AI Özet: yazar diyor ki bir iddia varmış da o bunu duyunca başkası söyledi zannetmiş
nedense birden görünce bir başkası söyledi zannettim. o söylememiş.*tanım: bir iddia.
AI Özet: yazar diyor ki 2024'de 2 milyon tl taksit ödeyebilecek kadar para kazanmak için hukuk okumaya karar vermiş, 4 tane tapusu varmış ama değerleri 40 milyon tl'yi geçmiyormuş
2024 yılında aylık 2 milyon tl taksit ödeyebilecek kadar yüksek gelire sahip olabilmek için üni...
AI Özet: yazar diyor ki sevgilinin karşı cinsle tatile gitmesine hayır diyor (bkz: güven meselesi)
yani şu durumu size modernlik olarak dayatmaya çalışacak kadınla/erkekle de vaktinizi harcamaya...
AI Özet: yazar diyor ki arda güler real madrid'de yüz maça çıkan bir çocuk, discussion yapmanın anlamı yok
oğlum şunu bi öğrenemediniz: bu çocuk gerekirse sahanın ortasında sıçıp sıvayacak, siz de şu as...
AI Özet: yazar diyor ki romanya maçında ilginç bir durum yaşandı, deplasman takım kaptanı şehirde doğmuş tek futbolcuydu
sahadaki 22 futbolcu içinde, maçın oynandığı şehirde doğmuş olan tek futbolcunun deplasman takı...
AI Özet: yazar diyor ki, hukukun üstünlüğü endeksinde ilk 20'de olan ülkelerin ortak özelliği bağımsız kurumlar ve şeffaflık. yazar belirtiyor, adalet bakanının şeffaf olmaması tüm kurumların güvenilirliğini düşürüyor. uluslararası yatırımcılar ve kredi derecelendirme kuruluşları bir ülkenin adalet bakanını sadece bir siyasetçi değil, tüm ticari sözleşmelerin garantörü olarak görüyor. büyük şirketler fabrika kurarken hukuk üstünlüğü endeksine bakıyor, yatırımcılar güçlü olanın korunacağına inanıyorsa yatırım yapmıyor. yazar göre, adalet sistemdeki sorunlar türk şirketlerinin yurt dışındaki kredibilitesini düşürüyor, ekonomi de asla aydınlık olmuyor. bkz: hukuk dumanlıysa, ekonomi asla aydınlık olamaz diyor.
öncelikle hukukun üstünlüğü endeksinde ilk 20'de olan ülkelerin (danimarka, norveç, finlandiya vs.) tek bir ortak özelliği vardır: bağımsız kurumlar tarafından denetim, şeffaflık ve bağımsız medy...
AI Özet: yazar diyor ki, sigara içenlerin üzülünce sigara içtiklerini, çünkü nikotin beyinde dopamin salgıluyor ve kısa süreli rahatlık veriyor. ama bu etki geçici, sonra huzursuzluk ve gerginlik yeniden ortaya çıkıyor, bu da sigara kullanımını teşvik ediyor. yazar, sigara kullanımının stresle başa çıkma becerilerini zayıflattığını ve anksiyete, depresyon düzeylerini artırdığını belirtiyor. sigara içmeyenler ise farklı başa çıkma stratejileri geliştiriyor, örneğin fiziksel aktivite, sosyal destek, bilişsel yeniden değerlendirme gibi. yazar, kendisi sigara içmeyen biri olarak, üzülünce deniz kenarına gidiyor, teknede zaman geçiriyor, ya da akvaryum tankının başında balıklarını izliyor, bu sayede mutlu oluyor. yazar, beynin hüznü düzeltmeye hazır olduğunu söylüyor, bkz: stresle başa çıkma yöntemleri.
şahsen sigara içenlere üzülürüm.sigara bağımlılığı, bireylerin duygusal durumlarıyla yakından ilişkili nörobiyolojik süreçler içermektedir. üzüntü ve stres anlarında sigara içen bireyler, nikotin...
AI Özet: yazar diyor ki, bir insanla anlaşabileceğinin işareti, empati yapabilmesi ve uyumlu olmak istemektir, ayrıca benim dediğim olacak diye tutturmemektir, artık mizah ya da benzer kültürden gelmiş olmak yetmez diyor.
az da olsa empati yapabilmesi, uyumlu olmaya çalışması. her şeye benim istediğim olacak diye tutturmaması.eskiden olsa mizah de...
AI Özet: yazar diyor ki, kişniş çok ilginç bir bitki, tadı ve kokusu genetik varyasyona göre değişiyor. yazar, kokusu hakkında konuşmadan önce genetik kısmı açıklamak istiyor ve internetten okuduğu bir makaleye başvuruyor. yazarın deneyimleri, yıllarca kişniş nefreti üzerine kurulu. kişnişin kokusunu sabun gibi algılayan kişilerde or6a2 geninde mutasyon olması gerekiyor, bu gen aldehitleri tespit etmekten sorumlu. yazarın kendisi için ise kişnişin kokusu sabundan ziyade osuruk böceği gibi geliyor, çünkü bu böceklerin atıklarında da benzer aldehitler var. yazar, genetik olarak şanslı olanların kişnişin kokusunu taze ve otsu olarak algıladıklarını söylüyor. yazar, meksika ve hindistan gibi yerlerde bu genetik varyasyonun nadir görüldüğünü ve kişnişten rahatsız olan nüfus oranının sıfıra yakın olduğunu belirtiyor. doğu asyalılar ise kişnişten en çok nefret edenler, çin'de çok kullanılıyor ama kore ve japon mutfağında nadiren tercih ediliyor. japonlar için kişniş yabancı bir ürün, koreliler ise bu tattan nefret ediyor. yazar, bir koreliye bu konuyu anlatmış ve ortak bir payda bulmuş, ortak bir nefret objesi._moğollarda ise ot yemek haram gibi bir şey, yazar soğan ve patates dışında toprakta yetişen bir şey yediklerini görmedi. yazar, kişnişin ne olduğunu bile bilmediklerini söylüyor. yazar göre, kişnişin kokusu ve tadı gerçekten ilginç ve genetik varyasyona göre değişen bir bitki. bkz: link.springer.com için kişnişle ilgili ilginç istatistikler bulunduğunu belirtiyor.
genetik varyasyona göre tadını ve kokusunu farklı algılayabildiğimiz çok enteresan bir bitki. tadından önce koku konusunu açıklayayım. gerçi açıklayayım derken genetik kısmını ben de internetten ...
