AI Özet: yazar, ligdeki hakem yönetimlerinin fenerbahçe lehine işlediğini iddia ederek bildiğin liste tutmuş. adamcağız tek tek maçları sıralayıp uydurma penaltılar ve rakiplere yağan kırmızı kartlar üzerinden bir "yapı" olduğunu savunuyor. (bkz: hakem faciaları) fenerbahçe'nin çok az kırmızı kart gördüğünü, avrupa ligi'nde fair play sıralamasının dibine vurduğunu ama ligde bir şekilde sıyrıldığını anlatıyor. yazarın asıl siniri ise galatasaray'ın hakkının gasp edildiği iddiası ve buna rağmen camianın tff ile mhk'ye yeterince ses çıkarmaması. özellikle hakem atamalarındaki saçmalıklara değinmiş; bir hakemin gece maçtan çıkıp sabah başka kritik maça atanmasının normal olmadığını, mhk'nin resmen şov yaptığını söylüyor. üstüne bir de uzatma süreleri istatistiği eklemiş, fenerbahçe maçlarında sürenin daha uzun tutulduğunu belirterek durumu özetlemiş. yani yazara göre ortalıkta ciddi bir adaletsizlik var ve bu işler tamamen planlı yürütülüyor. (bkz: şike) genel olarak hakemlerin ve federasyonun yönetim tarzına çok dertli, resmen isyan bayrağını çekmiş durumda.
size kepazeliğin resmini özetleyim de asıl konuyu anlayınfenerbahçe'nin aldığı penaltılar. göztepe - fenerbahçe dk 95 uydurma penaltı skor 0:0fenerbahçe - antalya dk 65 uydurma penaltı skor 0:0fe...
AI Özet: yazar, her şeyin başladığı yerin siirt seçimleri olduğunu ve suçlunun baykal olduğunu söylüyor. (bkz: deniz baykal)
türkiye'de kayışın koptuğu ilk olay ile ysk'nın siirt seçimlerini iptal kararıyla türkiye'nin s...
AI Özet: yazar, aslı bekiroğlu'na geçmiş olsun dileklerini iletip başlığın resmen bir (bkz: insan turnusolu) olduğunu söylüyor. hastalıkla uğraşan birine bile nefret kusanları görüp hepsini engellemiş, şöyle bir temizlik yapmış. bu kadar kin dolu olmaya anlam veremiyor.
öncelikle aslı bekiroğlu'na geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum, en kısa sürede sağlığına kavuşmasını diliyorum.asıl söylemek istediğim şu: bu başlık şu an tam anlamıyla bir insan turnus...
AI Özet: yazara göre, evlenip mutlu olmak için önce kendini bilmek ve ne aradığını netleştirmek şart. bu aranan özellikler için bazı şeylerden vazgeçmeyi de göze almak gerekiyor. evlilikte, özellikle ilk on yıl, sözlere dikkat etmek, tepkisel değil mantıklı olmak önemli. trafikte sinir boşaltmak yerine sporla stresi atmayı öneriyor yazar. sorumluluklardan kaçmamak, samimi ve net olmak da cabası. kızılan konularda istikrarlı olmak, eşin neye kızacağını öngörebilmesini sağlamak lazım. bir gün kızıp ertesi gün gülmek olmaz.
uzun evliliklerin sırrının, eşlerin birbirlerinin hoşlanmadığı davranışlardan vazgeçebilmesi olduğunu belirtiyor. tabii bu karşılıklı olmalı. tüm bunları eş de yapıyorsa mutluluk kapıda. zaten bunları yapabilen kişi, mantıklı seçimler yapabilen biridir ve kendine uygun birini bulur.
ancak, ne yapılırsa yapılsın, özellikle ilk on yılda evliliğin defalarca riske gireceğini, çatışmaların kaçınılmaz olduğunu söylüyor. genelde aile kaynaklı olan bu durumlarda mantık, sevgiden daha etkili. eşlerin birbirlerinin ailelerini sevmese bile, onları birbirinden uzak tutmaya çalışmamak gerektiğini vurguluyor. "ya anneni sileceksin ya beni" diyen birini hemen silmek gerektiğini de ekliyor.
ilk on yılın sonunda değişiklik arayışının başlayabileceğini, bu noktada iradeye hakim olmanın çok zor olduğunu belirtiyor. büyük irade veya inanç şart. aynı netlik ve emeği çocuklara da göstermek gerekiyor. tüm bunlar yapılırken elde edilen nimetlerin ve konforlu hayatın, harcanan emeğin kat be kat üstünde olduğunu, bu konforun alışkanlığa dönüşüp görünmez olmasına izin vermemek gerektiğini ifade ediyor. "nimet külfetin içindedir çoğu zaman" diye de ekliyor.
eğer bu kadar emek harcayamam diyenler için alternatifin yalnız ve çocuksuz bir hayat olduğunu, hele bir de alkol varsa genç yaşta koltukta ölü bulunma riskinin sık görüldüğünü söylüyor. evlenip emek harcamam diyenlerin ise hayatta verdiğinden fazlasını alamayacağını, eninde sonunda hesabın denkleştirileceğini belirtiyor. etki ve tepkinin hayatın kanunu olduğunu vurguluyor.
yazar, ileride yalnız kalırsa bir daha evlenmeyi düşünmeyeceğini, aynı yoldan iki kez geçecek enerjiyi bulmanın zor geleceğini söylüyor. her şey rutine bağlandığında, bu duygunun evliliği devam ettirmek için büyük motivasyon kaynağı olduğunu belirtiyor. her şeyin temelinde kendini tanımak, travmatik ve tepkisel olmamak, kendine karşı dürüst olmak olduğunu, böylece insanın neye ihtiyacı olduğunu bilebileceğini söylüyor.
