ozan kütahyalı) ile karşılaşmış.
kırk yıl düşünsem adanada bizim evin arka balkonundan kelepçeyle göreceğim aklıma gelmemiş olan...
AI Özet: yazar celticlilerin saha içindeki agresif tavırlarından ve top toplayıcıların olaylara karışmasından dert yanıyor, (bkz: centilmenlik) kalmamış diyor.
ilk defa izlenince bu celticlilerin ne kadar o. evladı olduğu anlaşılan maç. bu ne amk 50 senedir şampiyon ol...
AI Özet: yazar senaryonun absürtlüğünden şikayetçi, istanbul'da herkesin aynı mekanda buluşmasını (bkz: truman show) gibi buluyor. sempatik hoca yobazlaşmış, nilay ise senaryo gereği aşırı ön plana çıkmış diyor.
senaryo absurdlugu ile gittikce kaygisizlar absurdlugune evrilmekte.bir dizide 1 2 kez tesaduf ayni mekanlarda karakterleri bulusturursun tamam der...
AI Özet: yazar, fatih terim'in 2000 uefa finali öncesi yaptığı o meşhur konuşmanın sadece bir gazlama seansı olarak görülmesine karşı çıkıyor. ona göre bu konuşma aslında çok ciddi taktiksel detaylar içeren bir başyapıt. yazar diyor ki, herkes bunu (bkz: taktik maktik yok bam bam bam) şeklinde hatırlasa da işin aslı çok farklı. mesela topun olduğu yerin pozisyon olduğunu söyleyerek modern futbolun temelini anlatmış. zemin kaygan diyerek oyuncuları hem şut çekmeye teşvik etmiş hem de rakibe alan bırakmamalarını istemiş. yazarın analizine göre terim, savunma yapmalarını isterken bunu korkutmadan, kendi yarı sahalarını korumaları gerektiğini anlatarak yapmış. ayrıca 11 kişi kalmanın önemini vurgulayarak hem olası kırmızı kartlara hem de uzatmalara karşı takımı psikolojik olarak hazırlamış. bergkamp gibi tehlikeli isimleri doğrudan zikretmeyip suat üzerinden adam markajı kurgulaması ise tam bir strateji örneği. en sonundaki geri koşma talimatıyla da arsenal gibi güçlü bir rakibe karşı nasıl direnileceğini, özellikle ümit'in kondisyonuna güvenerek çözmüş. yani yazara göre terim, motivasyonla taktiksel disiplini aynı potada eritmiş ve bunu da çok doğal bir dille başarmış.
17 mayıs 2000 uefa final maçı öncesi soyunma odasında yaptığı maç konuşması muazzamdır. ama bu konuşması akıllarda çok yanlış bir şekilde kalmıştır. sanki sadece bir gazlama, taktik maktik yok ba...
AI Özet: yazar, sinan akçıl'ın eski gizemli hallerini özlediğini söylüyor. yeni şarkıyı marş değil de (bkz: arabesk fantezi) gibi bulmuş, sözler ve ses konusunda bayağı hayal kırıklığı yaşamış.
bu adamın gizemli takıldığı yıllar ne güzeldi! sadece şarkı yazardı, bir iki kere fotoğrafı görünürdü magazinde, yazdığı ş...
AI Özet: yazar, kaçak akım rölelerinin can ve mal güvenliği için kritik olduğunu anlatıyor. bina girişindeki 300ma olanın yangın önleyici, ev içindekinin ise 30ma olup can kurtarıcı olduğunu belirtiyor. özellikle kettle'a su kaçması veya fırındaki topraklama sorunları gibi durumların röleyi anında attırdığını söylüyor. hatta elektrikler geri geldiğinde rölenin kendi kendine atmasıyla evin karanlık kalması gibi (bkz: şanssızlık) durumlar yaşamış. çözüm olarak elektrikçisiyle beraber siemens marka 25a ac tip röleyi, 40a a tip olanla değiştirmiş. yazara göre a tipi röleler daha modern ve doğru tetikleniyor, ayrıca amper yükseltince cihaz yüküne karşı daha toleranslı bir yapı oluşmuş. kısacası röle seçimi hayat kurtarıyor.
dairenizin, bina girişindeki apartman elektrik panosundaki 300ma, yani binayı yangından vs. korumak için takılır.evinizin içindeki ise bir çok insanın söylediği gibi ev içi kaçak akımlarda can gü...