AI Özet: yazar diyor ki kyoto'ya gitmek tokyo'dan bambaşka bir deneyim, şehrin dinginliği ve sakinliği hemen hissediliyor. kyoto'ya 3 gece 4 gün ayırmışlar ve oldukça yeterli bulmuşlar. yazar matcha'nın doğduğu yer olan kyoto'da kimono giysiler ile matcha çayı seremonisi ve japon kaligrafi sanatı deneyimi yaşamış, mutlaka denenmesi gerektiğini söylüyor. ayrıca otel önerisi olarak higashi hongan-ji temple'nin karşısında bulunan oteli öneriyor, otelin açık büfe kahvaltısı ve onseni çok iyiymiş. yazar buradan memnun ayrılmama imkanının sıfıra yakın olduğunu söylüyor, japon gezi planı olanlar için de bir link bırakmış, bkz #182707316, japon gezi rehberi videosuna da göz atılmasını öneriyor.
tokyo'dan kyoto'ya geçiş bambaşka bir ruhsal durum. kyoto staion'a gelir gelmez seni karşılayan pespembe ışıklandırmasıyla kyoto tower, şehrin dinginliği, sakinliği ve ansızın herhangi bir sokakt...
AI Özet: yazar diyor ki yılmaz özdil'in akın gürlek'i savunması sosyal medyada büyük tartışmalara neden oldu, insanlar nasıl olur da bizim adamımız böyle bir şey yaptı diye şaşırıyorlar. yazar belirtiyor ki yılmaz özdil satılmadı, dönmedi, her zaman yaptığı şeyi yapmaya devam ediyor. yazar diyor ki 1970'lerde bülent ecevit'in chp'si dünyada yükselen sol dalganın türkiye ayağıydı, ancak 12 eylül darbesi之后 türkiye'nin solu sınıf siyasetinden koparıldı. işçi hareketinin beli kırıldı, sendikal örgütlenme imkansız hale getirildi. chp de halkçı bir kitle partisi olmaktan çıkarılıp üst orta sınıfın kültürel kaygılarını temsil eden bir salon partisine dönüştürüldü. yazar diyor ki deniz baykal chp'deki kırk yıllık iktidarını bir liderlik hırsı olarak okumak yanlış, o bir karantina komiseriydi, görevi chp'yi sol, sınıfsal ve halkçı bir zemine bir daha asla geri döndürmemekti. yazar belirtiyor ki baykal chp'yi laiklik bekçiliğine hapsederek, kültür kavgasına sıkıştırarak yaptı, partiyi elit kulübüne dönüştürerek yaptı, emekçiyi, kürdü, yoksulu, taşralıyı, başörtülüyü kapının dışında bıraktı. yazar diyor ki yılmaz özdil'in üniformasının rengini kırk yıldır yanlış okudunuz, o her zaman aynı şeyi yapmaya devam ediyor. bkz yılmaz özdil'in yazıları, bkz chp'nin tarihi, bkz 12 eylül darbesi. yazar diyor ki size kötü bir haberim var, yılmaz özdil dönmedi, satılmadı, her zaman olduğu gibi görev başında.
şaşırdınız değil mi? yılmaz özdil akın gürlek'i savundu diye sosyal medyada ağıt yakıyorsunuz, "nasıl olur, o bizim adamımızdı" diye çırpınıyorsunuz, saçınızı başınızı yoluyorsunuz, satıldı diyor...
AI Özet: yazar diyor ki, müge anlı sığınmacıların işsizliğe çözüm olduğunu düşünüyor, oysa işverenler ucuza çalıştırdığı için onları tercih ediyor, yazar belirtiyor ki, sığınmacılar olmadan bu işleri kim yapardı sorusunun cevabı basit, daha önce de bunlar yapılmış zaten.
sıgınmacılar olmasa insaatlarda kim çalışacakmış, temizliği kim yapacakmış, marangozda kim çalı...
AI Özet: yazara göre, sıradan vatandaşın bir tweet'i bile araştırılırken, bir savcının mülkü hakkında soru sorulunca susma hakkı kullanılıyor, ayrıca bazı kimselere unutulma hakkı, huzur hakkı, trafikte ve sağlıkta ayrıcalık veriliyor, yazar bunu kast sistemine benzettiği için şikayet ediyor.
ne güzel abi ya, kıytırık bir tweet atan sıradan vatandaşın bile mal varlığına kadar araştırılıyor ama bir savcının, kuru savcı maaşıyla nasıl bu kadar mülkü edindiği sorulunca "susma hakkı" kull...
AI Özet: yazar diyor ki, doğum günlerini, özel günleri hep önemsemiş, etrafındakilerin doğum günlerini, anneler gününü, yılbaşını, bayramları unutmayan biriymiş. küçük bir mesajın, içten bir hatırlamanın bile insanı ne kadar mutlu edebileceğini bilirmiş. yazar bir bahar kadınıymış, tam bir koç burcu, içinden fırtınalar kopan ama çabuk dinen biri. yazar diyor ki, üç yıl önce bugün çok sevdiği, çok değer verdiği birini kaybetmiş ve o günden beri 26 martı sevmiyor, çünkü o gün için artık pastalar, mumlar, dilekler değil, gözümden düşen yaşlar, boğazıma oturan o düğüm geliyor. yazar, zamanın her şeyin ilacı olduğunu söylüyor ama bazı şeyleri iyileştirmiyor, sadece alıştırıyor, eksik yaşamaya, yarım gülmeye alıştırıyor. yazar, belki bir gün o acı da kabuk bağlar, belki bir gün 26 mart sadece bir tarih olur diyor, ama şu an halen içimde iki ayrı duygu var, biri doğmuş olmanın hafifliği, diğeri kaybetmenin ağırlığı. yazar, 40'tan sonrasını hatırlamasak da olur, ömür dediğimiz ne ki, zamanı tutamıyoruz, ne kadar sıkı sarılsak da akıp gidiyor elimizden, bari içimizdekiler de zaman gibi akıp gitse. yazar, belki de büyümek dediğimiz şey, bazı günleri eskisi gibi yaşayamayacağını kabullenmek, bazı gülüşlerin artık içinde biraz hüzün taşıdığını fark etmek, ama yine de, her şeye rağmen, hayata küçük bir yerden tutunmaya çalışmak diyor. yazar, yeni yaşının, yeni mutluluklar getirmesini, acılarını yüreğinden hafifletmesini, sevdiklerinin varlığının, sıcaklığının hep içini ısıtmasını diliyor.
bu başlığa daha önce hiç yazmamıştım.özel günlere önem veren biriyim. yakın çevremdeki insanların doğum günlerini, anneler gününü, yılbaşını, bayramları… pek es geçmem. küçük bir mesajın, içten b...