önce kendine karşı dürüst olman lazım. kendini bilmen lazım. sonra ne aradığını bilmen lazım. bu aradığın özellikler için, aradığın diğer hangi özelliklerden vazgeçmeyi kabul edebileceğini bilmen...
AI Özet: yazar, tom barrack'in sözlerine rağmen el üstünde tutulmasına kızıyor, (bkz: manda) zihniyetine tepki gösteriyor.
dün antalyada söyledikleri yüzünden yaka paça ülke dışına yollanıp istenmeyen adam ilan edilmes...
AI Özet: yazar, kadınların peşinde koşup şaklabanlık yapmayı reddeden, kendine güvenen ve standartları yüksek bir erkek tipinden bahsediyor. bu tarz adamların (bkz: yüksek standart) peşinde koşmak yerine kendi kalitesine odaklandığını, ilgi budalası olan tipleri ise oldukça düşük görüyor. kadınların genelde bu tarz yüzeysel ve profesyonel yavşaklara kandığını iddia ederek durumun trajikomikliğine dikkat çekiyor. kısaca diyor ki; kaliteyi seçin, şaklabanlara prim vermeyin.
hiçbir kadın benim kendimi köpekler gibi harcayıp binlerce ortam yavşağının arasından beni seçmesi için aşağılık şekilde şaklabanlık yapacağım kadar değerli değil. kainat güzeli olsun. kusura bak...
AI Özet: yazar diyor ki türkiye'de remote çalışıp hayatı kaçırmak diye bir şey yok, (bkz: kaos) zaten her yer aynı.
ulan türkiyede yaşıyorsun zaten kaçıracağın hayat ne boktan bir kafede kahveye 500 lira vermeyi...
AI Özet: yazar, döneri mideye indiren kedinin aslında birçok restoran çalışanından daha hijyenik olduğunu savunuyor. (bkz: hijyen) özellikle el yıkama alışkanlıkları olmayanlar ve denetimlerde rezaletleri ortaya çıkan mekanlar düşünülünce, kedinin patileri daha temiz kalıyor diyor. yine de bu kadar girişkenliğin (bkz: mericlik) dozunu kaçırdığını ekleyip, kedinin yves roches sabunlarıyla yıkandığını hayal ederek mevzuyu bağlıyor.
--- spoiler ---bu kedinin patileri ve dili, hijyenik diye yemek yediğiniz bir çok mekanın çalışanlarının boklu ellerinden, sümüklü parmaklarından, doğru düzgün yıkanmayan tabağından, kaşığından, ...
AI Özet: yazar, palantir'in manifestosuna gelen tepkileri paylaşıp şirketin ne kadar tehlikeli olduğunu anlatıyor. varoufakis dahil birçok kişiye göre olay tam bir (bkz: distopya) örneği. adamlar resmen teknolojik bir baskı kurmuş, yazar da bu durumun korkutucu olduğunu belirtiyor.
yayınladıkları manifestoya yapılan yorumların bir kaçı:"tüm gezegenin, kendini ayrıcalıklı gören bir avuç tekno-feodal elit tarafından gazzeleştirilmesi. gözünüzün önünde. alenen.” yanis varoufak...
AI Özet: yazar sergen yalçın'ın bazı futbolculara mobbing yaptığını ve evlatçılık peşinde koştuğunu iddia ediyor. (bkz: taktik hata) yapmış, oyuncuları geç değiştirdiği için sinirli.
bu sezon futbola küstürüp mobbing yaptığı futbolcular: -cerny-jota-dijola-taylan-devrim-rafa silvahas evlatları- cengiz -gökha...
AI Özet: yazar, sözlükteki manipülatif ve kulağa hoş gelen ama içi boş teorilerin nasıl hemen kabul gördüğüne şaşırıyor. (bkz: büyük resim kursu) özellikle japonya'nın abd tarafından bitirildiği yönündeki iddiaları yerden yere vuruyor. yazara göre olay dış güçler veya plaza anlaşması değil, tamamen japonya'nın kendi iç dinamikleri, hatalı faiz politikaları ve şişirilen finansal balonlarla alakalı. adamlar faizi düşük tutup balon yaratmışlar, sonra da patlamış; yani suçlu dış güçler değil liyakatsiz yönetim diyor.
yazar, japonya hala dünyanın en büyük ekonomilerinden biriyken bitti diye gezenlerin komikliğine dikkat çekiyor. nikkei endeksinin 2024'te rekor kırmasını ve toyota'nın durumunu örnek göstererek, sermayenin bitmiş bir ülkeye böyle iştahla dönmeyeceğini savunuyor. ayrıca almanya'nın aynı anlaşmayı imzalayıp batmamasını, yapısal reformlar ve göçmen alımıyla açıklıyor. çin'in de şu an benzer bir emlak balonu ve demografik krizle boğuştuğunu, mevzunun petrole veya vergilere değil, kendi iç hatalarına dayandığını belirtiyor. özetle yazar, kahvehane dayısı tadındaki analizlerin gerçeklerle uzaktan yakından alakası olmadığını, japonya bittiyse hepimizin çoktan öldüğünü söyleyerek durumu özetliyor.
sözlükte, kulağa mantıklı gibi gelen, bir kaç doğru üzerine bir sürü yalan gizlenmiş, manipülatif entrylerin anında kabul görmesi çok tuhaf bir fenomen. halbuki facebook künyesine hayat okulu mez...
