AI Özet: yazar, kurtuluş savaşının önemini anlamayanların osmanlıyı yanlış tanıdığını ve işgal dönemini görmezden geldiğini söylüyor (bkz: cehalet)
“neyden kurtuluyoruz? ondan önce koskoca osmanlı imparatorluğu vardı” dedi.ülkenin her yeri işgal ...
AI Özet: yazar, 470 suç kaydı olan birinin serbest kalmasına şaşırıyor, (bkz: adalet sistemi) diye hafiften dalga geçiyor.
çocuğun aranması var, suçüstü yakalanmışlar, 470 suç kaydı var. ve adli kontrol verilmiş. bak a...
AI Özet: yazar fifa'nın güçlü devletlerin etkisinde kaldığını savunuyor, adaletsizliklerden dert yanıp kurumun boykot edilmesi gerektiğini söylüyor (bkz: fifa şakası)
fifa , abd'nin köpeği olmayı ne zaman bırakacak acaba?böyle sacma sey mi olur? hakemi ulkeye sokmazlar , ses çıkar...
AI Özet: yazar kızın da (bkz: kertenkele) olduğunu söylüyor
aslında kızın da güzel bir kertenkele olduğu gerçeği
AI Özet: yazar köprüdeki ışıklandırmayı (bkz: 51. eyalet) olma durumuyla kıyaslayıp durumu çok saçma buluyor.
hayırdır, 51. eyalet mi olduk?edit: omurgasızlar hemen aşağıda defansa koşmuşlar. istanbul'u fe...
AI Özet: yazar, toplu taşımada kulaklıksız video izleyenleri modern dünyanın en bencil tipleri olarak tanımlıyor. otobüste veya metroda kafa dinlemek isterken yanına çöken ve son sesle saçma sapan videolar açan bu kişilerin, toplum içindeki nezaket kurallarından tamamen bihaber olduğunu belirtiyor. özellikle o yapay zeka sesli ve gürültülü videoların huzuru nasıl kaçırdığını anlatırken, durumu üç aşamalı bir psikolojik sürece benzetiyor. önce şaşkınlık, sonra karşıdaki kişinin (bkz: zombi) gibi ekrana kilitlenmiş halini izleme ve en son da sessizce çıldırma evrelerinden bahsediyor. uyarınca ters cevap vereceklerini bildiği için insanın kendi içinde nasıl yıprandığını vurguluyor. yazara göre bu durum, cehaletin artık gizlenmediği ve çevreye dayatıldığı bir medeniyet çöküşü örneği. 50 liralık kulaklık takmanın bu kadar zor olmadığını söyleyerek bu kitleyi toplu taşıma teröristi ilan ediyor.
toplum içinde yaşama kültüründen, asgari nezaket kurallarından ve kulaklık denilen teknolojinin varlığından tamamen habersiz, modern dünyanın en bencil ve katil olunası insan prototipi.otobüste, ...
AI Özet: yazar, kırkpınar'daki altın kemer mevzusunun nasıl bir dramaya dönüştüğünü anlatıyor. eskiden üst üste üç kez kazanan kemeri kaptığına değinip karamürselli ahmet taşçı'nın bu işi iki kez başardığını, ama üçüncü kez denerken işlerin sarpa sardığını belirtiyor. yazara göre taşçı'nın başarısı öyle bir noktaya gelmiş ki çevresindekiler, federasyon ve hatta seyirciler adama cephe almış. 2001 finalinde hakemlerin taraflı davrandığını, taşçı'nın hakkının yendiğini ve bu yüzden kemerin (bkz: lanetli kemer) sıfatını kazandığını söylüyor. o günden beri kimsenin kemeri ebediyen alamadığını, belediyenin kasasında tozlandığını ifade ediyor. federasyonun şimdi kuralı değiştirip toplam beş galibiyete çıkardığını, bunun da aslında kemeri bir an önce elden çıkarıp bu utançtan kurtulma çabası olduğunu iddia ediyor. son olarak yazar, başarılı insanı çekemeyen toplum yapısına sitem ederek konuyu bağlıyor. (bkz: başarıya düşman olmak)
kırkpınar'da bir adet vardır. güreşlerin en büyüğü olan kırkpınar'ın baş boyunu kazanan pehlivan o yıl ''türkiye başpehlivanı'' ünvanını ve altın kemeri alır. ard arda 3 defa kırkpınar'ı kazanan ...
AI Özet: yazar, depozito sistemi yüzünden pet şişe ve cam şişeli içeceklere ciddi zamlar geldiğini söylüyor. teoride para geri dönse de önce cebimizden çıkacağı için (bkz: enflasyon) etkisi fiyat artışı şeklinde oluyor, beypazarı stoklamayı öneriyor.
içeriden bildiriyorum, 1 temmuz itibarıyla depozito iade sistemi nedeniyle neredeyse tüm pet şişe sulara, markasına göre değişmekle birlikte %30-40 bandında zam geldi.stok durumuna g...