AI Özet: yazar diyor ki galatasaray'ın 96 yılından önceki başarısını göz ardı ediyorsunuz. o zamanlar fenerbahçe 12, beşiktaş 10, galatasaray da 10 lig şampiyonluğu vardı. yazar belirtiyor ki galatasaray'ın 8 türkiye kupası şampiyonluğu vardı ve şampiyon kulüpler kupasında yarı finali vardı. yazar göre bu başarının ardında jupp dewall ve fatih terim gibi önemli isimler var. yazar diyor ki galatasaray'ın başarısı hükümet desteğiyle değil, kendi gücüyle. yazar örnek veriyor, bilal oğlanın samsun maçında attığı gol sonrası söylediği sözleri hatırlatıyor, galatasaray için aynı sözleri söyleseydi sözlükte yer yerinden oynardı diyor. yazar göre galatasaray türkiyenin en başarılı takımı ve yazarın takımı.
kusura bakmayın da ya tarih bilmiyosunuz ya sallamak kolay geliyo yada araştırmayı bilmiyosunuz.96 yılından önce galatasaray nasıl olmaz ya? siz kimin aklıyla taşak geçtiğinizi sanıyosunuz? bilgi...
AI Özet: yazar diyor ki alperen şengün'ü eleştirenler çok saçma şeyler söylüyor. bu çocuk son dakikaya kadar maçın uzamasına sebep olan, 13-0'lık seri yakalayan oyuncudur. yazar, bu çocuk bu kadar yorulmadan çalışamaz, pancar motoru mu diye soruyor. yazar, tarihin en skorerlerinden biri diye bahsedilen bir oyuncunun maçın son dakikalarında top kaybı yapması normaldir diyor. yazar, koçun da aptalca davranışlar sergilediğini, mola vermemesinin saçma olduğunu söylüyor. yazar, abd'li taraftarların da alperen'i acımasızca eleştirdiğini, bu eleştirilerin saçma olduğunu söylüyor. yazar, alperen'den %100 şut yüzdesi, 0 top kaybı gibi istatistikler beklenmemesi gerektiğini söylüyor. yazar, diğer oyunculara yapılan eleştirilerin de saçma olduğunu söylüyor, örneğin lamelo'ya savunma yapmıyor denilmediğini, gobert'e de hücumda oyun kurması söylenmediğini belirtiyor. yazar, bu kadar aptallığın fazla olduğunu ve dayanılacak gibi olmadığını söylüyor. yazar, koçun da iyi bir insan olmadığını, alperen'i insanların önüne atarak kendi götünü kurtarmaya çalıştığını söylüyor.
yeter be kardeşim, bu sosyal medya denen meretin en büyük kötülüğü; dışarıda görsen dinlemeyeceğin, kaldırım değiştireceğin tiplerin fikirlerine ister istemez maruz kalıyorsun. halen yok son daki...
AI Özet: yazar diyor ki bugün hastanede operasyon geçirdi, kimseye söylemedi, sonra arabasını otoparkta bulamadı, yürümek zor geliyordu, dikişler sızlıyordu, yalnızlık canını yakıyordu, kendisi seçtiği halde dayanamıyor (bkz: yalnızlık)
bugün hastanede küçük bir operasyon geçirdim. ne aileme ne de arkadaşlarıma söyledim; her zamanki gibi “ne gerek var, kendim hallederim.” dedim.işlemden sonra hastaneden çıktığımda otoparkta...
AI Özet: yazar diyor ki mösyö taha bu akşam again acil tedavi olması lazım dedirtti, fragmana ağlaması falan çok aşırı, cringe bir durum, umarım galaya çağırırlarsa ayrı odaya koyarlar yoksa salonun seyir zevkini mahveder ağlaya ağlaya (bkz: mösyö taha)
bu akşam bir kere daha "acil tedavi olması lazım" dedirtti. bir fragmana bu kadar ağlamak kesinlikle normal değil. insanın bu kadar feryat figan ağlaması için birine falan bir şey olması lazım. a...
AI Özet: yazar diyor ki yunanistan'da türk hava kuvvetlerine karşı büyük bir nefret var. facebook'ta türk uçakları paylaşıldığında yunan kullanıcılar hakaret yorumları yazıyor. yunan siyasetçileri ve generalleri de türkiye'nin kendi savunma sanayisini geliştirmesini while kendilerinin abd ve avrupa'ya bağımlı olmasını eleştiriyorlar. yazar göre yunanistan küçük çaplı bir çatışmada bile abd ve israil'den yardım isteyecek. yunanistan'da güler yüzler sadece türk turistlerin bıraktığı paralar içinmiş.
facebook'ta yabancı spotter'lar ne zaman türk hava kuvvetleri tayyaresi paylaşsa, altına bok sineği gibi toplanıp, organize şekilde hakaret yorumları yazıyorlar. adamların türk nefreti o kadar bü...
AI Özet: yazar diyor ki alp özgen maç anlatımı çok kötü bir spiker, her türlü olumsuz özelliğe sahip (bkz: gereksiz övgüler, hamaset)
maç anlatımı çok kötü olan futbol spikeri. gereksiz övgüler, hamaset, eziklik psikolojisi, kötü...
tv8
negatif
AI Özet: yazar diyor ki tv8'de maç bitince reklam furyası başlıyor, 2 sn'lik görüntüler veriyor, sonra yine reklam dayıyor, yazar buna çok sinirlenmiş, acun ilicalı'yı kınıyor.
maç biteli dakikalar geçmiş. ara ara 2 sn veriyorlar ondan da anlıyoruz ki ortam çok güzel ve seyirciler stadı terket...
AI Özet: yazar diyor ki, günümüzde felsefe eğitimi almak modern dünyanın karmaşasında yol bulma sanatı gibi bir şey. felsefenin anlamını, onun değişen doğası ve bireyin bu doğa içindeki konumu üzerinden yeniden okuyabiliriz. medeniyetler arasındaki sınırlar bulanıklaşıyor, yabancı kültürlerle etkileşimler kuruyoruz, bu durum felsefe okulları için de geçerli. batı rasyonalizmi ile doğu mistisizmi, stoacılık ile varoluşçuluk aynı düzlemde buluşabiliyor. modern insan, zihninin zenginliğini bu hibrit yapıdan beslenerek oluşturma şansına sahip. felsefe, binlerce yıllık insan deneyimini bir bütün olarak görmemizi sağlayan bir üst dil işlevi görüyor. yazar, mutlak gerçeğin erişilmezliği konusundaki temel tespiti hatırlatıyor, insan doğası ve algıdaki sınırlılıklar nedeniyle saf gerçeğe ulaşmakta yetersiz kalır. ancak bu yetersizlik bir son değil, bir başlangıçtır. felsefe, çelişkilerin ortasında bir denge kurma sanatıdır. felsefenin asıl görevi, kişinin kendi anlamlı yolunu seçmesidir. her bireyin dünyası ve algısı farklıdır, hayatın içinde savrulduğumuz faaliyet alanları, bu özgün algıların bir sonucudur. felsefe, insan deneyiminin her alanına sızar, etik, edebiyat, bilim veya akademi... felsefe, salt bilgi aktarımı değil, bir yansıma ve anlama pratiğidir. bir düşünce şekli, yaşam pratiği oluştururken felsefeyi merkeze almak, bireyin öz farkındalık kapasitesini en üst seviyeye çıkarır. bu düşünceli yaklaşım sayesinde insan, yaptığı işin, kurduğu ilişkinin ve yaşadığı hayatın tadına varır. bkz: felsefenin önemini anlamak, modern dünyada yol bulmak için felsefeye ihtiyacımız var.