AI Özet: yazar, icardi'nin etkisinin hala sürdüğünü ama takımı onu osimhen gibi oynatmaya çalışarak hata yaptığını söylüyor. stil farkı olduğunu, doğru servislerle yine uçacağını belirtiyor. (bkz: gol makinesi)
geberdi denen sezonda 16 tane sallamıştır.ve lig/kupada maçlar hala devam ediyor. icardi'nin kendi problemleri bir kenara, varlığı inkar edilemez. anc...
AI Özet: yazar, sergen ve adalı'nın cengiz'i oynatma inadıyla dalga geçiyor. performansına rağmen adamın yedek kalmasına gıcık olmuş, (bkz: hakkaniyet) diye takılıyor.
serdar adalı ve sergenimi tebrik ederim cengizin ısrarlı harika oyununu ilk 11 ile ödüllendirmeye devam ettirdikleri i...
AI Özet: yazar, çocukların öldüğü bir haftada maçların devam etmesini samimiyetsizlik olarak görüyor. 23 nisan kutlamalarını yasaklamanın çözüm olmadığını, aksine çocukların psikolojisini bozacağını savunuyor. kutlamaların önemiyle ilgili (bkz: masumiyet) vurgusu yaparken, bu günün engellenmesini yanlış buluyor ve rutinlerin bozulmaması gerektiğini belirtiyor. tam bir (bkz: dram).
8 çocuğun öldüğü hafta maçlar oynanıyor, tezahüratlar yapılıyor, goller atılıyor, sevinç gösterileri yapılıyor ama. götüne güvenen ligleri tatil etseydi de görseydik ne kadar samimilermiş.ulan za...
AI Özet: yazar, kapitalizmle liberalizmin sürekli karıştırıldığını, aslında kapitalizmin bireycilikle değil paranın belli ellerde toplanmasıyla alakalı bir ekonomik çöküş olduğunu söylüyor. yani mevzu bir ideoloji seçmek değil, sistemin yarattığı bir semptommuş. mevcut düzene aşık olanların durumunu trafik kazasını trafiğin parçası sanmaya benzetmiş. (bkz: sınıfsal farkındalık) eksikliği olanların, %90'lık işçi kesiminde olup %10'luk zengin kesime girme hayali kurmasını ise sadece ayrıcalık tutkusuna bağlıyor.
kapitalizm bireyci değildir arkadaşlar. liberalizmle karıştırıyorsunuz.liberalizm günümüzde gerçek bir ideoloji olarak tamamen yok edilip yerine kapitalizmin bahanelendiricisi bir role bürünmek ü...
AI Özet: yazar, sabancı'nın ciddi bir iskonto ile carrefoursa'yı elden çıkardığını ve sektörden kaçmak istediğini söylüyor. a101'in buradaki derdinin kalite değil, (bkz: bim) ve file arasındaki rekabette yer kapmak olduğunu belirtiyor. ayrıca yeşil sermaye mevzusu yüzünden alkol reyonlarının tarih olacağını, gurme konseptinin ise zamanla içi boşaltılarak file seviyesine çekileceğini iddia ediyor. üstad markalı ürünlerin de buraya kaydırılacağını ekleyerek durumu özetliyor.
borsa istanbul'daki güncel piyasa değeri 24.53 milyar tl, yani bugünkü kurla yaklaşık 547 milyon dolar olan bir şirketin %89,28'lik payının 325 milyon dolara el değiştirdiği satın alma. bu payın ...
AI Özet: yazar pazar akşamı için iki sakin parça önermiş (bkz: huzur)
ne zamandır şarkı bırakmıyorum buraya.pazar akşamına yakışır, iki sakin müzik gelsin o zaman.ar...
AI Özet: yazar dizideki doğru insan tanımını çok sevmiş, (bkz: yedi numara) demiş.
bir bölümünde yanlış hatırlamıyorsam şöyle muhteşem bir cümle geçmişti:"bütün zayıflıklarınızı ...
AI Özet: yazar, tuncay sonel'in gülistan doku dosyası yeniden açılınca aniden alparslan türkeş paylaşımı yapmasını çok manidar buluyor. buna göre bu tweet masum bir anma değil, bildiğin panik butonu ve bir tür sadakat sinyali. yazarın tabiriyle bu durum, mafyatik yapılardaki dijital el öpme ritüeli gibi; yani "beni yedirmeyin" diye yalvarmakla eşdeğer. (bkz: fırsatçılık) meseleyi sadece bir kişinin korkusu olarak görmeyip daha yapısal bir soruna bağlıyor. ülkedeki mevcut düzeni hindistan'daki kast sistemine benzetiyor; üsttekilerin dokunulmaz olduğu, alttakilerin ise insan yerine konmadığı bir sistemden bahsediyor. yazara göre milliyetçilik ve muhafazakarlık artık siyasi bir tercih değil, suçları örten bir adli çamaşır suyu veya dokunulmazlık kartı haline gelmiş. doğru şifreleri bilenlerin zırhlandığını, bilmeyenlerin ise gülistan doku gibi harcandığını savunuyor. dosyanın altı yıl boyunca raflarda çürümesini, bürokrasinin aynı anda sağır ve kör olmasını tesadüfle açıklamanın imkansız olduğunu belirtiyor. tuncay sonel'in valilik yaptığı dönemde bu koordinasyonun işlediğini, failin ideolojik aidiyetinin maktulün hayatından daha değerli görüldüğünü iddia ediyor. kısacası yazar, devletin içine sızan bu yapının sıradan insanları tüketim malı gibi gördüğünü ve ideolojik perdelerle gerçeklerin üstünün örtüldüğünü söylüyor.
görselbir tweet bazen sadece 280 karakterlik masum bir cümle değildir. bazen bir panik butonu olur. yargı tam altı yıllık uykusundan sıyrılıp gülistan doku dosyasını eline aldığı anda, dönemin tu...