AI Özet: yazar çocukluktaki o sıfır sorumluluklu günleri özlemiş, zamanın nasıl geçtiğini takmadan takılmayı arıyor. (bkz: çocukluk) tam bir kafa rahatlığı.
sıfır sorumlulukla yaşamanın o hafif, serin ferahlığı... üç aylık yaz tatillerinde zamanın nasıl aktığını hi...
AI Özet: yazar, internetteki birbirinin kopyası pdf ve şifre kontrol sitelerinden sıkıldığını belirterek gerçekten işe yarayan üç tane site önermiş. ilk olarak azair'den bahsetmiş; nereye gideceği belli olmayan, sadece ucuz bilet peşinde koşanlar için birebirmiş. ikinci önerisi guruwalk, yeni gidilen şehirlerde turist npc'si gibi dolanmamak için ücretsiz yürüyüş turları ayarlamaya yarıyormuş. son olarak mapchecking ile kalabalık sayıları üzerinden atıp tutanlara karşı bilimsel bir kapak yapabileceğimizi söylüyor; alanı çizip gerçekçi kişi sayısını hesaplatabiliyormuşuz. (bkz: hayat kurtaran siteler) yazara göre bu üçlü; ucuz tatil, doğru gezi ve internet tartışmalarında haklı çıkmak için tam bir set olmuş. kenara not alınması gerektiğini eklemiş.
başlıkta artık aynı pdf çevirici, aynı arka plan silici, aynı “şifrem sızmış mı” sitesi dönüp duruyor. azıcık gerçek hayatta işe yarayacak 3 tane şey bırakayım.1. https://www.azair.eu/“nereye gid...
AI Özet: yazar, akp'nin chp üzerinden kurduğu eski usul propaganda stratejisinin artık işlemediğini ve kendi ayağına sıktığını düşünüyor. yeni kurulan partinin, hem chp tabanını hem de merkez sağ kitleyi kendine çekerek iktidarın tüm argümanlarını boşa çıkardığını belirtiyor. (bkz: siyasi hata) sosyolojinin kaotik yapısı yüzünden hesapların tutmadığını, planların ters teptiğini savunuyor. sonuç olarak iktidarın kendi kazdığı kuyuya düşeceğine inanıyor.
akp kritik bir siyasi hata yapıyor. bugüne kadar tüm varlığını anti-chp söylemi üzerine kurdu; geçmişin tüm faturasını chp'ye kesti ve kendi seçmeninde ciddi bir chp önyargısı oluşturdu. aslında ...
AI Özet: yazar, 5 temmuz 1993'te erzincan'ın kemaliye ilçesindeki başbağlar köyünde yaşanan vahşeti anlatıyor. olayların madımak katliamından hemen sonra gerçekleştiğini, terör örgütünün amacı olarak mezhep çatışması çıkarıp ülkeyi iç savaşa sürüklemek istediğini belirtiyor. köye giren teröristlerin erkekleri kurşuna dizdiğini, evleri ve okulu yaktığını, toplam 33 sivilin hayatını kaybettiğini söylüyor. (bkz: başbağlar katliamı) mevzunun en can sıkıcı kısmı ise adaletin yerini bulmaması; yazar, katliamdan sorumlu olanların ya kaçtığını ya da örgüt içi hesaplaşmalarla öldüğünü, şu an hapiste olan kimsenin kalmadığını vurguluyor. özellikle terör örgütü liderine yönelik "umut hakkı" gibi tartışmaların döndüğü şu günlerde, bu tarz olayların hatırlanması gerektiğini savunuyor. açılım süreçlerinin neye yol açabileceği konusunda ciddi uyarılar yapıyor ve durumun vahametini ortaya koyuyor.
tam 33 yıl önce bugün, alçak terör örgütü pkk'nın sivil halka yönelik yaptığı ve terörist başı apo'nun bebek katili sıfatını sonuna kadar hak ettiğini gösteren bir diğer kalleşçe katliam: hassas ...
AI Özet: yazar, paraguay'ın 2011 copa america'da hiç maç kazanmadan finale çıkma başarısını anlatıyor. beraberliklerle ilerleyip rakiplerini penaltılarla elediklerini söylüyor. (bkz: şans) tam bir futbol mucizesi olduğunu belirtiyor.
sadece futbol gurmelerinin bileceği bir bilgiyi buraya bırakıyorum. copa america 2011'de bir maç dahi kazanmadan final oynamış takımdır kendileri. brezilya...
AI Özet: yazar, nato zirvesi için suyun aniden temizlenmesine şaşırıp belediyeye sallıyor. (bkz: ankara belediyesi) kuğuların halini dert edip, şehrin ancak böyle düzeleceğini düşünüyor.
nato zirvesi yüzünden yıllardır böyle izlediğimiz su görseltemizlenip bu hale gelmiş görselbiz yıllardır bu şehirde bok gibi suyu izlemi...
AI Özet: yazar, gurbetçilerin türkiye'de kuralları hiçe sayıp (bkz: magandalık) yapmalarına ve kendi ülkelerinde yapamadıklarını burada denemesine kızıyor.
gelsinler gelmesine de daha dün altınolukta yavşak gurbetçinin biri, o kadar insan kırmızı ışıkta ...