günümüzde felsefe eğitimi almak ve bu disiplin üzerine düşünmek, yalnızca tozlu raflar arasında bir gezinti değil; modern dünyanın karmaşasında bir yol bulma sanatıdır. bugün felsefenin anlamını,...
AI Özet: yazara göre gülten akın'ın çocukluğu yozgat'ta geçiyor, orada ceritzadelerin evinde şeyh abdürrahim rumi'nin iki dizesi asılıymış: tövbe yâ rabbi hata râhına gittiklerime, bilmeyip ettiklerime, bilmeyip ettiklerime (bkz: merzifonlu şeyh abdurrahim-i rumî)
tövbe yâ rabbi hata râhına gittiklerimebilip ettiklerime, bilmeyip ettiklerime(merzifonlu şeyh abdurrahim-i rumî)derkenar: gülten akın, çocukluğunun geçtiği yozgat'tan bahsederken der ki "şekerpı...
AI Özet: yazar diyor ki son zamanlarda sözlüğe girdiği her başlıktaki entrylerin çoğunun yapay zeka tarafından oluşturulduğunu görüyor, bu durumun önüne geçmek mümkün mü bilinmez. yazar, sözlüğün yıllardır bahsedilen sonuna yapay zeka neden olabilir diyor. yazarın görüşüne göre, sözlük yazar profili her yıl değişip farklı bir tipe evriliyor, türkiye'nin politik veya insani gelişmişlik olarak nereye evrildiği sözlükte de görülüyor. ancak şimdi durum tersine dönecek gibi, yazarın 10 dakika önce profiline girdiği bir yazardan anladığı kadarıyla gelecekte ışık görünmüyor. bu yazarın girdiği her başlığa yazılar döşemiş ve bunların tamamının yapay zeka ile yazıldığını anlayabilmek mümkün, yazar bu şekilde denk geldiği ilk yazar değil ve son yazar da olmayacak gibi görünüyor. yazar, yapay zekanın yaratıcı değil analizci ve derlemeci olduğunu söyleyenleri anımsatıyor, her şekilde insan hayal gücüne muhtaç ve bu yüzden bir noktada kendi oluşturacağı bilgi ve veri kaosunun içinde kaybolup kendi sonunu getirecek. yazar, ekşi sözlük de aynı kaderi paylaşacak, güncel ve sonrası olan hiçbir verinin varlığının bir değeri olmayacak, sözlük cyborg'e dönüşmüş, yakın zamanda da tamamen robota dönüşecek. yazar, ara sıra sözlüğe girip eski entryleri okuyarak geçmişi yad edebilecekler diyor.
son zamanlarda girdiğim her başlıktaki son entrylerin çoğunluğunun kaynağını yapay zeka oluşturuyor. bunun önüne geçebilmek mümkün mü bilmiyorum ama sözlüğün yıllardır bahsedilen sonunu getirecek...
AI Özet: yazar diyor ki slovakya maçında neden deplasmanda oynuyoruz, sıralamamız daha iyi olduğu halde kura ile belirlenmiş (bkz: uluslar ligi)
bu maçın galibiyle neden deplasmanda oynuyoruz?elemelerde bunlardan daha fazla puan topladık. uluslar liginde biz b liginin bunlar...
AI Özet: yazar diyor ki succession dizisi, bir babanın ölmeyi, geri çekilmeyi ve hatırlanmayı reddetmesini anlatıyor. bu baba, logan roy, hep canlı, güçlü ve baba kimliğini gösteren bir karakter. yazar göre bu, aslında bir babanın gerçekleştiremediği bir şey, çünkü bir baba, ölebilmeli ve çocuklarının zihninde ölebilme cesaretini gösterebilmeli. logan roy gibi bir baba, çocuklarına yaşam hakkı tanımaz, onların gelişimini engeller ve hep ağır basmaya çalışır. yazar diyor ki, logan roy, berbat bir baba, çünkü çocuklarına fiziksel olarak büyümüş olsalar da, onların varlıklarını askıda bırakır. çocukları, logan roy'un ağırlığı altında hep tüy kadar hafif kalır, çünkü o, çocuklarının terazide daha ağır basmalarının onlara vereceği güveni reddeder. yazar göre, logan roy, çocuklarına karşı hilebaz bir baba, ve bu, çocukların gelişimini olumsuz etkiler. yazar, logan roy'un, ölemeyen, ölmeyi başaramayan bir baba olduğunu söylüyor, ve bu, çocuklarına karşı gösterdiği babasal şefkati ve büyüklüğü umursamamasından kaynaklanıyor. yazar, logan roy'un, çocuklarının zihinlerine kendinden bir iz bırakamaması, ölemeyen ve ölmeyi reddeden bir baba olmasından kaynaklanıyor, diyor. bkz succession dizisi, logan roy karakteri, babalık ve çocukluk ilişkisi. yazar, logan roy'un, en berbat baba ucunda yer aldığını söylüyor, ve bu, çocuklarına karşı gösterdiği tutumdan kaynaklanıyor.
bir babanın vakti geldiğinde ölmeyi kabullenmesi, ölebilmesi, geri çekilmesi ve evlatları tarafından hatırlanacağına duyduğu güvenle yetinerek ölümlü bir insan olarak hayatını sürdürmeyi olumlama...