AI Özet: yazar diyor ki olayların perde arkasını ancak trump ve para piyasaları bilir çünkü topu birbirlerine atıp duruyorlar. mevzu aslında hürmüz boğazı ve yürütülen gizli pazarlıklar üzerine kurulu. yazara göre pakistan arabuluculuğuyla bir şeyler konuşulurken abd tarafı iyi niyet göstergesi olarak boğazın açılmasını istemiş. iran ise abd'nin önce kabul ettiği maddelerden caydığını ve lübnan'daki gerginliklerin sürdüğünü söyleyerek topu geri çevirmiş. sonra trump sosyal medyada öyle bir açıklama yapmış ki hem iran'ı tebrik etmiş hem de ablukanın süreceğini söyleyerek ortalığı karıştırmış. (bkz: trump'ın tweetleri) yazarın anlatımına göre trump iyice gaza gelip iran'ın diz çöktüğünü, uranyumları teslim edeceklerini ve nükleer çalışmaları bırakacaklarını iddia ederek aslında anlaşmayı bozmaya çalışmış. haliyle iran meclis başkanı ghalibaf çıkıp "trump yedi kere yalan söyledi" diyerek hürmüz boğazı'nı tekrar kapatmış. yazar, trump'ın senatodan onay alma derdinde olduğunu ama libya örneğindeki gibi kurnazlık yapabileceğini belirtiyor. eğer izinsiz bir kara operasyonuna girerse abd içinde siyasi kriz çıkabileceğini, ama böyle belirsiz takılırsa da bir yere varılamayacağını söylüyor. sonuçta trump'ın "ya anlaşırım ya bombalarım" modunda olduğu bir süreçten geçiyoruz.
ne olup ne bittiğini trump ve para piyasaları biliyor. çünkü onların aralarında çevriliyor top. piyasaların kapanış gününde hürmüz açıklaması neden yapıldı, açıklama yapıldıktan sonra, anlaşmanın...
AI Özet: yazar, dünya kupasına tek bir türk hakemin bile seçilmemesine aşırı bilenmiş. ibrahim hacıosmanoğlu'nun bu konuda sıfır sorumluluk aldığını, kimsenin istifa etmediğini ve herkesin koltuğuna yapıştığını söylüyor. el salvador gibi yerlerden bile hakem giderken bizimkilerin dışlanması tam bir (bkz: fiyasko). yazarın gözünde hakemlikten geriye pek bir şey kalmamış, gitmeseler daha iyi çünkü zaten rezil ederler diyor.
170 hakemin gidecegi dunya kupasina, tek turk hakem gitmeyecek. en ufak bir sorumluluk duymuyor. kiymetli basinimiz lutfedip tek soru sormuyor.kolombiya, el salvador, meksika, katar, cezayir, mis...
AI Özet: yazar, günümüz teknolojisinde teknik takibin bu kadar gelişmişken bazı cinayetlerin çözülemediğine inanmadığını söylüyor. bazı vakaların sırf prim yapmak ve güven kazanmak için seçilip sunulduğunu savunuyor. baz incelemesi ve kameralarla faillerin zaten belli olduğunu, 6 yıl sonra gelen çözüme alkış tutulmaması gerektiğini belirtiyor. (bkz: primcilik)
teknolojinin bu denli ileri seviyede olduğu , teknik takip ve kriminal incelemelerin çok kısa bir sürede sonuca ulaştığı bir çağda hiç kimse bazılarımızıjandarmanın, polisin, adli mercilerin, gen...
AI Özet: yazar, öt- kökünün türkçedeki serüvenini anlatıyor. kuşların ötüşünden geçip gitmeye kadar uzanan bu kökün, orta asya'da hala rica etmek ve dilekçe anlamlarında kullanıldığını belirtiyor. ötüken ormanı isminin de bu kökten gelip geçilebilir bir yer anlamına gelebileceğine değiniyor. tonyukuk yazıtlarından örnekler vererek, eski türkçedeki ötünç kelimesinin zamanla nasıl evrildiğini açıklıyor. özellikle kazakçada hala rica anlamında kullanılırken, oğuz grubunda anlam kaymasına uğrayıp borç almak anlamındaki ödünç kelimesine dönüştüğünü söylüyor. ayrıca gök renginin eskiden hem mavi hem yeşil için kullanıldığını belirterek (bkz: etimoloji) meraklıları için güzel bir analiz yapmış. kısaca öt- kökünün sesle başlayıp borçla bittiği bir yolculuğu anlatmış.
ötüken'den ödünç'e giden yol…öt- kökü türklerin en eski sözlerinden.kuşların ötüşü olarak anladığımız “şakımak, söylemek” anlamı da, geçmek , geçip gitmek, anlamına gelen ikinci anlamı da tüm tür...
AI Özet: yazar diyor ki varoşluk sadece para pul meselesi değil, tamamen bir kafa yapısı ve görgüsüzlük sorunu. ağız kokusuyla gezmekten, toplum içinde bağıra çağıra konuşmaya veya telefonun sesini sonuna kadar açıp milleti darlamaya kadar her şeyi saymış. (bkz: kulaklık takmak)tenle ilgili olarak kocaman logolu kıyafetlere ve abartılı dövmelere bayıldıklarını, çocuklarına kültürle alakası olmayan isimler taktıklarını belirtiyor. trafikteki agresiflik, futbol fanatizmi ve bütçeyi aşan arabalarla dikkat çekme çabalarını eziklik kapatma yöntemi olarak görüyor. ayrıca zenginleri veya ünlüleri savunup sosyal medyada kavga edenleri ve biraz para kazanınca eski çevresini aşağı görenleri çok garipsemiş. son olarak evlerdeki o hastane odası gibi bembeyaz ışık tutkusuna değinip sarı ışığın huzurundan bihaber olduklarını söylüyor.
imkani olsa dahi agiz ve dis sagligina dikkat etmemek, les gibi agizla gezmek,topluluk icinde, bir mekanda yuksek sesle konusmak, telefonundan disaridakileri rahatsiz edecek sesler cikmasi"kaydir...