AI Özet: yazar, çin'in dışarıya pazarladığı o yüksek teknoloji, neon ışıklar ve uçan trenler imajının tamamen bir göz boyama olduğunu savunuyor. (bkz: propaganda) özellikle yeni neslin internetteki cafcaflı videolara kanıp çin'i medeniyetin zirvesi sanmasına bayağı sinir olmuş. yazara göre bir ülke mars'a araç göndersin, gökdelenler diksin ama halkı hala sokaklara tükürüp hijyenden bihaber yaşıyorsa orada bir sorun vardır. hatta bu durumu hindistan ile kıyaslayıp, çin'in tek farkının bu durumu gizlemek için milyarlarca dolar harcaması olduğunu belirtiyor. yazar, çin'deki gerçek yaşam standartlarının, hayvanlara olan muamelenin ve hile hurda düzeninin hala orta çağ seviyesinde olduğunu iddia ediyor. özellikle mide bulandırıcı detaylara girerek, insanların her yere tükürme alışkanlığından bahsediyor. bunu sadece basit bir tükürmek olarak değil, her türlü vücut sıvısının her yere saçıldığı bir kaos olarak tanımlıyor. işin daha beteri, bu durumun geleneksel çin tıbbındaki toksinleri dışarı atma inancından kaynaklandığını söylüyor. yani adamlar zehirlenmeyeyim diye her yere balgam saçıyorlarmış. özetle yazar, teknolojik şovların arkasındaki bu hijyen felaketini anlatarak okuyucunun iştahını kaçırmayı ve gerçekleri görmesini hedeflemiş.
şöyle iştahınızı kabartacak cinsten bir çin entrysi yazmayalı yıllar olmuş. bundan tam yedi sene önce, nice küfürler yediğim şöyle bir entry yazmıştım.(bkz: #97736615)bugün de benzer kıvamda, paz...
AI Özet: yazar, bir sokak röportajında siyasi lider için kullandığı belirli bir sıfatın ardından başı belaya giren bir vatandaşın trajikomik hikayesini anlatıyor. adam muhtemelen kelimenin anlamını bilmiyor, hatta bunu bir övgü sanıyor ama sonuçta emniyetle uğraşıp gözaltına alınıyor. yazar burada (bkz: ironi) yapıyor; çünkü söz konusu liderin diktatör olmadığını kanıtlamak için kullandığı meşhur argümanın, bu vatandaşın yaşadığı korkuyla nasıl çeliştiğine dikkat çekiyor. adamın kelime anlamını sözlükten değil, yaşadığı korku dolu süreçten öğrendiğini belirtiyor. sonunda ise bu kişinin yaşadıklarıyla hayatını kaybettiğini söyleyerek durumu oldukça karanlık bir noktaya bağlıyor.
diktatör olmadıgına örnek verirken "diktatör olsam diktatör diyemezdiniz" diyen dünya şeysi.bir gün mersin sokaklarında, "bir milyon mehmet" diye tanınan vatandaşa bir sokak röportajcısı mikrofon...
AI Özet: yazar, aftersun filminin insanı içten içe kemiren o hüzünlü atmosferinden bahsediyor. filme dair genel kanısı, yönetmenin seyirciye sadece hissetme alanı bıraktığı yönünde. hikaye, 90'lar türkiyesinde geçen (burada muhtemelen bir karışıklık var çünkü film türkiye'de geçmiyor ama yazar öyle görmüş veya yazmış) genç bir baba ile 11 yaşındaki kızının tatilini konu alıyor. yazara göre filmde büyük olaylar yok, daha çok karakterlerin ruh hali ön planda. baba figürünün dışarıdan mutlu görünmeye çalışsa da aslında derin bir depresyon, parasızlık ve aidiyetsizlik yaşadığını belirtiyor. (bkz: baba-kız ilişkisi) insan kendiyle barışık değilse çocuğunun bile ona yetmediğini vurgulayan yazar, babanın kızı için tutunma çabasını ama içindeki karanlığı çok etkileyici bulmuş. filmdeki zaman geçişleri, yani sophie'nin çocukluğu ile yetişkinliği arasındaki savrulmaların yas ve kayıp duygusunu pekiştirdiğini söylüyor. özellikle müziklerin nostaljiyi tetiklediğini, under pressure ile dans sahnesinin ise tam bir yıkım olduğunu ifade ediyor. yazar için film, çocukluğun o dokunulmamış alanıyla yetişkinliğin ağır yükleri arasındaki köprü gibi. son sahnenin etkisiyle beraber filmin aslında bir veda ve kabulleniş hikayesi olduğunu savunuyor.
edip cansever, gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk. hiçbir yere gitmiyor der. ne kadar büyüsek ve yetişkin zırhlarımızı giysek de içimizde dokunulmamış bir alan olarak kalır çocukluğumuz ve o döneme...