AI Özet: yazar diyor ki, retroaktif kıskançlık aslında var olmayan bir düşmana savaş açmak gibidir ve bu durum bir tuzaktır. bu tuzağa düşüren şey, geçmişte yaşanan olayları değiştirmenin mümkün olmadığını bilse de zihinsel olarak bu imkansızlıkla uzlaşamama durumudur. yazar, retroaktif kıskançlığın bir kapris değil, klinik bir örüntü olduğunu söylüyor. kaygı ve depresyon derneği, bu durumu okb spektrumunda değerlendiriyor, obsesif düşünceler, zorlayıcı davranışlar ve hiçbir zaman gerçek bir rahatlama getirmeyen kısır bir döngü olarak tanımlanıyor.
yazar, cleveland clinic'e göre, kişi partnerinin geçmiş ilişkilerine, cinsel deneyimlerine, eski sevgililerine takılıp kalıyor, bunlar artık bugünle hiçbir ilgisi olmayan olaylar olsa bile. okb araştırmacıları, bu örüntüyü "ilişki okb'si" olarak tanımladılar.
yazar, arthur schopenhauer'ın "isteme ve tasarım olarak dünya"nın 44. bölümünde aşkı sert ve acımasız bir şekilde söküp attığını söylüyor. schopenhauer'a göre aşk, romantik bir his değildir, türün, bireyi kullanarak kendi amacını gerçekleştirdiği biyolojik bir aldatmacadır. her türlü aşk, ne kadar tinsel görünse de, tamamen cinsel içgüdüden kaynaklanır.
yazar diyor ki, schopenhauer'a göre kıskançlık, bu irade mekanizmasının en acı yansımalarından biridir. birey, kıskandığında aslında kendi çıkarları için değil, soyunun devamlılığı için acı çeker. ve sahiplenme içgüdüsü, bu durumun temelini oluşturur.
yazar, retroaktif kıskançlığın, kişinin partnerin geçmişini değiştirmenin mümkün olmadığını bilse de zihinsel olarak bu imkansızlıkla uzlaşamadığını söylüyor. bu durum, kişinin geçmişe yönelik her sorusuyla biraz daha derin bir çukura düşmesine neden olur.
yazar, bu durumun bir kapris değil, klinik bir örünt
retroaktif kıskançlık, var olmayan bir düşmana savaş açmak gibidir ve aynı zamanda bir tuzaktır. retroaktif kıskançlık neden bir tuzaktır ve sizi bu tuzağa düşüren şeyin adı nedir?şuna benzer sor...
AI Özet: yazar diyor ki, türkiye'de adalet bakanı olan kişinin akıl almaz mal varlığı ortaya çıkmasına rağmen görevden alınmaması ve şaka gibi açıklamalar yapabilmesi italya'da mümkün değil. yazar, italya'da yaşadığı sırada buradaki siyaseti takip etmiş ve iki ülkenin arasındaki farkı görmüş. yazar, türkiye'de halkın seçtiği iktidarın ona saygı duymadığını ve hesabını vermediğini düşünüyor. yazar, avrupa ülkelerinde olduğu gibi iktidarın millete saygı duyması ve hesabını vermesi gerektiğini söylüyor. yazar, türkiye'nin yaşanabilir bir yer olması için bu değişimin şart olduğunu belirtiyor. yazar, ülkesine karşı çok fazla olumsuz düşünceye sahip ve italya'da yaşadığını söylüyor, yazarın yurtdışına yerleşme sebebi büyük oranda kişisel sebeplerdi.
2 gün önce evde bulaşık yıkarken düşündüm. ıstanbul'daki evimde bulaşık makinesi vardı, ıtalya'daki bu evimde henüz yok. ben italya'ya ilk kez 2018 de yerleştim sonra bir takım talihsizlikler old...
AI Özet: yazar diyor ki ahmet kaya herkesi etkilemez ama şarkıları insanın içinde sakladığı acımasız duyguları ortaya çıkarır, çok büyük bir şarkıcıydı ama büyüklüğü sometimes sonunu da etkiler (bkz: ahmet kaya şarkıları)
herkesin duygusuna hitap etmez, ama dokunduğu yerler dümdüz geçilecek yerler de değildir. onun şarkıları sevgiyle okşanmaz. daha çok insanın içinde saklamaya çalıştığı sert, acımasız ...
AI Özet: yazar diyor ki eskiden radyo djlik yapmış, stereo yayınlar modaydı, şimdi 3g iyi veremeyen operatörlerin 5g hizmeti vereceğini sanmıyoruz, sadece ışığı yakmışlardır diyor (bkz: 5g sinyali)
90 lı yıllarda radyo djligi yapmıştım. o dönem stereo yayınlar modaydı, bu yayını yapmak ayrıcalıklıydı. her istasyon s...
AI Özet: yazar diyor ki, çocuğunun hafızasında bıraktığın iz kadar hatırlanıyorsun, yani bugün ona nasıl davrandığın gelecekte senin nasıl anıldığını belirleyecek, (bkz: çocukluk travmaları) gibi hisleri biriktirirler, nasıl hatırlanmak istiyorsan öyle davran diyor writer
insan çocuğunun hafızasında bıraktığı iz kadar hatırlanır.bugün ona nasıl baktığın, nasıl konuştuğun, onu dinleyip dinlemediğin, yıllar sonra bir sofrada başkalarına anlat...
AI Özet: yazar diyor ki, erol köse intihar ettiği söylenen biri ve hakkında türlü hikayeler anlatılıyor. müzik dünyası zaten böyle, yeşim salkım'ın torpiliyle, sezen aksu'nun örgütlenmesiyle, zayıf olanlara neler yaptıklarını hep duyduk. gülşen de ilginç biri, önce murat varol sonra erol köse, reha muhtar, ozan çolakoğlu gibi paralı ve güçlü adamlarla ilişki yaşamış. erol köse'nin burcu güneş'nin prodüktörü olduğu söyleniyor, ama burcu niye patlamamış? müzik dünyası böyle, ünlüler için büyük beklentiye girmemek lazım. sadece azınlık gibi neşet ertaş gibileri var. erol köse tıp dünyasında kalsa oytun erbaş gibi biri olabilirdi belki. gülşen'in ilişkileri ve oğlunun doğumgünü haberleri de komik, çocuğa çizmeye çalıştıkları imaj apayrı bir komedi.
intihar ettiği söylenen kişi.hakkında türlü rezil hikayeler anlatılıyor da, müzik dünyası bu tür hikayelerle dolu değil mi? yeşim salkım’ın koca torpiliyle (bkz: hakan uzan), sezen aksu’nun fetöv...