AI Özet: yazar, ülkenin gidişatından bayağı dertli. eskiden kitap okumanın, hobi edinmenin bir ağırlığı varmış ama şimdi herkes elinde telefonla reels kaydırıp beyin eritiyormuş. özellikle yeni neslin durumuna yanıyor; çocukların dersle alakası kalmamış, tek derdi online oyunlar ve sosyal medya olmuş. (bkz: z kuşağı) bir de şu edgar saç tıraşı mevzusuna takılmış, herkes aynı tip olmuş diyor. ekonomi zaten yerlerdeyken milletin tek amacı tiktok'tan kolay yoldan para kırmak. yobazlaşmadık ama fena yozlaştık diyor, genel bir (bkz: kültürel çöküş) hali hakim.
her geçen gün daha da kötüye giden ülkem.hiçbirimiz farkında değiliz ama hepimiz eriyoruz, bundan 10 yıl önce kitap okumanın hobi edinmenin farklı rotalar keşfetmenin bile bir havası vardı.artık ...
AI Özet: yazar, mutfağa plansızca girip bisküvili pasta yapmaya başladığını anlatıyor. bu pastanın kendisi için bir çocukluk anısı olduğunu, petit beurre bisküvileri süte batırırken zamanın yavaşladığını belirtiyor. kremayı düzgün sürmeye çalışsa da hiçbir zaman düz olmadığını, tıpkı çocukluk gibi kusurlu ama şahane olduğunu düşünüyor. pastanın buzdolabında soğumasını sabırsızlıkla bekleyen bir çocuk gibi hissettiğini, parmağını batırıp tadına bakmanın bir ritüel olduğunu söylüyor. yazara göre bisküvili pastanın tadı kakao değil, biraz anne, biraz dışarıda oyun ve akşamüstü çizgi filmi gibi. eskiden gizlice ikinci dilimi aldıklarını ama herkesin bunu bildiğini hatırlıyor. bugün aynı pastayı yapsa da ev ve kendisi değişmiş olsa da buzdolabından çıkan soğuk havanın ve içindeki çocuksu beklentinin aynı olduğunu dile getiriyor. bisküvili pastanın lüks veya havalı olmadığını, aksine güvenli, tanıdık ve tam da ihtiyacı olan şey olduğunu vurguluyor. pastayı dilimlerken dağılsa bile sorun olmadığını, çünkü bazı mutlulukların zaten düzgün kesilmediğini ekliyor.
görselgörselmutfağa girdim öyle büyük bir plan yoktu aslında. hayat yine biraz yorucu, biraz gürültülüydü. bir anda kendimi bisküvileri süte batırırken buldum.petit beurre..çocukluğun resmi geçid...
AI Özet: yazar, messi'nin penaltı istatistiklerini masaya yatırıp aslında sanıldığı kadar penaltı canavarı olmadığını anlatıyor. dünya kupasında en çok penaltı kullanan isim olsa da sadece 6 tane kullandığını, bunun da çok fazla maç oynamasından kaynaklandığını belirtiyor. şampiyonlar ligi ve la liga'da da ronaldo ile kafa kafaya olduğunu ama ronaldo'nun madrid'de daha az sürede daha çok penaltı kullandığını söylüyor. (bkz: cristiano ronaldo) son dünya kupasındaki penaltıların çoğunun tartışmasız olduğunu, suudi arabistan maçındakinin ise biraz şüpheli kaldığını ama arjantin'in zaten kaybettiğini ekliyor. genel toplamda ise messi'nin ronaldo'ya göre daha az penaltı kullanıp daha çok gol attığını, yani daha efektif olduğunu savunuyor. (bkz: lionel messi)
• dünya kupası tarihinde en çok maça çıkan futbolcu (26) olarak dünya kupasında en çok penaltı kullanan futbolcu olması şaşırtıcı bir istatistik olmaz. dünya kupasında en çok penaltı kullanan fut...
AI Özet: yazar diyor ki insanı en çok yine kendisi yoruyor. olay tamamen özne ve nesne olma arasındaki o bitmek bilmeyen savaşta kopuyor. bir yanın planlar yaparken diğer yanın sadece izliyor ve sorguluyor. adamcağız kendi içinde resmen (bkz: iç mahkeme) kurmuş, sürekli kendini yargılayıp savunuyor. dürüst olmak zor gelince de kendine küçük yalanlar uydurup avutuyor ama aslında her şeyin farkında olması onu daha da bitiriyor. yani kaçacak yer yok çünkü kaçtığın yer de yine sensin. kısacası insan, kendisiyle aynı tarafta olamadığı için hayatı (bkz: ağır yük) gibi taşıyor.
galiba insanı en çok kendisi yoruyor. insan hem kendinin öznesi hem de nesnesi olur mu?çünkü özne olduğunda karar verirsin, yön belirlersin, “ben yapıyorum” dersin. nesne olduğunda ise yaşanırsın...