AI Özet: yazar, boy kilo detaylarına (bkz: şaşkınlık) şaşırıyor.
boy, kilo yazmış adam ya. kas kütlem yoğun demiş.ben gidip bir siktireyim kendimi. memnun kalır...
AI Özet: yazar, güneşli havalarda sevmek üzerine kafa yormayı seviyor ve genel olarak sevginin çok kolay, erişilebilir bir şey olduğunu savunuyor. ona göre sevgi öyle tungsten madeni gibi tükenecek bir kaynak değil, aksine füzyon reaktörü gibi sonsuz bir enerji kaynağı. sadece insanları değil; ağaçtan taşa, gitardan öküze kadar her şeye sevgiyle yaklaşmanın mümkün olduğunu belirtiyor. sevgi konusunda cimri davrananları anlamıyor, (bkz: sevgi) bolluğunun herkese yeteceğini düşünüyor. özellikle incinme korkusuyla sevmekten kaçanları biraz yerden yere vuruyor; bu durumu ölme korkusuyla yaşamamakla kıyaslayıp, güvenli alan arayanların artık büyüdüğünü hatırlatıyor. hayatın içinde acı ve hayal kırıklığının olduğunu ama bunlardan korkanların bir şey başaramayacağını iddia ediyor. yaşadığı yere olan sevgisinden bahsederken kıymet vermenin yolunun sevmek olduğunu söylüyor. araya biraz cinsellik ve kişisel tavsiyeler serpiştirip konuyu dağıtsa da genel mesajı net: sevin ve sevdiğinizin kıymetini bilin. son olarak meyankökü suyuna karşı olan nefretini belirterek yazısını başladığı yere geri dönerek bitiriyor.
buralara güneşli havalar gelince sevmek üzerine düşünüyorum hep. sanırım sevmek bana çok kolay geliyor. bu yüzden her şeyi otomatik severek başlıyorum mevzuya. sadece insan da değil bu. ağaç, taş...
AI Özet: yazar diyor ki atatürk'ün tarihsel etkisini görmezden gelmek tam bir gerçeklikten kopuş. çökmüş bir imparatorluktan devlet kurmanın şakasının olmadığını, konunun artık toplumun sinir sistemine işlediğini belirtiyor. (bkz: tarih bükücüler) ve fanatikler arasında sıkışıp kalmış, sağlıklı tartışamayan bir kitleden yakınıyor. riskli hamlelerin bugün kolayca yorumlandığını, akıl ve liyakat kısmının ise pek önemsenmediğini savunuyor. kısacası adam hala ortamın havasını değiştirebilen tek isim.
mustafa kemal atatürk hakkında ne düşünürsen düşün, adamın tarihsel etkisini küçültmeye çalışınca ortaya baya gerçeklikten kopuk yorumlar çıkıyor.çünkü bazı insanlar olayı sadece politik tartışma...
AI Özet: yazar yeni logoyu hiç beğenmemiş, göz zevkinin bozulduğunu söylüyor. tasarımı yapan ekibe ise hayat boyu küçük aksiliklerin eşlik etmesini diliyor. (bkz: spotify logosu)
yeni logosu yarrak gibi olmuş uygulama. telefonun bilgi kirliliğinde zaten beynimiz sikiliyordu şimdi gözümüz de sikiliyor. di...
AI Özet: yazar diyor ki eskiden dünya öyle bir yerdi ki doğduğun an kaderin belli olurmuş. sınıfsal bariyerler, katı dini kurallar ve loncaların kurduğu o aşılmaz duvarlar yüzünden kimse yerinden kıpırdayamazmış. soyluların imtiyazları ve monopoller yüzünden ekonomi resmen donmuş, yenilik dediğin şeyye karşı herkes aşırı ön yargılıymış. teknoloji gelişse işsiz kalırız korkusu hakimmiş, merkantilizm ve korumacılık yüzünden de üretim sadece küçük bir zengin azınlığa hitap ediyormuş. sonuç olarak yüzyıllarca ekonomik büyüme diye bir şey görülmemiş, refah sadece öte dünyada hayal edilmiş ve kıtlık normalleşmiş. (bkz: sefalet) işte yazar burada laissez-faire mevzusunun, yani serbest piyasa anlayışının aslında bu anti-ekonomik ve kısıtlayıcı düzene bir başkaldırı olduğunu belirtiyor. klasik iktisatçıların serveti sadece altın gümüş sanan hurafeleri yıkmasıyla işler değişmiş. fabrikalar kurulup kitlesel üretim başlayınca otoritelerin direnci kırılmış çünkü insanlar kırdan kente akıp iş bulmaya başlamış. yazara göre kapitalizm sadece bir sistem değil, arkasında ciddi bir fikir ve ideolojik zemin var. eğer yine o korumacı, müdahaleci ve rekabet karşıtı kafa yapısı baskın gelirse, hepimiz eski sersefil günlerimize geri döneriz diyor.