AI Özet: yazar, okuduğu kitaplarda kendisini etkileyen ve iz bırakan pasajları derlemiş. hermann hesse ile başlayıp insanın kendi özüne ulaşma çabasını anlatıyor, yani olay tamamen bir (bkz: kendini bulma hikayesi). sait faik üzerinden zalimliğin ve kötücül duyguların insan ruhundan sökülüp atılması gerektiğini savunuyor. dostoyevski'nin o meşhur çıkmazlarını, yani sınırı aşsan da aşmasan da mutsuz olabileceğin gerçeğini hatırlatıyor. viktor frankl ile özgürlüğün aslında kişinin kendi tavrını belirleme gücü olduğunu, tanpınar ile de hepimizin kendi uydurduğu masalların kurbanı olduğumuzu söylüyor. gonçarov üzerinden kurnazlığın aslında bir zeka belirtisi değil, dar kafalılığın sonucu olduğunu ve büyük işler başarmaya yetmeyeceğini belirtiyor. özdemir asaf ile mutluluğun dışarıda değil, insanın kendi içinde olduğunu hatırlatırken, ursula k. le guin ile bakış açısının gerçekliği nasıl değiştirdiğine değiniyor. nietzsche'nin yaşantı olmadan bir şeyi anlamanın imkansızlığı, platon'un zorbalık ve kölelik arasındaki ters orantısı ve marquez'in o büyülü dünyasındaki isimlendirme sancıları da listede yer alıyor. harper lee ile vicdanın bağımsızlığına, çehov ile de sistemin insanı nasıl bir yerlere hapsetmek zorunda olduğuna dair hüzünlü bir kapanış yapıyor.
her insanın yaşamı, onu kendine götüren bir yoldur. bir yol denemesi, bir yol taslağıdır. hepimiz aynı derinliklerden çıkıp gelen kişiler olarak kendi öz amacımıza varmak için uğraşıp didiniriz. ...
AI Özet: yazar, yağız'ın kulübe zarar verdiğini ve prim peşinde koştuğunu düşünüyor. aziz yıldırım'ın gelmesiyle bu tarz kişilerin temizleneceğini, artık fenerbahçe'den ekmek yiyemeyeceklerini iddia ediyor. (bkz: yallah başka kapıya)
işte bunun gibilerin temizlenmesi için aziz yıldırım’ın gelmesi şarttı. bunlar meydanı boş buldu koç’un iş bilmezliği yüzünden yağız gibi fiyaskolar takımın sırtınd...
AI Özet: yazar seçici olmayı öneriyor (bkz: huzur)
"büyümek, her savaşı kazanmak değil; hangi savaşlara hiç girmeyeceğini öğrenmektir."
AI Özet: yazar, sosyal medyadaki bazı hesapların menajerlerle iş birliği yaparak takıma zorla transfer yaptırmaya çalıştığını iddia ediyor. trossard mevzusunu örnek verip, aslında takıma uymayan oyuncuların bazıları tarafından ısrarla önerilmesinin sebebinin maddi çıkarlar olduğunu savunuyor. (bkz: transfer borsası) yönetimin amatör branşlara yatırım yapmasını eleştirenlere kızan yazar, her transferde birilerinin ekmeğini yemeye çalıştığını belirtiyor. mavi tikli hesapların yarattığı kaos ortamına ve gereksiz transfer baskısına tepkili. şampiyonluk sonrası 6-7 tane transfer yapmanın şüpheli olduğunu, sadece kritik bölgelere nokta atışı takviyelerle yetinilmesi gerektiğini söylüyor. kısacası yazar, kulübü kendi çıkarları için kullananlara karşı bayağı dertli.
(bkz: mavi tikli orospu çocukları)bu sezon emin olduğum bir şey var ki menajerler mavi tikli orospu çocukları üzerinden zorla transfer yaptırtmaya çalışıyor takıma.kaç gündür nedenini anlamadığım...
AI Özet: yazar konyaaltı sahilindeki manzara karşısında şoka girmiş, şehrin genel olarak kaba ve görgüsüz tipler tarafından istila edildiğini söylüyor. soyunma kabinlerinin halinden, her yerin çöp içinde olmasından ve insanların çevreye verdiği zararlardan dert yanıyor. özellikle kırık şişelerle insanların canının yakılmasına ve genelce mevcut olan (bkz: cehalet) seviyesine çok sinirlenmiş. gürültü kirliliği, yüksek sesli müzikler ve tacizkar tavırlardan bıkmış durumda. özel plajların da pek farkı olmadığını, aynı tip insanların orada da olduğunu belirtiyor. tekne turlarında bile huzur bulamadığını anlatan yazar, bu durumdaki insanlara karşı oldukça sert tepkiler veriyor ve şehrin eski halini özlediğini vurguluyor.
bu sabah erkenden konyaaltı sahilde denize girmek istedim.pazar günü stres atalım derken neredeyse hırsımdan sinirden oturup ağlayacağım doğduğum büyüdüğüm şehrin her geçen gün içine ediliyor bar...
AI Özet: yazar, paraguaylıların sahada resmen kurnazlık yaptığını ve sürekli kendini yere attığını söylüyor. oyuncuların futbol değil güreşle uğraştığını, barcola'yı kasten kışkırtmaya çalıştıklarını belirtiyor. mbappe üzerindeki baskının organize bir şekilde yapıldığını iddia eden yazar, maçın ilk yarısının 0-0 bitmesine rağmen sinir katsayısının tavan yaptığını anlatıyor. (bkz: sinir krizi)
küfürsüz konuşmaya çalışacağım.paraguaylı oyuncuların birer orospu evladı olduğunu gösteren maçtır.bunun defans yapmakla alakası yok.her pozisyonda darbe olmadan yerdeler. üstelik kendileri çok d...