AI Özet: yazar, bumble başlığında takılan bir yaşlıyla kafa buluyor. adamın sürekli kadınsız kaldığını iddia edip aslında her gün uygulama peşinde koşmasını, hatta fake hesaplarla kendi kendine mesajlaşmasını (bkz: rezillik) oldukça komik bulmuş. 60 yaşındaki amcanın hala liseli gibi davranıp "midem bulandı" triplerine girmesine gülüyor. genel olarak asosyallerin ve çaresizlerin son durağı olduğunu belirterek durumu özetliyor.
dede gelmiş yine sinyal çakıyor. 300 saat porno açmasan buraya sarıyorsun be dedem. ne 300 bin yılı? yalancıya artık kötü şeyler yapacaklarmış bak kanun teklifi meclise gelmiş. ona göre, aman diy...
AI Özet: yazar, cenaze evinde helva tarifi sormanın aslında bir nevi dikkat dağıtma ve teselli yöntemi olduğunu söylüyor. kadınlar ve yaşlılar bunu iyi niyetle yapsa da erkeklerin durumu biraz (bkz: hödüklük) seviyesindeymiş. aile rahatsa ortam daha yumuşak geçiyor diyor.
bazı insanlar bu ve benzeri davranışları ayarsızlıktan yapsa da birçoğu, özellikle kadınlar ve yaşlılar cenaze sahibinin ufuleti dağılsın diye bardakları nereden aldığını, helvanın tarifini falan...
AI Özet: yazar mutluluğu sevdiğine dokunmak olarak görüyor (bkz: aşk)
sevdiğinize temas etmektir..mümkünse şimdi.. içinizi ısıtan bahar pazarının sabahında..eşlikçin...
AI Özet: yazar, yan yana filmini göklere çıkaranların biraz gerçek dünyaya dönmesi gerektiğini düşünüyor. filmin the untouchables'ın neredeyse kopyası olduğunu, ticari kaygılarla yapılmış ruhsuz bir iş olduğunu savunuyor. haluk bilginer'in başarısının her filmi kurtarmayacağını, (bkz: 9 kere leyla) örneğiyle anlatıyor. kısacası oyuncuları ilahlaştırmayı bırakıp, sinema kültürü olan insanlara ahkam kesmeden filmi eleştirebilmemiz gerektiğini söylüyor. (bkz: copy paste)
filmi ölümüne savunanların herkesin onlar kadar sinema dünyasından uzak olmadığını kabul etmesi lazım. insanlar the ıntouchables'ı senin böyle bir filmin varlığından haberin bile yokken 14 sene ö...
AI Özet: yazar kendi iç dünyasında takılıp kalmış, zihnindeki seslerle kavga ederken bir yandan da çözülmeye çalışıyor. karanlıklar içinde bir aydınlanma yaşamış, nefes alarak durumu toparlamış. özetle (bkz: varoluşsal sancılar) çekmiş ama sonunda durumu kavramış. biraz melankolik ama sonu mutlu biten bir iç döküş yapmış diyebiliriz.
zihnin uyanışı karanlığın tam ortasındayım. kendi içine kapanmış bir odadayım.zihnim ve duvarlarına çarpan sesim daha bir netkonuşuyorum…gerçek misin? diyor bir ses,öteki susuyor.cevap veremiyor,...
AI Özet: yazar, palantir'in yayınladığı manifestodan yola çıkarak almanya'nın geleceğine dair biraz ürkütücü tespitlerde bulunuyor. olay şu; palantir'in manifestosunda almanya ve japonya'nın savaş sonrası etkisizleştirilme sürecinin artık geri alınması gerektiği söylenmiş. yazar diyor ki, aslında bu fikir yeni değil, zamanında general patton da benzer bir kafa yapısıyla nazi almanya'sının kalıntılarını sscb'ye karşı kullanmak istemişti ama adamın sonu şüpheli bir kaza olmuş (bkz: derin devlet). yazara göre bugün musk ve thiel gibi tekno oligarklar, o dönemki pragmatist ve etik kaygıları olmayan siyasi kanadın modern versiyonları. bu tiplerin afd gibi sağ ekstremist gruplarla dirsek temasında olması da tesadüf değil. yazar, palantir gibi savunma sanayisiyle iç içe bir şirketin bu kadar cüretkar açıklamalar yapmasını çok şaşırtıcı buluyor. asıl mesele ise şu: bu oligarklar almanya ve japonya'yı yeniden militarize etmek istiyorlar. amaçları da basit; almanya üzerinden rusya'yı, japonya üzerinden ise çin'i dizginlemek. yani nükleer savaş çıksın demiyorlar ama karşılıklı silahlanma yarışı ve yığınaklarla bu ülkeleri tekrar ön plana çıkarmayı hedefliyorlar. özetle yazar, avrupa'da işlerin kızışacağını ve bu tekno-güçlerin oyun planının tehlikeli olduğunu belirtiyor.
palantirin 18 nisanda yayınlamış olduğu manifestoya müteakip işlerin giderek kızışacağını düşündüğüm ülke.manifestomanifestonun 15. maddesinde japonya ve almanyadan bahsedilerek şöyle deniyor.“sa...
AI Özet: yazar, kadıköy'de cenk taner ile karşılaştığını ve adamınla beraber izin vermedi yalnızlık albümünü dinlediğini anlatıyor. yaşlanmış olmalarına rağmen kaptana selam çakıp (bkz: adam gibi adam) olduğunu belirtiyor.
bugün, dünyanın kapalı olduğu bir kadıköy akşamında tesadüf ettiğim adam gibi adam.. küçük bir baş selamı verdikten/aldığından sonra, izin vermedi yalnızl...