kapitalizm öncesi dönemde doğan bir kişinin ne olabileceği, ne üretebileceği, hangi işi yapabileceği hemen hemen bellidir. yasalarla, geleneklerle, aşırı katı sınıfsal, bölgesel, dini bariyerlerl...
AI Özet: yazar, abd'nin ekonomik durumunu birkaç açıdan inceliyor. öncelikle, itep'in araştırmasına göre "one big beautiful bill act" isimli yasanın sadece en zengin %5'lik kesime vergi avantajı sağladığını belirtiyor. kalan gelir gruplarında ise vergi artışları yaşanmış. ayrıca, amazon, alphabet ve meta gibi büyük şirketlerin 2025 yılı için toplamda 51 milyar dolarlık federal gelir vergisinden muaf tutulduğunu veya istisna edildiğini, tesla ve palantir'in ise federal gelir vergisi ödemediğini ekliyor.
bir diğer önemli nokta ise servet dağılımındaki adaletsizlik. yazar, daha önce debe'ye giren bir (bkz: donald trump/#183764092) entry'sine atıfta bulunarak, abd toplumunun en tepedeki %1'lik kesiminin ülke servetinin %32.7'sine sahip olduğunu, en alttaki %50'lik kesimin ise sadece %1.1'ine sahip olduğunu vurguluyor. bu durumun 1989'dan bu yana görülen en kötü oran olduğunu belirtiyor. (bkz: abd'nin en zenginlerinin vergi ödememesi/@imacloud) entry'sinde jeff bezos ve elon musk gibi isimlerin ödediği vergilere dair detayların bulunabileceğini söylüyor.
fed başkanı powell'ın "özel sektörde yaratılan yeni iş sayısı neredeyse sıfır" sözlerine de değiniyor. powell'ın bu durumu yabancı göçmen oranının düşmesi ve iş piyasasına düşük katılım ile açıkladığını belirtiyor. yazar, powell'ın bu sözlerinin bilimsel bir referans gibi görünse de aslında trump'ın göçmen politikalarını eleştiren siyasi bir demeç olduğunu düşünüyor. göçmenler gelmediği için gsyih'nin sıfır istihdamla büyümesini, ekonomide (muhtemelen yapay zeka kaynaklı) verimlilik artışına bağlıyor. 1980'lerden beri abd ekonomisinde verimlilikle reel emek ücretleri arasındaki farkın açıldığını da ekliyor.
göçmenler konusunda ise abd nüfusunun eğitim seviyesinin yüksek olduğunu, işgücünün vasıfsız olmadığını belirtiyor. bloomberg'ün haberine göre işsizlerin %25'ini üniversite mezunlarının oluşturduğunu ve bu oranın 1990'lardan beri en yüksek seviyede olduğunu söylüyor. diplomalı işsizlik haberlerinin yaygınlaştığı bu ortamda, trump'ın h1-b vizesi başvuru ücretini yüz bin dolara çıkarmasının ardından gelen göçmenlerle ilgili ilginç verilere dikkat çekiyor. 2023 yılında gelenlerin %65'inin yazılımcı olduğunu, %73'ünün hintli, %12'sinin çinli olduğunu belirtiyor. bu durumun, nitelikli işgücü piyasasında reel ücretlerin düşük kalmasına yol açabileceğini ifade ediyor.
sonuç olarak yazar, tüm bu verilerden hareketle abd'de alt ve orta sınıftan milyonlarca insandan en tepeye doğru hızlanan bir kaynak transferi yaşandığını, gelir dağılımı yapısının devlet eliyle dar bir kesimde yoğunlaştığını özetliyor.
a. institute on taxation and economic policy'nin (itep) araştırmasında görüleceği üzere one big beautiful bill act, abd toplumunun sadece ilk %5'lik kesime vergi avantajı sağlamış. kalan gelir gr...