AI Özet: yazar diyor ki, bazı belediyelerin internet sitelerine girip ne yaptıklarına bakarmış. mesela ankara büyükşehir belediyesinin sitesini yenilemişler, ama yazarın dikkatini çeken şey, her yerde aynı şeyler yapıp durmalarıymış. gençlik merkezi, internet kafe, emekliler lokali gibi şeyler açıyorlar, ama yazarın fikrine göre bu tür şeyleri yapmak belediyelerin görevi değilmiş. belediyelerin asıl görevi altyapı ve üstyapı yapmakmış, diğer işler devlet kurumlarına bırakılmalıymış. yazar, belediyelerin para harcamalarının hesabını sormak gerektiğini düşünüyor, çünkü türkiye'de para hesabını sormadan isteyen herkes para istiyor, bu da yanlışmış. yazarın dediğine göre, iki kilometre daha asfalt, beş kilometre daha fazla metro yapmak yerine, yurdum, restoranım, halı saham, emekliler lokalim veya internet kafem gibi şeyler yapmak mantıksızmış. writersa göre, hesabını sormayan olmadığı sürece, bu tür şeylere para harcamaya devam edilecekmiş. yazar, belediyelerin görevinin ne olduğunu bilmeleri gerektiğini söylüyor, aksi takdirde para harcamaya devam edeceklermiş. (bkz: mansur yavaş)
bazı minor ruh hastalıklarına müptela olduğum için hemen her gün bazı büyük şehirlerimizin belediyelerinin internet sitelerine girip kontrol ederim, bunlar ne yapıyor diye. zira belediye başkanla...
AI Özet: yazar diyor ki ömer üründül'ün sesi toplumsal mutluluk kaynağı, özel hayatında rezalet yok, iş hayatında başarılı, futbol yorumculuğu yaparken cömert, teknik yorumları yerindeler, güzel türkçe kullanıyor, allah uzun ömür versin diyor ve sağlığınıza dikkat edin lan dedeler nineler diyor (bkz: iyi insan)
allah uzun ömürler versin kendisine. biz kendisinden razıyız.bazı sesler, kokular, tatlar vardır. toplumsal mutluluk sağlar.ömer üründül'ün sesi de böyledir. özel hayatında hiçbir zaman rezalet d...
AI Özet: yazar diyor ki thersites ilyada'nın ikinci kitabında adı geçen bir karaktermiş. bu karakter sadece bu bölümde geçiyormuş ve agamemnon'un dönmeli miyiz yoksa savaşmaya devam mı edelim diye sorduğu divan görüşmesinde kendisinden söz ediliyormuş. thersites de ağzını açıp gözünü yumuyormuş ve dilinin kemiği yokmuş, yani lafını esirgemiyormuş. sonunda odysseus tarafından sopalanıp divandan kovuluyormuş. hegel de tarih felsefesinde thersites'ten bahseder ve thersitism diye bir kavram ortaya atar, yani thersites gibi konuşmak, thersites gibi düşünceleri savunmak gibi bir şey. nietzsche de thersites'i olumsuz olarak ele alıyormuş. liberaller thersites'i haklı buluyorlar ama tartışma kültürü yok diyorlar, demokrasinin sesi olarak yorumluyorlar. marksistler ise susturulan proletaryayı görüyormuş thersites'te. homeros thersites'i şöyle tanımlıyormuş: "yalnız thersites kopardı yaygarayı, konuştu ileri geri, o thersites ki saçmalar dururdu biteviye, kralları kızdırmak için laf ederdi, gelişigüzel, argosluları güldürsündü yeter ki." homeros thersites'in konuşmasını da aktarıyormuş, thersites agamemnon'a ağır laf söylüyormuş, "gene mi bir isteğin var, atreusoğlu? barakaların tunçla, kadınla dolu. bir kenti alır almaz biz akhalar onarı verdiydik ilk önce. bir de altın mı ister yoksa canın şimdi?" gibi şeyler söylüyormuş. odysseus da thersites'i azarlıyormuş, "gür sesli bir sözcüsün, ama boşuna, gevezelikten başka bir şey değil yaptığın. bir daha tek başına krallara çıkışmaya kalkma." thersites homeros'ta çok az yer tutsa da antik metinlerde karaktere çok fazla atıf varmış ve genellikle de olumsuz anılıyormuş. platon
ilyada’nın ikinci kitabında/bölümünde adı geçen bir karakter.destanda yalnızca bu bölümdeki divan görüşmesinde kendisinden söz edilir.agamemnon dönelim mi yoksa savaşmaya devam mı edelim diye sor...
AI Özet: yazar diyor ki, yaprak dökümü dizisinde en sevdiği şey, misafirlerin kapıda kabanını çıkarıp terlik giymesiymiş, her ne olursa olsun bu ritüeli yaparmışlar, writer'a göre bu gerçeklik dizinin hala izlenmesinin sebebini açıklıyormuş, bkz: yaprak dökümü dizisi
bu dizide en sevdiğim olay, dışarıdan gelen kişinin hemen kapı girişinde kabanını çıkarıp asması ve akabinde terlikleri ayağına geçirmesi. dünya yansa, tam o anda 9 şiddetinde deprem de olsa o te...
x
negatif
AI Özet: yazar diyor ki, twitter gibi sitelere girmediğinizde rahatladığınızı anlıyorsunuz, çünkü abuk subuk insanlara cevap verme zorunluluğu hissetmiyorsunuz, özellikle musk aldıktan sonra site çok bozuk hale gelmiş, yazar inşallah kapanır diyor
girdiğinizde değil, birkaç gün girmediğinizde anlıyorsunuz bir lağım olduğunu. çünkü kafanız rahatlıyor, abuk subuk insanlara cevap verme ihtiyacı hissetmiyorsunuz. halbuki eskid...
AI Özet: yazar diyor ki küba 64 yıldır ambargoya maruz kalıyor ve bu abluka bu yıl daha da sıkılaştı. birleşmiş milletler genel kurulu her yıl ambargonun kaldırılması yönünde karar alsa da abd ve israil'in vetosu nedeniyle uygulanamıyor. yazar belirtiyor ki abd bu ambargoyu küba'nın rusya ve çin'e istihbarat desteği sağladığı iddiasıyla haklı çıkarmaya çalışıyor ama bu iddialar soyut ve mesnetsiz. yazar göre bu ambargoyla neredeyse on milyon insan temel yaşam imkanlarından mahrum bırakılmakta ve bu hareketin arkasında abd ve israil ikilisini görüyoruz. yazar diyor ki bir ada ülkesini yıllardır yok etmek için elinden geleni yapıyorsun ve bu şartlarda kaç insan öldü, kaç çocuk öldü, sayan oldu mu ? yazar göre dünyanın bu konuda ortak görüşü küba halkına zulmedildiğidir ve bu insanlar fakirlik içinde yok oluşa terk edilmek isteniyor. yazar göre benzerini başka bir ülke yapmaya çalışsa ne olurdu, bir ülkeye temel ihtiyaç malzemesi ikmalini tamamen kesiyorsun, amaç ne ?
64 yıldır ambargoya maruz bırakılan ülke. yıllardır devam eden bu abluka, bu yıl daha da sıkılaştı. birleşmiş milletler genel kurulu ise neredeyse her yıl bu ambargonun kaldırılması yönünde ezici...