AI Özet: yazar bakkal nostaljisi yapıyor; dayanıksız plastik toplardan, kames'in havalı reklamlarına, teneke peynirlerden gripin kutusundaki o ikonik ablaya kadar her şeyi anlatmış. (bkz: çocukluk) resmen zaman yolculuğu.
balondan hallice, dayanıklılığı minimum düzeyde plastik top, panzer marka. plastik ama 7 kat bu diyerek pazarlanan, paran yeterliyse alabildiğin kames...
AI Özet: yazar fia'nın yine ortalığı karıştırdığını, ferrari'nin uysallığı yüzünden zarar gördüğünü söylüyor. mercedes'in atakları ona hala yapay gelmiş. (bkz: fia) kısaca eh işte bir yarış olmuş.
fia nin yine sıçıp batırdığı yarış. tek turluk muhteşem bir çekişmeden mahrum kaldık.ferrari fia konusunda dişini göstermediği sürece da...
AI Özet: yazar, her şeyi felsefeyle açıklamaya çalışanlara hafiften sallıyor ve insanın kendini olduğu gibi kabul etmesinin daha huzurlu olduğunu söylüyor. ona göre olay, arzuların birbirini besleyip bizi geliştirmesi. mesela akademik kariyer veya sağlıklı bir ilişki gibi süreçlerde her adım bir sonrakine kapı açıyor. ama sadece yüzeysel heveslerin peşinden koşanlar yerinde sayıyor. (bkz: kısırdöngü) yani gelişim yoksa, ulaşılan şeyin anlamını yitirmesi çok normal. (bkz: hayat dersi)
(bkz: schopenhauer sen misin)“biz iflah olmayız” demiyorlarda, “hidinik idipti ildik” diyor felsefesini sevdiklerim. kanka bak, sen dümdüz sıradan bir insansın; filozof değilsin. eğer bunu kabul ...
AI Özet: yazar, ekonominin gidişatını anlamak için big mac endeksine değil, komedyenlerin başına gelenlere bakmak gerektiğini savunuyor. ona göre zekice yapılan mizah ve eleştiri, iktidarlar tarafından pek sevilmiyor. eğer şive komedisi yapıp etliye sütlüye bulaşmazsanız başınız ağrımıyor ama işin içine siyasi eleştiri girince durum değişiyor. yazar, eski dönemlerdeki sanatçıların ve karikatüristlerin çok daha rahat olduğunu, hatta siyasilere yaptıkları ağır şakaların bile (bkz: bedri koraman) hoşgörüyle karşılandığını belirtiyor. şimdilerde ise mizahçıların tutuklanmasını veya dava açılmasını ekonominin ve demokrasinin kötüye gittiğinin bir kanıtı olarak görüyor. yani özetle, mizahın üzerindeki baskı arttıkça durumlar vahimleşiyor diyor.
komedyenlerin tutuklanması big mac endeksi gibi ekonominin kötü gittiğini gösterir. şimdi nerden çıktı bu diyeceksiniz? mizah zeki adamın yapabileceği bir iştir. belli bir zeka seviyesinin üstünd...
AI Özet: yazar, zeki önder özen'e karşı başta ön yargılı olduğunu ama hocanın seçimleri ve açıklamalarıyla fikrinin değiştiğini söylüyor. özellikle bazı spor yorumcularının bu durumdan rahatsız olması yazarın hoşuna gitmiş. trossard transferini sezonun bombası olarak görüyor; maliyeti yüksek olsa da oyuncunun liderlik vasfı ve hırsının takıma çok şey katacağını belirtiyor. (bkz: trossard) ayrıca agbadou üzerinden dönen muhasebe hesaplarını saçma buluyor, belçika kaptanıyla kıyaslamanın yanlış olduğunu savunuyor. konuyu çarşı'ya getirdiğinde ise oldukça dertli. stada gelmeme kararının bilet fiyatlarından ziyade başka sebeplerle ilgili olduğunu düşünüyor. çarşı'nın gezi dönemindeki duruşunu takdir etse de sonrasında üyelerin yalnız bırakıldığını ve grubun ruhunu kaybettiğini iddia ediyor. eski akillerin kopmasıyla grubun çıkar odaklı bir yapıya dönüştüğünü, artık eski omurgasının kalmadığını savunuyor. (bkz: çarşı) şenol güneş ve sergen yalçın dönemlerindeki tutarsızlıkları eleştirirken, grubun şu anki halini kabul etmediğini ve sadece çıkar peşinde koşan bir oluşum olduğunu söylüyor. kısacası yazar için o eski, haklıya hakkını veren çarşı artık yok hükmünde.
valla ne yalan söyleyeyim sergen'den sonra başka bir youtuber zeki önder özen gelince keyfim kaçmıştı.ancak önder hoca geldiğinden bu yana yaptığı açıklamalarla, teknik direktör ve oyuncu seçimle...