AI Özet: yazar, osmanlı'daki müneccimbaşılık mevzusuna bir makale sonrası merak sarıp daldığını anlatıyor. olay şu; sarayın baş astrologu/astronomu olan bu kurum 15. yüzyıl sonu gibi filizlenmiş ama asıl şeklini 16. yüzyıl ortasında almış. toplamda 37 kişi bu koltuğa oturmuş, ilk resmi isim de ii. bayezid dönemindeki seyyid ibrahim'miş. yazar, müneccimbaşının yanındaki ekibin oldukça küçük olduğunu, bir yardımcı ve birkaç şakirdle (bkz: çırak) koca devletin takvim ve uğurlu saat işlerini hallettiklerini belirtiyor. sanılanın aksine bu adamlar sadece yıldıza bakıp fal açan tipler değilmiş; medreseli, matematik bilen, ciddi ilmi birikimi olan (bkz: ilmiye) kişiler seçiliyormuş. hatta bazıları hekimbaşılık veya kadılık gibi mevkilere kadar yükselmiş. asıl bomba ise her yıl nevruzda padişaha sunulan takvimler. rakam takvimiyle teknik detaylar, ahkâm takvimiyle de astrolojik yorumlar ve tavsiyeler verilmiş. padişahın ne zaman ne yapacağı bu takvimlerle belirleniyormuş. üstelik bu işler öyle basit değil, altın yaldızlı ve süslü kitaplar şeklinde hazırlanıyormuş. karşılığında da nevrüziye denilen sağlam bir prim/hediye alıyorlarmış. hesap kitap işlerinde ise yüzyıllarca uluğ bey zici'ni kullandıklarını söylüyor.
geçenlerde osmanli devleti'nde müneccimbaşilik müessesesi ile ilgili bir makale okumuştum, nedense ilgimi çekti. hani öyle merak edip didik didik ettiğin şeyler olur ya, işte tam öyle bir şey old...
AI Özet: yazar, robert duvall'in başrol olmasa da filmi tek başına sırtlayabilen cinsten bir oyuncu olduğunu söylüyor. (bkz: the godfather) üzerinden jön olmayan ama gerçekçi duran aktörlerin kaybının kendisini daha çok etkilediğini belirtiyor.
akademi ödüllü aktör. film izlerken genellikle başrolden çok yan rollere odaklanırım. geçtiğimiz akşam (bkz: the godfather) izlerken bu kez gözüm robert duvall'e kaydı. filmi başrol kad...
AI Özet: yazar çorumspor'un bodrumspor'u paketlemesini sevmiş, bodrum'un otobüs çektiği futbolu gömmüş. süper ligde sadece şehir takımları olsun istiyor (bkz: esenler) elensin diyor.
gs final maçında antalyayı böyle boğamadı aradaki 10 gömlek kadro farkına rağmen. çorum bir kısmı da veteran olan oyuncuları...
AI Özet: yazar, derinden şarkısının bazen sadece dinlenmediğini, insanın ruhuna işlediğini söylüyor. hayatın kötü gittiği dönemlerde bu parçanın bir yıkılış marşına dönüştüğünü belirtiyor. cumartesi sabahı şarkıyı avaz avaz söyleyerek yaşadığı duygusal çöküşü anlatırken, bu trajikomik anları kaçıranlara hafiften trip atıyor. (bkz: efkarlanmak) tam bir melankoli hali.
her şarkının bir zamanı var işte. yıllardır ara ara listemden fırlar ve kulağıma iyi gelir dinler ve geçerdim. bu defa geçemedim işte. bazen insanın hayatının çok kötü gitmesi yetmiyor, bazen hay...