5g
negatif
AI Özet: yazar diyor ki, telefonunda 5g sinyali görünse de bu her zaman yüksek hız anlamına gelmiyor, telefonun massive mimo yapısına sahip radio'larla iletişim kurması lazım, yoksa baz istasyonundan uzaklaştıkça hız düşüyor, operatörlerin 5g'ye yatırım yapmasının sebebi de aslında kendi maliyetlerini düşürmek, bir tane yeni nesil radio ile 2g-3g-lte ve 5g yayın yapabiliyorlar, bkz: operatörlerin kurnazlıkları
kullanıcının telefonunda 5g sinyalini görmesi, operatörlerin reklamlarda pazarladıklarının aksine her zaman gigabitlere dayanan hızlar anlamına gelmemektedir. bu hızlara ulaşabilmek için telefonu...
AI Özet: yazar diyor ki balede son yıllarda token black vakası arttı, özellikle abd'de ve bazı avrupa ülkelerinde bu durum daha belirgin hale geldi. klasik bale avrupa merkezli bir sanat dalı ve beyaz tül, beyaz periler, beyaz kuğular ile sahne tamamen "ballet blanc" üzerine kuruludur. bu yüzden uzun yıllar boyunca siyah tenli dansçılar neredeyse hiç yoktu. eğitim pahalı olduğu için alt sınıftan veya azınlıklardan gelen çocuklar bale stüdyolarına ulaşamıyordu. bir de "vücut tipi uymaz" önyargısı vardı, siyah dansçıların kas yapısının, kalça oranlarının veya ayaklarının klasik bale tekniğine uygun olmadığı söyleniyordu. 2020'lere gelindiğinde dei politikaları etkinliğini artırdı ve birçok bale topluluğu açıkça ırksal çeşitlilik hedefleri koydu, burs programları başlattı, audisyonları çeşitlendirdi. new york city ballet, american ballet theatre gibi kumpanyalar bu konuda öncü oldu. ama eleştiriler de yükseldi, bazı dansçılar "biz sadece kota doldurmak için alınıyoruz, yeteneğimiz ikinci planda" diye şikayet etmeye başladı. eleştirilerin odağında "bir tane siyah koy, fotoğraf çek, çeşitlilik kutusunu işaretle, ama hikayenin merkezine alma" vardı. misty copeland, american ballet theatre'in ilk siyah kadın principal dancer oldu, bu büyük bir olaydı. yazar belirtiyor ki bu konuda hala daha çok yol kat edilmeli, sadece token olarak değil, gerçekten ırksal çeşitliliğin artırılması gerekiyor. bkz: misty copeland, american ballet theatre, new york city ballet. yazar diyor ki bu konuda hala daha çok konuşulmalı, ırksal çeşitliliğin artırılması için daha çok çalışmalı.
balede de sinemadaki gibi token black (kota zencisi) yani tokenism vakası son yıllarda arttı, özellikle abd’de ve bazı avrupa ülkelerinde bu durum daha da belirgin hale geldi. klasik bale, köken ...
AI Özet: yazara göre bu şarkıyı dinlerken insanın içine bir ağırlık çöküyor, sıradan bir hüzün değil bu. anlattığı yalnızlık geçici değil, insanın kaderi gibi omzuna çöken bir yalnızlık. "daimîdir sürgünüm" dedikten sonra şarkı bitiyor aslında. sürgün demek ait olamamak, nereye gidersen git kendini hep dışarıda hissetmek. şarkı boyunca bunu tekrar ediyor, sanki her tekrar bir çivi gibi daha da derine çakılıyor. "yok bana bu cihanda bir yer" sözü insanın içini acıtıyor, çünkü bazen insanın en büyük korkusu gerçekten de bu: bir yere sığamamak. "gurbet benim evimdir" derken aslında şunu söylüyor: benim evim bile yabancılık oldu artık. bu ağır bir şey, çünkü gurbet geçici olur normalde, insan "dönerim" diye dayanır, ama burada dönüş yok. şarkının güçlü tarafı dramatik bir acıyı bağırarak değil, kabullenerek anlatması, sanki yıllarca anlatmış da kimse duymamış gibi. her kıtada kayıp büyüyor, önce "yer" yok, sonra "yâr" yok, sonra "dost" yok, sonra "ses" yok. insan fark ediyor ki mesele sadece yalnız kalmak değil, mesele insanın dünyayla bağının kopması. şarkı, yalnızlığı anlatmaktan çok daha fazlasını yapıyor: yalnızlığı insanın kimliğine dönüştürüyor, yani yalnızlık burada bir duygu değil, bir kader. bkz: maya perest - yok bana bu cihanda
bu şarkıyı dinlerken insanın içine bir ağırlık çöküyor. öyle sıradan bir hüzün değil bu. üzülüyorum deyip geçilecek bir şey de değil. daha derinde, daha sessiz bir yerden vuruyor. çünkü anlattığı...
AI Özet: yazar diyor ki, the changeling aynı zamanda joy williams'ın 1978 tarihli kitabının adıymış. kitabın anlatıcısı pearl, 6 günlük evli ve bir dükkanda hırsızlık yaparken zengin bir ailenin veliahtı olan walker ile karşılaşır. walker'ın hipnotik telkinleriyle etkilenen pearl, florida'daki aile adasına gider. 1 yıl karı koca hayatı yaşadıktan sonra, adadaki aileden ve garip çocuklardan usanan pearl, birkaç aylık bebeği sam ile adadan kaçar. yazar, pearl'ün bezgin ve uyuşmuş zihnini alkolle yıkmasını ve adadaki aileyle, garip çocuklarla ve kendi benliğiyle bir yabancılaşma sürecine girmesini anlatıyor. yazar bu kitabın türünü tam olarak saptayamıyor, sitelerde dark fantezi diye geçiyormuş ama yazar buna katılmıyor, daha çok korku duygusu içermeyen, korku unsurları barındırmayan bir korku kitabına benziyormuş. yazar, kitabın amorf ve muğlak yapısı nedeniyle ya sevilecek ya da nefret edilecek bir kitap olduğunu düşünüyor ve yazar bu kitabı çok sevmiş. çocukların hem sevimli, hem masum, hem tehlikeli hem de hayvani bir şekilde resmedildiği bana benzer bir edebiyat eserini daha önce okumamışım. kitabın fantastik öğeleri yokmuş, çünkü yazar pearl'ün bir güvenilmez anlatıcı olduğunu düşünüyor. yazar, pearl'ün postpartum depresyonda olabileceğini, alkolizme bağlı psikoza girmiş olabileceğini veya bu ikisinin birleşiminden muzdarip olabileceğini düşünüyor. yazar, kitabın gizem dolu olduğunu ve sırf bunun için tahmin yürütmek çok zevkli olduğunu söylüyor. yazar, ailenin atası ve adanın ilk sahibi olan avcı aaron ve onun "cadı" karısı emma ile ilgili hikayelerle aklı karışan pearl'ün, adadaki 12 çocuğu, aaron'un çocuklarıyla da, aaron'un ağaçtan oyduğu hayvan figürleriyle de eşleştirdiğini anlatıyor. yazar, bu konuda elimizdeki ipuçlarının çok yeters
aynı zamanda joy williams’ın 1978 tarihli kitabının adıdır. görselromanın anlatıcısı pearl, 6 günlük evlidir ve heyecan olsun diye bir dükkanda hırsızlık yaparken, zengin bir ailenin veliahtı ola...