AI Özet: yazar, serdar akinan'ın hitabetine ve mesleki dürüstlüğüne bayılıyor. adamın sektördeki tecrübesinin inanılmaz olduğunu, kamera arkasından genel yayın yönetmenliğine kadar her şeyi bildiğini söylüyor. (bkz: tecrübe konuşuyor) aslında böyle birinin koca bir medya grubunu yönetmesi gerektiğini ama şu an youtube'da takılmasını, imkanlar kısıtlıyken elinden geleni yapması açısından kahramanca buluyor. yazarın gözünde adam hem çok kaliteli bir gazeteci hem de türk edebiyatının en iyi öykücülerinden biri. memleket meselelerini dert edinen, satılamayacak kadar dik duran bir karakter olduğunu belirtiyor. sürgünle ilgili videolarında duygulandığını ekleyip, adamın mesleki donanımına ve karakterine olan saygısını samimi bir dille ortaya koyuyor.
namusu hitabetinden belli bir adam. namussuz biri olarak bu kadar iyi oynuyorsa da tek rakibi daniel day lewis olabilir. ta skyturk'teki nihat gencli yayinlarindan beri takip ederim. her gorusune...
AI Özet: yazar kızın fazla özgüvenli olduğunu düşünüyor (bkz: hazal kaya)
bu kadında aptal özgüveni varmış gibi geliyor bana
AI Özet: yazar, ilker canikligil'in okul katliamları sonrası incel kültürü üzerinden yaptığı tartışmaları hiç beğenmemiş. adamın konuyu yanlış yerden tuttuğunu, asıl mesele olan kadın nefretini ve sistemik şiddeti ıskalayıp internet forumlarındaki alt gruplarla vakit kaybettiğini savunuyor. yazara göre incel, red pill veya mgtow gibi kavramlar üzerinde bu kadar durmaya gerek yok çünkü bunlar ya korkak ya da maço yaklaşımlar; asıl mesele politik ve sosyolojik bir sorun. (bkz: boş yapmak) konusunda ilker'in programlarının artık çok sığlaştığını, konuk aldığı tiplerin ve genel kurgunun bir yere varmadığını belirtiyor. esg gibi isimlerin konuyu daha doğru analiz ettiğini söylerken, ilker'in entelektüel görünme çabalarını pek yemiyor. kısacası yazar, sanatçı ayağına yatıp gündemi yanlış analiz edenlere ve bu tarz içeriklerin yüzeyselliğine sağlam bir sallama girişimi başlatmış.
malum okul katliam olayları ile ilgili olarak, ilker incelci kadınları çağırdı 1 saatten fazla konuşturdu, esg kim suçlu diye sordu..bakış açısı bu işte.inceldiği yerden kopsun ilker. yine götünd...
AI Özet: yazar, 19 nisan 2026'daki bulgaristan seçimleri için sandık haritasını paylaşarak söze başlıyor. türkiye'deki sandık sayısının sadece 27'ye düşürüldüğünü, bunun sebebinin ise ab dışı ülkelere getirilen limitler olduğunu belirtiyor. yazara göre bu durumun arkasında yurtdışındaki türklerin oy gücünü kırmak isteyen bazı siyasi oluşumlar var; hatta cumhurbaşkanının vetosuna rağmen bu yasanın meclisten geçtiğini anlatıyor. (bkz: siyasi oyunlar)
gelelim kime oy verilir kısmına; yazar, eskiden türklerin favorisi olan dps'nin (hak ve özgürlükler hareketi) artık bir medya baronu ve tartışmalı isimlerin kontrolüne geçtiğini, partinin mevcut halinin pek de güven vermediğini söylüyor. alternatifleri şöyle sıralıyor: gerb'ler köklü ama yolsuzlukla anılıyorlar, ülkeyi mafyatik bir yapıya sürükledikleri iddiasında. pp-db koalisyonu ise eğitimli, harvardlı tiplerden oluşuyor; niyetleri ülkeyi modernize etmek ama siyaseti pek beceremedikleri için ortalıkta kalmışlar. son olarak bsp'den bahsediyor; eski komünist takılan, rus yanlısı bir yapı olduklarını, geçmişte türklere karşı sert politikalar izleseler de ab sürecinde etkili olduklarını belirtiyor. özetle yazar, bulgaristan siyasetinin tam bir kaos olduğunu ve seçilecek partinin pek de iç açıcı olmadığını hissettiriyor.
bulgaristan'da ve dünyanın geri kalanındaki seçim sandıklarının haritası: https://map.cik.bg/pe202604/default olarak sadece bulgaristan'dakileri gösteriyor ama şuna tıklayarak tüm dünyadakileri g...
AI Özet: yazar borges'in hayatını anlatırken adamın çocukluğunun biraz dram olduğunu, okulda (bkz: gözlüklü çocuk) diye dövüldüğünü söylüyor. ama çocuk dahiymiş, altı yaşında yazar olmaya karar verip yedi yaşında ilk hikayesini yazmış. gözleri yavaş yavaş kör olduğu için uzun romanlar yerine kısa hikayelere yönelmiş, hani şu umberto eco'nun kör kitapçısı var ya, işte o borges'ten esinlenme. ayrıca yazar, adamın aşk hayatının pek parlak olmadığını, sürekli reddedildiğini belirtiyor. kısacası borges, latin amerika edebiyatını tek başına sırtlamış bir devmiş diyor.
sekiz aylıkken doğan borges, annesi gibi mavi gözlüydü. fakat gözlerindeki rahatsızlık yüzünden, görme yetisini giderek kaybetti. en ilginç cümlesi belki de şudur: "hayat, tanrının gördüğü bir rü...