AI Özet: yazar ketojenik diyetle hızlıca kilo verdiğini ama sürecin tam bir (bkz: işkence) olduğunu söylüyor. karbonhidratı bu kadar düşük tutmanın insani olmadığını, ömür boyu böyle yaşayacak olanın hayatı kaçırdığını belirtiyor. özellikle vegan olup keto yapmaya çalışanları küreksiz sal yürütmeye benzetmiş, yani imkansız değil ama neden diye soruyor. diyetle süper güçler kazandığını iddia edenlere de şüpheyle yaklaşıp duyu organlarının hasar görmüş olabileceği şeklinde takılmış. buna alternatif olarak karbonhidratı %30-35 civarına çekmenin çok daha mantıklı ve sürdürülebilir olduğunu savunuyor. böylece arada bir çikolata yediğinde panik atak geçirmeden, ayda 3-4 kilo vererek sağlıklıca hedefine ulaştığını anlatıyor.
insanın içinden geçen beslenme rejimiben bu rezilliği yaşadım. gerçekten çok iyi kilo verdim. istediğim kiloya bu yolla indim. ama gel gelelim, ne sürdürelebilir ne insani ne de mantıklı bir deva...
AI Özet: yazar, barış özcan'ın geçmişi üzerinden bir kıyaslama yapıyor; benzer durumdaki farklı örgüt üyelerine gösterilen tepkilerin tutarsızlığını sorguluyor ve (bkz: himmet) mevzusuna dikkat çekiyor.
pkk terör örgütü üyesi birisi youtube kanalı açsa teknoloji, gündem, gelecek falan filan temalı videolar çekse sonra kanal büyüdükçe her vi...
AI Özet: yazar, adana'nın belediye ve yerel yönetimleri tarafından tamamen boşlandığını düşünüyor. yolların çukur dolu, parkların ise bakımsız olduğunu, belediyenin sadece ceza kesme konusunda çok hevesli olduğunu belirtiyor. yağmur yağınca şehrin göle dönmesini ve trafiğin felç olmasını (bkz: adana trafiği) yönetenlerin çözüm üretmek yerine ceza yağdırmasını eleştiriyor. şehri çok sevmesine rağmen, potansiyelinin çok altında kaldığını ve resmen terk edilmeye zorlandıklarını söylüyor. özetle, güzelim şehrin bu hale gelmesi karşısında derin bir üzüntü ve çaresizlik içinde olduğunu anlatıyor.
merkezini oluşturan 4 ilçe ve büyükşehir belediyesi dahil hiç biri asli görevini yerine getirmiyor.parklar, refüjler, kaldırımlar ot içinde.ana cadde ve ara sokaklarda çukura düşmeden 100 metre a...
AI Özet: yazar filme genel olarak bayılmış ama tommy'nin ölümü konusunda ciddi sıkıntıları var. andy'nin o kadar zeki, finansal manipülasyon uzmanı ve stratejik bir adamken, kendi özgürlüğü için gidip her şeyi müdüre anlatmasını tam bir mantık hatası olarak görüyor. (bkz: andy dufresne) müdürün zaten adam üzerinden kara para akladığını ve onu asla salmak istemeyeceğini hatırlatarak, andy'nin burada bir anda saflaştığını söylüyor. yazarca daha mantıklı olan; andy'nin avukat üzerinden dolanması ve müdürün bu oyunu bozup tanığı öldürtmesi olurmuş. böylece kaçış hikayesi daha organik bir zemine otururmuş. ayrıca tommy'nin verdiği bilginin hukuki olarak çok zayıf olduğunu, sadece bir duyum olduğunu ve bununla kesin kurtuluşun mümkün olmadığını belirtiyor. özetle film efsane ama duygusallık yüzünden bazı boşluklar görmezden gelinmiş diyor.
güzel filmdir ama tommy isimli karakterin ölümü bence büyük bir mantık hatasıdır. şöyle ki; andy'nin masum olduğuna şahitlik edebilecek bir mahkum çıkıyor ve andy gidip bunu doğrudan müdüre anlat...
AI Özet: yazar philips'in cihazından memnun, özellikle gece modu ve koku performansı sarmış. tek derdi her özellik için ayrı uygulama yükletmeleri. (bkz: uygulama çöplüğü) cihazın hava kalitesi ölçümüne ise hafiften şüpheyle yaklaşıyor.
philips ac3220/10 modelini 2 haftadır kullanıyorum, gece modunda oldukça sessiz ve başarılı. turbo modunda ev sessizse eğer biraz rahatsız ediyor ama, klima sesi kadar rah...