AI Özet: yazar diyor ki tras makineleri kisisel ve ozel, dis fircasini temizleyip verebilir diyor
istedigin kadar temizle kisisel bir urun almissin tras makineleri kisiye ozeldir, ben de dis fi...
AI Özet: yazar diyor ki papatya çayı pms döneminde sakinleşmek için tercih ediliyor ama bazıları buna sinir hastası gibi tepki veriyor (bkz: https://x.com/i/status/1616097518953046023)
özellikle pms dönemlerinde sakinleşmek ve pofuduk bir huzur hissi için kadınların tercih ettiği...
AI Özet: yazar diyor ki john fowles'un the magus romanı, büyülü gerçekçilik, mistisizm, doğaüstü ve psikolojik gerilim arasında güzel bir geçiş yapmış. roman, hayattan ve kendinden ne istediğini bilmeyen bir genç olan nicholas'ın hikayesini anlatıyor. nicholas, uzak bir adaya gidiyor ve orada gizemli bir adam olan conchis ile tanışıyor. conchis, nicholas'ı bir oyunun içine çekiyor ve olaylar geliştikçe, nicholas hem kendi zaaflarıyla hem de gerçeklik algısıyla yüzleşmek zorunda kalıyor. yazar, kitabın sonunu niye havada bıraktığını sorduklarında, roman sonlarının ölüme benzettiğini ve ucu açık kalırsa hikayenin ve karakterlerin hatırlanacağını söylemiş. ayrıca, bu tür sevenlere mervyn peake'in gormenghast serisini, lost, phone booth, the game gibi filmleri ve diziyi tavsiye etmişler. yazar, nicholas'ın değişimin gizemini öğrenmesi gerektiğini düşünüyor ve bu değişimin ne anlama geldiğini, neye dönüşmek gerektiğini ve insanın kendini gerçekten nasıl değiştirebileceğini kavraması gerektiğini söylüyor. romanda, conchis'in gerçek hikayesini bilmek isteyen yazar, nicholas'ın geçireceği değişim ve alison ile mutlu son hakkında merak ediyor. yazar, kitabın başlığı ile ilgili olarak, aleister crowley'in magick in theory and practice adlı eserinden alıntı yapıyor ve "magus derecesi değişimin gizemini öğretir" diyor. tüm bunlar, yazarın kitabın anlamına ve karakterlerine olan merakını ve düşünceyi gösteriyor. yazar, nicholas'ın değişip değişmeyeceğini sorguluyor ve conchis'in gerçek hikayesini öğrenmek istiyor. ayrıca, yazar, kitabın sonunun havada kalmasının nedenini ve kitabın genel olarak ne hakkında olduğunu düşünüyor. tüm bunlar, yazarın kitabın anlamına ve karakterlerine olan merakını ve düşünceyi gösteriyor. yazar, kitabın başlığı ile ilgili olarak, kitabın asıl meselesinin nicholas'ın değişimin gizemini öğrenmesi olduğunu söylüyor. yazar, nicholas'ın geçirece
john fowles'un okuduğum ilk romanı. büyülü gerçekçilik/mistisizm/doğaüstü ve psikolojik gerilim arasında böylesine pürüsüzce atlayacağını hiç ummazdım, muazzam bir deneyimdi. okurken, belki de on...
AI Özet: yazar diyor ki, limp bizkit belki de tüm zamanların en iyi nu-metal grubudur. grubun klasik üyeleri fred durst, sam rivers, john otto, wes borland ve dj lethal'dir. ilk albümleri three dollar bill, y'all 1997'de çıktı ve fazla bir şey yapmadı. ama 1999'da significant other albümüyle nu-metal'i farklı bir şekilde yorumlayıp break stuff, nookie gibi şarkılarla patladılar. sonra 2000'de chocolate starfish and the hot dog flavored water albümüyle rollin', hot dog, my generation gibi şarkılarla ana akım radyolarda ve mtv'de zirveye çıktılar. bu başarının ilkiydi, metal kitleleri genelde küçük olduğu için bu kadar büyük başarıya ulaşmaları nadirdi. ama old-school metal fanlarından eleştiriler aldılar, çünkü onların metali klasik metal gruplarına benzemiyordu. sonra everlast ve eminem arasında diss savaşlarında yer aldılar, dj lethal everlast'ın tarafını tuttu ve eminem'i tokatlayacak diye konuştu. eminem de limp bizkit'i hedef alan bir şarkı yayınladı, ama fred durst barışçıl bir şekilde ortamı sakinleştirdi. yıllar sonra dj lethal gençlik gazıyla böyle işler yaptığını söyledi ve eminem'in büyük bir sanatçı olduğunu kabul etti. sonra 2003'te results may vary albümü çıktı, yazar belirtiyor ki, bu albümle de limp bizkit'in müzik kariyeri devam etti.
belki de tüm zamanların en iyi nu-metal grubu. grubun kemik kadrosu olarak görülen üyeleri bu isimlerdir:fred durst: vokal (1994 - günümüz)sam rivers: bas gitar (1994 - günümüz)john otto: davul (...
AI Özet: yazar diyor ki brie larson çok eğlenceli ve inek bir kızmış, yüzüklerin efendisi serisini izlerken yönetmen kurgularını evde izliyormuş (bkz: https://www.youtube.com/watch?v=ljdw-cblcxg)
çok eğlenceli ve inek bir hatun aslında. yüzüklerin efendisi serisi için şöyle demiş. "her yıl ...
AI Özet: yazar diyor ki, bir kitapta russian standard votka içen karakter görüp dayak yedi, çünkü 2007-2008'de antalya kemer'de bu markanın sahibiyle karşılaştığını söylüyor, adam locada rus modellerle oturuyormuş, sonra herkese votka göndermiş, yazar da içmiş bu votkadan, kitapta okudukları hayatla bağdaşıyor diyor writers.
kitabı okurken karakterlerden biri russian standard votka içti, dağıldım orada. 2007-2008 yıllarında antalya kemer gece kulüplerinde bu volkanın...