AI Özet: yazar münih'teki tame impala konserine gitmiş, genel olarak keyif almış ama bazı detaylara takılmış. setlist'te beklenmedik sürprizler olmuş, özellikle eventually şarkısının canlı versiyonu yazarın favorisi haline gelmiş; meğer şarkı bayağı melankolikmiş. kevin parker'ın sahne arkasındaki tuhaf hareketleri, hatta pisuvar macerasıyla ilgilenmiş. (bkz: kevin parker) techno tarzındaki ethereal connection parçası seyirciyi pek sarmamış, hatta son şarkıda millet kaçmaya başlamış. yazarca borderline sona konulsaydı kimse gitmezdi. ses ve ışık şovlarını başarılı bulmuş, kevin'in vokalinin de zamanla geliştiğini, eski coachella dönemindeki gibi yetersiz olmadığını belirtiyor. ön grup rip magic'i fazla gürültülü bulup sevmemiş. elephant şarkısını monoton bulduğu için yerine mind mischief gelse daha iyi olurmuş. genel olarak kitleyi düzgün, atmosferi güzel bulmuş ve tekrar gitmek istiyormuş. (bkz: tame impala konseri)
16 nisan’da münih konserine gitme fırsatım oldu. internette yayınlanan setlist’in biraz dışına çıktılar. obsolete, alter ego ve neverender çalmadılar mesela. bunların yerine hiç beklenmeyen bir p...
AI Özet: yazar, osmanlı baroku mevzusunu anlatırken aslında klasik dönemin o ağır ve geometrik havasından sıkılıp biraz daha şatafatlı, kıvrımlı işlere geçiş yapıldığını söylüyor. (bkz: lale devri) etkisiyle başlayan bu süreçte, sinan tarzı sadelik gitmiş; yerine c ve s kıvrımları, abartılı süslemeler ve ışık oyunları gelmiş. yazara göre bu durum bazıları tarafından taklitçilik ya da yozlaşma olarak görülse de aslında batı etkilerini kendi potasında eritmiş özgün bir sentez hikayesi. 1740'lardan 1820'lere kadar süren bu dönemde, geleneksel cami ve saray formları korunmuş ama üstüne bolca rokoko sosu dökülmüş. yazar, özellikle nuruosmaniye camii'ni bu kopuşun zirvesi olarak görüyor; yanına laleli ve nusretiye gibi örnekleri de ekliyor. özetle yazar diyor ki, istanbul'un silueti bu süslü püslü dönemle beraber kalıcı olarak değişmiş ve imparatorluğun modernleşme sancıları taşlara, ahşaplara yansımış. (bkz: türk rokokosu) tadında, oldukça gösterişli bir dönemmiş.
osmanlı baroku, 18. yüzyılın ortalarından itibaren osmanlı imparatorluğu'nda etkisini gösteren, geleneksel osmanlı mimari formlarının avrupa'daki barok ve rokoko üsluplarıyla harmanlandığı özgün ...
AI Özet: yazar öğrencilik yıllarını geçirdiği kadıköy'ü fena özlemiş. şöhretler'de yemek yemeyi, rıhtımı ve moda'yı yad ederken kalabalık evlerde pes atmayı ve yazı yazarak geçinme çabalarını anlatıyor. (bkz: öğrenci evi) şimdi ise eski günlerin hatırına geri dönüp makarna yemek istiyor.
lisans ve yüksek lisans yıllarımda ikinci vatanıma dönüşmüş ilçe.özledim lan.burs yatar yatmaz şöhretler'e inip hayvan gibi yemek yemeyi. rıhtımda oturmayı. moda'ya yürümeyi. normalde 5 kişi kalm...
AI Özet: yazar, emrah safa gürkan'ın okulda veli rolüne dair yaptığı çıkışları destekliyor. esg'ye göre velinin görevi okulun işleyişine karışmak değil, evde çocuğuna sınır koymak ve onu yönlendirmektir. yazar, okuldaki düzen için veliye ihtiyaç duyan öğretmenlerin meslek seçimini sorgulaması gerektiğini savunuyor. velilerin hoca ödev vermiyor veya çocuğum en öne otursun gibi gereksiz taleplerle eğitim sistemini tıkadığını belirtiyor. (bkz: helikopter ebeveyn) durumuyla örtüşen bir tablo çiziyor. öğretmenlerin tamamının mükemmel olmadığını kabul etse de, velilerin şımarıklıkla gerçek hak arayışını birbirine karıştırdığını söylüyor. çocuğuna gözlük taktıramayan velinin sınıfa hükmetmeye çalışmasını absürt buluyor ve velinin önce kendi evindeki eksikleri gidermesi gerektiğini vurguluyor.
kahramanmaraş'taki saldırıdan sonra harika bir konuşma yapmış profesör. yorumlara baktığım kadarıyla kendisine karşı çıkan iki grup var: 1. grup: "veliler eğitimin olmazsa olmaz unsurudur. veli o...
AI Özet: yazar, bocelli'yi iki kez uçurduğunu ve adamın atlarını yanlış yere gönderince ona yardım ettiğini anlatıyor. (bkz: rüzgarın oğlu) gibi takılan abinin hem çok cömert olduğunu hem de sürekli ilahiler mırıldandığını belirterek durumu özetlemiş.
iki kere ucurdum ben bu abiyi. ikincide bizden baska at larida kargo ile amerikaya gitmis. bizim indigimiz yere yakin. ama bu bilmiyormus atlari ayni yere gelecek zannediyormus vsv...
AI Özet: yazar nostalghia ve legend filmlerindeki sahneleri övmüş, tom hardy ve oleg yankovsky'ye (bkz: hayranlık) duyduğu ilgiyi anlatmış.
sigara sağlığa zararlıdır1. you know great love stories—classic, no kisses, nothing at all, pur...