AI Özet: yazar, nihat genç'in vatanseverliğini övüp (bkz: cumhuriyet) vurguluyor.
tek derdi cumhuriyet ve memleket olan bir nihat genç geçti bu topraklardan. 1 sene olmuş gideli...
AI Özet: yazar, ingiltere'de yaşadığı bir kahve olayını anlatıyor. her sabah ucuz filtre kahve alırken makine bozulunca çalışan ona inisiyatifle indirim yapmış. adamın bu (bkz: ince düşünce) karşısında yazar, oradaki yaşam standartlarının ve insanlığın türkiye'den daha iyi olduğunu savunuyor.
çalıştığım ofise yakın pret a manger'den her sabah black filter alıp öyle geçerim (0.99£). bir gün yine almaya gittim eleman black filter makinesi çalışmıyor şu an size aynı fiyata black american...
AI Özet: yazar, ülkedeki genel vasatlığın müzik zevkine yansıdığını ve kalitesiz işlerin prim yaptığını söylüyor. kültürlü görünenlerin bile bu tarz ses öbeklerini dinlemesine anlam veremiyor. müzik zevkinin insan kalitesini belirlediğini savunup (bkz: yargılamak) hakkını saklı tutuyor ve kulak zarlarına üzülüyor.
ülkede her alanda bulunan vasatlaşmanın tezahürüdür.kalitesizlik ve avamlığın prim yaptığı dönemdeyiz.o yüzden uzaktan bakılınca gayet okumuş kültürlü görünen insanlara bile bu zırto, hırto, l45t...
AI Özet: yazar, dillerin gelişiminin toplumların karakterini yansıttığını düşünüyor. bizimkilerin işten kaçma konusundaki yaratıcılığına değinip, türkçede üşenmekle ilgili ne kadar çok kelime ve deyim olduğunu sıralıyor. (bkz: kaytarmak) karşılaştırma adına ingilizceye bakınca, orada üşenmek için tek bir kelime bulamazken çalışmak eylemi için on tane farklı terim olduğunu fark ediyor. yani bizde her şeye çalışmak derken, adamlar fonksiyonuna göre ayırmış. olay tamamen (bkz: izlandaca kar kelimeleri) mevzusuna benziyor. sonuç olarak dillerin yaşam tarzına göre şekillendiğini iddia eden yazar, sonunda "biz çalışkanız" diyecek olanlara ince bir gönderme yapıyor.
buna tam olarak etimolojik bağlantı denemez. dillerin etimolojik gelişimlerinin karşılaştırması diyelim.ben kendim de genel olarak üşengeç bir insan olarak, geçen gün bizim türk milletinin ne kad...
AI Özet: yazar, ender balkır'dan bir türkü paylaşarak dünyanın geçiciliğine ve nefsin oyunlarına dikkat çekiyor. insanoğlunun boş telaşlarını ve sonunda herkesin aynı toprağa döneceğini anlatarak (bkz: memento mori) tadında bir hatırlatma yapmış. kısaca "boş yapma, dünya fani" diyor.
daha senden gayrı âşık mı yokturnedir bu telaşın vay deli gönülhele düşün devr-i adem’den berineler gelmiş geçmiş, say deli gönülşu fâni dünyada umudunu yüzinanmazsan var kitaba yüz be yüzevin me...
AI Özet: yazar diyor ki dizi, insan psikolojisinin karanlık taraflarını çok şık ama bir o kadar da sert bir şekilde yüzümüze vuruyor. kimsenin tamamen iyi ya da kötü olmadığı, herkesin kendi zaaflarıyla boğuştuğu bir dünya kurmuşlar. beş yıldızlı oteller ve lüks manzaralar bile sınıfsal çatışmaları ve içsel boşlukları kapatmaya yetmiyor. özellikle wellness ve spiritüalite üzerinden yapılan sistem eleştirisi (bkz: modern çağın huzursuzluğu) tam yerinde. paranın ve tatil maskelerinin ardındaki çürümüşlüğü güzel işlemişler. ayrıca tanya'nın kıyafetindeki godfather detayı ve evliliklerini kurtarmak için nefret ettikleri insanlara dönüşen çiftin ironisi yazarın favorileri arasında.
insan psikolojisinin karanlık dehlizlerine zarif ama bir o kadar da acımasızca inebilen nadir işlerden biri.hayatta pür bir iyilik ya da salt bir kötülük hali yoktur; hiçbir şey göründüğü gibi de...
AI Özet: yazar, zekanın zirvesinden düşüşün verdiği o ağır çaresizliği anlatıyor. charlie'nin gerçekleri öğrendikçe yaşadığı yıkım ve bilmenin getirdiği lanet üzerine kafa yormuş. finaliyle insanı (bkz: boşluğa bakmak) moduna sokan, hüzünlü bir kitap diyor.
zekanın ve bilincin zirvesine tırmanırken kazanılan her şeyin o zirveden aşağı yuvarlanırken elden kayıp gidişini izlemenin verdiği o çaresiz, çıplak sızıyı hissettiren kitap. in...
AI Özet: yazar diyor ki millet hastalık izniyle uğraşıyor ama asıl mevzu çok başka. rusya ile papaz olup ucuz hammaddeyi kaybeden alman kapitalistleri şimdi gözünü işçi haklarına dikmiş durumda. (bkz: neoliberalizm) önce ufak tefek hakları budayıp sonra büyükten girecekler. üsttekiler pufur pufur klima açarken alt kattakiler ter dökecek. dikkat dağıtmak için de göçmenlere yeni sınavlar getirip onları oyalayacaklar. tam bir (bkz: kurnazlık) örneği.
herkesin hastalik izni ustunden konustugu ama asil noktanin kacirildigi ulkedir.cok uzun zaman once de yazmistim. almanya ve diger ab ulkeleri rusya ile sacma bir savas icine girip hem pazar hem ...
AI Özet: yazar bedava api keylerle hermes agent üzerinden moa sistemi kurmanın yolunu anlatıyor. nvidia ve deepseek'i kullanarak düşük gecikmeli modelleri seçen bir script yazılmasını öneriyor. openrouter'ın bu iş için pek stabil olmadığını belirtmiş. (bkz: bedava sirke baldan tatlıdır) diyerek workflow'u paylaşmış.
bir workflow paylaşayım belki birinin işine yarar. daha iyisi varsa da yeşillendirsin.build.nvidia.com dan bedava api key alıyorsunuz. deepseek'den de bedavadan hallice bir api key ediniyorsunuz....
AI Özet: yazar çocukken yediği kısıtlı imkanlı aşurelerin tadının başka olduğunu, bu tatlıyla yokluk zamanlarını ve annesinin sevgisini hatırlayıp duygulandığını söylüyor. (bkz: anne eli değmiş)
çocukken annemin dışarıda gözümüz kalmasın diye kısıtlı imkânlarla yaptığı aşurenin lezzeti bambaşkaydı. şimdi aynısını birisi yapsa b...
AI Özet: yazar, filmdeki karakterleri matematiksel sembollerle eşleştirmiş. himmet aga'yı çıkarı için herkesi satabilecek biri olduğu için eksi, hayret'i hep küçük pay peşinde koştuğu için bölme işareti olarak görüyor. gayret çarpım, saffet ise (bkz: akıl küpü) olduğu için artı işaretine benzetiyor. tam bir (bkz: analiz) yapmış.
- hay allah ankara zannettim indim÷ biz de ankara zannettik × ne olacak şindik + arkadan gelen trene bineriz× paramız yok ki- yürürüz÷ ankara yolunu bulabilir miyiz?- oğğğlumm bu yol nere gidiyor...
AI Özet: yazar, insanın tek başına yetersiz olduğunu ve kabul görmenin rahatlatıcı etkisini anlatıyor. dizinin finalindeki harrison ford konuşmasının etkileyici olduğunu belirtirken, apple'ın sunduğu destek ağına dikkat çekmiş. (bkz: listag) ve (bkz: mor çatı kadın sığınağı vakfı) gibi kurumların listede olması hoşuna gitmiş ama bu güzel sosyal sorumluluk projesinin daha çok reklamı yapılmalı diyor.
insanız ve tek başımıza ne kadar da yetersiz varlıklarız. eksiklerimiz ve fazlalıklarımızla kabul görmenin, aynı zamanda kabul etmenin ne kadar hafifletici bir şey olduğunu anlamak... sanırım oda...
AI Özet: yazar, izlediği bir youtube serisinden yola çıkarak erkeklerin birbirini yargılama hızına şaşırıyor. videoda herkes kendinden çok emin şekilde heteroseksüel olduğunu savunurken, diğer erkeklerin sadece dış görünüşe bakıp karşıdakini hemen (bkz: gay) ilan etmesi durumu anlatılıyor. gömlek düğmesinden saç modeline kadar her şeyi alamet sayan bu tayfayı sorguluyor. yazara göre erkekler arasındaki bu garip rekabet ve ön yargı hali tam bir komedi. yani herkes kendini düz, başkasını farklı görüyor.
youtube’da bir short video serisi vardı, erkeklere gay misiniz yoksa karşı cinsten mi hoşlanıyorsunuz diye soruluyor. adam “karşı cinsten hoşlanıyorum.” diyor. fotoğrafını çekmemize izin verir mi...
AI Özet: yazar (bkz: melankoli) içinde yüzüp duruyor.
https://www.youtube.com/watch?v=hwrooyxlcrgyüzünü süpüren saçlarınbırak silsin izleriniseni büy...
AI Özet: yazar mevzuya direkt günaydın diyerek giriyor ve o günün dünya bikini günü olduğunu hatırlatıp herkesi kutluyor. bikini demişken üniversite yıllarına gidip ankamall anılarını anlatıyor. kız arkadaşı ve ekibi zeki triko'da ucuz mayo bakarken, yazarın uzun yağlı saçları ve yeşil gocuğuyla vitrindeki mankenin altında yılan oynayarak beklemesi tam bir (bkz: nostalji) örneği. sonra konu bir anda badminton gününe evriliyor. yeğenlerine badminton seti alıp spor aşkını aşıladığını sanmış ama muhtemelen çocuklar seti kenara atmış, yazar da bunu dayılık gururuyla kapatmış. ardından venezuela'nın bağımsızlık gününü kutlayıp simon bolivar'a saygı duruşu ve depremde hayatını kaybedenlere dua öneriyor. ismail yk'nın doğum gününü de bomba bomba nokta com ile selamlamayı ihmal etmiyor. finalde ise sözlükçülere mutluluk sırrı veriyor; aynaya bakıp önce günaydın demelerini, sonra da kendilerine hafiften söylenmelerini istiyor. yani kısacası kendi kendine takılma ritüeli öneriyor. son olarak herkesin kendi kafasına göre yaşamasını, güvenli limanını bulmasını dileyip güzel bir gün temennisiyle yazısını bitiriyor.
günaydın ponçikler.. öncelikle hepinizin dünya bikini gününüzü kutlarım.. evet evet var böyle bir gün, inanmayan google dayıya sorsun.. özel gün ise kutlamak lâzım diye düşündüm.. pazar'a gelmesi...
AI Özet: yazar nato'yu çekmiş (bkz: vizyon)
görselgörselgörsel5.7.2026 nato eylemleri.
AI Özet: yazar, filmin hak ettiği şöhrete kavuşamamış gizli bir hazine olduğunu düşünüyor. olaylar slevin'in başına gelen absürt tersliklerle başlıyor; adam new york'a geliyor ama daha ilk adımda cüzdanı çalınıp burnu kırılıyor. (bkz: josh hartnett) tarafından canlandırılan slevin, kendisini bir anda şehrin en büyük iki mafya babasının savaşının ortasında buluyor. herkes onu borçlu olan nick sanıyor ve işler iyice karışıyor. araya (bkz: bruce willis) girince karizma seviyesi zaten tavan yapıyor. yazara göre filmin asıl olayı seyirciye "kansas city shuffle" numarası yapması, yani biz slevin'in o rahat tavırlarına ve flörtlerine bakarken arka planda 20 yıllık dev bir intikam planının işlediğini fark etmiyoruz. senaryonun ucuz bir ters köşe yapmadığını, her detayın ince ince işlendiğini belirtiyor. özellikle finaldeki hesaplaşma sahnesini sinema tarihinin en estetik anlarından biri olarak görüyor. tarantino ve guy ritchie tarzındaki stilize dünyayı, ritmik diyalogları ve görsel şöleni çok beğenmiş. morgan freeman ve ben kingsley gibi isimlerin olduğu kadroyu şampiyonlar ligine benzetiyor. tek eksi olarak, her şeyin matematiksel bir düzenle bağlandığı filmleri sevmeyenlere biraz fazla tasarlanmış gelebileceğini söylüyor.
(bkz: paul mcguigan) abimizin 2006'da sinema dünyasına fırlattığı, her sahnesinden, her diyaloğundan buram buram jantilik ve zeka akan ama nedense hak ettiği o devasa şöhrete bir türlü tam erişem...
AI Özet: yazar, nazi dönemi almanya'sında sadece insanların değil, sanatın da resmen katledildiğini anlatıyor. hitler'in başa gelir gelmez sanat eserlerini yağmalamak için özel bir ekip kurduğunu, bu ekibin başına da sanat düşmanı birini getirdiğini belirtiyor. adamlar öyle bir plan yapmış ki, daha propaganda bakanlığı kurulmadan kara listeler hazırlanmış, bauhaus gibi okullar susturulmuş ve bir sürü sanatçı işinden kovulmuş. yazar diyor ki, hitler'e göre modernistler, fütüristler ve kübistler sanatı çarpıtan tiplermiş; yani (bkz: degenerate art) mevzusu burada başlıyor. hitler'in derdi belli; sanat dediğin şey siyasete hizmet etmeli ve nazi propagandasının bir aracı olmalıymış. haliyle kendi yalakası olan sanatçıların eserlerini sergileyip, diğerlerini dışlamışlar. sadece resimle de kalmamışlar, müzisyenleri, radyoları ve filmleri de sansürlemişler. hatta tarihin ilk propaganda filmlerinden birini çekmişler. yazar, 1938'de çıkan dejenere sanat yasasıyla eserlere tazminatsız el konulduğunu, satılamayanların ise berlin'de yakıldığını söylüyor. son olarak ilber ortaylı'nın sanata en çok zarar verenlerin naziler olduğu yönündeki görüşüne katılarak konuyu kapatıyor.
bu dönemde soykırıma uğrayan sadece insanlık değil, aynı zamanda da sanat eserleriydi.adolf hitler, 1933 yılında almanya şansölyesi olduktan sonra sanat eserlerini yağmalamak için bir birim oluşt...
AI Özet: yazar çocukken izlediği filmdeki valeria sahnesine resmen aşık olmuş, 30 yıldır hala dönüp izliyormuş. kadının sözünü tutup valhalla'dan dönmesi onu bayağı etkilemiş. (bkz: nostalgia) tam bir klasik diyor.
bu filmi çocukken, sanırım 90'ların ilk yıllarında izlemiştim, valeria'nın valkyrie olarak gelip conan'ın hayatını kurtardığı sahnede resmen büyülenm...